KÜLTÜR SANAT
21 yaşındaki kadın tespih ustası, fuarda ilgi odağı oldu 10 Mayıs 2026 Pazar - 11:56:38 ATO Congresium’da gerçekleştirilen Tespih Sanatı, Antika ve Doğal Taşlar Fuarı’nda el işçiliğiyle hazırladığı ürünleri tanıtan 21 yaşındaki tespih ustası Ece Daldal, ziyaretçilerin odağı oldu. ATO Congresium’da 7-10 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Tespih Sanatı, Antika ve Doğal Taşlar Fuarı ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. El emeği tespihler, antika eserler ve doğal taşların sergilendiği fuarda, genç yaşına rağmen tespih ustalığıyla öne çıkan 21 yaşındaki Ece Daldal ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Yaklaşık 2 yıldır tespih yapımıyla ilgilenen Daldal, fuarda kendi el emeği ürünlerini ziyaretçilerin beğenisine sundu. Tespih sanatına duyduğu merakla bu işe başladığını belirten Daldal, "Ablam tespih ustası. Bir buçuk sene önce ondan çok heves ettim. Tek başıma yapmayı çok istedim, ablam da öğretti. Kolay yapılabilecek ya da kısa sürede öğrenilebilecek bir iş değil. Ablam sekiz ay önce yurt dışına gitti, gitmeden önce de bana bunu miras olarak bıraktı. Ben de üzerine yenilikler ekleyerek atölyeye devraldım. Sanatımı icra ediyorum" ifadelerini kullandı. "Kadından tespih ustası mı olur" Genç yaşta ve kadın bir tespih ustası olarak sektörde yer almasının hem eleştirilere hem de takdir dolu yorumlara neden olduğunu belirten Ece Daldal, "Çok fazla övgü de var, eleştiren de var. Öncelikle kadın genç girişimciyim ve 21 yaşındayım. Bazı insanlar ’kadından tespih ustası mı olur? Nasıl yapabilir?’ diye düşünüyorlar. Bu meslek genellikle erkek işi olarak görülüyor ama bence kadınlar bu işi daha zarif yapabiliyor. Ben kadınlarımızı çok destekliyorum. Kadınların yapamayacağı hiçbir işi yoktur. Kadının eli değdiği zaman her şey daha zarif oluyor" dedi. Anne Hayriye Daldal ise kızıyla gurur duyduğunu belirterek, "Kadınlar bu sanatı gördüklerinde şaşırıyor ve ‘Acaba biz de yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Elbette yapabilirler. Bazı erkek ustalarımız bir bakıyorlar, ‘Kadın yapar mı? Bu işler bizim işlerimiz.’ Hayır yapabilirler. Bu işler sizin işleriniz değil. Kadınların zarif ellerinden çıkan tespihler çok daha ince işçilik taşıyor" şeklinde konuştu.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:50 Çiçek gibi İzmir İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali’nde Kültürpark rengârenk çiçeklerle doldu, üreticiyle vatandaş buluştu. Başkan Cemil Tugay, "İnsanlar doğayla iç içe yaşasın istiyoruz" dedi, festival alanını mis gibi bahar kokusu sardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından üçüncü kez düzenlenen İzmir Balkon ve Bahçe Bitkileri Festivali, ikinci gününde de binlerce ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. İzmir tarımını güçlendirmek ve balkon bahçeciliğini yaygınlaştırmak amacıyla Kültürpark’ta gerçekleştirilen program hem üreticilerde hem tüketicilerde memnuniyet oluşturdu Alanda yoğun ilgiyle karşılaşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’a İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Halit Çelik eşlik etti. "İzmirliler doğayı sever" Başkan Tugay, festival alanındaki değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Balkon ve bahçe bitkilerini üreticiyle birlikte şehrin merkezine taşımak çok değerli. İnsanlar burada her zaman ulaşamayacakları bitki ve çiçek türlerini bulabiliyor. Üreticiler kendi yetiştirdikleri ürünleri doğrudan vatandaşlarla buluşturuyor. Kırsal bölgelerden gelen üreticiler için de önemli bir fırsat oluyor. Stantları tamamen ücretsiz tahsis ediyoruz. İnsanların doğayla, çiçeklerle, ağaçlarla iç içe yaşamasını istiyoruz. Evlerinde, bahçelerinde ve balkonlarında ne kadar çok bitki olursa insanların mutluluğu da şehrimizin güzelliği de o kadar artar." İzmir’in doğayla barışık bir şehir olduğunu da belirten Tugay, "İzmirliler doğayı sever. Kent merkezinde daha fazla park, yeşil alan, bitki ve çiçek olması için çalışıyoruz. Belediyeye ait alanlarda bu çalışmaları sürdürüyoruz ama vatandaşlarımızın evleri ve bahçeleri de güzelleşsin istiyoruz. Tek amacımız bu. İnsanların mutlu olduğunu görüyorum. Onları mutlu görünce biz de mutlu oluyoruz. Sonbaharda ve ilkbaharda festivalimizi düzenlemeye devam edeceğiz" dedi. "Üreticilere destek oluyor" Bayındır Canlı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bünyesinde çalışan Veli Umutlu, festivalin memnuniyet oluşturduğunu belirtirken, "Önümüzdeki senelerde daha da iyi olacak. Vatandaşlarımıza daha ucuz çiçekler ulaştırmak istiyoruz. En büyük faydası bu. Cemil Tugay Başkan’ımızı her daim destekliyoruz. Bütün üreticilere destek oluyor. Vatandaşı düşünen insan da milletine faydalı olur" ifadelerini kullandı. Girişimci Aynur Arabacı, "Hem üretiyoruz hem tedarikçiyiz. Bu festivalden dolayı mutluyuz" dedi. "Her şey çok güzel" Fuarı ziyaret eden Soner