KÜLTÜR SANAT
06 Ocak 2026 Salı - 21:58 "Mehmet Akif İnan Ödülleri" sahiplerini buldu Mehmet Akif İnan Vakfı ile Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) tarafından düzenlenen 7’nci Mehmet Akif İnan Ödülleri hak sahiplerini buldu. Mehmet Akif İnan Vakfı ve Memur-Sen iş birliğiyle bu yıl 7’ncisi düzenlenen Mehmet Akif İnan Ödül Töreni programı, edebiyat, düşünce ve sendikal mücadele alanlarında önemli katkılar sunan isimleri bir araya getirdi. Programda, Türk şair, yazar, araştırmacı ve Memur-Sen’in kurucusu Mehmet Akif İnan’ın fikir dünyasını, mücadelesini ve bıraktığı mirası yaşatmak amacıyla çeşitli kategorilerde ödüller takdim edildi. Program kapsamında Mehmet Akif İnan’ın düşünce hayatına ve sendikal mücadele anlayışına vurgu yapıldı. "Mehmet Akif İnan abi, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi" Ödül töreninde açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mehmet Akif İnan’ın Türkiye için önemli bir edebiyat insanı olduğunu belirterek, "Mehmet Akif İnan abi, kalemiyle tefekkür eden, kürsüde sözü inşa eden, sendikal zeminde emeğin izzetini tahkim eden bir mefkurenin müellifiydi. Ardında bıraktığı, Hakk’a yaslanan bir mizan, ölçüsü olan bir tavır, edebi olan bir mücadele terbiyesiydi. Hakk’ı talep ederken dili kirletmeyen, adaleti savunurken ölçüyü zedelemeyen, haysiyeti pazara düşürmeyen bir sebat çizgisi oluşturdu. Bu akşam o mizanın huzurunda duruyoruz. Kendi sözümüzün ağırlığını, kendi tavrımızın istikametini, kendi mesuliyetimizin hududunu tartıyoruz. Zira bu terbiye, insanın iç nizamını da dünyanın hengamesini de aynı terazide okur. Mazlumun ahını duyan vicdanı diri tutar, zalimin kabalığı karşısında eğilmeyen vakar talim eder, hak hatırını her şeyin fevkinde görmeyi öğretir. Genel olarak büyüklerimizin ve özel olarak da Akif İnan abinin bizlere emanet ettiği çizgi, bugünün gürültüsü içinde sözü ve duruşu muhkem kılan bir muhasebe kapısıdır. İçinden geçtiğimiz zaman, bu muhasebeyi daha ağır ve daha zaruri kılıyor" diye konuştu. "Hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada; güçlü olmak bir mecburiyettir" Türkiye Yüzyılı Maarif Modeliyle birlikte gençlerin vizyonunu daha da üst sıralara çıkaracaklarının altını çizen Bakan Tekin, "Kontrol ve denge mekanizmalarının zayıfladığı, hakemlik iddiasındaki yapıların tarafsızlığını kaybettiği bir dünyada güçlü olmak bir mecburiyettir. Bu güç, zulmetmenin imkanı değil; zulümden korunmanın, haysiyeti muhafaza etmenin, hakkı savunmanın dayanağıdır. Kendi güvenliğimiz kadar, mazlumların hukukuna omuz verebilmenin de şartıdır. Bu yüzden teknolojide güçlü, ilimde güçlü, stratejik akılda güçlü, en önemlisi maneviyatı güçlü nesiller yetiştirmek zorundayız. Dünyayı bilen ama kendini de bilen; kökünü inkar etmeden ufkunu büyüten, tarihini ve kültürünü bir hamaset malzemesi değil, bir istikamet kaynağı olarak taşıyan bir nesil yetiştirmek zorundayız. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, işte bu nesli yetiştirecek modeldir" şeklinde konuştu. "Mehmet Akif İnan, Türkiye’nin emek tarihine yön veren kurucu akıldır" Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise, Mehmet Akif İnan’ın sadece bir fikir adamı olmadığını, sendikalaşmanın kurucusu olduğunu da ifade ederek şunları söyledi: "Mehmet Akif İnan, yalnızca bir edebiyatçı değildir. O; şair, yazar, öğretmen, sendikacı, fikir ve aksiyon adamıdır. Tüm bu vasıfları tek bir kimlikte buluşturmuş, aydın sorumluluğuyla hareket etmiş bir münevverdir. Anadolu’nun vicdanından süzülüp gelen bir duruşun adı, isminin hakkını veren, medeniyet davamızın yiğididir. ‘Hiçbir ülke, yeniden ayağa kalkma potansiyeline bizim kadar sahip değildir’ derken, bu millete özgüven aşılayan, inancı dirilten bir öncüdür. Türkiye’nin emek tarihine yön veren, sendikal dünyaya Eğitim Bir-Sen’i, Memur-Sen’i armağan eden kurucu akıldır. Emek, ekmek