KÜLTÜR SANAT
Üniversite öğrencilerinden oluşan korunun konseri büyük beğeni topladı 28 Nisan 2026 Salı - 23:47:34 Kastamonu Üniversitesi’nde 40 öğrenciden oluşan koronun 3 aylık çalışmanın ardından icra ettiği tasavvuf musikisi konseri büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi tarafından 20. yıl kuruluş etkinlikleri kapsamında Tasavvuf Musikisi Konseri düzenlendi. Merkez Kütüphane Sezai Karakoç Salonu’nda gerçekleştirilen konser, Prof. Dr. Sıtkı Akarsu yönetiminde yaklaşık 40 öğrenciden oluşan koro ve orkestra tarafından icra edildi. Konserde 14 farklı eser icra edildi, klasikleşmiş ilahiler de seslendirildi. Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal akademik ve idari personel, öğrenciler ve davetlilerin katıldığı konserin ardından katılımcılar öğrencileri tebrik etti. "Yaklaşık 40 öğrencimizle eserleri seslendirdik" Konser için yaklaşık 3 ay boyunca çalıştıklarını dile getiren Müzikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sıtkı Akarsu, "Öğrencilerimizle bir dönem boyunca hazırladığımız musiki eserlerini icra ettik. Yaklaşık 40 öğrencimizle eserleri seslendirdik. Bir de kaside okuduk. Dini musi türleri, bizim Türk Sanat Müziği repertuarı dersimizin içeriğinde yer alıyor. Genellikle normal eserleri seslendiriyorduk, ancak bu dönem hem bu türü öğrenebilmek hem de bununla ilgili bir konser verebilmek için tekke ve tasavvuf musikisinde eserler seslendirdik" dedi. Kürdi, Hicaz, Uşşak, Rast ve Segah makamlarında eserler seslendirdiklerini anlatan Akarsu, "Yaklaşık üç aylık bir çalışmanın ürünüydü. Şimdi yine aynı ders kapsamında din dışı eserlerden oluşan Nihavend makamında bir hazırlığımız var, onu da bitirirsek konserini yapacağız" ifadelerini kullandı. Konserde görev alan Müzikoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi Helin Şahin de, "Gerçekten üç ay boyunca bu eserlerimize çalıştık. Hocamızla güzel bir sonuç ortaya çıkarmaya gayret ettik. Seyircilerimiz geldiğinde tabii ki büyük bir heyecan yaşadık. Allah ve Peygamber sevgisi temalı, çok hüzünlü bir konserdi. Hazırlanırken de sahnede seslendirirken de çok duygulandık, hüzünlendik, hatta ağlayacak raddeye geldim. Bir arkadaşımızın solo performansı beni çok etkiledi. Umuyoruz ki bu konser herkesin gönlüne bir ferahlık vermiştir" ifadelerini kullandı.
28 Nisan 2026 Salı - 22:53 Hicaz Demiryolu’nun tarihine fotoğraflar ve belgelerle Kastamonu’da, son günlerde gündeme gelen Hicaz Demiryolu’nun tarihi, açılan sergide, fotoğraflar ve belgelerle anlatıldı. Kastamonu Üniversitesi’nin destekleriyle, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği iş birliğinde hazırlanan "Belge ve Fotoğraflarla Hicaz Demiryolu" sergisi ve Kastamonu Üniversitesi öğrencileri tarafından Kastamonu Kalesi’nde çekimleri yapılan "Dopatonin" filminin gala gecesi Kastamonu Gençlik Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programın ilk bölümünde son aylarda sık sık gündeme gelen Hicaz Demiryolu ile ilgili Eğitimci ve Araştırmacı Mustafa Gezici tarafından hazırlanan "Belge ve Fotoğraflarla Hicaz Demiryolu" sergisi açıldı. Sergide, Hicaz Demiryolu’nun inşa sürecine ilişkin belge ve fotoğraflar ziyarete açıldı. Sergi açılışında konuşan Araştırmacı Mustafa Gezici, "Tren yolunun İstanbul’dan Kilis’e kadar olan kısmının yanı sıra, bu sergimizde 1900 ila 1918 yılları arasında Kilis’ten başlayıp Medine-i Münevvere’ye kadar olan kısmını konu olarak aldık. Sergimizde yapım aşamaları, toplanan belgeler, bağış makbuzları, verilen madalya beratları tamamını bu sergide bulabileceksiniz. Eskiden hicaza nasıl gidiliyormuş, tren yolu geldikten sonra nasıl ardından askerlerimiz nasıl gitmişler. 1900-1918 yılları arasındaki yapım aşamaları ve çalışmasını konu aldık. Sergimizde 60 fotoğraf ve 16 belge ile belgeledik" dedi. Konuşmaların ardından serginin açılışı yapıldı ve Araştırmacı Mustafa Gezici tarafından davetlilere Hicaz Demiryolu’nun tarihi sürecine ilişkin bilgiler verildi. Programın ikinci bölümünde, Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencileri tarafından tarihi Kastamonu Kalesi’nde işlenen bir cinayeti konu alan ve çekimleri 8 ay süren psikolojik dram türündeki filmin galası yapıldı. Filmin galasında konuşan Kırkdirekli Uluslararası Öğrenci Derneği Başkanı Orhan Salcı, "Kastamonu’da üniversitede okuyan kardeşimiz, burada aldığı eğitimin meyvesini burada çekimlerini yaparak burada göstermek istemiş. Şehrimizi tanıtmak noktasında bir film çekmiş. Bizim çok değerli, o yüzden öğrencilerimize destek veren herkese ayrı ayrı teşekkür ediyoruz" diye konuştu. Üniversite öğrencilerinin filmi seyirciyle buluştu Filmin yönetmen ve senaristi olan Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo ve Televizyon Bölümü’nde eğitim gören Özbekistan uyruklu Ferdaus Mohammad Ali de, "Dopatonin isimli filmin çekimlerini tam bağımsız bir şekilde yaptım. Bu filmin içerisinde bir mesaj var, bu mesajın anlaşılmasını da herkesten merakla bekliyorum. Kendim açık olarak bu mesajı söylemedim çünkü herkes, çözsün istiyorum, kendisi bulsun istiyorum. Kendilerine göre anlaşılsın diye düşündüm. O yüzden inşallah bu mesajımı herkes anlar" şeklinde konuştu. Açılış kurdelesinin kesilmesiyle ilk kez gösterime giren ve 1 saat süren film, davetliler tarafından büyük ilgiyle izlendi. Gösterimin ardından filmin yönetmeni ve yapım ekibiyle söyleşi gerçekleştirildi.
