ASAYİŞ - 04 Eylül 2024 Çarşamba 14:31

Arkadaşını kalbinden bıçaklayarak öldüren sanık için istenen ceza belli oldu

A
A
A
Arkadaşını kalbinden bıçaklayarak öldüren sanık için istenen ceza belli oldu

Kocaeli’de oto yıkama dükkanında kendisini beyzbol sopası ile darp eden ve bıçaklayan arkadaşını kalbinden bıçaklayarak öldüren sanık hakkında 12 yıldan 18 yıla kadar hapis talep edildi.


Merkez Mahallesi Albay Burak Caddesi’ndeki oto yıkama dükkanında 7 Haziran 2023’de meydana gelen olayda, iş yeri sahibi Abdürrahim Bozboğa (39), Muhammed Alperen U. (26) tarafından kalbinden bıçaklanarak öldürüldü. Olaya ilişkin başlatılan geniş çaplı soruşturmada Muhammed Alperen U., Uğur S., Sedat Y., Ö.S. ve Y.E. isimli şahıslar polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. İfadeleri alınan şüphelilerden Uğur S., Sedat Y., Ö.S. ve Y.E. adli kontrol şartıyla serbest bırakılırken, Muhammed Alperen U. ise çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.



Duruşma devam etti


Muhammed Alperen U. hakkında "Haksız tahrik altında kasten öldürme"; Uğur S. ile Sedat Y., hakkında ise Muhammed Alperen U’ya yönelik işledikleri "Kasten yaralama, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma" suçlarından dava açıldı.


Olaya ilişkin açılan davanın duruşması Kocaeli Kocaeli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Salonda tutuksuz sanıklar Uğur S., Sedat Y. ve taraf avukatları hazır bulunurken, müşteki sanık sıfatında bulunan Muhammed Alperen U. ise duruşmaya SEGBİS ile katıldı.



"Alperen bıçakla Abdürrahim’e vurduğunu ancak neresine vurduğunu hatırlamadığını söyledi"


Tanık olarak dinlenen Yunus E., "Olay tarihinde Alperen’in işletilmekte olduğu içkili restoranın kasasına bakıyordum. Çalışma saatinde kadın garson ile Abdürrahim’in birlikte oturduğunu gördüm. Bunun üzerine kadın garsonu ’Çalışmıyor musun?’ diye uyardım. Daha sonra kasaya giderek çalışmaya devam ettim. Bir süre sonra Abdürrahim yanıma geldi, sarhoştu. Bir süre konuştuktan sonra bana tokat attı, dişim kanadı. Çalışanlar hemen onu dışarı çıkararak kapıyı kilitledi. İlk başta şikayetçi olacaktım ancak Abdürrahim’in kardeşini tanıdığım ve sarhoşken öyle bir harekette bulunduğu için vazgeçtim. Dişim kanadığı için hastaneye gittim, saat 00.00 sıralarında iş yerine geri döndüm. Zaten o saatte müşteriler gitmişti, biz arkadaşlarla oturmaya devam ettik. Kısa bir süre sonra Alperen geldi. Pantolonunda kan vardı ve yırtıktı, ne olduğunu sorduğumda oto yıkamaya gittiğini, orada Abdürrahim’in kendisine beyzbol sopası ile vurduğunu ve silahla ateş ettiğini söyledi. Yaralı olduğunu görünce hastaneye götürmek istedim ancak kabul etmedi, ’İyileşirim’ dedi. Bir de bıçakla Abdürrahim’e vurduğunu ancak neresine vurduğunu hatırlamadığını söyledi" diye konuştu.



Muhammed Alperen U. hakkında 12 yıldan 18 yıla kadar hapis talebi


Cumhuriyet savcısı mütalaasında, Muhammed Alperen U’nun "haksız tahrik altında" suçu işlediğine kanaat getirerek 12 yıldan 18 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Uğur S. ve Sedat Y. hakkında ise Muhammed Alperen U’ya yönelik işlediği "Kasten yaralama", "Nitelikli yağma" ve "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.