Kurt ise, "Geçen sene de gelmiştik, çeşitli çiçekler aldık. Fuarda bütün festivalleri takip ediyoruz. Her sene gelmeye çalışıyoruz. Bu sene de bir sürü çiçek aldık. Üreticiyle halkın direkt buluşması çok güzel. Çocuklar için de etkinlikler yapılıyor. Böyle etkinliklerin kültürel anlamda devam etmesi gerektiğini düşünüyorum" dedi. İzmirli esnaf Kemal Yıldırım da, "Festivale daha önce geldim. Böyle bir festivalimiz olduğu için çok mutluyuz. Alışverişimizi yaptık. Başkanımıza teşekkür ederiz. Her şey çok güzel" dedi. İzmir’i mis gibi koku sardı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önderliğinde yapılan festivale kooperatiflerle birlikte toplam 54 üretici katıldı. Festivalde stant açan 45 yerli üretici ve 9 kooperatif İzmir’i rengarenk hale getirdi. Baharın coşkusunu yaşatan festivalde çocuklar için boyama etkinlik alanları oluşturuldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili daire başkanlıklarının stantlarıyla yer aldığı festival kapsamında 15 bin ücretsiz fide dağıtılması hedeflendi. İzmir’i çiçek gibi açtıran organizasyonun son gününde de konuklar ağırlanacak. Çiçek ve bitki satış stantları, peyzaj ve balkon düzenleme önerileri, atölyeler, söyleşiler, konserler ve çocuk etkinlikleriyle capcanlı bir şekilde hayata geçecek festivale İzmirlilerin yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. 10 Mayıs tarihindeki son gün etkinlikleri kapsamında saat 15.00’ten itibaren konser yer alacak.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:28 Antalya’da 130 bin çiçekle renkli rekabet Antalya’da Muratpaşa Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Çiçek Desenleri Günleri’nde, 9 liseden öğrenciler 130 bin dal çiçek kullanarak en güzel deseni oluşturmak için yarıştı. 30 bin lira değerindeki birincilik ödülü ise güneş içerisine konumlandırılmış akrep figürüyle Antalya Anadolu Lisesi’nin oldu. Etkinlik, Antalya’nın Akdeniz’e uzandığı en uç noktalardan biri olan Ziya Gökalp Kent Parkı’nda düzenlendi. 9 liseden öğrencilerin en iyi çiçek desenini oluşturmak için yarıştığı etkinlikte, bu yıl belediyenin üretim tesislerinde özel olarak yetiştirilen 130 bin dal çiçek kullanıldı. Tagetes, karanfil, osteospermum, zinnia ve petunyaların oluşturduğu renk cümbüşü parkı adeta açık hava sanat galerisine dönüştürdü. 9 liseden kıyasıya rekabet Organizasyona bu yıl Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi, Metin-Nuran Çakallıklı Anadolu Lisesi, Akant Koleji, Bahçeşehir Koleji, Özel Renk Okulları Anadolu Lisesi, Antalya Barosu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Vizyoner Koleji, Antalya Anadolu Lisesi ve ODTÜ Gençlik Parkı öğrencileri, görsel sanatlar öğretmenleri eşliğinde katıldı. Öğrenciler iki gün boyunca birincilik elde edebilmek için kıyasıya mücadele etti. İlk etapta, önceden belirledikleri desen krokilerinin yer aldığı ahşap zemin üzerine toprak sererek çalışmalarının altyapısını oluşturdular. Çiçekleri kesme ve ayıklama işlemlerinden geçiren yarışmacılar, desen sınırlarını toprakla belirginleştirerek uygun renklerdeki çiçekleri sabitleyip çalışmalarını tamamladı. Belediye Başkanı Ümit Uysal, okulların çiçek desenlerini tek tek inceleyerek öğrencilerden çalışmalar hakkında bilgi aldı. Dereceye giren okullar belli oldu Çalışmaların tamamlanmasının ardından, 5 kişiden oluşan jürinin değerlendirmesi sonucunda güneş içerisine konumlandırılmış akrep figürüyle Antalya Anadolu Lisesi birinci oldu. Kuyruklu at figürüyle Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Güzel Sanatlar Lisesi ikinci olurken, Metin-Nuran Çakallıklı Anadolu Lisesi üçüncü sırayı aldı. Dereceye giren okullara ödüllerini Belediye Başkanı Ümit Uysal takdim etti. Başkan Uysal:" Şehrimizin güzelliklerini dünyayla buluşturmak istiyoruz" Ödül töreninde konuşan Başkan Uysal, Çiçek Desenleri Günleri’nin düzenlenme amacını, "Burada asıl yapmak istediğimiz şey, şehrimizin güzelliklerini doğanın harika ürünleri olan çiçeklerle birleştirerek, şehrimizin üretim kapasitesinin de altını çizip bunu dünyayla buluşturmak" sözleriyle açıkladı. Gençlerin aylardır bu etkinliğe hazırlandığını belirten Uysal, "Çocuklarımızı estetiğe, sanata, üretime, birlikte kolektif iş yapmaya ve takım ruhuna özendirmek için harika bir çalışma oldu" dedi. Antalya Anadolu Lisesi öğrencilerinden Asya Bengü Sağlam, hazırladıkları çiçek deseni hakkında şunları söyledi: "Antalya’mızın mitolojik tarihinde yer alan Pamfilya ve Likya krallıklarının sembolü olarak gösterilen akrebi temsil etmek istedik. Akrep, yenilgiye karşı koymayı ve rekabeti simgeliyor. Aynı zamanda Antalyaspor’un da sembolü. Çalışmamızda Antalya’nın denizine ve güneşine de yer verdik. Muratpaşa Belediyesi’nin bize bu fırsatı sunması çok değerli. Burada arkadaşlarımızla sosyalleştik, eğlendik ve çok güzel bir deneyim yaşadık." Çiçek Desenleri Günleri, ödül töreninin ardından Ersan Tay konseriyle sona erdi.
