KÜLTÜR SANAT - 13 Ocak 2026 Salı 10:07

Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras

A
A
A
Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras

Konya’nın Hadim ilçesinde, Türk mutfağının binlerce yıllık lezzetlerinden biri olan kavut unu, asırlık yöntemlerle hazırlanarak günümüze taşınıyor. Kor ateş üzerinde ince sacda uzun saatler boyunca kavrulan buğday, ay çekirdeği, kabak çekirdeği, nohut, mısır ve menengiç gibi doğal ürünlerden elde edilen kavut unu, zahmetli üretim sürecinin ardından sofralarda tatlı olarak yerini alıyor.


Hadim ilçesine bağlı Bolat Mahallesi’nde yaşayan 47 yaşındaki İbrahim Çakar, unutulmaya yüz tutmuş bu kadim lezzeti yaşatan sayılı isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Yıllar öncesinde neredeyse her evde yapılan, yaylaya çıkmadan önce mutlaka hazırlanan kavut unu, günümüzde ise Çakar’ın özverili çalışmalarıyla ayakta tutuluyor.



Saatler süren emek, köz ateşinde kavurma


Kavut ununun yapım sürecinin oldukça zahmetli olduğunu belirten Çakar, kullanılan malzemelerin tek tek seçildiğini ve odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavrulduğunu ifade etti. Yaklaşık 6-7 saat süren kavurma işlemi, kavut ununa kendine özgü aromasını kazandırıyor. Kavurma işleminin ardından soğutulan ürünler, geleneksel değirmenlerde undan biraz daha iri olacak şekilde öğütülüyor. Öğütme işlemi tamamlandıktan sonra kavut unu, genellikle pekmezle karıştırılarak tatlı olarak tüketiliyor. Bu yöntem, geçmişten günümüze değişmeden gelen bir sunum şekli olarak dikkat çekiyor.



Evliya Çelebi de kavuttan bahsetti


Tarihi kaynaklarda da yer alan kavut, ünlü seyyah Evliya Çelebi’nin Seyahatname adlı eserinde de adı geçen lezzetler arasında bulunuyor. Bu yönüyle kavut unu, sadece bir yiyecek değil aynı zamanda kültürel bir miras olarak değerlendiriliyor.



"Atalarımızdan kalan bir miras"


Kavut ununun geçmişten günümüze taşınması için büyük çaba harcadığını belirten İbrahim Çakar, "Kavut bize atalarımızdan, dedelerimizden kalan bir miras. Unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek. Son 8-10 yıldır bu işi yapan neredeyse sadece ben kaldım. Kavut ununun içinde kabak çekirdeği, ay çekirdeği, mısır, buğday, nohut ve menengiç bulunur. Bu malzemeleri odun ateşinde, köz üzerinde yavaş yavaş kavuruyoruz. Közde 6-7 saat kavrulması gerekir. Kavrulduktan sonra soğutur, değirmende undan biraz daha iri olacak şekilde öğütürüz. Sonra da pekmezle karıştırarak tatlı olarak yeriz" dedi.



Kış aylarının vazgeçilmezi


Kavut ununun özellikle kış aylarında yoğun olarak tüketildiğini ifade eden Çakar, besin değerinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çekti. Protein ve lif açısından zengin olan kavut ununun, geçmişte soğuk kış şartlarında enerji kaynağı olarak kullanıldığını belirten Çakar, "Bunu yiyenlerde kolay kolay üşüme ve kansızlık olmaz. Kana kan katar, kan yapıcı özelliğe sahiptir" şeklinde konuştu. Eskiden Hadim ve çevre mahallelerde her evde kavut yapıldığını dile getiren Çakar, yaylaya gitmeden önce ailelerin mutlaka bu lezzeti hazırladığını anlattı. Günümüzde ise bu geleneğin neredeyse unutulduğunu söyledi. Kavut ununa olan ilginin son yıllarda yeniden arttığını belirten Çakar, Türkiye’nin birçok ilinden sipariş aldıklarını ifade etti. Taleplere yetişmekte zaman zaman zorlandıklarını dile getiren Çakar, imkanlar dahilinde gönderim yapmaya çalıştıklarını söyledi. "Bize her kesimden dua edenler var" diyen Çakar, özellikle yaşlı vatandaşlardan aldığı geri dönüşlerin kendisini duygulandırdığını belirtti. "60-70 yaşındaki teyzeler, ‘Çocukluğumuzu yaşattın’ diyerek teşekkür ediyor" dedi.