28 Nisan 2026 Salı - 17:53 Nilüfer’de renkli dayanışma: Sanat ve sevgi panosu Bursa’da Nilüfer Belediyesi tarafından hayata geçirilen ‘Seramik Dayanışma Duvarı’, düzenlenen törenle açıldı. Özel öğrencilerin de dahil olduğu farklı okullar, seramik severler ve sanatçıların destekleriyle tamamlanan eser, Nilüfer’in ‘engelsiz kent’ vizyonunun en renkli ve somut örneklerinden biri oldu. Seramik Dayanışma Duvarı’, İbrahim Yazıcı Stadyumu’nda düzenlenen törenle açıldı. Gerçekleştirilen törende, projenin paydaşları olan Hacı Mehmet Zorlu Özel Eğitim Meslek Okulu, Bizim Ev Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi, Alara Ortaokulu, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) ve Çağdaş Eğitim Kooperatifi (ÇEK) Kır Çiçekleri öğrencileri ile öğretmenleri hazır bulundu. Gönüllü seramik sanatçıları Adnan Baysan, Vedat Dinç, Figen Özden ve Sinem Yayman’ın teknik desteğiyle hazırlanan pano, aylar süren bir emeğin ürünü olarak duvarda yerini aldı. "Nilüfer bir dayanışma kentidir" Törende konuşan Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, dayanışmanın Nilüfer’in merkezinde olduğunu vurgulayarak, "İbrahim Yazıcı Stadyumu’nun bu duvarı bundan sonra bambaşka hikayeler anlatacak. Ve bu hikayenin kahramanları çocuklarımız; onların elleri, sabırları ve emekleri. Engellerin sadece birlikte olduğumuzda aşılabileceğini bugün burada bir kez daha görüyoruz" dedi. Başkan Şadi Özdemir, projenin Kasım 2025’te başlayan ve farklı atölyelerde şekillenen parçaların birleşmesiyle tamamlanan ortak bir yolculuk olduğunu belirterek, "Birbirinden habersiz çalışan ellerin aslında birbirini ne kadar güzel tamamladığını burada gördük. Bu eser, özel çocuklarımızı kent yaşamında çok daha görünür kılacaktır" diye konuştu.
28 Nisan 2026 Salı - 17:50 Atakum’da ‘Korolar Buluşması’ Samsun’un Atakum ilçesinde düzenlenen "Korolar Buluşması", farklı şehirlerden ve ülkelerden gelen koroları aynı sahnede buluşturarak sanatseverlerden büyük ilgi gördü. Atakum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından organize edilen etkinlikte; çocuk, gençlik ve yetişkin olmak üzere üç ayrı kategoride koro performansları sahnelendi. Programa Samsun, Sinop, Ordu ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden korolar katıldı. Farklı kuşakları ve müzikleri tek platformda bir araya getiren organizasyon, her yaş ve zevke hitap eden içeriğiyle unutulmaz anlara imza attı. İki bölüm halinde gerçekleştirilen programda Türkiye’nin yanı sıra dünyanın popüler şarkılarını seslendirildi. Koro şefleri eşliğinde birbirinden özel performanslar sergileyen koristler, seslerinin güzelliği ile büyük beğeni topladı. "Gönülden teşekkür ediyorum" Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel etkinlik hakkında yaptığı açıklamada organizasyonun sanatın birleştirici gücünü sergilemesi açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Başkan Türkel, "23 Nisan programı kapsamında kentimizin yanı sıra Sinop, Ordu gibi illerimizden ve Kuzey Kıbrıs’tan koroları Atakum’da bir araya getirdiğimiz organizasyonumuza gösterilen ilgiden son derece mutlu olduk. Bu yıl ilk kez düzenlediğimiz etkinliğin çok sesli müzik kültürünün, sanatın yaygınlaştırılması açısından önemli bir yere sahip olacağına inanıyoruz. Programımıza katkı sağlayan tüm koristlerimize, şeflerimize, sanatçılarımıza ve halkımıza gönülden teşekkür ediyorum" dedi. "İlki gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz" Atakum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü Deniz Gömeç programda yaptığı konuşmada, "Korolar Buluşması’nda olan bütün korolara minnet doluyuz. Çünkü birlikte yapabilirsek, birlikte olursak bu işleri başaracağız. Önümüzdeki haziran ayında bir de piyano festivali gerçekleştirmeyi düşünüyoruz. Bunun da müjdesini veriyoruz. Atakum Belediyesi olarak, geçtiğimiz aylarda tiyatro topluluğumuzu oluşturduk onlar da oyunlarını sergiledi. Bugün sahne alacak tüm koristlerimize, sanatçılarımıza emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. O kadar gururluyuz ve mutluyuz ki. Atakum ilçemizde bir ilki gerçekleştirmenin onurunu yaşıyoruz. Bugün ilk defa korolar buluşmasını gerçekleştiriyoruz. Bu yıl şenlik demedik, önümüzdeki sene şenlik olarak devam edeceğiz. Bu sene 8 olan sayımızı önümüzdeki sene 18, 28 olarak artırmayı düşünüyoruz" şeklinde konuştu. "Büyüyerek devam edecek" Amisos Akademi Korosu Şefi Levent Aydın da "Amisos Akademi Korosu ve Atakum Belediyesi Amisos Çocuk Korosu ile birlikte bu organizasyonu planladık. Atakum Belediye Başkanı Serhat Türkel’e, böyle bir organizasyonda bize ön ayak olduğu için çok teşekkür ediyoruz. Değerli müdürümüz Deniz Gömeç’e de çok teşekkür ediyoruz. Atakum Türkiye’nin en özel ilçelerinden bir tanesi. Sahili ve sosyal imkanları olsun mükemmel bir şehir. Biz böyle bir şehirde, sanatsal faaliyetlerin çok daha fazla olabilmesi için elimizden gelen gayreti göstermeye devam edeceğiz. İlkini düzenliyoruz ve bundan sonra çok daha büyüyerek devam edecek" ifadelerini kullandı. Sanatseverler de programdan duydukları memnuniyeti dile getirerek, etkinliğin her yıl düzenlenmesini istediklerini ifade etti.
