KÜLTÜR SANAT
Selçuklu kalesi ve çevresindeki türbeler tarihe ışık tutuyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:21 Selçuklu kalesi ve çevresindeki türbeler tarihe ışık tutuyor Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesine bağlı Muşalikalesi (Behramşah Kalesi), dron kamerasıyla havadan görüntülendi. Tarihi 13’üncü yüzyıla kadar uzanan kale ile çevresinde bulunan Ali Çelebi ve Mahmut Çelebi Türbeleri, yüzyıllardır bölgenin tarihine ışık tutuyor. Akdağmadeni ilçesinin Muşalikalesi köyünün kuzeyinde, yüksek bir tepe üzerinde yer alan kale; Gıyaseddin Keykavus (1237-1246) emirlerinden Necmeddin Bahramşah-ı Candar’a ait olduğu tahmin ediliyor. Moloz taş üzerine kesme taş kaplamalı duvarlarıyla inşa edilen kale, 13’üncü yüzyılın ilk yarısında yapılmış olup bugün hala büyük ölçüde ayakta duruyor. Batı ve kuzey duvarlarındaki dikdörtgen burçlarıyla dikkat çeken yapı, ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Kale ve çevresinde bulunan Ali Çelebi ile Mahmut Çelebi Türbeleri, bölgenin manevi atmosferine ayrı bir değer katıyor. Kaleye yakın olan türbe Ali Çelebi Türbesi, batı eteğinde yer alan ise Mahmut Çelebi Türbesi olarak biliniyor. Kitabelerine göre türbeler 1466-1477 yılları arasında yapılmış. Herhangi bir süsleme unsuru bulunmayan türbelerde, Kur’an-ı Kerim’in 112. suresi ve merhumların isimleriyle vefat tarihleri yazılı. Mahmut Çelebi Türbesi’nin kubbesi yıkılmış olsa da mezar odasının üzeri halen ardıç ağaçlarıyla kaplı durumda. "Yüzyıllardır ayakta kalan bir kale" Kaleyi ziyaret eden Mehmet Karakoç, yapının turizm açısından büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları söyledi: "Akdağmadeni’ne 9 kilometre mesafede tarihe, yüzyıllara meydan okuyan bir kale. Maalesef biraz atıl vaziyette kalmış ama bayağı bir öneme ev sahipliği yapan bir kale. Buradan Yıldızeli ve Akdağmadeni’ni gören bir yönü var. Yüzyıllardır burada işlem görmemesine rağmen ayakta kalan bir kale. İnşallah buraya Turizm Bakanlığı da güzel bir yatırım yapar ve turizme açar. Hem Muşallim Kalesi köyü hem de bu kalenin gerçek değeri ortaya çıkar." "Kelle koltuğunda savaşırken buraya kadar geliyor" Muşalikalesi Köyü Muhtarı Selman Göç ise kalenin ve türbelerin yöre halkı için taşıdığı manevi önemi şu sözlerle anlattı: "Şimdi burası Muşalikalesi bildiğiniz gibi. Bu Muşali nereden geliyor? Muşlu Ali Türbesi’nden geliyor. Bu Muşlu Ali dediğimiz ise aşağıdaki türbe. Rahmetli burada savaşırken kılıçla kellesini düşürüyorlar. Kelle koltuğunda savaşırken buraya kadar geliyor, buraya düşüyor. Buraya da türbesini yapıyorlar. Bu gördüğümüz de Mahmut Çelebi Türbesi. Bu da yine savaşırken buraya düşüyor. Onun da türbesini buraya yapıyorlar. Bu türbenin üzerini üç sefer atıyor kendine. Eskiler yapıyor. Tekrar zaman geliyorlar geri atıyorlar türbeyi. Üç sefer attı üzerinden. Hatta define falan arayanlar olmuştu, o arada kazı yapanlar felç oldu. Bu Ali Çelebimizin hikayesi. O, kelle koltuğunda savaşıyor, buraya kadar geliyor, türbesini buraya yapıyorlar. Şimdi bu rahmetli türbesine bir onarım, bakım yapılırsa çok iyi olur. Beklentimiz bu inşallah."
