ASAYİŞ - 28 Kasım 2025 Cuma 14:07

Çamaşırhane cinayetinde "bisküvi içinde uyuşturucu" ve "fitne" iddiaları

A
A
A
Çamaşırhane cinayetinde "bisküvi içinde uyuşturucu" ve "fitne" iddiaları

Kocaeli’nin Kartepe ilçesindeki çamaşırhanede işlenen cinayete ilişkin iş yeri çalışanlarının ifadeleri ortaya çıktı. Kavganın sebebi olarak "bisküvi içinde çıkan uyuşturucu" iddiası ortaya atılırken, çalışanlar arasındaki "kışkırtma ve fitne" tartışmaları da soruşturma tutanaklarına yansıdı.


Olay, 2 gün önce akşam saatlerinde Köseköy Mahallesi Kartal Sokak’ta meydana geldi. Çamaşırhanede çalışan yabancı uyruklu şahıslar arasında tartışma çıktı. Tartışma kısa sürede bıçaklı kavgaya dönüşürken, Abdolraouf Gorgani ile Muhammadsafa A. yaralandı. Abdolraouf Gorgani hayatını kaybetti, Muhammadsafa A. ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Olaya ilişkin çalışma başlatan polis ekipleri, iş yeri çalışanları Golbahar P., Abdulmatin M. ve Mehdi B’nin de aralarında bulunduğu 7 kişiyi gözaltına alıdı.



Golbahar P.: "Hiç birimizin çalışma izni yoktur"


Bir kişinin hayatını kaybettiği, bir kişinin ise ağır yaralandığı olaya ilişkin iş yeri çalışanlarının ifadeleri ortaya çıktı. İş yerinde aşçı olarak çalışan İran uyruklu Golbahar P. (36) ifadesinde, kendisi ve diğer çalışanların çalışma izni olmadığını, konteynerde kaldıklarını ve aylık 25 bin lira maaş aldığını belirtti.


Sevgilisi Mehdi B.’nin de aynı iş yerinde çalıştığını belirten Golbahar P., "Ben Abdolraouf’u 6 aydır tanırım. Abdolraouf ile hiçbir husumetim yoktur. Abdolraouf ile Muhammadsafa A. arkadaştır. Muhammadsafa kurutma işleri ile ilgilenir. Raouf P., dayımın oğlu olur. Raouf, memlekette iken beni aradı ve çalışmak istediğini söyledi. Raouf, 40-50 günden bu yana bizimle birlikte çalışır. Mehdi B. sevgilim olur. Mehdi’yi 4 seneden bu yana tanırım. Mehdi iş yerinde çalışandır ama Mustafa A. bir işi olduğunda iş yerini Mehdi’ye emanet ederek gider. Ali K., memleketten komşum olur ancak onu Türkiye’ye ben getirmedim. Ali benim bilmediğim bir komisyoncu vasıtasıyla Türkiye’ye geldi. Bende Ali’yi Türkiye’ye geldikten sonra gördüm. Ali’de fabrikada katlama işçisi olarak çalışır" dedi.



"İçeriden Ali’nin, ’Yardım edin, bana vurma’ diye sesleri geliyordu"


Golbahar P., olay günü maktul Abdolraouf Gorgani’nin, iş arkadaşları Ali K’yi darbettiğini öne sürerek, şöyle konuştu:


"Olay günü saat 17.00 sıralarında işimi bitirdikten sonra saat 18.30 sıralarında duş almak için iş yerinin iç kısmında bulanan banyolara gittim. Duştan çıktığımda, ölen Abdolraouf Gorgani, Ali’yi hemen benim kaldığım konteynerin yayında bulunan konteynerinden sürükleyerek kendisinin kaldığı iş yerinin iç kısmında bulunan odaya götürdüğünü gördüm. Bunu iş yerinde çalışanlardan Emrah, Metin, Feribors, Saman ve İşan isimli şahıslar da gördü. Ben bu olayı gördükten sonra odamdan çıkıp Rauf’un odasının önüne gittim. İçeriden Ali’nin, ’Yardım edin, bana vurma’ diye sesleri geliyordu. Bu sesleri duyduktan sonra Emrah, Metin ve Feribors odanın kapısını çaldılar ama Abdolraouf odanın kapısını açmadı."



