GÜNDEM - 09 Temmuz 2025 Çarşamba 10:54

Mavi Vatan’ın yüzen kalesi: TCG Gelibolu

A
A
A

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde hizmet eden, en büyük savaş gemilerinden biri olan TCG Gelibolu, heybeti ile gururlandırıyor. Özellikleri, personelin bilgi ve birikimi ile adeta yüzen bir ordu olan Gabya sınıfı firkateyn, mavi vatanda çok önemli görevler üstleniyor.

Gabya sınıfı firkateyn, Akdeniz Kalkanı Harekatı, NATO Teyakkuz Faaliyetleri, Libya Türk Deniz Görev Grubu gibi önemli faaliyetlerde görev aldı. Türk Deniz Kuvvetleri’nin gözbebeği savaş gemisi, şimdilerde NATO Daimi Deniz Kuvveti görevine gitmeye hazırlanıyor. Teknik donanım, personelin bilgi ve birimi ile mavi vatanının adeta vurucu gücü konumunda olan ‘TCG Gelibolu’ aynı anda 2 helikopteri konuşlandırma özelliğine sahip.

Tek mil üzerine kurulu ve iki adet General Electric LM2500 gaz türbiniyle donatılan gemi, 41 bin beygir güce ulaşabiliyor. Saatte 29 knot’un üzerinde hız yapabilen fırkateyn, uzun süreli görevleri başarıyla yerine getirebiliyor. Yaklaşık 200 kişilik mürettebat kapasitesiyle denizde aylarca kesintisiz operasyon icra edebiliyor. Donanım bakımından ise gemi hava, seahawk su üstü harbi ve denizaltı tehditlerine karşı çok yönlü savunma kabiliyeti sunuyor.

Yerli sistemler ile donatıldı

Radar ve elektronik harp sistemleri bakımından da gelişmiş özellikler taşıyan gemi, Türk savunma sanayisinin geliştirdiği yerli savaş yönetim sistemi GENESİS ile modernize ediliyor. Link-11 ve Link-16 gibi taktik veri bağlantı sistemleri sayesinde NATO görevlerine tam uyum sağlıyor. TCG Gelibolu, çift helikopter hangarı ve uçuş güvertesiyle deniz karakol helikopterlerini barındırma imkanı sunuyor. Özellikle S-70B Seahawk helikopterleriyle su üstü harbi ve denizaltı savunma harbi görevlerinde aktif rol alıyor.

Türkiye’den ABD’ye ikmalsiz ulaşım

Gemi hakkında bilgi veren TCG Gelibolu Komutanı Deniz Albay Arda Ceylan, "Gemimiz, donanmamız envanterinde bulunan, son derece gelişmiş sistemlere sahip, 8 adet gabya sınıfı firkateynden biridir. 1999 yılında Türk bayrağı toka edilerek hizmete giren gemimiz, adını şanlı Çanakkale destanının, kahramanlıklarla yazıldığı topraklardan almıştır. Sloganımız; Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları tarafından yazılan, Çanakkale destanı ve gemimizin ruhuyla özdeşleşen simgelerin bir bütünü olarak, geçmişten geleceğe denizlerin gururudur. TCG Gelibolu’da 200 civarı personel görev yapmaktadır. Toplam 4 bin 100 ton deplasmana sahip TCG Gelibolu, yaklaşık 138 metre boyu, 14 metre genişliği ile donanmamızın en büyük savaş gemilerinden birisidir. Gemimiz başta milli imkanlar ile geliştirilen, genesis komuta kontrol sistemi olmak üzere, gelişmiş silah ve sistemleri ile hava savunma, su üstü harbi, deniz altı savunma harbi gibi temel harp nevilerini aynı anda icra edebilmekte ve 2 adet helikopteri konuşlandırabilmektedir. TCG Gelibolu 5 bin 400 deniz mili seyir siası ve 60 günlük erzak kapasitesi ile ikmal yapmaksızın, Türkiye’den ABD’ye intikal etme yeteneğine sahiptir" dedi.

