KÜLTÜR SANAT
Sultanahmet’teki tarihi Arasta Hamamı restore edilecek, kadınların el emekleri sergilenecek 04 Şubat 2026 Çarşamba - 17:22:39 İstanbul Sultanahmet’te 1609 yılında inşa edilen Arasta Hamamı, Fatih Belediyesi’nce restore edilerek kültürel hayata kazandırılacak. Yıllar boyunca harabe halde kalan tarihi eser hakkında bilgi veren Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Bir yıl içerisinde, yani önümüzdeki sene bu zamanlarda çok güzel bir mekan olarak burayı açmış olacağız. Burası hem bir sergi alanı hem de kadınların el ürünlerini sattığı yer haline gelecek" dedi. Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’nın öncülüğünde Sultanahmet Külliyesi bünyesinde yaptırılan Arasta Hamamı’nın yıllar boyunca atıl ve kullanılamaz halde olması Fatih Belediyesi’ni harekete geçirdi. Klasik Osmanlı mimarisi üslubunda inşa edilen hamamın geçirdiği yangınlar ve 1894 depremi sonrası soyunmalık bölümünün tamamen yok olması, yeni yapılan binalar arasında moloz yığını olarak kalması dikkatleri üzerine çekti. Fatih Belediyesi hamamı restore edecek Fatih Belediyesi tarafından tarihi dokusunun korunarak yaşatılması ve yenilenerek hayata kazandırılması amacıyla hazırlanan Arasta Hamamı’nın rölöve restitüsyon ve restorasyon projesi koruma kurulu tarafından onaylandı. Tarihi hamamın restorasyon sonrası ağır teknik donanımlara ihtiyaç duymayacak şekilde "sergi mekanı-müze" olarak kullanılmasına karar verildi. Müze, "Türk hamam kültürü"nü anlatacak biçimde kurgulanacak. "Arasta Pazarı’nın yanında çok uzun yıllardır metruk halde duran hamamın bir parçasıydı" Tarihi Arasta Pazarı hakkında bilgi veren Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Bulunduğumuz yer hemen Sultanahmet Camii’nin mütemmim cüzü olan, yani onu tamamlayan, bu külliyenin bir parçası olan Arasta Pazarı’nın hemen dibinde; yine bu külliyenin bir parçası olan hamamın çok uzun yıllardır metruk halde kalan bu bölümü. Hemen giriş yolunun üstünde, Arasta Pazarı’nın yanında çok uzun yıllardır metruk halde duran hamamın bir parçasıydı. Projelerini yaptık. Bu tescilli eserlerin projelerini oluşturmak çok uzun zaman alıyor. Dediğiniz gibi 16. yüzyıldan kalma bir eser. Dolayısıyla bunların bütün projeleri tamamlandı" dedi. "Hamam olarak ihya edilmeyecek, çünkü hamamın birçok parçası şu anda burada yok olmuş vaziyette" Tarihi yapının müze olarak hizmet vereceğini söyleyen Turan, "Hamam olarak ihya edilmeyecek, çünkü hamamın birçok parçası şu anda burada yok olmuş vaziyette. Fakat çağdaş bir normla beraber bir müze alanı, sergi alanı. Çünkü burası turizmin tam merkezi bir alanı. Arasta Pazarı’nın girişinde bir sergi ve müze alanı olarak burasını çok kısa zamanda yapıp, hem İstanbulluların hem de burayı gezmeye gelen bütün turistlerin hizmetine sunmuş olacağız" şeklinde konuştu. "Bir yıl içerisinde, yani önümüzdeki sene bu zamanlarda çok güzel bir mekan olarak burayı açmış olacağız" Yapının restorasyonunun 1 yıl içinde tamamlanacağını söyleyen Turan, "Tarihi yapı, Sultanahmet’in mimarı Mimar Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılmış bir yapı. Bu açıdan da önemli bir yapı. Çok uzun zamandır projesinin koruma kurullarından geçmesini bekliyorduk; geçti, ihalemizi yaptık. Şu anda başlıyoruz. Tahmin ediyorum bir yıl içerisinde, yani önümüzdeki sene bu zamanlarda çok güzel bir mekan olarak burayı açmış olacağız" ifadelerini kullandı. "Tamamen el ürünü olan ürünlerin satıldığı yer olacak" Müze olarak hayata geçmesi planlanan yapıtta kadınların el emeği ürünlerinin satılacağını söyleyen Başkan Turan, "Niyetimiz şu; dediğim gibi bir müze ve sergi alanı olarak planlıyoruz. Ne demek bu? Burada Fatih’te çok çalışan karıncalardan ilham alarak Karınca diye bir projemiz var ve burada hanımefendilerin ürettiği ürünler var; çok nitelikli ürünler. Yani bizim tekamül sınıflarımız var, çok nitelikli ürünler üretiliyor. Bu ürünlerin sattığımız mağazalarımız var. Aynı zamanda burası; porselen, deri, kumaş, birçok ürünün satıldığı, tamamen el ürünü olan ürünlerin satıldığı ve satılan ürünlerin yüzde 100 paralarının yapanlara iade edildiği bir sistemimiz var. Burası onların da sergilendiği ve satıldığı bir yer olacak" diye konuştu. "Fatih’te 140’a yakın çeşmeyi ihya ettik" Fatih’te tarihi eserlerin ihya edildiğini söyleyen Turan, "Bittiğinde, uzun yıllardır Fatih’te metruk olarak kalan, belki yüzyıllar boyu metruk olarak kalan bu yapıyı da diğer eserlerimiz gibi İstanbul’a ve tarihe kazandırmış oluruz. Biz bunlara ’miras’ diyoruz; aslında hem miras hem de emanet bu eserler. Ecdadımızdan miras olarak aldık ama bunları aynı zamanda bir emanet olarak gelecek nesillere taşıyoruz. Şunu söyleyebilirim bir teknik adam olarak da; uzun yıllar bu işlerin içinde olmuş, yaklaşık 27 yıl belediyecilik benim kendi serüvenim var. Son 25 yıldır Türkiye’de kültürel miras eserlerimiz, her boyuttaki kültürel miras eserimiz hemen hemen ihya ediliyor. Şu anda Fatih’te 140’a yakın çeşmeyi ihya ettik. Yani tekrar ayağa kaldırdık ve su akıttık. Birçok sıbyan mektebi ayağa kalktı, medreseler ayağa kalktı. Yok olmuş camilerimiz var. Bunları tekrar restore ediyoruz, rekonstrüksiyon yapıyoruz. Dolayısıyla büyük bir ihya çalışması var. Bütün kurumlar ayakta; hem Valiliğimiz, hem Vakıflarımız, hem Kültür Bakanlığımız, hem biz burada büyük çalışmalar yapıyoruz. Bu da onlardan bir tanesi. Ama dediğim gibi önemli bir eser, çok uzun zamandır burada bir eser olarak mahzun bekliyordu, burayı da ayağa kaldırmış olacağız" ifadelerini kullandı. "Türkiye’deki