SAĞLIK - 19 Mart 2025 Çarşamba 10:28

Mevsim geçişlerinde ağrılar artıyor

A
A
A
Mevsim geçişlerinde ağrılar artıyor

Mevsim geçişlerinde kendini gösteren sağlık sorunları arasında kas ve eklem ağrıları ilk sıralarda yer alıyor. Kıştan bahara geçildiğinde çoğu kişinin ağrılar sebebiyle hastaneye başvurduğunu söyleyen Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sinan Bağçacı, bu dönemde artan vücut ağrılarına romatizma hastalığını sebep gösterdi.


Özellikle kıştan bahara; bahardan yaza geçiş dönemlerinde, hava sıcaklıkları ve nem oranındaki ani değişiklikler, romatizmal hastalıkların şiddetlenmesine yol açabiliyor. Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Sinan Bağçacı, mevsim geçişlerinde romatizma ağrılarını azaltmak için alınabilecek önlemleri açıkladı. Soğuk havadan sıcak havaya, sıcak havadan soğuk havaya geçişlerde ani sıcaklık değişimleri, eklem ve kaslarda kasılma ve sertlik oluşturabiliyor. Çünkü eklem ve kas romatizması gibi hastalıkları olan kişilerin hava değişikliklerine daha duyarlı oldukları biliniyor. Dr. Öğr. Üyesi Sinan Bağçacı, "Eklem sıvısının yoğunluğu, sıcaklık değişimlerine bağlı olarak değişir ve bu da eklem hareketliliğini zorlaştırabilir. Bundan dolayı eklem ve kas romatizması gibi hastalıkları olan kişiler hava değişikliklerine daha duyarlı olabilirler. Özellikle osteoartrit ve romatoid artrit gibi hastalıklarda, mevsim değişimleriyle birlikte ağrı artışı gözlemlenebilir. Mevsim geçişlerinde nem oranı da değiştiği için, nemli havalarda eklemlerdeki iltihaplar ve ağrılar daha belirgin hale gelebilir. Romatoid artrit ve fibromyalji gibi hastalıklarda da nemin değişmesi eklem ve kas ağrılarını şiddetlendirebilir’’ dedi.



"Hareketsiz eklemler sertleşip ağrılı hale gelebilir"


"Hareketsiz kalmak, eklem sertliğini artırabilir ve kasların zayıflamasına yol açabilir. Hareketliliğin azalmasında, kaslarda atrofi ve tendonlarda kısalma sonucunda da ağrılar ortaya çıkabilir" diyen Dr. Öğr. Üyesi Sinan Bağçacı, "Soğuk havalarda yaza göre daha az yürüyüş veya daha az egzersiz yapılır. Bundan dolayı aktif olmayan, hareketsiz eklemler sertleşebilir ve ağrı artabilir. Bu anlamda egzersiz yapmak ağrıları hafifletebilir. Romatizma hastaları, mümkünse düzenli olarak hafif egzersizler yapmalıdır. Uygun şartlarda en azından yürüyüş yapılmalıdır. Romatizmaya eşlik eden diz veya kalça rahatsızlıkları varsa yüzme sporu da tercih edilebilir. Çünkü yüzmek, eklemlere fazla yük bindirmeden kasları çalıştıran hafif bir egzersizdir. Ayrıca fizik tedavi de eklem ağrılarını hafifletmek için etkili bir yöntem olabilir" diye konuştu.



"Vitamin desteği ağrıları azaltabilir"


