KÜLTÜR SANAT
Hülya Koçyiğit’in 50 yıllık film sahnesi Sivas’ta yeniden canlandırıldı 17 Mayıs 2026 Pazar - 21:17:49 Türk sinemasının unutulmaz oyuncularından Hülya Koçyiğit, 3. Sivas Uluslararası Film Festivali’nde 1976 yapımı ‘Şoför’ filminin hafızalara kazınan sahnesini 50 yıl sonra yeniden canlandırdı. Sivas Valiliği tarafından hazırlanan nostaljik çalışma, sosyal medyada büyük ilgi gördü. Hülya Koçyiğit’in 1976 yapımı ‘Şoför’ filmindeki unutulmaz sahnesi, yarım asır sonra Sivas’ta yeniden hayat buldu. 3. Sivas Uluslararası Film Festivali kapsamında Sivas’a gelen Türk sinemasının dört yapraklı yoncası arasında yer alan usta sanatçı Hülya Koçyiğit için Sivas Valiliği İl Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü tarafından özel bir çalışma hazırlandı. Filmde kullanılan kırmızı otomobile benzer bir araçla kent merkezinde nostaljik bir yolculuğa çıkan Koçyiğit, ‘Şoför’ filminin hafızalara kazınan sahnesini yıllar sonra yeniden canlandırdı. Çekimlerde filmde yer alan sahnelere benzer kareler kullanılarak, Sivas caddelerinde geçmişin izleri yeniden yaşatıldı. "Hafızalara kazınan sahne yeniden yaşadı" Sivas Valiliği tarafından yapılan açıklamada, "Türk sinemasının dört yapraklı yoncasından biri olan Hülya Koçyiğit, Sivas caddelerinde geçmişin zarafetini yeniden selamladı. 3. Sivas Uluslararası Film Festivali kapsamında şehrimizde bulunan kıymetli sanatçımız, 1976 yapımı ‘Şoför’ filminin hafızalara kazınan sahnesini yıllar sonra yeniden yaşadı" ifadelerine yer verildi. Nostaljik dokusuyla dikkat çeken paylaşım, sosyal medya kullanıcılarından yoğun beğeni aldı.
17 Mayıs 2026 Pazar - 20:09 33. Geleneksel Türkmen Şöleni’ne binlerce kişi katıldı Mersin’ın Erdemli ilçesinde birçok ülkeden konukların da yer aldığı 33. Geleneksel Türkmen Şöleni’ne yaklaşık 50 bin kişi katıldı. Kıl çadırların kurulduğu, yayık ayranından sıkmaya kadar birçok yöresel lezzetin ikram edildiği şölen, düzenlenen gösteri ve konserlerle coşkulu geçti. 1978 yılında başlayan Türkmen Şöleni’nin 33’üncüsü, Erdemli Talat Göktepe Tabiat Parkı Çamlığı’nda mehteran takımının yürüyüşü ve gösterisiyle başladı. Erdemli Belediyesi’nin koordinesinde yapılan ve her yıl olduğu gibi bu sene de yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı şölende Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan gelen kültür ekipleri sahne aldı. Kıl çadırların ve ocakların kurulduğu alanda sıkmalar ile yayık ayranları hazırlanarak ikram edildi. Şölende Türk dünyasına ait gösterilerin ardından sahne alan sanatçılar Azerin ve Sefa katılanları coşturdu. Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara ile Azerin, "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü seslendirdi. Şölene her yıl katılan Yörükler, etkinliklerden duydukları memnuniyeti dile getirdiler. Başkan Kara: "Yörük ve Türkmen hayatını anlatmaya devam edeceğiz" Tarehin en kalabalık şölenini yaptıklarını aktaran Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara, "50 bin kişinin eşliğinde bugün 33’üncü Türkmen Şölenimizi vatandaşlarımızla kutluyoruz. Yörük’ün, Türkmen’in hayatını vatandaşlarımıza anlatıyoruz. Kıl çadırlarımızda yayık ayranlarımız, sıkmalarımızı, Erdemli’mizin Erdemli markalı limonatalarımızla vatandaşlarımıza ikram ediyoruz. Gayet coşkulu bir ortam görüyorsunuz. Vatandaşlarımız eğleniyor, tabii onların bu şekilde eğlenmesi bizleri de mutlu ediyor. İnşallah her sene Türkmen Şöleni üzerine koyarak devam edecek. Yörük ve Türkmen hayatını vatandaşlarımıza anlatmaya devam edeceğiz" dedi. "Kenetlenen milletler her türlü badireyi aşmayı başarır" Şölene katılan MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz yaptığı konuşmada, "Bugün burada sadece geleneksel bir şöleni yaşamıyoruz, tarihimizin sesine kulak veriyor, kültürümüzün mayasını yaşatıyor, birlik ve kardeşlik ruhumuzu daha da kuvvetlendiriyoruz. Hepinizin