GÜNDEM - 09 Haziran 2025 Pazartesi 13:25

Konya Ovası çöküyor: Binlerce obruk geri döndürülemez durumda

A
A
A

Kontrolsüz yeraltı suyu kullanımı, kuraklık ve azalan yağışlar Konya Ovas’ını çökertiyor. Binlerce obruğun oluştuğu bölgede uzmanlar, "Artık geri dönüş yok" diyor.

Kurak ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan Türkiye’de küresel ısınma, iklim değişikliği, yağış rejiminin değişmesi kuraklık tehlikesini de beraberinde getirirken Kocaeli Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Araştırma Görevlisi Dr. Özge Can Ataş, yeraltı su kaynakları ve Konya Ovası’nda gerçekleşen obruklar hakkında bilgi verdi. İklim değişikliğinin etkilerinden bir tanesinin de kuraklık ve su kaynaklarına olan olumsuz etkileri olduğuna dikkat çeken Ataş, iklim değişikliğine bağlı olarak yağış rejiminin değiştiğini bunun da yağış miktarlarında azalmaya sebep olduğuna dikkat çekerek, "Yağış ve buharlaşma arasındaki denge bozulduğu zaman tüm bu hidrolojik dengede bozuluyor. küresel iklim değişikliğine bağlı olarak özellikle kar yağışlarının azalmasıyla beraber, yüzey suyu ve yeraltı suyu kütlelerinin miktarında azalmaya sebep olmuştur." dedi.

Kurak döneme girdik

"Yeraltı suları tükeniyor mu?" sorusunu yanıtlayan Ataş, Türkiye’deki yağışın yüzde 65’inin buharlaştığını ve geri kalan kısmının yüzeysel akışa geçtiğini, bir kısmının da yeraltını beslediğini belirterek, "Kar yağışı yeteri kadar yağarsa yüzey suları, yeraltı sularını besleyecek ve belli bir zaman sonra yeraltı sistemleri yüzey sularını besleyecektir ve bu döngü devam edecektir. Böyle durumda çok büyük problem yaşanmazken küresel ısınmaya bağlı sıcaklığın ve buharlaşmanın artması, yağışların azalmasıyla beraber maalesef biz bu su kütlelerinin üzerindeki olumsuz durumu yaşıyor olacağız dedi. İklim krizinin sonuçlarından bir tanesi de buzulların erimesidir bu durum okyanus akıntılarının değişmesine sebep olmakla birlikte ana rüzgar yönlerini ve mevsimleri değiştirmektedir. Küresel anlamda iklimler değişiyor, ülkemizde normal şartlarda kış aylarında yağışlı olması gereken dönemleri maalesef şu an da kurak geçiriyoruz. Sonuç olarak ülkemiz kurak bir döneme girmiş durumda dolayısıyla öncelikle küresel ısınmanın etkilerini minimuma indirmek, iklim değişikliğini yavaşlatmak ve azaltmak ve buna yönelik tedbirleri ve önlemleri almak zorundayız." diye konuştu.

Sanayinin artmasıyla sıkıntılar yaşayacağız

Türkiye’nin mevcut bir su potansiyeli olduğunu ve bu su potansiyelini etkin ve verimli şekilde kullanmak zorunda olduğumuza dikkat çeken Ataş, "Sürdürülebilir su yönetimini uygulamamız gerekiyor. Şu an mevcut nüfusumuz 86 milyon ve 2050 yılında bu nüfusun 100 milyona ulaşacağı öngörülüyor. Ülkemizde, kişi başına düşen su miktarı bin 500 metreküp su iken nüfusun, sanayideki su kullanımının ve tarımsal sulamanın artmasına bağlı olarak kullanılacak su miktarı nispeten azalacağı için bu konuda sıkıntılar yaşayacağız. Şu an mevcut su potansiyelimizin üzerinde bir su stresi mevcuttur." şeklinde konuştu.