Personelin rahatı için her şey düşünülmüş

Gemide, savaş sistemlerinin yanı sıra personelin rahat bir şekilde görev yapması için tüm sosyal imkanlar da bulunuyor. Subay, astsubay salonlarının yer aldığı gemide personel kitap okuyor, satranç oynuyor, spor yapıyor. Gemide küçük operasyonların yapılabildiği revir de yer alıyor, revirde askerlerin tedavilerini gerçekleştiren tabip subayı da görev yapıyor. Gemide aynı zamanda spor salonu da bulunuyor.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin önemli unsurlarından biri olan TCG Gelibolu (F-493), modern harp teknolojisiyle donatılmış yapısı ve çok yönlü görev kabiliyetiyle Türkiye’nin denizlerdeki caydırıcı gücünü temsil etmeye devam ediyor.

Refik Fidan-Enes Özkan

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yaşar Üniversitesi’ne EBSO’dan anlamlı ödül Yaşar Üniversitesi’nin üniversite-sanayi iş birliğine katkı sağlayan çalışmaları sanayiciler tarafından ödüllendirildi. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, bölgesel AR-GE kapasitesinin geliştirilmesi ve iyi uygulama örneklerinin görünür kılınarak ekosistemin teşvik edilmesi amacıyla, Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen "Üniversite-Sanayi İş Birliği Projeleri Ödülleri" sahiplerini buldu. Yaşar Üniversitesi, yenilikçi fikirlerle üniversite-sanayi iş birliğinin katma değere dönüşümüne olan desteklerinden dolayı "Üstün Hizmet Onur Ödülü"ne layık görüldü. Yaşar Üniversitesi ve May Agro Tohumculuk tarafından ortak olarak yürütülen "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" Üniversite- Sanayi İş Birliği kategorisinde ödül aldı. Ayrıca üniversite-sanayi iş birliğinin gelişerek güçlenmesine katkı sağladığı ve değer yarattığı için Yaşar Holding’e "Üstün Hizmet Ödülü" verildi. Teknoloji üssü EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar İzmir’in sanayisi ve üniversiteleri ile bir teknoloji üssü olabileceğini belirterek, "Üniversite-sanayi iş birliğinin tohumlarını 1986 yılında Ege Üniversitesi ile attık. Rotamız belli. Hedefimiz destekleyecek eğitim ve sonuç odaklı çalışma ile bu iş birliğini Türk sanayisini geliştirecek bir noktaya taşıdık. Birçok üniversite ile çalışmalar yürütüyoruz. Üniversitelerde bilgi var, sanayicide girişim var. Sanayiciler olarak üniversitelerdeki bu bilgiyi almaya hazırız. İzmir’de üniversiteler ve teknoloji merkezleri ile bu kentin bir teknoloji üssü haline gelmesi için hiçbir engel yok" dedi. "İş birliği genlerimizde var" Yaşar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Levent Kandiller, üniversitenin genlerinde sanayi ile iş birliği olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Kurucu vakfımızın arkasında birçok değerli sanayi kuruluşunu barındıran Yaşar Holding var. Üniversitemiz kurulurken bu iş birliği genlerinde vardı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın İzmir’de üniversite-sanayi iş birliği için görevlendirdiği akademisyenlerden biriyim. Bu amaçla hem organize sanayi bölgelerinde hem de kendi topluluğumuz içinde Ege Bölgesi’nin sanayi kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütüyoruz. Çok güzel projelere imza atıldı. Ege Bölgesi Sanayi Odası’na çalışmalarımıza değer vererek ödüllendirdiği için teşekkür ederiz." "Tarla Bitkisi Verim Tespit Yöntemi Projesi" ile ‘Üniversite-Sanayi İş Birliği’ kategorisinde ödül alan May Agro Tohumculuk’un Ar-ge Müdürü Dr. İlker Özmen de, "Yaşar Üniversitesi ile drone ile verim tahminine dayalı bir proje geliştirdik. Pamuğun daha hasat edilmeden verimini tespit etmeyi amaçladık. Başarılı da olduk. Bu daha başlangıç pamuk hastalıkları gibi stres faktörleri ile ilgili çalışmalarımız devam edecek. Projemizin ödüle layık görülmesi bize motivasyon oldu" dedi. Yaşar Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Komesli ve May-Agro Tohumculuk San. ve Tic. A.