KÜLTÜR SANAT
Efeler’de ’Dönüm Noktasında Cumhuriyet’ konuşuldu 14 Mart 2026 Cumartesi - 20:18:51 Efeler Belediye Başkanı Anıl Yetişkin’in öncülüğünde, Laik ve Bilimsel Eğitim Platformu iş birliğiyle düzenlenen "Dönüm Noktasında Cumhuriyet" başlıklı söyleşi, kentteki Cumhuriyet değerlerini sahiplenen vatandaşları bir araya getirdi. Gazeteci ve yazar Zülal Kalkandelen, Cumhuriyetin temel ilkeleri, demokrasi ve çağdaş eğitim üzerine derinlikli bir konuşma yaparak katılımcılara ufuk açıcı bir söyleşi sundu. Etkinliğe olan yoğun ilgi, salonu dolduran Efeler halkının Cumhuriyet değerlerine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi. Söyleşi boyunca güncel sorunlar ve Cumhuriyetin geleceği üzerine yapılan değerlendirmeler, katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi. Programın sonunda, söyleşiden büyük bir memnuniyetle ayrılan vatandaşlar için bir imza günü düzenlendi. Zülal Kalkandelen, okurlarıyla birebir sohbet ederek kitaplarını imzaladı ve soruları yanıtladı. Etkinlik sonrası açıklamalarda bulunan Başkan Anıl Yetişkin; "Bugün, Cumhuriyetimizin değerlerini kıymetli bir yazarımızla birlikte konuşmak, düşünsel bir zenginlik katmıştır. Hemşehrilerimizin gösterdiği bu yoğun ilgi, geleceğe olan inancımızı daha da güçlendirdi. Zülal Kalkandelen’e ve katılım sağlayan tüm Efeler halkına teşekkür ediyorum" diyerek etkinliğin toplumsal bir buluşma noktası olmasının sevincini paylaştı.
14 Mart 2026 Cumartesi - 19:37 Tarsus’ta Bayram Çarşısı vatandaşlarla buluşacak Tarsus Belediyesi, Ramazan Bayramı öncesi kentte bayram coşkusunu yaşatmak amacıyla 16-19 Mart tarihleri arasında St. Paul Meydanı’nda Bayram Çarşısı kuracak. Atölyeler, gösteriler, konserler ve üretici stantlarının yer alacağı etkinlikte vatandaşlar aileleriyle birlikte keyifli vakit geçirebilecek. Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, Ramazan Bayramı öncesinde kentte bayram coşkusunu halkla birlikte yaşatmak amacıyla 16-17-18-19 Mart tarihlerinde, 14.00-22.00 saatleri arasında St. Paul Meydanı’nda Bayram Çarşısı kurulacağını duyurdu. Bayram Çarşısı’nda çocuklar için ebru, çini ve bez çanta boyama atölyeleri, yüz boyama ve nostaljik atlı karınca gibi etkinlikler yer alacak, kukla, semazen, illüzyon ve bubble show gösterileriyle meydan renkli bir atmosfere kavuşacak. Ayrıca DJ performansı, Kent Orkestrası ve konserlerle ziyaretçiler keyifli vakit geçirebilecek ve üretici stantlarında yerel ürünleri görme fırsatı bulacak. Başkan Boltaç, "Bayram öncesinde kurduğumuz Bayram Çarşısı ile hemşehrilerimiz, aileleriyle birlikte keyifli vakit geçirecek ve bayram coşkusunu şimdiden yaşayacak. St. Paul Meydanı’nda kurulacak bu renkli etkinlik alanında, kentimizin bayram hazırlıklarına ortak olalım ve birlikte keyifli anlar biriktirelim. Tüm hemşehrilerimizi 16-17-18-19 Mart tarihlerinde Bayram Çarşısı’nda buluşmaya davet ediyorum" dedi.
