ASAYİŞ - 06 Şubat 2026 Cuma 09:22

Bir IBAN ricası sizi hapse yollayabilir

A
A
A

Son dönemde ‘benim hesabımda sorun var’ bahanesiyle IBAN üzerinden dolandırıcılık olayları artıyor. Yapılan bu işlemin, yasa dışı kumar ve bahis ile bağlantılı hesaplardan paraların aklanması için kullanılan yöntem olduğunun altını çizen uzmanlar, bu yöntem ağına takılmamak için uyarılarda bulunuyor.

İnternet siteleri ve uygulamalar üzerinden dolandırıcılık olayları her geçen gün artarken, dolandırıcılar artık illegal kumar ya da bahis üzerinden para aklamak için tanıdıklarından ‘rica’ ederek IBAN üzerinden işlemler yapıyor. Ağına düşürdükleri vatandaşların hesapları üzerinden işlem yapan dolandırıcılar hesap sahibini hukuki olarak birinci dereceden büyük sorunlarla karşı karşıya bırakıyor.

"Şüpheli sıfatıyla yer bulabiliyorsunuz"

Son yıllarda dolandırıcıların oldukça fazla kullandığı yöntemi açıklayan Avukat Asiye Tuğçe Çakır, "Arkadaşınız, tanıdığınız veya tanımadığınız bir kişi sizden ‘ben hesap bilgilerime şu an ulaşamıyorum’ veyahut ‘banka borçlarım nedeniyle IBAN’larımı kullanamıyorum’ şeklinde sizden sadece ödünç olarak IBAN’ınızı paylaşmanızı istiyor. Siz IBAN’ınızı paylaştığınızda nereden geldiğinizi bilmediğiniz bir para sizin hesabınıza aktarılıyor. Sadece çekip bu kişiye vermeniz halinde bile maalesef Türk Ceza Kanunu’nda bulunan suçlar veya şüpheli sıfatıyla yer bulabiliyorsunuz" dedi.

Bir IBAN ricası sizi hapse yollayabilir

"Ekran kaydı sizin için her zaman daha güvenli olabilir"

Hesaba gelen paranın bankaya bildirilmesi gerektiğine dikkat çeken Avukat Çakır, "Bazen sizden yüz yüze IBAN istenebilir, bazen tanıdığınız arkadaşlarınızdan mesaj yöntemi ile olabilir. Eğer bir kişiye IBAN’ınızı paylaştıysanız size nereden geldiğini bilmediğiniz bir para geldiğinde bunu mutlaka bankaya geri iadesini istemeye gitmeniz gerekiyor. Diyelim ki nereden geldiğini bilmiyorsunuz bu paranın ve bulamadınız, arkadaşınıza IBAN vermiştiniz, IBAN’ı verirken mesajlaşmaları silmeyin ve kesinlikle o ekran kaydı sizin için her zaman daha güvenli olabilir. Çünkü o kişinin sizden IBAN’ınızı rica ettiğine dair mesaj dosyada sizin samimi olarak suçsuz olduğunuzu kanıtlayacak en önemli etkendir" ifadelerini kullandı.

Bir IBAN ricası sizi hapse yollayabilir

"10 yıla kadar hapis cezası alabilirsiniz"

IBAN üzerinden yaşanan yargılanma sürecini anlatan Çakır, "Kişiyle IBAN’ınızı paylaşmanız sonucunda hangi suçlara ulaşabilir dersek, ’Suç gelirlerini aklama’ suçunu oluşturabilir. Bu 3 yıldan 7 yıla kadar hapis cezası ve 20 bin güne kadar da adli para cezasını oluşturur. Yasa dışı bahis, bahse aracılık suçunu oluşturması ise 3 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar da adli para cezası ile sonuçlanabilir. Nitelikli dolandırıcılık suçu oluşabilir. Bu da iştirak olarak da dosyaya sanık veya şüpheli olarak eklenebilirsiniz. Duruma göre hapis cezaları değişir lakin 10 yıla kadar ağır bir cezası vardır. Ayrıca örgüte üye olma suçu da ister istemez oluşturabilir. Bu ceza ise 2 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile son bulmuş olur. Bu nedenle gençlerimize, yaşlılarımıza, tanıdık tanımadık hiç kimseye IBAN bilgilerinizi ödünç olarak bile paylaşmamanızı rica ediyoruz. Bilmediğimiz bir yerden sizin IBAN’ınıza para gelirse veyahut bir kişi sizden ödünç istediyse, ödünç istediğine dair mesajı lütfen saklayalım ve ekran kaydı alalım. Bankalara giderek ‘bu paranın nereden geldiğini bilmiyorum, lütfen bana gelen IBAN’a iade istiyorum’ şeklinde açıklamalar yaparak kendinizi bir nebze de olsa aklayabilirsiniz" diye konuştu.

