EKONOMİ - 09 Aralık 2025 Salı 17:03

Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı

A
A
A
Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı

Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, paslanmaz çelik sektöründe Uzak Doğu kaynaklı düşük fiyatlı ürünlerin haksız rekabete yol açtığını belirterek, yerli üreticinin korunması ve dışa bağımlılığın azaltılması için anti-damping önlemlerinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.


Yüzde 70’i Posco, yüzde 30’u Kibar Holding ortaklığıyla yönetilen, Türkiye’nin en büyük paslanmaz çelik üreticilerinden Posco Assan tarafından, İzmit’teki fabrikada basın toplantısı düzenlendi. Basın toplantısında, sektördeki ithalat baskısı ve çözüm önerileri ele alındı.



Holding CEO’su Kayabaşı: "Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var"


Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, şirketin istihdam verilerine ilişkin, "Posco Assan olarak 500 kişinin üzerinde direkt istihdam yapıyoruz. Bin 700’ü aşkın yerli tedarikçimiz var. Çelik sektöründe bire 9-10 olan istihdam çarpanıyla binlerce kişiye dolaylı iş imkanı sunuyoruz. Sürdürülebilirlik ilkelerine bağlı, sıfır atık uygulamalarıyla çevreye duyarlı, iş sağlığı ve güvenliği kurallarında oldukça hassas, toplumsal cinsiyet eşitliğine inanan ve fayda sağlayan bir şirket olarak faaliyetlerimizi devam ettirmeye çalışıyoruz" dedi.



"Hedefimiz 1 milyon ton kapasiteye ulaşmak"


Fabrikanın 350 milyon doları aşan yatırımla kurulduğunu bildiren Kayabaşı, "Mevcut yıllık üretim kapasitemiz 300 bin ton. Yatırımın ikinci ve üçüncü fazları tamamlandığında bu rakamı 1 milyon tona çıkararak, Türkiye’nin entegre paslanmaz çelik üreticisi olma hedefini koruyoruz" ifadelerini kullandı.



"Demir çelik sektörü, uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor"


Paslanmaz çeliğin savunma sanayisinden enerjiye, otomotivden gıdaya kadar birçok stratejik alanda kullanıldığına dikkati çeken Haluk Kayabaşı, bu ürünün yerli imkanlarla üretilmesinin ekonomik bağımsızlık ve ulusal güvenlik açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Paslanmaz çeliğin kullanılmadığı hiçbir alanın bulunmadığının altını çizen Kayabaşı, şunları kaydetti:


"Altını çizerek söylemek isterim ki paslanmaz çelik, kat edilen bu yolun, ulaştığımız bu büyümenin omurgasını oluşturan sektörlerden biri. Ancak potansiyelin kullanılması konusunda birtakım teşviklere ve stratejik korumaya ihtiyacı var. Ülkemizin kalkınma hedefleri doğrultusunda bu stratejik üründe yerli üretimi güçlendirmek, ithalata bağımlılığı azaltmak ve katma değerli üretimi artırmanın bir tercih değil, bir zorunluluk olduğunu tartışmak benim açımdan gerçekten lüzumsuzdur. Demir çelik sektörü uzun süredir haksız bir ithalat baskısıyla mücadele ediyor ve ayakta kalmaya çalışıyor. Dünya paslanmaz çelik piyasalarında yaşanan arz fazlası, bazı ülkelerin iç talep yetersizliği nedeniyle ürünlerini dampingli fiyatlarla ihraç etmesine yol açıyor. Dampingli paslanmaz çelik ürünleri, Türkiye pazarını domine etmek için maliyetinin altında ülkemize ithal ediliyor."



"Dampingli ithalat tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor"


Kayabaşı, yerli üreticinin ayakta kalmakta zorlandığını vurgulayarak, "Çin ve Endonezya olmak üzere bazı ülkelerden gelen dampingli ithalat, bilhassa Türkiye’deki yerli üreticilerin sürdürülebilirliği için oldukça büyük tehlike oluşturuyor. Piyasa fiyatlarının altında yapılan dampingli ithalat, sadece firmalarımızı değil, tüm değer zinciri için büyük tehdit oluşturuyor. Ayakta kalmakta zorlanan yerli üretici ne yazık ki, kuruluşundan bu yana zararına satış yapıyor" diye konuştu.



