SAĞLIK - 23 Ocak 2026 Cuma 10:38

Yeni yılda beslenmede akışkanlık yaklaşımı

A
A
A
Yeni yılda beslenmede akışkanlık yaklaşımı

Yeni yıl, birçok kişi için yeni başlangıçlar anlamına geliyor. Son yıllarda beslenme dünyasında da dikkat çeken bir değişim var. Katı kurallar, yasak listeleri ve tek tip diyetler yerini daha esnek ve kişiye uyarlanabilir beslenme yaklaşımlarına bırakmaya başladı. Bu yeni yaklaşım ise "beslenmede akışkanlık" olarak tanımlanıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, beslenmede akışkanlık; vücudu dinlemeyi öğrenmek ve bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı olmayı hedefliyor. Her gün aynı saatte, aynı porsiyonlarla ve aynı listelerle beslenmek yerine, vücudun o günkü ihtiyacına göre beslenmeyi şekillendirdiğini belirtti.


Açlık ve tokluk sinyallerini dikkate almak, ruh hali, uyku durumu, stres seviyesi ve fiziksel aktivite gibi faktörleri beslenmenin bir parçası haline getirmek bu yaklaşımın temelini oluşturmaktadır. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Dyt. Merve Sena Nazlı, bu yaklaşımda amaç, kısa vadeli kilo kaybı değil; sürdürülebilir sağlık, metabolik denge ve zihinsel rahatlık sağlamanın temel ilke olduğuna dikkat çekti.



Katı diyetler yerini esnekliğe bırakıyor


Geleneksel diyet modelleri çoğu zaman ya hep ya hiç anlayışıyla ilerliyor. Yasaklanan besinler, kaçırılan öğünler ya da bozulan diyetler suçluluk duygusunu beraberinde getiriyor. Bu durumun uzun vadede yeme ataklarına, diyet bozma döngüsüne, metabolik yavaşlamaya, psikolojik baskıya neden olabileceğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, "Beslenmede akışkanlık bu döngüyü kırmayı hedefliyor. Vücudu dinlemeyi öğrenmek, bireyin kendi biyolojik ritmine uyum sağlamasına yardımcı oluyor. İnsan vücudu her gün aynı enerjiye, aynı iştaha ve aynı besin ihtiyacına sahip değildir. Stresli geçen bir gün, uykusuz geçen bir gece, yoğun bir iş günü ya da adet döngüsü gibi faktörler besin ihtiyacını doğrudan etkiliyor. Bu nedenle spor yapılan günlerde daha yüksek enerji alımı, dinlenme günlerinde daha hafif öğünler, stresli dönemlerde kan şekeri dengesini destekleyen beslenme, akışkan beslenmenin doğal bir parçası olarak görülüyor’’ dedi.


Yeni nesil beslenme yaklaşımlarında hormonal dengeler, bağırsak sağlığı, stres ve uyku düzeni iştah üzerinde belirleyici rol oynar. Örnek vermek gerekirse yetersiz uyku leptin ve ghrelin hormonlarını etkileyerek iştahı artırabilir. Kronik stres tatlı ve karbonhidrat isteğini tetikleyebilir. Bağırsak dengesizlikleri sürekli yeme isteği oluşturabilir. Bu nedenle beslenmede akışkanlık, beden zekâsını geliştirmeyi hedeflemek olduğunu belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, 2026 yılında beslenme trendlerine göre mükemmel beslenme anlayışının yerini yeterince beslenme kavramına bıraktığına dikkat çekti ve şöyle devam etti: ‘‘Bu kavram kişilerin sosyal hayatlarını, özel günlerini ve keyif aldıkları besinleri tamamen dışlamadan ilerleyebilmelerini sağlıyor. Her öğünün kusursuz olması değil uzun vadede dengede kalabilmek, vücutla iş birliği yapabilmek anlamına geliyor" dedi.



Yeni yılda bırakılması gereken eski alışkanlıklar


Beslenmede akışkanlık, yeme davranışına bakış açısını kökten değiştiriyor. Amaç kontrol etmek değil, anlamak. Yasaklamak değil, dengelemek olduğunu vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Yeni yıl, yeni bir diyet listesiyle değil; vücudun ihtiyaçlarını fark ederek, daha şefkatli ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmak için önemli bir fırsat. Günlük kilo değişimleri; ödem, hormonal dalgalanmalar ve sindirim durumuna bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu nedenle her gün tartılmak, gerçek ilerlemeyi yansıtmak yerine gereksiz stres oluşturur, haftalık aynı gün ve aç karnına tartılmak en doğru sonucu gösterir" şeklinde konuştu.


