SAĞLIK - 07 Nisan 2025 Pazartesi 10:06

Kansere karşı ‘PBF’ yaklaşımı

A
A
A
Kansere karşı ‘PBF’ yaklaşımı

Modern çağın hastalığı olarak görülen kanserin tanı ve tedavisinde çok önemli gelişmeler yaşanıyor. Teknolojinin ilerlemesi özellikle kanser hastalıklarının tedavisinde yenilikçi yöntemlerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Ancak, tedavilerde teknik kısmın yanında "Psikoloji", "Beslenme" ve "Fizik Tedavi" branşlarının katkıları da çok büyük oluyor. Medicana Sağlık Grubu Nükleer Tıp Bölümü’nden Prof. Dr. Oktay Sarı, kanseri yenmek için multidisipliner yaklaşımın zorunluluğuna dikkat çekti.


Erken tanı konulan ve uygun şekilde tedavisi başlayan birçok kanser türünün iyileşme ihtimali artabiliyor. Özellikle yeni nesil tedavilerle birlikte başarı oranları yükseliyor. Medicana Konya Hastanesi Nükleer Tıp Bölümü’nden Prof. Dr. Oktay Sarı, görüntüleme yöntemlerindeki ilerlemeler ve yapay zeka destekleri, girişimsel işlemlerin yaygınlaşması, hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapi uygulamalarındaki artış, ışın tedavisindeki nokta atışların gelecek için de umut verici düzeyde olduğunu söyledi. Prof. Dr. Oktay Sarı, tıbbi gelişmelerle birlikte tedavilerde "Psikoloji", "Beslenme" ve "Fizik Tedavi" kısmının da büyük önemi olduğunu vurgulayarak, bu branşların hastalar üzerinde olumlu etkileri olduğunu ifade etti.



Kanser hastalarına psikolojik destek verilmeli


Kanser hastalığı sürecinde hastalara psikolojik yaklaşımın önemini vurgulayan Prof. Dr. Oktay Sarı, şöyle devam etti: "Kanser hastalığı adına tıbbi açıdan güzel gelişmeler olsa da hasta tarafında kanser şüphesi ve tanı aşamasındaki beklenti, hastalığın isminin duyulmasıyla başlayan anksiyete henüz azaltılabilmiş değil. Hatta kanser konusundaki duyarlılık ve bilinç düzeyinin artmış olmasıyla, bu tanıya karşı verilen reaksiyon da muhtemelen artmış durumda olabiliyor’’ dedi.


Kanserin uzun soluklu tedavi gerektiren ve güçlü psikoloji isteyen bir hastalık olduğuna değinen Prof. Dr. Oktay Sarı, "Duygusal yönetimi kolaylaştıran psikolojik müdahale hem onkolojik süreci hem de tedavileri olumlu yönde etkiler. Kişilerin strese verecekleri yanıt onların kişilik tiplerine ve psikolojik yapılarına göre farklılık arz edeceği için, tanı anından itibaren psikiyatri uzmanı veya psikologlar tarafından, psikolojik destek verilmelidir" şeklinde konuştu.



Beslenmenin önemi büyük


Kanser hastalarının sadece kanserin fiziksel ve metabolik etkilerinden değil, aynı zamanda tedaviye bağlı gelişen yan etkilerden dolayı da yetersiz beslenme riski altında olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Oktay Sarı, "Beslenme, kanser tanısı konulduğu andan itibaren tedavi sürecini ve yaşam kalitesini etkileyen önemli bir faktördür. Kanser hastasının tanı anındaki beslenme durumu, obezite ya da aşırı zayıflık gibi bedensel yapısı, osteoporozunun olup olmaması gibi durumlar hastalığın seyrini etkileyebilir. Hastalığın ilerleyen süreçlerindeki olumsuz gelişmeleri takip etmek ve uygun beslenme stratejilerini belirlemek, kanser hastalarında beslenme konusunda deneyim kazanmış bir diyetisyenin işi olmalıdır. Diyet kontrolü yaşam kalitesini, ameliyat sonrası iyileşmeyi ve fiziksel kapasiteyi de etkileyecektir’’ ifadelerini kullandı.



Fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapist desteği


Yapılan çalışmalardan elde edilen sonuçların, egzersizin özellikle kanser hastaları için faydalı olduğunu ortaya koyduğunu söyleyen Prof. Dr. Oktay Sarı, "Her kanser hastasının egzersiz açısından değerlendirilip uygun egzersiz programına yönlendirilmesini gerekir. Egzersiz, kanseri önlemede bir araç olmakla kalmayıp hastalık sırasında da bir tedavi yöntemidir. Egzersiz, psikolojik bir destek olması, kas kitlesini korumasının yanında tedavilere toleransı da artırmaktadır. Fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapist desteği olmadan egzersiz aşamalarını düzgün bir şekilde yürütebilmek çok kolay olmayabilir. Fizyoterapi, ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi sonrası ortaya çıkabilecek semptomların tedavisi için de fayda sağlamaktadır’’ şeklinde görüş verdi.



Multidisipliner çalışma şart


"Kanser hastalarına yönelik kişisel bakım uygulamaları moral motivasyon açısından ihmal edilmemelidir" diyen Prof. Dr. Oktay Sarı, şöyle devam etti: "Kanser gibi kompleks bir hastalık grubunu sadece onkolog, cerrah, patolog, genetikçi, görüntüleme ve moleküler tedavi uzmanları ile yönetmek sadece mekanik bir yönetim tarzı olur. Beslenmeden egzersize, psikolojik destekten geleneksel uygulamalar ve kişisel bakım desteğine kadar tüm sağlık meslek mensuplarının içinde bulunduğu multidisipliner yaklaşım, hastalığın yönetim sürecini kolaylaştıracak, tedavi etkinliğini artıracak ve yaşam kalitesinde belirgin düzelme sağlayacaktır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Milli bisikletçilerden pist bisikleti yarışlarında altın ve gümüş madalya Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen UCI ve Türkiye Bisiklet Federasyonu 2026 takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçiler altın ve gümüş madalya kazanarak önemli bir başarıya imza attı. Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen UCI C1 Silk Way Series Astana pist bisikleti yarışlarında milli bisikletçi Ramazan Yılmaz Scratch yarışında altın madalyanın sahibi oldu. Yüksek tempoda geçen yarışta gösterdiği performansla dikkat çeken Ramazan Yılmaz, Türk pist bisikleti adına önemli bir başarıya imza attı. Ayrıca Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı’dan oluşan milli takım Madison disiplininde gümüş madalya kazandı. Ayrıca Ramazan Yılmaz ve Mustafa Tarakcı, takım dayanıklılığı, tempo yönetimi ve koordinasyonun ön plana çıktığı Madison yarışında ikinci olarak gümüş madalya elde etti. Yarış boyunca güçlü performans sergileyen milli sporcular, uluslararası rakipleri karşısında başarılı bir mücadele ortaya koydu. UCI uluslararası pist bisikleti takviminde yer alan UCI C1 Silk Way Series Astana, dünya sıralaması açısından puan veren önemli yarışlar arasında bulunuyor. Kazakistan’ın başkenti Astana’daki Saryarka Velodromu’nda 15-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen yarış, Avrupa ve Asya’dan elit pist bisikletçilerini bir araya getirirken; sporcular için dünya şampiyonaları ve olimpik süreç açısından da önemli hazırlık organizasyonlarından biri olarak kabul ediliyor. Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Emin Müftüoğlu elde edilen başarılarla ilgili yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Milli sporcularımızın uluslararası arenada elde ettiği bu değerli başarılar bizleri gururlandırıyor. Konya Olimpik Velodromu ile birlikte pist bisikletinde önemli bir gelişim süreci yaşıyoruz. Astana’da kazanılan altın ve gümüş madalyalar, Türk bisikletinin doğru yolda ilerlediğinin önemli göstergelerinden biridir. Sporcularımızı, antrenörlerimizi ve emeği geçen herkesi kutluyorum."