Karikatürcüler yapay zekanın çizimini beğenmedi
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:16 Karikatürcüler yapay zekanın çizimini beğenmedi Eskişehir’de bir grup çizer, kalemle çizmesi dakikalar süren çalışmaları saniyeler içinde yapan yapay zekanın sanat üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini konuştu. Toplu fotoğrafı karikatüre dönüştüren yapay zekanın çıktısını beğenmeyen bir çizer, "Beni otistik gibi çizmiş" yorumunda bulundu. Teknolojiyle birlikte gelişen yapay zeka, günümüzde birçok vatandaşın vazgeçilmez araçlarından birisi haline geldi. Metin yazmaktan resim yapmaya, kodlamadan müziğe birçok alanda başarılı sonuçlar veren yapay zeka, Eskişehir’deki çizerlerin de dikkatini çekti. Yaklaşık 40 yıldır arkadaş olan çizerler Yaşar Arda, Atilla Yakşi, Sertaç Ürer, Furkan Tangüner ve İzzet Celiloğlu bir araya gelerek bu konuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. Atilla Yakşi’nin elle çizdiği bir karikatür taslağını ve farklı yapay zeka modellerinin bir fotoğraf üzerinden yaptığı çalışmaların çıktılarını inceleyen çizerler, bazı sonuçlardan memnun kalmadı. Karikatürcü Sertaç Ürer, yapay zekanın kendisini ’otistik bir karakter’ gibi çizdiğini söyledi. Furkan Tangüner ise, çıktıdaki çizimin kendisine hiç benzemediğini ifade etti. "Yapay zeka, milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin" Çocukluğundan bu yana karikatürcü olan Atilla Yakşi, yapay zekayla ilgili düşüncelerini anlattı. Yakşi, "Bu yapay zeka çok tartışılan bir şey. İyi bir şey değil. Niye? Çünkü milyon kişinin çizgilerini çalıyor ama sanat yapmadığı kesin. Tekniğe de çok benzemiyor, hâlâ beceremiyor. Mesela insanları hala 6 parmak çiziyor, garip bir şeyler yapıyor. Bunu hayattan atalım desek zaten beceremeyiz. O yüzden bundan faydalanacağız. Yalnız çok kötü bir şey anlatayım; eskiden 2 boyutlu çizgi filmler vardı ve tadından yenmezdi ama artık bitti. Ufak çocuklara bile düzgün çizgi film yapamıyorlar. Yapay zeka sanatı öldürecektir, bundan eminim ama ondan kurtuluş da yok. Yapay zeka ile nasıl geçineceğiz, bunun hesabında olmamız lazım" dedi. "Şu anda sanat tıkanmış bir durumda" Yaklaşık 35 yıldır portre ressamı olan İzzet Celiloğlu ise, şunları söyledi: "Her yeni bir şey yeni çıktığı zaman bir şeyler kayboluyor. Fotoğrafçılığın da ilk çıktığı 1800’lü yıllarda, 50 bin civarında ressam işsiz kaldı. Tabii buna müteakip sanat yine kendi yolunu bulmaya çalıştı. O 50 bin işsizin ardından sanat tekrardan canlandı, sürrealizm ve kübizm benzeri akımlar oluştu. Eskinin kaybolması, yok olması ve yeni bir yol arayışının olması gayet normal. Şu anda sanat tıkanmış bir durumda. Yapay zeka bir tıkanmaya yeni bir yol açacaktır diye düşünüyorum. Hani fotoğrafçılık çıktığı zaman nasıl sanattaki tıkanmışlığı açmışsa, yapay zeka da tekrardan sanatın kendine yeni bir yol aramasını ve açmasını sağlayacaktır. Ben faydalı olacağını düşünüyorum. Yapay zeka var olmuş, yapılmış olan şeyleri tekrardan yaparak yorumluyor. Yani yaptığı şey aslında tavuk suyunun suyundan bir çorba yapıyor ve bu o kadar lezzetli olmuyor. Çoğu insan korku içerisinde. Elbette işini yapmayanlar bu durumda çok kötü etkilenecektir ama işini iyi yapanlar için yeni yollar açacaklardır ve onlar bu yoldan tekrardan yürümeye başlar."