10 Mayıs 2026 Pazar - 10:27 Diyarbakır’ın kadim hafızası: Kefrun Kalesi Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde, sarp kayalıkların zirvesinde yüzyıllardır ayakta duran Kefrun Kalesi, 9 Mayıs 2026 tarihinde FOTONO21 Fotoğraf Derneği tarafından düzenlenen fotoğraf gezisiyle yeniden ziyaret edildi. Tarihi mirasın belgelenmesi amacıyla gerçekleştirilen etkinlik, yalnızca bir fotoğraf gezisi olmanın ötesine geçerek bölgenin kültürel değerlerine yönelik dikkat çekici bir farkındalık çalışmasına dönüştü. Dicle Havzasına hakim konumu, sert coğrafi yapısı ve tarih boyunca taşıdığı stratejik önemle dikkat çeken Kefrun Kalesi, bölgenin en etkileyici tarihi yapılarından biri olarak değerlendiriliyor. Araştırmacılar tarafından farklı dönemlerde askerî ve yönetimsel merkez olarak kullanıldığı ifade edilen kale, özellikle Diyarbakır çevresinde tuğla malzemeyle inşa edilen ender sur örneklerinden biri olmasıyla da ayrı bir önem taşıyor. İç kale, dış kale, sarnıç kalıntıları ve kayalık yapı üzerine kurulu mimarisiyle dikkat çeken yapı, bugün hala geçmişin güçlü izlerini taşımayı sürdürüyor. Sabah saatlerinde Diyarbakır’dan hareket eden katılımcılar, Kulp vadilerine uzanan yol boyunca bölgenin doğal yapısını ve etkileyici manzaralarını gözlemleme fırsatı buldu. Açık hava koşullarında başlayan gezi, gün ilerledikçe vadilerin üzerinde yoğunlaşan bulutlarla birlikte daha dramatik bir atmosfere dönüştü. Özellikle kalenin çevresinde oluşan doğal ışık geçişleri ve hareketli gökyüzü, fotoğraf sanatçılarına güçlü kompozisyonlar oluşturma imkanı sundu. Gezi kapsamında gerçekleştirilen çekimlerde geniş açı manzara fotoğraflarından detay odaklı belgesel çalışmalara kadar farklı teknikler kullanıldı. Katılımcılar yalnızca kalenin mimari kalıntılarını değil, coğrafyanın sert dokusunu, taş yüzeylerde oluşan doğal geçişleri ve tarihi atmosferi de kadrajlarına taşımaya çalıştı. Bazı fotoğrafçılar yapının heybetini geniş planlarla kayıt altına alırken, bazı katılımcılar ise sur detayları, sarnıç izleri ve yıpranmış taş dokularına odaklandı. Fotono21 Fotoğraf Derneğinin geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği ilk Kefrun Kalesi gezisinde kalede yalnızca dernek üyeleri bulunuyordu. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süreçte yapılan tanıtım çalışmaları, sosyal medya paylaşımları ve yayımlanan fotoğrafların oluşturduğu farkındalık sayesinde bu yıl bölgeye olan ilginin dikkat çekici ölçüde arttığı gözlemlendi. Kefrun Kalesini yeniden kayıt altına almak amacıyla bölgeye giden fotoğrafçılar, kalede onlarca servis aracı ve çok sayıda özel araçla gelen ziyaretçilerle karşılaştı. Diyarbakır başta olmak üzere çevre illerden gelen doğa ve fotoğraf tutkunlarının bölgeye gösterdiği yoğun ilginin memnuniyet verici olduğunu ifade eden katılımcılar, son bir yıl içerisinde yapılan tanıtım çalışmalarının Kefrun Kalesinin yeni bir doğa ve kültür rotası hâline gelmesi açısından önemli bir katkı sunduğunu dile getirdi. Etkinlik boyunca yalnızca fotoğraf üretimi yapılmadı, aynı zamanda bölgenin tarihî ve kültürel değerleri üzerine değerlendirmelerde de bulunuldu. Katılımcılar, Kefrun Kalesinin yeterince bilinmeyen ancak büyük bir tarihi ve kültürel potansiyel taşıyan önemli bir miras alanı olduğuna dikkat çekti. Yapının bulunduğu bölgenin tarih boyunca Diyarbakır, Muş ve Bingöl hattındaki geçiş yolları açısından önemli bir merkez olduğu vurgulandı. Geziye katılan diyetisyen Sümeyye Şimşek, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede kültürel mirasın belgelenmesinin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: ‘’Fotoğraf yalnızca estetik üretimden ibaret değildir. Aynı zamanda geçmişi kayıt altına alan güçlü bir hafıza aracıdır. Kefrun Kalesi gibi yapılar, taşıdıkları tarihsel ve kültürel birikimle yalnızca bulundukları bölgenin değil, insanlığın ortak mirasının da önemli parçalarıdır. Bu tür çalışmaların artması, tarihi yapıların korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından büyük önem taşıyor." Fotono21 Fotoğraf Derneği tarafından gerçekleştirilen Kefrun Kalesi fotoğraf gezisi, Diyarbakır’ın tarihi ve kültürel değerlerinin sanat yoluyla belgelenmesine yönelik önemli çalışmalardan biri olarak değerlendirilirken, bölgenin kültür, doğa ve fotoğraf turizmi açısından taşıdığı potansiyeli de bir kez daha ortaya koydu.
