ASAYİŞ - 25 Aralık 2025 Perşembe 20:26

Yaşlı kadın yolun karşısına geçmek isterken tramvayın altında kaldı

A
A
A

Kocaeli’de yolun karşısına geçmeye çalışan 71 yaşındaki kadın tramvayın altında kaldı. Hastaneye kaldırılan kadının durumunun ağır olduğu öğrenilirken, olay anı güvenlik kamerasına yansıdı.

Olay, İzmit ilçesi Mehmet Ali Paşa Mahallesi Gazi Mustafa Kemal Bulvarı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yolun karşısına geçmeye çalışan 71 yaşındaki N.Ç.’ye tramvay çarptı. Çarpmanın etkisiyle savrulan yaşlı kadın tramvayın altında kaldı. Olayı gören vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. Kısa sürede olay yerine gelen ekipler, tramvay seferlerini durdurarak çevrede güvenlik önlemi aldı.

İtfaiye ekipleri, tramvayın altında sıkışan kadını bulunduğu yerden çıkarmak için yoğun çaba sarf etti. Yapılan çalışmalar sonucunda ağır yaralı olarak kurtarılan N.Ç., sağlık ekiplerine teslim edildi. Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan yaşlı kadın, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Hastanede tedavisi süren N.Ç.’nin hayati tehlikesinin bulunduğu öğrenildi. Kaza nedeniyle Gazi Mustafa Kemal Bulvarı üzerinde tramvay seferlerinde kısa süreli aksama yaşanırken, ekiplerin çalışmalarının ardından seferler yeniden normale döndü.

Kaza anı ise güvenlik kamerasına yansıdı. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.

