SPOR - 28 Ocak 2026 Çarşamba 18:05

Selçuk İnan: "Fenerbahçe maçında kazanmak için sahaya çıkacağız"

A
A
A
Selçuk İnan: "Fenerbahçe maçında kazanmak için sahaya çıkacağız"

Fenerbahçe hazırlıklarını sürdüren Kocaelispor’da teknik direktör Selçuk İnan, "Türkiye’nin en güçlü takımlarından birine karşı oynayacağız. Kendimize mücadelemize ve alacağımız puan ve puanlara odaklıyız. Kazanmak için sahaya çıkacağız" dedi.


Trendyol Süper Lig’in 20. haftasında Kocaelispor, 2 Şubat Pazartesi günü saat 20.00’de Kocaeli Stadyumu’nda Fenerbahçe’yi konuk edecek. Karşılaşmanın hazırlıklarını Körfez Brunga Tesisleri’nde sürdüren Kocaelispor’da teknik direktör Selçuk İnan basına açık olarak gerçekleştirilen antrenman öncesinde soruları yanıtladı. İnan, transfer tedbirinin kaldırılmasından kalan sürede yapılacak hamlelere, Fenerbahçe maçının hazırlıklarından takımdaki sakatlıklara kadar birçok konuyla alakalı basın mensuplarının sorularını yanıtladı.



"Tribünden maçı izlemek daha zordu"


Samsunspor maçını tribünden izlemenin saha kenarına nazaran daha zor olduğunu belirten Selçuk İnan, "Maçı tribünde izlemek çok daha zor. Daha önce de birkaç defa daha cezalı oldum. Samsunspor bizim adımıza zor bir maç, zor bir deplasmandı. Karşımızda uzun zamandır kendi sahasında kazanamayan bir takım vardı. Ben de tekrardan oyuncularımı tebrik etmek istiyorum, çalıştığımız her şeyi neredeyse harfiyen sahada gösterdiler. En azından defansif olarak gerçekten çok üst düzey bir maç çıkardık. Takım savunması adına da bizim için çok önemliydi. Stratejik olarak neyi düşündüysek neyi hayal ettiysek maça getirdik. Geçişlerden fazlasıyla pozisyon bulacağımızı düşünmüştük. Hepsi gerçekleşti ancak yine de son final paslarında belki biraz daha dikkatli olsaydık oradan 3 puanla dönebilirdik. Olmadı ama yine de böyle bir deplasmandan bir puanladı" diye konuştu.



"Şehirde şölen havasında bir hafta geçecek"


Fenerbahçe maçıyla ilgili soruları yanıtlayan genç teknik adam, "Oynadığınız her maçtan bir ders çıkarmanız lazım. Ki ben ilk yarıda oynadığımız maçları fazlasıyla analiz eden bir teknik adamım. Çünkü hocaları da değişse, oyun şablonları da değişse oyuncuların yüzde doksanı aynı. Orada iyi başladığımız bir maçtı. Esasında maçın 70. dakikasına kadar çok güzel bir mücadele, iyi maç vardı. Şimdi tabii ki farklı olacak. Kendi sahamız ve seyircimiz önünde, Türkiye’nin en güçlü takımlarından birine karşı oynayacağız. Ben hep şöyle bakıyorum; 16-17 yıl aradan sonra lige çıktık ve bu haftaları bizim gibi takımlar için bir bayram haftası gibi görüyorum. Şölen havasında bir hafta geçecek diye düşünüyorum. İnsanlar çok heyecanlı. Herkes bu maçı bekliyor. Bu tür büyük maçlar tabii ki oyuncular için de ayrıca çok önemli. Kendilerini farklı hazırlıyorlar. Benim için çok bir şey değişmiyor. Rakibe karşı nasıl yönlerimizi gösterebiliriz? Onların zaaflarını neler? Bu şekilde çalışıyorum. Yine aynı şekilde çalışacağım, bir şey değişmeyecek. Ama bir büyük takıma karşı oynamak bütün oyuncuların ve şehrin isteyeceği bir şey. Doğru oynarsak, en az Fenerbahçe kadar mücadele edersek ki daha fazlası gerekiyor bu maçta, inşallah bir galibiyet alırız" dedi.