‘Sakin Kent’ Akyaka, 2025 yılının en iyi turizm köyleri arasında
18 Ekim 2025 Cumartesi - 14:06 ‘Sakin Kent’ Akyaka, 2025 yılının en iyi turizm köyleri arasında Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü’nün 2025 ‘En İyi Turizm Köyleri’ listesinde Türkiye’den dört köy yer aldı. Muğla’nın ’Sakin Kent’ unvanlı Akyaka Mahallesi, doğal güzellikleri ve çevre dostu mimarisiyle dünyaya örnek oldu. Beşinci kez gerçekleştirilen programda, 29 ülkeden 52 köy ödüle layık görüldü. Afrika, Amerika, Asya, Avrupa ve Orta Doğu’dan gelen 270’in üzerinde başvuru arasından seçilen köyler; kültürel mirasın korunması, doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımı ve yerel kalkınmaya katkı gibi kriterler temel alınarak değerlendirildi. Kazananlar, Çin’in Huzhou kentinde düzenlenen törenle açıklandı. Ayrıca 20 köy, gelecekte listeye girebilmek üzere ‘Yükseltme Programı’ kapsamına alındı. Türkiye’yi temsil eden köyler, ülkenin kültürel çeşitliliğini ve sürdürülebilir turizm vizyonunu bir kez daha uluslararası platforma taşıdı. Muğla’nın Ula ilçesine bağlı Akyaka Mahallesi, çevre dostu mimarisi ve doğal dokusuyla Anadolu’nun sahip olduğu kültürel zenginliğin ve turizmde sürdürülebilir yaklaşımın güçlü birer temsilcisi olarak değerlendirildi. Yeni listeyle birlikte, BM Turizm Örgütü’nün oluşturduğu ’En İyi Turizm Köyleri Ağına’ katılan köy sayısı 319’a ulaştı. Bu ağ, kırsal destinasyonlar arasında deneyim paylaşımını teşvik etmek, iyi uygulamaları yaygınlaştırmak ve sürdürülebilir kalkınma alanında iş birliği sağlamak amacıyla oluşturuldu. Akyaka’nın Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü tarafından en iyi turizm köyü unvanını elde etmesinden dolayı gurur ve memnuniyet duyduğunu belirten Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, Akyaka’nın doğasını, mimarisini, kültürünü ve yaşam biçimini koruyarak kalkınmayı başarabilen, doğa ile insanın uyum içinde yaşadığı nadir yerleşimlerden olduğunu belirterek Bu ödül, Muğla’nın yalnızca deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını; aynı zamanda kültür, doğa, ekoloji ve yerel değerler açısından da dünya çapında bir marka olduğunu bir kez daha göstermiştir" dedi. Bu başarıyı, daha güçlü bir sürdürülebilir turizm vizyonunun başlangıcı olarak gördüğünü söyleyen Vali Dr. İdris Akbıyık, "Doğayı koruyarak kalkınmanın, yerel değerleri yaşatarak dünyaya açılmanın mümkün olduğunu bir kez daha göstermiş olduk. Bu başarının tüm ilçelerimize ilham kaynağı olması temennisiyle, Akyaka’nın bu noktaya gelmesinde emeği geçen tüm kurumlarımıza, yerel yöneticilerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve en önemlisi misafirperver Akyakalı hemşehrilerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Altın Portakal’da "Gezen Sinema" heyecanı başladı
18 Ekim 2025 Cumartesi - 12:42 Altın Portakal’da "Gezen Sinema" heyecanı başladı 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı "Gezen Sinema" etkinlikleri ile başladı. 16 Ekim’de başlayan Altın Portakal Gezen Sinema etkinliğinin ilk durakları Akseki, Elmalı, Manavgat ve Kepez oldu. 10 gün boyunca sürecek olan etkinlikte sinemaseverler ilçelerinde salonlarda ve açık havada film izleme şansı bulacak. 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali heyecanı "Gezen Sinema" etkinliği ile Antalya’nın ilçelerine taşınıyor. Gezen sinema etkinliği kapsamında bu yıl 10 gün boyunca 16 ilçede sinemaseverlere film keyfi sunuluyor. Mukadderat, Tur Rehberi ve Kardeş Takımı 2 filmleri Antalya’nın ilçelerinde salonlarda ve açık alanlarda vatandaşlarla buluşturuyor. Akseki, Korkuteli Ve Elmalı’da Mukadderat filmine yoğun ilgi 16 Ekimde başlayan Altın Portakal gezen sinema tırının ilk durakları Akseki ve Elmalı oldu. Sinemaseverlerin tıka basa doldurduğu gezen sinema etkinliğinde izleyicilerle buluşan ilk film Mukedderat oldu. Geçen yıl Altın Portakal’da En İyi Film, En İyi Kadın Oyuncu ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödüllerini kazanan "Mukadderat" filmi izleyicilerden tam not aldı. Altın Portakal gezen sinema etkinliğinin ikinci durağı ise Kepez ve Manavgat ilçeleri oldu. Gezen Sinema kapsamında Kardeş Takımı 2 filminin gösterimi yapıldı. Sinemayla ilk kez tanışma heyecanı yaşayan çocuklar ise unutulmaz bir akşam geçirdiler. Gezen sinema ilçeleri dolaşmaya devam edecek 62. Altın Portakal gezen sinema etkinliği kapsamında 18 Ekimde Döşemealtı ve Alanya’da, 19 Ekimde Demre ve Gazipaşa’da, 20 Ekimde Kaş ve Serik’te 21 Ekimde Finike ve Konyaaltı’nda 22 Ekimde Aksu ve Kumluca’da 23 Ekimde Kepez ve Kemerde izleyicilerle buluşacak.