bildiği gibi Anadolu’nun kapılarını açan irade, coğrafyayı vatan yapan ruh, zor zamanlarda milletine siper olan iman, Yörük Türkmen obalarından yükselmiştir. İşte bu nedenle biz Türkmen şölenlerimizi sadece eğlence programları olarak değil, milli hafızanın diri tutulduğu, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarıldığı önemli buluşmalar olarak değerlendiriyoruz. Biliyoruz ki ayrışan toplumlar zayıflar, kenetlenen milletler ise her türlü badireyi aşmayı başarır. Bu anlamda Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu ve Cumhurbaşkanımızın da sahiplenerek bir devlet projesine dönüştürdüğü ’Terörsüz Türkiye’ vizyonu sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda toplumsal huzurun, milli birliğin ve kardeşlik hukukunun güçlendirilmesi hedefidir" diye konuştu.
17 Mayıs 2026 Pazar - 20:07 Geleneksel Türkmen Şöleni’nin 33’üncüsü coşkulu geçti, binlerce kişi katıldı Mersin Erdemli ilçesinde bir çok ülkeden kültür ekiplerinin yer aldığı 33. Geleneksel Türkmen Şöleni’ne yaklaşık 50 bin kişi katıldı. Kıl çadırların kurulduğu yayık ayranından, sıkmaya kadar bir çok yöresel ikramın yapıldığı Yörük ve Türkmen hayatını anlatan şölen gösteri ve konserlerle coşkulu geçti. 1978 yılında başlayan Türkmen Şöleni’nin 33’üncüsü Erdemli Talat Göktepe Tabiat Parkı Çamlığı’nda mehteran takımının yürüyüşü ve gösterisiyle başladı. Erdemli Belediyesi’nin koordinesinde yapılan ve her yıl olduğu gibi bu sene de yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı şölende Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan gelen kültür ekipleri sahne aldı. Türk dünyasının kültürünü binlerce kişi izledi. Kıl çadırların ve ocakların kurulduğu alanda sıkmalar ile yayık ayranları hazırlanarak ikram edildi. Şölende Türk dünyası gösterilerinin ardından sahne alan sanatçılar Azerin ve Sefa katılanları coşturdu. Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara ile Azerin "Çırpınırdı Karadeniz" türküsünü seslendirdi. Şölene her yıl katılan Yörükler, etkinliklerden duydukları memnuniyeti dile getirdi. Başkan Kara:" Yörük ve Türkmen hayatını anlatmaya devam edeceğiz" Tarhin en kalabalık şölenini yaptıklarını aktaran Erdemli Belediye Başkanı Mustafa Kara da," 50 bin kişinin eşliğinde bugün 33’üncü Türkmen şölenimizi vatandaşlarımızla kutluyoruz. Yörüğün, Türkmen’in hayatını vatandaşlarımıza anlatıyoruz. Kıl çadırlarımızda yayık ayranlarımız, sıkmalarımız, Erdemlimizin Erdemli markalı limonatalarımızla vatandaşlarımıza ikram ediyoruz. Gayet coşkulu bir ortam görüyorsunuz. Vatandaşlarımız eğleniyor, tabii onların bu şekilde eğlenmesi bizleri de mutlu ediyor. İnşallah her sene Türkmen şöleni üzerine koyarak devam edecek. Yörük ve Türkmen hayatını vatandaşlarımıza anlatmaya devam edeceğiz" dedi. "Kenetlenen milletler her türlü badireyi aşmayı başarır" Şölene katıln MHP Genel Başkan Yardımcısı Sadir Durmaz ise konuşmasında, "Bugün burada, sadece geleneksel bir şöleni yaşamıyoruz, tarihimizin sesine kulak veriyor, kültürümüzün mayasını yaşatıyor, birlik ve kardeşlik ruhumuzu daha da kuvvetlendiriyoruz. Hepinizin bildiği gibi Anadolu’nun kapılarını açan irade, coğrafyayı vatan yapan ruh, zor zamanlarda milletine siper olan iman Yörük Türkmen obalarından yükselmiştir. İşte bu nedenle biz Türkmen şölenlerimizi sadece eğlence programları olarak değil, milli hafızanın diri tutulduğu, kültürel mirasın gelecek nesillere aktarıldığı önemli buluşmalar olarak değerlendiriyoruz. Biliyoruz ki ayrışan toplumlar zayıflar, kenetlenen milletler ise her türlü badireyi aşmayı başarır. Bu anlamda Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu ve Cumhurbaşkanımızın da sahiplenerek bir devlet projesine dönüştürdüğü ’Terörsüz Türkiye’ vizyonu sadece bir güvenlik meselesi değil, aynı zamanda toplumsal huzurun, milli birliğin ve kardeşlik hukukunun güçlendirilmesi hedefidir" diye konuştu.