Mezopotamya’nın altın üçgeninde bulunan Mardin, dizilerin çekim merkezi olmasıyla turizme katkı sağlıyor
20 Eylül 2025 Cumartesi - 16:01 Mezopotamya’nın altın üçgeninde bulunan Mardin, dizilerin çekim merkezi olmasıyla turizme katkı sağlıyor Mezopotamya’nın "altın üçgeni" olarak nitelendirilen Güneydoğu Anadolu Bölgesi illeri arasında yer alan Mardin, birçok medeniyetin izini taşımasıyla dikkat çekiyor. Yeşilli ilçesinin Bülbül köyünde çekimlerine başlanan "Zerhun" dizisiyle bu dikkatle, kent turizmine katkı sunmasıyla turist çekmesi bekleniyor. Başrollerini Tolga Yüce, Cansu Kanlıkaya ve Burak Sarımola’nın paylaştığı dizinin yönetmen koltuğunda ise Ali Ayyıldız ve Ali Aslan oturuyor. Çekimlerin başlamasıyla birlikte Mardin, bir kez daha dizi ve sinema sektörünün gözdesi haline gelirken, yapımın bölge turizmine de önemli katkı sunması bekleniyor. Dizinin yapımcısı Zeki Sincar, Zerhun’un sadece bir televizyon projesi değil, aynı zamanda Mardin’i dünyaya tanıtma girişimi olduğunu söyledi. Şimdiye kadar birçok dizi Mardin’de çekildiğine değinen Sincar, "Ama ilk defa Mardinli bir yapımcı burada bir dizi çekiyor. Mardin’i temsil edeceğimizi düşünüyorum. Çünkü buranın örf ve adetlerini çok iyi biliyoruz. Hep dış yapımlar geldi, Mardin’imizi yanlış tanıttılar. Tepkiler aldılar ve birçok dizi Mardin’i terk etmek zorunda kaldı. Bu dizinin en büyük amacı da zaten 60 ülkede yayınlanması. Biz bu projeyle Mardin’imizi Türkiye’nin dışına taşımak istedik. Yurt dışındaki insanların da Mardin’i tanıması ve bölgemize gelebilmeleri için bu işe girdik. İzleneceğimize inanıyoruz. Ama biz bu işi maddi kazanç için yapmıyoruz. Dizinin amacı buradaki gençlerin sinemaya, oyunculuğa yönetmenliğe yönelmesi, teşvik amaçlı" dedi. Dizinin senaristi Ali Ayyıldız, Mardin’in dizi için ilham kaynağı olduğunu ifade ederek, "Mardin’in tabii ki özel dokusu, tarihi konakları, insanlarının iyi özellikleri ve çok kültürlü bir yer olması. Tabii ki de tarihi dokuyu halen barındırıyor olması özel kılıyor Mardin’i. Bu yüzden Mardin’de çekmek istedik" diye konuştu. Dizinin başrol oyuncularından Zerhun karakterini canlandıran Cansu Kanlıkaya, proje için çok heyecanlı olduğunu kaydetti. Ekip olarak da çok heyecanlı olduklarını aktaran Kanlıkaya, "Çok güzel bir hikayemiz var, ters köşeli bir hikayemiz var. Ekibimiz, yönetmenimiz ve oyuncu kadromuz da çok iyi. Bugün setimizin ilk günü ve aynı zamanda teaser çekimlerimiz de devam ediyor. Şimdilik bu iş bizde, yayınlandıktan sonra da sizlere emanet olacak. Seyirciyi acı, dram, sürprizler, hırs ve intikam bekliyor. Geçmişe ait sırlar bekliyor. Çok sürprizli. Her karakterimizin çok farklı bir hikayesi olduğunu var, metinler çok iyi yazılmış. O yüzden bizler bu projedeyiz. Herkes kendinden bir şeyler bulacak. Her karakter izleyicide ‘evet ya benim de başıma böyle bir şey gelmişti’ dedirtecek. O yüzden de reytingimizin çok yüksek olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu. "Mardin’in hissiyatı diziye yansıyacak" Dizinin diğer başrol oyuncusu Burak Sarımola ise Mardin’i çok sevdiğini belirterek, "Mardin’e ikinci gelişim. Çok çabuk adapte oluyorum böyle yerlere. Daha önce bir günlüğüne film festivali için gelmiştim. Şimdi Eski Mardin’e gittim ve o günden kalan dostlarımla görüştüm. Çok çabuk adapte oldum ve çok seviyorum buraları. Doğasını, tabiatını, her şeyini çok seviyorum. Böyle yerlerde çalışmak ekstra bir motivasyon sağlıyor. Çünkü burada bir yaşanmışlık, bir hayat ve çok güzel hisler var. O hissiyat eminim oyuncu olarak da bize geçecek" ifadelerinde bulundu.