Konya Ovası çöküyor: Binlerce obruk geri döndürülemez durumda

100’ün üzerinde yeraltı barajı yapımı devam ediyor. Bu amaçla

Türkiye’deki yüzey suyu rezervine katkı sağlaması amacıyla 100’ün üzerinde yeraltı barajı yapımı devam ederken konuyla ilgili açıklama yapan Ataş, İklim değişikliği ile beraber su kaynaklarımız azalıyor. Yağışların şiddetli sağanağa dönüşmesi ve şehirleşme, yağışların yüzey barajlarında depolanma miktarını azaltmaktadır. Ayrıca doğal ortamın kirlenmesi de temiz suya erişimi zora sokmaktadır. Ortalama sıcaklıkların artması, buharlaşma, yerüstü barajların rezervuarındaki su kaybını hızlandırmaktadır ". İklim değişikline bağlı kuraklığında getireceği olumsuzlukları da düşünürsek önlem almak ve mevcut suyumuza sahip çıkmak zorundayız. Devlet su işlerinin yeraltı su barajlarıyla ilgili çok etkin çalışmaları devam etmektedir. 100’ün üzerinde yeraltı su barajı bulunmaktadır. Buradaki amaç akifer sistemlerindeki suyu yerin altında depolayarak bir baraj sisteminin oluşturulduğu mühendislik yapılarıdır ve gerekli görülen bölgelerde bu barajlardan tarımsal sulama, içme ve kullanma suyu amaçlı faydalanabiliyoruz. Ayrıca, yüzey suyu kütleleri üzerinde meydana gelen buharlaşmasının önüne geçmek adına bazı önlemlerde alabiliriz. Baraj, göl yüzeyi gibi yüzey suyu kütleleri üzerinde son zamanlarda kullanılan gölge topları bu amaçla kullanılabilir. Gölge toplarını baraj veya göl üzerine göndererek yüzeyde bir bariyer oluşturuyorsunuz ve suyun buharlaşmasına büyük ölçüde engel olabiliyorsunuz." dedi.

Konya’daki obruklar geri döndürülemez

Konya Ovası’nda meydana gelen obrukların geri döndürülemeyeceğine dikkat çeken Özge Can Ataş, bundan sonrası için önlem ve tedbir alınmasını söyledi. Ataş, bu oluşumun en büyük sebeplerinden bir tanesinin küresel ısınma, iklim değişikliği, iklim değişikliğine bağlı kuraklık ve yağış rejimindeki değişim olduğunu söylen Ataş , "Özellikle Konya Havzası’nın içinde bulunduğu İç Anadolu Bölgesi Türkiye’deki en az yağış alan bölgedir. Bununla beraber tarımında yoğun olarak yapıldığı bir bölgedir. Özellikle 1930’lu yıllardan sonra tarımın ilerlemesiyle beraber oradaki tarımla ilgilenenler, yeraltı suyunu oldukça yoğun kullanmaya başlamışlardır. Şu anda mevcut 60 bine yakın ruhsatsız ve toplamda 90 bine yakın kuyu olduğu biliniyor ve buralardan yapılan aşırı ve kontrolsüz yeraltı suyu çekimleri maalesef oradaki eriyebilir karbonatlı kayaçların litostatik basıncını bozmuş ve eriyebilir karbonatlı kayaçların aşırı su tüketimine bağlı olarak çökmesine ve binlere yakın obrukların oluşmasına sebep olmuştur. Maalesef şu anda obruklar geri döndürülemez ama bundan sonrası için gerekli tedbirler alınabilir." şeklinde konuştu.

