EĞİTİM - 07 Mart 2025 Cuma 10:52

Çocuklarını büyüttükten sonra 3 üniversite bitirdi, şimdi de yüksek lisans yapıyor

A
A
A

Çocuklarını büyüttükten sonra 3 üniversiteden mezun olan ve şimdiki hedefi başladığı yüksek lisansı tamamlamak olan Melahat Ürkmez, "Fakültede eğitim görürken öğrencilerin bazıları çocuklarım hatta bazıları torunum yaşında. Onlarla ders yaparken mutlu oluyorum. Aslında yaşımı da unutuyorum, kendimi genç sanıyorum" dedi.

Konya’da yaşayan yazar Melahat Ürkmez (66), lise yıllarında babasının isteği üzerine üniversiteye gitmedi. Daha sonraki yıllarda kendi çabası ile derslerine çalışan Ürkmez, aynı zamanda hikaye ve roman yazmaya başladı. Evlendikten sonra 3 çocuğuyla ilgilenen Ürkmez, okuma ve yazma sevdasından hiç vazgeçmedi. Çocuklarını büyüttükten sonra Halkla İlişkiler Bölümü, Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü ve İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nden mezun olan Ürkmez, şimdilerde KTO Karatay Üniversitesi Tarih Bölümünde yüksek lisans yapıyor. Burada bazıları çocukları bazıları ise torunları yaşındaki öğrencilerle ders işleyen Ürkmez, onların yanında kendisi genç hissettiğini ifade etti. Köşe yazıları, hikayeleri ve romanları olan Ürkmez, kitap okumanın zevkini alanların hiç kitap okumaktan vazgeçmediğini söyledi.

Çocuklarını büyüttükten sonra 3 üniversite bitirdi, şimdi de yüksek lisans yapıyor

"Babam o zamandaki karışıklıklar yüzünden göndermedi"

Liseyi bitirene kadar Konya’nın Hadim ilçesinde eğitim gördüğünü anlatan Melahat Ürkmez, "İlk, orta ve lise tahsilimi Konya’da tamamladım. Lise bittikten sonra o zamanlar ön kayıt sistemi vardı. Yüksek bir puan almıştım, Hacettepe Üniversitesi’nin birçok bölümü tutuyordu. Ama babam o zamandaki karışıklıklar yüzünden göndermedi. Sonra Türkiye Halk Bankası sınavına 500 kişi girdik ve 2 kişi kazandık. Daha sonra da Türkiye Halk Bankası’nda memur olarak çalışmaya başladım. Burada çalışırken de tekrardan üniversite sınavına girdim. Sonrasında da evlendim, 3 çocuğum oldu. Onları büyüttükten sonra benden Japon bir arkadaşım tarafından roman yazmam istendi. Ben de olur mu olmaz mı derken ilk olarak bir hikaye yazarak yarışmaya katıldım. Eğer ki burada derece alırsam o zaman da romanı bitiririm diye düşündüm. Ömer Seyfettin Hikaye Yarışmasına hikayemi gönderdim. Hikayem de dereceye girdi. Ondan sonra da ‘bende hala bir şeyler kalmış’ diyerek roman yazmaya başladım. Romanımı bitirdim ve ’Okunabilir En İyi Roman’ seçildi" şeklinde konuştu.

Çocuklarını büyüttükten sonra 3 üniversite bitirdi, şimdi de yüksek lisans yapıyor

"Aslında yaşımı da unutuyorum, kendimi genç sanıyorum"

Fakültede gençlerle birlikte ders işlemekten çok mutlu olduğunu belirten Ürkmez, "Fakültede eğitim görürken öğrencilerin bazıları çocuklarım hatta bazıları ise torunum yaşında. Onlarla ders yaparken mutlu oluyorum. Aslında yaşımı da unutuyorum, kendimi genç sanıyorum. Öğrenciler de sağ olsunlar çok saygılılar bana karşı. Sanki ben 17-18 yaşımdaki gibi derslere giriyorum, onlarla birlikte ödevimi yapıyorum. Bu durum beni çok mutlu ediyor. Bütün hanımlara da tavsiye ederim. Kimse yaşından dolayı okumaktan çekinmesin. Mutlaka okumak istedikleri ikinci, üçüncü üniversitelerini okusunlar. Hepsi hayallerini gerçekleştirsinler" diye konuştu.

