GÜNDEM - 16 Ekim 2025 Perşembe 15:19

NEÜ’de Filistin ve Orta Doğu barışı konuşuldu

A
A
A
NEÜ’de Filistin ve Orta Doğu barışı konuşuldu

Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Milli Vizyon Topluluğu ve Milli Türk Talebe Birliği Konya İl Başkanlığı tarafından, 20 ve 21’inci Dönem Milletvekili ve eski dönem Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’un konuşmacı olarak katıldığı "Filistin Davası ve Orta Doğu Barışı" konulu konferans gerçekleştirildi.


NEÜ Köyceğiz Yerleşkesi Prof. Dr. Fuat Sezgin Konferans Salonu’nda düzenlenen programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Prof. Dr. Hidayet Oğuz, "Rektörlük olarak öğrenci topluluklarına büyük önem veriyoruz. Öğrenci topluluklarımızın faaliyetlerini destekliyor, yapılan çalışmaları ilgi ile takip ediyoruz. Bugün de tüm insanlık için çok önemli ve hayati bir konu olan Filistin’i konuşmak için bir araya geldik" dedi.


Milli Türk Talebe Birliği Konya İl Başkanı Hasan Basri Özden ise, "Filistin davası sadece bir toprak meselesi değil, vicdan meselesidir. Milli Türk Talebe Birliği olarak bizler de her dönemde hakkın, adaletin ve özgürlüğün sesi olduk. Filistin’de yaşanan acıları kendi acımız, direnişi kendi direnişimiz olarak görüyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki Kudüs özgür olmadıkça, insanlık özgür değildir" diye konuştu.



"Konya’ya gelmeyi bir vazife olarak gördük"


Konferansta konuşan Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, gençlerle bir araya gelmekten duyduğu memnuniyeti aktararak, "Programın Necmettin Erbakan Üniversitende düzenleneceğini öğrenince tüm programlarımızı erteleyip Konya’ya gelmeyi bir vazife olarak gördük. İyi ki böyle yapmışız. Gençlerimizden aldığımız enerji ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı. Necmettin Erbakan’ın kendisi gibi ismini taşıdığı üniversitenin de her alanda farkını ortaya koyduğunu söyleyen Malkoç, "Konya’da Necmettin Erbakan adıyla bir üniversitenin bulunması iftihar meselesi. Necmettin Erbakan’ın hayatını mutlaka bu üniversitede öğrenim gören gençlerimizin okuması ve araştırması gerekmektedir. Necmettin Erbakan, Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en önemli bilim insanlarından biridir. İstanbul Teknik Üniversitesinden mezun olalı 70 yıl geçmesine rağmen halen Necmettin Erbakan’ın not ortalamasını yakalayan bir öğrenci daha gelmedi. Olağanüstü zekaya, bitmeyen bir enerjiye sahip büyük bir devlet adamıydı. Bugün Türkiye’de sanayi adına ufukta ne varsa hepsinde Necmettin Erbakan’ın imzası vardır. TUSAŞ, ASELSAN ve ROKETSAN gibi şirketlerin onlarcasının kuruluşunu kendi başbakan yardımcılığı döneminde gerçekleştirmiştir" dedi.



"Filistinliler Dünya kurulduğundan bu yana bugünkü ana vatanlarında var oldular"


