GÜNDEM - 03 Şubat 2026 Salı 10:40

Başkan Altay: "Konya’da afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model oluşturduk"

A
A
A
Başkan Altay: "Konya’da afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model oluşturduk"

İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı koordinasyonunda "AFAD Akreditasyon Sertifika Töreni ve Konya Büyükşehir Belediyesi STK Destek Programı" düzenlendi.


Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda konuşan Konya İl Afet ve Acil Durum (AFAD) Müdürü Ali İhsan Körpeş, "Bugün itibariyle şehrimiz kamu kurumlarımızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın eşgüdüm içerisinde yürüttüğü çalışmalar neticesinde 15 akredite ekibe ulaşmış durumdadır. Özellikle vurgulanması gereken husus bu ekiplerden 11 tanesi geride bıraktığımız 2025 yılı içerisinde akredite edilmiştir. Bu da Konya’mızdaki kurumların ne kadar uyumlu çalıştığının net bir göstergesidir" dedi.



"Biz bir aileyiz"


AFAD Gönüllülük, Sivil Savunma ve Akreditasyon Daire Başkanı Hüseyin Ceven de, "Biz bir aileyiz. Bugün burada bu ailenin ortak neferi olmaktan mutluyuz. Çünkü biz hep şunu söylüyoruz; büyük afetlerde sivil kapasite olmadan hiçbir devlet yeterli değil. Gönüllülerle çalışmanın faydası çok büyük. Bunu Kahramanmaraş depremlerinde de fazlasıyla gördük" diyerek yeni akreditasyon alanları hakkında bilgi verdi.


AFAD Afetlere Müdahale Genel Müdürü Sadi Ergin, "Bu buluşma, hafızamızda hala taze, hala yüreğimizde acısı dinmeyen büyük bir gerçeğin, 6 Şubat’ın bizlere yüklediği tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır. O zorlu günlerde bu ruhun en somut, güçlü ve en organize örneğini sergileyen illerimizden biri de şüphesiz Konya’mızdır. Burada başta Valimizin, Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve ilçe belediye başkanlarımızın şahsında tüm Konyalı kardeşlerimize kurumum ve şahsım adına şükranlarımı sunuyorum. Bugün STK’larımızın köklü kuruluşlarının ve yerel yönetim ekiplerinin burada akredite olması sadece bir prosedür değil, bu güvenin ve yetkinliğin tescillenmesidir" ifadelerini kullandı.



"Gönüllülük esası; afet yönetim sisteminin vazgeçilmez bir parçasıdır"


Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, Türkiye’nin coğrafi konumu, jeolojik yapısı ve iklim özellikleri itibarıyla afet risklerinin yüksek olduğu bir bölgede yer aldığını hatırlatarak, "Bu gerçek bizlere şunu açıkça göstermiştir: Doğru bir afet yönetimi, afet olmadan önce riskleri iyi analiz eden, eğitimli insan gücüne odaklanan ve kurumsal kapasitesini sürekli geliştiren bütüncül bir yaklaşımla sağlanabilir. Bu anlayış içerisinde gönüllülük esası ise; afet yönetim sisteminin vazgeçilmez bir parçasıdır. Gönüllülerin bilgiyle, eğitimle ve akreditasyonla sürece dahil edilmesi, sahadaki müdahale gücünü artırdığı gibi, toplumun afetlere karşı direncini de güçlendirmektedir" dedi.



"Konya’da kurduğumuz bu yapı; devletimizin elini güçlendirecek bir model niteliği taşımaktadır"