kültürel miras açısından da bakıldığında medeniyetimizin en büyük şaheserleri şu anda Fatih sınırları içerisinde" Fatih’te çok sayıda tarihi eserin olduğunu söyleyen Başkan Turan, "Bakın Türkiye’deki, İstanbul’daki kültürel mirasın yüzde 40’ı şu anda sadece Fatih’in sınırlarında. Halbuki haritaya baktığınızda Fatih çok ufak bir yerdir. Dolayısıyla bu açıdan bakıldığında Türkiye’deki kültürel miras açısından da bakıldığında medeniyetimizin en büyük şaheserleri şu anda Fatih sınırları içerisinde. Biz de ufak büyük demeden çeşme, sıbyan mektebi, hamam, kalıntı, hiçbirisini demeden hem de dönem gözetmeden ayağa kaldırabileceklerimizi dönemine göre kaldırmaya çalışıyoruz. Buna da sahip çıkıyoruz. Şunu da rahatlıkla söyleyebiliriz, arkadaşlarımız en son Moskova’daydılar, Moskova’da kültürel mirasla ilgili bir sunumdaydılar. Yaptığımız işler dünyada çok ilgi çekiyor" dedi. "Türkiye kültürel mirasın ihyası, restorasyonu konusunda dünyada en ileri gelen maksimum iki ya da üç ülkeden bir tanesidir" Türkiye’nin kültürel mirasın ihyası konusunda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında olduğunu söyleyen Başkan Turan, "Türkiye’de maalesef bir hastalık var; yani bunu iddialı söyleyebilirim. Türkiye kültürel mirasın ihyası konusunda, restorasyonu konusunda dünyada en ileri gelen maksimum iki ya da üç ülkeden bir tanesidir. Ve dünya da bunu ilgiyle izliyor. Şu anda yaptığımız işler, bu kadar eserin ihya edilmesi ilgiyle izleniyor. Bunu da belirtmek isterim. Dolayısıyla bu heyecan verici bir iş. Ben şunu da biliyorum, kültürel miras eserleri herkesi heyecanlandıran işler. Kültürel mirasın ihyası konusu. İnsanların iyi şeyler duymaya da ihtiyacı var. Türkiye’de maalesef son dönemde bir hastalık var; her şeyi olumsuzdan okuma hastalığı. Halbuki Türkiye’de şu anda onlarca, sadece Fatih’te bile onlarca, yüzlerce güzel bu tür hikaye var. İşte bu da onlardan bir tanesi. Bu işi seven, ilgi duyan bütün hemşehrilerimize, İstanbul severlere bu eserin yanından da bunu duyurmak istedik. Burada hiçbir ücret falan olmayacak. Çünkü burası dediğim gibi hem bir sergi alanı hem de kadınların, el ürünü satan hanımefendilerin ürünlerini sattığı çok nitelikli bir ürün satılan yer haline gelecek" diye konuştu.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 16:58 Limak Filarmoni Orkestrası konser maratonuna Ankara’dan start verdi Limak Filarmoni Orkestrası, Limak Holding’in 50. kuruluş yılına özel konserlerine Ankara’dan start verdi. Limak Vakfı tarafından çok sesli müziği geniş kitlelere yaymak amacıyla kurulan ve dokuzuncu yaşını kutlayan Limak Filarmoni Orkestrası, operanın dünyaca ünlü isimlerini Türkiye’deki sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Orkestra, ‘Yeni Yıl Buluşması’ konser serisinin ilkini Congresium Ankara’da gerçekleştirdi. Uluslararası üne sahip şef Mikhail Agrest yönetiminde sahne alan orkestra, dünyaca ünlü tenor Murat Karahan ve tüm zamanların en büyük sopranolarından biri olarak kabul edilen Rumen soprano Angela Gheorghiu ile başkentli sanatseverlere unutulmaz bir gece yaşattı. Klasik opera eserlerinden geniş bir repertuvarı sahneye taşıyan orkestra, performansıyla izleyiciden büyük alkış aldı. Başkent izleyicisinin yoğun ilgi gösterdiği konseri 3 binden fazla sanatseverin yanı sıra iş, bürokrasi, sanat ve medya dünyasından pek çok davetli izledi. Dünya çapında birçok büyük operada başroller seslendiren ünlü tenor Murat Karahan ve sahne karizması ile vokal derinliğiyle tüm zamanların en önemli sopranoları arasında yer alan Angela Gheorghiu, muhteşem performanslarıyla unutulmaz bir geceye imza attı. Depremin izlerini dayanışmayla sildi Limak’ın 50. yılı dolayısıyla düzenlenen konserde, Limak Vakfı’nın 10 yılı aşkın süredir devam eden Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) programında bursiyer olan İrem Menken açılış konuşmasını yaptı. İskenderun Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 4. sınıf öğrencisi olan Menken, memleketi Hatay’da yaşadığı 6 Şubat depremi sonrası kaybettiği umudu Türkiye’nin Mühendis Kızları ile yeniden kazandığını belirterek, "Bu program bana sadece eğitim değil, en zor zamanımda yeniden ayağa kalkma gücü ve yalnız olmadığımı hatırlatan dev bir aile sundu. Bugün burada geleceğe güvenle bakan bir mühendis adayı olarak durabiliyorsam, bu dayanışmanın sayesindedir" ifadelerini kullandı. Operadan çağdaş eserlere senfonik buluşma Yaklaşık iki saat süren ve renkli görüntülere sahne olan konserin ilk bölümünde Handel’in Rinaldo operasından aryalar, Verdi’nin Macbeth eserinden seçkiler, Bizet’nin Carmen’i ile Puccini’nin Turandot operasından bölümler gibi opera repertuvarının seçkin örnekleri yer aldı. Konserin devamında Somewhere Over the Rainbow, Parla Pi Piano, Non ti scordar di me ve Rodrigo’nun Concierto de Aranjuez’i gibi çağdaş ve popüler repertuvardan eserler, orkestranın yorumu ve solistlerin sahne performanslarıyla izleyicilerden büyük beğeni topladı. Salonu dolduran izleyicilerin tempo tutarak eşlik ettiği performanslar, uzun süre ayakta alkışlandı. Operanın yıldızları İstanbul’da buluşacak Limak Filarmoni Orkestrası, yeni yıl konserlerinin ikincisinde 5 Şubat’ta İstanbul Zorlu PSM’de sanatseverlerle buluşacak. Biletleri günler öncesinde tükenen konserlerin tüm geliri, Limak Vakfı tarafından 11 yıldır başarıyla sürdürülen ve Türkiye’deki en güçlü eğitime destek programlarından biri olan Türkiye’nin Mühendis Kızları programından faydalanan kadın mühendislik öğrencilerinin eğitiminde kullanılacak.