Kışın güneş ışınlarına maruz kalma süresi azaldığı için D vitamini seviyesinin düştüğünü, D vitamini eksikliğinin romatizma hastalıklarının belirtilerini şiddetlendirebileceğini ifade eden Dr. Öğr. Üyesi Sinan Bağçacı, şöyle devam etti: "D vitamini eksikliği kış aylarında artabilir. Bu nedenle güneş ışığına yeterince maruz kalamayanlar için hekim kontrolünde takviye almak gerekir. Romatizmal hastalıklarda vitamin depolarının uygunluğu çok önemlidir. Sadece D vitamini de değil, Omega-3 yağ asitleri, C vitamini ve glukozamin içeren besinler de romatizma hastalığının yönetilmesinde önemli rol oynar. Vitamin desteği ağrıların azaltılmasına yardımcı olur. Ayrıca mevsimine uygun, doğru ve sağlıklı beslenmeyle kilo kontrolü sağlanmalı, kas ve eklem esnekliği için 2,5-3 litre sıvı tüketilmelidir. Baş edilemeyen ağrılarda mutlaka uzman bir hekim görüşü alınmalıdır."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Düzce Düzce Üniversitesi’nde en iyi narkotik polisi anne konferansı Düzce Üniversitesi mensuplarına yönelik "En İyi Narkotik Polisi: Anne" başlıklı konferans düzenlendi. Düzce İl Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görev yapan polis memurunun konuşmacı olarak yer aldığı program, Rektörlük Çalıştay Salonu’nda gerçekleştirildi. Konferansta konuşan polis memuru, uyuşturucu kullanımının günümüzün en önemli toplumsal sorunlarından biri haline geldiğine dikkat çekerek, özellikle gençlerin korunmasında ailelere büyük sorumluluk düştüğünü ifade etti. İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen "En İyi Narkotik Polisi: Anne" projesinin temel amacının, ebeveynleri bilinçlendirerek bağımlılığın erken belirtilerinin fark edilmesini sağlamak olduğunu belirten Polis Memuru, erken müdahalenin hayat kurtarıcı rolüne vurgu yaptı. Katılımcılarla interaktif şekilde gerçekleştirilen söyleşide; bağımlılığın oluşum süreci, gençlerin madde kullanımına yönelmesinde etkili olan sosyal çevre baskısı, merak duygusu ve dışlanma korkusu gibi etkenler ele alındı. Bağımlılığın yalnızca bireyi değil aileyi ve toplumu da etkileyen ciddi bir sorun olduğunu ifade eden Polis Memuru; fiziksel, psikolojik ve sosyal belirtiler hakkında bilgi verdi. Bağımlılık sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli işaretlerden bahseden Polis Memuru; gözlerde kızarıklık, davranış değişiklikleri, ani duygu durum geçişleri, sosyal çevreden uzaklaşma, maddi harcamalarda artış gibi belirtilerden bahsetti. Madde kullanımının birey üzerinde oluşturduğu fiziksel ve psikolojik yıkımlara ilişkin örnekler paylaşan Polis Memuru, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen UYUMA mobil ihbar uygulaması hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Düzce Geçmişten geleceğe Türkiye’de özel eğitim DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Bölümü ve Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen "Engelleri Birlikte Aşmak: Geçmişten Geleceğe Türkiye’de Özel Eğitim" adlı program gerçekleştirildi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Konferans Salonu’nda ki programa; Rektör Prof. Dr. Nedim Sözbir, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Onur Er, Milli Eğitim Müdürü Gülşen Demirkol Özer, 22. ve 23. Dönem İstanbul Milletvekili, Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, öğretim elemanları, öğrenciler ve davetli misafirler katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Onur Er, özel eğitimin bir toplumun; vicdanını, kapsayıcılığını ve insani merkezli bakış açısını en güçlü ve en güzel şekilde ortaya koyan alanlardan birisi olduğunu ifade etti. Bireysel farklılıkların toplumsal zenginliğin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Tüm bireylerine eşit imkanlar sunan toplumların gelişmiş toplumlar olduğunu dile getiren Er, Türkiye’de özel eğitimin önemli bir gelişme gösterdiğini ve önemli bir farkındalık oluşturulduğunu belirtti. "Üniversitemiz özel eğitim bölümü en fazla proje üreten bölümler arasında" Konuşmasını yapmak için kürsüye davet edilen Rektör Nedim Sözbir, etkinliğin önemine değinerek, Düzce Üniversitesi’nin özel eğitimde önemli bir yere sahip olduğunu, bu alanda çalışma yürüten akademisyenlerin yurt dışı tecrübelerinin yanı sıra, en fazla proje üreten bölümler arasında yer aldığını ifade etti. Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva ile bir araya gelmekten dolayı duyduğu memnuniyetini dile getiren Rektör Sözbir, Lokman Ayva’nın özel eğitim alanında Türkiye’de çalışmalar yapan örnek bir isim olduğunun altını çizdi. Üniversitelerin görevlerinin sadece akademik bilgi aktarmak olmadığını söyleyen Sözbir, toplumsal farkındalığı artırmanın da önemli olduğunu ifade ederek, konferansın yararlı geçmesi temennisinde bulundu. Gerçekleşen açılış konuşmalarından sonra moderatörlüğünü Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aktan’ın yaptığı panel oturumuna geçildi. "Bilimsel araştırmalar eğitimin kalitesinin düşmediğini gösteriyor" Düzce Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Kart, "Teoriden Pratiğe Kaynaştırma Ekosistemi" başlıklı sunumunda; özel eğitimde, özel birey çocukları sınıfa koymakla kaynaşma olamayacağını hatırlatarak, diğer öğrencilerin tutum ve davranışları ile ailelerin davranışlarının da doğru ve bilinçli olması gerektiğini vurguladı. Sınıf ortamının gerçek dünyanın bir simülasyonu olduğunu söyleyen Kart, burada karşılaşılan durumların gerçek dünyaya hazırlık olduğunu dile getirdi. Özel çocukların destek almadığı zaman, yani süreç olması gerektiği gibi işlemediği zaman; sadece çocuğun değil ailenin de bu durumdan zarar göreceğini ifade eden Mehmet Kart, kaynaştırılmış sınıftaki çocukların ailelerinin de olumsuz bir tepki göstermemesi gerektiğini vurguladı. Kaynaştırılmış sınıfta eğitim kalitesinin düşmediğini bilimsel araştırmalarla ortaya konulduğunu hatırlatan Mehmet Kart, aksine zenginleştirilmiş anlatımla herkesin çok kolay anlayabileceği bir eğitim süreci geçirdiklerini söyledi. "Hak yaklaşımı bilincini yerleştirmeliyiz" Düzce İl Milli Eğitim Müdürü Gülşen Demirkol Özer ise "Gerçeklik ve İdeal Arasında Özel Eğitim Uygulamaları" başlıklı sunumunda, ülkemizdeki çalışmaların tarihine vurgu yaparak, bugün gelinen noktanın çoğu Avrupa ülkesinden daha ileri olduğunu ifade etti. Özel eğitim alanında çok fazla iyileştirme çalışmaları yapılmasına rağmen, kullanılan dilin gelişmesi gerektiğini hatırlatan Gülşen Demirkol Özer, özel bireylere merhamet anlayışı ile yaklaşılmasının yerine hak yaklaşımı algısının oluşturulması gerektiğini vurguladı. "Geleceğin mesleğini icra eden kişiler" Panelin son sunumunu gerçekleştiren 22. ve 23. Dönem İstanbul Milletvekili, Türkiye Beyazay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva, özel eğitimcilerin geleceğin mesleğini icra eden en önemli kişiler olduğunu söyleyerek, özel eğitim alanında çalışma yapacak kişilerin bir dünya vatandaşı olması gerektiğini vurguladı. Özel eğitimcilerin her ferdin farklı bir özelliği olduğunu bildiğini ve asla kategorize etmeyeceğini söyleyen Lokman Ayva, özel eğitimin alt yapısında; vizyon, proje yazma-yönetme-raporlama, lisan ve yapay zeka olması gerektiğinin altını çizdi. Program, Düzce Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nedim Sözbir’in yaptıkları başarılı sunum ve çalışmalarından dolayı konuşmacılara çiçek ve hediye takdimi ile sona erdi.
Düzce Düzce’de çiftçilere yem bitkisi tohumu dağıtıldı DÜZCE(İHA) – Düzce’de 70 üreticiye, toplam bin 165 dekar alanda kullanılmak üzere 17 bin 500 kilogram dörtlü karışım yem bitkisi tohumu dağıtımı yapıldı. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından, dörtlü karışım yem bitkileri tohumu dağıtımı İl Müdürlüğü bahçesinde gerçekleştirildi. Programda konuşan Düzce Vali Mehmet Makas, Düzce’nin üretim gücüne, çiftçilerin alın terine ve tarımsal desteklerin önemine vurgu yaptı. Mehmet Makas, üretime katkı sunan çiftçilere, projeye destek sağlayan kurumlara ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü teşkilatına teşekkür etti. AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ise Düzce’nin tarım ve hayvancılık açısından önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, üreticilerin desteklenmesi ve Tarımsal Üretim Planlaması kapsamında yürütülen çalışmaların önemine değindi. Düzce İl Tarım ve Orman Müdürü Esra Uzun konuşmasında, Düzce’nin verimli toprakları, uygun iklim yapısı ve bir yılda iki ürün alma potansiyeliyle önemli bir tarım ili olduğunu ifade etti. Tarımsal Üretim Planlaması kapsamında münavebe uygulamalarının önemine dikkat çeken Uzun, yem bitkileri üretiminin artırılmasıyla hayvancılığın kaba yem ihtiyacına katkı sağlanacağını, toprak verimliliğinin korunacağını ve sürdürülebilir üretimin destekleneceğini belirtti. Esra Uzun, projenin hayata geçirilmesinde AK Parti MKYK Üyesi ve Düzce Milletvekili Ayşe Keşir’in önemli katkıları olduğunu belirterek, "Tarımsal Üretim Planlaması kapsamında iki yıl üst üste mısır ekimi yapan üreticilerimize alternatif ürün imkanı sunulması amacıyla milletvekilimizin girişimleri ve Bakanımızla gerçekleştirdiği görüşmeler neticesinde bu destek ilimize kazandırılmıştır. 2026 yılı programında yer almamasına rağmen, bu destek sayesinde projeyi üreticilerimizle buluşturmuş bulunuyoruz" dedi. Program kapsamında, Merkez ve 5 ilçede 70 üreticiye, toplam bin 165 dekar alanda kullanılmak üzere 17 bin 500 kilogram dörtlü karışım yem bitkisi tohumu dağıtımı gerçekleştirildi. Projenin toplam bütçesinin 1 milyon 333 bin TL olduğu, bunun 1 milyon TL’sinin Bakanlık bütçesinden, 333 bin TL’sinin ise çiftçi katkısından karşılandığı belirtildi. Törende ayrıca üreticiler adına manda yetiştiricisi ve manda sütü üreticisi Fatma Mutlu ile genç çiftçi Ömer Bilir konuşma gerçekleştirdi. Üreticiler, tarımsal üretimde emeğin, sabrın, kadın emeğinin ve gençlerin üretime katılımının önemine dikkat çekerek desteklerinden dolayı kurumlara teşekkür etti.