SAĞLIK - 28 Ocak 2026 Çarşamba 09:52

Yaklaşık 40 yıllık sigara alışkanlığını 20 günde bıraktı

A
A
A

Konya’da yaşayan 58 yaşındaki emekli vatandaş, sağlıklı hayat merkezinden aldığı destekle yaklaşık 40 yıl kullandığı sigarayı 20 günde bıraktı.

Sigaradan rahatsız olan yakınlarının tavsiyesi üzerine aile hekimine başvuran emekli 58 yaşındaki Abdullah Şen, hekimin yönlendirmesiyle İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Karatay Şehit Uzm. Dr. Ekrem Karakaya Sağlıklı Hayat Merkezinde Sigara Bırakma Polikliniğinde tedaviye başladı. Burada görevli doktor tarafından uygulanan ilaçlı tedaviyle yaklaşık 40 yıldır bağımlı olduğu sigaradan 20 günde kurtulan Şen, yaklaşık 6 aydır sigara içmiyor. Şen, yakınlarının sigara içmesinden duyduğu rahatsızlıktan dolayı sigarayı bırakmaya karar verdiğini anlattı.

Yaklaşık 40 yıllık sigara alışkanlığını 20 günde bıraktı

"Doktorumuzun vermiş olduğu tedavi ile yaklaşık 20 günde sigarayı bıraktım"

Abdullah Şen, daha önce çocuklarının sigarayı bırakmasını istemelerinin etkisinde kaldığını fakat o zaman başaramadığını anlatarak, "Aradan belli bir zaman geçti, kendi isteğim üzerine sağlık ocağımızdaki doktorumuza müracaat ettim. Doktorumuzun yardımıyla da buraya yönlendirdi. Buradaki doktorumuzun vermiş olduğu tedavi ile yaklaşık 20 günde sigarayı bıraktım. Önce sağlık, insan, irade, sevinç, mutluluk baktığınız zaman, tabii dolu dolu bir süreç. Bunun için herkese tavsiye etmek lazım. Bırakınca daha çok mutlu oldum, başarılı oldum. Aileme, çocuklarıma, insanlara ve eve geldiğim zaman sigara kokusu olmadı. Topluma girdiğim zaman o rahatsızlığı vermedim. Arkadaşlarıma çok önerdim güzel bir şey. Sağlıklı çalışmak sağlıklı olmak güzel" dedi.

Yaklaşık 40 yıllık sigara alışkanlığını 20 günde bıraktı

"Ayda 3 bin lira gibi bir para harcıyorduk"

Sağlık yönünden direnç artışının yaşandığını söyleyen Abdullah Şen, "Güçlüyüm, mutluyum, huzurluyum. Çocuklarıma karşı güler yüzlüyüm yani sinir gerginlik yok. Maddi boyutu, manevi boyutu var, bir de tabii ki içtiğimiz zaman ayda 3 bin lira gibi bir para harcıyorduk. Bu parayı da şimdi evimizi harcıyoruz. Yani bunun örnekleri çok verilebilir ama manevi boyutuna gelince çocuğuna karşı normal olmuyor ‘baba sigarayı bırak’, eşinin söyleyesi ‘sigarayı bırak’ bana işliyor. Bırakamıyorsun, sigaranın esiri oluyorsun. Belki irademize yenik düşüyoruz ama bu yenilgileri de zamanla başarıyoruz. Ben başardım, bütün arkadaşlara, bütün topluma tavsiye ediyorum, bırakmalarını istiyorum. Sağlık yönünden, maddi, manevi yönden, insani yönden tavsiye ederim" ifadelerini kullandı. Tedavinin başlangıç aşamasını özetleyen Şen, "Bu süreçte doktor hanım bana ilacı verdi, içebildiğim kadar sigara içmemi istedi. Ve hakikaten ilk bir hafta belki tam önceki düzende içebildim. Fakat devamınında sigara hemen ilaç sayesinde beni rahatsız etmeye başladı. Böyle mide bulandırdı, içmemeye başlıyorsun, kendin bırakıyorsun zaten. Ben geldim hocama teşekkür ettim. ‘Hocam, ben bıraktım’ dedim; bana, ‘daha süren dolmadı emin misin? diye sordu, ben de evet cevabını verince bıraktım. Daha ilacım da vardı, ben bugünden itibaren daha bu sigarayı kullanmam, kullanmak da istemiyorum dedim. Hocamıza da teşekkür ettik ve ayrıldık" şeklinde konuştu.