04 Şubat 2026 Çarşamba - 15:11 Aşık Mahzuni türkülerle anıldı Samsun’un Atakum Belediyesinin Türk halk müziğinin önemli ismi Aşık Mahzuni anısına düzenlediği program, Ata Sahne’de unutulmaz anlar yaşattı. Yüzlerce sanatseveri buluşturan konserde, usta sanatçı birbirinden özel türkülerle yad edildi. Atakum Belediyesi, Halk Ozanı Aşık Mahzuni Şerif anısına Ata Sahne Sanat Merkezinde özel program gerçekleştirdi. Programda Şef Hızır Aydın yönetiminde sahne alan Atakum Belediyesi Türk Halk Müziği Korosu, sanatçının ölümsüz eserlerini seslendirdi. Solo ve koro performansların yer aldığı yer aldığı programda sanatçılar güçlü yorumlarıyla büyük beğeni topladı. Duygu dolu anların yaşandığı konser, seyirciler tarafından uzun süre alkışlandı. Programa gösterilen ilgiden dolayı teşekkür eden Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel, sanat dolu günlerin yeni projelerle devam edeceğini söyledi. Başkan Türkel konuşmasında Atakum Belediyesinin eski başkanlarından Metin Burma döneminde kültür merkezi olarak inşa edilen ve sonraki yönetim tarafından hastaneye çevrilen Ata Sahne Sanat Merkezinin isminin "Metin Burma Sanat Merkezi" olarak değiştirilmesini istediği de belirterek şöyle konuştu: "Bu binamızı herkes biliyor. 2014 yılında Metin Başkanımız tarafından Atakum Kültür Merkezi olarak inşa edilmişti. Sonraki yönetim döneminde bu bina, hastaneye dönüştürülmüştü. Atakum’da kültür binası eksikliğini çok net şekilde hissediyorum. Başkanım emeğinize, o günkü düşüncenize sağlık. Atakum’un devlet hastanesine ihtiyaç vardı ama o heyecanla yapmış olduğunuz bu eser, yine kültür merkezi olarak kullanılmalıydı. O gün ‘Hastane ihtiyacımız vardı, deseler siz yine yapardınız. Ata Sahne ismi çok güzel ve herkesin kulağında ama bu esere sahip çıkmamız gerekir, diye düşünüyorum. Başkanım da onay verirse merkezin isminin Metin Burma Sanat Merkezi olmasını Ata Sahne isminin de merkezin salonuna verilmesini istiyoruz" dedi. Başkan Türkel’in konuşması nedeniyle duygusal anlar yaşayan Metin Burma, "İnsan bazen çok duygulanır ve o nedenle ne diyeceğini bilemez. İyi ki bu akşam aranızdayım, iyi ki geldim Çok beğendim çok hoşuma gitti. Bize çok güzel bir gece yaşattınız" diyerek Başkan Türkel’e teşekkür etti.
Gerçek mi rivayet mi bilen yok, 6 asırdır ziyaretçilerini ağırlıyor
23 Eylül 2025 Salı - 11:41 Gerçek mi rivayet mi bilen yok, 6 asırdır ziyaretçilerini ağırlıyor Tokat’ın Reşadiye ilçesindeki ’Yalnız çam türbesinin’ Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran Seferi sırasında vefat eden bir şeyhe ait olduğuna inanılıyor. Gerçek mi rivayet mi bilinmese de türbe ziyaretçilerini ağırlıyor. İlçeye bağlı Hebüllü Yaylası’nda, bin 200 rakımlı dağın yamacında bulunan ’Yalnız Çam Türbesi’ asırlardır bölge halkının manevi duraklarından biri olmayı sürdürüyor. Yavuz Sultan Selim Han’ın 1514 yılında Çaldıran Seferi’ne giderken bu güzergâhtan geçtiğine ve beraberindeki şeyhlerinden birinin burada vefat ederek defnedildiğine inanan vatandaşlar türbeye giderek dua ediyor. Yavuz Sultan Selim’in bu yoldan geçtiği söylenir Çocukluğundan bu yana türbenin ziyaret edildiğini belirten 75 yaşındaki Kemal Aslan, "Ben 75 senedir bilirim ki burada bir evliya yatıyor. Yalnız Çam Evliyası diye bilinir. Yavuz Sultan Selim’in Selemen Yaylası’na giderken bu tarihi yoldan geçtiği söylenir. Çevreden insanlar her hafta gelir dua eder" dedi. Türbe 15. yüzyıldan günümüze kadar ayakta Bölge sakinlerinden Ayhan Şahin ise türbenin tarihi öneme sahip olduğunu iddia ederek "Yavuz Sultan Selim Han 1514 yılında Çaldıran Seferi’ne giderken bu yoldan geçmiş ve 10 gün Selemen Yaylası’nda konaklamış. Yolculuk sırasında padişahın çok sevdiği şeyhlerinden biri burada vefat etmiş. O günden bugüne türbe çevresinden ve Ordu ile Tokat’tan yüzlerce insan burayı ziyaret eder" diye konuştu.
