ÇEVRE - 26 Ekim 2025 Pazar 10:12

Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor

A
A
A
Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor

Türkiye’nin en önemli tatlı su balığı üretim merkezlerinden ve balıkçıların ağ atarak avlandığı gölün kuruyan kesimlerinin kara parçasına dönüştüğü yerlerde şimdilerde vatandaşlar gezinti yapıyor, yürüyüş gerçekleştiriyor.


Konya ve Isparta illeri sınırlarında yer alan Beyşehir Gölü son dönemde su seviyesi yönünden adeta can çekişiyor. Bölgede iki yıldır yaşanan kuraklık, gölü besleyen su kaynaklarının kuruması, bilinçsiz tarımsal sulama ve yaz döneminde artan buharlaşma kayıpları ile birlikte su seviyesinin oldukça düşmesi nedeniyle göl suları kıyılardan yüzlerce metre geriye doğru çekildi. Suların çekildiği yerler ise insan boyunu geçen devasa sazlıklarla kaplandı.


Göl suları çekilerek Beyşehir kent merkezinden de uzaklaşırken bu durumdan havzada yaşayan birçok kesim gibi balıkçılık yapan avcılar da olumsuz etkilendi. Suların çekilmesi nedeniyle limanlara balıkçı tekneleri bağlanamaz hale gelirken, bazı kayıklar karada kaldı. Avcılar, teknelerini suyun daha derin olduğu kıyılara götürüp demir atmaya başladı. Göldeki suların aşırı çekilmesi sonucu küçük adacıklar da oluşurken, bazı adalara ise insanlar yürüyerek ulaşır hale geldi. Beyşehir ilçe merkezinde de daha önce gezinti yatlarının ve balıkçı teknelerinin ilerlediği, ağ atılıp balık tutulan göl açıklarında su kalmayınca oluşan kara alanlarında insanlar ve balıkçılar gezinti ve yürüyüş yapmaya başladı.


"Kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş"


Beyşehir Gölünün kıyı kesimlerindeki parkların yanı sıra ilçeye gelen ziyaretçiler de kuruyan göl alanlarına inip yürürken ortaya dikkat çekici görüntüler çıktı.


Selçuk Üniversitesi (SÜ) Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Yıldıztugay da ailesi ile birlikte eskiden suların olduğu göl alanında yürüyüş yaparken, gördüğü manzara karşısında üzüntüsünü dile getirdi. Bitkiler üzerine çalışma gerçekleştirdiklerini ve bu nedenle sürekli arazi çalışmaları yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nün de arazi çalışmaları yürüttükleri alanlardan bir tanesi olduğunu belirtti. Beyşehir’e son gelişlerinin kendilerini çok üzdüğünü vurgulayan Prof.Dr.Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nü bu halde görmeyi beklemediklerini ifade ederek, "Su inanılmaz çekilmiş, eskiyi düşündüğümüz zaman bizim kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş. Bundan sonraki süreçte burası için önlemler alınması, koruma politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerekiyor. Eşim ve çocuklarımızla buraya geldik ve çok üzüldük. İnşallah bu sene Allah iyi bir yağış verir ve gölü eskisi gibi görürüz" dedi.


"Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge"


Prof. Dr. Yıldıztugay, "Keşke eskiye dönebilsek, yani kıymetini bilsek." diye devam ettiği sözlerini şöyle sürdürdü: "Su hayat, su ne kadar geriye çekilirse, su ne kadar azalırsa bu hem insanlar için hem de buradaki canlılar için kötü bir durum. Burada yaşayan hayvanlar ve birçok canlı var. Sadece hayvanlar değil bitkiler de bundan olumsuz etkileniyor sonuçta. Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge. Bu bölgedeki suyun azalması, onların hayatlarını risk altına alabilir. Yaşamlarını ve nesillerini tehlike altına alabilir. Bu sebepten dolayı da Beyşehir Gölünün eski canlılığına bir an önce kavuşturulması gerekiyor."