Başkan Altay, konuşmasına şu sözlerle devam etti: "Konya Büyükşehir Belediyesi olarak bizler de bu sorumluluk bilinciyle hareket ederek Türkiye’de hafif, orta ve ağır seviye kentsel arama ve kurtarma akreditasyonunun üçünü birden alan ilk yerel yönetim olmayı başardık. Bugün Konya’da kurduğumuz bu yapı; afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model niteliği taşımaktadır. Derin bir teessürle belirtmek isterim ki; 6 Şubat 2023 sabahına karşı, bu toprakların gördüğü en ağır imtihanlardan biriyle yüz yüze geldik. Bir gecede zaman durdu; umut nefessiz kaldı, şehirlerimiz sessizliğe gömüldü. On binlerce canımızı yitirdik, yüreklerimiz yangın yerine döndü. O karanlık saatlerde yaşadığımız acı, kelimelerle tarif edilemeyecek kadar derin, izleri silinmeyecek kadar ağırdı. Ancak aynı gün, bu milletin asırlardır taşıdığı merhametin, fedakarlığın ve dayanışma ruhunun da bütün çıplaklığıyla ortaya çıktığı bir gün oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde devletimiz, ilk andan itibaren tüm imkanlarıyla sahadaydı. Kurumlarımız, personelimiz ve gönüllülerimiz tek yürek halinde harekete geçti."



"Hatay’da edindiğimiz her tecrübe, bizlere hazırlıklı olmanın binlerce hayat kurtarabileceğini ispatlamış oldu"


Konya olarak ilk andan itibaren deprem bölgesine koştuklarını aktaran Başkan Altay, "Hatay’daki kardeşlerimizin yanında olmaya gayret ettik. Tüm bu süreç boyunca ilçe belediyelerimizle birlikte toplam 3 bin 369 personelimizle sahada görev aldık. Büyükşehir Arama Kurtarma ekiplerimiz ise hepimize umut olan 168 vatandaşımızı enkazdan sağ olarak çıkarmayı başardı. Bu gayretin nihai sonucunda, Hatay’da edindiğimiz her tecrübe; bizlere hazırlıklı olmanın, koordinasyonu güçlü tutmanın ve gönüllü-profesyonel yapıyı birlikte inşa etmenin binlerce hayat kurtarabileceğini ispatlamış oldu. Gönüllü itfaiyecilik modelinin önemini de bu noktada özellikle vurgulamak isterim. Çünkü afetlere karşı mücadele, tek bir kurumun omuzlarına bırakılacak bir yük değildir. Toplumun her kesimini içine alan, kapsamlı bir dayanışma hareketini zorunlu kılan zorlu dönemlerdir" diye konuştu.



"Gönüllü İtfaiyecilik Projesi"nin önemini anlattı


Belediye olarak hayata geçirdikleri Gönüllü İtfaiyecilik Projesi’nin bu anlayışın somut bir tezahürü olduğunu vurgulayan Başkan Altay, "Bugün 31 ilçede, 615 mahallede, 2 bin 830 gönüllü itfaiyeciye ulaşarak yüzlerce olaya ilk müdahaleyi mümkün kılan güçlü bir yapı oluşturmuş durumdayız. Bu yapı, Konya’nın afetlere hazırlık konusundaki kararlılığının ve insan odaklı yaklaşımının açık bir göstergesidir. Bizler için afetlere hazırlık; bir görev tanımından ya da bir unvandan ibaret değildir. Bu hazırlık; enkaz altından çıkarılan bir canın nefesi, bir annenin evladına yeniden kavuşması, bir çocuğun hayata tutunması demektir. Bugün teslim ettiğimiz her sertifika, aldığımız her akreditasyon belgesi; aslında bir hayatı daha kurtarabilmek adına verdiğimiz sözün belgesidir. Konya olarak bu sözü tutmaya, nerede bir ihtiyaç varsa orada olmaya, devletimizin ve milletimizin emanetini omuzlarımızda taşımaya devam edeceğiz" açıklamalarını yaptı.



