SAĞLIK - 09 Eylül 2025 Salı 09:53

Ağız ve diş sağlığı mutluluğu etkiliyor

A
A
A
Ağız ve diş sağlığı mutluluğu etkiliyor

Uzmanlar, ağız ve diş sağlığının yalnızca çürükler ya da diş kayıplarıyla sınırlı olmadığını, kalpten böbreğe, bağırsaklardan ruh sağlığına kadar tüm vücudu doğrudan etkilediğini vurguluyor.


Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmalar ağız florasının bağırsak sağlığı, bağışıklık sistemi ve mutluluk hormonu serotonin salgısıyla güçlü bir bağlantısı olduğunu ortaya koyarken uzmanlar, ağız ve diş sağlığının yalnızca fiziksel değil, ruhsal iyilik hali üzerinde de doğrudan etkili olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, düzenli diş bakımının yalnızca hastalıkları önlemediğini, aynı zamanda mutluluk hormonunun salgılanmasını artırarak insanın kendini daha iyi hissetmesini sağladığını ifade ediyor.


Ağız diş sağlığının öneminin gün geçtikçe arttığını belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Ağız diş sağlığının veya ağız diş sağlığıyla alakalı sebebiyet verdiği hastalıkların kalp, böbrek, romatoid artrit, hamilelikte bazı problemler olduğunu biliyoruz. Ama özellikle son yıllarda yapılan çalışmalarda ağız diş sağlığının çok daha vücut sağlığıyla ilgili olduğunu öğrendik. Dünya Sağlık Örgütü sağlığı tanımlarken ruhsal, bedensel ve sosyal iyilik hali olarak belirliyor. Yani sadece sağlığın, vücudun iyi olması değil, ruhsal olarak da iyi olma hali olarak tanımlıyor. Bu yüzden aslında mutluluğun ağız diş sağlığı ile alakalı bir bağlantısı olduğu da son yıllarda yapılan çalışmalarda ortaya konmuş durumda. Çünkü biz şunu çok iyi biliyoruz ki bağırsak florası ikinci beyin olarak adlandırılıyor ve vücut sağlığıyla bağışıklık sistemi ile alakalı çok ciddi bir önem taşıyor. Fakat yeni yapılan çalışmalar ağız içerisindeki bakterilerin, virüslerin ve mantarların direkt mide bağırsak florasıyla bağlantılı olduğu ve onu ciddi manada etkilediğini ortaya koyuyor. O yüzden şu çok çok önemli. Gerçekten mutluluğun ağız diş sağlığıyla bir ilgisi var. Yani bunun üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü biz kişisel bakımımıza, vücut sağlığımıza, spor yaparak, çok ciddi vakitler ayırarak, masraflar ederek daha sağlıklı olmak için çalışıyoruz. Vakit ayırıyoruz, para harcıyoruz. Sadece sabah 2 dakika, akşam 2 dakika ağız ve diş sağlığına önem vererek, diş fırçalayarak, diş ipi kullanarak hem ruhsal olarak, hem sosyal olarak, hem de bedensel olarak çok daha iyi konuma gelebiliriz. Fakat maalesef bunu ötelediğimiz, önemsemediğimiz için hem ağız diş sağlığı problemleri yaşadığımız gibi hem de aynı zamanda ağız mikrobiyotasını, ağız florası, bağırsak florasını direkt olarak etkilediği için vücut sağlığımızı da negatif yönde etkiliyoruz" dedi.



"Ağız ve diş sağlığına dikkat ettiğimiz takdirde serotonin hormonu çok daha fazla salgılanacak"