Gösteriş yerine samimiyet: Düğünlerde "Minimalist" dönüş başladı
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:15 Gösteriş yerine samimiyet: Düğünlerde "Minimalist" dönüş başladı Eskişehir ve çevresinin yanı sıra Avrupa’da da sahne alan bir sanatçı olarak düğün sektörünün nabzını tutan Ömer Ulutaş, 2025 sezonunu değerlendirerek, geleneğe dönüş arzusuyla kır düğünlerine ilginin arttığını belirtti. Türkiye’de evlilik hazırlığı yapan çiftlerin tercihlerinin kültürel değerlerin etkisiyle kabuk değiştirdiğinden ve 2025 yılı düğün sezonunda gözle görülür bir "minimalleşme" eğilimi yaşandığını ifade eden Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, çiftlerin artık gösterişli salonlar yerine örf ve adetlerin can bulduğu sokak ve kır düğünlerine yöneldiğini vurguladı. Ayrıca düğün magandalarına karşı daha ağır cezalar verilmesi çağrısında bulundu. "Kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var" Nikah merasimiyle evlenen çiftlerde artış gördüğünü belirten Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Kültürel Miras Elçisi Ömer Ulutaş, 2025 yılı düğün sezonu ile ilgili yaşadıklarına ithafen şunları söyledi: "Çiftler, artık daha minimalize programları tercih ediyorlar. Köy, mahalle, sokak ve kır düğünlerinde gözle gürünen bir artış var. Bunun da sebebi maddi imkanların yanı sıra çiftlerin kültürümüzün canlı yansıması olan örf ve âdetlerimizi yaşatan köy düğünlerini tercih etmesidir. Tabii ki bu durum, düğün salonlarını kötü olduğu anlamına gelmez. Düğün salonları da bu tür işletmelerde de düğün programları olmaktadır. Düğün salonlarındaki artan maliyetler ve yapılan masraflar da müşteriye yansıltıldığı için rakamlar yükseliyor. Bu yüzden çiftler, genelde sokak düğünlerini tercih ediyorlar. Ama tabii ki kaliteli hizmet veren düğün salonu işletmecilerinin programlarında bir eksilme yok. Bir de şunu söylemek isterim ki her geçen yıl Türkiye’de işletmeler artıyor. Bundan 10-20 yıl önceki işletme sayısı ile şimdiki işletme sayısı bir değil. Bu yüzden pasta bölünüyor. Pasta bölündükçe de düğünler paylaşılıyor." "Magandalar, düğün yerini cenaze evine çevirdiler" Geride bıraktığımız 2025 yılında güzel olaylara gölge düşüren kötü olaylar da yaşadıklarını belirten, Eskişehir ve çevre illerin dışında Belçika ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinde de ses sanatçısı olarak görev yapan Ulutaş, "Düğün sezonunda yaşadığımız kötü olayların en başında, hatırlarsınız ki, Türkiye’nin birçok yerinden maalesef üzücü haberler aldık. Bunların en başında, altını çizerek söylüyorum, magandalar yüzünden birçok vatandaşımız hayatını kaybetti, düğün yerini cenaze evine çevirdiler. Maalesef yaşadığımız en kötü olaylar bunlar oldu. 2025 yılında yaşadığımız ve muzdarip olduğumuz olaylardan bir diğeri de, düğün programları için alınan izin saatlerinin geçilmesi ve buna yansıtılan sorunların olması. Bu konuda emniyet güçlerimizden ve mülki amirlerimizden 2026 yılında daha ağır cezaların yapılmasını ve emniyetin daha iyi sağlanmasını talep ediyoruz. Bütün kolluk kuvvetlerimize de kolaylıklar diliyoruz" temennisinde bulundu. "Yine sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz" Ses sanatçılığının yanı sıra müzik mağazası işletmecisi olarak; enstrüman, müzik aletlerinin aksesuarları ve yedek parçalarının satışını yapan Ömer Ulutaş, son olarak 2026 düğün sezonu için öngörüsünü paylaştı: "2026 düğün sezonundan öngörümüz, yine kültürümüz, örf ve adetlerinin canlı yansıması olan sokak ve kır düğünlerinde artış olacağını düşünüyoruz. Tabii ki, düğün salonlarında da tercih eden vatandaşlarımız olacaktır. Orada da programlarını yapacaklardır, ama genelin kır düğünleri olacağını düşünüyorum.