"Abdolraouf ile Muhammadsafa; Ali’yi ortaya almış onu dövüyorlardı"


Yaklaşık 15 dakika kadar kapıdanın açılmadığını söyleyen Golbahar P., "Ali’nin acı çekmesini engellemek için iş yerinin iç kısmına girdim ve Mehdiye seslenerek ’Ali’yi dövüyorlar, gel yardım et, ben erkeklerin içine giremem’ diye söyledim. Bunun üzerine Mehdi, Abdolraouf’un odasının önüne geldi. O da kapıyı çaldı ama Abdolraouf açmayınca Emrah ile Mehdi odasının kapısını kırdı. İçeride Safa, Ali ve Abdolraouf bulunuyordu. Abdolraouf ile Muhammadsafa; Ali’yi ortaya almış onu dövüyorlardı. Orada bulunan herkes ’Ali’ye vurmayın’ diye Abdolraouf ile Muhammadsafa’ya kızıyordu. Ancak onlar, ’Kimse bize karışmasın, çıkın odamdan, ben istediğime vururum, istediğime vurmam’ diye bağırdı. Abdolraouf ile Muhammadsafa bağırdıktan sonra orada bulunan Emrah, Metin, Armin, Mikail; ’Çocuğa vurmaya hakkın yok’ diye tepki gösterdi" diye konuştu.



"Kimin kime bıçakla vurduğunu görmedim"


İş yerinde kavga çıktığını, ardından Mustafa A’yı arayıp durumu bildirmek üzere alandan uzaklaştığını anlatan Golbahar P., telefon görüşmesinin ardından olay yerine geldiğinde herkesin kaçıştığını gördüğünü söyledi. Ardından yanındaki arkadaşıyla birlikte bir süre saklandığını anlatan Golbahar P., "Kapının arkasında saklandım. Burada beklerken 2 ambulansın iş yerine geldiğini gördükten sonra ise birilerinin yaralandığını anladım" şeklinde konuştu.


Bıçaklama anını görmediğini söyleyen Golbahar P., "Kimin kime bıçakla vurduğunu görmedim, o esnada Mustafa abi ile konuşuyordum. Olay yerinde ben hiç kimsenin elinde bıçak görmedim. Yaşanan olaya bir dahilim yoktur" ifadelerini kullandı.



"Suçu Mehdi’nin üzerine atmaya çalışıyorlar" iddiası


İfadesinde iş yerindeki gruplaşmalara dikkati çeken Golbahar P., kimseyle husumeti olmadığını ancak karşı grubun suçu sevgilisi Mehdi B’nin üzerine yıkmaya çalıştığını savundu. Golbahar P., "Emrah, Metin ve Feribos, Mehdi’nin üzerine suç atmak istiyor. Mehdi ile Raouf’un elinde bıçak görmedim. 17 kişi birbirine girmişti. Ben bir şey görmedim. Semiha bizim iş yerinde çalışır. Semiha olay esnasında olayın yaşandığı odanın önüne geldi ve olan biteni izliyordu. Bir yandan da ’Kavga etmeyin’ diye bağırıyordu. Semiha sürekli iş yerindeki insanların arasına fitne sokuyordu. Herkese ’O senin hakkında bunu dedi, bu senin hakkında bunu dedi’ diye söylüyordu" iddialarında bulundu.



