İhlas Haber Ajansı

SON DAKİKA

Whatsapp İhbar Hattı

Yaşadığı zorluklara aldırış etmeyip sanatına sımsıkı sarıldı

Kocaeli’de yaşayan 64 yaşındaki Hamiyet Başaran, gençliğinde yaşadığı tüm zorluklara rağmen yıllar sonra keşfettiği yeteneğini devam ettirebilmek için evini adeta resim atölyesine dönüştürdü.

Kocaeli'de yaşayan 64 yaşındaki Hamiyet Başaran, gençliğinde yaşadığı tüm zorluklara rağmen yıllar sonra keşfettiği yeteneğini devam ettirebilmek için evini adeta resim atölyesine dönüştürdü.


Gebze ilçesinde yaşayan Hamiyet Başaran, gençliğinde mahalle baskısı yüzünden eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kaldı. Yine aynı baskılar yüzünden evlenen Başaran, dünyaya 3 çocuk getirdi. Resim yapmak içinde hep bir uhde olarak kalan Başaran, yıllar sora Halk Eğitim Merkezi'nde eğitim almaya başladı. Aldığı eğitime birlikte sanata olan yeteneğini keşfeden Başaran, hayalini kurduğu ressamlığı hiç bırakmadı. Çocuklarıyla birlikte eğitimini tamamlayan Başaran, maddi imkansızlıklar sebebiyle resim atölyesinden ayrılmak zorunda kaldı. Sanatını devam ettirebilmek için evini adeta bir atölyeye dönüştüren Başaran, burada tuvalleri içindeki duygularıyla renklendirmeyi sürdürüyor.



"Resim yapmaya başlayınca çok güzel bir şey çıktı ortaya"


Zor zamanlardan geçtiğini söyleyen Hamiyet Başaran, "Kızların okuması hoş görülmeyen bir zamandı. Mahalle baskısı çok fazla vardı. O zaman açılamadık. Lise döneminde resim yapıyorduk. Bir dönem yaptık, sonra yaptığımız resimleri yırttık attık. Yine mahalle baskıları devam etti. Bu baskılar yüzünden evlendik, resim geride kaldı. Daha sonra çocuklarım oldu, 3 çocuğum var. Halk eğitim kurslarına başladım, resim aşkım da o zaman başladı. Resim yapmaya başlayınca çok güzel bir şey çıktı ortaya. Ben şaşırdım, öğretmenler de şaşırdı. 'Niye daha önce yapmadık bunu' dediler. İlk sergimi 1995 yılında Osman Hamdi Bey Müzesi'nde açtım. Çok da güzeldi. Akabinde İzmit'te yine kişisel sergi açtık. O zamanlar çok güzeldi. Ondan sonra biraz daha eğitime ağırlık vermek istedim. Liseyi yarım bırakmıştım. Bir yandan çocuklarımı büyütürken liseyi dışarıdan bitirdim. Üniversiteye gittim, güzel sanatlar bölümünde halıcılık, motiflerle, halı yapılmasıyla genel anlamıyla sanat eğitimiyle destekledim" dedi.



"Sürekli evin içerisinde olmak güzel bir duygu ama tam olarak alışamadım"


Atölyeyi kapatıp eve yerleşmek zorunda kaldığını kaydeden Başaran, "Biraz sıkışık olsa da güzel olacak inşallah. Burada devam edeceğim, sergilere katılmaya devam edeceğim. Şu sıra biraz daha evde demlenme zamanı olsun diye düşünüyorum. Sürekli evin içerisinde olmak güzel bir duygu tabii ama tam olarak buna alışamadım, tam yerleşemedim. Bir yandan kediler de evde olunca onlarla biraz zorlanıyorum. Biraz zorlanacağım ama alışacağım evden çalışmaya. Bahçeyi düzenlemeyi düşünüyorum. Hava güzel olduğu zaman bahçede çalışacağım. Çünkü evin zorluğu şurada; yağlı boyalarla çalışmayı sevdiğim için biraz dokunuyor. Havalandırmanın gayet iyi olması gerekiyor. Cam açık bir şekilde idare edeceğiz, alışacağız. Evin işi bitmediği için atölye çok daha rahat. Evden çıkıyorsunuz, orada kendinizi unutuyorsunuz. Buradaki eserlerin bir çoğunu atölyede çok rahat ürettim. Ama evde de o tempoyu inşallah tutturacağım" diye konuştu.



"Tuvalin başına geçip eseri orada çıkartmayı seviyorum"


Yaptığı bir resmin zaman içerisinde değişiklikler gösterebildiğini aktaran Başaran, "Gönül ister ki sadece içimizdeki şeyleri tuvale dökelim. Ama hayat şartları buna izin vermiyor. Böyle zorlana zorlana daha güzel şeyler çıkıyor diye düşünüyorum. Resimlerimi yaparken huzurluyum, mutluyum. Normalde bir sipariş olduğunda tabii ki o siparişi de yapıyorum. Ama kendi içimdeki duyguları aktarmak, o bambaşka bir şey. Onu sürekli yapmak ister insan. Tasarlamadan tuvalin başına geçip eseri orada çıkartmayı seviyorum. Çizgilerle iyice yerleştirmek değil ama ruhumdan ne geliyorsa burada evrilebilir. Bu astar, bakışlar değişir, her şey değişebilir. En son baktığımda ne çıkıyorsa bırakırım onu artık. Belki bir yıl sonra birkaç rötuş yaparım, o başka bir şeye evrilir. O takibi seviyorum" şeklinde konuştu.



"Resimlerin üzerinde konuşmuyoruz"


Sergilerde, yapılan resimlerin hikayelerine gereken önemin verilmediğinden yakınan Başaran, "En yakındığım konu şu; para veriyoruz, sergilere gidiyoruz, sürekli fotoğraf çektiriyoruz. Oturup bir sohbet anlamında konuşamıyoruz. Havada kalıyor. Son gittiğim sergilerde maalesef sıkıldım. Herkes kendi derdinde. Hiç kimse diğerinin işiyle çok da fazla ilgilenip üzerinde durmuyor. Toplanıyoruz, gülüşüyoruz, şiir okuyoruz, şarkılar söylüyoruz ama resimlerin üzerinde konuşmuyoruz" ifadelerini kullandı.

GERİ BİLDİRİM

Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.