Konya’daki STK’lara ekipman desteği


Bu anlayış doğrultusunda, afet ve acil durumlara hazırlık kapasitelerini daha da güçlendirmek amacıyla belediye olarak yeni bir destek projesini daha hayata geçirmenin gururunu yaşadıklarını kaydeden Başkan Altay, şunları kaydetti: "Şehrimizde faaliyet gösteren ve Kentsel Arama Kurtarma Akreditasyon sürecine başvurusu kabul edilen sivil toplum kuruluşlarımıza ekipman desteği sağlayacağız. Böylece sivil toplum kuruluşlarımıza da önemli bir destek veriyoruz ama bu işte asıl önemli olan insan kaynağı, gönüllüler. Akreditasyon süreci hafif seviyede olan kuruluşlarımıza 500 bin, orta seviyede olan kuruluşlarımıza ise 1 milyon lira destekte bulunacağız. Hayırlı, uğurlu olsun. Bu desteklerle; güçlü ekipman, doğru eğitim ve etkili koordinasyon anlayışıyla Konya’nın afetlere karşı örnek bir şehir olma vasfını da pekiştirmiş olacağız. Bu sürece gönüllülük ruhuyla katkı sunan tüm sivil toplum kuruluşlarımıza ve fedakar gönüllülerimize teşekkür ediyor; Konya’nın bu alandaki çalışmalarının etki alanını genişleterek hem ulusal hem de uluslararası ölçekte örnek olmaya devam edeceğine yürekten inanıyoruz. Rabbim ülkemizi her türlü afetten muhafaza etsin; bizleri de her şartta milletimizin umudu olabilecek güç ve dirayette daim eylesin."



"Bir afet olduğunda kahraman arkadaşlarımızla birlikte ülkemizin her noktasında göreve hazır bir şekilde buradayız"


6 Şubat depremlerinde tüm Konya’nın topyekün halde yardım seferberliğine koştuğunu kaydeden Başkan Altay, "Yaklaşık 40 gün boyunca Hatay’da deprem bölgesinde arkadaşlarımızla ve Hataylı kardeşlerimizle birlikte zorlukları paylaştık ve çözüm üretmeye gayret ettik. Bugün 6 Şubat denince herkes mutlaka Konya ve Hatay konusunda bir şeyler söyleme gereği hissediyor. Bu aslında büyük bir kıvanç ama aynı zamanda büyük bir sorumluluk. AFAD ile üç seviyede hafif, orta ve ağır akreditasyon alan ilk belediye olarak bu sorumluluğumuzun bilincinde olduğumuzu bir kez daha ispatlamış olduk. AFAD Başkanlığımıza, Bakanımıza teşekkür ediyorum. İçişleri Bakanı’nın memleketinin belediyesinin bu sertifikayı ilk alması da çok kıymetlidir diye düşünüyorum. Valimizin riyasetinde kamu kurumlarımızla çok güzel bir koordinasyonla bu süreci yürütüyoruz. Rabbim her türlü tehlikeden önce şehrimizi sonra ülkemizi korusun. Ama bir afet olduğunda bilelim ki biz elimizden gelen bütün hazırlıkları yapmış bir şekilde, kahraman arkadaşlarımızla birlikte ülkemizin her noktasında göreve hazır bir şekilde buradayız" sözleriyle konuşmasını tamamladı.



"Sertifika alan her bir gönüllümüzün afet anlarında toplumumuza karşı üstlendiği görevi aynı hassasiyet ve ciddiyetle sürdüreceğine yürekten inanıyorum"


Konya Valisi İbrahim Akın ise afetlere karşı hazırlıklı olmanın, olay anında hızlı, koordineli ve doğru müdahaleyi mümkün kılacak güçlü iş birliğini tesis etmenin hayati önem taşıdığını dile getirerek, "Bu doğrultuda Konya’mızda kentsel arama kurtarma ve afetlerde acil barınma faaliyetleri kapsamında oluşturulan toplamda geçen yılla beraber 15 ekip, 621 kişiden oluşan ekiplerimiz, titiz bir çalışma ve eğitim sürecinin sonunda başarılı bir şekilde akredite edilmiştir. Akreditasyon süreci, afetlere hazırlıklı olma anlayışımızın, kurumsal disiplinimizin ve sorumluluk bilincimizin sahadaki somut karşılığını ortaya koymaktadır. Bu çerçevede tüm ekiplerimizin her türlü afet durumunda görev yapabilecek yüksek standartlara sahip yetkinlikte ve donanımda olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Sertifika alan her bir gönüllümüzün afet anlarında toplumumuza karşı üstlendiği görevi aynı hassasiyet ve ciddiyetle sürdüreceğine yürekten inanıyor, başarılarının devamını diliyorum" diye konuştu.