ve medeniyet mücadelemizde, sivil toplum alanında attığımız her adımı haykırıyoruz. Hamdolsun bugün çatısı altında bulunduğumuz Memur-Sen kurucu liderinin vasfıyla kuşanmış, bir sendikadan fazlası olmayı kendine şiar edinmiş bir örgütlenmedir. Dün, milletin tepesine çöken yasakçılara, başörtüsünü turnikelerde boğmak isteyenlere, 28 Şubat’ın hadsizliğine, 27 Nisan’ın aymazlığına, 15 Temmuz’un hainliğine karşı ‘pabuç o kadar ucuz değil’ diyerek bir yumruk gibi meydanlara indiysek, biliniz ki bu duruşun arkasında, mayası yerli, mefkuresi milli Akif İnan’ın halis fikirleri vardı." Tören kapsamında ödül hak sahiplerinin isimleri ve aldıkları ödüller ise şöyle: "Dr. Dilek Gürsoy - Jüri Özel Ödülü, Prof. Dr. Mustafa Büyükada - Çalışma Hayatı ve Emek Ödülü, Tahta Kılınç - Başarı ve Teşvik Ödülü, Ebubekir Eroğlu - Kültür Sanat Edebiyat Ödülü, Prof. Dr. Bekir Karlığa - Üstün Hizmete Vefa Ödülü, Sumud Filosu - Uluslararası Değer Ödülü." Eğitim, kültür ve sendikal alanda emek veren kişi ve kuruluşların ödüllendirildiği programa, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, ÖSYM Genel Başkanı Bayram Ali Ersoy ile sendika üyeleri katıldı. Program, ödül töreninin ardından hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
06 Ocak 2026 Salı - 17:05 ’Sivas Turizm Master Planı Çalıştayı’ gerçekleştirildi Sivas’ın turizm geleceğini planlamak, sürdürülebilir bir turizm anlayışıyla yol haritasını ortaya koymak amacıyla hazırlanan, ’Sivas Turizm Master Planı’ açılış ve tematik masa oturumları gerçekleştirildi. Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve sınırları içerisinde birçok doğal güzelliği barındıran Sivas’ın turizm potansiyeli masaya yatırıldı. Kapadokya Üniversitesi katkılarıyla Sivas Valiliği himayelerinde düzenlenen ’Sivas Turizm Master Planı’na Vali Yılmaz Şimşek, Belediye Başkanı Adem Uzun, STSO Başkanı Zeki Özdemir, Kapadokya Üniversitesi öğretim üyeleri il protokolü katıldı. "Tarihi kent meydanı, adeta bir açık hava müzesi niteliği taşıyor" Sivas’ın doğal alanlarını koruyan, kültürel mirasını yaşatan, yerel halkın refahını önceleyen ve ilin ekonomik gelişimine katkı sağlayan bir turizm yaklaşımını hayata geçirmek amacıyla Sivas Turizm Master Planı ve Eylem Planı hazırlık çalışmalarının Sivas Valiliği koordinasyonunda başlatıldığını ifade eden Vali Şimşek, çalıştayın 9 ana tematik grupta yaklaşık 400 katılımcıyla gerçekleştirildiğini, ayrıca çevrim içi anketlerle sürece geniş katılım sağlanmasının hedeflendiğini dile getirdi. Vali Şimşek, "Tarihi kent meydanı, sıcak ve soğuk çermik kaplıcaları, dünyaca tanınan doktor balıkları, Yıldız Dağı Kış Sporları Turizm Merkezi, göller, vadiler, müzeler, Kangal köpeği, el sanatları ve tescilli yöresel lezzetlerle Sivas, ziyaretçilerine çok yönlü ve özgün bir turizm deneyimi sunuyor. Tarihi kent meydanını üç farklı medeniyete ait sekiz eseri bir arada barındırarak adeta bir açık hava müzesi niteliği taşıyor" dedi. Divriği Ulu Camii, turizmin en güçlü lokomotiflerinden birisi Sivas’ın, Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası ile 1985 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dâhil edildiğini hatırlatan Vali Şimşek, "Bu gelişme ilin uluslararası görünürlüğünü artırdı. 2024 yılında yeniden ziyarete açılan Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, Divriği turizminin en güçlü lokomotiflerinden biri hâline geldi" diye konuştu. Protokol konuşmalarının ardından politika-eylem belirleme ve eylem analizinin gerçekleştirileceği tematik masa oturumlarına geçildi. Gastronomi, kış turizmi, somut olmayan kültürel miras, termal ve sağlık, kırsal/ekoturizm, spor/macera, konaklama, seyahat/ulaşım, somut kültürel ve doğal mirası alanında uzman isimlerin moderatörlüğünü yaptığı ve sektör temsilcilerinin yer aldığı masalarda kentin turizm geleceği detaylı bir şekilde ele alındı.
Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın"
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:55 Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın" Antalya’da düzenlenen 15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Nisan ve Mayıs aylarına yönelik teşvikleri hatırlatarak, "Kış sübvansiyonlarını yeniden başlattık, vergi ve hizmet indirimlerini bu döneme yaydık, bilet fiyatları da yüzde 5 geriledi. Ama artık tüm kesimler taşın altına elini koymalı" dedi. Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde 5 yıldızlı bir otelde Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği’nce (AKTOB) "Design the Difference with New Strategies" temasıyla bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Resort Turizm Kongresi, sektör temsilcilerini bir araya getirdi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un da katılım sağladığı kongrede turizmin dönüşüm süreci, yeni pazar dinamikleri, global riskleri, dijitalleşme ve rekabetin değişen kuralları ele alındı. "2025 rezervasyonları olumsuzluklara rağmen güçlü ilerliyor" Burada konuşan Bakan Ersoy, 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya-Ukrayna savaşının etkileri, 23 Nisan İstanbul depremi, Hindistan-Pakistan savaşı ve İsrail-İran geriliminin rezervasyon akışını yavaşlattığını hatırlatan Ersoy, buna rağmen hedeflerin tek tek aşıldığını söyledi. Türkiye’nin bu yılın ilk dokuz ayında 50 milyon ziyaretçi ağırladığını belirten Ersoy, gecelik turist harcamasının yüzde 9 artışla 116 dolara çıktığını, turizm gelirinin ise yüzde 5,7 yükselerek 50 milyar doları geçtiğini açıkladı. Arkeoloji çalışmalarının ulaştığı seviye, gece müzeciliği uygulaması, MICHELIN Guide genişlemesi, Neolitik Çağ keşiflerinin uluslararası etkisi ve turizm köyleri projelerindeki gelişmeleri detaylandıran Ersoy, 2026’da 800 arkeolojik çalışma yürütüleceğini söyledi. "Erken rezervasyon indirimlerini kapatmayın" Bakan Ersoy, hava yolu teşvikleri ve mevsim kaymalarıyla ilgili olarak sektöre kritik bir çağrı yaptı. Ersoy, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Özellikle biliyorsunuz bu sene itibarıyla bitmiş olan kış sübvanseleri var. Devlet Hava Meydanı’nın havalimanlarında, Antalya’da, Dalaman Havalimanı’nda uyguladığı, öncelikle o uygulamayı tekrar başlattık. İkinci olarak yüzde 50’lik vergi indirim uygulamasını Nisan ve Mayıs’ı dahil edecek şekilde genişlettik. Eskiden sadece Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart aylarını kapsıyordu. Şimdi Nisan ve Mayıs aylarında kapsıyor. Aynı şekilde havalimanı otoriterleriyle, DHM operatörleriyle ve havalimanı işletmecileriyle konuşarak, uçakların Nisan ve Mayıs ayına denk gelen hizmet indirimlerinde yüzde onluk indirim yaptık ve uçaklar da bunların sonucu olarak Nisan ve Mayıs itibariyle bu iki ay için özellikle yüzde beşlik bilet fiyatlarını aşağıya çektiler. Tur operatörlerine de bilgi verildi. Bu noktada hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor. Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini geçen sene olduğu gibi erkenden kapatmamamız gerekiyor. Rus bayramı için konuşmuyorum ama özel bayram dönemleri hariç. Rezervasyonlar dolana kadar indirimleri korumalıyız. Birden satışlar iyi gidiyor diye hızlı bir şekilde kapatmamamız gerekiyor. Hep birlikte bu manevraya sahip çıkarsak sonuç alırız ve önümüzdeki sene de dahil olmak üzere bu süreci uzatırız." Bakan Ersoy, mevsim kaymalarının devam edeceğini, rakip Körfez ülkelerinin turizm yatırımlarını artırdığını ve Türkiye’nin bu rekabete seyirci kalmayacağını da vurguladı. "Turizmde bildiğimiz dönemi geride bıraktık" AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde artık nitelik ve özgün stratejilerin belirleyici olduğuna dikkat çekti. Kavaloğlu, "Artık turizmde ‘iyi olmak’ yetmiyor. ‘Ben de varım’ demek, ‘ben de aynı ürünü sunuyorum’ demek, rekabette bizi bir adım ileri taşımıyor. Başarı, fark sağlayan, kendi özgün hikâyesini cesurca anlatan destinasyonların