Son yapılan çalışmaların dikkat çekici olduğunun altını çizen Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Ağız florasındaki bakterilerdeki değişiklik kolon kanserine sebebiyet verdiğini, otizmli hastalarda bazı ağız içi bakterilerin çok yüksek sayıda olduğu halde bazı bakterilerin ağız içerisinde hiç olmadığını yine yapılan bir çalışmada 200 öğrenci üzerinde bir çalışma yapılmış. Bunlardan 100 tanesine ağız içi probiyotik verilmiş. 100 tanesine hiçbir probiyotik verilmemiş. Bu ağız içi verilen probiyotikler stres miktarını azalttığı için o öğrenciler sınavda çok daha başarılı olurken probiyotik verilmeyen hasta öğrenciler çok daha başarısız bulunmuş. Yani bu bile gerçekten ciddi manada üzerinde durulması gereken bir durum. Serotonin adı verdiğimiz hormon, mutluluk hormonu bağırsaklar üzerinden salgılanmakta. Tabii bağırsakları da direkt ağız florası etkilediği için bu anlamda da yine serotonin hormonunun fazlaca salgılanması için biz ağız ve diş sağlığı bakımına dikkat ettiğimiz takdirde bu hormon çok daha fazla salgılanacak. Çok daha mutlu bir halde etrafta dolaşır hale geleceğiz. Kendimizi çok daha iyi hissedeceğiz. Hatta ben bunu kendim de aynı şekilde denedim. Akşamları dişimi fırçalayıp diş ipi kullandığım zamanlarda gündüz çok daha rahat, çok daha ferah, çok daha mutlu uyanırken fırçalamadığım diş ipi kullanmadığım zamanlarda sabahleyin maalesef ona göre çok daha gergin veya tam uykusunu alamaz vaziyette uyandığımı hissettim" ifadelerini kullandı.



"Diş ipini mutlaka kullanmamız gerekiyor"


Genel sağlık üzerine ileride çok daha yeni bilgiler edinileceğini, ağız ve diş sağlığının aslında vücudun genel sağlık üzerine çok daha etkili olduğunu ortaya koyacağını kaydeden Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, "Sabahleyin 2 dakika, akşam 2 dakika ağız ve diş sağlığını ne olur önemseyelim. Dişlerimizi etkili bir şekilde fırçalayalım. Çünkü genel olarak yapılan en büyük hata sadece ön dişler fırçalanıp arka dişler fırçalanmıyor veya diş ipi kullanılmıyor. Biz günde 10 seferde dişimizi fırçalasak diş ipini kullanmadığımız takdirde o ara dişlerin arasını temizlemediği için diş fırçasının hemen hemen hiç etkisi olmuyor. Ağız ve diş sağlığı üzerinde etkili olması için diş ipini mutlaka kullanmamız, öğrenmemiz gerekiyor. Bunlar bizim için gerçekten çok etkili. Hastalarımızın tedavilerinde bazen antibiyotik ilaçlardan faydalanıyoruz. Antibiyotik kullandığımız zaman vücuttaki zararlı olan bakterileri öldürdüğü gibi aynı zamanda faydalı bakterileri de Öldürüyor. Bu dönemlerde aslında probiyotik kullanımı gerçekten vücut içerisindeki, ağız içerisindeki faydalı bakteri miktarını artırması adına da çok çok kıymetli. Buna da önem gösterirsek bence çok daha iyi olur" diye konuştu.



