GÜNDEM - 09 Ocak 2026 Cuma 12:31

Depreme dayanıksız hastanenin 3 bloğu için tahliye ve yıkım kararı

A
A
A
Depreme dayanıksız hastanenin 3 bloğu için tahliye ve yıkım kararı

Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan deprem performans analizleri sonrası A, B ve B1 bloklarının tahliye edilerek yıkılmasına karar verildi. Hastanenin kapatılmayacağı, kampüs içine 120 yataklı acil durum yapısının inşa edileceği açıklandı.



Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ve İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan, düzenlenen basın toplantısında Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne ilişkin alınan kararları kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, deprem performans analizleri sonucu yataklı servislerin bulunduğu A, B ve B1 bloklarının tahliye edilerek yıkılmasına karar verildiği, hastanenin kapatılmasının ise söz konusu olmadığı belirtildi. Yetkililer, acil servis, yoğun bakım, ameliyathaneler, poliklinikler ile görüntüleme ve laboratuvar hizmetlerinin kesintisiz şekilde sürdürüleceğini vurguladı.



120 yataklı Acil Durum Hastanesi inşa edilecek


Öte yandan, kampüs alanı içerisinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 120 yataklı Acil Durum Hastanesi inşa edileceği, bu yapının yaklaşık 3-4 ay içinde tamamlanmasının planlandığı açıklandı. Söz konusu hastanenin hizmete alınmasının ardından Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin mevcut fonksiyonlarına yeniden döneceği ifade edilirken, ilerleyen süreçte Sağlık Bakanlığı tarafından yapılması planlanan ana hastane binasının tamamlanmasıyla birlikte 120 yataklı acil durum hastanesinin Yaşlı Bakım Merkezi olarak işletilmek üzere Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne devredileceği bildirildi. Yetkililer, tüm çalışmaların hasta ve sağlık çalışanlarının can güvenliğini sağlamak ve sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürülmesi amacıyla yürütüldüğünü belirterek, sürecin şeffaf şekilde kamuoyuyla paylaşılmaya devam edeceğini kaydetti.



"3 blok depreme dayanıksız"


Konuya ilişkin açıklama yapan Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, "Yapılan incelemelerde; yataklı sersilerinin olduğu 3 blokun deprem performanslarının yetersiz olduğu, deprem anında yıkılma tehlikesi olduğu raporlarla anlaşılmıştır. Vatandaşlarımızın, hastalarımızın ve orada görev yapan kıymetli personelimizin can güvenliği bizim için önceliklidir. Bu ihtiyacın ortaya çıkmasıyla birlikte yapılabilecek çalışmalara ilişkin değerlendirmeler başlatılmış, süreç ilgili yöneticiler ve teknik ekiplerin katkılarıyla yürütülmüştür. Mevcut hastanenin hizmetini aksatmadan, kapasiteyi artırmadan kesintisiz hizmet verebilecek bir çözüme ulaşılması hedeflenmiştir" dedi.



"Deprem performansı düşük olan yapıların yıkım kararları alınmıştır"


Tahliye edilmesi gereken acil birimler A, B ve B1 blokları olduğunu söyleyen Vali Aktaş, "Şu anda yataklı servis hizmeti verilen toplam üç blok bulunmaktadır ve bu blokların tahliye edilmesi gerekmektedir. Bu açıklamanın ardından ekiplerimiz yeni yataklı servis alanlarının kurulumu için çalışmalara başlayacaktır. Acil servisler, acil sağlık hizmetleri kesintisiz şekilde devam edecektir. Yoğun bakım üniteleri, ameliyathaneler, poliklinikler, görüntüleme, laboratuvar ve diğer tüm sağlık hizmetleri mevcut yerlerinde ve aynı düzen içerisinde sürdürülecektir. Büyükşehirin yapacağı acil durum hastanesinin yapım sürecinin yaklaşık 3-4 ay sürmesi beklenmektedir. Bu süre sonunda eğitim ve araştırma hastanesi, mevcut cihaz ve donanımıyla aynı şekilde hizmet vermeye devam edecektir. Bu süreçte herhangi bir hizmet aksaması yaşanmayacaktır. Acil durum hastanesi diğer binalarla birlikte planlanmış olup, eş zamanlı olarak yeni hastane inşaatı süreci de başlatılacaktır. Deprem performansı düşük olan yapıların yıkım kararları alınmış, yerine modern ve güvenli hastane binalarının yapılması için gerekli işlemler tamamlanmıştır. İnşaat sürecinin kısa sürede tamamlanarak hastanenin hizmete açılması hedeflenmektedir" şeklinde konuştu.



"Hastane binasında en küçük bir çatlak dahi kabul edilemez"


Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın ise "Kamu binalarının sürekli ve kesintisiz hizmet verebilecek nitelikte olması gerekmektedir. Normal bir konut binasında duvarda bir çatlak makul karşılanabilirken, hastane binasında en küçük bir çatlak dahi kabul edilemez. Bu standartların sağlanabilmesi amacıyla bütün kamu binaları gözden geçirilmektedir. Bu kapsamda yapılan analizlerde; A blok, B blok ve B1 blok olarak adlandırılan, yüksek katlı yapılar üzerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. Yapılan değerlendirmelerde, bu bloklarda güçlendirmenin doğru olmayacağı, güçlendirme maliyetinin neredeyse yeniden yapım maliyetine ulaştığı görülmüştür. Dolayısıyla bu yapıların yeniden inşa edilmesinin daha doğru olacağı kanaatine varılmıştır. Yapılan istişarelerde de bu görüş uygun bulunmuştur" ifadelerini kullandı.