Nilüfer’den afetlere karşı eğitim seferberliği
18 Ekim 2025 Cumartesi - 12:39 Nilüfer’den afetlere karşı eğitim seferberliği Nilüfer Belediyesi, 13 Ekim Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü kapsamında muhtarlardan kadın derneklerine ve huzurevi sakinlerine kadar toplumun farklı kesimlerine yönelik afet bilinçlendirme eğitimleri düzenledi. Nilüfer Belediyesi, Uluslararası Afet Risklerinin Azaltılması Günü etkinlikleri kapsamında ilçede yaşayan vatandaşların afetlere hazırlık düzeyini artırmak amacıyla çok yönlü bir eğitim programı hayata geçirdi. Nilüfer İlçe Afet ve Acil Durum Yönetim Merkezi’nde gerçekleştirilen eğitimler, toplumun farklı kesimlerini kapsayacak şekilde planlandı. Eğitim programı kapsamında, ilçedeki muhtarlara yönelik "Afetlerde Etkin Haberleşme Eğitimi" düzenlendi. Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti (TRAC) üyeleri tarafından verilen eğitimde, afet anlarında kesintisiz iletişimin önemi ve alternatif haberleşme yöntemleri ele alındı. Muhtarlar ve Nilüfer Kent Konseyi Afet Çalışma Grubu, olması ihtimal bir afet durumunda mahalle sakinleriyle koordinasyonu nasıl sağlayacakları konusunda bilgilendirildi ve tatbikat yapıldı. Eğitime Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Emre Karagöz de katıldı. Kadın dernekleri yöneticilerine verilen eğitimlerde ise; uzman eğitmenler tarafından verilen afet bilinçlendirme eğitiminde, kadın yöneticilere afet öncesi hazırlık, afet anında alınması gereken önlemler ve afet sonrası müdahale yöntemleri hakkında detaylı bilgiler aktarıldı. Etkinlikler kapsamında Nilüfer Belediyesi İnci ve Taner Altınmakas Huzurevi’nde de eğitim gerçekleştirildi. Akut Arama Kurtarma Derneği iş birliğiyle düzenlenen eğitimde, huzurevi sakinlerine özel olarak hazırlanan içerikler sunuldu. Yaşlı vatandaşların fiziksel şartları göz önünde bulundurularak hem teorik hem de uygulamalı olarak planlanan eğitimde, afet öncesi, sırası ve sonrasında yapılması gerekenler anlatıldı.
Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrasından İnegöl’de konser
18 Ekim 2025 Cumartesi - 12:21 Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrasından İnegöl’de konser İnegöl Belediyesi’nin Ekim ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası İnegöl sahnesinde ilçe halkıyla buluştu. Sanatseverleri klasik müziğin eşsiz dünyasıyla buluşturan konserde, unutulmaz bir gece yaşandı. İnegöl Belediyesi kış sezonuyla birlikte kültür sanat etkinliklerinde salon programlarının startını verdi. Ekim ayı kültür sanat etkinlikleri kapsamında Cuma akşamı Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası Beşinci Mevsim Kültür Sanat Merkezi sahnesinde İnegöllülerle buluştu. Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü ve İnegöl Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen konserde, sanatseverler klasik müziğin eşsiz dünyasıyla buluşma fırsatı yakaladı. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban’ın da takip ettiği ve ilçe halkının yoğun ilgi gösterdiği konserin orkestra şefliğini Murat Göktaş, solistliğini ise genç trompet sanatçısı Deniz Arda Başuğur üstlendi. Programda J. G. Neruda’nın "Trompet Konçertosu", Kara Karayev’in "3 Minyatür" adlı eseri ile Türk bestecisi Nevit Kodallı’nın "Güzelleme" ve "Telli Turna" eserleri yer aldı. Konser sonunda sahneye çıkan Belediye Başkanı Alper Taban, kısa bir selamlama konuşması yaparak "Orkestramız öylesine güzel bir gece yaşattı ki, çok keyif aldık. Senfoni orkestralarını yıl içerisinde böyle bir parça da olsa deneyimlemiş oluyoruz. Bizleri kırmayıp geldiniz için öncelikle teşekkür ediyorum. Emeklerinize sağlık. Salonu dolduran kıymetli hemşerilerime de teşekkür ediyorum. Çok keyifli bir akşam olduğunu düşünüyorum. Kültür sanat anlamında hem bu ay içerisinde hem de bu aydan sonra çok daha güzel organizasyonları vatandaşlarımızla buluşturmaya devam edeceğiz" dedi.