Necmettin Erbakan’ın ömrünün son 10 yılını Siyonizm’in insanlığın başına nasıl bir bela olduğunu anlatarak geçirdiğini ifade eden Malkoç, "Bugün Filistin ve Gazze olaylarını görünce rahmetli Necmettin Erbakan’ın ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Filistinliler dünya kurulduğundan bu yana bugünkü ana vatanlarında var oldular. Bilinen yazılı ve sözlü tarihte de Filistinlilerin hep orada oldukları kaydedilmiştir. Yahudiler ise zaman zaman bu topraklara gelmiş, huzursuzluk çıkarmış, bozgunculuk yapmış ve tarihte de defalarca bu nedenlerden dolayı sürülmüşlerdir. Türklerin, Filistin coğrafyasıyla bağı bin yıldır sürmektedir. Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Filistin bölgesini fethiyle birlikte tam 400 yıl boyunca atalarımız bu coğrafyayı yönetti. 400 yıl boyunca Yahudisi, Hristiyanı ve Müslümanı huzur ve barış içerisinde yaşadı. Roma dönemi başta olmak üzere Avrupa’daki tüm krallıklar Yahudileri ezdiler, yok etmeye ve dinlerini değiştirmeye çalıştılar. Hiçbir Yahudi’nin toprak alma hakkı yoktu. Devlet yönetiminde yer alamıyorlardı. Bu nedenle Yahudiler ticarete, bilim, sanat ve kültüre ağırlık verdiler. Avrupa’daki devletlere borç vermeye, devlet içerisinde söz sahibi olmaya başladılar. Bunun neticesinde 19’uncu yüzyılda bugün İsrail’in devlet anlayışını oluşturan Siyonizm ortaya çıktı" diye konuştu.



"Evanjelizm’de, Yahudiliğe hizmet bir ibadete dönüşmüştür"


İsrail’in kuruluş sürecini ve sonrasını anlatan Malkoç, "1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde ilk Siyonist Kongre toplandı. Bu kongrede 3 karar alındı. Bunlar, İsrail Devleti’nin kurulması için Osmanlı Devleti’nin yıkılması gerektiği, Osmanlı Devleti yıkıldıktan sonra ilk 50 yılda bir Yahudi devleti kurulması, ikinci 50 yılda ise tüm İslam dünyasının dağıtılması. Vatan olarak "Vadedilmiş Topraklar" safsatasını ortaya attılar. Bu toprakların içerisinde Filistin, Mısır, Lübnan, Suriye, Ürdün, Irak, İran, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin 22 ili var. Yahudiler nüfusları az olduğu için bunu başaramayacaklarını biliyorlar. Bu nedenle 17-18’inci yüzyıllarda Avrupa’da Hristiyanlığı bozarak yeni mezhepler ortaya çıkardılar ve Evanjelizm ile birlikte kendilerine en büyük destekçileri elde ettiler. Amerika Birleşik Devletleri’nde Evanjelizm mezhebi en yaygın mezheptir ve bu işin temelinde de Yahudiler vardır. Evanjelizm’de, Yahudiliğe hizmet bir ibadete dönüşmüştür" şeklinde konuştu.



İsrail’in kuruluş felsefesi terörizm üzerinedir


İsrail’in kurulduğu günden bu yana kan dökmeye ve can almaya devam ettiğini aktaran Malkoç şu şekilde konuştu: "İsrail kurulduktan sonra ilk önce kendi komşusu olan Filistinlileri katletti. Daha sonrasında çevresindeki ülkelerle savaşmaya başladı. 1967’deki savaşta topraklarını 3 kat büyüttü. 500 bin ile 1 milyon arası Filistinliyi sürgün etti. İsrail’in kuruluş felsefesi terörizm üzerinedir. Şu an bir ateşkes söz konusu olsa da İsrail’in barış yapması, sınırlarına bağlı kalması mümkün değildir. Çünkü ruhlarında terörizm var. İnsanları ikiye ayırırlar. Yahudiler ve Yahudilere hizmet edecek olan köleler. Şu an sadece Filistinlilere güçlere yetse de tüm dünyayı kendilerine hizmet edecek köleler olarak görüyorlar. Bugün Gazze’deki mücadelenin ne kadar önemli olduğunu herkes idrak etti. Gazze’de o insanlar sadece kendi vatanlarını, topraklarını ve namuslarını savunmuyorlar. Bütün insanlığın hukukunu koruyorlar. Eğer Gazze direnişi biterse Lübnan’ı, Suriye’yi, Ürdün’ü ve Türkiye’yi işgal etmeye çalışacaklar. Biz inanıyoruz ki İsrail’in arkasında her kim olursa olsun eninde, sonunda hakkaniyet ve insanlık onuru galip gelecektir. Bunu tüm dünyada her alanda görüyoruz."