Ağ attıkları alanda yürüyen balıkçı: "Gölü böyle hiç görmedim"


Balıkçı Mehmet Emin Kabakçılar da göl sularının çekilmesi nedeniyle birçok balıkçı gibi mesleğe ara verdiğini anlatarak, kayığını ise suların daha az çekildiği Karadiken kıyılarındaki limana bağladığını belirtti. Su seviyesinin aşırı derece düştüğünü ve göl sularının kıyılardan yüzlerce metre uzaklaştığını aktaran Kabakçılar, balıkçıların teknelerinin bu yüzden karada kaldığını bazılarının ise kayıklarını suların çekildiği daha ileri kesimlere götürerek demir attığını vurguladı. 40 yıllık balıkçı olduğunu ve Beyşehir Gölünü hiç bu durumda görmediğini anlatan Kabakçılar, eskiden teknelerin gezdiği ağ serdikleri göl sularının olduğu yerlerin kara haline dönüştüğünü şimdilerde ise bu alanlarda eşiyle birlikte eşiyle yürüyüp gezinti yaptığını kaydetti. Kabakçılar, "Yürüdüğümüz yerde 3-4 metre su derinliği vardı, biz burada balık tutardık, ağ atardık. Şimdi eşimle yürüyoruz. Göl uzaklaştı, tekneler de kıyılardan uzaklaştı. Mesleğe ara verdik, göl suları yine şişerse devam edeceğiz. Gölü hiç böyle görmedim. ‘Gölde 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık olur’ derler. Daha önce de böyle oldu belki gelebilir yağış olursa sular. Bu konuda umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. İnşallah iyi bir kış dönemi olur da bol yağışlı geçer bölgemiz, göl de eski haline döner" diye konuştu.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Battalgazi’de yetim çocuklarla iftar buluşması Battalgazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen iftar programında yetim çocuklar iftar sofrasında bir araya geldi. Programa katılan Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın da çocuklarla aynı sofrayı paylaştı. Battalgazi Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Belediye Başkanı Bayram Taşkın’ın katılımıyla Hastane Kafe Sosyal Tesisleri’nde iftar programı düzenlendi. Gerçekleştirilen programda yetim çocuklar iftar sofrasında bir araya geldi. İftar programına AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci, AK Parti Malatya Kadın Kolları İl Başkanı Esin Yılmaz ve AK Parti Battalgazi İlçe Kadın Kolları Başkanı Ebru İnanç da katıldı. Başkan Taşkın: "Yetimlerimiz Bizim Emanetimiz" İftar programında konuşan Battalgazi Belediye Başkanı Bayram Taşkın, Ramazan ayının birlik ve dayanışma ayı olduğuna dikkat çekerek, "Bu mübarek vakitte böyle güzel bir ortamda bir araya gelmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Yetimlerimiz bizim emanetimizdir. İnşallah hep birlikte nice Ramazanlara ulaşır, bayrama da birlik ve beraberlik içinde kavuşuruz" dedi. AK Parti Battalgazi İlçe Başkanı Basri Kahveci de konuşmasında Ramazan ayının rahmet ve mağfiret ayı olduğunu belirterek, "Rabbim tuttuğumuz oruçları kabul eylesin. Ramazan ayı paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinin yaşandığı bir zaman dilimi. Dünyanın neresinde bir mazlum varsa Türkiye’den yardım eli uzandığını görüyoruz. Bu güzel programın hazırlanmasında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Yozgat Sorgun Belediyesi Sanat Atölyesi dünya pazarına açıldı: İlk ihracat Bosna Hersek’e Sorgun Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren sanat atölyesi, yerel üretimde çıtayı uluslararası seviyeye taşıdı. Sorgun’un cadde ve sokaklarını süsleyen dekoratif ürünler, artık Balkanlar’da da boy gösterecek. Atölyede üretilen aydınlatma direkleri, çeşmeler