Konya Ovası çöküyor: Binlerce obruk geri döndürülemez durumda

Kocaeli’de acil durum yeraltı sondajları var

Mevcut su potansiyeli yeterli görünse de çok göç alan bir bölge olduğu için Kocaeli’de su yönetiminin etkin yapılmasına dikkat çeken Ataş "Mevcut su kaynaklarımızı iyi korumamız gerekiyor. Yuvacık barajımız mevcuttur. 2006 ve 2016 yılında ciddi kurak periyodu yaşadık. O dönemlerde İSU Genel Müdürlüğümüz hızlı bir aksiyon alarak kuraklıkla mücadelede gerekli önlemleri aldılar. Yuvacık barajı ve Sapanca Gölü arasında bir terfi istasyonu oluşturularak bir hat çekilmiştir. Acil eylem planı oluşturularak Yuvacık Barajı susuz bırakılmadan bu problem giderilmiştir. Bununla beraber yaklaşık 100 tane acil durumda kullanılmak üzere bulunan yeraltı suyu sondajlarımız vardır. Kandıra’daki Namazgah barajımız vardır. Hatta Yalova’da bulanan Gökçe Barajı zorunlu hallerde kullanılabilecek barajlardan bir tanesidir. Karamürsel’de yapımı devam eden barajımız vardır. Sakarya ile ortak kullanılması hedeflenen Ballıkaya ve Akçay barajlarımız vardır. Kocaeli için önümüzdeki yıllarda İSU Genel Müdürlüğü’nün yapmış olduğu açıklamada 2040 yılına kadar bir su problemi olmayacağı öngörülmektedir. Ama mevcut su kaynaklarımızı korumak ve etkin şekilde yönetmek zorundayız." dedi. Araştırma Görevlisi Dr. Özge Can Ataş, yaptığı açıklamada vahşi sulama yönteminin özellikle Türkiye’de çokça yapılan bir hatalı sulama yöntemi olduğunu ve bu yöntemin toprak kalitesini bozmakla beraber mevcut su potansiyelini olumsuz yönde etkilediğini sözlerine ekledi.

