KÜLTÜR SANAT
Sinop’ta liseli gençler destanları sahneye taşıdı 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:48:30 Sinop’ta gençlerin tarihi ve kültürel mirasla bağ kurmasını amaçlayan "Destanlarımızı Sahneliyoruz" projesinde ilk gösterim gerçekleştirildi. Projenin başlangıç oyunu olan "Leyla ile Mecnun", izleyicilerden tam not aldı. Sinop Valiliği himayesinde ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde hayata geçirilen projenin tanıtım toplantısı, Sinop Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saat 14.00’te başlayan programda, etkinlikte aktif rol alan 11 farklı liseden toplam 247 öğrenci sahne kostümleriyle izleyicilerin karşısına çıktı. Programda ayrıca projeye katkı sunan 64 öğretmen de tanıtıldı. Programda katılımcılara hitap eden Sinop Valisi Mustafa Özarslan, "Bu etkinlik ben inanıyorum ki Sinop’umuzda bir başlangıç, bir hikayenin ilkleri olacak. Biraz önce de evlatlarımız, öğrencilerimiz bahsettiler. Akademik başarıyı tabii ki önemsiyoruz ama Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde her zaman ifade ettiğimiz gibi bu akademik başarının yanı sıra çocuklarımızın bütüncül bir şekilde kültürel, sosyal, sportif yönden, manevi yönlerden, her yönden güçlü bir şekilde çocuklarımızı yetiştirmek istiyoruz. Destanlar da bizim derin mazimizden, geçmiş zenginliklerimizden, kültür ırmağından Türkistan’dan akıp gelip, Anadolu’dan geçip Rumeli’de yerleşen her üç coğrafyada, biraz önce bahsettiğim gibi her üç coğrafyada Türkistan’da, Anadolu’da, Rumeli’de geçen, vuku bulan destanlarımız var. Bu destanlar bizim birer bilgi hazinemiz, birer bilgi ansiklopedileri. Bunlar bizim sözlü tarihimiz, geçmiş tarihi zenginliğimiz ve geçmiş zengin mazimiz. Ama şimdiki çocuklarımız işte bu mazideki köklü zenginliği, kültürel zenginliği, bu tarihin derinlerinden gelen bilgi dağarcığını getirip sözlü kültürü burada sergileyecekler. Bu evlatlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz bizim teminatımız. Bizler bu çocuklarımızı, evlatlarımızı bizden daha iyi yetiştirmek istiyoruz. Bizi nasıl bizden önceki nesiller imkanları ölçüsünde, bilgi ve becerileri ölçüsünde yetiştirmişlerse biz onların bir eseriyiz, ürünüyüz. Biz de istiyoruz ki biz de evlatlarımız, gençlerimiz, çocuklarımız bizden daha iyi yetişsinler. Çağ gereklerine uygun bir şekilde, güçlü, kuvvetli bir şekilde yetiştirelim ve böylece tarihsel yolculuğumuz devam etsin. Bütün arzumuz, bütün isteğimiz bu" dedi. Gençlerden muhteşem performans Konuşmaların ardından Atatürk Anadolu Lisesi öğrencilerinin sahnelediği "Leyla ile Mecnun" oyunu büyük beğeni topladı. Proje kapsamında Oğuz Kağan Destanı’ndan Köroğlu’na, Battal Gazi’den Aslı ile Kerem’e kadar medeniyetimizin yapı taşı olan birçok eser, farklı liselerin performansıyla 13 Mayıs Çarşamba gününe kadar Sinop Kültür Merkezi’nde sahnelenmeye devam edecek. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 18:47 Sinop’ta liseli gençlerden tiyatro resitali Sinop’ta gençlerin tarihi ve kültürel mirasla bağ kurmasını amaçlayan "Destanlarımızı Sahneliyoruz" projesinin ilk gösterimi gerçekleştirildi. Projenin başlangıç oyunu olan "Leyla ile Mecnun", izleyicilerden tam not aldı. Sinop Valiliği himayesinde ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde hayata geçirilen projenin tanıtım toplantısı, Sinop Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saat 14.00’te başlayan lansman programında, etkinlikte aktif rol alan 11 farklı liseden toplam 247 öğrenci, sahne kostümleriyle izleyicilerin karşısına çıktı. Programda ayrıca projeye katkı sunan 64 öğretmen de tanıtılarak emekleri vurgulandı. Programda katılımcılara hitap eden Sinop Valisi Mustafa Özarslan, projenin önemini şu sözlerle anlattı:"Bu etkinlik ben inanıyorum ki Sinop’umuzda bir başlangıç, bir hikayenin ilkleri olacak. Biraz önce de evlatlarımız, öğrencilerimiz bahsettiler. Akademik başarıyı tabii ki önemsiyoruz ama Türkiye yüzyılı marif modelinde her zaman ifade ettiğimiz gibi bu akademik başarının yanı sıra çocuklarımızın bütüncül bir şekilde kültürel, sosyal, sportif yönden manevi yönlerden, her yönden güçlü bir şekilde çocuklarımızı yetiştirmek istiyoruz. Destanlar da bizim derin mazimizden, geçmiş zenginliklerimizden kültür ırmağından Türkistan’dan akıp gelip Anadolu’dan geçip Rumeli’de yerleşen her üç coğrafyada, biraz önce bahsettiğim gibi her üç coğrafyada Türkistan’da, Anadolu’da da, Rumeli’de geçen vuku bulan destanlarımız var. Bu destanlar bizim birer bilgi hazinemiz, birer bilgi ansiklopedileri. Bunlar bizim sözlü tarihimiz, geçmiş tarihi zenginliğimiz ve geçmiş zengin mazimiz. Ama şimdiki çocuklarımız işte bu mazideki köklü zenginliği, kültürel zenginliği bu tarihin derinlerinden gelen bilgi dağarcığını getirip sözlü kültürü burada sergileyecekler. Bu evlatlarımız, çocuklarımız, gençlerimiz bizim teminatımız. Bizler bu çocuklarımızı, evlatlarımızı bizden daha yetiştirmek istiyoruz. Bizi nasıl bizden önceki nesiller imkanları ölçüsünde, bilgi ve becerilerini ölçüsünde yetiştirmişlerse biz onların bir eseriyiz, ürünüyüz. Biz de istiyoruz ki biz de evlatlarımızı, gençlerimizi, çocuklarımızı bizden daha iyi yetişsinler. Çağ gereklerine uygun bir şekilde, güçlü, kuvvetli bir şekilde yetiştirelim ve böylece tarihsel yolculuğumuz devam etsin. Bütün arzumuz, bütün isteğimiz bu." Gençlerden muhteşem performans Konuşmaların ardından Atatürk Anadolu Lisesi öğrencilerinin sahnelediği "Leyla ile Mecnun" oyunu büyük beğeni topladı. Proje kapsamında; Oğuz Kağan Destanı’ndan Köroğlu’na, Battal Gazi’den Aslı ile Kerem’e kadar medeniyetimizin yapı taşı olan birçok eser, farklı liselerin performansıyla 13 Mayıs Çarşamba gününe kadar Sinop Kültür Merkezi’nde sahnelenmeye devam edecek. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 17:00 Denizli 2. Opera ve Bale Günleri başlıyor Denizli Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen 2. Denizli Opera ve Bale Günleri, dünyaca ünlü eserlerle sanatseverlerin karşısına çıkıyor. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü iş birliğiyle gerçekleşecek organizasyon, "Troya" operasıyla perde açacak. Denizli, kültür ve sanat alanında öne çıkan önemli bir organizasyona yeniden ev sahipliği yapıyor. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirdiği "Denizli Opera ve Bale Günleri"nin ikincisi başlıyor. Kenti sanatın ve estetiğin buluşma noktası haline getirme hedefiyle düzenlenen etkinlikler, bu yıl da geniş kapsamlı programıyla dikkat çekiyor. Organizasyon, 8-9 Mayıs 2026 tarihlerinde saat 20.00’de sahnelenecek "Troya" operasıyla açılış yapacak. Bestesi Bujor Hoinic’e ait eser, İzmir Devlet Opera ve Balesi tarafından Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi Özay Gönlüm Salonu’nda sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Tarihi sahnelerde unutulmaz performanslar Program, yıl boyunca farklı mekanlarda sahnelenecek seçkin eserlerle devam edecek. 5 Ağustos’ta Pyotr Ilyich Tchaikovsky’nin "Kuğu Gölü" ile 8 Ağustos’ta Mikis Theodorakis’in "Zorba" eseri Hierapolis Antik Tiyatrosu’nda izleyiciyle buluşacak. 4 Eylül’de Ludwig van Beethoven’ın 9. Senfonisi Laodikya Antik Tiyatrosu’nda seslendirilecek. Sezon, 20-21 Kasım tarihlerinde Georges Bizet’nin "Carmen" operasıyla Denizli Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde kapanacak. Tarihi mekanların büyüleyici atmosferinde gerçekleştirilecek etkinlikler, sanat ile kültürel mirası aynı sahnede buluşturacak. Tüm etkinlikler için biletler ücretsiz olarak https://ebilet.denizli.bel.tr/ adresi üzerinden temin edilebilecek. Başkan Çavuşoğlu’ndan davet Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu ise etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Denizli’yi sadece sanayi ve turizm kenti değil, aynı zamanda güçlü bir kültür ve sanat şehri haline getirmek için çalışıyoruz. Opera ve bale gibi evrensel sanat dallarını hemşehrilerimizle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Tüm halkımızı bu özel etkinliklere davet ediyorum" ifadelerini kullandı.
Zeytinin wellness yolculuğu Hapimag’ta başlıyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 16:19 Zeytinin wellness yolculuğu Hapimag’ta başlıyor Hapimag Sea Garden Resort Bodrum’un bu yıl 7’ncisini Türk Hava Yolları sponsorluğunda düzenleyeceği ‘Geleneksel Sea Garden Hasat Günleri’ zeytin ve zeytinyağının yalnızca mutfakta değil; beslenme, bakım, sağlık ve sürdürülebilir yaşamda da ne kadar değerli olduğuna vurgu yapacak. Hapimag Sea Garden Resort, 10-11 Ekim tarihlerinde ‘Geleneksel Sea Garden Hasat Günleri’nin 7’ncisini Türk Hava Yolları sponsorluğunda düzenliyor. Bu yılın zirve temasını ‘Zeytin ve Sağlıklı Yaşam’ oluştururken; zeytin ve zeytinyağının wellness alanındaki kullanımları, zeytinyağının yalnızca mutfaktaki değerini değil; beslenme, bakım, sağlık ve sürdürülebilir yaşamda da taşıdığı önemi ortaya koyacak. Hapimag Güney Ülkeleri Tatil Köyü Operasyon Müdürü Kerem Demirkol etkinlik ilgili yaptığı açıklamada, "Zeytin ve zeytinyağı, sadece sofralarımızın değil, yaşam kültürümüzün de ayrılmaz bir parçası. Geleneksel Sea Garden Hasat Günleri ile bu değerli ürünü wellness bakış açısıyla ele alarak hem sağlığa hem de sürdürülebilirliğe olan katkılarını öne çıkarmayı amaçlıyoruz. Yerel üreticilerimizi desteklerken, zeytinyağının farklı alanlardaki kullanımını daha geniş kitlelerle buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu. ‘Zeytin ve Sağlıklı Yaşam’ temalı zirvenin moderatörlüğünü Pelin Omuroğlu üstlenirken; akademisyenler, sağlık uzmanları, ekolojistler ve şefler zeytinyağının farklı kullanım alanlarını ele alan panellerde buluşacak. Zeytinyağı tadımları, doğal bakım atölyeleri, sağlıklı yaşam uygulamaları ve atıksız mutfak çalışmalarıyla katılımcılar çok yönlü bir deneyim yaşayacak. Wellness odaklı yaklaşım, Ege’nin bereketli topraklarında yetişen zeytinlerin hem kültürel hem de sağlık açısından değerini görünür kılacak. Uluslararası bir perspektif kazandırılmak amacıyla Türk uzmanların yanı sıra yabancı panelistler de zirvede yer alacak. Zirvenin açılış konuşmasını sağlık ve wellness, Akdeniz diyeti yaşam tarzı ve zeytinyağı beslenmesi alanlarında uluslararası alanda tanınan, İngiltere’den onur konuğu olarak etkinlikte yer alan Dr. Simon Poole yapacak. Aynı zamanda İtalya’dan Emanuela Tamburini, aile mirası zeytin üretimi konusundaki birikim ve deneyimlerini aktaracak. Etkinlikte aynı zamanda Prof. Dr. Selçuk Aktürk, Dr. Gökçe Açıkel, Prof. Dr. Özge Samancı, Elif Edes, Dr. Pınar Nacak, Dr. Şahnur Irmak ve otelin Executive Şefi Orhan Demirok da konuşma yapacak.