"İç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz"


Türkiye’nin yıllık soğuk haddelenmiş paslanmaz çelik tüketiminin 450 bin ton civarında olduğunu aktaran Kayabaşı, "Ancak bu tüketimde ithalat yüzde 80 gibi bir paya sahip. Posco Assan olarak, iç pazar ihtiyacının yüzde 70’ini karşılayabilecek kapasitedeyiz. Diğer yerli üretici ile birlikte yüzde 90’ı rahat karşılayabiliriz tam kapasite çalıştığımızda. Yerli üretimi güçlendirmek hem cari açık açısından hem de sanayimizin stratejik bağımsızlığı açısından oldukça önemlidir" şeklinde konuştu.



"Onlar bizim aksimize anti-damping vergileri uyguluyor"


Kibar Holding CEO’su Haluk Kayabaşı, damping baskısının yerli üretici için adaletsiz bir rekabet ortamı oluşturduğuna dikkati çekerek, rakip ülkelerin Türkiye’nin aksine korumacı politikaları hayata geçirdiğini vurguladı. Bu konuda Endonezya’nın attığı adımların örnek alınması gerektiğini belirten Kayabaşı, şöyle konuştu:


"Dampingli çelik ve paslanmaz çeliğin önemli üreticilerinden Endonezya Anti-Damping Komitesi, bir diğer üretici Çin’den yapılan sıcak haddelenmiş sac ithalatına yönelik 5 yıl süren soruşturmasını 2024 yılında tamamladı. Soruşturma sonucunda, Çin çeliğinin Endonezya’ya, Çin iç pazarına kıyasla yüzde 10 daha düşük fiyatla satıldığı ortaya konuldu. Bu tespit üzerine Komite, Çin menşeili ürünlere karşı anti-damping vergilerinin yüzde 50’ye kadar artırılmasına karar verdi."



"Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var"


CEO Kayabaşı, gerekli kurumlara başvurularını yaptıklarını belirterek, "Bu ülkede üretim yapan tüm şirketlerin eşit şartlarda rekabet edebilmesini sağlayacak bir piyasa yapısının oluşturulması için talebimizi sürdüreceğiz, sürdürmeye devam edeceğiz. Yerli üreticinin devletimizin uygulayacağı bu koruma kalkanına gerçekten çok ihtiyacı var" ifadelerini kullandı.



"AB’ye giremeyen standart dışı çeliğin adresi Türkiye olacak"


Avrupa Birliği’nin 2026’da devreye alacağı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın oluşturacağı riske değinen Kayabaşı, "Standartlara uymayan dampingli ürünlerin çok daha yüksek oranlarda Türkiye pazarına girmesi bekleniyor. Bu demek oluyor ki, AB’ye giremeyen, SİBEM’e uygun olmayan çeliğin adresi Türkiye olacak. Yani baskı çok daha fazla artacak. Türk üreticiler, Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri’nin koyduğu standartlara uygun üretim yapıyor. SİBEM’e uymayan dampingli ürünlerin Uzak Doğu’dan Türkiye pazarını domine etmesine de engel olunması gerektiğini savunuyoruz" dedi.



"Türkiye’nin bölgesel üretim üssü olmasını hedefliyoruz"


Anti-damping uygulamalarının sadece üreticileri değil; hammadde tedarikçilerinden lojistiğe, yan sanayiden istihdama kadar geniş bir ekosistemi güçlendireceğini vurgulayan Kayabaşı, bu düzenlemenin sektör için stratejik bir kalkan oluşturacağını belirtti.


Kayabaşı, son 3 yılda yapılan modernizasyon ve otomasyon yatırımlarıyla verimliliği artırdıklarını ifade ederek, şöyle konuştu:


"Soğuk hadde hattımız, tavlama teknolojilerimiz ve kalite kontrol sistemlerimizle Avrupa standartlarında üretim yapabilecek konuma ulaştık. Bu vizyonumuz, yalnızca ekonomik büyümeye değil, Türkiye’nin paslanmaz çelikte bölgesel bir üretim üssü olma yolculuğuna da katkı sağlayacaktır."



Özdemir: "Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu"


Posco Assan CEO’su Ufuk Özdemir, şirketin yüzde 70 Posco, yüzde 30 Kibar Holding ortaklığıyla yönetildiğini belirtti. Şirketin kuruluş ve üretim sürecine ilişkin bilgi veren Özdemir, "Şirket 2011’de kuruldu, 2013’te üretime başladı, 2014’te de yaklaşık 11 yıl önce tam kapasite üretime başladık. 2018’de 1 milyonuncu ton üretimini, 2023’te de 2 milyonuncu ton üretimini yaptı. Bunu yaparken 2021 rakamlarıyla birlikte, ki o zaman da tam kapasite değildik ama optimum seviyede üretim yapıyorduk, Türkiye’nin en büyük 68. sanayi kuruluşu oldu. İş sağlığı güvenliği de zaten ilk önceliğimiz. Bu kapsamda da sadece Türkiye’de değil sektöründe, dünyadaki en iyi uygulamalar arasına girdi. 2023 yılında da Türkiye’de örneği olmayan yaklaşık bin günlük bir iş kazasız gün sayısına ulaştık" dedi.



"Maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapıyoruz"


Fabrikanın teknik altyapısını detaylandıran Özdemir, 0.3 ila 5 milimetre kalınlığında ve maksimum 1550 milimetre genişliğinde üretim yapabildiklerini söyledi. Özdemir, üretim parkuruna ilişkin şunları aktardı:


"Fabrikamızda 3 ana süreç var. Birincisi haddeleme. Yaklaşık 100 bin tonu aşkın haddeleme kapasitesi olan ve bunu besleyen yan ünite ile birlikte 4 temel hattımız bulunuyor. İkinci süreç olan iki tane tavlama hattımız var. Bunlardan BA, kurulduğu zaman Avrupa’nın en büyük parlak tavlama hattıydı. İlk defa gelen kişiler belki de ’Ne kadar büyük bacası var’ demiş olabilir ama aslında o baca değil, bir üretim hattı. Diğer hattımız da APF yani mat tavlama hattımız. Bu da 600 metreyi aşkın uzunlukta, demir çelik sektöründeki tek başına olan en uzun hatlardan biridir. Bunun da kapasitesi yıllık 200 bin tondur."



"Üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz"


Ürün dağılımı ve pazar payına değinen Özdemir, "Üretimimizin yüzde 60’ını 300 serisi, yüzde 40’ını ise 400 serisi oluşturuyor. Ağırlıklı olarak iç pazara çalışmakla birlikte üretimimizin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz. Ürünlerimiz yüzde 50 oranında servis merkezlerine, kalanı ise beyaz eşya, mutfak eşyaları ve otomotiv sektörüne gidiyor" ifadelerini kullandı.



Choi: "Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir"


Posco Assan CEO’su Ji Seob Choi ise "Asya’dan Avrupa’ya" vizyonuyla 15 yıl önce Türkiye’ye yatırım yaptıklarını hatırlattı. Sektördeki zorlu şartlara dikkati çeken Choi, şunları kaydetti:


"Bizim için hala bu sektörde zor dönemler ve şartlar devam etmektedir fakat elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösteriyoruz. Türkiye paslanmaz çelik sektörüne, buradan da Avrupa ve diğer ihracat ülkelerine kadar malımızı ulaştırmak için çalışıyoruz. Her şeyden daha önemli olanın, ülke içinde özellikle imalat sanayinin güçlendirilebilmesi olduğunu düşünüyorum. Bir ülke için en önemlisi, o ülkenin üretiminin devam etmesi ve güçlenmesidir. Bunun mümkün olabilmesi için yerli üretimin ve sanayinin güçlenebilmesi için önlemlerin alınması, sanayinin korunması çok önemlidir."



