KÜLTÜR SANAT
05 Şubat 2026 Perşembe - 16:57 Kemer’in ilk köy kütüğü kitabı dijital ortama aktarılıyor Kemer Belediyesi Kültür Evi Sorumlusu Yerel Tarihçi Ramazan Kar, elinde bulundurduğu Kemer’in ilk köy kütüğü kitabını gelecek nesillere bırakabilmek amacıyla dijital ortama aktarıyor. Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu’nun girişimleriyle ve Ramazan Kar’ın destekleriyle Liman Caddesi’nde Kemer turizmine kazandırılan Kemer Belediyesi Kültür Evi’nde sergilenen onlarca değerli belgeler arasında Kemer’in ilk köy kütüğü kitabı da yer alıyor. Kemer’in belleğini muhafaza eden ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarına ara vermeden devam eden Kültür Evi Sorumlusu Yerel Tarihçi Kar, 1900’lü yılların başından 1986 yılına kadar yaşayan insanların belgelerini dijital ortama aktarıyor. Kemer Belediyesi Kültür Evi Sorumlusu Yerel Tarihçi Ramazan Kar yaptığı açıklamada, "Elimizdeki defter, Kemer’in ilk yerleşime açıldığı 1900’lü yılların başından 1986 yılında Kemer’in belde olduğu güne kadar yaşayan insanların bilgilerini taşıyor. Köy kütüğü kitabında, ilk muhtarlık döneminden itibaren Kemer’deki yerel halk, göçüp gelen yörükler, kimin kimle ne zaman evlendiği, kaç çocuğu olduğu, nereden geldikleri, insanların hangi yıl vefat ettiği gibi tüm veriler yer alıyor. Kemer 1986 yılında köy vasfını yitiriyor ve belde oluyor. Ondan sonra nüfus müdürlükleri geliyor. Kayıtları muhtarlık değil nüfus tutmaya başlıyor. Kitapta yazan her şey Türkçe. Gelecek nesillere Kemer’in geçmişini bırakabilmek için kitabı dijital ortama aktarmaya başladık. Bu bilgileri korumak istiyoruz" dedi. Öte yandan Kar, köy kütüğü kitabından faydalanmak isteyen vatandaşların Kemer Belediyesi Kültür Evi’ni ziyaret edebileceklerini söyledi.
Dünyada eşi benzeri bulunmayan motifler takılarda yaşayacak
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:03 Dünyada eşi benzeri bulunmayan motifler takılarda yaşayacak Anadolu’nun önemli mimari yapılarından Divriği Ulu Camisi’nin motifleri, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü tarafından takılara işlenerek geleceğe aktarılıyor. UNESCO tarafından Türkiye’de koruma altına alınan ilk kültürel miras olan Sivas’ta Divriği Ulu Camisi’nin üzerindeki motifler 8 asırlık yapının yanı sıra Sivas takılarında da yaşatılacak. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü tarafından eşi benzeri bulunmayan bu motifler, "Bozkırda yükselen tarih Divriği Ulu Cami" adlı projeyle hem belgeleniyor hem de geniş kesimlere yayılarak geleceğe taşınıyor. Proje kapsamında caminin tarihçesi, kimler tarafından yapıldığı, motiflerin anlamları ve çeşitleri araştırıldı. Yapılan çalışmaların ardından motifler, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü bünyesinde vektörel olarak çizildi. Çizimler kuyumculuk atölyesi başta olmak üzere çeşitli atölyelere verilerek; küpe, broş, kolye ve benzeri takılar haline getirildi. Camide yer alan sekiz köşeli yıldız, hayat ağacı ve diğer motifler, anlamlarına uygun şekilde farklı tarzlarda aksesuarlara dönüştürüldü. Ortaya çıkan ürünler, Sivas Olgunlaşma Enstitüsü ve Kültür-Sanat Merkezi bünyesindeki satış ofisinde ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Burada vatandaşlar hazır ürünlerden alabilirken, kendi isteklerine göre sipariş de oluşturabiliyor. 8 asırlık motifler takılarda yaşayacak Sivas Olgunlaşma Enstitüsü Halk Bilimi usta öğreticisi Didem Gülle önemli bir kültür hizmeti olan projeleriyle ilgili yaptığı açıklamada, "Divriği Ulu Cami üzerindeki motiflerin belgelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması için biz böyle bir proje yaptık. Projemizin ismi bozkırda yükselen tarih Divriği Ulu Cami’ydi zaten. Proje kapsamında ilk olarak Divriği Ulu Cami hakkında veriler elde ettik. Divriği Ulu Camisi’nin tarihçesi, kimler tarafından yapıldığı, hangi motiflerin bulunduğu, motiflerin anlamları gibi şeyler araştırıldı. Daha sonra bunların vektörel çizimleri yapıldı. Vektörel çizimleri yapılan ürünler çeşitli atölyelere verilerek ürün haline getirildi. Kuyumculuk atölyesi bu atölyelerden bir tanesi. Anlamına uygun olarak Divriği Ulu Cami üzerinde bulunan sekiz köşeli yıldızı, hayat ağacı, bu gibi motifler kullanılarak çeşitli tarzda aksesuarlara dönüştürüldü. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü ve bize bağlı olarak çalışan Kültür ve Sanat Merkezi’mizde bulunan satış ofisinde de bu ürünlerimizin satışı yapılmaktadır. Burada ziyaretçilerimizi ağırlayarak tercih ettikleri ürün yapılmaktadır. Aynı zamanda beğenilerine göre sipariş de oluşturulabilmektedir. Divriği Ulu Cami üzerindeki motiflerin böyle takılara nakşedilmesi görenlerin beğenisini kazanıyor. İnsanlar bunları alıp üzerinde taşımak, kullanmak, hediye etmek için rağbet gösteriyor. Takılarımızın yapılması büyüklüğüne ve küçüklüğüne kullanılan malzemeye göre değişebilmektedir" dedi. Motiflerin dünyada eşi benzeri bulunmuyor Divriği ilçesinde 8 asır önce inşa edilen yapı, Anadolu Selçukluları’nın bitişik nizamda yapılan ve bir kadın ve bir erkek tarafından inşa ettirilen tek yapı. UNESCO tarafından Türkiye’de koruma altına alınan ilk eser olan Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, eşsiz mimari özelliklerine rağmen baş mimarının yaptığı tek eser olarak biliniyor. Baş mimar Muğis oğlu Ahlatlı Hürrem Şah’ın öncesinde ve sonrasında başka bir eseri bulunmuyor. İlk tecrübede ortaya çıkartılan ve aradan geçen 8 asıra rağmen benzeri dahi yapılamayan caminin gizemi çözülemiyor. Eserin en dikkat çekici özelliği ise üzerinde bulunan 10 binden fazla motifin hiçbirinin diğerine benzememesi ve hepsinin bilindik tekniklere aykırı olarak asimetrik olması.
En kaliteli üzümler Osmangazi’de yarıştı
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:00 En kaliteli üzümler Osmangazi’de yarıştı Osmangazi Belediyesi, ilçede yetişen bir birinden değerli tarım ürünlerine değer katmak için festivaller düzenliyor. Türkiye’nin en kaliteli ve lezzetli üzümlerinin yetiştirildiği Osmangazi ilçesine bağlı Karabalçık Mahallesi’nde Osmangazi Belediyesi tarafından üzüm festivali düzenlendi. Türkiye’nin en kaliteli üzümleri yetiştiren Karabalçık Mahallesi’nde Osmangazi Belediyesi, tarafından üzüm festivalinin bir yenisi gerçekleşti. Karabalçık Mahallesi’nde üreticiler tarafından yetiştirilen birbirinden lezzetli çeşit çeşit üzümler dereceye girmek için yarıştı. Alphonse, Red Globe, Ata Sarısı ve İtalyan, cinsinde üzümlerin ayrı ayrı kategorilerde yarıştığı festivalde birinciye 7 bin lira, ikinciye 5 bin lira üçüncüye ise 3 bin lira para ödülü verildi. Karabalçık Mahallesi’nde bu yıl 11’incisi düzenlenen üzüm festivalinde kurulan oyun alanlarında çocuklar oyunlar oynayarak keyifli vakit geçirdi. Osmangazi Halk Dansları Topluluğu ekipleri yaptığı gösteriler ile festivale renk katarken, Sanatçı Pınar Kömürcüoğlu, verdiği konserle festivale katılanlara unutulmaz anlar yaşattı. Düzenlenen festivale Osmangazi Belediye Başkan Vekili Halil Aktaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Yücel Akbulut, Osmangazi Belediye Başkan Yardımcıları Mutlu Esendemir, Mücahit Yıldızhan ve Fatih Vardar, meclis üyeleri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Renkli görüntülere sahne olan festivale katılanlar eğlence dolu bir gün geçirdi. Türkiye’nin en kaliteli üzümleri osmangazi’de yetişiyor Üzüm Festivalinin bu yıl 11’incisini düzenlediklerini ifade eden Osmangazi Belediye Başkan Vekili Halil Aktaş, "Üzümlerimizin bereketi bol, kazancı yüksek olsun, Türkiye’nin en kaliteli ve lezzetli üzümleri Osmangazi İlçesi sınırları içinde yetişiyor. Osmangazi Belediyesi, olarak düzenlediğimiz festivallerle ürünlerimize değer katmaya çalışıyoruz" dedi. Özveriyle bağlarını işleyen çiftçilerimize gönülden teşekkür ettiğini belirten Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Yücel Akbulut, "Başta Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın, olmak üzere bu güzel etkinliği düzenleyen katkı sağlayan tüm kurum ve gönüllülere tebrik ediyoruz" şeklinde konuştu.