Iğdır’da toplumsal barış ve terörsüz gelecek vizyonu konuşuldu
18 Ekim 2025 Cumartesi - 12:16 Iğdır’da toplumsal barış ve terörsüz gelecek vizyonu konuşuldu Iğdır Üniversitesi, toplumsal barışa katkı sağlamak ve terörle mücadelede bölgesel iş birliğinin önemine dikkat çekmek amacıyla "Bölgesel Aktörlerin Gücüyle Toplumsal Barış ve Terörsüz Gelecek Vizyonu" konulu panele ev sahipliği yaptı. Kadim Aşiretler Federasyonu işbirliğiyle düzenlenen panel, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Panelde, bölgesel aktörlerin toplumsal barış süreçlerindeki rolü, ortak güvenlik anlayışının güçlendirilmesi ve terörle mücadelede iş birliğinin önemi üzerine sunumlar gerçekleştirildi. Programda bir konuşma yapan Kadim Aşiretler Federasyonu Iğdır İl Başkanı Ferhat Armağan toplumsal barış için yeni bir anayasanın şart olduğunu belirterek, "Tabii bu barış sürecini başta Sayın Cumhurbaşkanımız, devletimizin hakikaten ciddi binlerce senelik bir birikimi var. Bunu güzel bir şekilde güzel bir zeminde ortaya koydu. Hamdolsun böyle güzel ulvi bir şeyle beraberiz. Gerçekten tarihe de baktığımız zaman Alparslan’dan 1071’den bu yana kadar kuvvetli muvaffakiyetler Cenabı Allah bize nasip ediyor. Türkler ve Kürtlerin hakikaten kahramanlıkları anlatmakla bitirmek imkansızdır. Biz birlikteliğimizi, toplumun huzurunu ve bu geleceği inşa etmek için ortaya koyacağız. Gerçekten güzel, kuvvetli bir anayasayla bu meselemiz hal olur" diye konuştu. Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, üniversite olarak yerel aktörlerin diyalog, dayanışma ve ortak vizyon çerçevesinde bir araya gelmesine katkı sunduklarını söyleyerek, "Bölgesel aktörlerin gücüyle toplumsal barış ve terörsüz gelecek vizyonu başlıklı bu panel sadece akademik bir tartışma zemini değil aynı zamanda toplumsal barışın dayanışmanın ve ortak geleceğe dair inancın güçlendirilmesi açısından önemli bir platform niteliği taşımaktadır. Üniversitemiz bu doğrultuda yerel aktörlerin diyalog, dayanışma ve ortak vizyon çerçevesinde bir araya gelmesine katkı sunan çok boyutlu bir akademik işlev üstlenmektedir. Iğdır tarih boyunca farklı kültürlerin, inançların ve medeniyetlerin bir arada yaşadığı nadir coğrafyalardan birisidir. Birisi olmaya devam etmektedir. Bu topraklar farklı kültürlerin uyum ve zenginlik kaynağı olduğunu kanıtlamaktadır. Bu tarihi birikimden ilham alarak bizler de üniversitemizi uzlaşı kültürünün ve birlikte yaşama iradesinin kurumsal bir temsilcisi haline getirmeyi hedefliyoruz" dedi. Iğdır Üniversitesi Karaağaç Kampüsü’nde düzenlenen panele Iğdır Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Gürel, Ağrı İdare Mahkemesi Başkanı Erkan Seydibey, şehit aileleri ve gaziler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri kapsamında Rus besteci Shostakovich anıldı
18 Ekim 2025 Cumartesi - 11:42 İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri kapsamında Rus besteci Shostakovich anıldı DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO), 17 Ekim 2025 Cuma akşamı klasik müzik tarihinin en güçlü bestecilerinden Dmitri Shostakovich’in 50’nci ölüm yıl dönümü anısına düzenlenen konserle Atatürk Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluştu. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri kapsamında "Shostakovich’in 50’nci Ölüm yıl dönümü anısına" düzenlenen konser, sanatseverlere müzik ziyafeti yaşattı. Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen konserde, orkestrayı dünyaca ünlü şef Howard Griffiths yönetirken, gecenin solistliğini Erkut Gökgöz (trompet) ve Kandemir Basmacıoğlu (piyano) üstlendi. Konser, Türk müziğinin çağdaş temsilcilerinden Ferit Tüzün’ün halk ezgilerinden ilham alan eseri Esintilersüitiyle başladı. Gecenin ikinci bölümünde, Dmitri Shostakovich’in ince bir işçilik ve yüksek müzikaliteyle örülmüş yapıtı Piyano, Trompet ve Yaylı Orkestra için Konçerto Do Minör, Op.35 seslendirildi. Eser, Gökgöz ve Basmacıoğlu’nun güçlü tekniği ve orkestranın yüksek uyumuyla AKM sahnesinde büyüleyici bir yorumla hayat buldu.Programın finalinde ise romantik dönemin en önemli temsilcilerinden Robert Schumann’ın Senfoni No.3 Mi Bemol Majör, Op.97 "Rhenish" adlı eseri yer aldı. Schumann’ın Ren Nehri kıyısında bulduğu huzuru, bölgenin doğası ve mimarisinden kesitleri yansıttığı bu eser, Howard Griffiths’in yönetimiyle dinleyicilere unutulmaz bir müzikal deneyim sundu. İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası DenizBank Konserleri, 24 Ekim Cuma günü gerçekleştirilecek "Cumhuriyet Bayramı Konseri" ile sanatseverlerle buluşmaya devam edecek.
Havalar soğudu yün yorganlara talep arttı
18 Ekim 2025 Cumartesi - 11:37 Havalar soğudu yün yorganlara talep arttı Sivas’ta havaların soğumasıyla birlikte vatandaşlar kış hazırlıklarına başladı, elyaf yorganların yerine yün yorganlara ilgi yeniden arttı. Sivas’ta yün yorganlara olan ilgi, hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte yeniden artmaya başladı. Uzmanlar ve ustalar, yün yorganların sağlığa olan faydaları nedeniyle elyaf yorganlara göre çok daha avantajlı olduğunu ve daha çok tercih edildiğini ifade ediyor. Yün; vücut ısısını dengeleyen, hava geçirgenliği yüksek doğal bir malzeme olmasıyla kış aylarında insan vücudunu sıcak tutarken, terlemeyi de önlüyor. Romatizma, bel ve diz ağrısı gibi rahatsızlıkları bulunan kişilerin özellikle kış aylarında yün yorganları tercih etmeleri bu aylarda yorgancılarda da yoğun mesailere neden oluyor. Sivas’ta geleneksel yöntemlerle hazırlanan yün yorganlar, tamamen doğal koyun yünüyle üretiliyor. Elyaf yorganlar çamaşır makinesinde yıkanabildiği için gençler arasında yaygınlaşsa da uzmanlar, uzun ömürlülük ve sağlık açısından yün yorganların çok daha faydalı olduğuna dikkat çekiyor. "Kışa hazırlık yazdan başlıyor" Yorgan ustası Şinasi Toprak, Babasından öğrendiği mesleği 40 yıldır devam ettirdiğini ifade ederek, "Bize genelde yünü ve bezini müşteri getiriyor, bizde burada sırıma işlemini yapıp teslim ediyoruz. Sipariş üzerine aldığımız yorganlarda ada biz yünü Uşaktan alıp yıkattırıyoruz daha sonra taratıp çırptırıyoruz. Tek kişilik bir yorganı 2 saatte çift kişilik bir yorganı da yaklaşık 3 saate sırıyabiliyoruz. İlk önce bezini dikiyoruz, daha sonra müşteri yünü torbaya basıp getirdiği için onu tekrardan bir elden geçirtmek gerekiyor, doldurmasını yapıp düzlüyoruz ve en son dikme işlemini bitene kadar yapıyoruz. Kışa hazırlık yazdan başlıyor. Genelde işlerimiz yazın daha yoğun oluyor. Yün yıkama, kurutuma, çırpma gibi işlemeleri kışın yapma gibi bir imkanları yok. O yüzden yazdan bu işlemler yapılıyor" diye konuştu. "Elyaf yorganlar yün yorganın yerini hiçbir şekilde tutamaz" Toprak, Yün yorganların birçok hastalığa iyi geldiğini belirterek, "Elyaf yorganları genelde gençler istiyor. Bu yorganları sipariş üzerine yapıyoruz. İpek yorganlarımız var silikonlu elyaf. Bu yorganların çamaşır makinasında yıkanabilme özelliği var. Elyaf yorganlar yün yorganın yerini hiçbir şekilde tutamaz. Bu yorganların gençler tarafından tercih edilme nedeni de çamaşır makinasında yıkanabiliyor olması. Yün yorgan her şeyiyle doğal bir ürün ve daha çok tercih ediliyor. Uzmanlar tarafından birçok hastalığa iyi geldiği de söyleniyor. Dizlerinde ağrıları olanlar, romatizma sorunları olanları olanlar genelde bu yorganları tercih ediyorlar. Elyaf yorgan kullananlalar belim ağrıyor, boynum ağrıyor, ayaklarım ağrıyor diye şikâyetlerde bulunuyor" dedi.