Aslı Aktaş - Cihan Atik

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Tekirdağ Çorlu’da silahlı kavga olayına müdahale ettikleri sırada şüpheli şahsın silahla karşılık vermesi sonucu şehit olan polis memurları Erkan Tütüncüler ve Emrah Koç’a Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Yine bugün öğleden sonra Mersin Tarsus’ta yaşanan menfur silahlı saldırıda vefat eden 6 insanımıza Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden 8 yaralımıza acil şifalar temenni ediyorum" diye konuştu. "Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız" 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarla başlayan krizin sarsıntılarının birçok alanda hala devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Akaryakıt fiyatlarında dengenin halen sağlanamadığı, enflasyonun dünyanın pek çok ülkesinde tırmanışa geçtiği, tedarik zincirlerindeki kırılmaların henüz tamir edilemediği, Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklığın aşılamadığı çok katmanlı bir belirsizlikle karşı karşıyayız. Dünyayı adeta bir tsunami gibi vuran bu şok dalgasının yol açtığı tahribatın boyutları tam olarak kestirilemiyor. Meselenin daha vahim yanı ise bu atmosferin küresel düzeyde bir tufeyli ekonomisi üretmesi, daha çok spekülasyona ve piyasa manipülasyonuna dayalı bir rant düzeni oluşturmasıdır" şeklinde konuştu. "Her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur" Her savaşın kendi ekonomisini ürettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sıcak paraya hükmeden bir avuç vahşi kapitalist Afrika’dan Asya’ya Amerika’dan Latin Amerika’ya milyarlarca insanın boğazındaki lokmayı adeta gasp ederek palazlanmakta servetlerine servet katmaktadır. Orta ve alt gelir grubunun sofrasındaki ekmek giderek küçülürken bunların hesap cüzdanları her gün kabarmaktadır. Şurası bir gerçek ki her savaş kendi ekonomisini üretir. Yani her savaşın kazananları ve kaybedenleri olur. Fakat İran Savaşı’yla bu iş tahammül sınırlarını aşmış, küresel ekonomik refah açısından tahripkar boyutlara ulaşmıştır. Dünyanın birçok bölgesinde çözülemeyen krizlerin, sona erdirilemeyen çatışmaların arkasında taraflarının uzlaşmaz tutumu kadar krizden menfaat devşiren tufeylilerin çok büyük rolü etkisi sabotaj girişimi vardır" ifadelerini kullandı. "Muhalefet, bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran savaşı ve sonrası Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş, kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir" Kriz sürecini Türkiye’de kullanmaya çalışanlar olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Ne yazık ki ülkemizde de selden kütük kapma telaşına düşenler olduğunu müşahede ediyoruz. Topluma moralsizlik, karamsarlık, ümitsizlik zerk ederek bu olağanüstü süreçten siyasi ve maddi olarak kazançlı çıkmaya çalışıyorlar. Bir defa şunu çok açık ve net ifade etmek durumundayım; Muhalefet bölgemizi uçurumun kıyısına kadar getiren İran Savaşı ve sonrası dönemde yapıcı eleştirilerde bulunmak Türkiye’yi önceleyen bir üslup benimsemek yerine maalesef süreci siyasi çıkarları için istismar aracına dönüştürmeyi tercih etmiş kriz fırsatçılarına tevessül etmiştir. Böyle bir dönemde dahi ‘iktidar yıpransın da gerekirse Türkiye kaybetsin’ mantığıyla hareket etmekten kendilerini kurtaramadılar. Üzülerek görüyoruz ki bu tavırlarını sürdürmekte ısrar ediyorlar." "Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir" Muhalefet demenin ülkeye ateşe atacak kadar gözü karartmak demek olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyerek siyaset kurumunun çözüm üretme kapasitesini güçlendirmek yerine hükümetin ak dediğine kara, doğru dediğine yanlış demekten öteye maalesef geçemiyorlar. Daha kötüsü bunun siyasi tarihimizde örneği çok az görülecek şekilde son derece çirkin, son derece yaralayıcı ve yıkıcı bir üslupla yapılmasıdır. Oysa muhalefet demek çarpıtmak, manipüle etmek, siyasi çıkarı için ülkeyi ateşe atacak kadar gözü karartmak demek değildir. Muhalefetin vazifesi kışkırtmak, tahrik etmek, ekonomik tetikçilik yaparak buradan nemalanmaya çalışmak da değildir. Hele hele yolsuzluk gündemini perdelemek amacıyla tehdit ve tahrik dozu yüksek söylemlere sarılmak son derece ucuz ve bayat bir siyasettir. Demokrasilerde muhalefet en az iktidar kadar mesuliyet sahibidir. Söz