Malatya Kültür yolu festivali coşkusu 4 Ekim’de başlıyor
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:39 Malatya Kültür yolu festivali coşkusu 4 Ekim’de başlıyor Türkiye Kültür Yolu Festivali ilk kez Malatya’da yaşanacak. Malatya, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, 4-12 Ekim tarihleri arasında, tam 9 gün boyunca, 42 farklı noktada yaklaşık 350 etkinliğe ev sahipliği yapacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve bir yandan kültürümüzü uluslararası sanat formlarıyla buluştururken, diğer yandan şehirlerimizin marka değerini artırmayı hedefleyen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki on altıncı durağı Malatya olacak. İlk kez Türkiye Kültür Yolu Festivali rotasında yer alan, Fırat’ın serinliğiyle Nemrut’un gölgesini birleştiren büyülü şehir, Doğunun incisi, tarihin izinde bir kültür hazinesi Malatya’da festival süresince, konserlerden sergilere, söyleşilerden tiyatrolara uzanan her yaşa uygun etkinlikler sanatseverlerle buluşacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, festivalin şehrin tarihi ve kültürel dokusunu sanatsal bir bakış açısıyla buluşturduğunu vurgulayarak, "Malatya Kültür Yolu Festivali, şehrin köklü tarihini sanata ve kültüre olan evrensel yaklaşımıyla harmanlayarak ziyaretçilerine hem geçmişin izini sürme hem de çağdaş sanatla buluşma imkânı sunuyor. Tarihi, doğal güzellikleri ve kültürel zenginlikleriyle öne çıkan Malatya, 4-12 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek festival ile adeta bambaşka bir atmosfere bürünecek. Festival, hem şehrin geçmişine ışık tutacak hem de çağdaş eserlerle buluşturacağı sanatseverleri zengin bir programla ağırlayacak" dedi. Şehrin dört bir yanı sergi alanı Festival kapsamında, şehrin dört bir yanında yayılan farklı disiplinlerden sergiler kenti adeta yaşayan bir sanat galerisine dönüştürecek. Ziyaretçiler, "Kuş Dünyası" sergisi ile yaban hayatı fotoğrafçısı Alper Tüydeş’in objektifinden kuşların büyüleyici dünyasına Sanat Merkezi Sergi Alanı’da tanıklık edecek. 15 yıllık kuş gözlemcisi Tüydeş, onlarca kuş türünü kayıt altına aldığı bu önemli sergide doğanın zengin mirasını gözler önüne seriyor. Taşhoran Kültür ve Sanat Merkezi, adalet temasını içeren hat ve tezhip sanatından örneklerin yer aldığı "Adil-i Mutlak" hat sergisine ev sahipliği yapacak. Sergide: 13 usta hattatın Kur’an-ı Kerim’de yer alan adalet temalı ayet-i kerimeleri kaleme aldıkları 13 eser yer alıyor. Ebru ile minyatür sanatçılarını bir araya getiren "Zuhurat" sergisi, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’da ziyarete açılacak. Sergide, ebru sanatının usta ismi Hikmet Barutçugil’in sergiye özel hazırladığı barut ebru zeminler üzerine, farklı disiplinlerden 11 sanatçının yorumladığı 70 eser sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Yaşayan Miras , Damuscus çeliği Yusuf Bayyiğit’in, Şam Çeliği Damascus tekniği ile ürettiği eserler Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’nda görülebilecek. Bu özel sergi ile geleneksel Şam Çeliği işçiliğini yaşatarak kültürel mirasımızın gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde "Gökyüzünden Türkiye", Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Güzel Sanatlar Galerisi’nde "Boğaz’a Nazır Camiler", Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’nda "Türkiye’nin Minyatürleri", "Dijital Hareketli Minyatür Uygulaması", Türkiye’nin Ustaları Belgesel Gösterimi, Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi Sergi Alanı’nda "Bir Sevdadır İpek", "Paranın Yüzünde Anadolu Danişmentlilerden Selçuklulara", "Kutnu Kumaş", Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi Fuaye Alanı’nda "Yıldızların Altında Türkiye", Malatya Müzesi Arslantepe Karşılama Merkezi’nde "Arslantepe’nin Işığında Eser Sergisi", İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi Sergi Salonu’nda ise "Hep Birlikte Karma Sergi" de ziyaretçilerle buluşacak. Malatya konserlerle şenlenecek Festival süresince şehrin dört bir yanında düzenlenecek konserlerle Malatyalılar doyasıya eğlenecek. Ünlü sanatçılar Ebru Yaşar, Sinan Akçıl, Altay, Resul Dindar, Sagopa Kajmer, Haluk Levent, Aydilge, Murat Boz ve Alişan Malatya 100.Yıl Kent Parkı’nda kurulacak ana sahnede sevenleriyle buluşacak. Ubeydullah Sezikli, Elif Avcı, Ahmet Çalışır, Ufuk Yürüç, Resul Aydemir, Özgür Babacan, Bekir Köse, Eşref Ziya, Murat Belet, Murat Doğru ve İncesaz müzik grubunun Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’ndaki performanslarıyla taçlanacak festivalde; Antalya Devlet Opera ve Balesi "Anadolu’nun Renkleri" ve "Operadaki Türk Karakterler", "Aspendos Ensemble" konserleriyle unutulmaz anlar yaşatacak. Malatyalı sanatçı Fahri Kayahan’a bir saygı duruşu niteliği taşıyan "Sarı Kurdelam Sarı Malatyalı Fahri Anısına" konseri de festival kapsamında düzenlenecek. Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin, Türkiye’nin çeşitli illerindeki ceza ve tevkifevlerinde bulunan mahkum vatandaşlara da sanatı ulaştırma vizyonu kapsamında, Akçadağ T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndaki tutuklu ve hükümlüler, Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü sanatçılarının vereceği konserle moral bulacak. Tiyatrondan atölyelere , söyleşilerden sinemaya Ankara Devlet Tiyatrosu "Öteki", Bursa Devlet Tiyatrosu "Hayaletlerle Dans" oyunlarıyla Malatya’da kültür sanat şöleni yaşatacak. Nurdan Albamya İnce’nin tek kişilik performansıyla sahnelenen "Filistin Hakkında Konuşmalıyız" da Filistin mücadelesine bir saygı duruşu sunacak. Tufan Gündüz, Osman Doğan, Osman Engin, Nihat Hatipoğlu, Koray Şerbetçi gibi alanında uzman isimler Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’nda Malatyalılarla bir araya gelecek. Battalgazi Ne Söyledi? "Türk Edebiyatında Battalname Geleneği" söyleşisi de festival kapsamında katılımcılarını ağırlayacak. Fotoğraf tutkunları için düzenlenen "FotoMaraton Malatya" ve "FotoMaraton Çocuk" etkinliklerinde, her yaştan onlarca fotoğrafçı festivalin en özel karelerini yakalamak için yarışacak. Etkinlik kapsamında "Tahsin Aydoğmuş Söyleşisi ve Fotomaraton Ödül Töreni" Malatya Sanat Sokağı Sanat Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleşecek."Arslantepe’de 65 Yıllık Araştırma: Orduzu’dan UNESCO’ya ve Ötesine Bir Yolculuk" konferansı ile Malatya’da yer alan ve UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunan Arslantepe Höyüğü’nde yürütülen kazı çalışmalarının dünü ve bugünü masaya yatırılacak. Şehit İbrahim Tanrıverdi Sanat Sokağı Sanat Merkezi Tespih Atölyesi, Malatya Kongre Kültür Merkezi İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Atölyesi, Malatya Kongre ve Kültür Merkezi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Yeşilyurt Meslek Yüksekokulu ve Ancar Köyü Sağlık Ocağı Halk Eğitim Halı Kursu’nda düzenlenecek atölyelerde; tespih, deri işlemeciliği, dokuma, ahşap yakma, çarpana, mozaik, seramik, halı dokuma çalışmalarıyla katılımcılar, kültürel mirasın ışığında el becerilerini geliştirecek. Festivalin mobil tırı "Sinema Yollarda", Malatya’nın ilçelerini gezerek açık hava sineması keyfini oradaki vatandaşlara yaşatacak. Çocukların festivali başlıyor Malatya 100.Yıl Kent Parkı’nda kurulacak olan birbirinden renkli aktivitelerin, atölye çalışmalarının, sahne gösterilerinin, tiyatroların, oyun alanlarının ve daha birçok etkinliğin yer aldığı "Çocuk Köyü" miniklerin buluşma noktası olacak. Çocukların ekranlardan tanıdığı çizgi film karakterlerinin sahne gösterileri, panayır çadırları, tematik oyun alanları, müzik, drama, dans, bale ve resim gibi sanat eğitimlerinin yapıldığı aktivite çadırları festival boyunca çocuk köyünde olacak. "Seramik" ve "halı dokuma" atölyelerinde geleneksel el sanatları deneyimleri kazanacak olan minikler, "Rapunzel" operası ve "Sihirli Ayna" gibi çocuk oyunlarıyla sahne sanatlarının büyülü atmosferinde keyifli bir yolculuğa çıkacak. Sanat sokağı taşacak Festival kapsamında Malatya Park AVM’ye yerleştirilecek piyanolarda gençler, "Sen de Çal" projesi kapsamında yeteneklerini sergilerken "Sen de Söyle" kabininde ise Malatya’nın yeni yıldızı olabilmek için ilk adımlarını atabilecekler. Sanat Sokağı ve Kernek Meydanı’nda kurulacak sokak sahnede genç müzisyenler performanslarını dinleyicilerle buluşturacak. Lezzet noktaları Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin düzenlendiği şehirlerde, o kente özgü mutfak kültürünü yaşatacak restoranlar "Lezzet Noktası" olarak belirleniyor. Türk Mutfak Sanatları Uzmanı Şef Ramazan Bingöl önderliğinde, Türkiye’nin en değerli şefleri o şehrin kaybolmaya yüz tutmuş lezzetlerini araştırıyor, reçetelerini yazıyor ve bu yemekleri "Lezzet Noktası" olarak seçilen restoranlarda birlikte hazırlayıp menülere dâhil ediyor. Malatya Kültür Yolu Festivali’nde gastronomi değerlerini tanıtmak amacıyla, ünlü şefler Malatya‘da belirlenen 10 "Lezzet Noktası" restoranında yöresel yemekler yapacak. Coğrafi işaretli ürünler başta olmak üzere, Malatya‘da unutulmaya yüz tutmuş birçok geleneksel lezzet de misafirlerle buluşacak. Girişlerine özel olarak tasarlanmış "Lezzet Noktası" logoları yerleştirilen restoranlar, Malatyalıların yanı sıra turistlerin de uğrak noktası olacak.
Kastamonu’da "Gelecek İçin Genç Çözümler" projesi başladı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:30 Kastamonu’da "Gelecek İçin Genç Çözümler" projesi başladı Kastamonu’da ’Gelecek İçin Genç Çözümler’ projesiyle gençlerin bireysel becerilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Kastamonu Sosyal İnovasyon ve Gelişim Derneği koordinatörlüğünde, Kastamonu İl Özel İdaresi, Mimar Vedat Tek Kültür, Turizm ve Sanat Merkezi ile Kastamonu Yeşilay Şubesi iş birliğinde yürütülen ve İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ’Gelecek İçin Genç Çözümler’ projesi hayata geçiriliyor. Proje için Kastamonu’da yaşayan veya eğitimine burada devam eden 18-30 yaş arası gençlerin başvuruları alınmaya başlandı. Proje kapsamında gençlerin istihdam, liderlik ve gönüllülük bilincini artırmaları, kişisel gelişimlerini desteklemeleri ve sosyal becerilerini güçlendirmeleri amaçlanıyor. Katılımcılara beceri geliştirme atölyeleri, düşünme atölyesi, sosyal girişimcilik eğitimi ile İş Kulübü Eğitimleri (CV ve kapak yazısı hazırlama, mülakat simülasyonu, profesyonel görünüm, kariyer planlama) düzenlenecek. Ayrıca etkili iletişim ve takım çalışması, stres yönetimi ve problem çözme, zaman yönetimi ve bireysel verimlilik, kişisel imaj, diksiyon ve beden dili seminerleri gerçekleştirilecek. Üniversite toplulukları ve STK’larla buluşmalar, bez çanta tasarımı, ahşap boyama, seramik ve çömlek atölyeleri, açık hava sineması (2 Yeşilçam + 1 yabancı film), hemsball eğitimleri ve turnuvaları, doğa yürüyüşü (Horma Kanyonu) ile Kapadokya gezisi gibi spor ve kültürel etkinlikler de projede yer alacak.