Cihan Atik-Tayyar Öztoprak

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Polatlı’da bulunan kemik parçaları Bünyamin Koçak dosyasını yeniden gündeme taşıdı Ankara’nın Polatlı ilçesinde yol yapım çalışmaları sırasında ortaya çıkan kemik parçaları, 15 yıldır aydınlatılamayan Bünyamin Koçak dosyasını yeniden gündeme getirdi. İki çocuk babası 38 yaşındaki Bünyamin Koçak, 5 Nisan 2011 tarihinde Polatlı’da ortadan kaybolmuş, bir daha kendisinden haber alınamamıştı. Koçak için eşi Sultan Koçak tarafından kaybolduktan iki gün sonra resmi kayıp başvurusu yapılmış, günler süren aramalarda herhangi bir ize ulaşılamamıştı. Dosya, ailenin olaydan 52 gün sonra televizyon programına çıkarak yardım istemesiyle Türkiye gündemine taşındı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran olay, "cesetsiz cinayet" tartışmalarının en dikkat çeken örneklerinden biri oldu. Kan izleri ve çelişkili ifadeler dava konusu olmuştu Soruşturma sürecinde savcılık; evde tespit edildiği belirtilen kan izleri, telefon görüşmeleri ve çelişkili beyanları gerekçe göstererek Sultan K. ile Özcan E. hakkında 2013 yılında dava açtı. Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada iki sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle yargılandı. Ancak yargılama boyunca Bünyamin Koçak’a ait ceset ya da ölümün kesinliğini ortaya koyan somut bir delile ulaşılamadı. Mahkeme, "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği beraat kararı verdi. Dosya daha sonra Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne taşındı. Karar bir kez bozulsa da yerel mahkemenin yeniden verdiği beraat hükmü kesinleşerek onandı. Yol çalışmasında çıkan kemikler dikkat çekti Polatlı’da bugün yürütülen yol yapım çalışması sırasında ortaya çıkan kemik parçaları ise akıllara yeniden Bünyamin Koçak dosyasını getirdi. Bulunan kemiklerin kime ait olduğu yapılacak incelemelerle netlik kazanacak. Gelişme, yıllardır cevapsız kalan soru işaretlerini yeniden gündeme taşırken, Koçak dosyasının yeniden açılıp açılmayacağı merak konusu oldu. 15 yıldır çözülemeyen Bünyamin Koçak dosyası, Polatlı’da ortaya çıkan yeni bulgularla yeniden gündeme geldi.
Ankara CHP Genel Başkanı Özel: "Anayasa Mahkemesi, Türkiye’de herkesin, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’yı ziyaret etti. Özel, Anayasa Mahkemesi’nde gerçekleştirilen görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Dün Anayasa Mahkemesi’nin kuruluş yıl dönümüne TBMM’deki grup toplantısı saatiyle çakıştığından dolayı katılamadıklarını belirten Özel, bugün bir ziyaret gerçekleştirdiklerini ifade etti. Özel, "Anayasa Mahkemesi bugünlerde Türkiye’de herkesin üzerine titremesi, sakınması gereken, her türlü tartışmadan uzak tutması gereken bir mahkeme. Hepimiz, bütün vatandaşlar için son güvence. Anayasa Mahkemesi’nin kararları yasama, yürütme ve yargı açısından bağlayıcı; son söz hükmünde. Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlalleri noktasında vermiş olduğu kararlar, kararların uygulanması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gittiğinde orada verilen kararların Türkiye’de uygulanması, bunların hepsi aslında hangi siyasi görüşten olursanız olun Türkiye’yi seviyorsanız, Türkiye’nin menfaatlerini düşünüyorsanız, Türkiye’nin ekonomisini düşünüyorsanız, Türkiye’nin dünyadaki itibarını düşünüyorsanız üzerine titrenmesi gereken meseleler" ifadelerini kullandı. Özel, anayasanın bir toplumun birlikte yaşama iradesinin kelimelere dökülmüş şekli olduğunu aktararak, "Anayasa Mahkemesi’nin görev ve yetkilerini tarif eden sayfaya verdiğiniz önem, bir milletvekili için Meclis’e verdiği öneme; eğer yürütmedeyseniz, bakansanız bakanlığa; Cumhurbaşkanıysanız Cumhurbaşkanlığına verdiğiniz öneme; mal ve mülk sahibiyseniz de mülkiyet hakkına karşılık gelir. Sonuçta hepsi bir bütündür ve hepimize hepsi lazımdır" değerlendirmesinde bulundu. Özel’e CHP Genel Başkan Yardımcısı Gül Çiftci, CHP TBMM Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş eşlik etti.