"20 gün olmadan sigarayı bıraktım"

Sigaraya karşı gençlere bu yöntemlerin aşılanmasına dikkat çeken Şen, "Toplum içerisinde bunları yaygınlaştırmak lazım, çocuklarda, gençlerde, daha çok gençlerde, tiyatroların etkinliklerinde, sivil toplum kuruluşlarında ya da siyasi partiler önderliğinde yapılacak etkinliklerde bunların çok etkisinin olacağını düşünüyorum. Sağlıklı hayat merkezlerine bütün kullananların buradaki doktorlara, sağlık birimlerine, sağlık personelimizle konuşup, ‘sigarayı bırakmak istiyorum’ demeleri gerekiyor. Bunu desinler gerisini bıraksınlar ve o sigarayı içsinler. Ben bu şekilde bıraktım. Kendim burada aldığım ilaç tedavisi ile 20 gün olmadan sigarayı bıraktım ve herkesin buraya gelmesini istiyorum" diye konuştu. Konya İl Sağlık Müdürlüğü Sigara Bırakma Polikliniği görevlisi Ayşe Demirbaş ise merkezlerde vatandaşlara ücretsiz olarak hizmet verdiklerini söyledi.

İbrahim Yetkin

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kastamonu Annesinin yaptırdığı kayıtla başladı, şimdi tatamide altın madalya için ter döküyor Kastamonu’da 10 yıl önce annesinin kendisinden habersiz bir spor salonuna kaydını yaptırmasıyla teakwando ile ilgilenmeye başlayan 17 yaşındaki Evra Alıcı, haftanın 6 günü antrenman yaparak uluslararası müsabakalardan altın madalyayla dönebilmek için ter döküyor. Kastamonu’da 1. sınıf öğrencisiyken annesinin kendisinden habersiz bir spor salonuna kaydını yaptırmasıyla teakwando yapmaya başlayan 17 yaşındaki Evra Alıcı, Türkiye ve uluslararası müsabakalarda elde ettiği başarılarla Taekwando Milli Takımı’na seçildi. 2024 yılında Balkan şampiyonu, 2025 yılında gençler Türkiye şampiyonluğunun yanı sıra 12.’si düzenlenen bir uluslararası turnuvada şampiyonluk ile Avrupa kulüpler şampiyonu olan Evra Alıcı, dünya ve Avrupa şampiyonalarında altın madalya kazanabilmek için ter döküyor. Antrenörü İsmail Arıkan koordinasyonunda haftanın 6 günü antrenman yapan Evra Alıcı, 30 Ocak’ta Alanya’da gerçekleştirilecek Türkiye grup müsabakalarında, Türkiye Şampiyonasına gidebilmek için ter dökecek. "Emeklerimin karşılığını fazlasıyla alabiliyorum" 10 yıldır ara vermeden taekwondo ile ilgilendiğini ifade eden Alıcı, "Annemin evimizin yakınındaki bir spor salonuna benden habersiz ismimi yazdırmasıyla başladım. Taekwando’ya başladığımda ilkokul 1. sınıf öğrencisiydim. 10 yıldır da kesintisiz bir şekilde devam ediyorum. Haftanın 3 günü müsabaka antrenmanları yapıyoruz, diğer 3 gün de ağırlık kondisyon antrenmanlarımı yapıyorum. Maçın yakınlık süresine göre antrenman yoğunluğum değişebiliyor. Taekwando benim hayatımda düşünce tarzımı değiştirdi. Emeklerimin karşılığını da fazlasıyla alabiliyorum. Beyaz kuşakla başladım. Şimdi siyah kuşaktayım" dedi. En büyük hedefinin bu yıl düzenlenecek Avrupa ve dünya şampiyonalarından altın madalyayla dönmek olduğunu dile getiren Evra Alıcı, bu amaçla çalışmalarına hız kesmeden devam ettiğini söyledi. İsmail Arıkan: "Başarıların tamamı emek verilerek, mücadele edilerek ve çok çalışılarak elde edildi" Evra Alıcı’nın antrenörü İsmail Arıkan ise bugüne kadar 50’nin üzerinde milli sporcu yetiştirdiklerini belirterek, "Bunların