İç Anadolu’nun en büyük mozaik yapısında mezarlar bulundu
23 Eylül 2025 Salı - 11:36 İç Anadolu’nun en büyük mozaik yapısında mezarlar bulundu Kayseri’nin İncesu ilçesi’ne bağlı Örenşehir Mahallesi’nde kazı çalışmaları devam eden ve İç Anadolu’nun en büyük mozaik yapısının yer aldığı bölgede Kayseri Büyükşehir Belediyesi Başkanı Memduh Büyükkılıç ile İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun İncelemelerde bulundu. Bu yılki yapılan kazılarda mezarların bulunduğu alanla ilgili açıklama yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç; "Burada yapılan çalışmalarda bizleri heyecanlandıran; sanki bugün yapılmış gibi kaliteli mozaiklerin ortaya çıkmış olması" dedi. İncesu ilçesi, Örenşehir Mahallesi, Köy İçi mevkiinde büyükşehir belediyesinin desteğiyle Kayseri Müze Müdürlüğü’nün denetiminde arkeolojik kazılar sürerken; Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Roma ve Erken Bizans Dönemi’ne ait mozaiklerin yer aldığı kazı çalışmalarının yapıldığı bölgede incelemelerde bulundu. Başkan Büyükkılıç’a İl Kültür ve Turizm Müdürü Şükrü Dursun, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ufuk Sekmen, Mustafa Türkmen ve daire başkanları, Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Can Erpek ve Kayseri Müze Müdürü Gökhan Yıldız da eşlik etti. Başkan Büyükkılıç kazı alanında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Can Erpek’ten yeni bulgular hakkında bilgi aldı. İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Büyükkılıç; "Burada yapılan çalışmalarda bizleri heyecanlandıran; sanki bugün yapılmış gibi kaliteli mozaiklerin ortaya çıkmış olması. Toplamda 600 metrekarelik bir mozaikle ilgili veriler ortaya çıktı. 3 dönümlük bir alanda çalışmaları sürdürüyoruz. Burada çıkan verilere baktığımızda önce mozaikle ilgili bir saray nitelikli ya da üst düzey yöneticinin adeta sarayının olduğu şeklinde bir yaklaşım olduğu yoğunlaşılırken, daha sonraki süreçte mezarların ortaya çıkmış olması aynı zamanda burada yaşayan insanların mezarlarının yapıldığı olmasıdır. Milattan sonra 300-400’lü yılları konuşuyoruz, ama bunun öncesine de gidilebilir deniyor. Daha sonra 11. yüzyıla kadar buraların kullanıldığı yönünde bilgi var. Bu açıdan da önem arz ediyor. Buradaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Biz burayı ören yeri olarak bakanlığımız tarafından vasıflandırılması ve ilan edilmesi sonrasında çalışmalarımızı daha da hızlı sürdüreceğiz" dedi. Ören yeri olacak İl Kültür ve Turizm Müdürü Doç. Dr. Şükrü Dursun; kazı alanında gün yüzüne çıkarılan eserlerin bulunduğu alanın üzerinin kapatılması ile ilgili planlanan çalışmalara dair bilgiler vererek; "Burada çıkan çok önemli bir kültür varlığımız var. Bunların artık vatandaşlarımızın görmesi gereken noktalar olduğunu biliyoruz ve bu nedenle de çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Şu an genel sınırlarda iyi bir noktaya geldik. Bu sınırlar dikkate alınarak üzerine örtü sistemi yapıldıktan sonra gerekli mozaikler tekrar açılacak. Sağlamlaştırma yapıldıktan sonra ziyaretçilerimizi rahatlıkla alacak noktaya gelmek istiyoruz. Buranın ören yeri olması için bakanlığımıza gerekli başvurularımızı yapacağız ve sonrasında alanında uzman kişilerce proje geliştireceğiz. Proje onaylandıktan sonra buranın üst örtüsünü yapıp hızlı bir şekilde ziyaretçiye açalım istiyoruz" ifadelerini kullandı. Erpek: "Villayı inşa ettiren kişinin Hyakinthos olduğunu biliyoruz" Bu yılki kazılarda mezarlarla karşılaştıklarını kaydeden Kazı Başkanı Can Erpek ise; "2021 yılından itibaren Örenşehir’deki kazı çalışmalarımızı devam ettiriyoruz. Bu güne kadar yaklaşık 3 dönüm üzerindeki bir alanı ortaya çıkarttık ve bunun 600 metrekare alanı da mozaik zemine sahip. Yapının ilk inşa evresi 3., 4. yüzyıllar olduğunu düşünüyoruz. Bu seneki çalışmalarımızı yapının hem güneyinde hem de doğusunda yoğunlaştırdık. Daha öncesinde 2 avlulu olabileceğini düşünüyorduk ve bu seneki çalışmalarımızla birlikte ikinci avlunun da olduğunu gördük. Hemen yan yapıdaki koridorlarda mozaiklerle karşılaşmış durumdayız. Ayrıca kazdığımız alanda mezarların da var olduğunu gördük. Bu mezarların bir tanesi 11. yüzyıla tarihleniyor, içerisinde çıkan sikke aracılığıyla. Konutu baz aldığımızda 3., 4. yüzyıldan 11. yüzyıla kadar kullanılmış olan bir konuttan bahsediyoruz. Çalışmalarımız hem sahada hem laboratuvarda devam ediyor" diye konuştu. Kazı çalışmasında bulunan bir yapıda Hyakinthos isminin tespit edildiğini de dile getiren Erpek, "Burada bizim dört tane yazıtımız var. Bunlardan bir tanesi Latince diğer üç tanesi Yunanca olan yazıtlar. Villayı inşa ettiren kişinin Hyakinthos olduğunu biliyoruz ve önünde dönemin önemli unvanlarından bir tanesi geçiyor. Yani bu Bizans, Roma ve Bizans İmparatorluklarında üst düzey yöneticilere verilen bir unvan. Bu nedenle de yaptıran kişinin de İmparatorluktaki üst düzey yöneticilerinden bir tanesi olduğunu öngörüyoruz" diye konuştu.