İbrahim Çakar, ömrü ve gücü yettiği sürece bu geleneği sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Asırlardır Anadolu sofralarında yer alan kavut unu, Hadim’de bir kültür mirası olarak yeniden hayat bulurken, geçmişin izlerini bugünün sofralarına taşımaya devam ediyor.



Asırlardır yaşatılan lezzet: Kavut unu sofralardan kültüre uzanan bir miras

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun OMÜ’den kampüs altyapısı ve su güvenliği için temaslar Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Güzel Sanatlar Kampüsü’nün iyileştirilmesi ile üniversitenin içme suyu kaynağı Karakavuk Göleti’nin sürdürülebilirliğine yönelik belediye ve DSİ ile yürütülen çalışmalar kapsamında altyapı ve teknik iş birliği süreçlerini ele aldı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi, şehirle entegrasyon ve Güzel Sanatlar Kampüsü iyileştirilmesi çalışmaları kapsamında İlkadım Belediyesi ve üniversitenin içme suyu ihtiyacını karşılayan Karakavuk Göleti’nin durumu görüşmek üzere Devlet Su İşleri (DSİ) 7. Bölge Müdürlüğü’ne ziyaretler gerçekleştirdi. Yapılan görüşmelerde, kampüsün imkânlarının iyileştirilmesi ve temel altyapı ihtiyaçlarının sürdürülebilirliği konularında görüşüldü. İlkadım ile Güzel Sanatlar Kampüsü için ortak adım Üniversite heyetinin ilk durağı İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz’ın makamı oldu. Görüşmeye OMÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, Güzel Sanatlar Kampüsü Koordinatörü Prof. Dr. Kaya Tuncer Çağlayan ve Yapı İşleri Dairesi Başkanlığından Harita Mühendisi Hakan Yıldız katıldı. Görüşmenin ana gündem maddesini, Güzel Sanatlar Kampüsü’nün mevcut durumunun iyileştirilmesi ve çevre düzenlemeleri oluşturdu. Üniversite ve belediye arasında gerçekleştirilebilecek ortak projelerin, kampüsün hem öğrenciler hem de Samsun halkı için daha işlevsel hale getirilmesi hedefleniyor. DSİ ile Karakavuk Göleti ve su güvenliği bira araya gelindi OMÜ yönetiminin bir diğer önemli görüşmesi ise DSİ 7. Bölge Müdürlüğü ile gerçekleştirildi. Bölge Müdürü Köksal Buğra Çelik ile yapılan toplantıda; OMÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Alper Kesten, Genel Sekreter Prof. Dr. Erhan Burak Pancar, Yapı İşleri Daire Başkanı Barış Alkur ve Makine İşletme Müdürü Soner Gümüş hazır bulundu. Ziyarette, üniversitenin temel içme suyu kaynağı olan Karakavuk Göleti’ne ilişkin teknik incelemeler ve gelecekte yapılması planlanan iyileştirmeler değerlendirildi. Üniversitenin su ihtiyacının kesintisiz ve sağlıklı bir şekilde karşılanması noktasında DSİ ile teknik iş birliğinin artırılarak devam edeceği vurgulandı.
Samsun Samsun itfaiyesi 5 bin 119 can kurtardı Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi, 2025 yılında 11 bin 761 olaya müdahale ederek 5 bin 119 can kurtardı. Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "Samsun İtfaiyemiz, deneyimli personeli, teknik donanımı ve güçlü araç filosu ile 7/24 hemşehrilerimizin yanında" dedi. Samsun Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri; doğal afetlerden yangınlara, kazalardan arama kurtarma çalışmalarına kadar geniş bir alanda yürüttüğü özverili çalışmaları ve hızlı, etkin müdahaleleriyle kentin güvenliğine güç kattı. 