Restorasyonu tamamlanan tarihi Sarıhacılar Camisi emanet eserlerini bekliyor
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:55 Restorasyonu tamamlanan tarihi Sarıhacılar Camisi emanet eserlerini bekliyor Antalya’nın 800 yıllık geçmişe sahip Sarıhacılar köyü, tarihi camisiyle bölgenin en önemli değerlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sanat tarihçileri tarafından yaklaşık 600 yıllık olduğu değerlendirilen cami, 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde restorasyona alındı. Pandemi nedeniyle zaman zaman aksayan çalışmalar 2022 yılının sonunda tamamlandı ve cami yeniden ibadete açıldı. Ancak restorasyon öncesi Side Müze Müdürlüğü ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından emanet alınan teberrukat eşyaları, aradan geçen üç yıla rağmen hala camiye iade edilmedi. Restorasyon sürecinde, camide bulunan Sakal-ı Şerif, sancak, Kabe örtüsü ve diğer teberrukat eşyaları muhafaza edilmek üzere ilgili kurumlara teslim edildi. Ancak aradan üç yıl geçmesine rağmen bu eserlerin büyük bölümü hâlâ camiye iade edilmedi. Sadece Sakal-ı Şerif bir süre önce geri getirildi. Köy halkı, bu süreçte birçok girişimde bulundu. Antalya Valisi Hulusi Şahin, 20 Mart 2025’te köye gelerek meseleyi yerinde inceledi. Vali Şahin, sancak ve Kabe örtüsünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, ancak diğer eserlerin camiye iadesinin önünde hiçbir engel bulunmadığını ifade ederek, sürecin hızlandırılacağını söyledi. Köylüler, "Restorasyon tamamlandı, imamımız atandı ama camimiz hala bomboş. Atalarımızın emaneti olan bu kıymetli eşyaların geri verilmesini istiyoruz" dedi. Sarıhacılar Köyü Kültür ve Turizm Dayanışma Derneği İstanbul Şube Başkanı Mehmet Orhan Can, yalnızca Müftülük tarafından teslim alınan Sakal-ı Şerif’in camiye geri getirildiğini, sancak ve Kabe örtüsü dışındaki bütün kıymetli eşyaların hala yerini almadığını söyledi. Orhan Can, "Antalya Valimiz Hulusi Şahit 20 Mart 2025’te köyümüze gelerek meseleyle yakından ilgilendi. Valimiz, sancak ve Kabe örtüsünün yeniden değerlendirilmesi gerektiğini, diğer eserlerin ise eserlerin camiye iadesinin önünde hiçbir engel bulunmadığını ifade ederek, sürecin hızlandırılacağını ve camiye iadesinin yapılması için kurumlara talimat verdiğini ifade etti" dedi. Aradan altı ay geçmesine rağmen herhangi bir gelişme yaşanmadığını dile getiren Can, şunları kaydetti: "Valimizin ziyaretinin üzerinden aylar geçti ama eserlerimiz hala camimize iade edilmedi. Akseki Kaymakamlığına defalarca konu hakkında takipçi olmamıza rağmen, bürokratik engellerin aşılamadığı söyleniyor. Elimizde bir imkan yok, bütün ümidimiz yetkililerin bu engelleri kaldırarak eserlerimizi camimize iade etmesidir. Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’dan bu konuda yardım istiyoruz. Sarıhacılar halkı, uzun süredir mahrum kaldıkları tarihi emanetlerin bir an önce camiye kazandırılmasını ve yeniden teşhire açılmasını bekliyor" şeklinde konuştu. Sarıhacılar platformu İzmir sorumlusu Fatma Genç ise "Restorasyonun bitmesinin üzerinden 3 yıl geçti, camimize görevli imam da atandı. Fakat hala teberrukat eşyalarımızı yerine getiremedik. Eşyalar restorasyon sürecinde emanet alınırken geri gelmek şartıyla götürülmüştü. Ama hala dönmedi. Bu durum camiyi ziyarete gelenlerin de tepkisini çekiyor. Camimiz bomboş kaldı, adeta öksüz gibi. Asırlarca bu eserler camimizin sembolüydü. Caminin aydınlatma sistemin ise 1800’lerde bir nevi asansörlü sistemle yapıldığı bilinen ve özellikle tavan ortasındaki kubbede takılı bulunan ve dökümden yapılan sistemde gaz lambası ve mumların istenilen yüksekliğe göre elle ayarlanabilen asansörlü mekanizma ile çalışan avizenin boşluğu bile ziyaretçiler tarafından hemen fark edilmektedir" diye konuştu.