Gaziantep’te "Koku Çalıştayı" başladı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 15:58 Gaziantep’te "Koku Çalıştayı" başladı Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Koku Çalıştayı, şehrin tarihi, kültürel ve gastronomik mirasını kokular üzerinden ele alarak geleceğe dair vizyon ortaya koymayı amaçlıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde başlayan Koku Çalıştayı, şehrin ruhunu oluşturan kokuların farklı boyutlarıyla incelenmesi için düzenlendi. Çalıştayda, koku biliminin kültür, sanat, eğitim ve gastronomiyle ilişkisi ele alınarak, Gaziantep’in kokularını korumaya ve tanıtmaya yönelik projeler üzerinde duruluyor. "Koku, kültürel mirasın korunmasında önemli bir unsur" Programda, Gaziantep’in tarihi sokakları, mutfakları, pazar yerleri ve çarşılarında hissedilen farklı kokuların şehrin hafızasındaki yeri vurgulandı. Kokuların hatırası ve kimlikler üzerindeki etkisinin yanı sıra, kültürel mirasın korunmasında da önemli bir unsur olduğuna dikkat çekildi. Çalıştayın hedefleri arasında, yerel üreticilerden gastronomiye, sanattan eğitime kadar geniş bir alanda kokunun değer bir unsur olarak değerlendirilmesi yer alıyor. Ayrıca, Gaziantep’in geleneksel ve modern kokularının bir araya getirilerek ulusal ve uluslararası alanda tanıtımının yapılması amaçlanıyor. Etkinlik, akademisyenler, koku bilimi araştırmacıları, gastronomi temsilcileri, sanatçılar ve yerel üreticilerin katılımıyla gerçekleştiriliyor. Farklı oturumlarda "Koku ve Kültürel Miras", "Gastronomi ve Koku İlişkisi", "Sanatta Kokunun Yeri" ve "Eğitimde Koku Deneyimi" başlıkları konuşuluyor. Çalıştayda ortaya çıkacak fikirlerin, Gaziantep’in kültürel kimliğini güçlendirecek yeni projelere ve vizyonlara katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Büyükşehir Belediyesi, bu etkinliği kokuların şehri Gaziantep’i hem yerelde hem de dünya çapında öne çıkaracak bir adım olarak değerlendiriyor.