Mersin Mersin’de Engelsiz Rekabet: Bocce Turnuvasında heyecan dolu anlar Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından 10-16 Mayıs Engelliler Haftası kapsamında Engelsiz Yaşam Parkında düzenlenen Bocce Turnuvası, engelli bireyleri sporun birleştirici gücüyle buluşturdu. Renkli görüntülere sahne olan turnuvada sporcular hem kıyasıya mücadele etti hem de keyifli vakit geçirdi. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Engelliler Şube Müdürlüğü koordinesinde gerçekleştirilen turnuvaya, Mersin’in farklı ilçelerinden çok sayıda sporcu katıldı. Büyükşehir Belediyesinin ’engelsiz yaşam’ anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar kapsamında düzenlenen etkinlikte, engelli bireylerin sosyal yaşama daha aktif katılması amaçlandı. Engelsiz Yaşam Parkında görev yapan beden eğitimi öğretmeni Büşra Tokuçcu, bocce sporunun metal toplarla oynanan geleneksel bir spor dalı olduğunu belirterek, hedef topuna en yakın atışı yapmanın amaçlandığını söyledi. Parkta 5 yıldır düzenli bocce dersleri verildiğini ifade eden Tokuçcu, bu yıl düzenlenen turnuvanın en yüksek katılımcı sayısına ulaştığını kaydetti. Turnuvanın geleneksel hale geldiğini dile getiren Tokuçcu, "Dördüncü geleneksel bocce turnuvamızı düzenliyoruz. Bu yıl katılım oldukça yüksek oldu. Mezitli, Akdeniz, Toroslar ve Tarsus’tan toplam 26 bedensel engelli sporcumuz katıldı" dedi. Yıl boyunca sportif ve kültürel faaliyetlerin devam ettiğini aktaran Tokuçcu, "Bedensel engelli grubumuzla bocce oynuyoruz. Zihinsel engelli grubumuzla beden eğitimi, curling ve bocce etkinlikleri gerçekleştiriyoruz. Öğleden sonra ise kültür sanat derslerimiz oluyor. Sporcularımız ve aileleri burada mutlu vakit geçiriyor" diye konuştu. Turnuvaya katılan Mezitli Kent Konseyi Engelli Meclis Başkan Yardımcısı Murat Serinkaya ise organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Her şey çok güzel düşünülmüş. Müzikler eşliğinde maçlarımızı yapıyoruz. Heyecanlı ve keyifli karşılaşmalar oluyor. Bocce turnuvasının geleneksel hale gelmesi bizi mutlu ediyor" ifadelerini kullandı. Sporculardan Sümbül Şimşek de etkinlik sayesinde sosyalleştiklerini belirterek, "Arkadaşlarımızla güzel vakit geçiriyoruz. Kazanıyoruz, seviniyoruz; bazen kaybedip üzülüyoruz ama burada olmak bizi mutlu ediyor. Büyükşehir Belediyesi engelliler için çok güzel çalışmalar yapıyor" dedi.
Sivas Türkiye’nin en uzun nehri Kızılırmak’ı besleyen Yıldız Irmağı coştu Sivas’ta etkili olan yağmurlar ve dağlık bölgelerde eriyen kar suları Yıldız Irmağı’nın debisini artırdı. Kızılırmak’ın en önemli kollarından biri olan Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Sivas’ta etkili olan yoğun yağışlar ve havaların ısınmasıyla birlikte dağlık alanlarda biriken karların erimesi, bölgedeki ırmakların ve akarsuların debisini önemli ölçüde artırdı. Sivas merkeze yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan ve kentin kuzeyindeki dağlık bölgelerden doğarak Sivas Ovası’na doğru ilerleyen Yıldız Irmağı, son 30 yılın en yüksek debisine