Mahkeme heyeti, avukatların süre talep etmesi üzerine duruşmayı erteledi.



Arkadaşını kalbinden bıçaklayarak öldüren sanık için istenen ceza belli oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep Gazikültür, halk şiirinin güçlü hatırlatma taşıyan yeni eserini okurla buluşturdu Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Gazikültür Yayınları, şair Ahmet Şahin’in "Ömrümün Hayal Perdesi" adlı eserini okuyucuyla buluşturdu. Gaziantep’in sözlü kültür birikimini, Barak havzasının duyarlığını ve Anadolu irfanını günümüze taşıyan eser, yerel hafızanın yazılı kültüre kazandırılması açısından önemli bir kültür hizmeti niteliği taşıyor. Mısralarında Anadolu halk şiirinin büyük ustalarını hatırlatan kültürel sürekliliğin canlı bir örneğini sunan şair Şahin, okuyucuya şiirlerinde hem alın terinin sıcaklığı hem de gönül emeğinin derinliği hissettiriyor. Eser, Karacaoğlan’ın lirizmini ve Anadolu halk şiirinin inanç merkezli duyarlığını çağrıştıran bir çizgide, yerel bir sesin evrensel bir dile dönüşümünü temsil ediyor. Gaziantep’in halk şiiri geleneğini yakından tanımak isteyenler ve Anadolu irfanının çağdaş yansımalarını okumak isteyenler için önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Okurlar, Ömrümün Hayal Perdesi adlı kitabı Gazikültür’ün müze mağazalarından ve magazagaziantep.com adresinden temin edebilir. GBB Kültür A.Ş. Genel Müdürü Halil İbrahim Yakar, bu şehrin bereketli toprakları yalnızca maddi üretimiyle değil, manevi üretimiyle de ülkenin kültür atlasında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Yakar, halk şiirinin bu şehrin ruhunu taşıyan en güçlü kanallardan birisi olduğunu belirterek, "Ahmet Şahin, Barak kültürünün içinden gelen sesiyle bu irfanı günümüze taşıyan kıymetli bir hafıza taşıyıcısıdır. Ömrümün Hayal Perdesi, Anadolu insanının ortak duyuşunu, inancını algısını samimi bir dille yansıtan çok değerli bir eserdir" dedi. Yakar, Gazikültür Yayınları’nın temel misyonuna da dikkat çekerek şehirlerin kültürel hafızasının korunmasının bir sorumluluk olduğunun altını çizdi. GBB bünyesinde yayınlanan eserlerin arşiv olmasının ötesinde de bir nitelik taşıdığına vurgu yapan Yakar, "Yaşayan değerleri geleceğe aktarmayı amaçlıyoruz. Çünkü şehirlerin ruhu, yalnızca mimaride ve sokaklarda değil; o şehirde söylenen türkülerde, yazılan şiirlerde ve anlatılan hikâyelerde yaşar. Ahmet Şahin’in bu eseri, Gaziantep’in kültürel sürekliliğini ve halk irfanının gücünü gösteren önemli bir tanıktır" şeklinde konuştu.
Aydın Yarım asırlık kalay ustası ‘çırak’ sıkıntısına dikkat çekti Aydın’daki kalaycılığın son temsilcilerinden olan 58 yaşındaki 2 çocuk babası Murat Uçar, çırak olarak girdiği mesleğinde 50 yılı doldururken, en büyük üzüntüsünün yetiştirecek çırak bulamamak olduğunu söyleyerek "Bakır bitmez ama artık usta kalmadı" dedi. Aydın’da yaşayan Murat Uçar (58), çırak olarak başladığı bakır ve kalaycılık işinde 50. yılını doldurdu. Bu mesleğin şehirdeki son temsilcilerinden olan Uçar, yetiştirecek çırak bulamadıklarını ifade ederken, en büyük hayallerinden birisinin de ustalığını genç nesillere aktarabilmek olduğunu söyledi. Aydın genelinde kalay ustası sayısının bir elin parmağını geçmediğini ve işini bıraktıktan sonra vatandaşların bakırlarının orta kalacağını ifade eden Uçar; "Bakır bitmez ama artık usta kalmadı" dedi. Kendisinin de mesleğinde sona yaklaştığını ve ustalığın kendileriyle beraber toprağa