konusu ülke ve milletin çıkarı olduğuna sorumlu davranmak zorundadır" dedi. "Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok" Türkiye’nin kıymetinin bilinmesi gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Hatırlatmak isterim ki bölgemizin ateş çemberinden geçtiği, gelişmiş ülkeler dahil kimsenin önünü göremediği, küresel sistemde yeni bir denklemin kurulduğu bir dönemde muhalefet de en az bizim kadar duyarlı hareket etmek yerli ve milli bir duruş sergilemek durumundadır. Kürsülerde söylenen sözün, ekranlarda verilen mesajın sosyal medyada kesilen ahkamların kime yaradığı kime hizmet ettiği çok iyi hesaplanmalı ülkenin menfaatine olup olmadığının muhasebesi çok iyi yapılmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi başka Türkiye yok. 86 milyon olarak bizim bu cennet ülkeden başka vatanımız yok. ‘Muhalefet ediyorum’ bahanesinin arkasına saklanarak kimsenin buna zarar vermeye Türkiye’deki istikrar ve güven ortamına gölge düşürmeye, ülkemizin çıkarlarına darbe vurmaya da hakkı yok" dedi. "Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır" Siyasi yelpazenin hangi kanadında olunursa olsun herkesin "önce milletim, önce memleketim" ilkesiyle hareket etmek mecburiyetinde olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Sevgili vatandaşlarım burada bir hakikatin altını tekrar önemle çizmek istiyorum; Dünyamız globalleşirken sorunlar, krizler, fırsatlar da küresel bir boyut kazanmakta kelebek etkisi denilen gerçeklikle herkes yüzleşmektedir. Mesafelerin anlamını yitirdiği bu yeni dünyada artık hiç kimse yeryüzünün bir başkan noktasında yaşananlara bigane kalma lüksüne sahip değildir. Tabiri caizse günümüzde Orta Doğu’daki bir ülke hapşırdığında Latin Amerika veya Asya’daki bir ülke kolayca nezle olabilmektedir. Hatırlayın 2008’deki Mortgage krizinin tüm dünyaya yayılması sadece birkaç hafta aldı. Rusya Ukrayna Savaşı’nın sebep olduğu gıda kıtlığı en çok Afrika ülkelerini vurdu. Kovid-19 salgınının kısa sürede nasıl küresel bir sağlık krizine daha sonra da ekonomik, siyasi ve sosyal krize evrildiğine hep beraber şahit olduk. Her koyunun kendi bacağından asıldığı günler artık geride kalmıştır. Küresel ekonomiyle bütünleşmiş her ülke gibi bizler de dışarıdaki olumlu, olumsuz her hadiseden bir şekilde etkileniyoruz. Özellikle bölgemizdeki ateşin alevi olmasa dahi maalesef dumanı bize de ulaşıyor, bize de sirayet ediyor." "Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik" Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığı koruduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz gerek 23 yıldır ekonomiden yatırımlara, güvenlikten enerjiye, ticaretten turizme her alanda attığımız adımlar gerekse vakitlice aldığımız tedbirler sayesinde bunu diğer ülkelere nispetle askeri düzeyde tutuyoruz. Mesela gübreden enerji tedarikine savunma yeteneklerinden ulaştırmaya süratle hayata geçirdiğimiz önlemlerle en sıkıntılı günleri suhuletle atlattık. Türkiye’yi savaşa çekme tuzaklarına karşı soğukkanlılığımızı ilk günden itibaren muhafaza ettik. Ayrıca müzakere, diyalog ve diplomasiyi önceleyen barışçıl politikamızla gerilimin düşürülmesi, sükunetin tekrar sağlanması için gayret gösterdik. Bölgedeki Türk ve Kürt kardeşlerimizle diyaloğumuzu dağda artırarak istikrarsızlığı derinleştirecek oyunların bozulmasına katkı sağladık. Türkiye’nin bölgesel çatışma ve krizleri yönetmedeki becerisi bu süreçte bir kez daha görülmüştür" diye konuştu. "Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir" Türkiye’nin bölgenin istikrar adası olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Etrafımızı kuşatan istikrarsızlığa rağmen Türkiye bölgesinin istikrar adası olarak temayüz etmiştir. Her ne kadar savaş öncesi döneme dönüş biraz zaman alacak olsa da ülkemiz eskisinden çok daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecektir. Değerli basın mensupları, bunun işaretlerini şimdiden görebiliyoruz. Uluslararası yatırımcıların ülkemize yönelik ilgisi günden güne artıyor. Avrupalı devletler Türkiye’yle daha farklı ilişkiler kurmanın yollarını arıyor. Yıllarca bizi yok sayanlar, bizi hafife alanlar, bize hasta adam muamelesi yapanlar Türkiye’nin başarıları karşısında hayranlıklarını gizleyemiyor. Türk savunma sanayisi tüm dünyanın gıpta ile takip ettiği bir seyir izliyor. En son ‘SAHA EXPO 2026’da’ buna bir kez daha bizzat şahitlik ettik. Beşincisi düzenlenen Saha 2026 savunma sanayi alanında Türkiye’nin sahip olduğu yeteneklerin ve vizyonun ortaya konulmasına vesile oldu. Dünyanın 120 ülkesinden bin 700’ü aşkın firmanın iştirak ettiği fuarda 200’den fazla yeni ürün tanıtıldı. 