Hülya Koçyiğit’ten yapay zeka yorumu: "Bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü"
23 Eylül 2025 Salı - 11:32 Hülya Koçyiğit’ten yapay zeka yorumu: "Bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü" Uluslararası Darıca Kısa Film Yarışması’nın Jüri Başkanı Hülya Koçyiğit, "Aile ve Yapay Zeka" temalı filmler için, "Evet, temamız yapay zeka. Fakat izlediklerimiz biraz bizi ürpertti. Eyvah, yapay zeka bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü" değerlendirmesinde bulundu. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven ise Darıca’daki festivalin şehre yeni bir kimlik kazandırdığını vurgulayarak, "Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk" dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün desteği, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ortaklığı ve Darıca Belediyesi işbirliğiyle Darıca Kaymakamlığı tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Darıca Kısa Film Yarışması, sinema dünyasının önemli isimlerini ve genç yetenekleri bir araya getirdi. "2025 Aile Yılı" kapsamında "Aile ve Yapay Zeka" temasıyla düzenlenen yarışma, teknolojinin aile ilişkileri üzerindeki etkisini sinema diliyle mercek altına alırken, geleneksel aile değerleri ile geleceğin teknolojik dünyası arasındaki dengeyi sorguladı. Jüri başkanlığını üstlenen Türk sinemasının efsane ismi Hülya Koçyiğit, tören öncesinde genç sinemacılarla bir söyleşi gerçekleştirerek tecrübelerini paylaştı. Törene, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Samiye Korkmaz da katıldı. "Muhteşem bir aileyiz" Törende konuşan Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, kurumlar arası işbirliğinin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Yeni dönem kaymakamımız Yaşar Bey’e de bu projeyi sahiplenmesi, bu konuya, konunun üzerine daha daha üzerine düşüp, daha da güçlenerek yolumuza devam etme noktasında birlikte hareket ettiğimiz için çok teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Bakanlığımız, hayırseverlerimiz, iş adamlarımız, belediyemiz, kaymakamımız, aslında baktığımız zaman koskocaman, muhteşem bir aileyiz. Birlikte olunca, güçlerimizi de birleştirince Darıca’mız adına, sanatın adına, sinemanın adına güzel işler ortaya çıkıyor. Biz inanıyoruz ki bunun daha daha kar topu misali büyüyerek devam edeceğine, hele hele bizim Birol Güven gibi bir mihmandarımız olduğu sürece Allah’ın izniyle sırtımız da yere gelmez. Bunu da biliyoruz. Ben katılan tüm yarışmacılara tekrardan başarılar diliyorum" "Zaman değişti, çağ değişti, teknoloji değişti" Darıca Kaymakamı Yaşar Sönmez, sanatın toplumsal bir hizmet olduğunu vurgulayarak, "Bizleri biz yapan, insanı insan yapan, değerler var, özellikler var, ihtiyaçlar var. Bunlardan birisi de tabii ki ürettiği değerleri paylaşmak. Tarihimizde malum orta oyunlarımız vardı, Hacivat Karagöz’ümüz vardı. Zaman değişti, çağ değişti, teknoloji değişti, sinemalarımız oldu. Açık havalarda ilçelerimizde, illerimizde izledik. Şimdi filmlerimiz var, sinema filmlerimiz var. Pandemiden sonra daha da yoğunlaştık, daha yoğun izlemeye çalıştık, daha fazla izliyoruz, daha fazla ihtiyaç duyuyoruz. Elbette ki bu alanda da birilerinin bu ihtiyacı gidermesi gerekiyor. Bu da bir yönüyle topluma hizmet. Biz kamu yönüyle nasıl vatandaşlarımıza hizmet ediyor, onların bir takım ihtiyaçlarını gideriyor isek, bu alanda bizlere film üreten, bu sektörde çalışan, emek verenler de toplumumuzun bir başka ihtiyacını gidermek suretiyle hizmet ediyorlar. Onlara teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Toronto’da, Venedik’te, Los Angeles’ta Gazze sinemacıları konuşuluyor" Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü, yapımcı ve senarist Birol Güven, Darıcalı olmaktan gurur duyduğunu belirterek başladığı konuşmasında, Gazze’deki trajediye dikkat çekti. Güven, "Gazze’deki büyük soykırımı, trajediyi dünyaya duyuran genç sinemacıları alkışlıyoruz. Toronto’da, Venedik’te, Los Angeles’ta Gazze sinemacıları konuşuluyor" diye konuştu. "Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk" Darıca’nın bir süredir sinema ile anıldığını ifade eden Güven, bundan da mutluluk duyduğunu kaydetti. Güven, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hayvanat bahçesinin yanına sinemayı da koyduk. Bunda sizin (Hülya Koçyiğit) çok büyük bir payınız var. Jüri başkanı olmanız medyada çok yer bulmamıza neden oldu ve Darıca ile sinema yan yana geldi. Jüri üyesi arkadaşlarıma çok teşekkür