Van’ın tarihi ve doğal güzellikleri dev duvar resimlerine yansıdı
20 Eylül 2025 Cumartesi - 14:16 Van’ın tarihi ve doğal güzellikleri dev duvar resimlerine yansıdı Van’da kentin kültürel ve doğal güzelliklerini yansıtan devasa resimler, usta ressamların fırçasıyla hayat buluyor. Van’da daha önce kent meydanına büyük boyutlu duvar resimleri yapan ressam Mustafa Çalağan ve Mustafa Akbaş, şimdi de Bedesten Çarşısı’nın duvarlarını renklendiriyor. Çalışmalar kapsamında günlerdir iskelelerin üzerinde mesai harcayan sanatçılar, Van’ın tarihi değerlerini, doğasını ve kültürel mirasını büyük panolara işliyor. Çarşının dış cephesinde yükselen bu renkli figürler, hem vatandaşların ilgisini çekiyor hem de çarşıya farklı bir estetik kimlik kazandırıyor. Resimlerin sadece görsel bir şölen sunmadığını dile getiren ressamlar, aynı zamanda kente gelen turistlerin de bu sayede Van’ın gezilecek yerlerini önceden görme fırsatı yakaladığını belirtiyor. Tarihi yapılar, doğal güzellikler ve yöresel motiflerle zenginleştirilen çalışmaların, kenti ziyaret edenler için adeta bir "ön tanıtım rehberi" oluyor. "800 metrekarelik bir yapıya resim yapıyoruz" İHA muhabirine konuşan Resim Öğretmeni Mustafa Çalağan, bütün ressamların en büyük hayalinin büyük ölçekli resimler yapmak olduğunu belirtti. Van’da ilk olarak Kent Meydanı’nda çalışma fırsatı bulduklarını hatırlatan Çalağan, "Bu da diyebilirim ki bizim ikinci büyük ölçekli işimizdir. Şu an 20 metre yüksekliğinde, 25 metre eninde, yaklaşık 800 metrekarelik bir yapıya resim yapıyoruz. Bu bize büyük bir heyecan veriyor" dedi. Resim çizmenin aynı zamanda bir terapi olduğunu savunan Çalağan, "İnsanın varoluşundaki en büyük ideali, kendi varlığını belgelemek ve ispat etmektir. Biz de bir sanat eseri ortaya koyarak kendi varlığımızı belgelemiş oluyoruz. Duvar aslında bir kesimdir, bir sınırdır, bir örtü gibidir. Yani bir yere bakmak isterken önünüze geçen bir perde gibi. Bizim amacımız bu perdeyi ortadan kaldırmak, onu doğayla bütünleştirmektir. Tarihten örnek verirsek, Almanya’da Berlin Duvarı vardı ve aynı milletten olan iki topluluğu birbirinden ayırıyordu. Duvar, insanoğlunu doğadan ayıran bir etken gibidir" diye konuştu. "Ortaya güzel bir eser çıkıyor" Van’ın tarihi ve doğal güzellikleriyle doğunun incisi olduğunu dile getiren Ressam Mustafa Akbaş ise "Buraya gelenlerin mutlaka görmesi gereken Van Gölü, Van Kalesi, Hoşap Kalesi gibi değerler vardır. Van’a gelen turistlerin ve yabancı ziyaretçilerin özellikle uğradığı yerlerden biri de Bedesten Çarşısı ve Kent Meydanı’dır. Buralarda, valiliğin önerisiyle Van’ın gezilip görülmesi gereken yerlerini resmediyoruz. Gelen turistler önce resimlerde gördükleri yerin nerede olduğunu soruyorlar, ardından mutlaka gidip ziyaret ediyorlar. Bu da Van için büyük bir değer. Bedesten Çarşısı malum yeni açıldı ve bu resim çalışması da bize nasip oldu. Henüz tamamlanmamış olsa da ortaya güzel bir eser çıkıyor. Herkesin gelip görmesini istiyoruz" şeklinde konuştu.
Cizre’de kursiyer kadınlar ADEM’de tescilli "Bırınczer" tatlısını öğreniyor
20 Eylül 2025 Cumartesi - 13:39 Cizre’de kursiyer kadınlar ADEM’de tescilli "Bırınczer" tatlısını öğreniyor Şırnak’ın Cizre ilçesinde Aile Destek Merkezine (ADEM) giden kursiyerler, yörenin tescilli "Bırınczer" tatlısının yapılışını öğreniyor. Cizre’ye özgü geleneksel bir tatlı olan Bırınczer, özellikle düğün, sünnet, mevlidi şerif programlarında ikramları arasında yer alıyor. Adını Kürtçe’de "pirinç" anlamına gelen "bırınc" ve "sarı" anlamındaki "zer" kelimelerinden alan bu eşsiz lezzet, "sarı pilav" anlamına geliyor. 2023 yılında Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında 1509 mahreç numarasıyla tescillenen Bırınczer, artık sadece yerel mutfakta değil, ulusal gastronomi literatüründe de yerini almıştı. Hazırlanışında pirinç yıkanıp bir tencereye koyulur, üzerine su eklenerek orta kuvvetteki ateşte 15-20 dakika pişirilir. Tercihe göre ay çiçek yağı ilave edilerek karıştırılır. Ardından şeker ilave edilip 1-2 dakika pişirilir ve bu aşamada sırasıyla zerdeçal veya safran ile toz tarçın eklenerek 1-2 dakika karıştırılır ve ocaktan indirilir. Sonrasında ise kaselere dökülerek üzerine toz tarçın serpilir ve soğumaya bırakılır. Oda sıcaklığında veya buzdolabında 5-6 saat bekletildikten sonra soğuk servis yapılır. Cizre Yafes Aile Destek Merkezi, açtığı aşçılık kurslarıyla yöresel yemeklerin tanıtımını ve aktarımını amaçlıyor. Kurs kapsamında, özellikle geleneksel lezzetler hem teorik bilgiyle hem de uygulamalı eğitimle öğretiliyor. Böylece bölgeye özgü yemek kültürü yalnızca günümüzde yaşatılmakla kalmıyor, aynı zamanda gelecek kuşaklara da aktarılıyor. ADEM yöneticisi Hayriye Gönül Yalazan, aşçılık kursunda yöreye ait olan patenti alınmış farklı bir lezzeti yaptıklarını söyledi. Maliyet, hafifliği ve uygunluğu açısından bırınczerin tanıtımını yaptıklarını belirten Yalazan, "Bırınczerin iç malzemeleri maliyet olarak uygun, lezzet olarakta hafif ve düğünlerimizin vazgeçilmez lezzetlerinden biri" dedi. Kursiyerlerden Nurhüda Pamukçu, bırınczeri sofralarının baş köşesine koyduklarını aktararak, "Cizre’nin yüzyıllardır süre gelen mutfak kültürünün en tatlı miraslarından bir tanesidir. Düğünlerden bayramlara, özel günlerden misafir sofralarına kadar hayatımızın en değerli anlarında yer almaktadır. Rengi, kokusu ve tadıyla Cizre’nin misafirperverliğini ve kültürel mirasını yansıtmaktadır. Daha çok özel günlerde, düğünlerde, bayramlarda, gelin merasimlerinde soframızın baş köşesinde yerini almaktadır" diye konuştu. Büşra Külter de, "Cizre yöremize ait yöresel bir tatlımızdır. Genelde düğünlerde, nişanlarda ve özel yemeklerde olmazsa olmazımızdır. Kürtçe "Bırınczer", Türkçe "zerde tatlısı" deniliyor. Çok sevdiğimiz bir tatlı, sofralarımızın baştacı diyebilirim. Akşamdan pişirip soğuk tüketilmesi için buzdolabına koyuyoruz. Dolapta bir hafta da kalsa taze olarak kalabiliyor" şeklinde konuştu.