Programa; Konya Cumhuriyet Başsavcısı Cuma Çoban, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Cemil Lütfi Özkul, protokol üyeleri ve davetliler katıldı. Konuşmaların ardından düzenlenen sertifika teslim töreninde Vali Akın, Başkan Altay, AFAD Afetlere Müdahale Genel Müdürü Ergin ve protokol tarafından Konya Büyükşehir Belediyesi’ne hafif-orta ve ağır düzeyde arama-kurtarma akreditasyon belgeleri takdim edildi. Ayrıca AFAD’a akredite olmuş STK’lara da sertifika ve arma takdimi gerçekleştirildi.



Başkan Altay: "Konya’da afetlere karşı devletimizin elini güçlendirecek bir model oluşturduk"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Dünya Sulak Alanlar Günü’ne OMÜ’den bilimsel katkı: Kızılırmak Deltası kitapla anlatıldı Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olan Kızılırmak Deltası, Dünya Sulak Alanlar Günü’nde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel eserle mercek altına alındı. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) öğretim üyeleri Prof. Dr. Cevdet Yılmaz ve Prof. Dr. Ali Kemal Ayan’ın editörlüğünü yaptığı "Kızılırmak Deltası-Doğa ve İnsan" adlı kitap, 25 bilim insanının katkısıyla 15 bölümden oluşuyor. Sulak alanlar ve yayınladıkları kitap hakkında bilgi veren OMÜ Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Her yıl 2 Şubat’ta kutlanan Dünya Sulak Alanlar Günü, dünyadaki göller, sulak alanlar ve sucul ortamlara dikkat çekmek adına biz bilim insanları için önemli bir fırsattır. Sulak Alan kavramı; nehirler, göller, bataklıklar, sazlıklar, geçici su birikintileri, turbalıklar ve bataklıklar gibi habitatları kapsar. Sulak alanlar yeryüzündeki en hassas ekosistemlerin başında gelir. Biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde, suyun doğal filtrelemesinde, yeraltı suyu rezervlerinin dengelenmesinde ve özellikle kuşlar başta olmak üzere canlılar için yaşam alanı olarak hayati rol oynarlar. Bu kadar önemli ve hassas ekosistemler olmalarına karşılık sulak alanların da karşı karşıya olduğu birçok problem vardır. Bunların başında tarım arazisine dönüştürmek için kurutma, hızlı kentleşmeye bağlı olarak iskâna açma, altyapı projeleri sonucu atıklarla kirletilmeleri gelir. Günümüzde en önemli tehdit ise iklim değişimi sonucu gerçekleşmekte olan kuraklık tehdididir. Sulak alanların uluslararası düzeyde tanınması ve korunması yolunda atılan en önemli adım, 1971’de İran’ın Ramsar kentinde imzalanan Ramsar Sözleşmesi’dir. Türkiye, 1994’te bu sözleşmeye taraf olmuş ve hâlihazırda 14’ü Ramsar Alanı statüsünde olmak üzere ülkemizde yaklaşık 136 sulak alanı koruma altına almıştır" dedi. "Türkiye’deki en önemli Ramsar alan Kızılırmak Deltası" Türkiye’de yer alan en önemli Ramsar alanın Kızılırmak Deltası olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Cevdet Yılmaz, "Kızılırmak Deltası aynı zamanda UNESCO Dünya Doğal Miras Alanları listesine girmek için aday bir sahadır. Bizler 25 bilim insanı olarak 15 Bölümde Kızılırmak Deltası’nı en kapsamlı şekilde araştırarak bu eseri meydana getirdik. Kitap Ondokuz Mayıs Üniversitemiz tarafından yayınlanmış güzel bir tevafuk olarak da bugün yani 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü’nde üniversitemiz kütüphane