Çocuklarını büyüttükten sonra 3 üniversite bitirdi, şimdi de yüksek lisans yapıyor

"Okuma sevgisini bir kere kazandığınızda bir daha bırakamıyorsunuz"

Herkesin kitap okuması gerektiğini ifade eden Ürkmez, "Hanımlar vaktimiz yok demesinler. İnsan istedikten sonra illaki vakit bulur. Ben ne kadar yorgun olursam olayım yatmadan en az 2 saat kitap okurum. Bu durum çocukluğumdan gelen bir alışkanlık. Okuma sevgisini bir kere kazandığınızda bir daha bırakamıyorsunuz. Kütüphaneye geldiğim zaman kendimi okyanusun üstünde uçtuğumu hissediyorum. Bütün kitapları okumak istiyorum, o kitapların içine dalınca farklı bir dünya olduğunu anlıyorum. İnsan, kitap okuma zevkini bir alırsa çok getirisinin olduğunu ve özellikle ruhunu doyurduğunu hissedecek" ifadelerini kullandı.

Arda Akın Akkoca

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Minik Ebrar’ın ölümüne ilişkin davada, sanıklara 5 ve 6 yıl hapis cezası İzmir’in Menderes ilçesinde nakliye asansöründen düşen koltuğun altında kalarak hayatını kaybeden 9 yaşındaki Ebrar Aktaş’ın ölümüne ilişkin davada sanıklara 5 yıl ile 6 yıl 3 ay arasında değişen hapis cezaları verildi. Mahkeme heyeti, tutuklu iki sanık ile firma sahibini suçlu bulurken bir sanığın beraatine hükmetti. Menderes ilçesi Cüneytbey Mahallesi’nde 20 Eylül 2025 tarihinde bir evin taşınması sırasında asansördeki koltuk bahçede bulunan Ebrar Aktaş’ın (9) üzerine düştü. Ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren çocuğun ölümüne ilişkin hazırlanan iddianamede, sanıkların şiddetli rüzgar nedeniyle koltuğun düşebileceğini öngörmelerine rağmen gerekli önlemi almadıkları ve ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçunu işledikleri belirtildi. Olaya ilişkin Menderes 4’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada söz verilen sanıklardan M.G., böyle bir kazanın yaşanmasını istemediğini, taşıma işlerinde araçlara bile zarar gelmemesi için önlem aldığını, kendisinin de ailesi olduğunu ve bir çocuğun zarar görmesini isteyemeyeceğini belirterek beraatini talep etti. Diğer sanıklar E.G. ile Y.G. de beraatlerini istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, E.G.’yi ’Bilinçli taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırdı. Diğer sanıklar M.G. ve Y.G.’ye ise aynı suçtan 5’er yıl hapis cezası verildi. Tutuksuz yargılanan Suriye uyruklu A.H.M. hakkında ise beraat kararı çıktı.
Aydın ADÜ’de Girişimsel Radyoloji Ünitesi hizmete açıldı Yüksek teknolojiyle yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi’nin hizmete alınmasıyla ADÜ Hastanesi’nde tanı ve tedavi süreçlerinde hız ve etkinliğin artırılması hedefleniyor. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi’nde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi düzenlenen törenle hizmete açıldı. ADÜ Rektörü Bülent Kent’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, yenilenen ünitenin tanı ve tedavi sürecini hızlandıracağına dikkat çekildi. Beraberindeki heyetle başhekimliği ziyaret eden Rektör Kent, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alırken, Radyoloji Anabilim Dalı bünyesinde yenilenen Girişimsel Radyoloji Ünitesi ile birlikte yeni alınan anjiyografi cihazının açılışını gerçekleştirdi. Gelişmiş teknolojiyle donatılan ünitenin, tanı ve tedavi süreçlerinde etkinliği artırarak hastalara daha hızlı ve konforlu hizmet