İş Bankası’ndan Muzalar Evi’ne koruma desteği
18 Ekim 2025 Cumartesi - 11:12 İş Bankası’ndan Muzalar Evi’ne koruma desteği Zeugma Antik Kenti’nin en iyi korunmuş Roma konutu örneklerinden biri olan Muzalar Evi’ndeki kazılara 2012-2019 yılları arasında katkıda bulunan Türkiye İş Bankası, 938 eserin gün yüzüne çıkarılarak Gaziantep Arkeoloji Müzesi’ne kazandırıldığı kazı çalışmalarının ardından desteğini devam ettirdi. Fırat nehri kıyısında farklı kültürlerin izlerini barındıran Zeugma Antik Kenti’nin en iyi korunmuş Roma konutu örneklerinden biri olan Muzalar Evi’nde Gaziantep Valiliği tarafından Türkiye İş Bankası’nın katkılarıyla inşa edilen korugan yapı tamamlandı. Muzalar Evi’nde hem mozaikleri dış etkenlerden koruyacak hem de ziyaretçilerin rahatlıkla gezebilmesini sağlayacak olan korugan yapının bulunduğu alan yakında ziyarete açılacak. Türkiye’nin arkeolojik varlığının gün yüzüne çıkarılarak dünya kültür mirasına kazandırılması, korunarak gelecek kuşaklara aktarılması ve bu alandaki bilimsel araştırmalara imkân sağlanması amacıyla arkeolojiyi kurumsal sosyal sorumluluk alanlarından biri olarak gören Türkiye İş Bankası, Zeugma Antik Kenti’nde Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yürütülen kazı çalışmalarına destek verdi. İş Bankası’nın desteğiyle Muzalar Evi’nden 938 eser çıkarıldı Zeugma Antik Kenti’ne ilk olarak 2000 yılındaki kazılar sırasında katkıda bulunan İş Bankası, daha sonra kentin en iyi korunmuş Roma konutu örneklerinden biri olan Muzalar Evi’ndeki arkeolojik çalışmaları da destekledi. 2007 yılında, Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutalmış Görkay başkanlığındaki ekip tarafından başlatılan, 2012’den itibaren İş Bankası’nın da katkı sağladığı Muzalar Evi’ndeki kazı çalışmaları 2019 yılında tamamlandı. Muzalar Evi’nde 2012-2019 yılları arasında yapılan arkeolojik kazılarda 938 eser gün yüzüne çıkarılarak Gaziantep Arkeoloji Müzesi’ne kazandırıldı. Banka, klasik Yunan eğitiminin vazgeçilmez parçası olan lirik şiir, tarih, müzik, astronomi ve felsefe gibi konuların esin perileri sayılan dokuz Muzanın betimlendiği mozaikten dolayı "Muzalar Evi" olarak adlandırılan arkeolojik değerin korunmasına yönelik de desteğini devam ettirdi. Banka, Gaziantep Valiliği tarafından Muzalar Evi’ne yaptırılan, hem mozaiklerin dış etkenlerden korunmasına hem de ziyaretçilerin rahatlıkla gezebilmelerine imkân sağlayan, bölgenin iklim şartlarına göre tasarlanan korugan yapının inşasına da destek oldu. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, İş Sanat Genel Müdürü Zuhal Üreten ve bir grup gazeteci Zeugma Antik Kenti ve Muzalar Evi’ni ziyaret etti. Kazı Başkanı Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi Klasik Arkeoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutalmış Görkay da Muzalar Evi ve yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aktardı. "Kadim bir geçmişin sessiz tanıkları olan antik kentlerden arkeolojik mirasımızı daha güçlü biçimde ortaya koyan pek çok yeni eser ve bilgi çıkarılıyor" İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, arkeolojik kazı çalışmalarıyla binlerce yıllık tarihsel ve kültürel hafızanın gün yüzüne çıktığını, kazıların sadece geçmişe değil bugüne ve geleceğe de ışık tuttuğunu vurguladı. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu coğrafyasında Hititlerden Friglere, Lidyalılardan Romalılara, Bizanslılardan Selçuklu ve Osmanlı’ya binlerce yıllık tarihsel birikimin izlerinin görüldüğünü ifade eden Sözen, şöyle konuştu: "Farklı kültürlerin buluştuğu, değişik uygarlıkların birikimlerinin birer tanığı olan arkeolojik zenginliklerin bugünkü nesillere ulaştırılması ve korunarak geleceğe aktarılabilmesi büyük bir önem taşıyor. Yoğun emek ve çabayla, istikrarla ve sabırla yürütülmesi gereken bu çalışmalar ancak desteklemesi durumunda uzun soluklu ve sürdürülebilir bir şekilde devam edebilir, ortaya çıkan değerler korunarak geleceğe taşınabilir. Biz de Muzalar Evi’ndeki kazıların ardından buranın korunmasına yönelik de sorumluluk hissettik ve korugan yapının inşasına destek olduk. Korugan yapı sayesinde Muzalar Evi hem dış etkenlerden korunacak hem de