Selfyfest’25, 2-23 Ekim tarihleri arasında 7 farklı şehirde düzenlenecek
01 Ekim 2025 Çarşamba - 15:20 Selfyfest’25, 2-23 Ekim tarihleri arasında 7 farklı şehirde düzenlenecek Selfyfest’25, 2-23 Ekim tarihleri arasında Samsun, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri, Isparta, İzmir ve Antalya’da ‘Her Anın Sponsoru Selfy Kampüste’ konseptiyle düzenlenecek. Festival kapsamında konserler, Selfy3X3 Basketbol Turnuvası, yarışmalar ve özel aktivitelerin yanı sıra artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisiyle oynanan yenilikçi bir spor dalı olan HADO Turnuvası da kampüslerde yerini alacak. Fatma Turgut, Haluk Levent, Zeynep Bastık, Mert Demir ve Murat Dalkılıç sevilen şarkılarını gençlerle birlikte seslendirecek. ‘Selfy3X3’ Basketbol Turnuvası’nda büyük finalde şampiyon olan takım ise A Milli Basketbol Takımı’nın İstanbul’da oynayacağı bir maçta Türk Telekom tarafından ağırlanacak. Türk Telekom’un gençlik markası Selfy, kampüslerde yeni dönem heyecanını özel etkinliklerle yaşatıyor. Selfy Fest’25, bu yıl 2-23 Ekim tarihleri arasında Samsun, Diyarbakır, Gaziantep, Kayseri, Isparta, İzmir ve Antalya’da ‘Her Anın Sponsoru Selfy Kampüste’ konseptiyle düzenlenecek. Festival kapsamında Fatma Turgut, Haluk Levent, Zeynep Bastık, Mert Demir ve Murat Dalkılıç sevilen şarkılarını seslendirirken, DJ performansları ve üniversite kulüplerinin müzik grupları da ana sahnede performans sergileme fırsatı yakalayacak. Ayrıca öğrenciler, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle (AR) oynanan yeni nesil spor dallarından HADO Turnuvası’nda mücadele edecek. Konserler, yarışmalar ve özel aktiviteler Yedi farklı şehirde yüz binlerce öğrencinin katılacağı Selfyfest’25, konserlerle sınırlı kalmıyor. Selfy3X3 Basketbol Turnuvası, HADO Turnuvası, sürpriz hediyeli yarışmalar ve aktiviteler festival alanlarında üniversiteliler ile buluşacak. Üniversitelerin en iyi basketbolcuları Selfy3X3’te sahne alacak Selfyfest’25’te, ‘Selfy3X3’ Basketbol Turnuvası gerçekleştirilecek. Tek pota konseptiyle üçer kişiden oluşan takımlar üniversitelerinde birinci olmak için oynayacak. Her üniversitenin birinci olan takımı, 23 Ekim’de Antalya’da düzenlenecek olan Büyük Final’de üniversitelerini temsil edecek. Şampiyon olan takım ödül olarak A Milli Basketbol Takımı’nın İstanbul’da oynayacağı bir maçta Türk Telekom tarafından ağırlanacak. Etkinlik takvimi: 2 Ekim Perşembe- Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (Fatma Turgut) 6 Ekim Salı- Diyarbakır Dicle Üniversitesi (Mert Demir) 9 Ekim Perşembe- Gaziantep Üniversitesi (Fatma Turgut) 13 Ekim Salı- Kayseri Erciyes Üniversitesi (Mert Demir) 17 Ekim Cuma- Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi (Haluk Levent) 21 Ekim Salı- İzmir Ege Üniversitesi (Zeynep Bastık) 23 Ekim Perşembe- Antalya Akdeniz Üniversitesi (Murat Dalkılıç)
Bingöl’de ceviz yetiştiriciliğinde yeni bir dönem başladı
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:56 Bingöl’de ceviz yetiştiriciliğinde yeni bir dönem başladı Bingöl İyi Tarım Ceviz Yetiştiriciliği Projesi kapsamında üreticilere ceviz soyma makineleri, yangın tüpleri, ilk yardım çantaları ve sertifikaları düzenlenen törenle verildi. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün destekleriyle yürütülen "Bingöl İyi Tarım Ceviz Yetiştiriciliği Projesi" kapsamında üreticilere ceviz soyma makineleri, yangın tüpleri, ilk yardım çantaları ve sertifikaları düzenlenen törenle teslim edildi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından organize edilen programa, İl Müdürü Mehmet Fatih Aktay, Bingöl Ziraat Odası Başkanı Haşim Bürkek, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü, çiftçiler ve teknik personel katıldı. Proje kapsamında ilde toplam 140 dekar alanda iyi tarım uygulamalarıyla ceviz yetiştiriciliği yapıldığı bildirildi. Çiftçilere verilen desteklerle birlikte üretimde modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması, verimlilik ve ürün kalitesinin artırılması hedefleniyor. İl Müdürü Mehmet Fatih Aktay, projenin bölge tarımı açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, "Ceviz Bingöl için stratejik bir ürün. İyi tarım uygulamalarıyla hem üreticimizin emeğini daha verimli hale getiriyoruz hem de tüketicilerimize daha sağlıklı ve güvenilir ürünler sunuyoruz. Bu tür projelerle üretimi geleceğe daha güçlü taşıyacağız" dedi.
Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nde ödül gecesi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:45 Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nde ödül gecesi Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği işbirliğiyle 12’ncisi düzenlenen "Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Kısa Film Festivali’nin ödül töreni gerçekleştirildi. "Türk’ün Ataları" temasıyla organize edilen festivalde, en iyi 7 senaryo ve en iyi 4 kısa film ödül aldı. BTSO Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen ödül törenine, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Mustafa Güney, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, BTSO Yönetim Kurulu ve Meclis Divan Kurulu üyeleri, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Eda Sürmeli ile akademisyenler, sinema dünyası temsilcileri ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Programın ilk bölümünde Metehan, Bilge Kağan, Sultan Alparslan, Alaeddin Keykubat, Osman Gazi, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal Atatürk için yapay zekâ ile oluşturulan filmler konukların beğenisine sunuldu. Film gösterimlerinin ardından, tematik senaryo yarışmasında dereceye giren senaristler için ödül töreni düzenlendi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Film Festivalinin Ödül Töreni’nin açılışında yaptığı konuşmada, kültür ve sanatın kalkınmanın ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi. Başkan Burkay, Türk devletlerinin tarih boyunca sadece siyasi