Abdolmatın M.: "Mehdi, sağ arka cebinden bıçak çıkarıp Abdolraouf’a saldırmaya başladı"


Olay anına tanıklık eden Abdolmatın M. ise kavganın seyri hakkında bilgiler verdi. Golbahar P.’nin "Ali’yi dövüyorlar" diye bağırması üzerine şüpheli Mehdi B.’nin kapıyı tekmeleyerek açtığını belirten Abdolmatın M., şöyle konuştu:


"İçeride Ali ve ölen Abdolraouf odanın içerisinde kavga etmeksizin kendi aralarında yüksek sesle konuşuyorlardı. Mehdi ile Abdolraouf arasında karşılıklı kavga çıktı ama ben ilk kimin vurduğunu görmedim. Ayırmak için yanlarına yaklaşmak istediğimde Mehdi beni iterek yana gönderdi, daha sonra ise kendisi de dışarıya çakmak için kapıya yöneldi. Bu esnada ise Abdolraouf, Mehdi’nin ensesinden tutunca Mehdi ise sağ arka cebinden bıçak çıkarıp Abdolraouf’a saldırmaya başladı. Bu saldırdığı esnada herkes koridordaydı."



Semiha Ü.: "Abdolraouf, Ali ile Armin’e iyi çalışmadıkları için ’Sizi işten çıkaracağım’ diye söylemiş"


Bir başka çalışan Semiha Ü. ise husumetin bir hafta öncesine dayandığını öne sürdü. Maktul Abdolraouf Gorgani’nin, Ali ve Armin’i "İyi çalışmıyorsunuz, sizi işten çıkaracağım" diye tehdit ettiğini, bunu duyan Golbahar’ın ise sevgilisi Mehdi’ye mesaj attığını iddia eden Semiha Ü., grubun daha sonra maktulün konteynerine giderek tartıştığını anlattı. Semiha Ü., "Bu mesaj sonrasında Mehdi, Raouf, Ali ve Golbahar birlikte Abdolraouf’ın yattığı konteynere gittiler ve onunla konuştular, aralarında tartışma çıktı ama yabancı konuştukları için ne konuştuklarını anlayamadım. Daha sonra ise Abdolraouf uyandı ve içeriye geldi. Bende Abdolraouf’ya neler olduğunu sorduğumda Abdolraouf, ’Abla gelip beni uyandırdılar, ileri geri konuştular’ diye söyledi" dedi.



"Mehdi ile yanındakiler sürekli olarak kavga etmek için sebep kolluyorlardı"


Semiha Ü., zanlıların bir süredir gerginlik çıkardığını öne sürdü. Golbahar P’nin, sevgilisi Mehdi B’yi diğer çalışanlara karşı sürekli dolduruşa getirdiğini iddia eden Semiha Ü., şunları kaydetti:


"Golbahar iş yerinde iken sürekli kendi kendine, ’Bu mutfağı pis bırakıyorlar, benim yaptığım yemekleri beğenmiyorlar’ gibi şeyler söylüyordu. Bir gün laf arasında ölen Abdolraouf için, ’Bu iş yerine sorumlu olacak eleman getirecek, bizi işten çıkarmak istiyor’ diye sürekli söylenip Mehdi ve onun işe aldırdığı kişileri dolduruşa getiriyordu. Yaşanan bu olaylardan dolayı bir haftadır, Mehdi ile Abdolraouf’un grubu birbiriyle konuşmuyordu ama Mehdi ile yanındakiler sürekli olarak kavga etmek için sebep kolluyorlardı."



"Mehdi daha önce de bıçak çekiyordu"


Olay anında Mehdi B’nin odaya girer girmez cebindeki çakıyla maktule saldırdığını belirten Semiha Ü., diğer kişilerin ise olaya müdahaleyi engellediğini savundu. Semiha Ü., "Ben odaya girdikten sonra her ikisine, ’Ne oluyor?’ diye söylemeye kalmadan Mehdi elinde bulunan çakı bıçağı ile Abdolraouf saldırmaya başladı. Mehdi odaya girer girmez eli ile Abdolraouf’un yakasını tuttu ve ona saldırmak istedi. Bu sırada Bahar, Raouf ve Ali ise bizim bulunduğumuz odanın kapısında duruyorlardı ve Abdolraouf’un yakınları olan Emrah, Metin ve Feribors’un odaya girmesine, olay müdahale etmesine mani olmaya çalışıyordu. Mehdi odaya girdikten sonra ölen Rauf ile aralarında yaklaşık 10 dakika kadar boğuşma oldu ve hiç kimse Abdolraouf yardım için içeriye giremedi. Mehdi daha önce de bıçak çekiyordu ama kimseye zarar vermiyordu Ama son olayda Mehdi bilinçli olarak Abdolraouf ile Muhammadsafa’yı yaraladı. Olayda Abdolraouf veya diğer şahısların elinde hiç bir kesici alet, bıçak ve künt cisim yoktu" diye konuştu.