Denizli’de Ahilik Haftası etkinlikleri başladı
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:54 Denizli’de Ahilik Haftası etkinlikleri başladı 38. Ahilik Haftası etkinlikleri Denizli Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) tarafından Atatürk anıtına çelenk sunumu ile başladı. DESOB heyeti çelenk sunumunun ardından Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’u ziyaret etti. 22-28 Eylül tarihleri arasında kutlanan Ahilik Haftası etkinlikleri DESOB tarafından hazırlandı. Etkinlikler DESOB üyelerininin Atatürk anıtına çelenk sunumuyla başladı. Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunmasının ardından DESOB heyeti Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun’u ziyaret etti. Ahilik Teşkilatının 13. yüzyıla dayanan ve asırlardır varlığını sürdüren yapısıyla toplumun ekonomik, dini, ahlaki ve kültürel hayatında önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun, ahiler başta olmak üzere esnaf ve sanatkarların Ahilik Haftasını kutladığını söyledi. Ahilik teşkilatının ilim, ahlak ve sanatı birleştirerek insanı merkeze aldığını vurgulayan Vali Coşkun, "Ahiliğin sunduğu ilkeler, kaliteli üretimden sosyal güvenliğe, işçi-işveren ilişkilerinden eğitime kadar birçok alanda bugün de işletmelere ışık tutacak çağdaş nitelikler taşımaktadır. Esnaf ve sanatkârlarımızın ahilik kültüründen miras kalan dürüstlük, güvenilirlik, hak ve hukuka riayet, meslek ahlakına saygı, cömertlik ve güler yüzlülüğü yaşatmaları; yüksek ticaret ahlakı ve çalışma disiplininin devamı açısından büyük önem taşımaktadır" dedi. "Ahilik, dün olduğu gibi bugün ve yarın da ekonomik gelişmemizin ve toplumsal dayanışmamızın mayası olmaya devam edecektir" Ahiliğin yayılma noktaları arasında Denizli’nin de önemli bir yere sahip olduğunu ifade eden Vali Coşkun, " ’Hak ile sabır dileyip bize gelen bizdendir, akıl ve ahlak ile çalışıp bizi geçen bizdendir’ anlayışıyla şekillenen Ahilik, yüzyıllar önce Ahi Evran’ın Anadolu’ya gelişiyle filizlenmiş; onun Denizli’ye bıraktığı kıymetli mirasla bu topraklarda kök salarak asırlar boyunca ticaretin, dayanışmanın ve güvenin teminatı olmuştur. Ahilik öğretilerinin ilimizde kökleşmesinde, bir süre Denizli’mizde yaşayan Ahi Evran’ın katkıları çok önemlidir. Nitekim Ahi Evran; at eğeri, kolan, kayış, kuskun, ayakkabı, tulum, torba gibi gündelik yaşamda büyük önem taşıyan pek çok ürünün yapımını, ayrıca debbağlık ve deri işleme sanatını öğreterek bölgemizde ahilik anlayışının temellerini atmıştır. Bugün de esnaf ve sanatkârlarımız, babadan dededen gelen usta-çırak geleneğini yaşatarak; dürüstlük, misafirperverlik, yardımlaşma, bereket ve alın teriyle helal kazanma gibi ahilik değerlerini geleceğe taşımaktadır. Ahiliğin ilk yayılma bölgelerinden olan Denizli ve civarı, asırlardır bu irfanı canlı tutmuş; Anadolu’nun üretim ve ticaret hayatında hem ahlak hem de kalite ölçüsünün sembolü olmuştur. İnanıyorum ki ahilik, dün olduğu gibi bugün ve yarın da ekonomik gelişmemizin ve toplumsal dayanışmamızın mayası olmaya devam edecektir. Kadim kültürümüzün mirasçıları olarak bizler de ahiliğin öğretilerini, ticaretten sanata, teknolojiden eğitime her alanda hayatımıza tatbik etmeli ve birlik beraberliğimizin güçlenmesine vesile kılmalıyız. Bu duygu ve düşüncelerle Ahilik Teşkilatı’nın kurucusu Ahi Evran-ı Veli’yi rahmet ve minnetle yâd ediyor, ahiliğin tarihi misyonunu ve mirasını yaşatan tüm esnaf ve sanatkârlarımıza bereketli kazançlar diliyorum" şeklinde konuştu.