ilkini ve pik seviyesini 2025 yılında Evra Alıcı ile birlikte yaşadık. Milli takım adına birçok turnuvaya katıldı ve bunların büyük kısmından şampiyon olarak geri döndü. Bu süreçlerin tamamı emek verilerek, mücadele edilerek ve çok çalışılarak elde edildi. Bir ekibimiz var, müsabaka antrenörlüğünü ben yapıyorum. Sporcuların beslenmesine ve dinlenmesine ciddi anlamda önem veriyoruz. Profesyonel bir ekiple çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Evra, yıldızlar kategorisinde okul sporları ve Türkiye şampiyonalarında yarışmaya başladı. Bu süreçte önemli tecrübeler elde etti. Yıldızlar kategorisinde son senesinde Türkiye üçüncüsü oldu. Daha sonra gençler kategorisinde yine son yılında Türkiye finali oynayarak Türkiye ikincisi oldu. 2024 yılında Türkiye ikinciliğinin ardından yapılan Balkan Şampiyonası’na milli takım adına katılarak Balkan şampiyonu oldu. 2025 yılında ise gençler Türkiye şampiyonu, 12. uluslararası turnuva şampiyonu ve Avrupa kulüpler şampiyonu oldu. Bulgaristan ve Sırbistan’da düzenlenen organizasyonlarda da ikincilik ve üçüncülük dereceleri elde ettik" diye konuştu.
İstanbul Kış aylarında hava nemlendirici ve temizleyici ürünlerin satışları 4 kat arttı Uyku kalitesi yalnızca yatakta geçirilen saatlerle değil, uykuya eşlik eden ortam koşulları ve doğru ürün seçimleriyle de şekilleniyor. Son dönemde kullanıcıların uyku konforunu artırmaya yönelik ürünlere olan ilgisi, bu konudaki farkındalığın giderek güçlendiğini gösteriyor. Bu dönemde hava nemlendirici ürünlerinin görüntülenme sayıları yaz aylarına kıyasla yaklaşık 7 kat artarken, satışları 4 kat arttı. Trendyol verileri, uyku ortamını iyileştirmeye yardımcı ürünlerde, özellikle kış aylarında dikkat çekici bir talep artışına işaret ediyor. Ortam havasından ışık kontrolüne, vücudu fiziksel olarak destekleyen ev tekstili ürünlerinden uyku takibi yapan akıllı teknolojilere kadar uzanan geniş bir ürün yelpazesi bu alanda öne çıkıyor. Kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla vakit geçirilmesi ve ısıtmadan kaynaklanan hava kuruluğu, iç mekân hava kalitesini görünür bir ihtiyaç haline getiriyor. Bu dönemde hava nemlendirici ve temizleyici ürünlerinin görüntülenme sayıları yaz aylarına kıyasla yaklaşık 7 kat artarken, satışları 4 kat arttı. Akıllı bileklikten karartma perdesine uyku kalitesini artıran çözümler Kış aylarında özellikle iç ortamlardaki kuru hava koşulları, yetersiz havalandırma ve artan hastalık dönemleri, kullanıcıları uyku sırasında daha sağlıklı ve dengeli bir ortam arayışına yöneltiyor. Bu tablo, uyku kalitesinin bütüncül bir deneyim olarak ele alındığını ortaya koyuyor. Daha kaliteli bir uyku uyumak isteyen kullanıcılar karartma perdeleri tercih ediyor. Fiziksel konforun temelinde ise kişiselleştirilmiş tercihler yatıyor. Kullanıcı ilgisi özellikle ortopedik yataklar, visco ve hibrit modeller ile mevsimsel avantaj sunan çift taraflı yataklar üzerinde yoğunlaşıyor. Mevcut yatağını değiştirmeden konforunu artırmak isteyenler için yatak pedleri ve alezler, visco boyun destekli ortopedik yastıklar, premium dokulu ipek yastık kılıfları ve doğal yapılarıyla bambu yorganlar öne çıkıyor. Uyku takibi yapan akıllı bilekliklerden ortam havasını iyileştiren cihazlara, ışığı tamamen kesen perdelerden ergonomik ev tekstiline kadar uzanan bu geniş ürün yelpazesi, kullanıcıların uykuya daha bilinçli yaklaştığını gösteriyor.