17 Mayıs 2026 Pazar - 19:26 Yason Burnu Yarımadası’nda caz rüzgarı Ordu’nun tarihi ve turistik alanlarından biri olan Yason Burnu’nda "Ordu Caz Festivali" kapsamında açık hava konseri düzenlendi. Karadeniz’in ilk caz festivali olma özelliğini taşıyan Ordu Caz Festivali, 15-18 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinliklerle kenti müziğin ritmiyle buluşturuyor. Festival kapsamında Ordu’nun ‘Sakin Şehir’ unvanına sahip Perşembe ilçesindeki Yason Burnu Yarımadası’nda üçüncü gün etkinlikleri düzenlendi. Etkinlikler çerçevesinde sahne alan Kök Kadro grubu, sevilen eserleri seslendirdi. Programda konuşan Perşembe Belediye Başkanı Cihat Albayrak, Yason Burnu’nda daha önce uçurtma şenlikleri ve konserlerin düzenlendiğini belirterek, ilk kez bir caz festivaline ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Başkan Albayrak, "Bu tarihi yarım adada ilk defa bir caz festivali yapılıyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. İnşallah temmuz ayında burada çocuklarımız için güzel bir tiyatro şenliği de düşünüyoruz" dedi. Ordu Caz Festivali Genel Direktörü Emre Gürsoy ise Ordu’nun kültür ve sanata önem veren bir şehir olduğunu ifade ederek, "Farklı bir şey yapmak istedik. Tiyatro var, Türk sanat müziği var, bağlama var. Biraz da farklı ve elit bir iş olsun istedik. Caz olsun, ardından blues da geliyor" diye konuştu. Açık havada gerçekleştirilen konsere katılan vatandaşlar şarkılara eşlik ederek keyifli anlar yaşadı.
Tespih sanatı Van’da yaşatılıyor
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:02 Tespih sanatı Van’da yaşatılıyor Osmanlı döneminin geleneksel sanatlarından biri olan tespih sanatı, Van’da yaşatılıyor. İpekyolu ilçesinde yaşayan tespih ustası Refik Çetin, Osmanlı döneminin en büyük sanatlarından biri olan tespih sanatını yaşatmaya çalışıyor. Yaklaşık 20 yıl önce İstanbul’da öğrendiği tespih sanatını Bedesten Çarşısında oluşturduğu atölyede icra eden Çetin, ayrıca yeni ustalar da yetiştiriyor. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte birçok sanat gibi tespih sanatının da azalmaya başladığını vurgulayan Çetin, "Tespih bütün dinlerde sayıları farklılaşarak da olsa kullanılmış, İran yoluyla Müslümanlarla buluşmuştur. Osmanlı ile buluşmasıyla sanatsal açıdan gelişimini günümüze kadar taşıyan tespihe, Osmanlı kayıtlarına göre 16’ncı asır sonlarına doğru rastlanmaktadır. Tespih, Müslümanlarda bir aksesuar haline gelerek değerli ve nadir olan tüm materyallerden yapılır" dedi. Osmanlılarda genellikle tespih malzemesinin inci, mercan, kehribar, akik, ağaçlardan oluştuğunu aktaran Çetin, "Osmanlılarda yeni yapılan camilerin kaç kişi aldığını öğrenebilmek için dağıtılan tespih, genellikle binlik, 500’lük, 99’luk ve 33’lük taneler halinde oluşmaktadır. Eski zamanlarda babadan oğula el değiştiren tespih, zamanla koleksiyoncular ve antika meraklılarının ilgi alanına girdi. Taş ve benzeri objeler eli serinletmek (Necef, şah maksut, skik) amacıyla, ahşap tespihler ise teri emerek mikrobu öldürmesi amacıyla (kuka, yılan ağacı, gül ağacı) üretilmiştir. Bazı tespihler güzel koktuğu için (öd ağacı, pelesenk) bazı tespihler ise renk değiştirdiği için (Kehribar) dikkat çekmiştir" ifadelerini kullandı. Vatandaşların en çok kehribar tespihlere merak saldığını belirten Çetin, tespih fiyatlarının ise 500 TL’den başladığını söyledi.