gideceğini vurgulayan Uçar; "1976’dan beri bu mesleği yapıyorum. Baba mesleği zaten. Allah’a çok şükür çocuklarımı evlendirdim, geçimimi buradan sağlıyorum ama artık ben de mesleğimde sona yaklaştım. Yarım asırdır bu işi yapıyorum, artık işten emekli olma zamanım geldi. Mesleğimi çok seviyorum ama artık sağlık sorunlarım sebebiyle yavaş yavaş bırakmaya başladım. Daha ne kadar bu işi sürdürebilirim bilmiyorum. Ama benim en büyük üzüntüm yetiştirecek çırak bulamamak. Mesleğin yok olmasına üzülüyorum. Bu mesleği öğrenen olsa aç ve açıkta kalmaz. Maalesef gençler rağbet göstermiyor, aileler de göndermiyor. Sanayi ortamında, zanaat işlerinde artık çırak kalmadı. Öğrenen nesil yok. En büyük korkum, ben de mesleği bıraktıktan sonra bu milletin bakırları ne olacak. Yani bakır bitmez ama usta bitti. Gerçekten en büyük korkum bu. Bakır çok ama usta yok. Maalesef ustalığımı aktarabileceğim kimse yok. Keşke birisine bırakabilsem" dedi.
Gaziantep Prof. Dr. Şahiner, kolorektal kanserinde erken teşhise dikkat çekti Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanları, toplumda giderek artan kolorektal kanser vakalarına dikkat çekerek erken teşhis, düzenli tarama ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine vurgu yaptı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Tayfun Şahiner, kolorektal kanserin erken evrede yakalanmasının tedavi başarısını doğrudan etkilediğini belirterek, "Kolorektal kanser genellikle bağırsak iç yüzeyinde gelişen poliplerden kaynaklanır. Bu polipler, erken dönemde tespit edilip çıkarıldığında kanser gelişimi tamamen önlenebilir. Özellikle 50 yaş üzerindeki bireyler ile ailesinde kolorektal kanser öyküsü bulunan kişilerin düzenli kolonoskopi yaptırmaları hayati önem taşımaktadır" dedi. "Genç yaş gruplarında da vaka artışı gözlenmektedir" Hastalığın risk faktörlerine değinen Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mesut Gül ise, modern yaşam tarzının kolorektal kanser üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Düşük lifli beslenme, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, obezite, sigara kullanımı ve hareketsiz yaşam tarzı kolorektal kanser riskini artırmaktadır. Buna karşılık sebze, meyve ve tam tahıllardan zengin beslenme, düzenli egzersiz ve sağlıklı kilo kontrolü koruyucu etki sağlamaktadır. Ayrıca son yıllarda daha genç yaş gruplarında da vaka artışı gözlenmektedir, bu nedenle belirtiler göz ardı edilmemelidir" ifadelerini kullandı. Kolorektal kanserin belirtileri hakkında bilgi veren Gül, uzun süren kabızlık veya ishal, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan görülmesi, karın ağrısı, kansızlık ve açıklanamayan kilo kaybı gibi tespit edilmesi ciddiye alınması gerektiğini ifade etti. "Kolorektal kanser tedavisinde cerrahi, en temel ve en etkili yöntemdir" Cerrahi tedavideki gelişmelere dikkat çeken Medical Point Gaziantep Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Başar Aksoy ise "Kolorektal kanser tedavisinde cerrahi, en temel ve en etkili yöntemdir. Erken evrede yapılan cerrahi müdahalelerle hastalarda tam iyileşme sağlanabilmektedir. Günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahi gibi minimal invaziv teknikler sayesinde hastalar daha az ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme avantajı yaşamaktadır. İleri evre hastalarda ise multidisipliner yaklaşımla kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir" şeklinde