Geleneksel lezzetler Misi’de buluştu
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:43 Geleneksel lezzetler Misi’de buluştu Nilüfer Belediyesi’nin geleneksel hale getirdiği Misi Yerel Lezzetler Şenliği, tarihi Misi Mahallesi’nde Bursalıların yoğun ilgisiyle düzenlendi. Kadın derneklerinin yarıştığı yemek yarışması, ünlü şef Tahsin Küçük’ün atölyesi ve Hami Bakan konseriyle renklenen şenlik, Bursa’nın yerel lezzetlerinin ve kültürel değerlerinin en güzel örneklerini sundu. Nilüfer Belediyesi tarafından bu yıl 17’ncisi düzenlenen Misi Yerel Lezzetler Şenliği, Gümüştepe Mahallesi’nin (Misi Köyü) tarihi dokusunda gerçekleştirildi. Çok sayıda Bursalının katıldığı şenlik, yerel lezzetlerin ve kültürel mirasın buluşma noktası oldu. Şenliğe Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcıları, Nilüfer Belediye Meclis Üyeleri, Nilüfer Muhtarlar Derneği Başkanı Recep Bayraktar, Gümüştepe Mahalle Muhtarı Haluk Balta, muhtarlar ile kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri katıldı. "Tarihimize sahip çıkıyoruz" Şenliğin başlangıcı, Nilüfer Roman Orkestrası ve Nilüfer Halk Dansları Topluluğu’nun gösterileri eşliğinde, protokolün katılımıyla düzenlenen coşkulu kortej yürüyüşüyle yapıldı. Misi Meydanı’nda son bulan yürüyüşün ardından açılış konuşmalarına geçildi. Açılışta konuşan Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Serpil Altun, Misi Yerel Lezzetler Şenliği’nin her geçen yıl daha da büyümesinden mutluluk duyduklarını söyledi. Misi’nin 3 bin yıllık tarihiyle önemli bir miras olduğuna değinen Altun, Nilüfer Belediyesi olarak bu tarihe sahip çıkmak ve geleceğe taşımak için çalıştıklarını dile getirdi. Bunun yanı sıra geçmişten günümüze Türk mutfağının lezzetlerini ve tarımsal değerlerini korumak için çalıştıklarını kaydeden Altun, "Bizler festivallerimizle, şenliklerimizle Nilüferimizin marka ürünlerini, tarımsal değerlerini ve sizlerin el emeklerini daha fazla kişiye tanıtmak için çalışıyoruz" dedi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Aydın Saldız ise şenliğin sadece bir gastronomi etkinliği olmadığını, kültürleri ve dayanışmayı güçlendiren bir organizasyon olduğunu belirtti. Saldız, "Yerel lezzetler kimliğimizi ve geçmişimizi temsil eder. Bu şenlik, Bursa’nın köklü değerlerini hatırlatırken aynı zamanda geleceğe taşımaktadır" diye konuştu. Şenliğe katılan vatandaşlara hoş geldiniz diyen Gümüştepe Mahalle Muhtarı Haluk Balta da, vatandaşların keyifli bir gün geçirmesini diledi. Geleneksel yemekler yarıştı Açılış konuşmalarının ardından merakla beklenen yemek yarışmasına geçildi. Nilüfer’de bulunan 10 kadın derneğinin geleneksel Türk mutfağının birbirinden lezzetli tarifleriyle katıldığı yarışmanın jüri üyeliklerini Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, ünlü şef Tahsin Küçük, Bursa Aşçılar Derneği’nden şefler Sibel Hatun, Serap Doğru ve Levent Elmacıoğlu yaptı. Yarışma sonunda, Atlas Köyü Kadınları Dayanışma Derneği "Alluciye" yemeği ile birinciliği kazandı. Ödüllerini, Nilüfer Belediyesi Başkan Yardımcısı Serpil Altun ile Şef Tahsin Küçük takdim etti. "Şalgamlı Mantı" ile ikinci olan Çamlıca Kadın Dayanışma ve Kültür Derneği, ödülünü Başkan Yardımcıları Bukle Erman ve Okan Şahin’den aldı. "Gül Barak Tatlısı" ile üçüncülüğü kazanan Görükle Kadın Dayanışma ve Kalkındırma Derneği’ne ise ödüllerini Başkan Yardımcıları Şirin Arıbaş ve Emre Karagöz sundu. Yemek yarışmasının ardından sevilen şef Tahsin Küçük tarafından bir atölye düzenlendi. Tahsin Küçük geleneksel Osmanlı mutfağından "Mutancana" yemeğinin yapımının inceliklerini, keyifli üslubuyla katılımcılara anlattı. Şenlik, Hami Bakan konseriyle devam etti. Kendi şarkılarını ve Karadeniz müziğinin sevilen eserlerini seslendiren Bakan, şenliğe katılan vatandaşlara müzik dolu bir akşam yaşattı.