Keçiören’de yaz konserleri devam ediyor
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:42 Keçiören’de yaz konserleri devam ediyor Keçiören Belediyesi’nin düzenlediği yaz konserlerinin ikincisi Yayla Mahallesi’ndeki Ahmet Mergen Parkı’nda büyük bir katılımla gerçekleşti. Türk halk müziği sanatçıları Cankat Erdoğan, Ersin Perçin ve Yiğit Deniz Ekinci’nin sahne aldığı konser, coşkulu anlara sahne oldu. Birbirinden güzel türküler eşliğinde halay çeken vatandaşlar doyasıya eğlenerek stres attı. "Keçiören’i sanatın, bilimin ve kültürün buluşma noktası yapacağız" İlçede düzenlenen yaz konserlerine vatandaşların yoğun ilgi gösterdiğini belirten Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, "Bizim hedefimiz sadece konser düzenlemek değil; Keçiören’i sanatın, bilimin, kültürün ve sporun buluşma noktası yapmak. İlçemizin her köşesinde vatandaşlarımızın bir araya geldiği, birlik ve beraberliğin güçlendiği etkinlikler gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Yaz konserlerimize yoğun ilgi gösteren kıymetli hemşehrilerime teşekkür ediyor, herkesi etkinliklerimize katılmaya davet ediyorum" dedi. Üçüncü adres Adnan Menderes Mahallesi Keçiören Belediyesi’nin yaz konserleri 27 Ağustos Çarşamba günü Adnan Menderes Mahallesi’ndeki Mehmet Çakıroğlu Parkı’nda sürecek. Saat 19.00’da başlayacak konserde sahne alacak sanatçılar Ersin Perçin, Yiğit Deniz Ekinci ve Aysu Ulupınar, hem komşuluk bağlarını güçlendirecek hem de Keçiörenlilere müzik ve eğlence dolu bir akşam yaşatacak.
Ahlat Selçuklu Mezar Taşları’ndan ilham aldı geçmişin izlerini bugünün estetik diliyle buluşturdu
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:40 Ahlat Selçuklu Mezar Taşları’ndan ilham aldı geçmişin izlerini bugünün estetik diliyle buluşturdu Sanatçı Yasemin Şen, Selçuklu medeniyetinin derin izlerini taşıyan Ahlat Selçuklu Mezar Taşları’ndan ilhamla şekillenmiş çağdaş takı tasarımlarını bir araya getirerek "Kültürün Yansıması, Takıların Hafızası" sergisini açtı. Sanatçı geçmişin takı izlerini üç boyutlu yazıcıdan çıkararak anlamlandırdı, tasarımları elleriyle metale işledi. Hem üç boyutlu yazıcı hem de el işçiliği kakma kabartma tekniğini kullanan Yasemin Şen, metallere motif tasarımlarını ince işçilikle elleriyle işledi. Bitlis’in Ahlat ilçesinde yer alan tarihi taşların, yalnızca birer mezar taşı değil; aynı zamanda bir dönemin estetik anlayışını, inanç dünyasını ve kültürel kimliğini yansıtan eşsiz belgeler olduğunu vurgulayan sanatçı Yasemin Şen, "Bu meyanda sergide yer alan eserler, kültürel belleği görünür kılmayı, hatırlatmayı ve hafızalarda canlı tutmayı amaçlamaktadır. Takı, tarih boyunca sadece bir süslenme unsuru değil; kimliğin, aidiyetin, toplumsal statünün ve inancın sembolü olarak da işlev görmüştür. Çalışmalarımı da bu çok katmanlı anlam dünyasına odaklanarak, takıyı bir kültürel kimlik göstergesi olarak ele aldım. Selçuklu’ya özgü motiflerin çağdaş yorumlarla yeniden hayat bulduğu her parça, geçmişin izlerini bugünün estetik diliyle buluşturdu" diye konuştu. "Eserler üç boyutlu yazıcıdan