Ankara Kollektif Zeka 2026 Vizyon Buluşması: Yapay zekada global standartlar masaya yatırıldı Kollektif Zeka Topluluğu, 2026 yılının ilk etkinliğinde yapay zeka ekosisteminin paydaşlarını ‘Global Standartlar’ odağında bir araya getirdi. ‘Mayası insan, gücü yapay zeka’ mottosuyla yola çıkan Kollektif Zeka Topluluğu, bu yılın ilk etkinliğinde yapay zeka ekosisteminin paydaşlarını ‘Global Standartlar’ odağında bir araya getirdi. Bilkent TEKMER ev sahipliğinde 24 Ocak Cumartesi günü gerçekleşen ‘Vizyon Buluşması’nda kamu temsilcileri, yazılım evi sahipleri ve girişimciler, yapay zeka projelerinin sadece teknik başarısını değil, ticari ve hukuki sürdürülebilirliğini konuştu. Yapay zekada ‘güven rozeti’ Etkinlikte söz alan QCS Technic’ten Hüseyin Gürsoy, yapay zeka yönetim sistemleri ve standartların önemine değindi. Gürsoy, özellikle ISO/IEC 42001 standardının girişimciler için bürokratik bir kağıt parçasından öte uluslararası ticarette bir ‘güven rozeti’ işlevi gördüğünü vurguladı. Toplantıda yakın zamanda global bir havayolu firmasının web sitesindeki chatbotun müşteriye verdiği hatalı bilgiden yasal olarak sorumlu tutulduğu ve tazminata mahkum edildiği örnek vaka hatırlatıldı. Yapay zeka projelerinin yanlılık, halüsinasyon, veri gizliliği ve benzeri bu tip risklerini asgariye indirmeyi hedefleyen standartların muhtemel kriz anlarında şirketler için hukuki bir koruma kalkanı oluşturduğu belirtildi. Uzmanlar, ‘basiretli tacir’ gibi davranarak gerekli tüm önlemleri aldığını belgeleyen girişimlerin yatırımcı gözünde ‘daha az riskli’ bulunduğunu ve global pazarlarda şirket satışı (EXIT) potansiyelinin arttığını ifade etti. Süper bilgisayarlara erişimde ‘ciddiyet’ referansı Buluşmada büyük dil modelleri (LLM) geliştiren girişimcilerin en büyük darboğazı olan ‘yüksek performanslı bilgi işlem’ kaynaklarına erişim konusu da masaya yatırıldı. TÜBİTAK ULAKBİM bünyesindeki TRUBA gibi süper bilgisayar altyapılarına ve Avrupa Dijital İnovasyon Merkezleri (EDIH) ağlarına dahil olma süreçlerinde uluslararası standartlara uyumun kritik bir referans olduğu aktarıldı. Bu standartları sağlayan girişimlerin ‘işini ciddiye alan ve global potansiyeli olan oyuncu’ olarak algılandığı, böylece milyonlarca veriyi işlemek için gereken devasa donanım ve enerji maliyetlerine katlanmadan devlet destekli test ortamlarına erişim onaylarının kolaylaştığı kaydedildi. ‘Yazışarak’ uygulama geliştirme dönemi Bilgi paylaşımının yanı sıra üretimi teşvik etmeyi hedefleyen etkinlikte, girişimcilik yolculuğuna yeni başlayacak 4 katılımcıya global bir yapay zeka aracı iş birliğiyle hazırlanan özel bir eğitim programı hediye edildi. Programın bilinen ‘sürükle-bırak’ (no-code) yöntemlerinden farklı olarak ‘Prompt (İstem) Mühendisliği’ temelli olduğu belirtildi. Katılımcıların teknik kodlama bilgisine ihtiyaç duymadan sadece doğal dilde (Türkçe) isteklerini yapay zekaya