ederim, sağ olun. Şimdi yalnız bir eleştirim var. Kendim de dahil bu eleştiriyi koyuyorum. Sayın Belediye Başkanım, Sayın Kaymakamım, Darıca sinema ile anılıyor ama Darıca’da bir sinema salonu yok. Dünyanın ilk uluslararası kısa film festivalini yapan ama sineması olmayan bir şehiriz. Başka yoktur diye düşünüyorum. İnşallah Sayın Başkanım, Sayın Kaymakamım, lütfen artık bizim bir sinema salonumuz olsun. Çünkü biz gençlerimizi, çocuklarımızı beyaz perdeyle tanıştırmak zorundayız. Yoksa çocuklarımızı dijital platformlara kaptırırız" "İzlediklerimiz biraz bizi ürpertti" Jüri Başkanı Hülya Koçyiğit ise yarışmaya katılan filmlerin kalitesine ve temasının düşündürücülüğüne değinerek şöyle konuştu: "Pırıl pırıl zekada, pırıl pırıl gençler yetişiyor. Buna vesile olduğunuz için teşekkür ediyorum. Daha nice yıllar devam etmesini diliyorum bu güzel festivalin. Evet, temamız yapay zeka. Fakat izlediklerimiz biraz bizi ürpertti. Eyvah, yapay zeka bu haliyle kullanılırsa korkutucu, üzücü. İçlerinde bazı filmler içimizi çok acıttı, burktu. İnsan tarafımıza dokundu çünkü. Ama her biri bir emek. Onlarca insanın emeği var ve içinde de ’Ben geliyorum, ben sinemacıyım’ dedirten zekalarla karşılaştık. Katılanların hepsine başarılar diliyorum. Kazananları da şimdiden kutluyorum" Ödüller sahiplerini buldu Sinema sektörüne genç yetenekler kazandırmayı ve kısa filmcilere destek olmayı amaçlayan yarışmada toplam 400 bin TL para ödülü dağıtıldı. Gecede birincilik ödülünü Ahmet Sami Kuriş’in yönettiği "ANN-E" filmi, ikincilik ödülünü Elif Örüm’ün yönettiği "Anne Seni Annemle Tanıştırayım mı?" , üçüncülük ödülünü ise Serdal Altun’un yönettiği "Yankı" aldı. Zafer Geyikçi’nin yönettiği "Gece Modu" filmi ile Canberk Seçal’ın yönettiği "Aile" filmi ise mansiyon ödülüne layık görüldü. 2025 Aile Yılı Özel Ödülü de "Masadan Kalkanlar" filmiyle Deniz Duygu Karataş’a verildi. Tören, ödüllerin takdim edilmesi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
’Güneş Hadisesini’ izlemek için Siirt’e akın ettiler
23 Eylül 2025 Salı - 11:04 ’Güneş Hadisesini’ izlemek için Siirt’e akın ettiler Siirt’in Tillo ilçesinde her yıl ekinoks döneminde gerçekleşen ışık hadisesi bu yıl da yoğun katılımla izlendi. Siirt’in Tillo ilçesinde gerçekleşen ışık hadisesi, bu yıl da yoğun katılımla gerçekleşti. Güneşin doğuşuyla birlikte saat 06.22’de yaşanan olayda, İsmail Fakirullah Hazretleri’nin türbesinin penceresinden süzülen güneş ışıkları, başucunu aydınlattı. Her yıl ekinoks döneminde tekrarlanan bu özel olay için sabahın erken saatlerinde ilçeye gelen yüzlerce vatandaş, ışık hadisesini tekbirler ve salavatlar getirerek izledi. Programda konuşan Siirt Valisi Dr. Kemal Kızılkaya, Tillo’nun tarih boyunca önemli bir medeniyet merkezi olduğunu vurgulayarak, "Tillo yalnızca doğal güzellikleriyle değil, ilmi ve manevi derinliğiyle de tarih boyunca önemli bir kültür ve medeniyet merkezi olmuştur. İbrahim Hakkı Hazretlerinin, hocası İsmail Fakirullah Hazretleri’ne olan vefa borcunu ödemek için inşa ettiği bu muhteşem ışık düzeneği sadece bir mühendislik harikası değil, aynı zamanda bir sadakat ve aşkın nişanesidir" dedi. Etkinliği izlemek için farklı şehirlerden gelen vatandaşlar da duygu ve düşüncelerini paylaştı. Samsun’dan gelen Serkan Güneş, "Bu maneviyatı, bu ışık hadisesini, sabahın ilk güneşin doğmasını, İsmail Fakirullah Hazretleri’nin hocasına yaptığı o güzel maneviyatı yaşamaya geldik. Çok başka bir duygu, buradaki ortamı herkese tavsiye ederim" diye konuştu. İlk kez bu duruma şahit olduğunu belirten Saliha Ertek ise "Bu maneviyatı görmek beni çok mutlu etti. İlk defa göreceğim. Çok heyecanlıyım, ilk defa güneş hadisesini göreceğim" şeklinde konuştu. Gaziantep’ten gelen Arzu Tan da "Buraya gelirken böylesine bir maneviyat ve duygu içinde olacağımı tahmin etmemiştim. Çünkü halen hislerimi ifade etmekte çok güçlük çekiyorum. Hocasına olan edebi, o ışığın nur olarak benliğine yansıyıp tekrardan benliğinden çekilmesi bizim kendi hayatımızı, ruhumuzu ifade ediyor. Allah’ın bize verdiği nuru verip tekrardan nuru aldıktan sonra bedenimiz bir ceset şekline dönüşüyor. Bunu algıladım. Kabe’de de zaten o beyaz kefenle dolaşımımızla ölüm ve yaşam arasındaki farkı buradaki doğa olayıyla da hissettim. Ne büyük bir alimmiş ki düşünemiyorum. Allah gençlerimize de bu alimliği, bu bilgeliği nasip etsin. Bu hayayı, bu edebi nasip etsin inşallah’’ dedi. Programın ardından vatandaşlar, türbeyi ziyaret ederek dua etti.