ulaştı. Kızılırmak’ın ana kolunu besleyen en önemli akarsulardan biri olarak bilinen Yıldız Irmağı’nda su seviyesinin yükselmesi dikkat çekti. Özellikle ilkbahar yağmurlarıyla birlikte hızla artan debi nedeniyle ırmakta güçlü akış gözlemlendi. "Geçtiğimiz senelerde bu kadar dolu olmuyordu" Pancar üreticisi İsmail Kaya, ırmağın 30 yıldır en yüksek seviyede olduğunu söyleyerek, "Bu sene Yıldız Irmağı son 35-40 senedir bu kadar yüksek bir şekilde akmıyordu. Aşırı yağışlardan dolayı bu sene yüksek seviyede. Geçtiğimiz senelerde bu mevsimlerde bu kadar dolu olmuyordu. Aşırı yağışlardan dolayı daha ekim yapamadım. Şu anda tarlalar suyun içerisinde. Bu yağışlar tarıma faydalı olur ama çok fazlası ekinlerde hastalık yapabiliyor. Havaların biraz ısınması lazım" dedi.
Burdur 39 yıldır korunan ve sadece bilim insanlarına hizmet veren orman Burdur’un Bucak ilçesinde bulunan ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) ekiplerince koruma altında tutulan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı, baharın gelişiyle birlikte adeta renk cümbüşüne büründü. Dünyada yalnızca belirli bölgelerde görülen Anadolu Sığla Ağacı’na ev sahipliği yapan alan, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı için gelen misafirlerini ağırladı. Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Kargı köyü sınırlarında yer alan Sığla Ormanı Tabiatı Koruma Alanı, dünyada ender rastlanan Anadolu Sığla Ağacı (Liquidambar orientalis) türünün yaşam alanları arasında bulunuyor. Türkiye’de yalnızca Burdur ve Muğla’da doğal yayılış gösteren bu özel orman, sahip olduğu endemik yapı nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 6. Bölge Müdürlüğü Burdur Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından 7 gün 24 saat korunuyor. Burdur-Isparta-Antalya sınırlarının kesişim noktasında, Aksu Çayı yatağı kenarında ve Karacaören I Baraj Gölü mansabında bulunan alan, eşsiz ekosistemi ve izole yapısı nedeniyle 27 Temmuz 1987 tarihinde "Tabiatı Koruma Alanı" ilan edildi. Toplam 83,82 hektarlık alanı kapsayan bölgeye yalnızca bilimsel ve akademik çalışmalar kapsamında özel izinle giriş yapılabiliyor. Baharın etkisiyle yeşil tonlarına bürünen ormanda oluşan manzara havadan dron ile görüntülendi. Anadolu Sığla Ormanı sadece Fethiye ve Bucak’ta Burdur Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürü Gökhan Albayrak, "83 hektar alanımız 1987 yılında koruma alanı ilan edilmiştir. Toplamda burada 6 bin metrekare sığla ağacımız mevcuttur. Sığla ağaçlarımızın burada koruması ve dışarıdan etkilerden korumak amaçlı sadece biz bilimsel çalışma amacıyla açıyoruz. Buraya girmek isteyen arkadaşlarımız bize başvuru yapıyorlar. Biz de bu onayları sadece bilimsel çalışma için yapıyoruz. Dışarıdan gelenler bizim koruma ekiplerimiz ile beraber çalışma yapıyorlar. Sığla ormanı dünyada, Güney Kore ve Amerika’da mevcuttur, Anadolu Sığla Ormanı ise sadece Fethiye ve Bucak’ta bulunuyor. Sığla ağacı parfümeri sanayide kullanıyordu ama şu an için ülkemizde sığla yağı üretimi yapılmamaktadır. Bunun temel sebebi ise sentetik ürünler çoğaldığı için artık sığla ağaçları sadece korunuyor" dedi. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri çerçevesinde koruma altına alınan Sığla Ormanını yürüyüşü yapan gençler ise essiz doğanın tadını çıkardıklarını belirterek doğanın korunması gerektiğini hatırlattı.