ÇEVRE - 26 Ekim 2025 Pazar 10:29

Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor

A
A
A
Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor

Türkiye’nin en önemli tatlı su balığı üretim merkezlerinden ve balıkçıların ağ atarak avlandığı Beyşehir Gölü’nün kuruyan kesimlerinde şimdilerde vatandaşlar yürüyüş yapıyor.


Konya ve Isparta illeri sınırlarında yer alan Beyşehir Gölü son dönemde su seviyesi yönünden adeta can çekişiyor. Bölgede iki yıldır yaşanan kuraklık, gölü besleyen su kaynaklarının kuruması, bilinçsiz tarımsal sulama ve yaz döneminde artan buharlaşma kayıpları ile birlikte su seviyesinin oldukça düşmesi nedeniyle göl suları kıyılardan yüzlerce metre geriye doğru çekildi. Suların çekildiği yerler ise insan boyunu geçen devasa sazlıklarla kaplandı.


Göl suları çekilerek Beyşehir kent merkezinden de uzaklaşırken bu durumdan havzada yaşayan birçok kesim gibi balıkçılık yapan avcılar da olumsuz etkilendi. Suların çekilmesi nedeniyle limanlara balıkçı tekneleri bağlanamaz hale gelirken, bazı kayıklar karada kaldı. Avcılar, teknelerini suyun daha derin olduğu kıyılara götürüp demir atmaya başladı. Göldeki suların aşırı çekilmesi sonucu küçük adacıklar da oluşurken, bazı adalara ise insanlar yürüyerek ulaşır hale geldi. Beyşehir ilçe merkezinde de daha önce gezinti yatlarının ve balıkçı teknelerinin ilerlediği, ağ atılıp balık tutulan göl açıklarında su kalmayınca oluşan kara alanlarında insanlar ve balıkçılar gezinti ve yürüyüş yapmaya başladı.



"Kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş"


Beyşehir Gölünün kıyı kesimlerindeki parkların yanı sıra ilçeye gelen ziyaretçiler de kuruyan göl alanlarına inip yürürken ortaya dikkat çekici görüntüler çıktı.


Selçuk Üniversitesi (SÜ) Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evren Yıldıztugay da ailesi ile birlikte eskiden suların olduğu göl alanında yürüyüş yaparken, gördüğü manzara karşısında üzüntüsünü dile getirdi. Bitkiler üzerine çalışma gerçekleştirdiklerini ve bu nedenle sürekli arazi çalışmaları yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nün de arazi çalışmaları yürüttükleri alanlardan bir tanesi olduğunu belirtti. Beyşehir’e son gelişlerinin kendilerini çok üzdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Yıldıztugay, Beyşehir Gölü’nü bu halde görmeyi beklemediklerini ifade ederek, "Su inanılmaz çekilmiş, eskiyi düşündüğümüz zaman bizim kayıkla açıldığımız yerler tamamıyla kurumuş. Bundan sonraki süreçte burası için önlemler alınması, koruma politikalarının geliştirilmesi gerekiyor. Su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerekiyor. Eşim ve çocuklarımızla buraya geldik ve çok üzüldük. İnşallah bu sene Allah iyi bir yağış verir ve gölü eskisi gibi görürüz" dedi.



"Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge"


Prof. Dr. Yıldıztugay, "Su hayat, su ne kadar geriye çekilirse, su ne kadar azalırsa bu hem insanlar için hem de buradaki canlılar için kötü bir durum. Burada yaşayan hayvanlar ve birçok canlı var. Sadece hayvanlar değil bitkiler de bundan olumsuz etkileniyor sonuçta. Beyşehir Gölü endemik bitki popülasyonu açısından da son derece zengin bir bölge. Bu bölgedeki suyun azalması, onların hayatlarını risk altına alabilir. Yaşamlarını ve nesillerini tehlike altına alabilir. Bu sebepten dolayı da Beyşehir Gölünün eski canlılığına bir an önce kavuşturulması gerekiyor" dedi.



Ağ attıkları alanda yürüyen balıkçı: "Gölü böyle hiç görmedim"