TESK Başkanı Palandöken: "Ahilik, hoşgörüyü ve paylaşmayı esas alan bir hayat felsefesidir"
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:17 TESK Başkanı Palandöken: "Ahilik, hoşgörüyü ve paylaşmayı esas alan bir hayat felsefesidir" Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Ahilik felsefesi yalnızca mesleki bir örgütlenme değil, aynı zamanda toplumun birlik ve beraberliğini güçlendiren, saygıyı, dürüstlüğü, hoşgörüyü ve paylaşmayı esas alan bir hayat felsefesidir" dedi. TESK Genel Başkanı Palandöken 22-28 Eylül tarihlerinde kutlanan Ahilik Haftası vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. Ahilik kavramının toplumsal varlığın gerekliliklerinden birisi olduğunu vurgulayan Palandöken, açıklamasında Ahilik anlayışının, toplumun birlik beraberlik duygusunu geliştirdiğini belirtti. "Ahilik mirasını temel ilkelerden biri olarak görüyoruz" Ahiliğin yıllardır Anadolu coğrafyasında var olmuş ve bu zamana kadar toplumu bir arada tutan bir kavram olduğunu belirten Palandöken, "Yaklaşık 900 yıldır Anadolu topraklarında benimsenen Ahilik felsefesi yalnızca mesleki bir örgütlenme değil, aynı zamanda toplumun birlik ve beraberliğini güçlendiren, saygıyı, dürüstlüğü, hoşgörüyü ve paylaşmayı esas alan bir hayat felsefesidir. Yüzyıllar boyunca bu kültür sayesinde esnaf ve sanatkarlarımız üretimde kaliteyi, ticarette güveni ve toplum içinde adaleti gözetmiştir. Ahiliğin kökleri sadece Anadolu’ya değil, tüm insanlığa örnek olacak değerler taşımaktadır. 2 buçuk milyonu aşkın esnaf ve sanatkarlar camiası olarak bizler Ahilik mirasını bugün hala yaşatıyor, toplumumuzun gelişmesine yön veren temel ilkelerden biri olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Esnaf ve sanatkarlarımız, Ahilik kültürünün en güçlü temsilcisidir" Esnaf ve sanatkarlar tarafından Ahilik geleneğinin geçmişten geleceğe taşınacağını ve Ahiliğin toplumun temel taşı olduğunu söyleyen Palandöken, "Esnaf ve sanatkarlarımız, Ahilik kültürünün hem kurucusu hem de en güçlü temsilcisidir. Çarşılarımızda, pazarlarımızda, atölyelerimizde asırlardır süren bu anlayış sayesinde hem ekonomik hayat ayakta kalmış hem de toplumsal huzur korunmuştur. Ben de esnaf ve sanatkarlarımızın temsilcisi olarak, onların omuzlarında yükselen bu köklü geleneğin yaşayan bir miras olduğuna inanıyor, Ahilik değerlerini geleceğe taşımayı asli görevim olarak görüyorum. Çünkü esnaf ve sanatkarlarımız yalnızca üretim yapan, hizmet sunan kişiler değil aynı zamanda ahlaki değerlerin, dayanışmanın ve kardeşliğin taşıyıcı gücüdür. Onların iş yerlerinde sadece alın teri değil, aynı zamanda dürüstlük ve güvenin izleri vardır. İşte bu nedenle Ahilik kültürü, esnaf ve sanatkarlarımızın temsilinde asırlardır canlılığını korumakta ve geleceğe umut taşımaktadır" değerlendirmelerinde bulundu.
10 parça ile başladı, şimdi yüzlercesini evinde sergiliyor
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:11 10 parça ile başladı, şimdi yüzlercesini evinde sergiliyor Yozgat’ın Aydıncık ilçesinde yaşayan Erdal Ertuğrul, uzun yıllar topladığı antikalar ile köyünde müze oluşturdu. 2 bin 500 parçanın sergilendiği müze, ziyaretçilerden tam not alıyor. Kamudan emekli olduktan sonra Yozgat’ın Aydıncık ilçesine bağlı Ağıllı köyüne yerleşen Erdal Ertuğrul, antika tutkusunu yaşatmak istedi. 