Kütahya basın tarihinde 117 yıllık köklü geçmiş
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:08 Kütahya basın tarihinde 117 yıllık köklü geçmiş Kütahyalı kütüphaneci ve araştırmacı-yazar Ali Günhan, birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve "ilklerin şehri" olarak anılan Kütahya’nın, Türk basın tarihinde de köklü bir geçmişe sahip olduğunu ifade etti. Günhan, kentte basın hayatının 117 yıl önce atılan ilk adımla şekillenmeye başladığını dile getirdi. Kütahya’da basın hayatının başlangıcının 1909 yılına dayandığını belirten Günhan, bu sürecin Bidayet Mahkemesi Başkâtibi Ferid Bey tarafından çıkarılan Felent gazetesiyle başladığını söyledi. Böylece Kütahya’da ilk süreli yayının hayata geçtiğini vurgulayan Günhan, yerel anlamda Türkiye’deki ilk özel gazetecilik faaliyetleri arasında gösterilen Felent gazetesinin, 1888-1889 yıllarında Kütahya’da kurulan taş matbaada basıldığının tespit edildiğini aktardı. Ancak gazeteye ait nüshalara günümüze kadar ulaşılamadığını ifade etti. Felent gazetesinin ardından Kütahya’daki süreli yayın hayatının Halk gazetesi ile devam ettiğini belirten Günhan, Halk gazetesinin ilk sayısı ve onu takip eden 50 sayısının Belediye Mustafa Yeşil Kütüphanesi’nde muhafaza edildiğini söyledi. Haftada bir, cumartesi günleri yayımlanan gazetenin Avukat Hakkı Bey tarafından 12 Mayıs 1923 tarihinde kurulduğunu kaydetti. Kütahya basın tarihine ilişkin değerlendirmelerini sürdüren Ali Günhan, Halk gazetesinin Rumi takvime göre 12 Mayıs 1339’da (1923) yayımlandığını belirtti. Gazetenin idarehanesinin Kütahya Yeşil Camii karşısında bulunduğunu ifade eden Günhan, telgraf unvanının ise "Kütahya Halk Gazetesi" olduğunu dile getirdi. İlk sayılarda ağırlıklı olarak genel haberlere yer verildiğini aktaran Günhan, yerel haberler arasında özellikle su meselesine ilişkin dikkat çekici bir makalenin bulunduğunu söyledi. Gazetede ayrıca Kütahya’nın ilk milletvekillerinin hayatlarına dair bilgilere ve dönemin valisi Fevzi Bey Efendi’nin Tavşanlı ziyareti ile denetimlerine ilişkin haberlere de yer verildiğini ifade etti. İki sayfa halinde yayımlanan ve haftalık olarak cumartesi günleri çıkan Halk gazetesinin Osmanlı Türkçesiyle basıldığını belirten Günhan, bu yayınların Kütahya basın tarihinin ilk ve en önemli örnekleri arasında yer aldığını vurguladı.