ziyaretçiler burayı rahatlıkla gezebilecek, daha çok yerli ve yabancı turistin tur rotasına dahil olabilecek." Antik kentlerde gerçekleştirilen kazılardaki bilimsel ilerlemelere bakıldığında ülkemizin dünya mirasına sunduğu ve sunacağı çok büyük bir zenginliğe sahip olduğunun her seferinde yeniden görüldüğünü ifade eden Sözen, "Kadim bir geçmişin sessiz tanıkları olan antik kentlerden arkeolojik mirasımızı daha güçlü biçimde ortaya koyan pek çok yeni eser ve bilgi çıkarılıyor" dedi. "Muzalar Evi’ndeki bulgular mozaik tarihini değiştirdi" Prof. Dr. Kutalmış Görkay da değişik medeniyetlerin buluştuğu bir coğrafyada yer alan, Doğu ve Batı kültürlerinin kaynaştığı, yeni sentezlerin ortaya çıktığı bir kent olan Zeugma’da uygarlıkların izlerini, geride bıraktıklarını, en önemlisi de onların gerçek hikayelerini arkeolojik çalışmalarla anlamaya çalıştıklarını vurguladı. Muzalar Evi’nin zengin mimari dekorasyonu, iyi korunmuş mozaik ve freskleriyle Zeugma’daki en önemli Roma konutu örneklerinden biri olarak gösterildiğini belirten Prof. Dr. Görkay, Muzalar Evi’nde yaptıkları kazı çalışmalarında ortaya çıkan bulguların mozaik tarihini değiştirdiğini, Muzalar Evi’nin tasarımının büyük ihtimalle MS. 1’inci yüzyıl sonu 2’nci yüzyılın başlarında gerçekleştiğini tahmin ettiklerini ifade etti. İç dekorasyonunun önemli kısmının MS 2’nci yüzyıl başlarında, büyük olasılıkla İmparator Hadrian Dönemi veya hemen sonrasında tamamlandığını söyleyen Prof. Dr. Kutalmış Görkay, evleri ve avluları süsleyen mozaiklerin ve duvar resimlerinin dönemin sosyal hayatı konusunda pek çok ipucu verdiğini anlattı. İş Bankası’nın arkeoloji alanındaki diğer destekleri Banka Zeugma dışında Aydın’da Nysa Antik Kenti, Muğla’da Stratonikeia Antik Kenti ile Denizli’deki Tripolis ve Laodikeia antik kentlerindeki kazı çalışmalarını da destekliyor. 1985 yılından bu yana Kırşehir Kaman’da kazı çalışmalarını sürdüren Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü’ne de Banka tarafından muhtelif katkılar sağlanıyor. İş Bankası, geçtiğimiz yıllarda Antalya’da Patara Antik Kenti, İzmir’de Teos Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarını da destekledi. Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından ayrıca arkeoloji alanındaki akademik çalışmaların gelecek nesillere aktarılması amacıyla kazı başkanları tarafından hazırlanan eserler de basılıyor. Bugüne kadar Zeugma, Patara, Teos, Nysa ve Stratonikea kitapları yayınlandı.
"Takının Armonisi" sergisi Kastamonu’da sanatseverlerle buluştu
18 Ekim 2025 Cumartesi - 10:55 "Takının Armonisi" sergisi Kastamonu’da sanatseverlerle buluştu Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Metin Coşkun tarafından hazırlanan "Takının Armonisi" isimli sergi büyük beğeni topladı. Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Metin Coşkun tarafından hazırlanan "Takının Armonisi" adlı sergi, sanatseverlerle buluştu. Sanatçının ikinci sergisi olan etkinlik, Kastamonu’da düzenlenen ilk mücevher temalı kişisel sergi olma özelliğini taşıyor. 15 özgün eserden oluşan sergide, çağdaş takı tasarımıyla geleneksel el sanatlarının birleşiminden doğan eserler, Anadolu kültürünün estetik mirasını günümüze taşıyor. Eserlerinde form, renk ve malzeme uyumuna odaklanan Kastamonu Üniversitesi Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Öğretim Üyesi Metin Coşkun, "armoniyi" sanatla bütünleştirerek izleyiciye estetik bir deneyim sunmayı amaçlıyor. Sergi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kastamonu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü himayesinde ve "2025 Aile Yılı Etkinlikleri" kapsamında gerçekleştirildi. Etkinlik, sanatın aile kavramıyla kurduğu duygusal bağı görünür kılarken, bölgesel kültürel değerlerin sanat yoluyla yeniden yorumlanmasına da katkı sağlıyor. Dr. Öğretim Üyesi Metin Coşkun, sergiyle ilgili açıklamasında, "Takı, sadece bir süs eşyası değil; aynı zamanda duygusal, estetik ve kültürel bir anlatım dilidir. Bu sergide geleneksel kuyumculuk tekniklerini çağdaş yorumlarla birleştirerek bu dili yeniden keşfetmeye çalıştım." ifadelerini kullandı. Sergi, 19 Ekim Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.