10 parça antika eşya ile bu yolculuğa başlayan Ertuğrul, yaklaşık 2 bin 500 parça antika eşya topladı. Topladığı eşyaları sergilemeye karar veren Erdal Ertuğrul, 12 yıl önce Haceş Müze Evini oluşturdu. Yayık, eyer, çıkrık, çeyiz sandığı, eski saatler, körük, tokaç, aba, hamur teknesi, kızak gibi eşyaları evin odalarında sergileyen Ertuğrul, ülkenin dört bir yanından ziyaretçilerini ağırlıyor. "Ayda 3 bin ziyaretçimiz var" Haceş Müze Evinin yolculuğunu anlatan Erdal Ertuğrul, "Birkaç eşya ile başlamıştık. Zamanla büyüdü gitti. Şimdi 2 bin 500 objemiz ve ayda 3 bin ziyaretçimiz var. Objelerimizi gelenler getiriyor. Buraya üniversite öğrencileri gelir ders görür. Hocalar gelir kitap yazar. Böyle bir ortamın oluşacağı bizim de fikrimizde yoktu. Tahmini 10 adet malzemeyle başladım. Eski ambar, çıkrık ve radyo ile başladık. Zamanla gelen giden fikirler sundu yardımcı oldu. Malzemeleri gelenler kendileri getiriyor. Büyük obje olursa bize telefon açıyorlar. Biz gidip alıp geliyoruz. Köyümüzü çok sevdiğim için buraya yerleştim. 4 kuşak burada. Emekli olduktan sonra büyüdüğüm toprak kerpiç evlere dönüş yaptık" dedi. "İlçemize turizm açısından katkı sağladı" İl dışından ziyaretçilerin geldiğini ifade eden Ertuğrul, "Buraya Türkiye genelinde ziyaretçi gelir. Üniversiteler, müzeciler, tarihçiler gelir. Gelenler çok memnun oluyorlar. Onlar memnun oldukça biz de daha ne katabileceğimizi düşünüyoruz. Alanımızı büyüttük genişlettik. Burası yeterli diyoruz. Çünkü bu işin sonu yok. Biz yaşadığımız sürece sürdüreceğiz. Ama bizden sonra ne olur bilemiyorum. Buranın turizm açısından katkı sağladığını da düşünüyorum" diye konuştu. Köy sakinlerinden Erva Nur Özdemir, "Müzemiz uzun zamandır var. Çok ünlü bir müze. Buraya gelenler en çok müzeye geliyor. Tarihi eserlerden dolayı internette de karşımıza çıkan bir yer. Burası çok ünlü. Köyümüzde de tarihi yerler fazla. İlk sıralarda burası geçiyor" ifadelerini kullandı.
Kepez’in Uluslararası Akdeniz Tiyatro Ödülleri ilk kez sahiplerini buldu
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:03 Kepez’in Uluslararası Akdeniz Tiyatro Ödülleri ilk kez sahiplerini buldu Kepez Belediyesi tarafından düzenlenen ve bu yıl ilki düzenlenen Uluslararası Akdeniz Tiyatro Ödülleri, görkemli bir törenle sahiplerini buldu. Uluslararası Akdeniz Tiyatro Ödülleri, birbirinden değerli isimleri Antalya’da bir araya getirdi. Yaşamlarını kaybeden tiyatro emekçilerinin alkışlarla anıldığı gece, Mimar Sinan Akademi’nin sanat gösterileriyle renklendi. Gecenin açılışında, Gençlik ve Senfoni Orkestrası’nın tiyatro sahnelerini hatırlatan ve konukları geçmişe götüren ’Hoş Geldiniz’ müziği ile yapıldı. Açılış konuşmasını yapan Tiyatro Gazetesi Kurucusu Nazif Uslu, "Bizler tiyatro sanatının ülkemizde kültürleşmesi, toplum tarafından kabul görmesi için elimizden geldiğince bunun mücadelesini veriyoruz. Özellikle yerel yönetimlerin bu anlamda bunları desteklemesi bizim için çok kıymetli ve çok önemli. Bu nedenle yıllardır bu mesleği yapan insanlar olarak Kepez’de, Kepez Belediyesi’nin ev sahipliğinde böyle bir ödül törenini düzenlemiş olmak bizi çok mutlu etti" dedi. "Antalya binlerce yıllık köklü tiyatro kültürüne sahip" Bir kentin vizyonunu sadece yollar, binalar ve alt yapıların belirlemediğini, asıl vizyonu kültür sanat ve bilimin şekillendirdiğini söyleyen Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz de, "Sanatsa toplumların ortak dili, vicdan ve en güçlü bağ kurma aracıdır. Sanat susmaz sanat haykırır en önemlisi sanat birleştirir ve barıştırır işte bu nedenlerle Kepez Belediyesi olarak Kültür sanat bilim yatırımlarımıza devam ediyoruz. Kentimizi kültür sanat şehri yapmaya kararlıyız. Binlerce yıllık köklü tiyatro kültürüne sahip Antalya’mız Aspendos‘tan Termessos‘a, Perge‘den Side’ye kadar tarihin en görkemli tiyatro sahnelerini barındırıyor. İşte böyle bir coğrafyada sanatın sesini yükseltmek tiyatro ve tiyatro emekçilerine hak ettiği değeri vermek bizler için hem bir sorumluluk hem de bir ödevdir" ifadelerini kullandı. "Amaç yarıştırmak değil" Amaçlarının tiyatroları yarıştırmak değil, onları motive etmek, ihtiyaçlarını görülür kılmak ve onların seslerini daha geniş kitlelere ulaştırmak olduğunu belirten Kocagöz, "Bu