konuştu. Uzmanlar, tarama programlarının yaygınlaştırılmasının önemine de dikkat çekerek, 50 yaş üzerindeki bireylerin hiçbir şikâyeti olmasa dahi düzenli olarak tarama yaptırmaları gerektiğini vurguladı. Risk grubunda yer alan bireylerde ise bu yaş sınırının daha erkene çekilebileceği ifade edildi. Kolorektal kanserin büyük ölçüde önlenebilir ve erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen uzmanlar, toplumun bilinçlendirilmesi ve farkındalık çalışmalarının artırılmasının hayati önem taşıdığını belirtti.
İzmir Türkiye’de tüberküloz vakaları 19 yılda yüzde 65 azaldı Prof. Dr. Alev Gürgün, veremin (tüberküloz) SARS-CoV-2’den sonra dünyada tek etkenden kaynaklanan en ölümcül bulaşıcı hastalık olmaya devam ettiğine dikkat çekerken, Türkiye’de yürütülen mücadelenin önemli başarılar sağladığını söyledi. Prof. Dr. Gürgün, "Tüberküloz vakaları 19 yılda yüzde 65 azaldı. Bu, ülkemizde tüberküloz kontrolünün başarısını yansıtmaktadır." dedi. "2024’te 9 binin üzerinde vaka kaydedildi" Acıbadem Kent Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Alev Gürgün 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü’ne 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü kapsamında Türkiye’de ve dünyada veremle mücadeleye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Gürgün, 2024 yılında kayıtlı tüberküloz hasta sayısının 9 bin 27 olduğunu ifade etti. Gürgün, Covid-19 salgını sonrası ülkemizde tüberküloz hasta sayılarının düşüş gösterdiğini kaydetti. Gürgün, tüberküloz hastalık sıklığının 2005 yılında 100 bin nüfusta 29,8 iken 2024 yılında 10,5’a gerilediğini, hastalık sıklığının geçen 19 yılda yüzde 65 azaldığını vurguladı. Dünya nüfusunun dörtte biri enfekte Tüberkülozun insanlık tarihi kadar eski bir hastalık olmasına rağmen günümüzde de önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini vurgulayan Gürgün, dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birinin Mycobacterium tuberculosis ile enfekte olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Hastalığın, enfekte bireylerin bakteriyi solunum yoluyla yayması sonucu bulaştığını belirten Gürgün, "Tüberküloz genellikle akciğerleri etkiler ancak diğer organları da tutabilir. Daha çok yetişkinlerde görülür ve erkeklerde kadınlara oranla daha yaygındır." ifadelerini kullandı. "Tedavi edilebilir ve önlenebilir" Tüberkülozun tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çeken Gürgün, uygun tedaviyle hastaların 6 aylık ilaç rejimiyle iyileşebildiğini belirtti. 2000-2022 yılları arasında uygulanan tedaviler sayesinde 75 milyondan fazla ölümün önlendiğini aktaran Gürgün, yoksulluk, yetersiz beslenme, HIV enfeksiyonu, diyabet ve sigara kullanımının hastalığın yayılımında önemli rol oynadığını kaydetti. Her yıl 1 milyondan fazla kişi hayatını kaybediyor Prof. Dr. Gürgün tüberkülozun dünya genelinde en fazla ölüme neden olan ilk 10 hastalık arasında yer aldığını hatırlattı, "Her yıl bir milyondan fazla kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. 