Balıkçı Mehmet Emin Kabakçılar da göl sularının çekilmesi nedeniyle birçok balıkçı gibi mesleğe ara verdiğini anlatarak, kayığını ise suların daha az çekildiği Karadiken kıyılarındaki limana bağladığını belirtti. Su seviyesinin aşırı derece düştüğünü ve göl sularının kıyılardan yüzlerce metre uzaklaştığını aktaran Kabakçılar, balıkçıların teknelerinin bu yüzden karada kaldığını bazılarının ise kayıklarını suların çekildiği daha ileri kesimlere götürerek demir attığını vurguladı. 40 yıllık balıkçı olduğunu ve Beyşehir Gölünü hiç bu durumda görmediğini anlatan Kabakçılar, eskiden teknelerin gezdiği ağ serdikleri göl sularının olduğu yerlerin kara haline dönüştüğünü şimdilerde ise bu alanlarda eşiyle birlikte eşiyle yürüyüp gezinti yaptığını kaydetti. Kabakçılar, "Yürüdüğümüz yerde 3-4 metre su derinliği vardı, biz burada balık tutardık, ağ atardık. Şimdi eşimle yürüyoruz. Göl uzaklaştı, tekneler de kıyılardan uzaklaştı. Mesleğe ara verdik, göl suları yine şişerse devam edeceğiz. Gölü hiç böyle görmedim. ‘Gölde 7 sene bolluk, 7 sene kıtlık olur’ derler. Daha önce de böyle oldu belki gelebilir yağış olursa sular. Bu konuda umudumuzu kaybetmek istemiyoruz. İnşallah iyi bir kış dönemi olur da bol yağışlı geçer bölgemiz, göl de eski haline döner" diye konuştu.



Kayıkla gezilen göl üzerinde şimdi yürüyüş yapılıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Van 32 yıllık ayakkabı ustasının çırak sitemi: "Eli kirlenmeyenin karnı tok olmaz" Van’da 32 yıldır mülki amirlere özel ayakkabı üreten ve eskiyenleri ekonomiye kazandıran Fikret Kaya, gençlerin "elim kirleniyor" diyerek mesleğe ilgi göstermemesinden dert yanarak zanaatın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi. Van’ın İpekyolu ilçesinde yarım asrı geride bırakan ömrünün 32 yılını ayakkabı tezgahının başında geçiren Fikret Kaya, gelişen teknolojiye rağmen mesleğini ilk günkü heyecanla sürdürüyor. Çıraklıktan başladığı ayakkabıcılık mesleğini 32 yıldır aralıksız sürdüren Fikret Kaya, değişen teknolojiye rağmen mesleğini ilk günkü heyecanla icra ediyor. Meslek hayatı boyunca el emeğinin yerini fabrikasyona bırakışına tanıklık eden Kaya, bir yandan mülki amirler ve bürokratlar için özel sipariş ayakkabı üretirken bir yandan da eskiyen ayakkabıları aslına uygun şekilde onararak ekonomiye katkı sağlıyor. "Biz eskiyi özlüyoruz" İHA muhabirine konuşan ayakkabı ustası Fikret Kaya, geçmişten bugüne el emeği bittiğini ve her şeyin artık fabrikasyona döndüğünü belirtti. Ayakkabı ustası Kaya, "Teknoloji ve makineler çıkınca hem biz hem de müşterilerimiz rahat etti. Ama yine de biz eskiyi özlüyoruz. Keşke o eski günler olsaydı, keşke eskiye devam edebilseydik. O zorlukları, o sıkıntıları yine görseydik; ama maalesef o günlere geri dönemiyoruz. Bugünün teknolojisi bunu gerektiriyormuş, biz de bu teknolojiyle devam ediyoruz" dedi. "Bizim mesleğimizde artık çırak yetiştiremiyoruz" Eski yıllarda mesleklerine olan ilginin daha fazla olduğunu ve bu yüzden çırak bulma sorunlarının olmadığını hatırlatan Kaya, "Eskiden en azından 3-5 tane çırak çalıştırıyorduk, şimdi ise bir tane bile bulamıyoruz. Mesleğe rağbet yok. Rağbet olmadığı için ileride bu mesleğin büyük sıkıntılar yaşayacağını görüyorum. Hem kendi mesleğimize hem de diğer mesleklere bakıyorum; genel olarak büyük bir sıkıntı var. Özellikle bizim mesleğimizde artık çırak yetiştiremiyoruz. Gelen çırak da 3-5 gün çalışıp bırakıp gidiyor. ’Usta, bu benim işim değil’ diyor ve bir daha gelmiyor. Babasını arıyorum, ’Oğlun işe niye gelmedi?’ diye soruyorum; ’Vallahi benim oğlum bu işi yapmayacak, bu iş kirlidir; eli kirleniyor, boya oluyor’ diyor. Oysa eli kirlenmeyenin karnı tok olmaz. Mecburuz ama maalesef çırak bulamadığımız için yetiştiremiyoruz. Korkarım ki bu gidişle mesleğimiz ölüyor" diye konuştu. Eski ayakkabıları tamir ederek bir yandan geri dönüşüme katkı sağladıklarını dile getiren Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü: "Oysa geri dönüşüme büyük katkı sağlıyoruz. Çok şükür, çok güzel tadilat ve tamiratlar yapıyoruz. Yaptığımız işlemler hiç belli olmuyor; orijinali neyse, aynı şekilde onarıp müşterilerimize teslim ediyoruz. Ayrıca bürokrat kesimine, mülki amirlerimize ve büyüklerimize özel sipariş üzerine ayakkabı yapmaya da devam ediyoruz."