ve vazoların yer aldığı ilk sevkiyat Bosna Hersek’e gönderildi. Sorgun Belediyesi Sanat Atölyesi, kurulduğu günden bu yana ilçenin estetik çehresini değiştiren projelere imza attı. Belediye öz kaynaklarıyla ve yerel iş gücüyle üretilen dekoratif ürünlerin kalitesi, kısa sürede sınırları aşmayı başardı. Bosna Hersek ile yapılan anlaşma kapsamında ihraç edilen ürün grubu aydınlatma direkleri, dekoratif çeşmeler, vazolardan oluşuyor. Belediye yetkilileri, bu ihracatın sadece bir ticari faaliyet değil, aynı zamanda Sorgun’un üretim gücünün bir kanıtı olduğunu vurguladı. Atölyede üretilen ürünlerin düşük maliyet ve yüksek estetik değer taşıması, dış pazarda tercih edilme sebebi oldu. Bosna Hersek’e yapılan bu ilk sevkiyatın ardından, sanat atölyesinin kapasitesinin artırılması ve farklı Avrupa ülkelerinden gelen taleplerin değerlendirilmesi bekleniyor. Sorgun Belediyesi, bu hamleyle hem ilçe ekonomisine döviz girdisi sağlamayı hem de belediye atölyelerini birer üretim merkezine dönüştürmeyi hedefliyor. Atölye çalışanlarından Sevgi Ünal Erciyas "Sanat atölyemizde Bosna Hersek’e ilk ihracatımızı bugün gerçekleştiriyoruz. Bugün burada aydınlatma direği, çeşme, vazolarımız ilk sevkiyatımızda. Tüm ürünlerimiz kalite standartlarına uygun, dayanıklı ve estetik anlayışla üretilmiştir. Yaklaşık 1 senedir burada üretim yapıyoruz. Önce Sorgun’umuz için estetik anlayışlı üretimler yaptık. Bununla birlikte ilk uluslararası ihracatımız da başladı. İnşallah böyle devam edecek" dedi. (EY-GF-
İzmir İzmir ITB Berlin’den 4 sertifika ve 1 ödülle döndü İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin işbirliği, kenti uluslararası arenada ödüllerle taçlandırdı. Sürdürülebilir turizm destinasyonu alanında Çeşme, Selçuk ve Urla Altın Sertifika, Menderes Gümüş Sertifika ve Selçuk Efes Tarlası Yaşam Köyü Halkın Seçimi Ödülü’nü kazandı. Ödüller, dünyanın en prestijli turizm fuarlarından ITB Berlin’de, Green Destinations tarafından düzenlenen törende verildi. Törene katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, "İzmir tarihinde ilk defa 5 ödül birden aldı. İzmir’i turizmde dünyada daha görünür hâle getirmek için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Uluslararası Sürdürülebilir Turizm Konseyi’ne (GSTC) üye olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, konsey tarafından verilen "Sürdürülebilir Turizm Destinasyonu Sertifikası" almak için sürdürdüğü çalışmalarda önemli bir başarı kaydetti. GSTC akreditasyon kuruluşu olan Green Destinations ile başlatılan, ilçe belediyeleri ve sektör paydaşları koordinasyonu ile yürütülen çalışmalarda İzmir, uluslararası ölçekte 4 sertifika ve ödül almaya hak kazandı. 3 altın ilçe Çeşme, Selçuk ve Urla "Yeşil Destinasyonlar Altın Seviye" sertifikasını, Menderes "Yeşil Destinasyonlar Gümüş Seviye" sertifikasını alırken, Selçuk Efes Tarlası Yaşam Köyü ise Halkın Seçimi Ödülü’nü aldı. Ödül ve sertifikalar, Green Destinations tarafından, dünyanın en büyük turizm fuarlarından biri olan ITB Berlin kapsamında düzenlenen resmi törende verildi. Tugay: "İzmir turizmini güçlendirmeye devam ediyoruz" Törene İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, Çeşme Belediye Başkan Yardımcısı Emre Can Durmaz, Menderes Belediye Başkanı İlkay Çiçek, İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, ETİK Başkanı ve TGA Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İşler, TÜRSAB Denetim Kurulu Üyesi