İbrahim Yetkin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Gaziantep PDR’nin Dünü, Bugünü ve Yarını HKÜ’de ele alındı Hasan Kalyoncu Üniversitesi (HKÜ) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı (PDR) ve PDR Öğrenci Topluluğu tarafından, Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) desteğiyle düzenlenen "PDR’nin Dünü, Bugünü ve Yarını: Birikimden Geleceğe Uzanan Yol" başlıklı program, HKÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanının geçmişten bugüne gelişimi, güncel yaklaşımları ve geleceğe yönelik dönüşüm süreçlerinin ele alındığı programa; Prof. Dr. Feride Bacanlı, Prof. Dr. Tayfun Doğan ve Dr. Öğr. Üyesi Ömer Özer konuşmacı olarak katıldı. Programın açılışında konuşan HKÜ Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Latife Özaydın, günümüzün hızla değişen toplumsal şartlarına dikkat çekerek, "Dijitalleşme, afetler ve bölgemizde yaşanan değişiklikler ışığında psikolojik danışmanların üstlendiği sorumlulukları; değerli hocalarımızın katkılarıyla gerçekleştirilen seminerler ve atölyeler aracılığıyla yeniden gözden geçireceksiniz. Programın önemli katkılar sunacağına inanıyorum" ifadelerini kullandı. HKÜ PDR Anabilim Anabilim Dalı Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Ayaz ise psikolojik danışmanlık ve rehberlik alanının güçlü bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, "Geçmişimiz çok güçlü. Bugün de çok kıymetli işler yapmaya ve bunları görünür kılmaya çalışıyoruz. Gelecekte bizi nelerin beklediğini, tüm bu süreçleri bugün burada görmüş olacağız. Geçtiğimiz ay yaşanan okul saldırıları, mesleğimizin ne kadar kıymetli olduğunu ve kendimizi sürekli güncelleme, geliştirme ihtiyacımızı bir kez daha gösterdi. Bu programın söz konusu süreçlere katkı sağlayacağına inanıyorum" dedi. Alanında uzman akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirilen programda; PDR disiplininin kuramsal birikimi, uygulama alanları, mesleki gelişim süreçleri ve gelecekteki yönelimleri öğrencilerle paylaşıldı. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen program, öğrencilerin mesleki farkındalıklarını artırmaya ve PDR alanındaki akademik birikimi geleceğe taşıyacak bir tartışma zemini oluşturmaya katkı sundu.
Mersin SGK İl Müdürü Koç: "Kayıt dışı istihdam geleceği tehlikeye atıyor" Mersin Sosyal Güvenlik İl Müdürü Ali Koç, Sosyal Güvenlik Haftası kapsamında yaptığı açıklamada, kayıt dışı istihdamın hem çalışanlar hem işverenler hem de ülke ekonomisi açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu belirterek, tüm taraflara kayıtlı istihdam çağrısında bulundu. Kayıt dışı istihdamın, çalışanların SGK’ya hiç bildirilmemesi ya da çalışma günleri ve ücretlerinin eksik bildirilmesi anlamına geldiğini ifade eden Koç, sigortalı çalışmanın anayasal bir hak olmasının yanı sıra yasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. İşverenlerin sigortasız işçi çalıştırma hakkının bulunmadığını vurgulayan Koç, çalışanların kendi rızalarıyla dahi sigortasız çalışmayı talep etmelerinin hukuken mümkün olmadığını söyledi. Koç, "İşverenlerin bu tür talepler karşısında mevzuattan taviz vermemesi büyük önem taşımaktadır" dedi. Kayıt dışı çalışan kişilerin emeklilik hakkı, işsizlik sigortası, sağlık hizmetleri, iş kazası ve meslek hastalıklarına karşı sağlanan güvenceler gibi birçok sosyal haktan mahrum kaldığını belirten Koç, bu durumun çalışanları güvencesiz çalışma koşullarına ittiğini kaydetti. Kayıt dışı istihdamın sadece bireysel değil toplumsal ve ekonomik zararlar da oluşturduğunu ifade eden Koç, haksız rekabet, vergi ve prim kaybı, sosyal güvenlik sisteminde bozulma ve gelir dağılımında adaletsizlik gibi olumsuzluklara yol açtığını dile getirdi. Koç, sosyal güvenlik uygulamalarında amaçlarının cezalandırmaktan ziyade rehberlik etmek olduğunu belirterek, kayıt dışı çalışmanın tespit edilmesi halinde işletmelerin yüksek idari para cezaları, teşvik iptalleri ve ağır yasal yükümlülüklerle karşı karşıya kalabileceğini söyledi. Çalışanların sigorta durumlarını ’e-Devlet, Alo 170 hattı’ ve SGK müdürlükleri aracılığıyla sorgulayabileceklerini ifade eden Koç, sigortasız çalışma veya eksik bildirim durumlarında ’Alo 170, SGK müdürlükleri ve CİMER’ üzerinden ihbar ve şikayette bulunabileceklerini kaydetti. Ücret ödemelerinde banka kanalı kullanımının da yasal zorunluluk olduğuna dikkat çeken Koç, Türkiye genelinde 3 ve daha fazla işçi çalıştıran işletmelerde ücretlerin banka aracılığıyla ödenmesi gerektiğini belirtti. Koç açıklamasını, "Kayıtlı istihdam sadece yasal bir zorunluluk değil, ülkemizin geleceğine yapılan en büyük yatırımdır. Sigorta ile iş güvende, işçi güvende; gelecek güvende" sözleriyle tamamladı.