2025 yılı boyunca 11 bin 761 vakaya müdahale eden ekipler, 5 bin 119 canın kurtarılmasını sağladı. Yangınlara hızlı ve etkin müdahale Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Teşkilatı, kent genelinde meydana gelen yangınlara zamanında ve etkili müdahaleleriyle dikkat çekti. Ekipler yıl boyunca konut, iş yeri, sanayi tesisi, araç ve açık alanlarda çıkan 3 bin 443 yangına, afet, su baskını ve kurtarma gibi 8 bin 318 ihbara olmak üzere toplam 11 bin 761 olaya müdahale etti. Zamanında ve doğru müdahaleler sayesinde birçok olayda olası can kayıpları ve büyük maddi zararların önüne geçildi. Ölümle yaşam arasındaki köprü: İtfaiye İtfaiye teşkilatı, 2025 yılında kent genelinde yürütülen kurtarma operasyonlarında da hızlı ve profesyonel müdahaleleriyle birçok hayata dokundu. Kaza, boğulma ve çeşitli nedenlerle mahsur kalma gibi vakalarda yıl boyunca binlerce olaya müdahale eden ekipler, 2 bin 817 vatandaş ve 2 bin 302 hayvan olmak üzere toplam 5 bin 119 canlıyı kurtardı. Zamanla yarış Yıl boyunca 7 gün 24 saat esasına göre görev yapan itfaiye personeli, olaylara hızlı ve koordineli müdahaleleriyle olası birçok felaketin önüne geçti. Ekipler; yangın ve kurtarma vakalarının yanı sıra su baskınları, fırtına, trafik kazaları ve benzeri olağanüstü durumlarda da sahada aktif rol aldı. "Özverili ve fedakârca bir görev" Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, "İtfaiye teşkilatımız kent genelinde meydana gelen tüm olaylara hızlı ve etkili müdahalelerde bulunarak can ve mal güvenliğini korumak için büyük bir özveriyle görev yapıyor. Bu nedenle itfaiye teşkilatımıza tüm şehrimiz adına teşekkür ediyorum. İtfaiyecilik kutsal bir görev. Personelimiz bu farkındalıkla gece gündüz demeden fedakârca mesai yapıyor. Öte yandan yangın ve kazalarla mücadele yalnızca müdahaleyle sınırlı değil; önleyici çalışmalar ve bilinçlendirme faaliyetleri de büyük önem taşıyor. Büyükşehir Belediyesi olarak bu çalışmaları kararlılıkla sürdürüyor, personel eğitimleri ve tatbikatlarla teşkilatımızı her türlü olaya hazır tutuyoruz. Samsun İtfaiyesi, deneyimli personeli, teknik donanımı ve güçlü araç filosu ile 7/24 hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edecek" diye konuştu.
Samsun Uzmanı uyardı: "El ve ayaklarda ani mavi-mor renk değişimlerine dikkat" Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, stres ve soğuk havalarda el ve ayak parmaklarında görülen ani mavi-mor renk değişikliklerinin Raynaud Fenomeni’nin habercisi olabileceğini belirterek, özellikle en sık genç kadınlarda ortaya çıktığını söyledi. Bazen stresli günlerde bazen de soğuk havalarda el ve/veya ayak parmak uçlarında oluşan mavi-mor renk değişikliklerin Raynaud Fenomeni (Sendromu) belirtisi olabileceğini söyleyen Liv Hospital Samsun’dan Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, önemli uyarılarda bulundu. Isı değişikliklerine ve strese bağlı olarak ortaya çıkan Raynaud Fenomeni’nin toplumda yüzde 3-5 gibi oranında görüldüğünü belirten Liv Hospital Samsun Romatoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, "Raynaud Sendromu’nun (RB) en önemli belirtisi, el ve/veya ayak parmak uçlarında bazen soğuğa maruz kalındığında bazen de stresle birlikte oluşan mavi-mor renk değişikliğidir. Hastalık kan damarlarında daralma sonucu ortaya çıkar. Normalde deriye giden kan damarları, soğuk havalarda ısı kaybını azaltmak için daralır. Ancak Raynaud hastalığında bu süreç uzar. Bir süre sonra kanlanmanın bozulmasına bağlı olarak damarlarda oksijen seviyesi düşer ve deride mavi-mor renk değişikliği olur. Bu mavi-mor renk değişikliğini takiben damarlarda bir genişleme meydana gelir. Ardından parmak uçları yeniden pembe-kırmızı hale döner" diye konuştu. "En sık genç kadınlarda ortaya çıkıyor" Raynaud hastalığının