Golbahar P.: "Semiha yanlış biliyor"


Hakkındaki "sevgilisini dolduruşa getirip kavgaya azmettirdiği" iddialarını reddeden Golbahar P., Semiha Ü’nün olayları yanlış bildiğini savundu. Geçmişteki gerginliğin işten çıkarma değil, yemek meselesi olduğunu öne süren Golbahar P., bu olayda da kavga çıkmadığını söyledi. Semiha Ü.’nün olay anını görmediğini, ambulans geldikten sonra yanlarına geldiğini iddia eden Golbahar P., sevgilisi Mehdi B.’nin kimseye bıçak çekmediğini savundu.



"Bisküvi içinden uyuşturucu çıktı" iddiası


Golbahar P., maktul Abdolraouf Gorgani’nin Ali K’yi darbetme sebebinin ise "uyuşturucu yüzünden tutuklanan arkadaşları" olduğunu ileri sürdü. Golbahar P., "Daha önceden iş yerinde İbrahim diye biri çalışıyordu ama memlekete gitmişti. Geri gelirken ise herkes İbrahim abiye, ’Memleketten bir şeyler getir’ demiş. Ali de memleketten bir şeyler istemiş ama Ali’nin eşyaları arasında uyuşturucu madde çıkmış. Bundan dolayı Abdolraouf, Ali’yi dövüyordu. Söylemek istediklerim bunlardan ibarettir. Ben kimseyi azmettirmedim. Hiç olaya karışmadım, suçsuzum" dedi.


Öte yandan, Ali K’nın memleketinden dönen eski çalışan İbrahim isimli kişiden bazı eşyalar istediği, getirilen eşyaların arasındaki bisküvilerin içinde uyuşturucu madde ele geçirildiği, bu olay nedeniyle İbrahim’in tutuklandığı, maktul Abdolraouf’un da arkadaşının tutuklanmasından Ali K’yı sorumlu tuttuğu ve "Senin yüzünden tutuklandı" diyerek hesap sorması üzerine Ali K’yı darbettiği iddia edildi.