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını ihracata yönelik anlaşmalar oluşturdu" dedi. EFES 2026 tatbikatından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "50 farklı ülkenin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz EFES 2026 tatbikatımız dostlarımıza güven, hasımlarımıza korku veriyor. Sadece savunma sanayii ve askeri alanda adından söz ettiren değil, Türk dünyasıyla ilişkilerinde de tarih yazan bir Türkiye gerçeği var. Aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatımız, merhum İsmail Gaspıralı’nın dilde, fikirde, işte birlik ideali doğrultusunda ticaretten enerjiye, kültürden eğitime birçok alanda iş birliğini güçlendiriyor. Türkiye dışında da Türk var dedikleri için tek parti döneminde tabutluk adı verilen işkencehanelere atılanların hayallerini bugün Türk dünyası vizyonuyla adım adım hayata biz geçiriyoruz. Merhum Turgut Özal’ın 34 yıl önce söylediği ’Türkiye’nin önünde hacet kapıları açılmıştır. 21’inci asır Türk ve Türkiye asrı olacaktır’ sözü elhamdülillah artık hızla kuvveden fiile çıkıyor" dedi. "Yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü olacaktır" Kazakistan ziyaretinden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Kazakistan’la farklı alanlarda 12 belgeye ilave olarak ebedi dostluk ve genişletilmiş stratejik ortaklık bildirisine imza attık. 10 milyar dolar ticaret hacmimizi 15 milyar dolara çıkarmayı hedefimizi bir kez daha teyit ettik. Hoca Ahmet Yesevi’nin şehri Türkistan’da Türk Devletleri Teşkilatı’nın gayri resmi zirvesini başarıyla gerçekleştirdik. Tabii zirvede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Erhürman’ın da bulunması bizim için çok anlamlıydı. Teşkilatın on üçüncü zirvesine sonbaharda biz ev sahipliği yapacağız. Dönem başkanlığımız sırasında Türk Devletleri Teşkilatı’nın hem içeriye dönük derinleşmesi hem de dışarıya dönük güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Şunu bir defa tüm vatandaşlarımızın bilmesini isterim. Dünün önünü göremeyen Türkiye’sinden nasıl buralara geldiysek inşallah yarın çok daha iyi yerlere geleceğiz. Yıllık yalnızca 248 milyon dolar savunma ihracatı yapan ülkesinden bugün 10 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştiren Türkiye’sine nasıl ulaştıysak inşallah çok yakında bu alanda dünyanın ilk 10 ülkesi arasına da gireceğiz. 2002’nin 236 milyar dolarlık ekonomisinden günümüzün 1,6 trilyon dolarlık ekonomisine nasıl geldiysek 2 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe de inşallah uzak olmayan bir tarihte erişeceğiz. Nasıl 2026’nın Türkiye’si 2002’nin Türkiye’sine göre daha gelişmiş, daha büyümüş ve kalkınmış durumdaysa yarının Türkiye’si de bugünün Türkiye’sinden daha güçlü, daha ileri, daha müreffeh ve muktedir olacaktır." "Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır" Türkiye’nin terör prangasından kurtulmasının öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa yarım asırdır ülkemizin ayağına bağ olan terör prangasından kurtulmamızla birlikte Türkiye’nin önünde yepyeni bir yol açılacak terörle mücadeleye ayrılan kaynaklar artık eğitime sağlığa üretime ulaştırmaya harcanacak Türkiye’nin kalkınma yolculuğu daha da hızlanacaktır. Tüm çabamız tüm mücadelemiz işte böyle bir Türkiye’nin inşası içindir. Bundan geri dönüş taviz yavaşlama söz konusu değil ve olmayacaktır. Ne yapıyorsak Türkiye’nin ekonomisini büyütmek itibarını artırmak sözünün etkisini ve ağırlığını daha da güçlendirmek için yapıyoruz. Muhalefetin bizi çekmek istediği kısır tartışmalara ülkeye ve millete hiçbir faydası olmayan polemiklere prim vermeden iş üretiyor, hizmet üretiyoruz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz" şeklinde konuştu. "Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum" Vatandaşlardan hükümete güvenmesini isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Cumhuriyet tarihinin en başarılı hükümeti olarak 23 yıldır olduğu gibi bundan sonra da eserlerimizle hizmetlerimizle