"Kendi oyunumuza ve mücadelemize odaklıyız"


Şampiyonluk yarışına etkisi nedeniyle maçın ekstra stres unsuru olabilmesi ya da Kocaelispor lehine olmasına dair ise Selçuk İnan, "O hesaplar bizim dışımızda olan hesaplar. Ben öyle bakıyorum. Ben sadece benim takımımın sahada vereceği mücadele ve kazanacağına puan ve puanlara odaklıyım. Onun dışında sizin saydığınız şeyler muhtemel ama bu daha çok rakiplerin düşüneceği şeyler. Biz sadece ve sadece kendi oyunumuza ve kendi mücadelemizde beraber alacağımız sonuca odaklıyız" ifadelerini kullandı.



"Yetenek tabii ki fark oluşturabiliyor, biz mücadelemizi ortaya koyacağız"


Galatasaray galibiyetinin ardından yükselen beklentinin baskı unsuru olup olmamasıyla ilgili değerlendirmesinde İnan, "Bir baskı oluşturmaması için çalışıyoruz, oyuncularımıza konuşuyoruz. Çok büyük ve önemli kulüplere karşı burada mücadele veriyoruz ama nihayetinde bütün takımlar benim için bir. Sahada mücadele etmelisiniz. Tabii ki Fenerbahçe’ye, Galatasaray’a, Beşiktaş’a, Trabzon’a karşı oynamak çok da kolay değil. Çünkü çok önemli oyuncuları var. Her ne kadar bazen sahada bütün oyuncularınızı taktik disiplin içinde doğru bir şekilde tutsanız da yetenek biraz fark oluşturabiliyor. Ki Fenerbahçe’de bu yeteneklerden fazlasıyla var. Biz mücadelemizi sahaya koyacağız. Bu tür maçlarda bütün benliğinize mücadele ederseniz, her şeyinizi ortaya koyarsanız zaten karşılığında bir şekilde kazanmış oluyorsunuz. Taraftarlar bunu görüyor. Bununla beraber sonuç da gelirse ne güzel olur. Çok da mutlu olurum. Ama önceliğim iyi bir oyun ve taraftarlarımızla beraber iyi bir mücadele. Sonrasında ne olacağını beraber göreceğiz" dedi.



"Birileri giderse yerine ancak 2004 ve üstü doğumlu oyuncu alabiliriz"


Transferde Vukovic dosyasının kapanmasıyla tedbirin kalmasının oluşturduğu heyecanın ve beklentinin dile getirilmesi üzerine 40 yaşındaki teknik adam, "Transferle ilgili Vukovic dosyası vardı, ödendi. Ancak sizin de bildiğiniz gibi bizim limitlerde sıkıntımız var. Eksideyiz şu anda. Dolayısıyla da bu yüzden de bir transfer sıkıntımız var. Eğer bir transfer olacaksa bile; kontenjan olması lazım. Yani 2004 doğumlu ve üstü bir oyuncu alabiliriz. Bu önemli. Transfer açıldı, istediğimiz oyuncuyu olabiliriz diye bir şey söz konusu değil. Aramızdan ayrılan bir oyuncu olursa yerine alacağımız oyuncu yine kontenjan olmalı. Oleksandr Syrota muhtemelen aramızdan ayrılacak. Ayrılırsa görüştüğümüz 1-2 tane 2004 ve üstü oyuncu var. Onlardan birini transfer edebiliriz. Netleşince söyleyeceğiz. Yani transfer olması için birilerinin ayrılması gerekiyor ve yerlerine 2004 ve üstü doğumlu oyuncu alabileceğiz" açıklamasında bulundu.