Kıvanç Meriç, ÇEŞTOB Başkanı Orhan Belge katıldı. Başkan Dr. Cemil Tugay törende, "Çok güzel bir vesile için buradayız. İzmir tarihinde ilk defa 5 ödül birden aldık. Urla, Selçuk ve Çeşme Altın Seviye sertifikasını, Menderes Gümüş Seviye sertifikasını alırken, Selçuk Efes Tarlası Yaşam Köyü ise Halkın Seçimi Ödülü’nü aldı. Bu törende 5 ödülü birden İzmir halkı adına belediye başkanlarımızla, İzmir’in turizm temsilcileri ile alıyoruz. Bu gururu birlikte yaşıyoruz. İzmir’i turizmde dünyada daha görünür hâle getirmek ve ileriye taşımak için çalışmaya devam edeceğiz. Hep birlikte İzmir’i turizm sahnesinde daha da güçlendireceğiz" ifadelerini kullandı. Halk oylamasıyla verildi Green Destinations özel kategori ödülü olan "Halkın Seçimi Ödülü", en çok beğenilen "İyi Uygulama Hikâyesinin" desteklenmesine olanak tanıyor. Green Destinations tarafından düzenlenen Yeşil Destinasyonlar En İyi 100 listesinde yer alan Efes Yaşam Tarlası Köyü, en iyi destinasyonların yarıştığı "Halkın Seçimi Ödülü"nü oyların yüzde 18’ini alarak kazandı. Halk oylamasıyla belirlenen bu ödül, Efes Yaşam Tarlası Köyü’nün uluslararası alandaki tanınırlığını güçlendirdi ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla önemli bir turizm destinasyonu haline geldiğini ortaya koydu. Üç yıl üst üste uluslararası başarı 2025 yılında Yeşil Destinasyonlar En İyi 100 listesinde yer alan Urla Bağ Yolu aynı zamanda Halkın Seçimi Ödülü’nü kazanmıştı. 2024 yılında Selçuk ve Urla "Yeşil Destinasyonlar Gümüş Seviye" sertifikası kazandı. Efeler Yolu ise 2023 yılında Yeşil Destinasyonlar En İyi 100 listesinde yer aldı. Bu sonuçlarla birlikte İzmir, üç yıl üst üste uluslararası düzeyde sürdürülebilir turizm alanında ödül kazanan bir şehir olarak konumunu pekiştirdi. Katılımcı yerel yönetişim anlayışı, çevresel sorumluluk, kültürel mirasın korunması ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda yürütülen bütüncül çalışmalarıyla sürdürülebilir destinasyon yönetimi alanında Türkiye’de öncü, uluslararası ölçekte ise rekabetçi ve uluslararası standartlara uyumlu bir model ortaya koydu. Sertifikaların kapsamı Gümüş Sertifika; çevresel sürdürülebilirlik (doğal kaynak yönetimi, atık ve su yönetimi, iklim eylemleri), toplumsal katılım (yerel paydaşların karar süreçlerine dahil edilmesi, sosyal kapsayıcılık) ve ekonomik sürdürülebilirlik (yerel istihdam, yerel tedarik zinciri, kırsal kalkınma) alanlarında yüksek standartların sağlandığını gösteren uluslararası bir belge. Altın Sertifika ise bu alanlarda daha ileri düzey performansı ve sistematik uygulamayı ifade ediyor. Neler yapıldı? 2024 yılında Urla ve Selçuk ilçelerinin sürdürülebilir turizm sertifikasyonu için kapsamlı bir hazırlık süreci başlatıldı; kurumsal kapasite geliştirme çalışmaları yürütüldü, politika ve eylem planları oluşturuldu, paydaş katılım mekanizmaları güçlendirildi ve gerekli dokümantasyon tamamlandı. Bu çalışmalar sonucunda her iki ilçe de uluslararası kriterleri karşılayarak Gümüş Sertifika almaya hak kazandı. 2025 yılında ise sürecin ikinci aşamasına geçildi; Urla ve Selçuk ilçelerinin sertifika seviyelerinin yükseltilmesi hedeflenirken aynı zamanda Çeşme ve Menderes ilçeleri de sertifikasyon sürecine dahil edildi. Bu kapsamda sürdürülebilir turizm yönetim yapıları güçlendirildi, izleme ve raporlama mekanizmaları geliştirildi, yerel paydaş katılımı arttırıldı ve sürdürülebilirlik performans göstergeleri iyileştirildi.