Bu ormana asırlardır balta girmiyor, kuruyup yıkılan ağaçlarda ormanda bırakılıyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:20 Bu ormana asırlardır balta girmiyor, kuruyup yıkılan ağaçlarda ormanda bırakılıyor Tokat’ın Günçalı köyünde bulunan ardıç ormanında, Danişmendliler döneminden şehit mezarları bulunduğuna inanıldığı için asırlardır ağaç kesilmiyor. Tokat kent merkezine 36 kilometre mesafede bulunan Günçalı köyünde, Danişmendliler dönemine uzanan bir rivayet, nesilden nesillere yaşatılıyor. Köy sakinleri köy sınırları içerisinde yer alan ardıç ormanında, Danişmendli hükümdarı Melik (Emir) Gazi kumandasındaki ağır yaralı askerlerin ormana sığınarak burada şehit olduklarına inanılıyor. Ardıç ağaçlarının şehit kanlarından beslenerek diğer ağaçlardan farklı bir görünümde oldukları düşünülüyor. Bu nedenle köy sakinleri ’şehit kanından filizlendiğine’ inandıkları bu ağaçları hiç bir suretle kesmiyor, evlerinde yakacak veya yapı malzemesi olarak kullanmıyor. Kuruyup devrilen ağaçlar ise yine ormanda bırakılarak oturak olarak kullanılıyor. Üçlü ve dörtlü gövdeler halinde büyüyen çok sayıda ağacın yer aldığı ormanın, ’tarih ve inanç değeri’ taşıdığı gerekçesiyle koruma altına alınmasını istiyor. "Şehitlerin aziz hatırası yaşatılıyor" Bölgenin yöre halkı için kutsal bir anlam taşıdığını belirten Günçalı köyü muhtarı Murat Topaç, "Burası eski zamanlarda büyük bir savaşın yaşandığı yer olarak biliniyor. Yaralı askerlerin sırt sırta verip saklandığı ve bir kısmının burada şehit olduğu rivayet ediliyor. Arkamızdaki ağaçların da o şehitlerin aziz hatırasıyla büyüdüğüne inanılır. Biz bu nedenle bu ağaçları koruyoruz. Kurban keser, dualar eder, geçmişimizi unutmamaya gayret ederiz. Ağaç yaşasa da kurusa da buradan odun alıp eve götürmeyiz" dedi. "Tek kökten sırt sırta büyüyen çok ağaç var" Yöre halkından Tahsin Bakır ise dedelerinden miras kalan geleneği sürdürdüklerini ifade ederek: "Buralara baktığımızda üçlü, dörtlü, beşli haliyle sırt sırta vermiş birçok ağaç görürüz. Köküne inildiğinde ise aslında tek kök olduğu görülür. Rivayete göre Melik Gazi ve ordusu akşamüzeri bu ormanlık alana sığınıyor. Sabah olduğunda ağır yaralı askerlerin bir kısmı sırt sırta şehit halde bulunuyor. Halk da bu ağaçların o şehitlerin kanından filizlendiğine inanıyor. Bu yüzden bu ağaçlardan kereste yapmayız, yakacak olarak da evimize götürmeyiz" diye konuştu.
Geleneksel Oyunlar Tırı’nın 56. durağı Karaman oldu
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:42 Geleneksel Oyunlar Tırı’nın 56. durağı Karaman oldu Karaman’a gelen "Geleneksel Oyunlar Tırı", çocukları geçmişin oyunlarıyla buluşturdu. Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonunca ata yadigarı geleneksel oyun kültürünün yaşatılması amacıyla hayata geçirilen "Geleneksel Oyunlar Tırı" etkinliğinin 56’ncısı Karaman’da gerçekleştirildi. Aktekke 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda konuşlandırılan tırda bir araya gelen çocuklar, geleneksel oyunları oynama fırsatı buldu. Burada oluşturulan parkurda yer alan halat çekme, koca ayak, mangala, çember çevirme ve mas güreşi gibi oyunları deneyimleyen çocuklar, doyasıya eğlendi. "81 ilimizi dolaşmayı hedefledik" Türkiye Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Koordinatörü Gülyeter Yaşar, "2 Mayıs’ta Ankara’da geleneksel oyunlar şenliği yaparak 10 deprem bölgemize yola çıkmıştık. Bir tır dolusu mutluluğumuzu 10 deprem ilimize götürmüştük. Sonrasında 81 ilimizi dolaşmayı hedefledik ve şu an 56. ilimiz olan Karaman’dayız. Karaman’ın ilgisi bizlere oldukça yoğundu. Gittiğimiz her ilde yüz binlerce insanın kalbine dokunduğumuz gibi, bugün Karaman’da da binlerce insanın kalbine dokunduğumuza inanıyoruz. Geleneksel oyunlarımız olan mangala, mas güreşi, halat çekme, çuval yarışı gibi oyunlarımız, burada insanların birbirlerinin ismini bilmeden oyun arkadaşı olmalarını sağlıyor. Federasyon branşımız olan mas güreşi, mangala, 12 taş, halat çekme gibi oyunların yanı sıra diğer geleneksel oyunlarımız da alanımızda yer alıyor. Hacı Yatmaz oyununda katılımcılar, kondisyonlarını geliştirip koca ayak oyununda birlikte hareket etmeyi öğreniyor. Okul grupları, meydanda kahve içmeye çıkan vatandaşların bir anda