bazen tek başına oluşabileceğini ve beraberinde herhangi bir yandaş hastalık olmayabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, buna birincil-primer RB (PRB) adını verildiğini vurguladı. Raynaud hastalığının başka bir hastalığın bir ön belirtisi şeklinde veya hastalığın seyri sırasında da ortaya çıkabildiğini sözlerine ekleyen Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, buna da ikincil-sekonder RB (SRB) adını verildiğini belirtti. Raynaud hastalığının en sık genç kadınlarda gördüğüne dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, "PRB’nin genetik bir yönü de vardır. PRB olanların yakınlarında da benzer belirtiler olabilir. PRB’de tedaviye cevap genellikle iyidir, önemli bir probleme yol açmaz" şeklinde konuştu. "Romaztizmalı hastalıklarla birlikte görülebilir" İkincil Raynaud sendromunun (SRB) sıklıkla sistemik skleroz (skleroderma), SLE, Sjögren sendromu, anti-fosfolipid sendrom, poli-dermatomyozit, romatoid artrit gibi iltihaplı romatizmalı hastalıkların seyri sırasında da ortaya çıkabileceğini dile getiren Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, "SRB, bunun dışında vücut savunma sisteminden kaynaklanan başka sistemlere ait hastalıklara da eşlik edebilir. Bazı hastalarda kulak kepçesi, burun, yüz, diz, meme uçları da etkilenebilir. Nadiren tüm kol ve bacakta da RB görülebilir. Parmaklarda renk değişiminin yanı sıra iğnelenme, uyuşma, ağrı olabilir. Eğer damarların daralma dönemi uzun sürerse dokular için tehlikeli olabilir. Kanlanma bozukluğuna bağlı parmak uçlarında yaralar gelişebilir" ifadelerini kullandı. Raynaud sendromunun tanısının hastanın tipik yakınmaları (parmaklarda soğuk ve stresle gelişen mavi-mor renk değişikliği, soğukluk, ağrı) ve hastanın muayenesi ile konulduğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Sayarlıoğlu, şüphelenilen vakalarda değişik görüntüleme yöntemleri kullanılabileceğini ve benzer yakınmalara neden olan diğer sebeplerin dışlanması gerektiğinin altını çizdi.
Samsun İlkadım’da kar mesaisi: "Toplu taşıma tercih edilmeli" Samsun’un İlkadım Belediyesi, ilçede etkili olan kar yağışı nedeniyle gece-gündüz demeden karla mücadele çalışmalarını sürdürürken, vatandaşlara zorunlu olmadıkça özel araç yerine toplu taşıma araçlarını kullanmaları çağrısında bulundu. Samsun genelinde etkisini gösteren yoğun kar yağışı, İlkadım ilçesinin özellikle kırsal mahalleleri ile ilçe merkezindeki yüksek kesimlerde etkili oldu. İlkadım Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ekipleri, ulaşımın aksamaması ve olumsuzlukların yaşanmaması için kar yağışının etkili olduğu gece boyunca sahada görev yaptı. Kırsal mahallelerde iş makineleriyle yollar açılırken, ilçe merkezinde ise ara sokaklar ulaşıma uygun hale getirildi. "Toplu taşıma tercih edilmeli" Ekiplerin her duruma karşı hazır beklediğini belirten İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz, "Samsun’da beklenen kuvvetli kar yağışı ilçemizde de etkili oldu. Yağış başlamadan önce ekiplerimizi hazırladık. Karla birlikte ulaşımda sorun yaşanmaması ve günlük hayatın olumsuz etkilenmemesi için hızlı bir şekilde çalışmalara başladık. Gece boyunca yapılan çalışmalarla kırsal mahallelerimizin yollarını açtık, merkez mahallelerde ise ara sokakları ulaşıma açtık. İlkadım için her koşulda sahadayız. Kar yağışının sürdüğü ve sonrasında buzlanma ile don riskinin bulunduğu günlerde vatandaşlarımızdan can ve mal güvenlikleri için toplu taşıma araçlarını tercih etmelerini rica ediyoruz" dedi.