Programa, NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hidayet Oğuz, NEÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Şahbaz, NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Fatih Mehmet Berk, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Konya Bölge Müdürü Oğuz Tunç, AK Parti Konya 26 ve 27. Dönem Milletvekili Ahmet Sorgun, NEÜ Genel Sekreter Yardımcıları M. Emre Çınar ve Harun Çalışkan ve Milli Türk Talebe Birliği Konya İl Başkanı Hasan Basri Özden ile çok sayıda idareci, akademisyen ve öğrenci katıldı.



NEÜ’de Filistin ve Orta Doğu barışı konuşuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kocaeli Küçük kızın para karşılığı zorla evlendirildiği ve kaçırıldığı iddiasında yeni gelişme Kocaeli’de 12 yaşındayken düğün dernekle 50 bin TL karşılığında evlendirilen Ş.Ç.’nin, bu evlilikten 6 ay sonra abisi ve yengesi tarafından kaçırılarak yine 50 bin TL karşılığında başka birisiyle cinsel birlikteliğe zorlandığı iddia edilmişti. Duruşmada önceki beyanlarını değiştirerek olay anında psikolojisinin bozuk olduğunu ve yalan söylediğini öne süren kız çocuğunun ifadesi sonrası mahkeme heyeti; delillerin toplanmış olmasını ve tutuklulukta geçirilen süreyi dikkate alarak sanıkların tahliyesine hükmetti. İddiaya göre, Kandıra’da ikamet eden Ş.Ç. isimli 12 yaşındaki kız çocuğu, 2023’de İstanbul Şile’de düğün yapılarak üvey babasının yeğeni A.D. ile 50 bin TL karşılığında evlendirildi. Bu evlilik yaklaşık 6 ay sürdü. 2024’de A.D.’nin askere gittiği, Ş.Ç.’nin abisi ve yengesi tarafından Şile’den kaçırıldığı, Kandıra’ya getirildiği ve burada yengesi Y.Ç.’nin 16 yaşındaki kardeşi E.T. ile zorla cinsel birlikteliğe zorlandığı ileri sürüldü. Bu olaydan da ailenin 50 bin TL para aldığı, ayrıca ailenin Ş.Ç.’nin önceki birlikteliğinden olan bebeği de kürtajla aldıkları iddia edildi. Birçok suçtan dava açıldı Ş.Ç.’nin şikayetiyle olaya ilişkin soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında Ş.Ç.’nin annesi N.D., üvey babası A.D., abisi S.Ç., yengesi Y.Ç., yengesinin kardeşi E.T. ile babası M.T., annesi Z.T. ve ilk evlendirildiği kişi A.D. gözaltına alındı. Şüpheliler hakkında "kişiyi hürriyetinden yoksun kılma", "çocuğun nitelikli cinsel istismarı", "zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarına yardım etmek", "cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğa karşı cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçlarından dava açıldı. Üvey baba A.D. adli kontrolle serbest bırakılırken, diğer tüm şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ş.Ç. ile ilk olarak evlendirilen A.D.’nin dosyası ise diğer dosyadan ayrıldı. Kız çocuğu ise devlet koruması altına alındı. "Söylediklerim yalandır" Olaya ilişkin açılan davanın duruşması Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye devam etti. Duruşmaya tutuksuz ve tutuklu sanıklar, mağdur Ş.Ç., psikolog ve taraf avukatları katıldı. Şikayetini geri çektiğini söyleyen 14 yaşındaki mağdur Ş.