kendini oyun alanında bulması hem bizleri mutlu ediyor hem de onların gündelik planlarını değiştiriyor, farklı bir aktivite yapmalarını sağlıyor. Her bir katılımcıya, şu an yeni olan projemiz "Sevdiğine Nefes Ol" kapsamında birer fidan dikmeyi amaçlıyoruz. Gelen katılımcılarımızı oraya yönlendiriyoruz ve orada isimlerini ya da dileklerini yazıyorlar. ‘Aileme nefes oluyorum’, ‘Anneme nefes oluyorum’ gibi yazılarını yapıştırdıktan sonra GSDF hatıra ormanı oluşturmayı planlıyoruz" dedi. "Çok güzel bir etkinlik" Etkinlik alanına gelen 15 yaşındaki Süleyman Türk ise, "Bence çok güzel bir etkinlik. Hem gençlerimiz arasında birlik ve beraberlik oluyor, hem de kültürümüzü yaşıyoruz burada. Eski oyunlarımızı oynamış oluyoruz. Bence çok güzel bir etkinlik, hem gençlerimiz için de çok faydalı" dedi. Çocuklar ise oyunları çok beğendiklerini ve eğlendiklerini söylediler.
Büyükşehir, dünya paleontoloji tarihine ışık tutacak: 115 milyon TL’lik proje yükseliyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:33 Büyükşehir, dünya paleontoloji tarihine ışık tutacak: 115 milyon TL’lik proje yükseliyor Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın öncülüğünde yürütülen 115 milyon TL’lik Paleontoloji ve Fosil Müzesi Projesi, şehrin bilimsel ve kültürel vizyonuna yeni bir boyut kazandıracak. Başkan Büyükkılıç’ın çalışmalarını yakından takip ettiği 7,7 milyon yıllık fosillerin sergileneceği müze, Türkiye’de ve dünyada eşi benzeri olmayan bir bilim merkezi olacak. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle yapımı hummalı bir şekilde devam eden Paleontoloji ve Fosil Müzesi Projesi, yalnızca şehrin değil, Türkiye’nin bilim dünyasında da önemli bir yer edinmeye hazırlanıyor. Başkan Büyükkılıç, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Okşan Başoğlu başkanlığında yürütülen kazılarda, Yamula Barajı etekleri ile Barsama bölgesinde bulunan ve yaklaşık 7,7 milyon yıl öncesine ait fil, mamut, zürafa, gergedan ve bovit fosillerinin sergileneceği yeni müze çalışmalarını yerinde inceledi. Başkan Büyükkılıç’a incelemeleri esnasında Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları Ali Hasdal, Ufuk Sekmen, Fen İşleri Daire Başkanı Sedat Erdoğan, Etüt ve Projeler Daire Başkanı Murat Baltacı ve Kentsel Dönüşüm Daire Başkanı Hasan Cihat Türkmen eşlik etti. Kayseri’nin bilim ve kültür vizyonuna yeni bir katman Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Paleontoloji Müzesi çalışmalarını yerinde inceledi. Projede gelinen son durum hakkında bilgi alan Başkan Büyükkılıç, incelemelerinin ardından değerlendirmelerde bulunarak, "Paleontoloji Müzemizin tamamlanma çalışmaları hızla devam ediyor. En kısa zamanda Paleontoloji Müzemizle buluşmuş olacağız" dedi. Büyükkılıç, projenin yalnızca bir müze değil, aynı zamanda şehrin kültürel ve bilimsel geleceğine yapılan önemli bir yatırım olduğunu vurguladı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, bu dev proje ile hem Türkiye’nin paleontolojik mirasını koruyor hem de bilimi halkla buluşturan çağdaş bir kültür merkezini ülkeye kazandırıyor. Dünya paleontolojisine ışık tutacak bir merkez Gültepe Mahallesi’nde 8 bin 700 metrekare arsa üzerinde yükselen proje; mevcut 660 metrekarelik müze binasının korunması ve ona eklenen bin 140 metrekarelik yeni yapı ile toplamda 4 bin 515 metrekare inşaat alanına sahip. Yeni müze, sabit ve geçici sergi salonları, fosil laboratuvarı, çocuk eğitim alanları, seyir terasları, hediyelik eşya satış birimi ve fosil maket galerisi gibi birçok işlevi bir arada barındıracak. Ayrıca müze kompleksi içinde yer alan donatılar da vatandaşlara kültürel bir buluşma noktası sunacak. Modern mimari, tarihle uyum içinde Yeni yapı tasarlanırken, 1970’li yıllardan kalma mevcut müze binasının özgün mimarisi korunarak, çelik ve cam malzeme ile çağdaş bir yorum getirildi. Tasarım sürecinde, parselin güneyinde yer alan tarihi Millet Hastanesi’nin silüeti dikkate alınarak yapının saçak kotunun altında kalması sağlandı. Müzenin merkezinde yer alan 700 metrekarelik galeri boşluğu, dört dev çelik kolon üzerinde yükselen çatı sistemiyle örtülerek etkileyici bir mekânsal deneyim oluşturuldu. Bu sayede ziyaretçiler, her kottan müzenin bütüncül yapısını gözlemleyebilecek.