Bunu asla yememeliyim yaklaşımı, zamanla kontrolsüz yeme davranışlarını tetikleyebiliyor. Yasaklar yerine denge ve farkındalığın ön planda olması gerektiğini belirten Dyt. Merve Sena Nazlı, tek bir öğünün ya da bir günün tüm süreci sabote ettiği inancı, diyet-bozma döngüsünü güçlendiriyor. Oysa beslenme uzun vadeli bir süreç; bir öğün tüm resmi belirlemez. Kişiye özel olmayan, sıkça tercih edilen detoks programlarının, sağlığı olumsuz yönde etkileyerek böbrek, karaciğer, bağırsak hastalıklarına yol açabileceğini kaydederek, "Uzun süre aç kalmak, metabolizmayı yavaşlatmanın yanı sıra kan şekeri dalgalanmalarına ve aşırı yeme ataklarına yol açar. Yeni nesil beslenme yaklaşımında aç kalmak değil; vücudu doğru zamanda doğru şekilde beslemek olarak tanımlanıyor" ifadelerini kullandı.



Fonksiyonel Tıp bakış açısıyla akışkan beslenme


Fonksiyonel tıpta beslenme; tek tip diyet listeleriyle değil, bireyin bağırsak sağlığı, hormon dengesi, kan şekeri yanıtı, stres düzeyi ve yaşam tarzı göz önünde bulundurularak ele alınır. Bu yaklaşımda temel soru ne yemeliyim yerine vücudum bu besinlere nasıl yanıt veriyor olması gerektiğini vurgulayan Dyt. Merve Sena Nazlı, "Glutensiz, ketojenik ya da şekersiz beslenme gibi popüler yaklaşımlar bazı bireylerde fayda sağlarken, herkes için uygun olmayabilir. Akışkan ve kişiye özel beslenme modeli; bağırsak mikrobiyotasını desteklemeyi, kan şekeri dalgalanmalarını azaltmayı, hormonal dengeyi korumayı ve uzun vadeli metabolik sağlığı hedefler. Beslenme yalnızca tabaktaki yiyeceklerle sınırlı değil; uyku, stres yönetimi ve günlük yaşam şartlarıyla birlikte değerlendirilmelidir. Sağlıklı beslenme; katı kurallarla kontrol etmekten ziyade vücutla iş birliği içinde olmayı gerektirir. Her öğünün kusursuz olması değil, genel dengenin korunabilmesi önem taşır. Beslenmede akışkanlık yaklaşımı, bireyin sosyal hayatıyla uyumlu, psikolojik baskı oluşturmayan ve sürdürülebilir bir beslenme ilişkisi kurmasına yardımcı olmaktır" diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Darp sonucu ölen genç paramediğin annesi mahkemede gözyaşlarına boğuldu Antalya’da kendisinden sigara isteyen gençler tarafından darbedilip çantası gasp edilen ve üç gün süren yaşam mücadelesini kaybeden paramediğin ölümüne ilişkin davada, olay gününe ait güvenlik kamerası görüntüleri izlendi. Görüntüler sırasında gözyaşlarına boğulan anne Şükriye Tavşan, "O çocuk benim, nasıl kıydınız. Ben bu çocuklardan davacıyım, affedemem. Ben bu çocuğumun hayaliyle yaşıyorum. Her şeyimle o ilgilenirdi, yalnız kaldım. Her güne uyanabilmek için dua ediyorum" diyerek isyan etti. Antalya’da kendisinden sigara isteyen gençler tarafından darbedilip çantası gasp edilen ve kaldırıldığı hastanede üç gün süren yaşam mücadelesini kaybeden paramedik Hamit Aras’ın ölümüyle ilgili davanın ikinci duruşması görüldü. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya anne Şükriye Tavşan ve maktulün halası Hamit Aras’ın fotoğrafıyla katıldı. Tutuklu sanıklar Muhammet Emir K. ile Savaş İnceoğulları, tutuksuz sanık İsmail S., taraf avukatları ve Aras’ın birlikte görev yaptığı sağlık çalışanları da duruşma salonunda hazır bulundu. "Maktul yere düşerek mermere çarptı" Tutuksuz sanık İsmail S., ilk kez katıldığı duruşmada olay günü yaşananları anlatarak, "Öncelikle başsağlığı diliyorum. Olay günü Gökhan memleketine dönecekti. Son günü olduğu için birlikte daha fazla gezdik. Emir, maktulden sigara istedi, daha sonra geri geldi. O sırada Gökhan’la konuşuyordum. Emir geri geldiğinde maktule ‘Ne bakıyorsun’ diye bağırdı. Savaş ve Emir maktulün hizasında ilerliyordu. Bu sırada Emir, maktule yumruk attı. Maktul yere düşerek mermere çarptı. Ben o an şoktaydım. Galiba Emir çantayı aldı, ardından koşmaya başladı. Emir koştu, Savaş da peşinden gitti. Emir, ‘Telefonu verelim’ dedi, Savaş da telefonu geri verdi. Gökhan’la birlikte geri döndük. Maktul yerde yatıyordu. Yanına gelen bir ağabey vardı. O kişiden acil servisi aramasını istedik. Sağlık ekipleri gelince onlara yardım ettik. Daha sonra otobüs durağına koşarak gittik. Orada Emir ve Savaş da vardı, tesadüfen karşılaştık. Karşılaştıktan sonra MarkAntalya durağında Gökhan, Emir’e ‘Niye vurdun?’ diye vurdu. Emir de kötü bir şey söylediğini düşündüğü için vurduğunu söyledi" şeklinde konuştu. "Bir anlık cahillikle ardından gidip vurdum" Tutuklu sanık Muhammet Emir K. ise savunmasında, "Ben böyle bir şey olmasını istemedim, çok pişmanım. Sigara istediğimde ‘Sigaram yok; sen tatlı çocuksun, gel sana marketten alayım’ dedi. İsmail ve Gökhan’ın yanına giderken benimle dalga geçiyorlar gibi baktıklarını düşündüm. Gidip yerime oturdum. Ancak bir anlık cahillikle ardından gidip vurdum. O gün sakinleştiriciye benzer bir hap da almıştım. Maktule vurduğum sırada Gökhan ve İsmail biraz uzağımdaydı, Savaş ise yakınımdaydı" ifadelerini kullandı. "Bunlara iki üç tokat vurmam lazım" Duruşmada söz alan Hamit Aras’ın annesi Şükriye Tavşan, mahkeme heyetine elinde tuttuğu oğlunun fotoğrafını göstererek, "Ben bu çocuklardan davacıyım, affedemem. Ben bu çocuğumun hayaliyle yaşıyorum. Eğer bu çocuğumun fotoğrafı olmasaydı, bunların yanlarına giderdim. Benim çocuğumun telefonunu alıp geri getiriyorlar; peki benim çocuğumun suçu neydi? Bunlara iki üç tokat vurmam lazım. Çocuğumun kanını yerde bırakmayacağım. Eğer çocuğum para verdiyse alsınlar ama benim gözümde bunlar insan bile değil. Benim çocuğum onlardan on kat daha değerliydi. Kamera kayıtlarında her şey açıkça ortada. Başsağlığı da istemiyorum. Ben nasıl gözyaşı döktüysem, onların anaları da sonuna kadar gözyaşı döksün" dedi. Görüntüler salonda izletildi Maktulün avukatı Kerem Polat, sanıkların yaş ve görünüşleri arasında çelişki bulunduğunu belirterek, kimlik tespiti talebinde bulundu. Avukat Polat, olay gününe ait güvenlik kamerası görüntülerini flash bellekle mahkeme heyetine sundu. İzletilen görüntülerde tutuklu sanık Muhammet Emir K.’nın Hamit Aras’a yumruk attığı, diğer sanıkların ise Aras’ı çevrelediği görüldü. Görüntüler sırasında gözyaşlarına boğulan anne Tavşan, "O çocuk benim, nasıl kıydınız. Allah da size kıysın, benim tek çocuğumdu. Her şeyimle o ilgilenirdi, yalnız kaldım. Her güne uyanabilmek için dua ediyorum" diyerek isyan etti. Mahkeme heyeti, güvenlik kamerası görüntülerinin iyileştirilmesi için yazı yazılmasına, sanıkların kimlik tespitinin yapılmasına, tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına ve dosyadaki eksiklerin giderilmesine karar vererek duruşmayı erteledi. Olayın geçmişi Olay, 3 Mart 2025 tarihinde gece saatlerinde Muratpaşa ilçesi Yüksekalan Mahallesi Ali Çetinkaya Caddesi üzerinde meydana geldi. Muratpaşa 5 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nda görev yapan 30 yaşındaki paramedik Hamit Aras, Ramazan ayının ilk günü bir arkadaşıyla sahur yaptıktan sonra arkadaşının "kal" ısrarını geri çevirerek evine gitmek üzere yola çıktı. Ticari taksiyle Doğu Garajı bölgesine gelen Aras, evine yaklaşık 150 metre kala araçtan indi. Bu sırada yaşları 17 ile 20 arasında değişen 4 genç yanına gelerek kendisinden sigara istedi. Sigara kullanmadığını söyleyerek yoluna devam eden Aras’ı gençler arkasından gidip darbetti. Kafasına aldığı darbeyle yere yığılan Aras, kaldırıma çarpması sonucu ağır yaralandı. Şüpheliler, yerde hareketsiz yatan Aras’ın çantasını alarak olay yerinden kaçtı. İhbar üzerine olay yerine gelen 112 Acil Sağlık ekipleri, yerde yatan kişinin meslektaşları Hamit Aras olduğunu fark ederek müdahaleye başladı. Kalbi duran Aras, olay yerinde yapılan müdahaleyle yeniden hayata döndürüldü. Önce yakındaki özel bir hastaneye, ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edilen genç paramedik, yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. Aras, üç gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Olayın ardından güvenlik kameralarını inceleyen polis ekipleri, şüpheliler İsmail S. (16), Gökhan A. (17), Savaş İ. (20) ve Muhammet Emir K.’yı (17) kısa sürede yakaladı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Muhammet Emir K. ile Savaş İ. tutuklanarak cezaevine gönderildi. İsmail S. ve Gökhan A. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Şüphelilerin ifadelerinde Hamit Aras’ı darbederek çantasını aldıkları, içindeki eşyaları aldıktan sonra çantayı birkaç sokak ileride yaktıklarını söyledikleri belirtildi.