Çamaşırhane cinayetinde "bisküvi içinde uyuşturucu" ve "fitne" iddiaları

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Bursa’da Yeşim Grup’a Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülü Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nde Bursa imzası yer aldı. Yeşim Grup, toplumsal cinsiyet eşitliği alanında uzun yıllardır kararlılıkla yürüttüğü çalışmalarla Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından Kültür Merkezi’nde düzenlenen 6. Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri’nde ödüle layık görüldü. Kadın Dostu Markalar Platformu tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen Uluslararası Kadın Dostu Markalar Farkındalık Ödülleri, 5 Mart 2026 tarihinde Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kadın girişimciliğinin desteklenmesinden kadın istihdamına, toplumsal cinsiyet eşitliği bilincinden eğitim ve kültürde fırsat eşitliğine kadar birçok farklı başlıkta projelerin değerlendirildiği zirvede, 8 ayrı kategoride toplam 30 proje ödülle onurlandırıldı. Sunuculuğunu oyuncu ve televizyon sunucusu Ceyda Düvenci’nin üstlendiği, iş dünyası, sanat ve sivil toplumdan birçok önemli ismi bir araya getiren ve "İnsana, Gezegene ve Geleceğe Değer" temasıyla düzenlenen törende Yeşim Grup, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarıyla öne çıktı. "Köklerden Geleceğe Eşit Yarınlar İçin" başlıklı proje, başkanlığını Prof. Dr. Ithır Erhart’ın yürüttüğü, akademi, iş dünyası, medya ve sivil toplum temsilcilerinden oluşan 22 kişilik bağımsız jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda 62 proje arasından seçilerek "Kadın İstihdamı ve İş Yaşamında Fırsat Eşitliği" kategorisinde ödüle layık görüldü. Ödül, Yeşim Grup adına Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur, Kurumsal İletişim Şefi Gizem İskeçeli Ok ve Kurumsal İletişim Uzmanı Furkan Güneri’ye takdim edildi. Yeşim Grup’un "Önce İnsan" anlayışına vurgu yapan Yeşim Grup Kurumsal İletişim Direktörü Dilek Cesur, "Toplumsal cinsiyet eşitliği, 1988 yılından bu yana kurum kültürümüzün temelini oluşturan önemli değerlerden biri. Kadınların iş yaşamında eşit fırsatlara sahip olduğu ve potansiyellerini özgürce ortaya koyabildiği bir çalışma ortamı oluşturmanın hem kurumsal gelişim hem de toplumsal dönüşüm açısından büyük değer taşıdığına inanıyoruz. Bu ödül, kapsayıcı ve âdil kurum kültürümüzün bir yansıması olması açısından bizim için ayrıca anlam taşıyor. Çok paydaşlı iş birlikleriyle güçlenen projemiz; uzun yıllara yayılan sürdürülebilir yaklaşımı, ortaya koyduğu ölçülebilir sonuçlar ve kurum sınırlarını aşarak daha geniş bir toplumsal etki alanı göstermesiyle dikkat çekiyor. Bu alanda uzun yıllardır sürdürdüğümüz çalışmaların böyle anlamlı bir platformda takdir edilmesi bizim için önemli bir motivasyon kaynağı." dedi. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların iş yaşamında güçlenmesine yönelik çalışmalarıyla uluslararası platformlarda dikkat çeken Yeşim Grup, Just Style Excellence Awards kapsamında Ecollectiv projesiyle çeşitlilik, kapsayıcılık ve sosyal etki kategorilerinde ödüle layık görülürken, "UN Global Compact Network Ukrayna" tarafından yürütülen "Sürdürülebilirlik Ortaklığı Ödülü 2025" kapsamında ise "Sosyal Değişim" kategorisinde örnek gösterilen projeler arasında yer almıştı.