Ş. Ar-Ge Mühendisi Dr. Aslı Keçeli ile yapay zeka destekli yazılımı geliştiren Yaşar Üniversitesi Yazılım Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Süleyman Ünlütürk, yazılım sayesinde pamukta verimlilik artarken, üretim maliyeti ve risklerin azaldığını söyledi. Prof. Dr. Ünlütürk, "Çalışma, İHA ve yapay zeka teknolojilerinin tarımsal üretimde nasıl kullanılabileceğini ve bu teknolojilerin pamuk verimi tahmininde geleneksel yöntemlere göre sağladığı avantajları ortaya koyuyor. Bu yenilikçi yaklaşım, ile daha hasat etmeden verim tahmini yapılabiliyor" dedi. Yaşar Holding’e büyük onur Üstün Hizmet Ödülü’nü, Yaşar Holding adına alan Pınar Et ve Çamlı Yem Başkan Yardımcısı Tunç Tuncer, Yaşar Topluluğu olarak çalışmalarında her zaman bilimi öncelik olarak gördüklerini belirterek, "Yaşar Holding sanayinin öncü kuruluşlarının bir araya gelmesinden oluşuyor. Kuruluş felsefesinde bilim var. Mottosu "Bilim, Birlik, Başarı". Bilim ile sanayi birleşince başarı doğal bir sonuç. Şirketlerimiz ve Yaşar Üniversitesi de bu temel felsefe ile Kurucumuz ve Onursal Başkanımız Selçuk Yaşar’ın vizyonuyla hayata geçti. Bugün aldığımız ödüller bu yaklaşımın değerli bir göstergesi." diye konuştu.
Sakarya 46 yıl sonra ortaya çıktı: Gölet çöktü, su yer altından başka noktadan çıktı Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde yaklaşık 46 yıl önce kapatıldığı öğrenilen bir mağara, meydana gelen çökme sonrası yeniden ortaya çıktı. Gölet suyunun aniden boşalması ve farklı bir noktadan yeniden yüzeye çıkması mahallede tedirginliğe sebep oldu. Güven Mahallesi Dınbazlar Sokak’ta bulunan doğal oluşum gölette meydana gelen olayda, mağaradan gelen suyun içme suyunu karıştığı gerekçesiyle yaklaşık 46 yıl önce Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatılan mağaranın ağzında çökme meydana geldi. Çökmenin ardından göletteki su kısa sürede boşalırken, suyun yer altından ilerleyerek yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Güven Mahallesi’nde bulunan bir su dere yatağından çıktığı gözlendi. Mahalle sakinleri, mağaranın köyün altından uzanan geniş bir yer altı hattına sahip olduğunu ve yıllar önce suyun içme kaynaklarına karışması sebebiyle Köylere Hizmet Götürme Birliği tarafından kapatıldığını ifade etti. Yaşanan çökme ile birlikte yer altındaki su hareketliliğinin yeniden ortaya çıkması, bölgede benzer çökmelerin yaşanabileceği endişesini de beraberinde getirdi. Olay sonrası Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (SASKİ) ekipleri bölgede geniş çaplı inceleme başlattı. Ekipler, hem gölet çevresinde hem de mahallede farklı noktalarda kontroller gerçekleştirerek suyun akış yönü, zemin yapısı ve muhtemel risklere ilişkin teknik değerlendirmelerde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca göletin büyük bir bölümünden suyun çekilmesiyle birlikte acı bir tablo da ortaya çıktı. Suyun çekilmesiyle birlikte gölette yaşayan çok sayıda balık akıntıyla yer altına sürüklenirken, bazı balıklar ise çekilen suyun ardından çamurda mahsur kaldı. Çökmeyle yok olan gölet ve çökme alanı dron ile görüntülendi.