görevlileri aracılığıyla matbaadan elimize ulaşmış bulunmaktadır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, kitabın Samsun’a ve bilim camiasına hayırlı olmasını diliyoruz. Bu kitap UNESCO Dünya Miras Listesi’ne aday olan Kızılrmak Deltası ile ilgili olarak bugüne kadar yayınlanan en kapsamlı çalışmalardan biri olup, Kızılırmak Deltası’nın UNESCO adaylık sürecine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz" diye konuştu. "Araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyoruz" Kitabın diğer editörü ve aynı zamanda bölüm yazarlarından biri olan OMÜ Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Kemal Ayan da kitapla ilgili olarak, "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü vesilesiyle Ondokuz Mayıs Üniversitemizin 177. yayını olarak yayımlanan bu eser, bilim camiasına nitelikli bir kaynak sunmanın yanı sıra, sulak alanların korunmasına yönelik farkındalığın artmasına da katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Doğa ile insan arasındaki hassas dengeyi merkeze alan bu çalışma, gelecek kuşaklara aktarılması gereken ortak bir mirasın bilimsel belgesi niteliğindedir. Bu eserin, Kızılırmak Deltası başta olmak üzere tüm sulak alanların korunması ve sürdürülebilir yönetimi konusunda araştırmacılara, karar vericilere ve doğa dostlarına yol gösterici olmasını temenni ediyor; hazırlanmasında emeği geçen tüm bölüm yazarı hocalarımıza ve katkı sağlayıcılara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Antalya Antalya’da karlı dağların gölgesinde deniz keyfi Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtına yerini güneşli havaya bırakırken, günlerdir evlerine kapanan Antalyalılar soluğu Konyaaltı Sahili’nde aldı. Vatandaşlar turkuaz rengi deniz ve karlı dağ manzarası eşliğinde güneşli havanın tadını çıkardı. Turizm kenti Antalya’da yaklaşık 10 gündür devam eden şiddetli yağış ve fırtınanın ardından kent sakinleri güneşli bir güne uyandı. Yağmur ve şiddetli rüzgar nedeniyle günlerdir evlerinden dışarı çıkamayan Antalyalılar dünyaca ünlü Konyaaltı Sahili’ne gelerek güneşli havanın tadını çıkardı. Bazı vatandaşlar aileleri ve sevdikleri ile birlikte sahilde kahvaltı yapmayı tercih ederken, kimileri de karlı dağların manzarası eşliğinde sahilde oturdu. Yabancı turistler ise 18 derece civarında ölçüler hava sıcaklığı ile kış mevsiminin ortası olmasına rağmen turkuaz rengine bürünen denize girmeyi tercih ettiler. "Antalya’nın gerçek yüzü bu" Hafta içi olmasına rağmen vatandaşların akın ettiği Konyaaltı Sahili’nde güneşli havayı eşi ile birlikte kahvaltı yaparak değerlendiren Esin Altıner, "İstanbul’dan geliyoruz, ama 5-6 aydır Antalya’da kalıyoruz. Haftalardır evdeydik, dışarı bile çıkamıyorduk. AVM’lere bile giderken korkuyorduk. Şimdi hava çok güzel, eşimle birlikte kahvaltı yapmak için geldik. İnşallah böyle devam eder, Antalya bu şekilde güzel. Antalya’nın gerçek yüzü bu bence, inşallah yağışlar diner" dedi. Kahvaltılarını yapmak için sahile geldiler Güneşli havayı fırsat bilen bazı vatandaşlar karla kaplı dağ manzarası ve Konyaaltı Sahilini fotoğraflamayı ihmal etmedi. Günler süren yağışlı havanın ardından güneşin açmasını memnuniyet ile karşıladığını söyleyen Enes Esin, "Günlerdir hava yağışlı ve rüzgarlıydı. Antalya’nın her yerini su bastı. Günler süren bu sıkıntıdan kurtulduk ve güneş açtı. Bizde kahvaltımızı sahilde yapmak için geldik. Herkesi sahile bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Fırtınanın ardından ellerinde dedektörlerle sahile gelen bazı vatandaşlar ise yaz aylarında denize düşürülen ve dalgaların sahile vurduğu kıymetli eşyaları aradı.