Antalya Nineler ve torunları mendil geleneğinde buluştu: Ellerini öptükleri ninelerinin sardığı mendillerden hediyelerini aldılar Antalya’da Olgunlaşma Enstitüsü tarafından kültürde ayrı bir yeri olan mendil geleneğini genç kuşaklara tanıtmak amacıyla "Nineler ve torunlar ile bayram geleneği" etkinliği düzenlendi. Kuşakları bir araya getiren etkinlikte nineler ve torunlar gelenekleri yeniden canlandırdı. Olgunlaşma enstitüsü Müdürü Emine Erkal, "Bu geleneği yaşatmak adına burada toplandık. Olgunlaşma enstitüleri olarak geleneği birlikte kucaklamaya ihtiyacımız var" dedi. Ramazan ve kurban bayramlarında unutulmaya yüz tutmuş, ziyarete gelen küçüklere mendil verme geleneği, Antalya’da Olgunlaşma Enstitüsü tarafından "Nineler ve torunlar ile bayram geleneği" etkinliği ile tekrar yaşatılıyor. Eski bayram geleneklerinin unutulmaması için gerçekleştirilen etkinlikte nineler ve torunlar birlikte mendil hazırladı. Mendillere torunların isimlerinin baş harfleri yazıldı ve geleneksel motifler işlendi. Hazırlanan mendillerin içerisine nineler tarafından para ve şeker konuldu, torunlar ise ninelerinin ellerini öperek hediyelerini aldılar. Gelecek ile gelenek arasında köprü kuran etkinlikte eski bayram günleri tekrar yaşatıldı. "Etkinliğin birliğimizi koruyacağına inanıyorum" Antalya Olgunlaşma Enstitüsü Müdürü Emine Erkal, teknolojideki hızlı gelişmelerin geleneklerin unutulmasına neden olduğunu söyledi. Geleneklerin tekrar yaşatmak adına etkinliği düzenlediğini ifade eden Erkal, "Ramazan bayramı öncesinde mendiller işlenir ve torunlarımıza ve çocuklarımıza hediye edilirdi. Bu geleneği yaşatmak adına burada toplandık. Mendiller işlendi. İçlerine şekerler kondu ve hep birlikte bu güzel geleneğimizi yaşatmış olduk. Olgunlaşma enstitüleri olarak geleneği birlikte kucaklamaya ihtiyacımız var. Son dönemde teknolojinin bu kadar arttığı ve iletişim sorunlarının yaşandığı günümüzde, bu tür etkinliklerin birliğimizi koruyacağına inanıyoruz" dedi "Geçmiş olmadan geleceğe bakamayız" Bedriye Bileydi İlkokulunda Öğretmen Nursen Yurtkulu bayramlarda çocuklara mendil verme geleneğini tekrar yaşatmak için öğrenciler ile birlikte etkinliğe katıldığını belirtti. Yurtkulu, kültürün inceliğine değinerek şöyle konuştu: "Nineler ile torunları buluşturduk, bayramda nasıl hediye veriliyorsa onu yaşatmaya çalıştık. Bugün çocuklar büyük bir keyif ile geldiler. Nineleri ile Mendillere baş harflerini işlediler, mutluydular. Bayramda büyüklerimiz mendil içinde çocuklara para verirlermiş, paranın mendil içinde verilmesinin sebebi çocukların etraftakilerin görüp utanmamasıymış. Gelenek ve göreneklerimizin bu kadar güzel bir inceliği var. Geçmiş olmadan geleceğe bakamayacağımız için bu köprüyü bir öğretmen olarak ben kurabilirim diye düşündüm." Etkinliğe katılan nine Hatice Çiftçi ise duygularını, "Çok güzel bir etkinlikti. Böyle bir şey tahmin etmiyordum. Heyecanlı geldim, mendilimi işledim" sözleriyle dile getirdi. Etkinliğe katılan öğrenci Esma Tanem Ekmekçi de, "İsimlerimizin baş harfini diktik. Mendilin içine ninelerimiz içine harçlık koyup bize verdiği geleneği sürdürdük. Geleneklerimizi yaşatmak çok güzel, içimde güzel bir his oldu." Etkinliğe katılan öğrenci Asya Lina Yıldırım ise "Mendillere isimlerimizin baş harfini işledik, çiçek ve kalp işledik. Bayramlarda yapılan çok güzel bir gelenek, tekrar canlandırmaya geldik" ifadelerini kullandı.
