SPOR - 10 Aralık 2025 Çarşamba 19:55

Selçuk İnan: "Final maçı gibi bakacaklar"

A
A
A
Selçuk İnan: "Final maçı gibi bakacaklar"

Fatih Karagümrük maçının hazırlıklarını sürdüren Kocaelispor’da Teknik Direktör Selçuk İnan, kendilerini zorlu bir deplasmanın beklediğini söyledi. Rakibin zor durumda olmasının maçı daha da zorlaştıracağının altını çizen İnan, "Final maçı gibi bakacaklar. Ama biz de zaten her maça öyle bakıyoruz" dedi.


Trendyol Süper Lig’in 16. haftasında Kocaelispor, pazar günü saat 17.00’de Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda Fatih Karagümrük’e konuk olacak. Karşılaşmanın hazırlıklarını sürdüren Kocaelispor’da Teknik Direktör Selçuk İnan, antrenman öncesinde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İnan, "Aslında kadro kalitesi ve oynadığı oyun belki de son sırada olmasıyla tam doğru orantılı değil. Ama biz rakiplerin hepsini çok önemsiyoruz. Hepsine çok değer veriyoruz ve ne olursa olsun daha çok kendi yapacaklarımıza odaklanıyoruz. Sonuçta bir deplasman, çok da önemli oyuncuları var. Daha önce de lig tecrübesi olan bir takım. Dolayısıyla zor bir maç, zor bir deplasman olacak. Zor durumda olmaları bence maçı daha da zorlaştıracak. Çünkü bir final gibi bakacaklar. Ama biz de öyle bakıyoruz zaten. Oyuncularıma sürekli bunu aşılamaya çalışıyorum. Her maç bir final, her puan altın değerinde. Çünkü lig uzun bir maraton, aynı zamanda gerçekten çok zorlu. Ben bunun zaten farkındayım, oyuncularıma da bunu sürekli anlatıyorum. Aldığımız her galibiyet, her puan çok değerli, çok önemli. İnşallah bu hafta sonu da bu maçı kazanan taraf oluruz" dedi.



"Ligde takımlar denk ve güçler neredeyse eşit"


Kasımpaşa maçından sonraki açıklamaları hatırlatılan ve yeni kadroyla sahaya yansıttıkları oyundan memnun olup olmadığına dair ise genç teknik adam, "Gönül isterdi ki Kasımpaşa maçını kazanalım. Oyun üstünlüğü bizdeydi. Maçı kazanmayı hak eden taraf da bizdik. Bunu biz, bu oyuncular oluşturdu. O yüzden çok mutluyum. Evet, oynatmak istediğimiz oyun yavaş yavaş sahaya geliyor. Evet, yeni bir takımız. Çok uzun yıllardan sonra tekrar Süper Lig’deyiz. Dolayısıyla bugün bir puana üzülmek belki de insanların beklediği bir şey değildi. Oynadığınız rakiplerinize karşı bu kadar favori gösterilmeyi bir şekilde oyuncularımızı oluşturdu. Bunun üstüne koya koya devam etmemiz gerekiyor. Yinelemek istiyorum; özellikle bu sene takımlar birbirine çok denk, güçler neredeyse eşit gibi. O yüzden aldığımız her puan çok değerli. Bazen çok iyi oynadığınız ya da domine ettiğiniz maçı kazanamamak insanı üzüyor ama o geçmişte kaldı. Karagümrük maçında inşallah üç puanı alan taraf biz oluruz" şeklinde konuştu.



"Bu saatten sonra bizim için çok önemli değil"


Olimpiyat Stadı’nın takımın oyununa olumsuz etki edilmesine dair soruyu yanıtlayan Selçuk İnan, "Olumsuz etki olmaması için tabii konuşacağız, anlatacağız. Hava şartları da bazen olumsuz oluyor. Orada ben de çok oynadım. Oyuncuyu konsantre etmek bazı zamanlar zor olabiliyor ama bunlar dediğim gibi sadece bizim için değil bütün takımlar, bütün oyuncular için geçerli. Bu saatten sonra bizim için çok önemli değil" karşılığını verdi.



"Agyei ve Smolcic de antrenmana çıkacak"


Takımdaki sakatlıklara değinen ve Karagümrük maçında kart cezalısı olacak Ahmet Oğuz’a ayrı parantez açan Selçuk İnan, "Ahmet duruşuyla, karakteriyle, saha içi performansıyla bizim için çok değerli, çok da önemsediğimiz bir oyuncu. Bütün oyuncularımızın yokluğunu, hangi oyuncu olursa olsun eksikliğini bir şekilde yaşıyoruz. Ama daha önce de söylediğim gibi, sahaya 11 kişi çıkacağız ve onun yerine oynayacak arkadaşlar da fazlasıyla görevini yerine getirecektir. Sakat oyuncularla ilgili; Daniel Agyei ve Hrvoje Smolcic bugün bizimle antrenmana çıkacak. Şu an çok bir eksiğimiz yok" dedi.