"Smolcic ve Jovanovic’in durumu henüz netleşmedi"


Hrvoje Smolcic ve Aleksandar Jovanovic’in sakatlık durumları ve maça yetişip yetişmeyeceğiyle ilgili olarak Selçuk İnan belirsizliğin sürdüğünü söyledi. Joseph Nonge’nin sakatlığı ve transfer söylentilerine de açıklık getiren İnan, "Smolcic muhtemelen 3 gün sonra belki takımla çalışmalara başlayacak. Şu an öngörümüzü o ama daha net değil. Keza kalecimiz Jovanovic de öyle. Bugünden maçta oynayıp oynamayacaklarıyla ilgili bir şey söylemek çok erken. Tedbirli konuşmak istiyorum. Göreceğiz. Jo’nun bir sakatlığı vardı, sizinle paylaşmıştım. Öyle olduğunu söyledi. Tedavisini oldu. Bugün antrenmanda bizimle beraber zaten. Transferiyle ilgili haberler yazılıyor ama henüz somut bir şey olmadığı için bununla ilgili bir şey söylemek çok da doğru değil" şeklinde konuştu.



"Kazanmak için sahaya çıkacağız. Önceliğimiz bu"


Fenerbahçe’nin Avrupa maçından dolayı yorgun olabileceğinin kendilerine avantaj sağlayıp sağlamayacağına dair ise Selçuk İnan, "Fenerbahçe bundan önceki bütün maçlarını da kazandı. Büyük takımlarda fazlasıyla çok önemli oyuncular var. Yorgunlukları avantaj olarak da görülebilir tabii ki. O bakış açısıyla ilgili. Ama hangi takım olursa olsun kendi sahamız ve seyircimiz önünde biz kazanmak için sahaya çıkacağız. Öncelikle hedefimiz tabii ki o. Bu tür maçlarda en yakın örnek Trabzonspor maçıydı. Kazanmak için fazlasıyla efor sarf ettik. Çok da iyi mücadele ettik ama en nihayetinde son dakika da yediğimiz golle bir hayal kırıklığı oldu. Biz maçı kazanmak için sahaya çıkacağız ama kazandığınız her puan bu ligde çok değerli ve önemli. Bunun da farkındayız" ifadelerini kullandı.



"Kocaelispor, rakipler için zor deplasman oldu"


Fenerbahçe Teknik Direktörü Domenico Tedesco’nun Kocaelispor ile ilgili açıklamaları üzerine yöneltilen sorunun ardından kendilerinin de Fenerbahçe’nin tüm maçlarını izleyip oyuncuları analiz ettiklerini belirten Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, "Zaten işimiz bu. Biz de onların bütün maçlarını, oyuncularını analiz etmeye çalışıyoruz. Oyuncularımızla da bunu paylaşıyoruz. Evet, Kocaelispor, rakip takımlar için zor bir deplasman oldu. Bu bizim için çok önemli bir şey. Ama bunun sadece sözde kalmaması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" sözlerini kaydetti.