Erzincanlı gönüllü annelerden Mehmetçiğe ilmek ilmek destek
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:03 Erzincanlı gönüllü annelerden Mehmetçiğe ilmek ilmek destek Erzincan’da gönüllü kadınlar, sınırda görev yapan askerler için atkı, bere ve çorap örerek anlamlı bir dayanışma örneği sergiledi. Anne emeğiyle hazırlanan hediyeler Mehmetçiğe gönderilecek. Erzincan’da bir araya gelen gönüllü kadınlar, sınırda görev yapan askerler için anlamlı bir dayanışma örneği sergiliyor. Ev hanımlarının el emeğiyle hazırlanan atkı, bere ve çoraplar, soğuk kış günlerinde Mehmetçiğin içini ısıtmak için yola çıkmaya hazırlanıyor. Emekli olduktan sonra sosyal medya üzerinden örgü paylaşımları yapmaya başlayan ev hanımı Nurcihan Koç, kadınlarla birlikte yürütülen çalışmadan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, "Hanımlarımız ilmek ilmek örerek askerlerimiz için atkılar hazırladı. Dualarla, anne emeğiyle yapılan bu hediyelerin askerlerimizin yüreğine dokunmasını istiyoruz" dedi. Projeye katılan isimlerden İlknur Şahin ise gönüllü çalışmanın kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını ifade etti. Oğlunun Edirne’de sınırda görev yaptığını dile getiren Şahin, "Bu projeyi duyunca ben de yer almak istedim. Askerlerimize küçük de olsa bir destek olmak, onların yanında olduğumuzu hissettirmek istedik" diye konuştu. Erzincan Gönüllü Gençler Derneği adına açıklama yapan Firdevs Güçhafo da yaklaşık 20-25 kişilik bir kadın grubunun kış şartları düşünülerek yoğun bir çalışma yürüttüğünü aktardı. Güçhafo, "Ev hanımlarımız büyük bir özveriyle atkı, bere ve çorap ördü. Benim de oğlum sınırda asker. Türk Silahlı Kuvvetleri güçlü ve evlatlarımız emin ellerde. Bu hediyeler bir ihtiyaçtan çok, anne eli değmiş bir hatıra olarak gönderiliyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye ve dünyada ilk: Ergan Dağı’nda Dağ Kütüphanesi
07 Ocak 2026 Çarşamba - 08:53 Türkiye ve dünyada ilk: Ergan Dağı’nda Dağ Kütüphanesi Erzincan Ergan Dağı Kış Sporları ve Doğa Turizm Merkezi’nde hizmet veren "Dağ Kütüphanesi", kayak yapan vatandaşlara kültürel deneyim sunuyor. Kent merkezine 12 kilometre, Erzincan Havalimanı’na ise yalnızca 13 dakika mesafede bulunan kayak merkezinde geçen yıl açılan Dağ Kütüphanesi, kış sporlarını kültür ve eğitimle buluşturuyor. Kütüphanede çocuklar için zeka oyunları da yer alırken, ziyaretçiler hem eğlenceli hem de öğretici vakit geçirme imkânı buluyor. Vali Yardımcısı ve İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Emre Canpolat, Türkiye’de ve dünyada bu konseptte başka bir yapının bulunmadığını belirtti. Sportif faaliyetlerle eğitim ve kültürü bir araya getiren yapının geçen yıl hizmete girdiğini ifade eden Canpolat, şu değerlendirmelerde bulundu: "Dağ Kütüphanesi konsepti, Valimiz Hamza Aydoğdu’nun talimatlarıyla hayata geçirildi. Yüksek rakımda, temiz havayı teneffüs ederek ders çalışmak ve kitap okumak isteyen misafirlerimizi burada ağırlıyoruz. Misafirlerimiz kayak yaparken çocukları kitap okuyor ya da zeka oyunlarıyla vakit geçiriyor. Çocuklar kayak ve kızak keyfi yaşarken aileler de kendilerine zaman ayırabiliyor. Bu vesileyle, Ergan Dağı’nın eşsiz manzarası karşısında kitap okuyarak vakit geçirmek isteyen tüm kayakseverleri Ergan Dağı’ndaki Dağ Kütüphanemize davet ediyoruz."