2022 yılında yaklaşık 10 milyon kişi hastalandı, 1,3 milyon kişi hayatını kaybetti. Ayrıca her yıl 410 binden fazla kişide ilaca dirençli tüberküloz gelişmektedir." dedi. Türkiye’nin programı dünyaya örnek Türkiye’nin tüberkülozla mücadelede kapsamlı bir program yürüttüğünü ifade eden Gürgün, başka ülkelerden gelen hastaların da ücretsiz tanı ve tedavi hizmetlerinden yararlandığını belirtti. Tanı, tedavi, temaslı takibi ve koruyucu uygulamaların bir bütün olarak yürütüldüğünü söyleyen Gürgün, verem savaşında sağlık sisteminin tüm unsurlarının aktif rol aldığını vurguladı. Korunma için aşı ve hijyen vurgusu Tüberkülozdan korunmada en önemli adımların başında bebeklere zamanında BCG aşısı yapılması, sigara kullanılmaması, hijyen kurallarına uyulması ve yaşam alanlarının düzenli havalandırılması geldiğini belirten Gürgün, hastaların ilaçlarını düzenli kullanmasının da kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Dünyada durum endişe verici Dünya genelinde tüberkülozla mücadelenin istenilen seviyede olmadığını ifade eden Gürgün, özellikle Asya ve Afrika’da hastalığın halen ciddi bir sorun olmaya devam ettiğini kaydetti. Prof. Dr. Gürgün, sözlerini şöyle sürdürdü: "Ülkemizde başarılı bir program yürütülürken Dünyada tüberkülozun durumu üzücüdür. Çünkü, tedavisi olan bu hastalıkta hala yılda 1,23 milyon insan ölmektedir. 2024 yılında hesaplanan 10,7 milyon hastanın 8,2 milyonu tanı almıştır. Bu rakam, bugüne kadar tanı alan en büyük hasta sayısını göstermektedir. Özellikle Asya ve Afrika’da tüberküloz hala salgın halindedir ve ölümlere yol açmaktadır. Verem savaşında bütün bir sağlık sisteminin yeterli olması, altyapı, sağlık personeli, bütçe, tanı olanakları, ilaçlar bulunması gereklidir. Ne yazık ki Dünyanın büyük kısmında bu sayılanlar yetersizdir, yoksulluk ve açlık devam ettiğinden Verem kontrolü de istenilen düzeyde değildir. Tüberküloz kontrolünün başarısı, bir ülkenin sağlık alanındaki yetkinliğinin bir göstergesidir. 24 Mart Dünya Tüberküloz Günü nedeniyle farkındalığımızın artması da bu küresel sağlık sorununun ortadan kaldırılması için çok önemlidir."
Balıkesir Güreşçi develer, bir yıl sonra sahalara geri döndü Yurt genelinde şap salgını nedeniyle deve güreşleri bu yıl yapılamazken, Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde sezonun son günlerinde düzenlenen antrenman güreşleri büyük ilgi çekti. Pelitköy arenasında düzenlenen güreşlere, İzmir, Muğla ve Çanakkale’den de develer katılırken, güreşleri yaklaşık 2 bin kişi izledi. İlçe merkezine 9 kilometre uzaklıktaki Pelitköy Mahallesinde düzenlenen güreşlerde kıran kırana güreşler olurken, bazı develerde kaçmayı tercih etti. Görevliler bazı develeri ayırmakta zorluk çekti. Güreşleri Belediye Başkanı Ali Kemal Deveciler ile Belediye Meclis Başkan vekili Tarık Erdil, Deveciler Derneği Başkanı Sadık Varol ve yaklaşık 2 bin güreş sever izledi. Çok sayıda vatandaş, güreş izlerken mangal keyfi yaptı. Şap hastalığı nedeniyle sezonda güreş yapılamadığını kaydeden Belediye Meclis Başkan Vekili Tarık Erdil, "Bu sene şap nedeniyle güreşler sekteye uğradı. Sezonun son günlerinde bugün antrenman güreşi yapalım istedik. Ama, güreşler çok ilgi gördü. İzmir, Muğla ve Çanakkale’ den develer geldi. Gelen arkadaşlar hiçbir ücret talep etmedi. Adeta bu güreş için seferberlik yaptılar. Araç parası bile talep edilmedi. Hepsi bu kültürün yaşatılması için destek oldular. Güreşleri çok sayıda insan izledi. Herkese teşekkür ediyoruz" dedi. Deveciler Derneği Başkanı Sadık Varol da, "Türkiye genelinde şap hastalığı nedeniyle güreşler yapılamadı. Sezonun son günlerinde bu güreşimizi yaptık. Tüm arkadaşlarımız imece ile bu işe destek oldu. Kimse para talep etmedi. Güreşimiz çok iyi oldu. Çok seyirci var. Seyirci bu güreşleri özlemiş. Herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.