çıktı" Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi yüksek lisans mezuniyet sergisinin kendisi için heyecan dolu olduğunu ve karşılaştığı ilgi nedeniyle mutlu olduğunu vurgulayan Yasemin Şen, "Eserler üç boyutlu olarak, ince işçilikle ve büyük bir özenle üretildi. Geleneksel zanaatkârlık teknikleri ile çağdaş sanatın anlatım biçimleri bir araya getirilerek, geçmiş ile gelecek arasında anlamlı ve güçlü bir köprü kurulmuştur. Her bir tasarım, taşıdığı semboller aracılığıyla izleyiciyi Selçuklu kültürünün zenginliğine ve bugünkü yansımalarına dair derin bir düşünceye davet eder" dedi.
Şair Tecer’in köyü, gezginler ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:38 Şair Tecer’in köyü, gezginler ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor "Orada bir köy var uzakta" adlı şiiri yazan şair Ahmet Kutsi Tecer’in köyü, gezginler ve fotoğraf tutkunlarının ilgisini çekiyor. İlçe merkezine 5 kilometre mesafede bulunan ve "Çağlayan Su" olarak da bilinen Apçağa köyü, bünyesinde barındırdığı 200-300 yıllık ahşap evlerin restore edilmesiyle özgün kimliğini korumaya devam ederken, Doğu Anadolu’nun da turist çeken önemli yerleşim yerlerinden biri oldu. Ahmet Kutsi Tecer’in "Orda Bir Köy Var Uzakta" isimli şiirini ithaf ettiği Apçağa köyünde bulunan Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi ziyaretçilerini adeta nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Erzincan’ın Kemaliye (Eğin) ilçesine bağlı olan Apçağa köyünde yer alan Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi’ni her yıl yerli ve yabancı binlerce turist ziyaret ediyor. Köy meydanının girişinde konumlanan Kültür Evi’ne Ahmet Kutsi Tecer isminin ise yerel halk tarafından verildiği aktarıldı. 2006 yılında temeli atılan Kültür Evi’nin 2014 yılında faaliyete geçtiği belirtildi. Kültür Evi’nde Ahmet Kutsi Tecer’in ailesi tarafından bağışlanan eşyalar, kitaplar, çeşitli belgeler, soy kütüğü ve Ahmet Kutsi Tecer’in mektubu yer alıyor. Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi ile kırsal kültür mirasının özgün haliyle korunması, köy arşivinin kurulması, köy kütüğüne bağlı önemli bilim ve devlet insanlarının eser ve eşyalarının sergilenmesi amaçlanıyor. Anadolu’da köy müzelerinin ilk örneklerinden biri olan Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi, Apçağa Köyü’nün kültürel değişim sürecini ve kırsal kültür mirasını geleceğe taşıması açısından önemli bir rol üstleniyor. Ahmet Kutsi Tecer Kültür Evi’nde görev yapan Azra Aydınlık, Kültür Evi’nin Ahmet Kutsi Tecer’in kendi evi olmadığını belirtti. Aydınlık, "Kültür Evi Ahmet Kutsi Tecer’in anısına 10 yıl önce sıfırdan yapılmıştır. Burada Ahmet Kutsi Tecer’in kullandığı eşyalar ve köylü halkın bağışladığı yöresel kıyafetler, yöresel eşyalar bulunmakta. Ahmet Kutsi Tecer "Orda Bir Köy Var Uzakta" şiirini de Apçağa Köyü için öğretmenlik yaptığı dönemde ele almış. O meşhur şiir Erzincan’ın Kemaliye İlçesi Apçağa köyüne ait." dedi. Öte yandan Kültür Evi’nin ziyaretçi sayısının her yıl daha da arttığı, özellikle Kültür Evi’nin gezi turlarının uğrak noktası olduğu kaydedildi.