"Mehmet Akif İnan Ödülleri" sahiplerini buldu
06 Ocak 2026 Salı - 21:58 "Mehmet Akif İnan Ödülleri" sahiplerini buldu Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından düzenlenen 7’nci Mehmet Akif İnan Ödülleri hak sahiplerini buldu. Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen iş birliğiyle bu yıl 7’ncisi düzenlenen Mehmet Akif İnan Ödül Töreni programı, edebiyat, düşünce ve sendikal mücadele alanlarında önemli katkılar sunan isimleri bir araya getirdi. Programda, Türk şair, yazar, araştırmacı ve Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın fikir dünyasını, mücadelesini ve bıraktığı mirası yaşatmak amacıyla çeşitli kategorilerde ödüller takdim edildi. Program kapsamında Mehmet Akif İnan’ın düşünce hayatına ve sendikal mücadele anlayışına vurgu yapıldı. "Mehmet Akif İnan abi, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi" Ödül töreninde açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan’ın Türkiye için önemli bir edebiyat insanı olduğunu belirterek, "Mehmet Akif İnan abi, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi. Ardında bıraktığı, Hakk’a yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi. Hakk’ı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi oluşturdu. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz. Kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengamesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan abinin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır. İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor" diye konuştu. "Hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada; güçlü olmak bir mecburiyettir" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle birlikte gençlerin vizyonunu daha da üst sıralara çıkaracaklarının altını çizen Bakan Tekin, "Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada güçlü olmak bir mecburiyettir. Bu güç, zulmetmenin imkanı değil; zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız. Dünyayı bilen ama kendini de bilen; kökünü inkar etmeden ufkunu büyüten, tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak taşıyan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, işte bu nesli yetiştirecek modeldir" şeklinde konuştu. "Mehmet Akif İnan, Türkiye’nin emek tarihine yön veren kurucu akıldır" Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, Mehmet Akif İnan’ın sadece bir fikir adamı olmadığını, sendikalaşmanın kurucusu olduğunu da ifade ederek şunları söyledi: "Mehmet Akif İnan, yalnızca bir edebiyatçı değildir. O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamıdır. Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevverdir. Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı, isminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir. ‘Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir’ derken, bu millete özgüven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür. Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır. Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı haykırıyoruz. Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiş bir örgütlenmedir. Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı ‘pabuç o kadar ucuz değil’ diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek, biliniz ki bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkuresi milli Akif İnan’ın halis fikirleri vardı." Tören kapsamında ödül hak sahiplerinin isimleri ve aldıkları ödüller ise şöyle: "Dr. Dilek Gürsoy - Jüri Özel Ödülü, Prof. Dr. Mustafa Büyükada - Çalışma Hayatı ve Emek Ödülü, Tahta Kılınç - Başarı ve Teşvik Ödülü, Ebubekir Eroğlu - Kültür Sanat Edebiyat Ödülü, Prof. Dr. Bekir Karlığa - Üstün Hizmete Vefa Ödülü, Sumud Filosu - Uluslararası Değer Ödülü." Eğitim, kültür ve sendikal alanda emek veren kişi ve kuruluşların ödüllendirildiği programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, ÖSYM Genel Başkanı Bayram Ali Ersoy ile sendika üyeleri katıldı. Program, ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
’Sivas Turizm Master Planı Çalıştayı’ gerçekleştirildi
