GÜNDEM - 18 Ocak 2026 Pazar 09:38

Bağışıklık sistemini güçlendiren doğal şifa kaynağı: Kış çayı

A
A
A
Bağışıklık sistemini güçlendiren doğal şifa kaynağı: Kış çayı

Kış aylarında soğuk hava ve enfeksiyon hastalıklarının bağışıklık sistemini zayıflattığını belirten uzmanlar, bu dönemde doğal bitki çayları ve besinlerle bağışıklık sistemini güçlendirmeyi tavsiye ediyor.


Kış mevsiminde bağışıklık sistemini güçlendirmek için ada çayı, ıhlamur, hibiskus çiçeği, beyaz dut kurusu, zencefil, zerdeçal, tarçın ve karanfil gibi bitkilerle hazırlanan çay vücudu hastalıklara karşı koruyor. Vücut direncini arttıran doğal şifa kaynakları arasında yer alan kış çayı, bal ve pekmez ile de tatlandırılabiliyor.



"Vücut direncini arttıracak bitkiler var"


Havaların soğuması ile beraber vücut direncinin düştüğüne dikkat çeken Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Teknikeri Şerife Akkuş, "Evlerimizde içimizi ısıtacak birkaç bitkiden bahsetmek gerekirse, özellikle çocuklarda da bu bokavirüsünden kaynaklı oluşan vücut direnci düşüklüğü, bağışıklık sistemi düşüklüğünden kaynaklı hem içi ısıtacak hem de vücut direncini arttıracak bitkiler var. Özellikle tıbbi ada çayı doğal antibiyotik olarak geçer. Boğaz enfeksiyonlarında kullanabileceğimiz harika bir çay. Tabii ki bu kış çayları arasında olmazsa olmazımız, çiçek ıhlamur, nadide bir üründür balla tatlandırıp tadı da efsane oluyor. Yanında hibiskus çiçeği narçiçeği olarak da bilinir, çok güzel bir renk verir, çocukların tadını severek içeceği bir ürün. Özellikle bu hastalıklara karşı vücut direnci düşüklüğüne, vücuttaki enfeksiyon oranı yüksekliğine, bunu düşürmek adına da beyaz dut kurusu, bu karışımın içerisinde birkaç tane dut kurusu atıp demleyip içmek faydası büyüktür. Karışımın olmazsa olmazı kök zencefil, bu taze halde var. O şekilde de tüketebiliriz ama bu çayımızın içerisine bir kök zencefil atmamız yeterli olur. Zerdeçal kökümüz ve çubuk tarçınımız, bunu da ortadan kırıp bir adet ekleyebiliriz. 3-4 tane anti-mikrobiyal özelliği olduğu için karanfil tanesinden atabiliriz" dedi.



"Bağışıklık sistemine de bir kalkan oluşur"


Kış çayı içerisine bal ve pekmez önerisinde bulunan Şerife Akkuş, "Hazırladığımız bitki çayların içerisine daha doğal, rafine şeker yerine bal ve pekmez ile tatlandırabiliriz. Balın faydaları anlatmakla bitmez ama tabii ki özellikle pekmeze değinmek istiyorum. Üzüm pekmezinin faydaları da çocuklarda kemik gelişimine destek olur, geçmeyen öksürük rahatsızlıklarını, hatta eski birçok tarifte de kullanılıyor pekmez. Bunun dışında enerji kaynağıdır, bağışıklık sistemine de bir kalkan oluşur. Sabah evden çıkmadan bir tatlı kaşığı bal, tahin ya da pekmez şeklinde alırsak, vücut direncimizi arttırmış oluruz. Bu ürünler tüm yaş grupları için uygundur. Özellikle bal alerjisi olanlar dikkatli kullanmalı, hekim kontrolünde. Pekmezi de vücut direncini artırmak için her gün sabah bir tatlı kaşığı kullanabiliriz. Bitki çayımız da 4 yaş ve üstü için uygun. Sadece ıhlamur, çok küçük yaştaki bebeklerimiz için doktor kontrolünde tek başına demleyip içebilirsiniz" diye konuştu.