Ahlat Selçuklu Mezar Taşları’ndan ilham aldı
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:29 Ahlat Selçuklu Mezar Taşları’ndan ilham aldı Sanatçı Yasemin Şen, Selçuklu medeniyetinin derin izlerini taşıyan Ahlat Selçuklu Mezar Taşları’ndan ilhamla şekillenmiş çağdaş takı tasarımlarını bir araya getirerek "Kültürün Yansıması, Takıların Hafızası" sergisini açtı. Sanatçı geçmiş in takı izlerini üç boyutlu yazıcıdan çıkararak anlamlandırdı, tasarımları elleriyle metale işledi. Hem üç boyutlu yazıcı hem de el işçiliği kakma kabartma tekniğini kullanan Yasemin Şen, metallere motif tasarımlarını ince işçilikle elleriyle işledi. Bitlis’in Ahlat ilçesinde yer alan tarihi taşların, yalnızca birer mezar taşı değil; aynı zamanda bir dönemin estetik anlayışını, inanç dünyasını ve kültürel kimliğini yansıtan eşsiz belgeler olduğunu vurgulayan Sanatçı Yasemin Şen, " Bu meyanda sergide yer alan eserler, kültürel belleği görünür kılmayı, hatırlatmayı ve hafızalarda canlı tutmayı amaçlamaktadır. Takı, tarih boyunca sadece bir süslenme unsuru değil; kimliğin, aidiyetin, toplumsal statünün ve inancın sembolü olarak da işlev görmüştür. Çalışmalarmı da bu çok katmanlı anlam dünyasına odaklanarak, takıyı bir kültürel kimlik göstergesi olarak ele almıştır. Selçuklu’ya özgü motiflerin çağdaş yorumlarla yeniden hayat bulduğu her parça, geçmişin izlerini bugünün estetik diliyle buluştu" diye konuştu. "Eserler üç boyutlu yazıcıdan çıktı" Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi yüksek lisans mezuniyet sergisinin kendisi için heyecan dolu olduğunu ve karşılaştığı ilgi nedeniyle mutlu olduğunu vurgulayan Yasemin Şen, "Eserler üç boyutlu olarak, ince işçilikle ve büyük bir özenle üretildi. . Geleneksel zanaatkârlık teknikleri ile çağdaş sanatın anlatım biçimleri bir araya getirilerek, geçmiş ile gelecek arasında anlamlı ve güçlü bir köprü kurulmuştur. Her bir tasarım, taşıdığı semboller aracılığıyla izleyiciyi Selçuklu kültürünün zenginliğine ve bugünkü yansımalarına dair derin bir düşünceye davet eder" dedi. (ERZ-NK)
Antalya’nın geleneksel lezzeti tescil yolunda
26 Ağustos 2025 Salı - 16:29 Antalya’nın geleneksel lezzeti tescil yolunda Antalya’ya özgü geleneksel lezzetlerden olan Antalya Yörük Kebabı için coğrafi işaret başvuru süreci başladı. Süreç kapsamında düzenlenen tanıtım etkinliği, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Antalya, sahip olduğu gastronomi mirası ve coğrafi işaret potansiyeli ile marka şehir olma yolunda ilerliyor. Antalya mutfağının önemli değerlerinden Yörük Kebabı için coğrafi işaret başvuru süreci başlatıldı. Süreç kapsamında düzenlenen tanıtım etkinliği, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla gerçekleştirildi. Antalya Valiliği koordinesinde, Kepez Kaymakamlığı tarafından yürütülen çalışmaların tanıtıldığı etkinlikte, Antalya Yörük Kebabı’nın tarihsel ve kültürel geçmişi, özgün pişirme teknikleri ve geleneksel Yörük kültürüyle bağları katılımcılara tanıtıldı. Millet Bahçesi’nde düzenlenen programa, Vali Hulusi Şahin’in yanı sıra Vali Yardımcıları, Kepez Kaymakamı Suat Dervişoğlu, İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal, İl Kültür ve Turizm Müdürü Candemir Zoroğlu ile Yöresel Ürünler ve Coğrafi İşaretler Araştırma Ağı (YÜCİTA) Başkanı Prof. Dr. Yavuz Tekelioğlu katıldı. Coğrafi işaret sürecinin tamamlanmasıyla, Antalya Yörük Kebabı’nın korunması ve uluslararası alanda tanınırlığının artırılması hedefleniyor.