Ataşehir’de 5. Uluslararası İstanbul Akerdeon Festivali başlıyor
23 Eylül 2025 Salı - 10:44 Ataşehir’de 5. Uluslararası İstanbul Akerdeon Festivali başlıyor Ataşehir Belediyesi, müzikseverleri unutulmaz bir sanat deneyimine davet ediyor. 5. Uluslararası İstanbul Akordeon Festivali, 26-27 Eylül tarihlerinde Kayışdağı Zeynel Özdemir 80. Yıl Cumhuriyet Parkı’nda gerçekleştirilecek. Ataşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, 26-27 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan 5. Uluslararası İstanbul Akordeon Festivali, dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılarla müzikseverleri bir araya getiriyor. Dünya genelinde kültürlerarası müzikal bir köprü kuran akordeonun en geniş kapsamlı etkinliklerinden biri olan ve kültürlerarası zenginliğini vurgulayan festivalde; konserler, dans gösterileri ve özel orkestral performanslar yer alacak. Kayışdağı Zeynel Özdemir 80. Yıl Cumhuriyet Parkı’nda gerçekleşecek ücretsiz etkinlikler, farklı coğrafyalardan müzikal tınıları Ataşehir’e taşıyarak katılımcılara unutulmaz sonbahar akşamları yaşatacak. Ataşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde, Akordeon ve Körüklü Çalgılar Eğitim ve Uygulama Çalışmaları Derneği (AKORDER), İstanbul Okan Üniversitesi, Gönüllü Hizmet Vakfı ve Dünya Akordeon Konfederasyonu iş birliğiyle düzenlenen festival, Türkiye’nin yanı sıra Avrupa ve Kafkasya’dan birçok usta akordeon sanatçısını ağırlayacak. İki gün boyunca dolu dolu bir program izleyicileri bekliyor Festivalin ilk etkinliği, 26 Eylül Cuma saat 19.30’da, ’Akordeon ve Kültürlerarasılık’ temasıyla başlayacak. Kafe Türk’te Toy adlı özel gösteriyle açılacak etkinlikte, farklı kültürlere ait danslar, akordeon ailesinden çeşitli çalgılar ve yerli-yabancı solistlerin sahne performansları izleyicilere sunulacak. Gecenin finalinde Etnogram / İstanbul Körüklü Çalgılar Topluluğu, müzikseverlere coşku dolu anlar yaşatacak. 27 Eylül Cumartesi saat 19.30’da ise festivalin en özel anlarından biri yaşanacak. Ataşehir Belediyesi Oda Orkestrası, festival için özel olarak oluşturulan ’Maestrolar Ortak Konseri’ ile sahne alacak. Festival, uluslararası solistlerden büyüleyici performanslara sahne olacak Bu konserde solist olarak yurt dışından gelen sanatçılar; Aleksandar Marinov (Bulgaristan), Anne-Mari Kanniainen (Finlandiya), Gonçalo Pescada (Portekiz), Jean Baptiste Baudin (Fransa), Petr Vacek (Çekya), Stefan Dimitrijevi (Sırbistan), Subhan Köçerli (Azerbaycan) ve Vaniano Khachidze (Gürcistan) sahne alacak. Maestrolara aynı zamanda 75. CMA Dünya Akordeon Yarışması Türkiye finalistleri ve Aydın Yavaş Orkestrası ve öğrenciler eşlik edecek. Dünyanın dört bir yanından gelen sanatçılarla, farklı kültürleri ve müzikal renkleri bir araya getiren bu festival, Ataşehir’i adeta bir müzik şölenine dönüştürecek. Akordeonun hüzünlü ezgilerinden kıpır kıpır dans ritimlerine kadar her tını, bu özel etkinlikte yer bulacak. Müziğin birleştirici gücüne tanıklık etmek isteyen tüm sanatseverler, 26-27 Eylül tarihlerinde Kayışdağı Zeynel Özdemir 80. Yıl Cumhuriyet Parkı’nda buluşmaya davetli. 5. Uluslararası İstanbul Akordeon Festivali Programı şöyle: 26 Eylül Cuma günü 19.30’da Kafe Türk’te Toy Konseri, Akordeon ve Kültürlerarasılık / Akordeon ve Dans, Akordeon Ailesinden Çalgılar ve Bu Kültür Coğrafyalarının Dansları, Festival Solistleri, Etnogram / İstanbul Körüklü Çalgılar Topluluğu. 27 Eylül Cumartesi günü 19.30’da Ataşehir Belediyesi Oda Orkestrası & Maestrolar Ortak Konseri, solistler: Aleksandar Marinov / Bulgaristan, Anne-Mari Kanniainen / Finlandiya, Gonçalo Pescada / Portekiz, Jean Baptiste Baudin / Fransa, Petr Vacek / Çekya, Stefan Dimitrijevi / Sırbistan, Subhan Köçerli / Azerbaycan, Vaniano Khachidze / Gürcistan. Katılımcılar, 75. CMA Dünya Akordeon Yarışması Türkiye Finalistleri, Aydın Yavaş Orkestrası & Öğrencileri.
Türkiye’nin en başarılı atları Menemen’de yarışacak
23 Eylül 2025 Salı - 10:38 Türkiye’nin en başarılı atları Menemen’de yarışacak Menemen Belediyesi tarafından geleneksel hale getirilen rahvan at yarışları, bu yıl da Türkiye’nin en başarılı rahvan atlarını aynı pistte buluşturacak. Heyecan ve coşkunun bir arada yaşandığı 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları, 28 Eylül Pazar günü, Seyrek Arena’da gerçekleştirilecek. Mayıs ayından beri her ay gerçekleşen açılışlarla ve biri uluslararası olmak üzere üç festivalle tüm dikkatleri üzerine çeken Menemen Belediyesi, büyük bir etkinliğe daha imza atmaya hazırlanıyor. Türkiye’nin en seçkin rahvan atları, Menemen’de kupa için yarışacak. Menemen Belediyesi’nin geleneksel olarak düzenlediği rahvan at yarışları, yaklaşık 200 atın ve binicisinin kıyasıya mücadelesine sahne olacak. 28 Eylül Pazar günü saat 11.00 itibariyle başlayacak yarışlar, tam 13 farklı kategoride gerçekleştirilecek. Ücretsiz servis imkanı Öte yandan Menemen Belediyesi, 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları’nı izlemek isteyen ve toplu taşımayı kullanacak olan vatandaşları da unutmadı. Bu kapsamda Menemen İZBAN İstasyonu, Kubilay İlkokulu önü ve tüm belde merkezlerinden saat başı ring seferler düzenlenecek. "Kültürümüzü geleceğe taşıyoruz" Menemen 11. Geleneksel Rahvan At Yarışları’na vatandaşları davet eden Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, "Tarih boyu at üstünde büyük zaferler kazanan, uzun göçler gerçekleştiren ve atı ilk evcilleştiren millet olma özelliğini taşıyan milletimizin bu kıymetli geleneğini geleceğe taşımak ve yeni nesillere aktarabilmek çok önemli. Biz de bu kapsamda düzenlediğimiz rahvan at yarışlarımızla, hem atçılık geleneğinin sürdürülmesi hem de kent hayatı içindeki evlatlarımızın atı tanıyıp sevmesini sağlamaya çalışıyoruz. Bu Pazar günü, hayvan sevgisinin, yarış heyecanının, dostluğun ve birlikte olmanın keyfini yaşamak adına tüm hemşehrilerimizi rahvan at yarışlarına bekliyoruz." dedi.
