SAĞLIK - 03 Nisan 2025 Perşembe 09:36

Çocukların sosyal medyada maruz kaldığı cinsel içerikler ilerdeki hayatlarını etkiliyor

A
A
A
Çocukların sosyal medyada maruz kaldığı cinsel içerikler ilerdeki hayatlarını etkiliyor

Çocukluk ve ergenlik döneminde bireylerin sosyal medyada maruz kaldığı cinsel içeriklerin gelecek yaşantılarını etkilediğini ifade eden uzmanlar, ortaokuldan önce çocukların sosyal medya hesaplarının olmaması gerektiğini belirtti.


Çocukluk ve ergenlik döneminin çocuklar için çok önemli ve gelişimsel süreçlerinin tam olarak tamamlanmadığı dönemler olduğunu anlatan Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Faruk Akça, "Özellikle cinsel içerikli materyallere maruz kalmanın belli bir yaşı vardır. Bu yaş öncesinde çocukların cinsel içerikli materyallere maruz kaldığı zaman zihinsel dünyalarında çok olumsuz etkiler oluşturacaktır. Hatta bazıları bu durumu bir travma olarak da tarif edebilir. O yüzden erken yaşlarda, çocukluk çağında çocuklarımızın cinsel içerikli materyallere maruz kalmaları oldukça tehlikelidir. Diğer yandan da günümüzde teknolojik aletlerin kullanımının çok yoğun olması nedeniyle de bu tür içeriklere çocuklarımız daha erken maruz kalabilmekteler. Bu durum çocuklarımızın gerçek dünyayla bağlantıları çok iyi olmadığı zaman ve gerçek dünyanın kurallarını, değerlerini çok iyi bilemedikleri zaman çok ciddi sorunlar oluşturabilmektedir. Bu günlerdeki en temel sorunlardan biri de budur. Çocuklarımızın sosyal medyadaki hayatları çok yoğun olduğu zaman, gerçek dünyayı anlamlandıramadığı zaman sosyal medyada gördükleri olayları, durumları ya da arkadaşlarından duydukları, sosyal medya fenomenlerinden duyduklarını gerçekmiş gibi algılayıp gerçek hayatta normalleştirebiliyorlar. Buna bağlı olarak da gerçek olmaması gereken durumları gerçekmiş gibi algılayıp fiiliyata dönüştürebiliyorlar. Bu durum da çok ciddi sorunlara yol açabiliyor. Bir çok çocuğumuzun, mesela olumsuz bir şekilde kendi görüntülerini başka kişilere gönderdiklerini duyuyoruz. Normalde bunun çok ciddi sorunlar oluşturabileceğini algılaması gerekiyor ama belli bir yaştan önce algılama yetenekleri gelişmediği için bunları gönderebiliyorlar" dedi.



"Sosyal medya hesabını açıp önüne bütün dünyamızı koymamız doğru değildir"


Prof. Dr. Akça, sosyal medya kullanımının çocuklar için kısıtlanması gerektiğini belirterek, "Çocuklarımızın mutlaka sosyal medya iletişimi esnasında bir yaş sınırlamasının olması gerekir. Belli bir yaştan önce çocuklarımızın sosyal medya ile tanışmaları doğru değildir. Bu yaş sınırı dünyada genel olarak 16-18 olarak tarif edilebilir. Kabaca bir çocuğumuzu siz şehirlerarası otogara bırakıp tek başına başka bir şehre gitmesine müsaade ettiğimiz zaman sosyal medya hesabının da açılması gerekir. Eğer ki bunu yapabileceğini düşünemiyorsak çocuğumuzun sosyal medya hesabını açıp önüne bütün dünyamızı koymamız doğru değildir" şeklinde konuştu.



"Yavaş yavaş hayatın içeresinde kontrolü bir şekilde akıllı telefonu vermek gerekir"


Akça son olarak, çocuğun kendisine ait telefonun liseden sonra olması gerektiğini hatırlatarak, "Bir çocuğun kendine ait akıllı telefonu, akıllı cihazının olması mutlaka lise hayatından sonra olmalı. Ama bir taraftan da çocuğumuzun ortaokul sürecinde sosyal medyaya maruz kalacağı dönemlerde nelerle karşılaşabileceğini öğretmemiz gerekiyor. Hiçbir şekilde telefon vermeyip lisede birden telefon verdiğimizde aynı süreçleri baştan görüyoruz. Çocuklar çok kısa sürede bağımlı olabilecek konumda oluyor. O yüzden ortaokul sürecince bu mecralarda nelerle karşılaşacağını anlatıp bunlar zararlı, bunlar tehlikelidir, şunlar faydalıdır gibi bir eğitim verdikten sonra yavaş yavaş hayatın içeresinde kontrolü bir şekilde akıllı telefonu vermek gerekir" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Denizli Denizli Acil Durum Hastanesinde son hazırlıklar tamamlanıyor Denizli’de inşaat çalışmaları tamamlanan 500 Yataklı Acil Durum Hastanesi’nde ameliyathane, poliklinik ve servis odalarındaki tıbbi malzemelerin yerleştirilme çalışmaları büyük bir hızla devam ediyor. Modern yapısı ve ileri teknoloji tıbbi cihazlarla Denizli’de sağlık hizmetlerinin sunumunda önemli bir yeri olacak olan, 47 bin metrekare kapalı alana sahip 104 yoğun bakım yatağı ile birlikte toplam 500 yatak kapasitesine sahip Acil Durum Hastanesi’nde; 106 poliklinik, 14 ameliyathane, anjiyografi ünitesi, MR, BT, mamografi, röntgen, USG ve kemik dansitometri gibi ileri teknoloji tıbbi cihazlarımız bulunuyor. Hastanede son teknolojik tıbbi cihazlarla donatılan ameliyathaneler, ferah ve geniş poliklinik alanları, hasta ve yakınlarının konforu düşünülerek tasarlanan servis odalarında da hummalı çalışmalar devam ediyor. Birimlerde kapsamlı temizlik ve dezenfeksiyon işlemleri devam ederken, bir yandan da tıbbi cihazların kurulumu yapılıyor. Poliklinik ve servis odalarında hasta yatağı, televizyon, buzdolabı gibi araç ve gereçler yerleştiriliyor. Hastanede yürütülen son çalışmalarla ilgili açıklamada bulunan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk Acil Durum Hastanesi’nin Denizli için önemli bir sağlık yatırımı olduğunu vurgulayarak, hastanedeki mefruşat yerleşimi ve cihaz kurulumlarının büyük bir hızla devam ettiğini söyledi. Son hazırlıkların tamamlandığını ifade eden İl Sağlık Müdürü Öztürk, "Ameliyathanelerimizden polikliniklerimize kadar hastanemiz en güncel standartlara uygun şekilde donatılıyor. Ekiplerimiz gece gündüz hastanemizi Denizli halkımızın hizmetine sunmak için çalışıyor. Yakın zamanda hastanemizin kapılarını vatandaşlarımıza açacağız" dedi.