Sinop Sinop’ta soğuk hava arıcılığı olumsuz etkiliyor Sinop’ta kışın uzun sürmesi ve soğukların devam etmesi nedeniyle arı kolonilerinde açlık ve ölümler yaşandı. Erfelek ilçesi Çelen köyünde etkili olan soğuk hava, arıcılık faaliyetlerini olumsuz etkiledi. Bölgede arıcılık yapan Erol Karakaş, arıların mevcut durumunu ve yürütülen çalışmaları anlattı. Karakaş, kış döneminin genel olarak ağır geçmediğini belirterek, "Kış fena değildi. Kışın zayiatları illaki yüzde 10-20 oluyor ama şu andaki baharın iyi gitmesi bizim için önemli. Bundan sonra çiçeklerin iyi gitmesi ve gece sıcaklığının yüksek olması gerekir. Bal yaptıran gece sıcaklığı şu anda iyi değil. Çiçekler nektar üretmiyor, polen geliyor ancak nektar yok. Biz de bunu şekerle takviye ediyoruz, nektarın yerine bunu veriyoruz. Arılara şurup veriliyor ama arılar polen getirebiliyorlar" dedi. Arıların yavru üretimine devam ettiğini ifade eden Karakaş, "Yavru üretiyorlar, içeride yavruyu çoğaltıyorlar. Bizim gayemiz arı sayısını çoğaltmak. Şu anda kovanlarımızda en fazla 20 bin arı var. Yavruya bal şurubu vererek 80-100 bine çıkarıyoruz" diye konuştu. Karakaş, arıların şu anda gelişim döneminde olduğunu, bal sezonunun genellikle mayıs ortasından sonra başladığını belirterek, "Arıların bal tutma dönemi 15 Mayıs’tan itibaren başlar. O dönemde şurup vermiyoruz ve üzerine kat koyuyoruz. Alt kattaki balı alıyoruz, karışmıyoruz" şeklinde konuştu. Sinop’ta arıcılar, havaların olumsuz seyri nedeniyle arı ölümlerini azaltmak ve kolonileri güçlendirmek amacıyla takviye besleme yapmaya devam ediyor.
Manisa Salihli’de tarımsal üretime bilimsel destek Manisa’nın Salihli ilçesinde Ziraat Odası bünyesinde hizmet verecek olan Toprak, Yaprak ve Su Analiz Laboratuvarı düzenlenen törenle hizmete girdi. Ziraat Odası’nda düzenlenen açılış törenine Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu, Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, CHP Salihli İlçe Başkanı Mustafa Özer, Manisa Büyükşehir Belediyesi bürokratları, muhtarlar, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, oda başkanları ile çok sayıda davetli katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından ilk konuşmayı Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç yaptı. Yalvaç, "Bu serüven, rahmetli belediye başkanımız Ferdi Zeyrek, sivil toplum kuruluşlarını gezmeye başladığında odamızı da ziyaret etmesi ile başladı. Bildiğiniz gibi odamız bünyesinde yer alan laboratuvarın sürekliliği odamızın gelir ve gider dengesindeki zorluklar nedeniyle sağlanamadı. Biz kendisine odamızın fiziki yapısının uygun olduğunu, bu yüzden odamızda yaprak, toprak ve su analizi yapmak istediğimizi söyledik. Başkanımızda bizlere söz verdi ve protokol yaparak tüm Manisa’ya örnek olacak bir hizmeti kazandırma yoluna girdik. Bu birimimize çok sayıda ülkeden ekipman kazandırdık. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Besim Dutlulu olmak üzere, Salihli Belediye Başkanımız Mazlum Nurlu’ya, Manisa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmet Dairesi Başkanı Yılmaz Usta’ya alanında uzman Prof. Dr. Yusuf Kurucu’ya bir kez daha teşekkür ediyorum" dedi. Salihli Belediye Başkanı Mazlum Nurlu ise ‘Tarımı bilimle buluşturan bu merkezin başta Salihli çiftçimiz olmak üzere tüm yöre çiftçilerimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bir çiftçi belediye başkanı olarak bu tesisin ilçemize kazandırılması bizleri çok mutlu ettiğini belirtmek istiyorum" dedi. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ise "Salihli, Manisa’nın en bereketli en güzel ovasıyla, insanıyla güzellikleri ile örnek bir ilçesi. Herkesin gıpta ile baktığı özendiği bir ilçe. Salihli bizim için çok önemli. Salihli öyle çokta büyük bir yatırım almadı. Bizde bir fark oluşturmamız lazım dedik. Bu kapsamında Salihli’mize tarıma destek anlamında bu hizmeti kazandırıyoruz. Manisa’nın tamamında tüm çiftçilerimize destek olmaya devam edeceğiz" Konuşmaların ardından Toprak, Yaprak ve Su Analiz Laboratuvarının açılışı gerçekleştirildi.