Rektör Özkan: " Myra’da 2009 yılından bu yana yapılan çalışmalar gurur verici"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:56 Rektör Özkan: " Myra’da 2009 yılından bu yana yapılan çalışmalar gurur verici" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Demre’de kazı çalışmaları süren Myra ve Limanı Andriake Antik Kentlerini ziyaret etti. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik başkanlığında 2009’dan bugüne kazı çalışmalarına devam edilen Myra Antik Kenti’ni ziyaret eden Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın beraberinde Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cengiz Toker, Prof. Dr. Şükrü Özen, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nurşen Adak, Edebiyat Fakültesi Eski Çağ Dilleri ve Kültürleri Prof. Dr. Mustafa Adak da yer aldı. Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Myra Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik ve kazı ekibi Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve beraberindeki ekibi karşılayarak kazı çalışmaları konusunda bilgiler aktardı. Myra Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Nevzat Çevik, kazı çalışmalarının 2009 yılında başlandığını ve o günden bu zamana kadar çıkarılan eserlerin neler olduğunu ve yapılan çalışmaların ayrıntılarını antik kenti gezdirerek anlattı. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Patara Antik Kenti’ne ve Myra Antik Kenti’ne bir gezi düzenledik. Her iki antik kentimizin kazı alanlarının da Akdeniz Üniversitesi öğretim üyeleri ve kazı ekipleri tarafından yürütülüyor olması gurur verici. Myra Antik Kentimiz, Demre ilçesine kültür, tarih ve turizm alanında yeni bir kimlik kazandırmıştır. Arkeolojik kazı çalışmaları Kültür ve Turizm Bakanlığı adına yürütülmektedir. Üniversitemiz adına kazı başkanlığını yapan değerli hocamız Prof. Dr. Nevzat Çevik’in de verdiği bilgiler doğrultusunda, kazı çalışmalarının 2009 yılında başlamasına rağmen Myra’da yer alan Roma Dönemi Tiyatrosu, Akropolisi ve limanı Andriake yerleşimi gün yüzüne çıkarılarak ve Likya Uygarlıkları Müzesi de açılarak ziyaretçilerinin ilgisine sunulmuştur. Üniversitemiz hocalarının hem Antalya’mızın hem de ülkemizin, tarih, kültür, arkeoloji, araştırma ve turizmine katkıları son derece büyüktür" dedi.