Antalya "Antalya Markaları Kongresi" başladı Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) organizasyonuyla, bu yıl ikincisi gerçekleştirilen Antalya Markaları Kongresi başladı. Antalya Halkla İlişkiler Derneği (AHİD) Başkanı Güldal Siğinç, açılış konuşmasına Antalya Markaları Kongresi henüz daha fikir aşamasındayken verdiği destekle gerçekleşmesine büyük katkıda bulunan merhum ATSO Başkanı Ali Bahar’ı anarak başladı. Siğinç, "Bu kongre sayesinde, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde eğitim gören 30 öğrenciye, TEV aracılığı ile burs imkanı sağlandığına dikkat çekti. Siğinç , "Antalya’nın ticari dehasını ve marka gücünü harmanlayarak yarınlarını hep birlikte inşa edeceğiz, buradan yeni kapılar aralanacak, yeni ufuklar doğacak" dedi. Antalya ekonomisi önemli markalara sahip Antalya Markaları Kongresi’nin daha köklü ve kurumsal bir yapıya kavuştuğunu ifade eden Vali Hulusi Şahin, "Antalya’nın insanı çalışkan ve girişimci; bir ekonomide ihtiyaç duyulan en önemli unsurların hepsini bünyesinde barındırıyor. Antalya’da hem bölgesel hem ulusal, hatta küresel markalar ortaya çıktı. Antalya ekonomisi, Türkiye’nin en büyük ekonomilerinden biri; dünyada da özellikle bazı sektörlerde hatırı sayılır ekonomilerden biri hâline geldi. Bunu nasıl devam ettireceğiz ve nasıl daha da büyüyeceğiz? Öncelikle bunu başaranlardan bu başarı hikâyelerini almamız lazım. Bu tecrübelerin yanında, yeni kurumsal hamleler yaptıysalar onları da öğrenmemiz lazım. En kıymetli şey bilgidir. O bilginin de tecrübelerle ortaya çıkması gerekir. Gençlerimiz önemli başarı hikâyelerini bu kongre sayesinde dinleyecek, öğrenecek ve istifade edecek. Düzenlenen bu kongreyi bu açıdan çok kıymetli buluyorum" dedi. "İmmüterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleriyle sağlıkta marka" Memorial Sağlık Grubu Antalya ve Göztepe Onkoloji Merkezi Kurucu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, tıbbi onkoloji alanındaki uzmanlığı; özellikle meme, baş-boyun ve jinekolojik kanserler üzerine yürüttüğü çalışmalarıyla tanınan Özdoğan İmmünoterapi ve yenilikçi tedavi yöntemleri ile kanserle ilgili istatiksel bilgiler vererek bu alanda sürdürdükleri çalışmalardan bahsetti. "Hayalimiz turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek markaydı" Corendon Grubu Kurucu Ortağı, Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer ise Hollanda’da tur operatörlüğüyle başlayan girişimcilik yolculuğunu, havacılık ve turizm sektörüne nasıl açıldıklarını, sonrasında Corendon Airlines’ın global bir markaya dönüşümünün hikayesini anlattı. Girişimciliğinin ilk yıllarındaki hayalinin turizmde geniş bir yelpazede hizmet verecek bir marka ortaya çıkarmak olduğunu ifade eden Karaer, bugün havayolu, tur operatörlüğü ve otelcilik alanlarında uluslararası ölçekte faaliyet gösteren güçlü bir turizm ekosistemine ulaşmalarının sırrının "iyi hizmet" olduğunu söyledi. Karaer, "Turizm sektöründe iyi ürünler ortaya çıkardığımızı düşünüyorum. Markamızı yurtdışında anlatabilmek için sosyal sorumluluk projeleri ve spor sponsorluklar yapıyoruz. Böylece hem uluslararası alanda doğru ifade etme fırsatı buluyoruz hem de Türkiye markasına katkıda bulunmuş oluyoruz" dedi. Kongrede Antalya’nın önde gelen markaları başarı hikayelerini anlatırken sanatçı kimliğinin yanı sıra araştırmacı ve kültür elçisi yönüyle de öne çıkan Türk Halk Müziği’nin sevilen isimlerinden Sümer Ezgü ise hikayesinin memleketin hikayesi olduğunu söyleyerek, "Çevremde enstrüman çalanlara özenerek müziğe adım attım. Yıllara yayılan sanat hayatımda; derlemeleri, sahne performansları ve televizyon programlarıyla kültürel değerlerin korunmasına ve yaşatılmasına katkı sağladım. Biz sadece türkü söylemiyor, biz bir şeyler anlatıyoruz. Sanat daima yaşama ışık tutan bir olgudur. Sanat, insanları birleştirir" diyerek konuşmasını tamamladı. Kongrede Antalya’nın öne çıkar markalarının başarı hikayeleri paylaşıldı. Antalya’nın değerlerine vefa oturumu Kongrenin ilk gününün finali "İz Bırakan Hikayelerle Şehre Dokunanlar" başlıklı Antalya Değerlerine Vefa Oturumu ile yapıldı. AHİD Genel Sekreteri Gazeteci, Editör ve Halkla İlişkiler Uzmanı Aysen Ovalı Binbir’in moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Nadire Konuk ve Selçuk Akıltopu konuk olarak yer aldı. Antalya için çok büyük girişimlerde bulunmuş, Antalyaspor’un da Kurucu Başkanı olan ve Antalya milletvekilliği de yapmış Atilla Vehbi Konuk’un kızı Nadire KonuK, Antalyaspor’un kuruluş hikayesini anlattı. Antalya’nın mimari ve kültürel hafızasında derin izler bırakmış isimlerinden, ilk diplomalı Mimar Tarık Akıltopu’nun oğlu Selçuk Akıltopu ise babasının kent için yaptıklarını dile getirdi.