Depreme dayanıksız hastanenin 3 bloğu için tahliye ve yıkım kararı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara CHP’de ihraç edilenler partiye geri dönüyor Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Zeynel Emre, "Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu" dedi. CHP Parti Meclisi (PM) ve Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplandı. Yaklaşık 7 saat süren toplantının ardından Parti Sözcüsü Zeynel Emre, PM ve MYK gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Emre, "Biz güçlü belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetlerinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız" diye konuştu. "Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız" CHP’li belediyelere yönelik operasyonların ardından bir hukuk birimi oluşturduklarını hatırlatan Emre, "Kapsamlı bir şekilde hukukçular sürekli olan biteni raporladı, gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme grubu oluşturacağız ve bir hukuki rehberlik ve raporlama. Bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımızla. Biz bütün bu saldırılar karşısında gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük içerisinde cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak" CHP olarak sahaya ineceklerini duyuran Emre, sözlerine şöyle devam etti: "CHP, 4 Mayıs itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki yürüyen davalarda nöbet usulüyle, mecliste nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini gerçekleştirecekler ama MYK üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyeleri, PM üyeleri, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’ndeki arkadaşlarımız sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız. 196 bin sandık görevlimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bini tekrar görev yapacak şekilde iletişime geçildi, görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık görevlisi, kendi sandık, saha, bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir şekilde saha çalışmasına katılacak ve bunun bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz. CHP yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde de bir dahaki seçim ortamına kadar, ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmayı, çabayı sergilemeye devam edeceğiz." Partiden ihraç edilenler geri dönüyor Emre ayrıca geçmiş dönemlerde partiden ihraç edilenlere yönelik şunları söyledi: "Tam rakam olarak 30 civarında geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama Parti Meclisine, yönetime başvurmuş. Bizim çizgimiz gereği bağışlanma talebi ve dosyaları görüşülmüş, eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa, biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz. Bir süre sonra bir şans daha veriyoruz yani. Dolayısıyla 30 civarında kişi için bu yönde bir düzenleme oldu."
İstanbul Küresel müzik endüstrisinde yeni dönem İstanbul’da MESAM, MSG ve MÜ-YAP iş birliğiyle "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası" toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüştüğü ve telif haklarının bu dönüşümün en kritik başlıklardan biri haline geldiği vurgulandı. Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği (MESAM), Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği (MSG) ve Bağlantılı Hak Sahibi Fonogram Yapımcıları Meslek Birliği (MÜ-YAP) iş birliğiyle düzenlenen "Türkiye’nin Yeni Yol Haritası" başlıklı toplantıya MESAM Başkanı Recep Ergül, MSG Başkanı Ferhat Göçer, MÜ-YAP Başkanı Bülent Seyhan, MÜ-YAP yöneticisi Bülent Forta ve çok sayıda sanatçı katıldı. Programda küresel müzik endüstrisindeki dijitalleşmenin yeni iş modelleriyle birlikte hızla dönüştüğü ve telif haklarının bu dönüşümün en kritik başlıklardan biri haline geldiği vurgulandı. Toplantıda konuşan MESAM Başkanı Recep Ergül, "Global telif gelirleri açısından baktığımızda çatı kuruluşumuz CISAC, yani Uluslararası Söz Yazarları ve Besteciler Konfederasyonu verilerine göre sadece eser sahipleri itibarıyla 13.97 milyar euro gibi bir telife ulaşılmış 2025 yılı itibarıyla. Bunun yüzde 51,2’sini Avrupa payı olarak düşündüğümüzde biz neresindeyiz? Değerli arkadaşlar özellikle Kültür ve Turizm Bakanlığımızın yayınladığı bir genelgeyle tüm otellerin toplu lisansa tabi tutulması ve herkesin telif bedelini ödüyor olması neticesinde ve bu dijital platformlarla yapılan anlaşmalar neticesinde eser sahipleri meslek birlikleri olarak yani MESAM ve MSG olarak 2025 verileri itibarıyla 2.5 milyar rakamına ulaşıldı. Her iki meslek birliğinin toplam 27 bin 327 üyesi var. Bunu böldüğümüzde belki çok dişe dokunur bir şey çıkmayacaktır ancak 5 yıl önceki yerimiz itibarıyla baktığımızda da epey mesafe katetmiş görünüyoruz" ifadelerini kullandı. MSG Başkanı Ferhat Göçer de, "Beş ana mecramız var aslında bütün mücadelemizi verdiğimiz. Bu beş mecra; başta UMK’lar, yani bildiğiniz aslında restoranlardan tutun da taksilere, otobüslere kadar, berberler, güzellik salonları, restoranlar, kafelere kadar. Türkiye’de yaklaşık 500 bine yakın mekandan bahsediyoruz. Bunlar içinde otobüsleri, taksileri saymıyorum. 500 bin UMK dediğimiz mecra var" dedi.