Balıkesirli Şair Halil Soyuer şiirleri ile anıldı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 10:01 Balıkesirli Şair Halil Soyuer şiirleri ile anıldı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Kent Konseyi tarafından düzenlenen "Cumhuriyet Türkçe Demektir" adlı Cumhuriyet Söyleşisi ile "Şiir ve Şarkılarla Halil Soyuer" anma gecesi şehrin kültür sanat hayatına katkı sundu. Şehrin kültür ve sanat hayatına katkı sunan etkinliklerle vatandaşları buluşturan Balıkesir Kent Konseyi, bir günde iki özel etkinlikle vatandaşları buluşturdu. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde Balıkesir Kent Konseyi tarafından ve Balıkesir Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin katkılarıyla Cumhuriyet Söyleşileri serisinin sekizinci programı "Cumhuriyet Türkçe Demektir" adlı panel, Salih Tozan Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirdi. Balıkesir Kent Konseyi Başkanı Sevinç Baykan Özden’in de katıldığı söyleşide yazar Feyza Hepçilingirler, Cumhuriyet’in Türk diline kazandırdığı özgürlük, eşitlik ve kimlik bilinci üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. Türkçenin Cumhuriyet ile birlikte yeniden halkın dili haline geldiğini vurgulayan Hepçilingirler, dilin ulusal kimliğin temel taşı olduğuna dikkat çekti. Şiirler ve şarkılarla unutulmaz akşam Balıkesir Kent Konseyi’nin aynı akşam ikinci etkinliği olan "Şiir ve Şarkılarla Halil Soyuer" programı da Salih Tozan Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Türk edebiyatının usta isimlerinden Havranlı Yazar ve Şair Halil Soyuer’in eserlerinin hayat bulduğu bu özel gecede, şiirler ve şarkılar eşliğinde unutulmaz anlar yaşandı. İki etkinliğe de vatandaşların ilgisinin yüksek olduğunu söyleyen Balıkesir Kent Konseyi Başkanı Sevinç Baykan Özden, "Şehrimizde aynı gün iki özel etkinliğe ev sahipliği yaptık. ’Cumhuriyet Türkçe Demektir’ söyleşisi ve ’Şiir ve Şarkılarla Halil Soyuer’ anma gecesi programlarımızı hayata geçirdik. Katılım bizi mutlu etti. Kentimizin kültürel değerlerine sahip çıkıyor, kültür sanat etkinliklerimizle vatandaşlarımızı buluşturuyoruz" ifadelerini kullandı.
3’üncü Uluslararası Kısa Film, Video ve Fotoğraf Sempozyumu gerçekleşti
05 Kasım 2025 Çarşamba - 09:53 3’üncü Uluslararası Kısa Film, Video ve Fotoğraf Sempozyumu gerçekleşti İstanbul Gelişim Üniversitesi (İGÜ), Güzel Sanatlar Fakültesi (GSF), Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Emre Doğan’ın ve bölüm araştırma görevlisi Dr. Eda Türkay’ın düzenleme kurulunda yer aldığı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü destekli 3’üncü Uluslararası Kısa Film, Video ve Fotoğraf Sempozyumu 24-25-26 Ekim 2025 tarihlerinde gerçekleşti. Sempozyumda sanatçılar, akademisyenler ve araştırmacılar bir araya geldi T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün ve İstanbul Gelişim Üniversitesi’nin desteğiyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Kısa Film, Video ve Fotoğraf Sempozyumu, 24-25-26 Ekim 2025 tarihlerinde, Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde gerçekleşti. Üç gün süren sempozyum, kısa film, video sanatı ve fotoğraf alanlarında üretim yapan sanatçıları, akademisyenleri ve araştırmacıları bir araya getirdi. Sempozyumun ilk günü, açılış konuşmalarını Dr. Öğr. Üyesi Emre Doğan ve Rıfat Özçöllü gerçekleştirdi. Ardından "Duyusal ve Mekânsal Anlatılar", "Animasyonun Estetik ve Politik Yüzleri" ve "Yeni Dünyada Görünümler" başlıklı oturumlarla gün boyunca çağdaş sinema ve video sanatına dair tartışmalar yürütüldü. Oyun ve sinema ilişkisi ele alındı İkinci gün ise "İmgenin Oyunlaşan Anlatısı" paneliyle başlayacak programda, oyun ve sinema ilişkisi ele alındı. Gün boyunca "Görünmez Ağırlık" başlıklı video seçkisi gösterimleri, Ersan Ocak’ın davetli konuşması ve "Arşiv, Gerçek ve Görünmezlik" ile "Yapay Zekâ Çağında Kısa Film" oturumlarıyla yapay zekâ, belgesel üretimi ve dijital kültür üzerine kapsamlı sunumlar yer aldı. Üç gün süren sempozyum, güncel sanat üretimleriyle teorik tartışmaları bir araya getirdi, farklı disiplinlerden gelen katılımcılara ortak bir paylaşım zemini sundu. Kısa film ve video sanatı alanında önemli bir buluşma noktası 3’üncü Uluslararası Kısa Film, Video ve Fotoğraf Sempozyumu, özellikle yeni medya, dijital estetik ve politik imgeler üzerine yürüttüğü tartışmalarla Türkiye’de kısa film ve video sanatı alanında önemli bir buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Sempozyum düzenleme kurulunu ve sempozyumda görev alan Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencilerini tebrik ederiz.