NEÜ Rektör Yardımcıları Lystra Antik Kenti’nde incelemelerde bulundu
26 Ağustos 2025 Salı - 15:26 NEÜ Rektör Yardımcıları Lystra Antik Kenti’nde incelemelerde bulundu Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Birekul ve Prof. Dr. Hidayet Oğuz, Kültür ve Turizm Bakanlığı himayesinde; Konya Büyükşehir Belediyesi, Meram Belediyesi ve Necmettin Erbakan Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen Lystra Antik Kenti kazı çalışmalarını yerinde inceledi. NEÜ Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Birekul ve Prof. Dr. Hidayet Oğuz, Lystra Antik Kenti kazı alanında yürütülen çalışmaları yerinde gözlemlerken kazı başkanı NEÜ Sosyal ve Beşeri Bilimler Fakültesi Erken Hristiyan ve Bizans Sanatları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu’ndan süreç hakkında bilgiler alarak istişarelerde bulundu. Lystra Antik Kenti’nin gerek kadim tarihi arka planıyla gerekse önemli bir inanç turizmi destinasyonu olması hasebiyle Konya ve Türkiye açısından önemine dikkat çeken NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Birekul, "Bu kazılar bir taraftan tarihi zenginliği ortaya çıkartırken diğer taraftan üniversitemizin şehirle buluştuğu ve bilimsel katkı sunduğu müstesna alanlardan birisini oluşturuyor. Kazı başkanı Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu hocamız ile değerlendirmeler yaparak, kazının niteliğinin üniversitemizdeki diğer alanlarla da ilişkilendirilerek disiplinler arası bir anlayışla nasıl artırabileceği konusunda görüş alışverişinde bulunduk. Lystra Antik Kenti’nin hem bilim camiasına hem de kent turizmine önemli katkılarının olacağı düşüncesiyle paydaş kurumlarımızla çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz" dedi. "Çok önemli bulgulara ulaşıldı" Antik kentte devam eden çalışmalarla ilgili önemli bilgiler veren Doç. Dr. İlker Mete Mimiroğlu, "Lystra Antik Kenti kazısının ikinci senesindeyiz. Rektör yardımcılarımızın ziyaretiyle süreci istişare ettik. Bu seneki kazılar özellikle, kentin ana kilisesi olarak düşündüğümüz yapıda sürmekte. Geçen sene başlanan kazı, dört farklı ekip tarafından devam ettiriliyor. Oldukça büyük boyutlu bir yapı olan kilisede çalışmalarımız sürüyor. Kiliseyle beraber dört farklı dönemi olduğunu düşünüyoruz yapının. İlk dönemi 5 ve 6. yüzyılda olan yapının daha sonraki yüzyıllarda birkaç kez yanmasıyla beraber tekrar tekrar onarılarak kullanılmış. En son Orta Bizans döneminde ortasına küçük şapel yapılmış. Bu da yapının dini öneminin oldukça fazla olduğunu ve aynı bölgenin sürekli kullanılma isteğinin olduğunu gösteriyor. Burada yürütülen kazılarda çok sayıda mezar da tespit edildi. Kilisenin haziresi olarak düşündüğümüz mezar ana bölgesi, bölgenin kutsallığını gözler önüne seriyor. Yaklaşık 42 mezar şimdiye kadar kazıldı ve çalışmalar devam ediyor. Çok önemli bulgulara da ulaşıldı. Bu sene kentin en üst katmanında hem 16. yüzyıl Osmanlı hem de Selçuklu döneminin güçlü bir şekilde yaşandığını gösteren buluntulara ulaşıldı. Kilisenin kuzey ve güneyine eklenen sur yapısının izleri de açığa çıkarıldı; bu yapı, kentin Orta Bizans dönemindeki sınırlarını anlamamız açısından büyük önem taşıyor. Höyüğün etrafını çevrelediğini düşündüğümüz sur yapısı oldukça büyük boyutlu olmakla beraber ne yazık ki yüzyıllar boyunca hem savaşlarda tahrip olması hem de bölgedeki halkın taşları sökmesiyle kalıntılar temel seviyesinde günümüze ulaşmış durumda" dedi.