Beyoğlu’nda 439 yıllık Molla Çelebi Camii’ndeki yangın sonrası restorasyon çalışmalarına başlandı
18 Ekim 2025 Cumartesi - 10:32 Beyoğlu’nda 439 yıllık Molla Çelebi Camii’ndeki yangın sonrası restorasyon çalışmalarına başlandı Beyoğlu’nda 24 Mart’ta elektrik aksamından kaynaklı çıkan yangında hasar alan tarihi 439 yıllık Molla Çelebi Camii’nde restorasyon çalışmaları başladı. Mimar Sinan’ın eseri olan Molla Çelebi Camii aslına uygun restore edilerek ibadete açılacak. Öte yandan, yangında tahrip olan İstanbul Boğazı’nın kıyısındaki tarihi cami havadan görüntülendi. Beyoğlu Fındıklı’daki Meclis-i Mebusan Caddesi’nde 1586 yılında Mimar Sinan tarafından Molla Çelebi Camii inşa edildi. Kanuni Sultan Süleyman döneminde Bursa ve İstanbul kadılığı yapan Mehmet Vusuli Efendi’nin yaptırdığı cami, tarih boyunca birçok yangın ve deprem gördü. 1723- 1724 yıllarında ve 1822 yılında da bir yangında hasar alan cami 1822 yılında kapsamlı bir onarım geçirdi. 1984 ve 2001 yılları arasında minaredeki statik sorunlar giderilerek kurşun örtüsü değiştirildi. 2013 yılında bir restorasyon çalışmalarıyla yenilenen Molla Çelebi Camii’nde 24 Mart tarihinde gece saatlerinde elektrik aksamından kaynaklı yangın çıktı. Yangın paniğe neden olurken, 439 yıllık cami yine bir yangınla daha tahrip oldu. Hasar alan tarihi camide Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü restorasyon çalışmalarına başladı. Molla Çelebi Camii, restorasyonu tamamlanarak yeniden ibadete açılacak. Öte yandan, İstanbul Boğazı’nın kıyısında ve yangında ibadet alanı hasar alan tarihi cami havadan görüntülendi. "Caminin Mimar Sinan tarafından inşa edildiği bilinmektedir" Molla Çelebi Camii’nin tarihini anlatan Vakıflar Genel Müdürlüğü İstanbul 1. Bölge Müdür Yardımcısı Feyyaz Fidan, "Molla Çelebi Camii, Beyoğlu’nun Fındıklı semtinde inşa edilmiştir. 1586 yılında inşa edildiğini biliyoruz. Caminin banisi Molla Çelebi olarak bilinen Mehmet Vüsuli Efendi’dir. Mehmet Vüsuli Efendi, 2. Selim döneminde İstanbul ve Anadolu kazaskerliği yapmış birisidir. 2. Selim adına Selimname isimli bir eser kaleme aldığını ve mahlasının Vüsuli olarak kullanıldığını biliyoruz. 1584 tarihli vakfiyesinde külliyenin cami, hamam sıbyan mektebi ve hazireden müteşekkil bir yapı yapılması planlanmaktaydı fakat sıbyan mektebi yapılamadı. Cami ve hamamın ise Mimar Sinan tarafından inşa edildiği bilinmektedir. Tek kubbeli ve tek minareli bir camidir. Kubbesinin çapı yaklaşık 12 metredir, 5 tane yarım kubbeyle de harim genişletilmiştir. Yapı tarihsel süreç içerisinde birçok deprem ve yangına maruz kalmıştır. Buna bağlı olarak da birçok yapısal değişiklik söz konusu olmuştur. Bunlardan birisi de son cemaat mahalli, 1723-1724 yıllarında Lale Devri’nde çıkan yangında son cemaat mahalli ahşap olduğu için çökmüş ve 1822 tarihinde yeniden inşa edilmiştir. 1958 yılında Vakıflar İdaresince de bugünkü görünümüne kavuşturulmuştur. Külliye bütünün de bir hamam vardı, Fındıklı Kebir Hamamı olarak bilinen hamam, tarihi fotoğraflarda ve belgelerde önümüze çıkıyor. 1957 yılında sahil yol genişletme çalışmaları kapsamında yıktırılmıştır. Bunun dışında camide, mihrap cephesinde bir Hünkar Kasrı da bulunmaktaydı. 19. yüzyıla tarihlenen bir fotoğrafta kasrı mihrap cephesinde görüyoruz fakat 1926 yılında pervititch haritalarında olmadığını görüyoruz. Yapıda bir de sebil vardı, Koca Yusuf Paşa Sebili. 1787 yılında Sadrazam Koca Yusuf Paşa tarafından yapılmıştı. Yine 1957 yılındaki yol genişletme çalışmalarında sebil buradan alınarak bugünkü Kabataş İskelesi’nin karşısında bulunan noktaya nakledildi, bugün de hala oradadır. Bunların dışında camide bir de hazire bulunmaktadır. Yaklaşık 20 mezar taşı var, en eskisi1709 tarihli Şeyhülislam Sadrazettin Efendi’ye aittir" dedi. "24 Mart’ta maalesef harim kısmında elektrik tesisatından kaynaklı bir yangınla karşılaşıldı" Yangın çıkan Molla Çelebi Camii’nde restorasyon çalışmalarının başladığını duyuran Feyyaz Fidan, "Bahsettiğimiz gibi Molla Çelebi Camii birçok deprem ve yangına maruz kalmıştır. 1723- 1724 yıllarında Lale Devri’nde, 1822 yılında da bir yangına maruz kalmıştır. 1822 yılında kapsamlı bir onarım geçirdiğini tarihi evraklardan görüyoruz. 1958 yılında bahsettiğimiz yol genişletme çalışmaları sebebiyle bir onarıma girdi. 1984 ve 2001’de de yine minaredeki statik sorunları ve kurşun örtünün değiştirilmesi gibi onarımlarla karşılaşıyoruz. 2013 yılında da yine Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından kapsamlı bir restorasyon çalışması yapıldı. Bu yıl 24 Mart’ta maalesef harim kısmında elektrik tesisatından kaynaklı bir yangınla karşılaşıldı. Bunun üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından acilen ödenek temin edilerek restorasyona başlandı. Öncelikle çevre güvenliği sağlandı, şantiye kurulu yapıldı ve iskeleler kuruldu. Harim kısmında özellikle yangın sonrası bozulmuş taş ve kalem işi mermer yüzeylerdeki hasar tespit çalışmaları devam ediyor. Fiziksel ve kimyasal hasarların olduğunu görüyoruz. Bu hasar tespitinden sonra müdahale biçimlerine karar verilerek gerekli çalışmalar yapılacak. Üniversitelerin mimarlık, restorasyon, sanat tarihi gibi alanlarındaki uzman akademisyenlerden oluşan bilim kurullarıyla süreçleri yönetiyoruz. Molla Çelebi Camii’nde de yine yangın alanında ve sanat tarihi alanında uzman hocalarımızdan oluşan bir bilim kurulu oluşturduk. Bu bilim kuruluyla restorasyon çalışmalarına devam ediyoruz. En kısa süre de Molla Çelebi Camii’ni yangından kaynaklı olan restorasyonunu tamamlayarak tekrar ibadete açılmasını hedefliyoruz" şeklinde konuştu.