Selçuk İnan: "Fenerbahçe maçında kazanmak için sahaya çıkacağız"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Trabzon Kış uykusu bitti, ayı istilası başladı Doğu Karadeniz’in yüksek kesimlerinde kış uykusundan uyanan ayılar, açlık nedeniyle yayla evlerine yöneldi. Son haftalarda artan saldırılar, bölgede yaşayan vatandaşları tedirgin ederken çok sayıda ev ve ağılda hasar oluştu. Trabzon, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Giresun’un yüksek rakımlı yaylalarında son haftalarda artan ayı hareketliliği, hem yayla sakinlerini hem de sezon hazırlığı yapan vatandaşları tedirgin etti. Kış uykusundan uyanarak yerleşim alanlarına yönelen ayılar, kapı ve pencereleri kırarak evlere giriyor, içerideki gıda malzemelerini dağıtıyor, arı kovanlarına zarar veriyor. Bazı yaylalarda aynı gece birden fazla ev hedef alınıyor. Yayla sezonunun yaklaşmasıyla birlikte hazırlık yapmak isteyen vatandaşlar, karşılaştıkları manzara karşısında şaşkınlık yaşıyor. Parçalanmış kapılar, dağıtılmış erzaklar ve zarar görmüş eşyalarını gören vatandaşlar, yetkililerden önlem alınmasını talep ediyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yaylalarında son günlerde evlerdeki ayı saldırılarının arttığını söyledi. Başkaya, "Ayılar evlere haddinden fazla girmeye başladı. Sosyal medyada da bu türden çokça paylaşımlar görüyoruz. Bunun en önemli sebebi ayı popülasyonunun artması. Artmanın yanında birde ayıların artık bu evlere girme olayını bir alışkanlık haline getirmeleridir. Bunu artık öğrendiler. Yayla evlerini kapatıp terk ederken yiyecek bırakmayın diyoruz. Koku çıkaracak herhangi bir şeyi yanınızda götürün evde bırakmayın. Mutfakta bulunan tabak, çatal bile ayı için bir kokudur. Ayılar evlerde yiyecek bulabileceğini öğrendi. Biz önlemlerimizi almalıyız. Yayla evlerinde yiyecek bırakmamalıyız" dedi. "Avlanma işini yasal olarak yapmamız gerekiyor" "Tarım ve Orman Bakanlığının ayılar konusunda bir yöntem değişikliğine gitmesi gerekiyor" diyen Başkaya, "Ayılar bugün koruma altında olan hayvandır. Yasal olarak avına izin verilmiyor. Yasal olarak avına izin vermiyoruz ancak ülkede yaşayan herkes biliyor ki ayı kaçak olarak haddinden fazla avlanıyor. Ayının popülasyon sayımları yapılmalı bu envanter sayımlar sonucunda nerede ne kadar erkek, dişi ve yavrunun olduğunu bilmemiz gerekiyor. Buna göre avlanma işini yasal olarak yapmamız gerekiyor. Köylüler resmen gelip bölgemizde av yapılsın diye yetkililere yalvarır durumda dilekçeler veriyor. Bu dilekçeler sonucunda belli yerlerde bazı ayılar avlanıyor. Bu ayı saldırıları eskiden köylerde daha fazla yaşanıyordu. Eskiden kırsalda yaşayan insanlar ayıya karşı önlem alıyordu. Ayı sayısını azaltıyorlardı. Bugün ise köylerde yaşayan insanları çoğu evlerini yazlıkçı olarak kullanıyor" şeklinde konuştu. "Kış boyunca yağlarına eriterek yaşadılar, o enerjiyi geri almak için etrafta yiyecek arayışına koyuluyorlar" Erkek ayıların daha saldırgan olabildiğine dikkat çeken Başkaya, "Ayıların çoğunluğu kış dinlenmesi yaptılar. Bazıları belki kış uykusu dediğimiz olayı hafif atlatır bazıları çok daha uzun süre yatar. Şubat ve Mart ayına kadar uyuyanlar oldu. Yüksek kesimlerdekiler Nisan ayına kadar uyudu. Artık onlarda uyandılar. Kış dinlenmesinden uyanan ayılar kış boyunca yağlarını eriterek yaşadılar. O enerjiyi geri almak için etrafta yiyecek arayışına koyuluyorlar. Haliyle aşırı bir beslenme istekleri oluşuyor. Ardından da çiftleşme dönemi yaşıyorlar. Bizi hem aç hem de ardında bir çiftleşme dönemi bekliyor. Erkek ayılar daha saldırgan olabiliyorlar. İnsanlarla karşılaşmaları artıyor çünkü yiyecek arayışındalar. Yayla evlerine akın ediyorlar. Bu dönemde uyanık olmalıyız tek başına arazide bulunmak sıkıntıdır. İşi gücü olan köylü vatandaşımız bile tek başına dolaşmamaya çalışsın. Çobanlarımıza da bu öneride bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.