Başkan Akpunar’dan şehitlik açıklaması
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:48 Başkan Akpunar’dan şehitlik açıklaması Aziziye Belediye Başkanı Emrullah Akpunar, ilçe sınırları içinde devam eden kentsel dönüm çalışmaları kapsamında şehitliğin yıkılması ile ilgili iddialara sert bir cevap verdi. Başkan Akpunar, iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu dile getirerek, "Sosyal medya üzerinden sözde gazetecilik yaptığını düşünen bazı kullanıcılar, Aziziye ilçemize bağlı Ilıca mahallemizdeki kentsel dönüşüm çalışmalarımız üzerinden asılsız olduğu kadar, en hafif tabirle şuursuz, ahlaksız ve namussuzca bir iftira ortaya atmıştır. Bu müfterilere göre; dönüşüm çalışmalarımız kapsamında Ilıca’da şehitlik yıkmış ve binaları bu şehitliğin üzerine yapmışız. Birinci husus, Ilıca’da, daha doğrusu kentsel dönüşüm çalışmalarımızın sürdüğü lokasyonlarda herhangi bir şehitlik ya da mezarlık yoktur. İkinci husus, bahse konu bölge ve görüntülerdeki alan; ilçemizde genellikle resmi tören ve kutlamaların icra edildiği anıt parktır ve yine şehitlik vasfı yoktur. Kaldı ki, bu bölgedeki çalışmalar tamamlandığında söz konusu parkımız yenilenecek ve çok daha şık bir görünüme kavuşturulacaktır. Üçüncü husus ise, soyu-sopu, nesebi ve meşrebi karmakarışık olanların ortaya attığı bu iftiranın asla karşılık bulamayacağıdır. Çünkü bizim vatan, bayrak ve şüheda aşkımızı ve dahi hürmetimizi sorgulamak; ancak gafillerin, milletsiz ve milliyetsiz olanların işidir. Bizi bilen bilir, bilmeyen kendi bilir! Onlar kara mürekkeplerine batırdıkları kalemleriyle fitne ve fesat senaryoları yazadursunlar, biz ülkemize, milletimize, şehrimize ve Aziziye’mize hizmet etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
İzmir’de arabada film keyfi
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:39 İzmir’de arabada film keyfi İzmirli sinemaseverler, Yeniden Sinematek Arabada Film Keyfi etkinliği ile yeniden buluştu. Araçlarıyla birlikte İnciraltı Süleyman Demirel Meydanı’na gelen sinemaseverler, Hayalet Avcıları/Ghostbusters filmini izleyerek nostaljik bir deneyim yaşadı. Yeniden Sinematek Arabada Film Keyfi etkinliği, farklı türlerdeki filmlerle İzmirli seyirciyle buluşuyor. Araçlarını İnciraltı Süleyman Demirel Meydanı’na park eden sinemaseverler, arabalarının içinde nostaljik bir sinema deneyimi yaşıyor. 9 Ekim’e kadar her perşembe izleyici ile buluşacak filmlerin ilki ise Hayalet Avcıları/Ghostbusters filmi oldu. Özellikle gençlerin ilgi gösterdiği etkinlikte, hayatında ilk kez arabada film izleme keyfini yaşayan çocuklar da yer aldı. Film sırasında izleyicilere belediye tarafından çay ve kahve ikramında da bulunuldu. "Ortam çok nostaljik" Yağız Nal’ın arkadaşı Tuana Yıldız da "Bu etkinliği geçen yıl sosyal medya duyurusunda gördük ve ilgimizi çok çekti. Çok merak ettik. Geçen yıl çok keyifli geçmişti. Bu yıl da kaçırmak istemedik. Ortam çok nostaljik. Herkese tavsiye ederim" ifadelerini kullandı. "Arabada film izlemek çok ilginç" Etkinlikte çocuk izleyiciler de yoğunluktaydı. 