06 Ocak 2026 Salı - 17:05 ’Sivas Turizm Master Planı Çalıştayı’ gerçekleştirildi Sivas’ın turizm geleceğini planlamak, sürdürülebilir bir turizm anlayışıyla yol haritasını ortaya koymak amacıyla hazırlanan, ’Sivas Turizm Master Planı’ açılış ve tematik masa oturumları gerçekleştirildi. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve sınırları içerisinde birçok doğal güzelliği barındıran Sivas’ın turizm potansiyeli masaya yatırıldı. Kapadokya Üniversitesi katkılarıyla Sivas Valiliği himayelerinde düzenlenen ’Sivas Turizm Master Planı’na Vali Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun, STSO Başkanı Zeki Özdemir, Kapadokya Üniversitesi öğretim üyeleri il protokolü katıldı. "Tarihi kent meydanı, adeta bir açık hava müzesi niteliği taşıyor" Sivas’ın doğal alanlarını koruyan, kültürel mirasını yaşatan, yerel halkın refahını önceleyen ve ilin ekonomik gelişimine katkı sağlayan bir turizm yaklaşımını hayata geçirmek amacıyla Sivas Turizm Master Planı ve Eylem Planı hazırlık çalışmalarının Sivas Valiliği koordinasyonunda başlatıldığını ifade eden Vali Şimşek, çalıştayın 9 ana tematik grupta yaklaşık 400 katılımcıyla gerçekleştirildiğini, ayrıca çevrim içi anketlerle sürece geniş katılım sağlanmasının hedeflendiğini dile getirdi. Vali Şimşek, "Tarihi kent meydanı, sıcak ve soğuk çermik kaplıcaları, dünyaca tanınan doktor balıkları, Yıldız Dağı Kış Sporları Turizm Merkezi, göller, vadiler, müzeler, Kangal köpeği, el sanatları ve tescilli yöresel lezzetlerle Sivas, ziyaretçilerine çok yönlü ve özgün bir turizm deneyimi sunuyor. Tarihi kent meydanını üç farklı medeniyete ait sekiz eseri bir arada barındırarak adeta bir açık hava müzesi niteliği taşıyor" dedi. Divriği Ulu Camii, turizmin en güçlü lokomotiflerinden birisi Sivas’ın, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası ile 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edildiğini hatırlatan Vali Şimşek, "Bu gelişme ilin uluslararası görünürlüğünü artırdı. 2024 yılında yeniden ziyarete açılan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Divriği turizminin en güçlü lokomotiflerinden biri hâline geldi" diye konuştu. Protokol konuşmalarının ardından politika-eylem belirleme ve eylem analizinin gerçekleştirileceği tematik masa oturumlarına geçildi. Gastronomi, kış turizmi, somut olmayan kültürel miras, termal ve sağlık, kırsal/ekoturizm, spor/macera, konaklama, seyahat/ulaşım, somut kültürel ve doğal mirası alanında uzman isimlerin moderatörlüğünü yaptığı ve sektör temsilcilerinin yer aldığı masalarda kentin turizm geleceği detaylı bir şekilde ele alındı.
Denizlili umreciler Mekke’de ilk umre ibadeti gerçekleştirildi
06 Ocak 2026 Salı - 16:47 Denizlili umreciler Mekke’de ilk umre ibadeti gerçekleştirildi Denizli İl Müftülüğü organizasyonuyla kutsal topraklara giden Denizlili umre kafilesi, Medine programının ardından Mekke’ye ulaştı. Rehberliğini Cihan Şahan’ın yaptığı grup, Huzeyfe’de ihrama girerek ilk umre ibadetini yerine getirdi. Denizli İl Müftülüğü organizasyonuyla umre ibadetini yerine getirmek üzere Suudi Arabistan’da bulunan Denizlili umre kafilesi, Medine’deki iç ve dış ziyaret programlarını tamamlamasının ardından Mekke’ye geçti. Rehberliğini grup hocası Cihan Şahan’ın üstlendiği umre grubu, Medine’de manevi atmosferi dolu dolu yaşadı. Medine programı kapsamında Mescid-i Nebevi başta olmak üzere İslam tarihi açısından büyük önem taşıyan mekânları ziyaret eden umreciler, rehber Cihan Şahan’ın anlatımlarıyla hem ibadetlerini yerine getirdi hem de kutsal beldelerin tarihi ve manevi anlamı hakkında bilgi aldı. Ziyaretlerin ardından umre ibadetinin ikinci durağı olan Mekke yolculuğu için hazırlıklar tamamlandı. Denizlili umreciler, Medine’de bulunan Huzeyfe bölgesinde ihramlarını giyerek umre için niyet etti. Yapılan dua ve telbiyelerin ardından gece saatlerinde Mekke’ye hareket eden kafile, manevi bir heyecan ve huşu içinde kutsal şehre ulaştı. Mekke’ye varışın ardından Kâbe-i Muazzama’ya geçen umreciler, ilk umre ibadetlerini eda etti. Tavaf ve sa’y ibadetlerini büyük bir dikkat ve huzur içerisinde yerine getiren kafile üyeleri, dualarında başta Denizli olmak üzere tüm İslam âlemi için niyazda bulundu. Grup hocası Cihan Şahan, umre ibadetinin bir arınma ve yenilenme yolculuğu olduğunu belirterek, "Umre, sadece bedenen yapılan bir yolculuk değil; aynı zamanda kalbin ve ruhun Allah’a yöneldiği çok özel bir ibadettir. Umrecilerimizin bu manevi iklimden en güzel şekilde istifade etmeleri için rehberlik etmeye gayret ediyoruz" dedi. Denizli İl Müftülüğü organizasyonuyla gerçekleştirilen umre programının, Mekke’de yapılacak ibadetler ve ziyaretlerle devam edeceği bildirildi.