anlatarak, ‘yapay zeka ile yazışarak’ kendi mobil ve web uygulamalarını geliştirebilecekleri, sürecin sonunda ise çalışan bir ürüne sahip olacakları açıklandı. "Amacımız sadece teknolojiyi konuşmak değil, ’insan odaklı’ katma değere dönüştürmek" Etkinlikte konuşan Kollektif Zeka Kurucusu Mustafa Alkan, topluluğun vizyonunu şu sözlerle özetledi: "Bir sosyal medya gönderisiyle başlayan yolculuğumuz, bugün TRT Radyo 1’de Anadolu’nun en uzak köşesindeki gence ulaştığımız, kamu ve özel sektör arasında köprü kurduğumuz bir yapıya dönüştü. Bireysel başarıdan önce farklı yetkinlikleri bir araya getirip bu sinerjiyi yapay zeka modellerinin gücüyle birleştiriyoruz. Amacımız sadece teknolojiyi konuşmak değil, onu ’insan odaklı’ bir şekilde üreterek katma değere dönüştürmek." Etkinlik, farklı disiplinlerden katılımcıların deneyimlerini paylaştığı ve bilgi alışverişi yapılan oturumla sona erdi.
İstanbul Gayrimenkul Zirvesi Nisan ayında gerçekleşecek Gayrimenkul sektörünün çatı kuruluşu GYODER, 20’nci Gayrimenkul Zirvesi’ni 27-28 Nisan’da Zorlu PSM’de gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Zirve; kamu ve özel sektör temsilcilerinin yanı sıra dünyanın birçok noktasından uzman isimleri bir araya getirerek, sektörün güncel gündemine yeni bir bakış açısı kazandırmayı ve geleceğe yönelik çözüm arayışlarına katkı sunmayı hedefliyor. Türkiye gayrimenkul sektörünün önemli buluşma platformlarından biri olan 20’nci GYODER Gayrimenkul Zirvesi, 2026 buluşması için geri sayıma başladı. Zirve’nin bu yıl 27-28 Nisan tarihlerinde Zorlu PSM’de gerçekleştirileceği duyuruldu. Kamu ve özel sektör dahil olmak üzere sektörün tüm paydaşlarını bir araya getirecek etkinlik sektörün ana gündemlerine yeni bir bakış açısı kazandırmayı hedefliyor. Geçtiğimiz yıl "Yeniden Başlat" temasıyla düzenlenen 19’uncu GYODER Gayrimenkul Zirvesi, sektörün içinde bulunduğu dönüşüm sürecini yeniden değerlendirmeye odaklanan güçlü mesajlar vermişti. Değişen ekonomik koşullar, kentleşme dinamikleri ve yaşam alışkanlıkları çerçevesinde sektörün mevcut yapısı ele alınırken; yenilenme, uyum ve sürdürülebilirlik başlıkları ön plana çıkmıştı. Zirvede bu yıl, dünyanın birçok noktasından alanlarında uzman isimler, gayrimenkul sektörünün bugünü ve geleceğine dair değerlendirmelerini paylaşacak. Zirve kapsamında düzenlenecek panel ve oturumlarda; finansmandan konuta erişime, istihdamdan kentsel dönüşüme, sürdürülebilirlikten yeni iş ve yatırım modellerine kadar sektörün farklı boyutları yeni sorularla ele alınacak. "Sektörün sorunlarını farklı bakış açılarıyla ele almalıyız" GYODER Başkanı Neşecan Çekici, bu yıl gerçekleşecek zirveye ilişkin yaptığı açıklamada şu değerlendirmede bulundu: "Dünya hızla değişiyor; ekonomik dengeler, kentler, yaşam biçimleri ve beklentiler yeniden tanımlanıyor. Bu dönüşüm karşısında, sektörün sorunlarını farklı bakış açılarıyla ele almayı, kalıpların dışına çıkmayı ve çözüm yollarını birlikte geliştirmeyi amaçlıyoruz. Kamu, özel sektör ve uluslararası uzmanların katkılarıyla, gayrimenkulün geleceğine dair daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir perspektif ortaya koyacağız."