Paslanmaz çelik sektöründen "anti-damping" çağrısı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Okan Buruk: "Bu galibiyet şampiyonluk yolunda çok önemliydi" Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, Fenerbahçe’ye karşı kazandıkları bu galibiyetin şampiyonluk yolunda önemli olduğunu söyledi. Trendyol Süper Lig’in 31. haftasında Galatasaray evinde karşı karşıya geldiği Fenerbahçe’yi 3-0 mağlup etti. Müsabakanın ardından Galatasaray Teknik Direktörü Okan Buruk, düzenlenen basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Şampiyonluk için önemli bir maça çıktıklarını söyleyen Buruk, "4 puan farkla öndeydik. Maçın başlangıcında ne kadar çok kazanmak istediğimizi net bir şekilde gösterdik. Bu tutkuyla oynadık. Farkı koruyalım, beraberlik de bizim işimize yarıyor diye düşünmedik. Rakibimizin kazandığı penaltının kaçması önemli bir dakikaydı. Devamında birinci golü bulduk. Oyununun baştan sonuna kadar hakimi bizdik. Burada rakibimize karşı önemli bir üstünlük kurduk. Oyuncularıma verdikleri emeklerden dolayı teşekkür ederim. Ne kadar iyi takım olduklarını gösterdiler. Bize her zaman destek veren başta başkanımız Dursun Özbek ve yönetim kurulumuza teşekkür ederim. Galatasaray taraftarı her zaman yanımızda. Bugün de çok güzel bir atmosfer yaptılar. Onlar da bu galibiyeti hediye etmek istiyorum. Fenerbahçe’ye de bundan sonraki maçlarında başarılar dilerim" diye konuştu. Fenerbahçe’ye karşı iyi önlem aldıklarını belirten sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Penaltı pozisyonu dışında çok iyi önlem aldık. Uzun topları durdurduk, ikinci topları aldık. Rakibimize çok fazla pas yama şansı vermedik. Kanat baskıyı bekliyorduk. Oyun kurmada, topa sahip olmada beklediğimiz şeyler oldu. Biraz daha iyi sonlandırabileceğimiz pozisyonlar da var. Genel olarak iyi bir performans sergiledik" şeklinde konuştu. "Puanlar kaybettik ama herkes kaybedebiliyor" Bu sezon 50. maça yaklaştıklarını ifade eden 52 yaşındaki teknik adam, "12 Şampiyonlar Ligi maçı, 30 lig maçı, Türkiye Kupası’yla birlikte yoğun bir fikstür oynadık. Zaman zaman rotasyonlar yaptı. Şampiyonluğa oynayan bütün takımların zorlandıkları yer oluyor. Tek maça düştüğümüzde daha iyi odaklanacağımızı söylüyordum. Bazen maç kaybedebilir. Oyuncu değiştirilebilir, bunlara mecbursunuz. Onu yapmadığınız zaman sakatlıklar başlıyor. Bu değişimleri yapmamız gerekiyor. Puanlar kaybettik ama herkes kaybedebiliyor" değerlendirmesinde bulundu. "Bu galibiyeti kazanmak şampiyonluk yolunda çok önemliydi" Şampiyonluk yarışında derbi galibiyetlerinin öneminin sorulması üzerine Okan Buruk, "Bu sene Fenerbahçe bize karşı ilk maçta kazanmamıştı. Beşiktaş’ı ve Trabzonspor’u iki maçta da yenmişti. Bizim önceki senelerde derbi performansımız daha yüksekti. Bu sene altında kaldı. Direkt rakibinize karşı oynadığınız maçı çok önemli bir zamanlamada kazanınca puan farkını 7’ye çıktı. Rakibimizin şampiyonluk şansını çok minimuma indirdi. Bu galibiyeti kazanmak şampiyonluk yolunda çok önemliydi" diye cevap verdi. "Ben sokaktaki taraftarımıza inanıyorum" Fenerbahçe’ye karşı iç sahada son 10 yılda 2. kez kazandıklarını hatırlatan Buruk, "Beşiktaş deplasmanında yeni stat açıldıktan son 4 yılda 2 galibiyet aldık. Derbi performansları önemli. Rakiplerimizi yenmek önemli. Maç kazanamadığımız zaman eleştirilmek de normal. Herkes tartışılıyor. Bunlar beni etkilemiyor. Ben işimi yapmaya çalışıyorum. Bu 4. senem. Birinci senemde 14 maç üst üste kazandıktan sonra Konya’da kaybettikten sonra ‘Okan Buruk istifa’ yazıları vardı. Ben buna alışığım. Ben sokaktaki taraftarımıza inanıyorum. Ben o sevgiyi taraftarımızın gözünde görüyorum. O yüzden sosyal medya beni ilgilendirmiyor" ifadelerini kullandı. "4 sene üst üste şampiyonluğu tekrar teknik direktör olarak yaşamak çok değerli olur" Ligin daha bitmediği vurgulayan sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Çok önemli Samsun deplasmanına gideceğiz. Sonra iki tane daha maçımız var. Daha bitmedi. Ayaklarımızın yere basması gerekiyor. 