"Her şeyin daha fazlasını istiyorum"


İlk 7 haftadaki taraftara mahcup olduğu açıklamaları hatırlatılan ve şu anki duygusu sorulan Kocaelispor Teknik Direktörü Selçuk İnan, "Dediğim gibi çok emek veriyoruz, yalan değil. Çok çalışıyoruz. Bu şehir bunu fazlasıyla hak ediyor. Kazanırken de, kaybederken de bunu söylüyordum. Kaybettiğimiz maçlarda insanlar bizim arkamızda durdu, bize çok önem verdi, destek verdi. Çünkü sahada bir mücadele vardı. Her ne kadar skor alamasak da sahada oyun vardı. Şimdi şükürler olsun skor da alabiliyoruz. O yüzden evet o mahcubiyet artık yok ama daha erken. Çünkü her şeyin daha fazlasını istiyorum. İnşallah o daha güzel şeyleri yaşattıktan sonra o gururu hep beraber yaşarız" ifadelerini kullandı.



"Petkovic henüz fiziksel olarak hazır değil"


2 ay sonra Kasımpaşa maçında oyuna giren Bruno Petkovic ve yokluğunda takımı sırtlayan Serdar Dursun konusunda ise Selçuk İnan, "Kafamda tabii ki farklı dizilişler, farklı oyunlar var. Zaten maçtan önce de böyle konuşmuştuk. Çünkü uzun bir süre bizimle beraber olmadı. Süresi tabii ki çoğalacak ama fiziksel olarak henüz tam hazır hale geldi diyemem. Çünkü sadece bir hafta olmadı bile. 5-6 gündür bizimle antrenman yapabiliyor. Bundan sonrasını hep beraber göreceğiz" diye konuştu.



"Kimseyi haksızlığa uğratmadan, her şeyin gerçekleriyle anlatılmasını istiyorum"


Bahis soruşturması ve tutuklamalarla ilgili olarak görüşlerini paylaşan İnan, "Futbol dışı olayları konuşmayı çok sevmiyorum. Sadece doğru şeyin yapılmasını temenni ediyorum. Kimseyi haksızlığa uğratmadan, her şeyin gerçek haliyle insanlara anlatılmasını istiyorum. Ortada bir suç varsa adalet zaten bunu bize sağlayacaktır. İnsanlar bir hata yapmışsa, dönülemeyecek hatalarsa zaten bu ortaya çıkacaktır. Ama inşallah en kısa sürede bu tür olaylar çözülür ve sadece futbolun konuşulduğu bir ortam olur. Temennim bu olayların en hızlı şekilde sona ermesi ve insanların sadece futbolu konuşması ve futboldan zevk alması" sözlerini kaydetti.