hâkimiyet kurmadığını, aynı zamanda ilim, sanat, adalet ve kültürle yoğrulmuş bir medeniyet inşa ettiğini belirterek, "Atalarımızın kurdukları düzen siyasi hâkimiyetle sınırlı kalsaydı, geride kalıcı bir medeniyet değil, geçici bir iktidar olurdu. Oysa onlar insanı merkeze alan bir anlayışla çağları aşan değerler ortaya koydu" dedi. "İhraç ettiğiniz değerler de önemli" Ekonomide büyüme rakamlarının önemli olduğunu ancak kalkınma hamlesi için tek başına yeterli olmadığını dile getiren Başkan Burkay, şöyle devam etti: "Fabrikalarla, yollarla, köprülerle büyürsünüz ancak tüm bunlar sanatla, kültürle, bilimle ve eğitimle desteklendiğinde kalkınmış olursunuz. Bir ülkenin gücü; ürettiği mallar kadar ürettiği fikirlerle, ihraç ettiği ürünler kadar ihraç ettiği değerlerle, kurduğu tesisler kadar ortaya koyduğu eserlerle ölçülür. İşte bu nedenle BTSO olarak bizler, şehrimizin ve ülkemizin kültür ve sanat yolculuğuna katkı vermeyi kendimize görev adlediyoruz. Çünkü Bursa’mız, üretimin merkezi olduğu kadar kültürün, sanatın ve medeniyetimizin de en önemli şehirlerinden biridir." "Bursa üretimin ve medeniyetin merkezi" Bursa’nın Osmanlı’ya başkentlik yapmış, camileri, külliyeleri, hanları ve çarşılarıyla hem siyasetin, hem ekonominin hem de kültürün kalbi olduğuna değinen BTSO Başkanı Burkay, "Bursa’mız üretimin merkezi olduğu kadar medeniyetimizin de en önemli şehirleri arasında. Uluslararası Yed-i Velayet 7 Vilayet Film Festivali bu açıdan çok değerli bir işlev üstleniyor. Tarihimize yön veren devlet büyüklerimizi ve bu toprakları bizlere vatan kılan ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyorum. Ödül alanları kutluyor, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’müze, projeyi büyük emekle hayata geçiren Ehli Sanat Sinema ve Kültür Derneği’ne ve emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Türk’ün ataları beyaz perdede" Festival Başkanı ve Ehli sanat Sinema ve Kültür Derneği Başkanı Eda Sürmeli, festivalin başladığı günden bu yana 7 bin 600 eserin başvuruda bulunduğunu söyledi. Senaryo yarışmasında 77 senaryoyu ödüllendirdiklerini, 70 senaryonun film haline getirildiğini, 77 kısa filmin gösterimini yaparak 44 kısa filme ödül verdiklerini kaydeden Sürmeli, "Sinemanın evrenselliğiyle öz değerlerimizi merkeze alan bir festivali daha gerçekleştirdik. Sinema dilinde, zamanın içinde bir anlam arayışıyla, bugüne dalga dalga ilerleyen bir değerler silsilesi oluşturduk ve sinemaya gönül vermiş tüm meslektaşlarımızı tarihimizin sembol isimleriyle buluşturduk. Bu yılı çağların dikenli yollarına takılan ruhumuza, var oluşlarıyla şifa sunan, talihimizi akıl ve inançla yenileyerek bizi yeni ufuklara taşıyan Türk tarihinin abide şahsiyetlerine Türk’ün atalarına adadık. Yarışmamıza katılan tüm katılımcılarımıza, bizlere destek veren Bakanlığımız ve BTSO’ya şükranlarımızı sunuyoruz" ifadelerini kullandı. En iyi senaryolar ödüllerini aldı Festival kapsamında 7 önemli şahsiyetin hayatını konu alan senaryolar beyaz perdeye aktarıldı. Ödül töreninde; Metehan temasında ‘Gerçeğin Melodisi’ ile Fatma İkra Taş, Bilge Kağan temasında ‘Taşın Bilge Sırrı’ ile Yasin Erdoğan, Alparslan temasında ‘Son Dua’ ile Selçuk Eren Akalan, Alaeddin Keykubat temasında ‘İki Tabut 1 Cenaze’ ile Elvan Ezber, Osman Gazi temasında ‘Bilgeliğin Tarifi’ ile Berfin Güzel, Fatih Sultan Mehmet temasında ‘Son Geçit’ ile Saliha İşlek ve Mustafa Kemal Atatürk temasında ‘Ses’ ile İsmail Çelik en iyi senaryo ödülünün sahibi oldu. Kısa filmler ödüllendirildi Festival kapsamında kısa film kategorisindeki ödüller de sahiplerini buldu. En İyi Kurmaca Kısa Film ödülü, yönetmenliğini Muhammet Emin Altunkaynak’ın yaptığı ‘Çekiliş’e verildi. En İyi Animasyon Film dalında ödül, Hamide Enise Aytekin’in ‘Behand’ filmine; En İyi Belgesel Film ödülü Begüm Aksoy’un yönettiği ‘With My Name’, En İyi Deneysel Film ödülü ise Hüseyin Urçuk’un ‘Çamaşır İpi’ filmine verildi. Bu yılki Onur Ödülü, ‘Kız Kardeşim Mamo’, ‘Kar Kırmızı’, ‘Hara’ ve ‘Meryem’ gibi filmleriyle pek çok ödülün sahibi olan yönetmen Atalay Taşdiken’e takdim edildi. Taşdiken, ödülünü aldıktan sonra yaptığı konuşmada: "Bu ödül benim için ayrı bir anlam taşıyor. Beni bu ödüle layık görenlere teşekkür ediyorum. Bursa benim için farklı bir şehir; ilk filmimin gala programını burada yapmıştım. Festivalin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Program, toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
Rıfat Ilgaz’ın dünyasına oyunla yolculuk
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:43 Rıfat Ilgaz’ın dünyasına oyunla yolculuk Nilüfer Belediyesi’nin "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri kapsamında düzenlediği "Rıfat Ilgaz’la Şifrelerin İzinde" oyun gecesi, katılımcıları usta yazarın "Halime Kaptan" eserinin geçtiği Cide’ye götürerek, gizemli bir maceraya ortak etti. Nilüfer Belediyesi, "2025 Yılın Yazarı Rıfat Ilgaz" etkinlikleri çerçevesinde farklı bir deneyim sundu. Koza Kütüphane’de gerçekleştirilen oyun gecesi, edebiyat ve oyunu bir araya getirerek katılımcılara keyifli bir akşam yaşattı. "Rıfat Ilgaz’la Şifrelerin İzinde" isimli iletişim oyununda katılımcılar, usta yazarın edebi dünyasında unutulmaz bir yolculuğa çıktı. Necati Arpacı’nın yürütücülüğünde gerçekleşen rol yapma oyununda, Rıfat Ilgaz’ın sevilen eseri "Halime Kaptan"ın geçtiği coğrafya sahne oldu. Oyunda katılımcılar, "vatanperver" ve "ajan" olarak iki gruba ayrılarak Cide’de geçen bir öykünün kahramanlarına dönüştü. Oyuncular, İstanbul’dan Cide’ye gelirken kaybolan bir pusulanın peşine düşerek hem gruptaki ajanları tespit etmeye hem de pusulayı taşıyan askeri bulmaya çalıştı. Tamamen katılımcıların kararlarıyla şekillenen öykü, heyecan dolu anlara sahne oldu. Hikayeyi başarıyla tamamlamak için ipuçlarını birleştiren ve rollerini canlandıran katılımcılar, Rıfat Ilgaz’ın dünyasında şifrelerin izini sürerken keyifli dakikalar geçirdi.