Ç., "Ben henüz 5 yaşındayken babamın gözümün önünde ölmesi sebebiyle psikolojim iyi değildi. Söylediklerim yalandır. Bu ifadeleri verirken psikolojim yerinde değildi. Kimsenin baskısıyla birinin yanına gitmedim veya cinsel birlikteliğe zorlanmadım. E. ile görüşmem için kimse bana baskı kurmadı. Şu an Sakarya’da arkadaşımın yanında kalıyorum, yurtta kalmıyorum. İlk cinsel birlikteliğim ilk eşim A.D. ile gerçekleşti" dedi. Tüm sanıklar tahliye edildi Sanıkların suçlamaları reddederek beraatlerini talep ettiği duruşmada mahkeme heyeti; tutuklu kalınan süre, delillerin toplanmış olması ve mağdurun ifadesini değiştirmesi hususlarını dikkate alarak tutuklu sanıklar E.T., M.T., Z.T., N.D., S.Ç. ve Y.Ç.’nin yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla tahliyesine karar vererek duruşmayı erteledi. İddianameden Öte yandan, iddianamede mağdur S.Ç.’nin olayların öncesinde E.T. ile nişanlandırıldığı ancak sonrasında 2023 yılının ekim ayında Şile’de A.D. ile düğün yapılarak evlendirildiği, karşılığında mağdurun anne ve üvey babasının 50 bin TL para aldıkları belirtilmişti. Bu evliliğin yaklaşık 6 sürdüğü, 2024 yılının nisan-mayıs aylarında A.D.’nin askere gittiği, mağdurun ise abisi S.Ç. ve yengesi Y.Ç. tarafından E.T. ile evlenmesi için Şile’den kaçırılarak Kandıra’ya getirildiği, bu sırada mağdurun 13, E.T.’nin ise 17 yaşında olduğu ifade edilmişti. Ayrıca, E.T.’nin mağdurun yengesi Y.Ç.’nin kardeşi olduğu, anne ve babaların bu birliktelik karşısında 50 bin TL’ye anlaştıkları bilgisi de yer almıştı. N.D. ve A.D.’nin Kandıra’ya gelerek Y.Ç. ve S.Ç.’nin evinde 50 bin TL’yi M.T. ve Z.T.’den nakit olarak elden aldıkları ve mağdurun 11 Ekim 2024 tarihine kadar şüpheliler M.T., Z.T., ve E.T.’nin Kandıra ilçesindeki evinde ikamet ettiği belirtilmişti. Yenge Y.Ç.’nin görümcesi Ş.Ç.’yi kardeşi E.T. ile cinsel birlikteliğe zorladığı, E.T.’nin de zorla mağdurla yaklaşık 8 ay defalarca cinsel ilişkiye girdiği kaydedilmişti. Mağdur Ş.Ç. ile E.T.’nin 11 Ekim 2024’de asker eğlencesine katılmak için Kandıra’dan Şile’ye gittikleri, mağdurun eğlence sırasında E.T., N.D. ve A.D.’nin yanından kaçarak daha önce evli olduğu A’nın ailesinin evine gittiği ve şahıslardan şikayetçi olduğu belirtilmişti. "Beni kaçırdılar, cinsel istismara uğradım ve rızam dışında kürtaj yaptılar" Ş.Ç., Çocuk İzlem Merkezi ve hakim karşısında alınan ifadesinde ise şöyle konuşmuştu: "13 yaşındayım. Yaklaşık bir sene önce Şile ilçesinde A.D. isimli kişiyle rızamla evlendim. Kendisi 20 yaşındadır. Sevgiliydik, 1.5-2 sene önce tanıştık. A.D.’nin babası ile benim üvey babam kardeşler. A.D. ile düğünümüz oldu. 6 ay beraber yaşadık sonra kendisi askere gitti. A.D. askere gitmeden önce yengem Y.Ç. ile abim S.Ç. beni kaçırarak Kandıra ilçesine E.T.’nin yanına getirdi. Daha önceden E.T. ile sözlenmiştik ancak isteğim dışında olmuştu. Abim ve yengem sözlenmem konusunda beni zorlamıştı. E.T.’nin evinde karısı gibi kaldım, benimle zorla cinsel birliktelik yaşadı. Bu sırada eşim A.D.’den hamile olduğumu öğrendim. Y.Ç., Z.T. ve E.T. tarafından Sakarya’ya götürülerek merdiven altı bir yerde rızam dışında kürtaj yapıldı. E.T.’den 8 ay boyunca şiddet gördüm ve istismara uğradım. A.D.’den şikayetçi değilim, onunla kendi isteğimle birliktelik yaşadım. Ancak E.T. ile yengem Y.Ç.’den şikayetçiyim. Abim S.Ç’den şikayetçi değilim."