sunulmasının hedeflendiğini ifade eden eden Rektör Bülent Kent, üniversite hastanelerinin sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve araştırma alanında da önemli bir rol üstlendiğini belirtip, yapılan yatırımların da bu çok yönlü yapıyı güçlendirdiğini ifade etti. Başhekim Mücahit Avcil ise girişimsel radyolojinin modern tıptaki stratejik önemine dikkat çekerek, minimal invaziv yöntemlerin hastalara daha düşük risk, daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı iyileşme imkanı sunduğunu vurguladı. Yenilenen ünitenin özellikle damar hastalıkları, onkolojik girişimler ve ileri düzey radyolojik işlemler açısından önemli bir altyapı sağlayacağını belirten Avcil, yatırımın hem hasta hizmetine hem de eğitim ve bilimsel çalışmalara katkı sunacağını kaydetti.
Balıkesir Başkan Akın: "Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir" Eskişehir’de düzenlenen "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" panelinde konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir’de ‘biz’ anlayışıyla hareket ettiklerini belirtirken "Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız" dedi. Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Eskişehir Grande Art Otelde düzenlenen Türkiye Kent Konseyleri Birliği Dönem Başkanlığı Devir Teslim Töreni ve Türkiye Kent Konseyleri Ulusal Toplantısı’na katıldı. "Türkiye’de Belediyelerde Katılımcı Yönetişim" konulu panele konuşmacı olarak katılan Akın, Balıkesir’deki Kent Konseylerimizle tam bir uyum içerisinde çalışma yürüttüklerini belirtirken "Her yaş ve ilgi grubunun Balıkesir’imizin kalkınması noktasında fikir sunması için Emekli Meclisi, Çevre Meclisi ve Çocuk Meclisi gibi organları da ekleyerek Kent Konseyimizdeki meclis sayısını yediye çıkardık. Balıkesir, Kuvayımilliye’nin başşehridir. İlk kurşunun ve son kurşunun atıldığı şehirdir. Kent Konseyimizin aldığı kararlara güveniyoruz. Kent Konseylerimizle istişareli bir şekilde hareket edildiği zaman çok güzel sonuçlar ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Ben değil biz diyoruz" Yönetim anlayışında ben değil biz anlayışının hâkim olduğunu belirten Akın, "Balıkesir’imizde 20 büyük ilçemiz var. Sadece iki ilçemizde kent konseyi kurulmadı. Onlar da kurulduktan sonra kent konseyleri başkanlarıyla her ay toplantı yapacağım. İlçe belediye başkanlarımızı da davet edeceğiz. Başkanlarımız ve kent konseylerimiz, bizler için her zaman birer yol arkadaşıdır. Emanete sahip çıkmayı kendisine şiar edinmiş Atatürk’ün evlatları olarak Cumhuriyet’e ve Balıkesir’e sahip çıkıyoruz. Bizler, Balıkesir’de iş birlikli yönetim modeliyle Kent Konseyimizden gelen taleplerin tamamını çözüme kavuşturduk. Çünkü biz şunu biliyoruz: Kent konseyleri, demokrasinin yereldeki en güçlü temsilidir. Kent konseyleri, belediye başkanlarının en büyük yardımcısıdır. Bu yapılar, şehirde ortak aklı güçlendiren ve yönetimi daha kapsayıcı hale getiren temel mekanizmalardır. Bizler de bu kurumların sadece destekçisi değil, aynı zamanda gönüllüsü olacağız. Kent Konseyimize gelen tüm taleplerin başımızın üzerinde yeri vardır. Halkın sesi, bizim yol haritamızdır. Bu sesi duymakla kalmıyor, karar süreçlerine doğrudan yansıtan bir anlayışla hareket ediyoruz. Kent konseylerimizin bu gönüllü ve özverili çalışmalarından dolayı her birine ayrı ayrı minnettarım" şeklinde konuştu.