11 yaşındaki Aylin Nilüfer Pirim, "Ben bu etkinliğe ilk kez geliyorum. Babam böyle bir yere geleceğimizi söyleyince çok şaşırdım. Arabadan nasıl sinema izleyebiliriz ki diye düşündüm. Çok heyecanlıyım. Hayalet Avcıları filmini de daha önce izlemedim. Bu etkinliği herkesin denemesi gerek. Çünkü arabada film izlemek çok ilginç" ifadelerini kullandı. "Böyle bir deneyim yaşamadım" Aylin Nilüfer Pirim’in arkadaşı 11 yaşındaki Semra Aydın da "Daha önce arabada sinema izlemedim. Gerçekten çok heyecanlıyım. Arkadaşım Aylin söyleyince geldim. Böyle bir etkinliğin olduğunu daha önce hiç duymamıştım. Hayalet Avcıları filmini de ilk kez izledim" sözlerine yer verdi. Film öncesi tatlı hazırlıklar Film öncesi arabasının camlarını silerek daha iyi bir film keyfi yaşamak isteyen Sebahattin Poyraz, "Film başlamadan hazırlık yapıyoruz. Filmi daha net görebilmek için arabanın camları siliyoruz. Daha önce bu etkinliğe gelmedim. Bu ilk deneyimimiz olacak. Filmi de daha önce izlememiştim" derken, arkadaşı Sude Çukur da "Daha önce bu etkinliğe gelmemiştim. Hayalet Avcıları çok sevdiğim ve bütün serilerini ezbere bildiğim bir film. Heyecanla bekliyoruz. Film öncesi hazırlıklara başladık. Cipslerimizi aldık, bekliyoruz" dedi. "Çok farklı ve keyifli" Film izlemeye arkadaş grubu ile gelen Ezgi Çalışkan, çok farklı ve keyifli bir akşam geçirdiğini belirterek, "Arabada Film Keyfi etkinliklerini daha önce duymuştum ama katılma şansımız olmamıştı. Arkadaşlarımla beraber geldim. İşin en güzel kısmı filmi arabada izlemek. Çünkü bu daha önce deneyimlemediğimiz bir şey. Bizim için çok farklı ve keyifli oldu. Hayalet Avcıları filmini çok seviyorum. Bizim için farklı bir anı oldu" dedi.
Amasya’da gizemli kayıp tapınak: Volkanik kayalardan inşa edilmiş
20 Eylül 2025 Cumartesi - 10:14 Amasya’da gizemli kayıp tapınak: Volkanik kayalardan inşa edilmiş Amasya’nın Oluz Höyük kazılarında, antik tarihçilerin dahi kayıtlarında yer almayan 2 bin 600 yıllık kayıp tapınak gün yüzüne çıkarıldı. Kazılarda tapınağın, volkanik tüf kayalarından inşa edildiği tespit edildi. 6 bin 500 yıl öncesine dayanan görkemli bir tarihin yattığı Oluz Höyük’te 19 yıldır kazı çalışması yürütüldüğünü belirten İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve kazı başkanı Prof. Dr. Şevket Dönmez, "Burayı kayıp tapınak olarak nitelendirmemizin temel sebebi Oluz Höyük Kubaba kutsal alanının herhangi bir antik kaynakta geçmemiş olmasıdır. Ne Herodot’ta, ne Strabon’da, kaynaklarda ismi geçmiyor" dedi. Devasa büyüklükte tapınak sistemi Demir Çağı katmanın içinde Frig Dönemi’ne ait Kubaba Kutsal Alanı’nı sunaklarıyla beraber bulup kutsal odayı ve içinde tanrıça Kubaba’yı temsil eden kutsal taşı da ortaya çıkardıklarını hatırlatan Prof. Dr. Dönmez, "Oluz Höyük keşfi Kuzey Orta Anadolu’da, Anadolu bozkırında, Amasya’da devasa büyüklükte ve henüz ritüellerini tam anlayamadığımız bir tapınak sisteminin ortaya çıkmaya başladığını gösterdi" diye konuştu. Tapınaktaki taşlar volkanik kayalarla aynı Tarihi tapınağın inşasında kullanılan açık yeşil renkli ve ince taneli tüf olarak adlandırılan volkanik kaya parçalarının benzerinin kazı alanına 10 kilometre mesafedeki Doğantepe köyünde antik taş ocağında bulunduğunu hatırlatan Prof. Dr. Dönmez, "Arkeometri çalışmamızın ilk sonucunu taş analizlerinden aldık. Oluz Höyük’teki taşların Doğantepe’deki antik taş ocağındakilerle aynı olup oradan getirildiği kesinleşti" diye konuştu. Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde sürüyor Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın uyguladığı Geleceğe Miras Projesi çerçevesinde süren kazılarda rengiyle tapınak yapısına gizem katan taşların höyüğün yüzde 90’ında kullanıldığının görüldüğüne değinen Astrojeoloji Uzmanı Dr. Ersin Kaygısız da, "Höyükten ve taş ocağındaki kaya parçalarından numuneler alıp laboratuvarda araştırma yaptık. Örneklerde mineral faz desenlerinin aynı olduğunu belirledik. Taşıması ve şekillendirilmesi daha kolay olduğu için tercih edilmiş olabilir" şeklinde konuştu.