Büyükşehir’den Cumhuriyet Bayramı armağanı: Vali Hanım belgeseli
01 Ekim 2025 Çarşamba - 14:41 Büyükşehir’den Cumhuriyet Bayramı armağanı: Vali Hanım belgeseli Muğla Büyükşehir Belediyesi, Cumhuriyet’in 102. yaşını çok anlamlı bir armağan ile kutlayacak. Türkiye’nin ilk kadın valisi Lale Aytaman’ın hayatını anlatan ‘Vali Hanım’ belgeselinin galası, Cumhuriyet Bayramı armağanı olarak, Muğla’da yapılacak. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla hayata geçen, yapımcılığını gazeteci yazar Özlem Özdemir’in, yönetmenliğini Gülay Ayyıldız Yiğitcan’ın üstlendiği ‘Vali Hanım’ belgeseli, 30 Ekim Perşembe günü ilk kez Gazi Mustafa Atatürk Kültür Merkezinde izleyicilerle buluşacak. ‘Vali Hanım’, Aytaman’ın 1991-1996 yılları arasında ilk kadın vali olarak Muğla’da görev yaptığı yıllar ile sınırlı kalmayıp, cesaretli ve azimli bir kadının yaşam öyküsünü anlatıyor. Belgesel, Lale Aytaman’ın karşılaştığı zorlukları nasıl aştığını, toplumdaki cinsiyet eşitsizliğine karşı verdiği mücadeleyi ve valilik dönemi boyunca gerçekleştirdiği projeleri kendi ağzından dinleme fırsatı sunuyor. Yapımcı Özlem Özdemir belgeselin ortaya çıkmasıyla ilgili, "Cumhuriyet sayesinde kendilerine biçilen rollerin dışına çıkmayı hedefleyen ve kadınların yapamayacağı düşünülen işlerin üstesinden başarıyla gelen öncü Türk kadınlarının yaşam öykülerini topluma aktarmayı görev edinmiş bir yazarım. Dünyada adının önüne ilk kelimesini yazdırmış kadınlar, unutulmak şöyle dursun, türlü eserler ve çalışmalarla yaşatılırken biz isimlerini bile unutmuşuz. Üstelik biz Atatürk sayesinde, pek çok ülkenin kadınlara sağlamadığı hakları, hızlıca ve çoğu ülkeden önce kazanmışız. Bize öncülük eden kadınları bilmek ve onları unutturmamak borcumuz. Bu belgeseli yapmamın esas amacı budur. Bu kapsamda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’a çok teşekkür ederim, projeyi duyduğu andan itibaren heyecanımı paylaştı ve belediye olarak bu projeyi destekleme kararı sayesinde filmi yapabildim" şeklinde konuştu. Lale Aytaman: "Umarım bu belgesel gençlerimize başarı yollarında ışık tutar" Lale Aytaman belgesel ile ilgili, "1991 yılında Türkiye’nin ilk kadın valisi olarak Muğla’ya adım attığım andan itibaren amacım ve arzum başarılı olmak, benden sonra da bu makamda pek çok kadın valiyi görebilmekti. Bu belgesel; arşivlerim eşliğinde, açık yüreklilikle paylaştığım özel ve meslek yaşamımı yansıtmak üzere hazırlandı. Umarım, gençlerimize başarı yollarında bir ışık tutar ve en tepe pozisyonlarda kadın-erkek görev ve sorumlulukları eşitlik anlayışıyla paylaşmamıza olumlu katkıda bulunur" dedi. Başkan Aras: "Böylesine kıymetli bir belgesele katkı sunmaktan büyük bir onur duyuyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, belgeselin önemine dikkat çekerek şunları söyledi: "Cumhuriyetimizin en büyük kazanımlarından biri kadınların hayatın her alanında eşit şekilde var olabilmeleridir. Lale Aytaman, bu kazanımın en güçlü sembollerinden biridir. O, yalnızca Muğla’nın değil tüm Türkiye’nin hafızasında, cesareti ve öncülüğüyle özel bir yer edinmiştir. Büyükşehir Belediyesi olarak böylesine kıymetli bir belgeselin ortaya çıkmasına katkı sunmaktan büyük bir onur duyuyoruz. Bizler de Cumhuriyet’in 102. yılında bu değerli eseri Muğlalılarla buluşturmayı, Cumhuriyet’e ve onun kadınlara açtığı yola saygımızın en anlamlı göstergelerinden biri olarak görüyoruz. Diliyorum ki ‘Vali Hanım’ belgeseli, gençlerimize ilham kaynağı olacak, kadınların her alanda eşit ve güçlü bir şekilde var olmasının önemini bir kez daha hatırlatacaktır"
Van Büyükşehir Belediyesinin yaz konserleri binlerce sanatseveri buluşturdu
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:37 Van Büyükşehir Belediyesinin yaz konserleri binlerce sanatseveri buluşturdu Van Büyükşehir Belediyesi Konservatuvarı tarafından düzenlenen ücretsiz yaz konserleri, merkez ve ilçelerde sanatseverlere unutulmaz bir yaz yaşattı. Van Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı bünyesinde yer alan konservatuvar grubunun düzenlediği yaz konserleri, bu yıl kenti adeta bir açık hava festivaline dönüştürdü. Kent merkezi ve ilçelerde düzenlenen konserler, farklı müzik türlerinden eserlerle binlerce kişiyi bir araya getirdi. Kocaeli ve Yaşar Kemal parklarında, huzur evlerinde, çocuk sevgi evlerinde, diğer ilçelerde ise birçok farklı noktada Şef Kadir Kartal yönetiminde konserler düzenlenirken, şan eğitmenleri Elif Abalı ve Sıla Ergör ile daha birçok isim sahne alarak dinleyicilere unutulmaz anlar yaşattı. Van türküleri ile birçok özel performans da bu yazın en çok ilgi gören etkinliklerinden biri oldu. Sıcak yaz akşamlarında birbirinden güzel eserlerin seslendirildiği konserlerde; aileler, gençler ve müzikseverler bir araya gelerek adeta açık hava festivalini andıran gecelerde keyifli anlar yaşadı. Konserlere gösterilen yoğun ilgi, Van Büyükşehir Belediyesinin sanata ve kültüre verdiği değeri bir kez daha gözler önüne serdi. Konservatuvar grubu, 2025-2026 eğitim öğretim yılının başlaması ile birlikte yaz konserlerinin yerine okul konserleri etkinliklerine başlıyor. Kent merkezi ve ilçelerde belirli periyotlarda yapılacak etkinlerde ise öğrenciler müziğe doyacak.
Osmanlı’dan Avrupa’ya kahvenin dünyaya açılan kapısı: 40 yıl hatır bırakan Türk kahvesi