İstanbul Büyükçekmece’de bıçaklanarak hayatını kaybeden çocuğun babası konuştu: "Bunlar çok ağır ceza almalı" Büyükçekmece’de çıkan kavgada bıçaklanarak hayatını kaybeden 16 yaşındaki Abdulbaki Demirel’in babası Cevdet Demirel konuştu. Acılı baba, "Bunlar çok ağır ceza almalı. Yeni kanunlar gelmeli, anne ve babaları da yargılanmalı. Ailesi gelip bizden özür bile dilemediler" dedi. Olay, Büyükçekmece ilçesi Muratçeşme Mahallesi’nde 10 Mayıs Pazar günü meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, belirlenemeyen bir nedenle dört çocuk arasında kavga çıkmış, tartışmanın büyümesi üzerine E.B. (16) ve M.A.D. (17), yanlarında bulunan bıçaklarla Abdulbaki Demirel (16) ve S.I. (15) isimli çocuklara saldırmıştı. Aldıkları bıçak darbeleriyle kanlar içinde kalan iki çocuk yere yığılırken, saldırganlar olay yerinden kaçmıştı. Sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından Abdulbaki Demirel ve S.I. yaralı olarak hastaneye kaldırılmış, hastanede yapılan müdahalelere rağmen Abdulbaki Demirel hayatını kaybetmiş, S.I.’nın ise tedavisine devam edildiği öğrenildi. Saldırganlar E.B. ve M.A.D. olayda kullandıkları bıçakla birlikte kısa sürede yakalanmıştı. Adli makamlara sevk edilen iki çocuk tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Abdulbaki Demirel, Güzelce’deki yeni mezarlıkta toprağa verildi. Acılı baba Cevdet Demirel olaya ilişkin konuştu. "Bunlar çok ağır ceza almalı" Cevdet Demirel, "Caniler 3-5 yılda dışarı çıkmasınlar. Canlı bomba ya da silahşör gibi gezmesinler. Bunlar çok ağır ceza almalı. Yeni kanunlar gelmeli anne ve babaları da yargılanmalı. Ailesi gelip bizden özür bile dilemediler. Pazar günü çocuklar gelmiş toplanmışlar. Sigara ve para istemişler benim oğlum da sigara içmiyorum param da yok demiş. Önceki çocukla husumetleri varmış. Bir iki bıçak sallamışlar ona. Bizim çocuk da müdahale etmeye çalışmış. Oğlum kaçmaya çalışmış, diğeri de arkadan kovalayıp 17 bıçak darbesi savurmuş. Bu canilik ve insanlık dışı. Umarım başka canlar yanmaz ve yeni kanunlar gelir. Yasemin Hanım da geldi bize destek oldu. Caniler dışarı çıkamasınlar. Başka canlar yanmasın. Okul terörleri bitsin. Çocuklar güvende değil. Çocuklara şiddet filmlerini tiktoku yasaklamıyorlar. Oğluma bunu yapan aileyi Allah’a havale ediyorum. Bu olaya yardım yataklık eden herkes yaşadığımız acıyı yaşasın. Beni tehdit ediyorlar telefonda. Mesaj atıyorlar. Mesajda "şikayetini geri almazsan seni katlederiz" yazdılar.
Erzincan EBYÜ’de "Fikirden Aksiyona Türk Dünyası" paneli düzenlendi Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi ev sahipliğinde, Türk Devletleri Teşkilatı ve Türksoy iş birliğinde "Fikirden Aksiyona Türk Dünyası" paneli gerçekleştirildi. Prof. Dr. Erdoğan Büyükkasap Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun, EBYÜ Rektörü Prof. Dr. Akın Levent, rektör yardımcıları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Programın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Akın Levent, Türk düşünce tarihine yön veren isimlerin Türk birliği idealinin temelini oluşturduğunu söyledi. Levent, İsmail Gaspıralı’nın "Dilde, fikirde, işte birlik" anlayışının ortak ideal ve ortak kader düşüncesini temsil ettiğini belirterek, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp’in de Türk düşünce sistemine önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Türk dünyasına yönelik çalışmaların önemine değinen Levent, üniversite olarak son yıllarda çok sayıda ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun ise konuşmasında Türk dünyasında iş birliği, fikir birliği ve dil birliğinin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin birlik ve beraberlik anlayışıyla hareket ettiğini ifade eden Aksun, ülkede yaşayan herkesin eşit haklara sahip olduğunu belirtti. Açılış konuşmalarının ardından EBYÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Abdulkadir Gül moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde, Türksoy Türkmenistan Temsilcisi Laçın Öwezgeldiewa, Türksoy Türkiye Temsilcisi Abdullah Kutalmış Yalçın ve Nışankül Karatayeva konuşmacı olarak yer aldı.