Düzce Tuhafiyeciler temiz ve nezih pazaryerine kavuştu Düzce Belediyesi tarafından şehre kazandırılan üçüncü kapalı pazaryeri olan Tuhafiyeciler Pazarı ve Fuar Alanı, hem esnafların hem de vatandaşların beğenisini kazandı. Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü tarafından Aziziye Mahallesi’nde Merkez Pazaryeri’nin devamı niteliğinde inşa edilen ve 23 Nisan 2026 tarihi itibariyle kapılarını açan pazaryeri tam not aldı. Esnaflar ve vatandaşlar, düzenli, nezih ve modern yeni pazaryerinin hizmete girmesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Yeni pazaryeri ile ilgili görüşlerini dile getiren esnaflar, "Yeni pazaryerimiz güzel oldu. Bir araya geldik tekrardan. Açık alandaydık, şimdi kapalı bir yere geldik. Üstümüz kapandı, rahatız. Yağmur yok, çadır kurma derdi yok. Daha düzenli, daha güzel bir yer oldu. Herkese hayırlı uğurlu olsun. Düzce’ye yakışan bir yer oldu. Önceki yeri ile şimdiki yeri arasında dağlar kadar fark var. Nezih, temiz bir yer. Esnaf için de güzel, halk için de güzel. Başkanımıza teşekkür ediyoruz. Allah razı olsun. Düzce’mize çok güzel şeyler kazandırıyor, kazandırmaya da devam ediyor. Düzce’mize çivi çakıyor" şeklinde konuştular. Vatandaşlar ise, "Çok güzel. Hem düzenli, hem temiz. Gıda ile kıyafetin ayrı olması da iyi oldu, karmaşa yok. Merkez Pazaryeri de çok temiz ve düzenli. Biz beğendik. Güzel bir ortam. Özellikle kapalı olması çok iyi. Yağmurun altında kalmıyorsunuz. Halkımıza hayırlı olsun" ifadelerini kullandılar. Toplam 3 bin 800 metrekare kapalı alana sahip olan ve üç bloktan oluşan pazaryerinde 144 tuhafiyeci esnafı faaliyet gösteriyor. Pazaryerinde, giyimden ayakkabıya, mutfak gereçlerinden ev tekstiline kadar çeşitli ürünler satışa sunuluyor.
İstanbul Kaçak hafriyat dökümüyle 80 milyar liralık kamu zararı oluşmuştu, Cebeci Maden sahası sanığı savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında, Cebeci’deki boş maden sahasının sahte döküm alanı yapılarak bölgeye yatması gereken paranın kendi ekosistemlerine aktarılmasıyla ilgili kaçak hafriyat döküm sisteminin kurulmasında aktif rol alan Cebeci Maden sahasındaki kaçak döküm sisteminin mali işlerinden sorumlusu tutuklu sanık Adem Başer, "Bu bölgede kaçak bir döküm olduğunu ben görmüyorum. Ama kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır. 80 milyon TL kamu zararından söz ediliyor. Maden çukuru, madeni alınmış rezervin kalmadığı bir alan olarak görünüyordu" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 29. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada Güney Cebeci Madencilik Şirketinde Genel Müdür Yardımcısı olan tutuklu sanık Adem Başer’in savunması alındı. İddianamede sanık Adem Başer’in örgüt yöneticisi Murat Gülibrahimoğlu’na bağlı hareket ettiği, örgütün Cebeci Maden sahasında kurduğu kaçak döküm sisteminin mali işlerinden sorumlu olduğu belirtilmişti. Başer’in kaçak hafriyat döküm sisteminin kurulmasında aktif rol aldığı da iddianamede aktarılmıştı. Öte yandan iddianamede Alibeyköy Havza Koruma Kuşağı içerisinde yer alan Cebeci Maden Bölgesi’ndeki kaçak hafriyat dökümü ve atık döküm işlemleri sonucu insan sağlığı, can ve mal emniyeti açısından riskli durumların oluştuğu ve bu usulsüz, kontrolsüz işlemler nedeniyle maden alanının ciddi oranda daraldığı kaydedilmişti. 2020- 2025 yılları arasında maden sahasına toplam 185 milyon ton kaçak hafriyat dökülerek yaklaşık 80 milyar TL kamu zararına yol açıldığı iddianamede açıklanmıştı. "Kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır" Soruşturma aşamasında etkin pişmanlık ifadesi veren Adem Başer iddianamedeki suçlamalara karşı, "Genel Müdür Yardımcısı olarak sınırlı yetkilere sahiptim. Şirketteki mali sorumluluk ve yetki bana ait değildi. Cebeci maden sahasındaki izin işlemleri Murat Gülibrahimoğlu tarafından yürütülmekteydi. Ben dökümden sorumlu olmadığım için sınırlı bilgiyi sizinle paylaşacağım. Bu bölgede kaçak bir döküm olduğunu ben görmüyorum. Ama kaçak bir döküm varsa Murat Gülibrahimoğlu sorumlu olmalıdır. 80 milyon TL kamu zararından söz ediliyor. Maden çukuru, madeni alınmış rezervin kalmadığı bir alan olarak görünüyordu. Maden sahalarında kontrolden sorumlu kurum MAPEK’tir. MAPEK maden çukurunun doldurulmasına izin verdiği için bir tutanak tutmamıştır, bir işlem başlatmamıştır. Ben kayyum ile 4 ay çalıştım. 4 ayın 3 buçuk ayında döküm faaliyetine devam ettiler. Ben bir kaçak döküm sistemi kurmadım, yönetmedim bu sebeple suçlamayı reddediyorum" dedi. "Cebeci Maden sahasındaki yaptığımız işlerden dolayı plaket almayı umuyorduk" Tutuklu sanık Başer, "Murat Gülibrahimoğlu’ndan izin alınır ve satın alma işlemleri gerçekleştirilir. Bazı satın almaları Gülibrahimoğlu kendisi gerçekleştiriyordu. Murat Gülibrahimoğlu’nun sosyal çevresini tanımadan, çıkarım olmadan nasıl müşterek faillik yapabilirim? Bu iddiayı kabul etmiyorum. Bana göre örgüt üyeliği de ağır bir suçlama. Çalıştığım süre boyunca dürüst, kimseyi kırmadan tırnaklarımla geldim. Cebeci Maden sahasındaki yaptığımız işlerden dolayı bir teşekkür yazısı, plaket almayı umuyorduk. Ama şu an yaptığımız işlerden dolayı buradayız. Ben maaşlı bir çalışanım, görevimi yerine getirdim. Tahliyemi talep ediyorum" dedi. Duruşma sanık avukatlarının savunmaları ile devam edilmek üzere yarına ertelendi.