konuşacağız. Türkiye’yi yeni başarılarla buluşturma mücadelemizin kesintiye uğramasına ve uğratılmasına müsaade etmeyeceğiz. Milletimizin bizim ne yapmaya çalıştığımızı gayet iyi bildiğine inanıyor. Vatandaşlarından bize güvenmeye devam etmelerini rica ediyorum. Aziz milletim bizim de çabalarımız sayesinde 11 Ekim’de varılan ateşkese rağmen İsrail Gazze’ye yönelik hukuk, ahlak ve insanlık dışı politikalarını ne yazık ki sürdürüyor. İnsani yardım girişlerinin engellenmesinden Gazzeli sivilleri hedef alan hava saldırılarına kadar her türlü barbarlığı sergiliyor" diye konuştu. "Türkiye’nin Gazze halkının yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum" İsrail’in yaptıklarından bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "İsrail’in nasıl faşist bir zihniyet tarafından yönetildiğine bugün bir kez daha şahit olduk. Gazze’ye insani yardım götüren Küresel Sumud Filosu’na İsrail güçleri tarafından hem de uluslararası sularda bir saldırı düzenlendi. 40 farklı ülkenin vatandaşından oluşan Sumud Filosu’nun umut yolcularına yönelik bu korsanlığı ve haydutluğu en sert şekilde lanetliyorum. Türkiye’nin Gazze halkının ve Gazze’ye yardım eli uzatanların yanında olduğunu bugün bir kez daha ifade ediyorum. İsrail’in saldırıları uluslararası toplumun adalet arayışını ve Filistin halkıyla dayanışmasını asla engelleyemeyecektir. Filoda bulunan vatandaşlarımızın güvenli şekilde ülkemize dönmeleri için gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İsrail’in hukuk ve kural tanımaz eylemlerine karşı uluslararası toplumu artık harekete geçmeye davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. Vatandaşların Kurban Bayramı’nı da tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: "Önümüzdeki hafta inşallah mübarek Kurban Bayramı’nı idrak edeceğiz. Vatandaşlarımın gönül ve kültür coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, ayrıca İslam aleminin Kurban Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum. Bu bayramda Cenab-ı Allah’a karşı şükrümüzü ifa etmekle kalmayacak, milletçe birbirimize daha sıkı sarılacak, muhabbet ve kardeşlik bağlarımızı daha da kuvvetlendireceğiz. Kurban Bayramı’nda mali durumu müsait olan kardeşlerimizin garip gurebayı ve ihtiyaç sahiplerini gözetmesini, kurban etlerinin dolaplarımızı değil, karşılıklı gönüllerimizi doldurmasını ve ruhlarımızı doyurmasını temenni ediyorum. Bildiğiniz üzere çalışanlarımızı hafta içindeki bir buçuk günü de idari izinli sayıp, dokuz günlük kesintisiz bir tatil yapma imkanı vermiştik. Bu bayramda seyahat edecek olan vatandaşlarımızın trafik kurallarına titizlikle uymasını, Kurban Bayramı’nı sevdiklerimize zehredecek kazalara sebebiyet verecek davranışlardan uzak durulmasını istirham ediyorum. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken bir kez daha kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum."
Zonguldak Miting ve açılışların unutulmaz ismi Seyfi Usta’nın heykeli açıldı Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde yıllarca miting, düğün, şenlik ve toplumsal etkinliklerin aranan ismi olan zurna sanatçısı Seyfullah Çetin’in heykeli açıldı. 1972 yılında Iğdır’dan Çaycuma’ya gelerek burada yaşam kuran ve "Seyfi Usta" adıyla tanınan sanatçı, 18 Mart 2024 tarihinde hayatını kaybetmişti. Çaycuma Belediyesi tarafından, Seyfi Usta’nın yaşadığı eve yakın bir noktada hizmete açılan Halk Lokantası’nın önüne yaptırılan heykelin açılışı bugün gerçekleştirildi. Çaycuma’nın kültürel yaşamına uzun yıllar renk katan Seyfi Usta; düğünlerden festivallere, 1 Mayıs kutlamalarından çeşitli toplumsal etkinliklere kadar birçok organizasyonda zurnasıyla yer aldı. Çaycuma,’nın hafızasında önemli bir yer edinen sanatçı, mütevazı kişiliği ve emek mücadelesine verdiği destekle de tanındı. Eğitim Sen Çaycuma Temsilcisi İsmet Akyol, yaptığı açıklamada Seyfi Usta’nın Çaycuma için önemli bir değer olduğunu belirterek, "Seyfi Usta’nın hatırası Çaycuma’da yaşamaya devam ediyor" dedi. Akyol, Bülent Kantarcı’nın 29 Mart 2024 tarihinde Eğitim Sen Çaycuma Temsilciliği’ni ziyaretinde, Seyfi Usta’nın isminin yaşatılması yönündeki taleplerini ilettiklerini ifade etti. Çaycuma Belediyesi tarafından yaptırılan heykelin, Seyfi Usta’nın kent yaşamındaki izini ve halk nezdindeki değerini gelecek kuşaklara taşıyacağı belirtildi.