Selçuk İnan: "Final maçı gibi bakacaklar"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Hürmüz krizi yerli kaynakların önemini yeniden hatırlattı İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasıyla küresel enerji piyasalarında sert dalgalanma yaşanırken, petrol fiyatları hızla yükseldi. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik hattaki kesinti, enerji arz güvenliğinin önemini yeniden ortaya koydu. YEKÜD Başkanı Fatma Elif Yağlı, "Yaşanan olağandışı gelişmeler, yerli kömür kullanımının teşvikiyle üretimde süreklilik sağlamanın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi" dedi. Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim sonrası İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, küresel enerji piyasalarında arz şoku oluşturdu. Dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği kritik geçiş hattında yaşanan aksama, petrol fiyatlarının kısa sürede sert şekilde yükselmesine neden oldu. Uzmanlara göre, tanker trafiğinin durmasıyla birlikte günlük milyonlarca varillik petrol akışı kesintiye uğrarken, piyasalarda belirsizlik ve fiyat baskısı hızla arttı. Yaşanan gelişmeler, enerji arz güvenliğinin sağlanabilmesi için yerli kaynakların maksimum kapasitede kullanılabilmesinin; yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve jeopolitik bir mesele olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Küresel enerji sistemi alarm veriyor Yerli Kömür Kaynaklı Elektrik Üreticileri Derneği (YEKÜD) Başkanı Fatma Elif Yağlı, yaşanan gelişmelerin enerji politikalarına dair önemli bir gerçekliği net şekilde ortaya koyduğunu belirtti. Yağlı, sözlerine şöyle devam etti: "Hürmüz Boğazı’nda yaşananlar, enerji arz güvenliğinin teorik bir kavram olmadığını; küresel ölçekte anlık krizlerle doğrudan sınanan bir gerçeklik olduğunu bir kez daha gösterdi. Dünya petrol ticaretinin önemli bir kısmının geçtiği bir hattın devre dışı kalması, tüm ülkeler için ciddi bir kırılganlık oluşturuyor." "Yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil, zorunluluk" Özellikle enerji tarafında iş birliği yaptığımız ülkelerin savaşta olduğu dikkate alındığında, ülkemiz açısından en kritik başlığın yerli ve sürekli üretim kapasitesinin güçlendirilmesi olduğunu vurgulayan Yağlı, "Bugün geldiğimiz noktada, yerli enerji kaynaklarına dayalı üretim bir tercih değil, açık bir zorunluluk. Dışa bağımlı enerji yapısı, ne kadar süreceği belli olmayan bu tür krizlerde maliyet artışı ve arz riski olarak doğrudan karşımıza çıkıyor. Yerli kömürden elektrik üretimi, bu anlamda Türkiye’nin enerji sisteminde yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güvence işlevi görüyor. Son 6 ay içerisinde Enerji Bakanlığı tarafından bu alana verilen teşviklerin katkısı stratejik bir hamle oldu" diye konuştu. Baz yük olmadan sistem ayakta kalamaz Enerji sistemlerinin sürekliliği açısından baz yük kapasitesinin kritik rolüne dikkat çeken Yağlı, "Enerji sistemleri yalnızca üretim kapasitesiyle değil, süreklilik ve denge ile ayakta kalır. Baz yük santralleri; yani kesintisiz ve öngörülebilir üretim olmadan, sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sadece yenilenebilir kaynaklara dayalı bir yapı, mevcut teknolojik koşullarda arz güvenliğini tek başına sağlayamaz. Bu nedenle baz yük kapasitesinin korunması, enerji politikalarının temel unsurlarından biri olmalıdır. Son dönemde, yerli kömür santrallerinin tuttuğu kapasite karşılığında ödenen bedelin kaldırılmasına ilişkin getirilen yeni düzenlemenin gözden geçirilmesinde fayda görüyoruz" açıklamasında bulundu. "Enerji dönüşümü dengeli ve gerçekçi olmalı" Yağlı, enerji dönüşümünün ancak dengeli bir modelle ilerleyebileceğini vurguladı: "Enerji dönüşümünü bir ‘ya hep ya hiç’ yaklaşımıyla değil, dengeli ve gerçekçi bir geçiş süreci olarak ele almak gerekiyor. Bu süreçte baz yük tesislerimizi korurken; yenilenebilir enerji yatırımlarını da kararlılıkla artırmak zorundayız. Rüzgâr ve güneş enerjisi başta olmak üzere tüm alternatif kaynaklar, sistemin tamamlayıcı unsurları olarak büyümeye devam etmeli." "Krizler, doğru politikaların testidir" Türkiye’nin enerji geleceğinin, yerli kaynaklar ile yenilenebilir yatırımların birlikte ve dengeli şekilde ilerlediği bir model üzerine kurulması gerektiğini hatırlatan Yağlı, "Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, aslında tüm ülkeler için bir stres testi niteliğinde. Böyle dönemlerde ayakta kalan sistemler, yerli kaynaklarını etkin kullanan, dengeli üretim yapısına sahip ve arz güvenliğini önceliklendiren sistemlerdir" ifadelerini kullandı.
Erzurum Kızılay’dan üniversite öğrencilerine "Anne Eli" iftar sofrası Erzurum’da Kızılay Kadın Kolları tarafından üniversite öğrencilerine yönelik anlamlı bir iftar programı düzenlendi. "Anne Eli İftar Programı" kapsamında Erzurum’da öğrenim gören üniversite öğrencileri, Kızılay ailesinin sıcaklığıyla bir araya geldi. Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, yönetim kurulu üyeleri ve gönüllülerle birlikte hazırlanan iftar programında, öğrencilere adeta anne eli değmiş lezzetler sunuldu. Öğrenciler için hazırlanan iftar menüsü, yalnızca bir yemek buluşması değil; sevginin, şefkatin ve dayanışmanın paylaşıldığı anlamlı bir sofraya dönüştü. Anne eli değmiş bir iftar sofrası Programla ilgili açıklama yapan Türk Kızılay Erzurum Kadın Kolları Başkanı Esra Kaplan, Erzurum’da eğitim gören gençlerin kendilerini yalnız hissetmemeleri için böyle bir program düzenlediklerini belirterek şu ifadeleri kullandı: "Üniversite öğrencilerimiz ailelerinden uzakta eğitim hayatlarını sürdürüyor. Biz de Kızılay ailesi olarak onlara anne eli değmiş bir iftar sofrası hazırlamak istedik. Amacımız sadece soframızı değil, sevgimizi ve şefkatimizi de paylaşmak; onların burada yalnız olmadıklarını hissettirmek." "Ramazan paylaşmak demektir" Türk Kızılay Erzurum İl Başkanı Hüseyin Bekmez ise yaptığı açıklamada Ramazan ayının dayanışma ve paylaşma ruhuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Ramazan ayı; birlik, beraberlik ve paylaşma ayıdır. Erzurum Kızılay ailesi olarak öğrencilerimizin yanında olmaya devam ediyoruz. Bu tür etkinliklerle gençlerimizle gönül bağımızı güçlendirmeyi ve Ramazan’ın bereketini birlikte yaşamayı amaçlıyoruz." Samimi bir atmosferde gerçekleşen iftar programında öğrenciler, kendileri için hazırlanan sofrada hem iftarlarını açtı hem de Kızılay gönüllüleriyle sohbet ederek sıcak bir aile ortamı yaşadı.