Bağışıklık sistemini güçlendiren doğal şifa kaynağı: Kış çayı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bursa Koza Han’da masalar geri döndü, vatandaş yeniden tarihle buluştu Bursa’nın Osmangazi ilçesinde bulunan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan tarihi Koza Han, masa ve sandalyelerin yeniden yerleştirilmesiyle birlikte eski hareketli günlerine geri döndü. Koza Han avlusunda daha önce Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Osmangazi Belediyesi tarafından masa ve sandalyelerin konulmaması amacıyla dubalama çalışması yapılmış, bu uygulama hem esnaf hem de vatandaşların tepkisine neden olmuştu. Dubalar nedeniyle han avlusunda oturma alanları kaldırılmış, tarihi mekânın sosyal kullanımında ciddi bir kısıtlama yaşanmıştı. Esnaf mahkemeye başvurdu, dubalar söküldü Uygulamaya karşı çok sayıda işletme, idare mahkemesine başvurarak yürütmenin durdurulmasını talep etti. Açılan davalar sonrasında, duba uygulaması kaldırıldı ve Koza Han avlusuna masa ve sandalyeler yeniden yerleştirildi. Tarihi han, yeniden Bursalıların ve kente gelen yerli-yabancı turistlerin uğrak noktası haline geldi. Vatandaşlar, Koza Han’ın mistik atmosferinde çay ve kahve keyfi yapmaya başladı. "Burası Bursa’nın hafızası" Koza Han’a yıllardır geldiğini belirten bir vatandaş, yaşanan süreci ve masaların geri gelmesini şu sözlerle değerlendirdi: "Kendi adıma çok iyi oldu. Biz buraya gelmekten büyük keyif alıyoruz. Çocukluğumuzdan beri arkadaşlarımızla, eşimizle dostumuzla Koza Han’a geliyoruz. Bursa dışından gelen misafirlerimizi de mutlaka burada ağırlarız. Çünkü burası Bursa’nın en büyük ve en önemli hanı. Koza Han çok keyifli, otantik ve mistik bir yer. Sabahını ve akşamını burada yaşamak insana büyük huzur veriyor. Günlük hayattan tamamen uzaklaşıyorsunuz. Bu tarihi mekânda çay ve kahve içmekten büyük zevk alıyoruz. Masa ve sandalyelerin kaldırılmasını kesinlikle istemiyoruz. Kaldırıldığı anda Bursa’nın hem yerli hem de yabancı turistleri ağırlayabileceği çok önemli bir alan ortadan kalkar. Bursa denilince akla ipekçiler çarşısı ve Koza Han gelir. Hatta Kraliçe II. Elizabeth bile burada çayını, kahvesini içmiştir. İnşallah bu keyfi yaşamaya devam ederiz." dedi. Tarihi mekânda hareketlilik arttı Masaların yeniden kurulmasıyla birlikte Koza Han avlusunda gözle görülür bir yoğunluk yaşanırken, esnaf da uygulamanın sürmesini istiyor. Vatandaşlar, tarihi dokunun korunarak sosyal yaşama kazandırılmasının Bursa turizmi açısından büyük önem taşıdığını vurguluyor. UNESCO Dünya Mirası statüsüne sahip Koza Han’da, sürecin yargı boyutunun önümüzdeki günlerde nasıl şekilleneceği merakla takip ediliyor.
İstanbul "Kanser hastaları oruç tutma kararını hekimleriyle vermeli" Ramazan ayında kanser hastalarından gelen oruç tutma sorularının arttığını belirten Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Uncu, "Oruç tutmak isteyen hastalarımız hastalığın durumu, aldıkları tedaviler ve varsa ek hastalıkları göz önünde bulundurularak mutlaka onkoloji uzmanlarına danışmalıdır. Karar kişiye özel verilmelidir" dedi. İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Doğan Uncu, kanser hastalarının oruç tutup tutamayacağına hastalığın durumu ve alınan tedaviye göre karar verilmesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu. Ramazan ayıyla birlikte kanser hastalarından oruç tutma taleplerinin arttığını belirten Prof. Dr. Uncu, "Kanser hastaları oruç tutamaz şeklinde genel bir yargı doğru değildir. Her hasta kendi özelinde, hastayı takip eden onkoloji uzmanı ile birlikte değerlendirilmelidir" diye konuştu. ’’Uzun süreli açlık olumsuz etkileyebilir’’ Kanser tedavisinin hasta açısından zorlu bir süreç olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Uncu, kemoterapi ve radyoterapi sırasında bulantı, kusma, ishal, kilo kaybı, sıvı kaybı ve tansiyon düşüklüğü gibi yan etkilerin sık görülebildiğini söyledi. Bu durumun hastaların yeterli beslenmesini zorlaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Uncu, uzun süreli açlık ve susuzluğun da hastanın genel durumunu olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. ’’Aktif tedavi alanlara oruç önerilmiyor’’ Aktif tedavi sürecinde olan hastaların oruç tutmasının risk taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Uncu, "Kemoterapi, immünoterapi, akıllı ilaç ve radyoterapi sırasında hastaların oruç tutmalarını önermiyoruz. Bu süreçte hekim onayı olmadan oruç tutulması, hem hastanın tıbbi durumunu kötüleştirebilir hem de tedavi başarısını olumsuz etkileyebilir" ifadelerini kullandı. ’’Sıvı alımı hayati önem taşıyor’’ Kemoterapi ve akıllı ilaçların büyük kısmının böbrek ve karaciğer yoluyla vücuttan atıldığını hatırlatan Prof. Dr. Uncu, "Bu nedenle hastaların yeterli sıvı ve gıda alması, hem tedavinin sürdürülmesi hem de yan etkilerden korunmak açısından çok önemlidir" dedi. ’’İleri evre hastalarda risk daha yüksek’’ Aktif tedavi almayan ancak hastalığı ilerlemiş veya metastaz yapmış hastaların da dikkatli olması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Uncu, "İleri evrede olan ve destek tedavisiyle takip edilen, genel durumu düşkün hastalar için oruç tutmak ciddi riskler oluşturabilir" diye konuştu. ’’Bazı hastalar oruç tutabilir’’ Meme kanseri gibi hormonal tedavi alan hastaların durumunun farklı değerlendirilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Uncu, "Hastalığı kontrol altında olan, başka bir ek hastalığı bulunmayan ve sadece hormonal tedavi alan hastalar, doktorlarına danışarak ilaç saatlerini iftar ve sahura göre düzenleyip oruç tutabilir" açıklamasında bulundu. Daha önce kanser tedavisi görmüş ancak şu anda hastalığı kontrol altında olan ve aktif tedavi almayan hastaların da hekim görüşüyle oruç tutabileceğini belirten Prof. Dr. Uncu, her hastanın durumunun farklı olduğunun altını çizdi. ’’Karar kişiye özel verilmeli’’ Kanser hastalarına çağrıda bulunan Prof. Dr. Doğan Uncu, "Oruç tutmak isteyen hastalarımız, hastalığın durumu, aldıkları tedaviler ve varsa ek hastalıkları göz önünde bulundurularak mutlaka onkoloji uzmanlarına danışmalıdır. Karar kişiye özel verilmelidir" dedi.