01 Ekim 2025 Çarşamba - 13:18 Osmanlı’dan Avrupa’ya kahvenin dünyaya açılan kapısı: 40 yıl hatır bırakan Türk kahvesi Ankara’daki Kahve Müzesi, Türk kahvesinin Osmanlı’dan bu güne uzanan serüvenini ziyaretçilere sunuyor. Ankara Kalesi’nde bulunan Kahve Müzesi, Türk kahvesinin asırlara dayanan yolculuğunu ziyaretçilere sunuyor. Müzede sergilenen eserler, kahvenin Osmanlı sarayındaki öneminden ’40 yıl hatırı vardır’ sözünün kökenine, Anadolu’da kahve kültürünün yaşatılmasından günümüzde Türkiye’de kahve ağacı yetiştirilmesine kadar geniş bir tarihi mirası gözler önüne seriyor. 1 Ekim Uluslararası Kahve Günü’nde ise Kahveci Muhammed Mücahit Çelebi, İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine Türk kahvesinin geçmişini ve Kahve Müzesi’ni anlattı. "Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim" Türk kahvesi sektöründe uzun yıllardır hizmet veren Çelebi, "Ankara’da birçok müzeyi gezdiğimizde her müzenin içerisinde dekor olarak kahve takımı kullanıldığını gördüm. Değirmen olur, cezve olur, fincan olur ama kendisine ait bir çatı olmadığını fark ettim. O yüzden Türk kahvesi ve kültürünü bir çatı altında birleştirmeye karar verdim. Yaklaşık 5 yıldır mezatlarda ve müzayedelerde topladığımız eserlerle bu müzeyi oluşturduk, geliştirmeye devam ediyoruz. Türk kahvesi dediğimiz zaman hiçbir zaman tek başına almadık. Türk kahvesi ve kültürü dünyada bilinen bütün kahvelerin atasıdır. Diğer kahvelerin hepsi Türk kahvesinden türemiş diğer türevleridir. 15’inci yüzyılda Yemen Vali’miz Özdemir Paşa, Mutluluk Başkenti İstanbul’a mekteplerde kahveyi talebelerin tüketimi için göndermiştir. Kahve ilk geldiğinde ya da öncelerinde haşlanarak tüketildiği için kahveyi, kavurmayı, öğütmeyi ve pişirmeyi bulanlar, öğrenenler Türklerdir. Şazeli Tarikatı dediğimiz tarikattaki dervişler, kahveyi, kavurmayı, pişirmeyi ve öğütmeyi bulmuşlardır. Dünyaya da nam salmasındaki en büyük etken bu yapım teknikleridir. Türk kahvesini diğer kahvelerden ayıran en belirgin özelliklerden bir tanesi de içerken telvesiyle birlikte hala fincanda demlenmeye devam eden tek kahve olmasıdır" dedi. "Avrupa’yı fethettikten sonra keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı" Kahvenin dünyaya nasıl yayıldığını anlatan Çelebi, "II. Viyana kuşatmasında, artık Osmanlı kahveyi o kadar benimsemişti ki seyahatlerde, gittiği yerlerde yanından ayırmadı. Savaşa dahi giderken yanında yüklü miktarda kahve götürmüştü. Avrupa’yı fethettikten sonra oturup orada bir keyif kahvesi içme hayali kuruyorlardı. Çevirmenlik yapan Fransız Kolschitzky’nin de ani bir taraf değişikliği yapması sebebiyle, farklı sebeplerden Osmanlı daha fazla ilerleyemedi. Geri çekilmek durumunda kaldığında yanında götürmüş olduğu yüklü miktarda kahveyi orada yük etmemesi açısından bıraktı. Avrupalılar bunu hayvan yemi ya da ne olduğunu bilmedikleri için imha ediyorlardı. Fakat Kolschitzky, kahveyi Osmanlı’da nasıl tüketildiğini çok iyi bildiği için bütün kahve çuvallarını kendisine savaş ganimeti olarak aldı. Avrupa’da, Viyana’da ilk kahvehane dükkanını açtı, Mavi Şişe adında. Bunu Türk içkisi olarak pazarlığa sundu ve Avrupa’da kahve tanınmaya başladı. İlerleyen süreçlerde farklı demleme teknikleri geliştirerekten dünya kahveleri olarak bildiğimiz kahveler türedi" diye konuştu. Kahvenin meşakkatli bir uğraş gerektirdiğini vurgulayan Çelebi, "Yeşil çekirdekler önce kavurma aşamasından geçmesi gerekiyor. Ateşin belli bir köz kıvamına gelmesi gerekiyor. Daha sonra elde manuel yöntemlerle kahve kavurma tavalarında çekirdekleri tavalarda kavurup o çekirdekleri bir soğutma aşamasından geçirmeleri gerekiyor. Çekirdekler bir süre dinlendikten sonra dibeklerde ya da değirmenlerde öğütme işlemi gerçekleştiriliyor. Sonrasında bir fincan kahve elde ediliyor. Bir fincan kahve içmek için ateş yakmaktan itibaren yaklaşık 4-5 saatlik bir zaman gerekiyor. Halepli Hakem ve Şamlı Şems adında 2 Arap kahveci İstanbul Tahtakale’de ilk kahvehane dükkanını açıyor. Amaçları geçimlerini sağlamak ama farkında olmadan tarihe yön veriyorlar. Kahveyi topluca kavuruyorlar, öğütüyorlar ve kazanlarda çok miktarda pişiriyorlar. Hazır kahve insanlara ikram ediyorlar. İnsanlar hazır kahve içebilmek için bu kahvehanede vakit geçirmeye başlıyor. Kahvehaneler literatürde çoğalmaya başlıyor" şeklinde konuştu. Abdülhamid Han günde 37 fincan kahve tüketiyordu Çelebi, kahvenin 16’ncı yüzyıldan itibaren Osmanlı’da herkes tarafından sevildiğini ve saraya girdiğini belirterek, "Kahve önemli bir protokol içeceği haline geldi. Padişahlara özel kahveci başı unvanı ortaya çıktı. Bu kişiler, sarayın bütün sırlarına vakıf olabilecek kadar önemli bir konumdaydı" dedi. Çelebi ayrıca, arşivlerde Sultan II. Abdülhamid döneminde kahveci başı olarak Halil Efendi’nin görev yaptığını ve padişaha yalnızca Yemen’den getirilen kahvenin ikram edildiğini ifade etti. Çelebi, Abdülhamid Han’ın günde 37 fincan kadar sade kahve tükettiğinin de resmi kayıtlarda yer aldığını dile getirdi. "Artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor" Yemen’in Osmanlı vilayeti olduğu vakitler keşfedilen ve yetiştirilen bir meyve olduğuna değinen Çelebi, "Son yıllarda Antalya Gazipaşa’da Yaşar Dağtekin adında bir çiftçimiz, kendi bahçesinde tropikal meyveler yetiştirirken uzun yıllardır kahve fideleriyle de uğraşıyordu. Son yıllarda tamamen doğal yöntemlerle artık Türkiye’de de kahve ağacı yetişiyor ve ağaçlardan elde ettiği hasatlarla onu günümüzde Türkiye’de yetişmiş kahve olarak festivallerde ya da özel günlerde bunun ikramında bulunuyoruz. 5 Aralık Dünya Türk Kahvesi gününde de Türkiye’de yetişen kahveyi müzemizde gelen ziyaretçilere ikram etmeyi düşünüyoruz" ifadelerini kullandı. Öğrenirken deneyim sunan bir müze Çelebi, müzenin sadece sergi amaçlı olmadığını, ziyaretçilerin eserlerle etkileşim kurarak kahve kültürünü deneyimleme imkanı bulduğunu belirtti. ’Tahmishane’ adı verilen bölümde kahvenin hazırlandığı mutfak kültürünün yaşatıldığını, ‘özümüze’ odasında ise ziyaretçilere köklerini hatırlatan özel bir atmosfer sunulduğunu ifade etti. "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" Çelebi, "Kahvenin 40 yıl hatırı vardır" sözünün kökenine değinerek, Yemiş İskelesi’nde bir kahvehanede yaşanan hadiseden söz etti. Çelebi, anlatıya göre bir kahveye giren Yeniçeri’nin herkese kahve ısmarlayıp kahvecinin Rum müşterisine ısmarlamadığını, sonrasında ise kahvecinin kendi kesesinden Rum müşterisine ve kendisine kahve ikram ettiğini dile getirdi. Hikayenin devamında Çelebi, yıllar sonra köyün Rumlar tarafından işgal edildiğini, esir düşen kahveciyi tanıyan Rum müşterinin ise rütbeli bir asker olarak geldiğini belirtti. Çelebi, esir düşen kahveciyi satın alan Rum askerin, o kahvenin hatırına kendisini hatırlatıp serbest bıraktığını söyledi.