Eskişehir 10 kişinin öldüğü kazadan yaralı kurtulan öğrenci, otobüs şoförüyle sohbetini anlattı Antalya’da meydana gelen ve 10 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında yaralanan ve Eskişehir Şehir Hastanesi’nde tedavisi süren Yağız Oğuz isimli yolcu, olaydan önce şoför İzzet Karaağaç ile sohbet ettiğini anlatarak, "Şoför yeni başlamış 4’üncü günüymüş, yolu bilmediği belliymiş, o kavşağı bilmeden süratle girdi" dedi. Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde meydana gelen ve şoför dâhil 10 kişinin hayatını kaybettiği kazayı sol ayak bileğindeki çatlaklar atlatan Eskişehirli Yağız Oğuz, o anları anlattı. Otobüste en arka koltukta oturduğunu ifade eden Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi öğrencisi Oğuz, kaza esnasında uyuduğunu ve neler olduğunu daha sonra başkalarından öğrendiğini ifade etti. Yağız Oğuz, kaza yapan şoför hakkında ise mesleğin başladığını öğrendiğini belirtti. Eskişehir’den Antalya’ya gittiği esnada yol üzerinde verilen bir molada kaza yapan şoför İzzet Karaağaç ile sohbet ettiğini söyleyen yağız Oğuz, şoförde bir uyku halinin olmadığını, Kütahya’nın yöresel lezzetleri hakkında sohbet ettiklerini belirtti. Kaza sonra ise Yağız Oğuz, uzvu kopan bir arkadaşını ve küçük bir kız çocuğunu otobüsten çıkardığını belirtti. Oğuz, "Kaza kötü bir kazaydı tabii. Çok yaralılar oldu, ölüler oldu. İşte okula gidiyordum ben. O sırada Antalya’da durduk, mola verdik. Ardından 15 dakika geçtiğinde bu kaza gerçekleşti çok aniydi. Ben uyuyordum, o sıra uyandım. Kendime montları koydum, sıkıştırdım. Öylelikle ben ucuz atlattım. Tek başımaydım ben kazada. Yanımda başka birisi yoktu. Otobüs çok karışık, çok kötüydü uzuvları kopanlar vardı, çığlık sesleri kötüydü. Otobüsten ben kendim çıkabilirdim. Kendimle beraber yanımda uzvu kopan bir arkadaş vardı. Onu çıkardım. Küçük kız çocuğu vardı, onu çıkardım. Sonrasında kendi yaramın farkına vardım, ayağımı benim otobüsün dışında kaldı ezildi, çatlağım var. Onun dışında açık yaralarım var ayağımda. Antalya’da tedavi gördüm, ondan sonra orada hemen pansuman yapıp buraya geldim. Burada yatış verdiler. Şimdi de yatıyorum, iyileşiyorum. Şoförle sohbeti hakkında ise yağız Oğuz şöyle konuştu: "Şoför rahmetli oldu. Yeni başlamış şoför bu arada. Yeni başlamış 4’üncü günüymüş. Diğer kazazedelerle konuştum, yolu bilmediği belliymiş. Sisli bir yol vardı bir de. O kavşağı bilmeden o süratle girdi. Şoförü göremedim. Fakat hızlı olduğunu diğer görenler söylüyor. Tecrübesizdi sanırım yani yeni başlamıştı ama bilmiyorum. Kendisiyle de oturduğumuz mola yerinde sohbet ettik. Kütahyalıydı kendisi. Kütahya’da meşhur olan şeyler hakkında konuştuk. Onlarla hakkında biraz muhabbet etmiştik. Aradan 15 dakika geçti bu kaza gerçekleşti. Uykulu gibi gözükmüyordu. Gayet iyiydi ama süratliydi."