Kocaeli Ağrıya "nokta atışı" tedavi Kocaeli’deki Büyük Anadolu Hastanesi Darıca’da uygulanmaya başlanan "görüntüleme eşliğinde enjeksiyon" yöntemi, kas ve iskelet sistemi ağrılarında hedefe yönelik tedavi imkanıyla hem güvenliği hem de başarı oranını artırıyor. Kas-iskelet sistemi ağrıları, günlük yaşamda en sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında yer alırken, modern tıp uygulamaları bu ağrılara yönelik daha etkili çözümler sunuyor. Büyük Anadolu Hastaneleri’nde uygulanan görüntüleme eşliğinde enjeksiyon tedavileri, ağrının kaynağına doğrudan müdahale edilmesini sağlıyor. Darıca Büyük Anadolu Hastanesi’nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Bahtiyar Bahtiyarov, geçmişte enjeksiyonların çoğunlukla anatomik işaretlere göre "körlemesine" yapıldığını belirterek, bu durumun hem etkinliği azalttığını hem de riskleri artırabildiğini ifade etti. Ultrasonografi ve skopi (röntgen eşliğinde görüntüleme) sayesinde hedef dokunun doğrudan görüntülenebildiğini vurgulayan Bahtiyarov, iğnenin doğru noktaya yönlendirilmesiyle tedavi başarısının arttığını söyledi. "Komplikasyon riskinin azalıyor" Görüntüleme eşliğinde yapılan enjeksiyonların, özellikle omurga çevresinde güvenli bir uygulama sunduğunu kaydeden Bahtiyarov, "Bu yöntemle sinir, damar ve diğer kritik yapılardan kaçınmak mümkün hale geliyor. Bu sayede komplikasyon riski azalırken, özellikle omurga çevresinde daha güvenli bir tedavi süreci sağlanıyor. İlacın doğrudan sorunlu bölgeye verilmesiyle tedaviye alınan yanıt güçleniyor. Sinir sıkışmaları, bel ve boyun fıtıkları ile eklem içi problemlerde bu fark çok daha belirgin hissediliyor" dedi. "Bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor" Bahtiyarov, hedefli enjeksiyonların sadece tedavi değil, tanı açısından da büyük katkı sunduğunu aktardı. Bu yöntemle ağrının kaynağının daha net anlaşılarak gereksiz tedavilerin önüne geçilebildiğini belirten Bahtiyarov, teknik farklılıklara ilişkin şunları kaydetti: "Ultrasonografi, kas, tendon ve yüzeysel sinirlerin görüntülenmesinde önemli avantajlar sağlıyor. Radyasyon içermemesi, gerçek zamanlı görüntü sunması ve dinamik değerlendirme imkanı sunması nedeniyle güvenli bir yöntem olarak öne çıkıyor. Skopi ise daha çok omurga çevresi enjeksiyonlarda tercih ediliyor. İğnenin kemik yapılar arasındaki ilerleyişini net şekilde göstermesi, özellikle bel ve boyun bölgesinde yüksek doğruluk sağlıyor." "Deneme-yanıltma" dönemi sona erdi Tedavide teknolojinin yanı sıra deneyimin de belirleyici rol oynadığını vurgulayan Bahtiyarov, "Sonuç olarak kas-iskelet sistemi ağrılarında artık ’deneme-yanılma’ yaklaşımından uzaklaşıldı. Daha planlı ve hedef odaklı yöntemler öne çıktı. Ağrıyı sadece bastırmak yerine, doğru noktaya yapılan müdahale ile etkili sonuçlar alıyoruz. Bazen fark, sadece birkaç milimetre oluyor" ifadelerini kullandı.