Ağız ve diş sağlığı mutluluğu etkiliyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Faili meçhul dosyaları açıldı: 26 yıldır kayıp Sinem için umut ışığı Adalet Bakanlığı’nın Türkiye genelinde yüzlerce faili meçhul dosyayı yeniden incelemeye alması, Samsun’da 26 yıl önce kaybolan 5 yaşındaki Sinem Özdemir dosyasını yeniden gündeme taşıdı. Yıllardır kızından tek bir iz bulamayan 60 yaşındaki baba Mahmut Özdemir, "Bu acı bir gün değil, 26 yıldır her gün yaşanıyor" diyerek yetkililere seslendi. Samsun’un İlkadım ilçesi Zeytinlik Mahallesi’nde 9 Haziran 2000 tarihinde evinin önünden kaybolan Sinem Özdemir’den o günden bu yana hiçbir haber alınamadı. O dönem henüz 5 yaşında olan küçük kızın kayboluşu, aradan geçen yıllara rağmen çözülemeyen dosyalar arasında yerini koruyor. Adalet Bakanlığı’nın 75 ilde 638 faili meçhul dosyayı yeniden ele almasıyla birlikte, Samsun’daki 5 dosyadan biri olan Sinem Özdemir vakası da yeniden umut oldu. "Olayın aydınlığa kavuşturulmasını istiyoruz, her gün ölüyoruz" Kızının ölüsünün ya da dirisinin bulunmasını isteyen baba Mahmut Özdemir, "Kızım 2000 yılında kaybolmuştu. Haziran ayında bir cuma günü. Yıllar geçti, ömür gitti. 60 yaşına geldik. Bu olayın ölü veya diri aydınlığa kavuşmasını istiyoruz. Biz her gün ölüyoruz. 26 senedir ne çektiğimi bir Allah bilir. Zeytinlik Mahallesi’nde güpegündüz kaybolan bir çocuk. Ama nasıl çözülecek? Bunu da yürekli biri çıkacak, çözecek" dedi. Kızından 26 yıldır bir haber alamadığını belirten Mahmut Özdemir, "Dosya kapanmadı diye biliyorum. Kızım ölse, öldürülse bir ölüsü çıkacak. Ama öyle bir şey çıkmadığı zaman yaşıyor diye ümit ediyoruz. Yani benim bir düşmanım yok. Ben sabah işine, akşam evine gelen bir insanım. Türkiye Cumhuriyeti’nde olan Gülistan olayını görüyoruz. Kızımla ilgili de yeniden çalışma yapılmasını bekliyoruz" diye konuştu. "Belki kızım yaşıyor, belki de dışarıda gördüm ama tanıyamadım" Her yeni güne kızının yaşadığına dair umutla başladığını ifade eden Özdemir, "Yaşıyorsa şu anda 32 yaşına geldi. Belki de sokakta gördüm ama tanıyamadım. Aradan 26 yıl geçti. Küçüklük hâliyle bugünkü hâli elbette aynı değil. Belki yaşıyor, onu bilemem. Ne hissettiğimi bana sorun. Gülüyorum, konuşuyorum ama acımı bastırmak için. Bunun tarifi yok. Bir insanın evladı kaybolursa ne hissettiğini ancak yaşayan bilir. Umudumu hiçbir zaman kaybetmedim. Son nefesime kadar da kaybetmeyeceğim. Çünkü umut bittiği an yaşam da biter. İnsan ölüsünü ya da dirisini bilir, bir mezarı olur. Ama bizim öyle bir şeyimiz yok. Umutsuz yaşanmaz. Her gün yeni bir umutla hayata ‘merhaba’ diyoruz" şeklinde konuştu. Mahmut Özdemir, eşi ve oğluyla birlikte çeyrek asrı aşkın süredir kayıp kızlarından gelecek bir haberin özlemiyle yaşamlarını sürdürüyor. Yıllar geçse de acının ilk günkü gibi taze olduğunu söyleyen aile, dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte artık bir sonuca ulaşılmasını bekliyor.
Ankara Özel çocuklar, tosbağa arabalarla konvoy yaptı Wolkswagen Fun Club’ın düzenlediği etkinlikte özel bireyler tosbağa arabalarla konvoy yaparak vakit geçirdi. Ankara’da Wolkswagen Fun Club tarafından düzenlenen etkinlikte tosbağa seven insanlar, Gazi Park’ta buluştu. Düzenlenen etkinlikte 75. Yıl Özel Eğitim Merkezi’ndeki özel bireyler tosbağa arabaları ellerinde bayraklarla karşıladı. Çocuklar, trafik polisi eşliğinde tosbağa arabalarla yapılan konvoya katıldı. Düzenlenen etkinlikte açıklamalarda bulunan Wolkswagen Fun Club Başkanı Ayhan Arı, bu tür etkinlikleri yapmanın kendilerine mutluluk verdiğini belirtti. Ayrıca geçen sene de başka bir eğitim kurumunda bu tarz bir etkinlik yaptıklarını belirten Arı, çocukları mutlu etmenin önemli bir olay olduğunu sözlerine ekledi. "Onlara bu duyguyu yaşatmak ve yaşamak çok önemli" Wolkswagen Fun Club Başkanı Ayhan Arı çocuklar için bu tür etkinlikleri yapmanın çok keyifli olduğunu ifade ederek, "Geçen yıl da başka bir eğitim kurumunda yapmıştık. Ben dört çocuk aldım ve biraz önce konvoyda gezdirdim. Gelene kadar soruları bitmedi. O kadar mutlular ki, birisi diyor ‘ben de büyüyünce bundan alacağım’ diğeri diyor ki ‘abi hızlı gitsene, niye yavaş gidiyorsunuz?’ Onlara bu duyguları yaşatmak ve yaşamak çok önemli" şeklinde konuştu. "Amacımız sosyal farkındalık oluşturmak" Özel Eğitim Kurumu Müdürü Büşra Özel ise etkinliğin önemine şu şekilde dikkat çekti: "Bugünkü etkinlik, klasik nostaljik araçlarımızın da renkli hayatlarına dokunarak çocuklarımızda empati duygusunu geliştirmek, sosyal hayata bağlılıklarını artırmak, toplumda onların da yerinin olduğunu ve değerli olduklarını hissettirmek adına bir arada bulunuyoruz. Sosyal farkındalık oluşturma amacıyla böyle bir etkinlik düşündük. Onların duygu durumları, onların hayatlarının içerisinde kendimizden bir şey buluyoruz. Ne zaman canımız sıkılsa, ne zaman kendimizi kötü hissetsek aslında farklı bir pencerenin de olduğunu, onlarla birlikte olmanın çok daha özel olduğunu biliyoruz. Özel çocuklarımızla olmak bizler için çok kıymetli. Toplumda herkesin özel bireylere sahip çıkmasına, toplumda yer edinmeleri gerektiğinin farkında olmalarını rica ediyoruz" diye konuştu. "Çocuğumun düğünüymüş gibi hissettim" Düzenlenen etkinliğe özel çocuğu Beyza ile katılan Veli Hülya Dönmez ise bu etkinlikte çocuğunun keyifli vakit geçirdiğini vurgulayarak, "Beyza bana çok şey kattı. O, engelli ama değil. Bu etkinlikte çocuğum çok eğlendi. Çocuğumun mutlu olması çok önemli. Bana sanki çocuğumun düğünüymüş gibi hissettirdiler" değerlendirmesinde bulundu.
İstanbul Formula 1 heyecanı 5 yıl sonra İstanbul sokaklarına taşındı Formula 1’in 5 yıl aradan sonra Türkiye’ye dönüşüne özel, Red Bull Racing Test ve Yedek Pilotu Yuki Tsunoda İstanbul’a geldi. İki gün boyunca Oracle Red Bull Racing aracı, Yuki Tsunoda’nın sürüşüyle İstanbul’un simge noktalarını, şehrin tarihi ve kültürel alanlarını gezdi. Aracın Dolmabahçe’de başlayan yolculuğu, Haydarpaşa Limanı ve Kız Kulesi’nin önünden devam ederek, 5 yıl aranın ardından Formula 1 heyecanını İstanbul sokaklarına taşıdı. Tsunoda, Formula 1’in 2027’de Türkiye’ye gelişinin açıklanmasının ardından, İstanbul Park’ta gerçekleştirilen özel buluşmada Red Bull sporcusu Hande Baladın ile bir araya geldi. İstanbul’un farklı noktalarında gerçekleştirilen tanıtım sürüşleriyle şehir, Formula 1 atmosferini yeniden hissetti. Tanıtım, Türk kültürünün geleneksel uğurlamalarından birine de sahne oldu. Aracın, "sağ salim gidip, yeniden gelmesi" dileğiyle arkasından su döküldü. Yuki Tsunoda: "İstanbul Park harika bir pist" Red Bull’un yedek pilotu Yuki Tsunoda, İstanbul’da bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu belirterek, "Yeniden İstanbul’da olmak şahane bir duygu. Geçen sefer fazla gezme fırsatım olmamıştı. Bu sefer hem şehri gezdim, hem de çok güzel yemekler yedim. İstanbul Park harika bir pist. Burada sürüş yapmaktan çok keyifli" ifadelerini kullandı. Hande Baladın ise Yuki ile 5 yıl aradan sonra bir araya gelmelerinin mutluluğunu yaşadığının altını çizerek, "Red Bull Racing aracını yakından deneyimlemek ve aracın direksiyonunu tutmak oldukça heyecan vericiydi. Yuki ile 2021’de yine İstanbul’da bir araya gelmiştik. Yarış ekibini Türkiye’de görmekten dolayı mutluyum, önümüzdeki sene yarışları yakından takip edeceğim" dedi.