gece 7 ülke 7 şehir sloganıyla yola çıktığımız büyük bir buluşma Kuzey Makedonya’dan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden, Özbekistan’dan Mısır’dan gelen uluslararası konuklarımızla yan yana oturuyoruz. Bunun yanında Kahramanmaraş, Mersin Adana ve Hatay gibi Akdeniz şehirlerimizin önemli tiyatroları da aramızda. Amacımız bir yarışı sahnelemek değil birlikte sanatın evrensel dili aracılığıyla barışı sevgiyi ve kardeşliği tüm dünyaya haykırmak. Kepez’i sanatla güzelleştirip Antalya’mızı sanat merkezi yapabilmek için çalışacağız, çalışmaya devam" diye konuştu. "Antalya’ya yakıştı" Akdeniz’in medeniyetlerin ortak dili olduğunu söyleyen Antalya Valisi Hulusi Şahis ise, "Bugün tiyatroyu insanı anlatan, insanın evrensel dili tiyatroyu esas alarak biz Akdeniz’i tekrar barışın, toleransın, kardeşliğin, güzelliklerin merkezi yapma fırsatını Antalya’dan tekrar yakalamak istiyoruz. Bu yüzden ilkini yapmış olduğumuz bu etkinlikte 7 ülkeyi 7 şehri 7 iklimi bir araya getiriyoruz. Bu hızla artacak, nasıl ki; Altın Portakal 60’ları buldu, Opera ve Bale Festivali 32’ncisi devam ediyor. Ben inanıyorum; Kepez’in ev sahipliğinde başlayan Akdeniz Tiyatro Ödülleri eminim onları, yirmileri ve yüzleri görecektir. Akdeniz’de barışın toleransın dilini herkese haykıracaktır. İlkler her zaman zordur. Bir işe başlamakta, onu bitirmenin yarısıdır. Bu etkinlik Antalya’ya yakıştı. Buradan bir barış güneşi gibi inşallah yükselecek ve tiyatronun dilini Antalya’dan her tarafa duyuracağız" dedi. "Antalya’dan haykırmak için bir aradayız" Bir şehrin büyüklüğünün antik tiyatronun büyüklüğüyle ölçüldüğünü vurgulayan Vali Şahin, "Eski dünya birbirleriyle tiyatro sahnesinde buluşuyordu. Orada buluşuyor, orada meseleleri çözüyorlardı. Bugün neden bunu yapmayalım? Tiyatro sahnesinde niye milletler buluşup kendi problemlerini barış içinde çözmesinler ve dünyayı tiyatroyla daha güzel yapmayalım. Biz Antalya’dan bunu haykırmak için bir araya geldik" diye konuştu. Kuzey Makedonya Kültür ve Turizm Bakanı Zorran Lutkov da "Bir siyasetçi kültürü sanatı ön plana koyuyorsa o siyasetçi başarılıdır" dedi. Ödüller sahiplerini buldu Gecenin sonunda ödüller sahiplerini verilirken, Kuzey Makedonya Kültür ve Turizm Bakanı Zoran Lutrov ve Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’e Uluslararası Sanata Evet ödülü verilirken, Atilla Klince ise jüri özel ödülüne layık görüldü. Gecede Uluslararası Tiyatro Hizmet Ödülü Doç. Dr. Birgül Yeşiloğlu Güler ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne, Yaşam Boyu Onur Ödülü Rezzan Ürey’e, Ahmet Adnan Saygun Özel Ödülü Antalya Devlet Senfoni Orkestrası Müdür Yardımcısı Meriç Esen’e, Uluslararası Opera Bale Ödülü Antalya Devlet Opera ve Balesi Müdürü Özgür Aslan’a, Uluslar Arası Akdeniz Tiyatro Ödülü Antalya Devlet Tiyatrosu Müdürü Gökhan Tüzün’e, Nihat Yıldırım Uluslararası Emek Ödülü Mustafa Avkıran’a, Nihat Yıldırım Uluslararası Emek Ödülü Mehmet Ali Kaptanlar’a, Nihat Yıldırım Uluslararası Emek Ödülü Musa Uzunlar’a, Yılın Oyunu Ödülü Mersin Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Yardımcısı Ceren Özmen’e, Şehir Tiyatroları Festivali Ödülü Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Festival Genel Koordinatörü Seyfettin Süha Erol’a, Başarı Emek Ödülü, Samet Demir’e, Jüri Özel Ödülü Fırat Onur Deniz’e, Emek Dayanışma Ödülü Mahmut Ünver’e, Tiyatro Oyun Yazarı Ödülü Fatma Gülara Işık Tuğcu’ya, Yılın Oyuncusu Ödülü Gökhan Tüzün ve Ömür Sevgi Çil’e Uluslararası Tiyatro Ödülü Mazen El Gharabawy’e, Uluslararası Tiyatro Ödülü Elbek Eshmuradov ve Derman Atik’e, Başarı Emek Ödülü Cihan Atakul, Muhammet Kürtüloğlu ve Ali Gezgin’e, Uluslararası Sanat ve Kültür Haberciliği Ödülü Hasan Çakmak’a, Sanat ve Kültür Haberciliği Ödülü Ali Taş’a verildi.