Kars Kars’ta nisanda kar macerası: Zirveye yürüyüp bahar ortasında snowboard yaptılar Kars’ta baharın ortasında sıra dışı bir macera yaşandı. Hava sıcaklıklarının yükselmesine rağmen yüksek kesimlerde tutunan kar örtüsü, adrenalin tutkunlarını yeniden zirveye çağırdı. İki arkadaş, Sarıkamış Kayak Merkezi’nin yaklaşık 4 kilometrelik pistini bu kez kayak liftleriyle değil, kara bata çıka yürüyerek aştı. Hedefleri ise bölgenin en yüksek noktalarından biri olan Bayraktepe Zirvesi idi. Snowboard tutkunu Umut Fendi ve arkadaşı, yer yer eriyen, yer yer diz boyunu aşan karla kaplı parkurda zorlu bir tırmanış gerçekleştirdi. Nisan ayının aldatıcı bahar havasına rağmen zirve hattında sert rüzgar ve yoğun kar tabakası, yürüyüşü daha da çetin hale getirdi. Ancak ikili, yaklaşık 1,5 saat süren bu mücadeleyi başarıyla tamamlayarak zirveye ulaştı. Zirveye vardıklarında onları etkileyici bir manzara karşıladı. Bir yanda baharın yeşermeye başladığı vadiler, diğer yanda hala kıştan kalma beyaz örtüyle kaplı pistler. Bu eşsiz kontrast, maceranın en özel anlarından biri oldu. Asıl heyecan ise inişte başladı. Umut Fendi, snowboardunu bağlayarak zirveden aşağı süzülmeye başladı. Bahar karının yumuşak dokusu, inişi hem teknik hem de eğlenceli hale getirirken, yer yer oluşan sert zeminli alanlar adrenalini artırdı. Fendi’nin aksiyon kamerasıyla kaydettiği görüntülerde, doğayla iç içe geçen bu sıra dışı snowboard deneyimi tüm detaylarıyla gözler önüne serildi. Bu macera, klasik kayak sezonunun çok ötesinde bir deneyim arayanlar için ilham verici bir örnek oldu. Baharın ortasında, doğanın sürprizlerine meydan okuyarak zirveye yürüyen ve ardından snowboardla inişe geçen bu iki sporcu, Kars’ın gizli kalmış potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdi.
Mersin Yıkımda zarar gören binanın sakinleri: "Müteahhide ulaşamıyoruz" Mersin’de bir binanın kontrollü yıkımı esnasında bitişiğindeki 4 katlı binanın zarar görmesiyle evlerinden olan vatandaşlar, 5 aydır müteahhide ulaşamadıklarını belirterek mağduriyetlerinin giderilmesini istiyor. Mersin’in merkez Akdeniz ilçesinde yaklaşık 5 ay önce bir binanın kontrollü yıkımı sırasında zarar gören bitişik binada yaşayan vatandaşlar, aradan geçen süreye rağmen sorunlarının çözülmediğini belirtti. Hamidiye Mahallesi 4208 Sokak’ta meydana gelen olayda, yıkım esnasında yan taraftaki 4 katlı binanın birinci katında taşıyıcı kolonlar zarar görürken, bina sakinleri tedbir amaçlı tahliye edildi. O günden bu yana evlerine giremeyen ve farklı yerlerde kalmak zorunda kalan bina sakinleri, geçici çözümlerle yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Yaşanan olayın ardından mağduriyetlerinin giderilmediğini ifade eden mağdur aileler, hem maddi hem de manevi açıdan büyük sıkıntı yaşadıklarını belirtti. Evlerine dönemeyenler, kira ödemekte zorlandıklarını, düzenlerinin tamamen bozulduğunu dile getirirken, müteahhide uzun süredir ulaşamadıklarını ve yaşadıkları belirsizliğin her geçen gün arttığını ifade etti. "Dışarıda kaldık, kira ödeyemiyoruz" Bina sakinlerinden Kadriye Kurdakol, yaşadıkları mağduriyeti dile getirerek, "5 ay önce bizim dairemizi yanlışlıkla yıktılar. O günden beri bizimle ilgilenen kimse yok. Dışarıda kaldık, kira ödeyemiyoruz. Benim bir gelirim yok, bir maaşım yok. Biz sadaka istemiyoruz, sadece yıkılan evimizi istiyoruz. Defalarca arıyoruz, telefonlarımız yüzümüze kapatılıyor. Bize ’300 bin TL’ diyorlar. Bir dairenin değeri bu mu? Eğer gerçekten o fiyatsa alsınlar, bize dairemizi versinler. Biz mağduruz, nereye gideceğimizi bilmiyoruz" dedi. "Eşim yıllarca çalışarak bu evi aldı" Bir diğer mağdur Nadire Haklıol da 5 aydır kimseye ulaşamadıklarını ifade ederek, "Yan komşu binayı müteahhide vermişti. Yıkım sırasında bizim binanın üzerine düştü ve evimiz zarar gördü. O günden bu yana ne müteahhide, ne yıkımı yapan kepçeciye ne de ilgili yerlere ulaşabiliyoruz. Eşim yıllarca çalışarak bu evi aldı. Şimdi kiradayız ama kira veremiyoruz, geçinemiyoruz. Çok zor durumdayız. Biz kimseden sadaka istemiyoruz, sadece yıkılan evimizi geri istiyoruz" diye konuştu.