4 sene üst üste şampiyonluğu yaşarsak bunu egale etmek önemli. Ben bunu futbolculuğumda Fatih hocamızla birlikte yaşamıştım. Tekrar teknik direktör olarak yaşamak benim için çok değerli olur. Galatasaray’ın hocası olarak inşallah 4’ü kazanırız, 5’i de oyuncularıma hedef olarak gösterebilirim" dedi. "Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir maç oynadık, kazandık" Bugünkü karşılaşmada Şampiyonlar Ligi havası olduğunu belirten Okan Buruk, "Fenerbahçe’ye karşı oynuyorsunuz, en yakın rakibimiz. Ezeli rakibiniz. Bu maçlar zaten Şampiyonlar Ligi havası oluyor. Öyle hazırlandık. Bu heyecanı yaşadık. Bizim için önemli ve kritik galibiyet. Şampiyonlar Ligi seviyesinde bir maç oynadık, kazandık" şeklinde konuştu. "Osimhen ve Yunus’un performansı çok değerliydi" Futbolcularının hepsinin Fenerbahçe’ye karşı çok iyi mücadele ettiğini aktaran Buruk, "Özellikle önde Osimhen ve Yunus’un performansı çok değerliydi. Hem sonuca etki ettiler hem de takım savunmasını önden başlattılar. Osimhen uzun süre oynamamıştı. Ona rağmen çok iyi mücadele etti. Yunus çok formda olan bir oyuncumuz. Bugün hem önde baskıları çok iyi yaptılar hem skora da katkı sağladılar. Orta saha oyuncularımızın mücadelesi de rakip orta saha oyuncularının da çok üstüne çıktı" diye konuştu. "Osimhen, takım içindeki gizli kaptanlardan biri" Nijeryalı futbolcu Victor Osimhen’in hem saha içinde hem de antrenmandaki performansının takım arkadaşlarının performansını yukarıya çektiğini belirten sarı-kırmızılıların teknik direktörü, "Osimhen bizim için önemli ve değerli. Arkadaşlarının performanslarını çok yükselten bir karakter. Bugün ligde 11’deki 17. maçıydı. Neredeyse yarısına kadarını oynamamış. Onsuz olmak da zor. Onsuz olduğumuz bazı maçlarda iyi sonuçlar aldık, bazı maçlarda da çok zorlandığımız bölümler oldu. Çok lider bir oyuncu. Takım içindeki gizli kaptanlardan biri" diyerek sözlerini tamamladı.
Kayseri Tomarza’da çiftçiler taşkın riskine karşı uyarıldı Kayseri Devlet Su İşleri (DSİ) 12. Bölge Müdürlüğü, Tomarza ilçesinde karların erimesiyle Zamantı Irmağı’nda suların yükseldiğini belirterek, çiftçileri taşkın riskine karşı uyardı. Kış mevsimi boyunca etkisini gösteren yoğun kar yağışının ardından Tomarza ilçesindeki Zamantı Irmağı’nda debi yükseldi. Kayseri DSİ 12. Bölge Müdürlüğü, suların yükselmesiyle medyana gelebilecek olumsuzluklara karşı vatandaşları uyardı. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Son günlerde etkili olan yoğun yağışlar ve kar erimeleri sonrasında Zamantı Nehri üzerindeki Pınarbaşı ilçesi sınırları içinde yer alan Bahçelik Barajı ile Develi ilçesi sınırları içerisinde yer alan Gümüşören Barajı’na gelen su akımlarında artış meydana gelmiş olup, doluluk oranları kritik değerlere ulaşmıştır. Bahçelik Barajı ve Gümüşören Barajı’nın doluluk oranları yüksek seviyelere ulaşmıştır. Barajlarımızda enerji üretimine tam kapasite ile devam edilirken, ilave olarak kontrollü şekilde dere yatağına su bırakılmasının yanında sulama kanallarına da su alınarak, baraja gelen suyun tahliye edilmesi sağlanmaktadır. Suyun tahliyesinden sonra dahi Bahçelik Barajı’ndaki seviye artışı günlük 10 santimetre, Gümüşüören Barajı’nda ise 15 santimetre civarındandır. Mevcut durumun böyle devam etmesi halinde iki tesisimizin de 10 gün içinde maksimum seviyeye çıkacağı tahmin edilmektedir. Bütün bunlarla birlikte önümüzdeki günlerin yağışlı geçeceği ve giriş akımlarının geçmiş dönemlerde olduğu gibi mayıs ayında artacağı tahmin edilmektedir. Bu öngörü neticesinde Zamantı Irmağı’nda olası taşkınlar için yöre halkının bilgilendirilmesi amacıyla duyuru yapılması, mal ve can kayıplarının önlenmesi için özellikle Bahçelik Barajı’ndan itibaren Gümüşören Barajı’na kadar ve Gümüşören Barajı ile Zamantı Regülatörü arasında kalan kısımda ırmak kıyısına yakın olan tarlalarda ekim-dikim yapacak çiftçilerin üretim alanlarının ırmak ekseninden sağlı sollu 100 metre geride olacak şekilde sınırlandırılması, ırmak çevresinde turistik geziler ve sportif faaliyetlere ara verilmesinin sağlanması, dere yatağına müdahalelerin engellenmesi konusunda kolluk kuvvetlerince ilgili birimlerimize yardımcı olunması hususları bildirilmiştir."