Bingöl’de ’Bir Anadolu Şenliği’ coşkusu sürüyor
23 Eylül 2025 Salı - 10:25 Bingöl’de ’Bir Anadolu Şenliği’ coşkusu sürüyor Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın, Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hayata geçirilen "Bir Anadolu Şenliği", Bingöl’de dördüncü gününde de coşkuyla devam etti. Bingöl Belediye Otopark Alanı’nda düzenlenen etkinlikte ilk olarak Gönülden Türküler solistleri Yeşim Köksal ve Bilal Samancı sahne alarak yöreye ait eserlerle Bingöllülere keyifli anlar yaşattı. Ardından sahne alan sanatçı Maral, seslendirdiği türkülerle büyük alkış topladı. Konserin sonunda halaylar eşliğinde sahne alan Maral, izleyenlere unutulmaz bir gece yaşattı. Konserinin bir bölümünde Filistin atkısı takarak İsrail’in saldırılarına tepki gösteren Maral, "Bir yanımız bahar bahçe, bir yanımızda da acı var. Filistin’de kardeşlerimiz zulüm görüyor. Allah nasip ederse bu kavga bitene, bu zulüm son bulana kadar Filistinli kardeşlerimizin yanındayız. Sözümüz söz olsun" ifadelerini kullandı. Şenlik kapsamında Kentpark Uydukent’te kurulan Çocuk Köyü’nde minikler için çeşitli etkinlikler düzenlendi. Gezici Kütüphane, çocuklara kitap sevgisini aşılayarak hayal dünyalarını zenginleştirirken, oyun ve atölye alanlarında çocuklar doyasıya eğlendi. Bingöllüler ayrıca, Çanakkale Savaşları’na ait özgün materyallerin sergilendiği, video gösterimleri ve savaş objeleriyle desteklenen Çanakkale Savaşları Mobil Müzesini ziyaret ederek tarihi yolculuğa çıktı.
Denizli’de unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar Ahilik Haftasında tanıtıldı
23 Eylül 2025 Salı - 10:07 Denizli’de unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar Ahilik Haftasında tanıtıldı DENİZLİ (İHA) – Denizli’de yüzyıllardır toplumsal hayatın omurgasını oluşturan Ahilik kültürü ve unutulmaya yüz tutmuş zanaatlar genç nesillere tanıtıldı. Denizli’de yüzyıllardır toplumsal yaşamın temel değerlerinden biri olan Ahilik kültürü, 38. Ahilik Haftası etkinlikleriyle bir kez daha yaşatıldı. Bayramyeri Meydanında gerçekleştirilen etkinlikte tahta kaşık, tel kırma, cura yapımı, bakırcılık, bıçakçılık, sipsi yapımı, körüklü çizme, cam, sepet örücülüğü, kemik tarak, çömlekçilik ve keçecilik gibi unutulmaya yüz tutmuş pek çok geleneksel zanaat ustaları tarafından tanıtıldı. Ziyaretçiler, ustaların el emeği göz nuru eserlerini yakından görme ve zanaatkârlarla sohbet etme imkânı buldu. Ahilik Haftası kutlama programına Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Denizli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları (DESOB) Başkanı Mehmet Ali Erbeği ve sayıda vatandaş katıldı. Ahilik Teşkilatının 13. yüzyıla dayanan ve asırlardır varlığını sürdüren yapısıyla toplumun ekonomik, dini, ahlaki ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden DESOB Başkanı Mehmet Ali Erbeği, Ahilik teşkilatının ilim, ahlak ve sanatı birleştirerek insanı merkeze aldığını belirterek; "Ahiliğin sunduğu ilkeler, kaliteli üretimden sosyal güvenliğe, işçi-işveren ilişkilerinden eğitime kadar birçok alanda bugün de işletmelere ışık tutacak çağdaş nitelikler taşımaktadır. Esnaf ve sanatkârlarımızın ahilik kültüründen miras kalan dürüstlük, güvenilirlik, hak ve hukuka riayet, meslek ahlakına saygı, cömertlik ve güler yüzlülüğü yaşatmaları; yüksek ticaret ahlakı ve çalışma disiplininin devamı açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. Kutlama programında zanaatkârın stantlarını gecen protokol üyeleri, demir dövdü, çoban kepeneği giydi ve çömlek yapımını izledi. Etkinlik kapsamında Kaleiçi Çarşısında açılan "Emek ve Alın Teri" sergisinde, Denizli’nin çarşı kültürü ve zanaatkârların emek dolu hikâyeleri ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.
Terzilikte çırak yetişmiyor, meslek yok olma tehlikesinde
23 Eylül 2025 Salı - 10:07 Terzilikte çırak yetişmiyor, meslek yok olma tehlikesinde Samsun’un İlkadım ilçesinde 40 yılı aşkın süredir terzilik yapan Ünal Karadenizli, bir zamanların altın bileziği olan mesleğin günümüzde unutulmaya yüz tuttuğunu belirterek, "Artık gençler zanaata yönelmiyor, terzilik lüks meslek haline geliyor" dedi. Çocukluk yıllarında babasına yemek götürüp getirerek mesleğe aşina olduğunu söyleyen Karadenizli, yaz tatilleri ve hafta sonlarında çalışarak terziliği öğrendiğini ifade etti. Karadenizli, "Çocukluğumda sadece Samsun’da 500’ün üzerinde terzi vardı. Bugün bu sayıya ulaşmak zor. Eleman yetişmiyor, çalışacak kimse yok" diye konuştu. "Gençler kestirme yol arıyor" Gençlerin zanaat öğrenmeye ilgisiz olduğunu vurgulayan Karadenizli, "Biz küçük yaşta çalışarak öğrendik. Şimdiki gençler ise hemen para kazanmanın peşinde, kestirme yollar arıyor. Zanaat öğreneyim diyen genç kalmadı" ifadelerini kullandı. Türkiye’de el emeğinin hak ettiği değeri görmediğini söyleyen Karadenizli, "Yurt dışında zanaat çok değerli, özel dikim büyük önem taşıyor. Türkiye’de ise sadece İstanbul gibi büyük şehirlerde bunun değeri anlaşılıyor. İyi kumaş ve iyi dikişi insanların yüzde 10’u anlar" dedi. "Terzilik artık lüks olacak" Mesleğin geleceğine dair öngörülerini de paylaşan Karadenizli, "Bu iş bundan sonra lüks olur. Belki biz göremeyiz ama ileride sadece zenginler özel dikim terziye gidecek. Çünkü makineleşme ve seri üretim el işçiliğini geri plana itiyor. Hal böyle olunca yaptığımız işin değeri artacaktır. En genç terzinin 40 yaşında olduğu bir dönemdeyiz" şeklinde konuştu.