elinde" dedi. Pandemi sonrası değişen seyahat motivasyonları, iklim krizi, yapay zekâ, jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmaların sektörü yeniden tasarlamayı zorunlu kıldığını belirten Kavaloğlu, Antalya’nın sahip olduğu fiyat-kalite dengesi, hava yolu kapasitesi, konaklama altyapısı ve genç nüfusu ile rekabette öne çıktığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bizim hedef rakiplerimiz Fransa, İspanya ve İtalya’dır. Yükselen sabit maliyetlerin döviz kurundaki artışın üzerinde seyretmesi ise fiyat-performans rekabetindeki avantajımızı azaltıyor. Tüm bu zorluklara rağmen, fayda-maliyet dengesini her zaman misafirlerimizin lehine korumaya devam ediyor, rakiplerimizle var gücümüzle yarışıyoruz. Ülkemizde 2025 yılının ilk 10 ayında gerçekleşen gecelemelerin yüzde 60’tan fazlası şehrimizde yapılmıştır. Bu yıl yakaladığımız güçlü performans, 2026 yılına da büyük bir umutla girmemizi sağlıyor. Önümüzdeki yıl, tüm zorluklara rağmen aşmamız gereken bir geçiş yılı olacaktır. Bizim rekabet modelimiz fiyat değil, değer rekabetidir. Bizim farkımız indirimli olmak değil, daha iyi olmaktır" diye konuştu. "Antalya turizmi büyürken Antalya halkının refahı da büyümeli" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir, kentin ağırladığı misafir sayısının sürdürülebilirlik açısından taşıma kapasitesini zorladığına dikkat çekti. Özdemir, "Antalya olarak gecelemenin yarısından fazlasını üstleniyoruz. Bu yoğunluğun taşıma kapasitesinin üzerine çıkması doğal ve kültürel zenginliklerimiz açısından risk taşıyor" dedi. Yerel yönetimlerin turizmden aldığı payın artırılmasının önemine değinen Özdemir, "Gerçek başarı; turizmin gelişirken Antalya halkının memnuniyetinin, yerel esnafın kazancının, çiftçinin ürününün değerinin artmasıdır" ifadelerini kullandı. "Turizm çok krizli bir sektör, buna hazır olmalıyız" Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın her alanda Türkiye’nin en büyük turizm merkezi olduğunu, ancak bunun bir konfor alanı sağlamaması gerektiğini söyledi. Şahin, "Yeni rekabet alanları, yeni destinasyonlar geliyor. Çoklu krizlere hazır olmalıyız. Turizm sektörü krizlere şerbetli olmak zorunda" dedi. "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden güçlü değildir" KKTC Başbakanı Ünal Üstel de, Rum yönetiminin yıllardır uyguladığı kısıtlamaların uluslararası seyahat özgürlüğü ve turizm etiğiyle uyuşmadığını belirterek, "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden, üretiminden ve turizm vizyonundan daha güçlü değildir" dedi. Direkt uçuşların siyasi gerekçelerle engellenmesinin çağ dışı olduğunu ifade eden Üstel, buna rağmen KKTC’nin Akdeniz’in yükselen destinasyonlarından biri haline geldiğini söyledi.
Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın"
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:43 Bakan Ersoy: "Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini erkenden kapatmayın" Antalya’da düzenlenen 15. Uluslararası Resort Turizm Kongresi’nde turizmin dönüşüm süreci, yeni rekabet şartları ve sektörü bekleyen riskler değerlendirildi. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, nisan ve mayıs aylarına yönelik teşvikleri hatırlatarak, "Kış sübvansiyonlarını yeniden başlattık, vergi ve hizmet indirimlerini bu döneme yaydık, bilet fiyatları da yüzde 5 geriledi. Ama artık tüm kesimler taşın altına elini koymalı, Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini geçen sene olduğu gibi erkenden kapatmamamız gerekiyor" dedi. Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde AKTOB tarafından bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Resort Turizm Kongresi, "Design the Difference with New Strategies" temasıyla gerçekleştirildi. Turizmin dönüşüm sürecini, yeni pazar dinamiklerini, global riskleri, dijitalleşmeyi ve rekabetin değişen kurallarını ele alan kongre, 5 yıldızlı bir otelde sektör temsilcilerini bir araya getirdi. "Turizmde bildiğimiz dönemi geride bıraktık" Açılış konuşmasını yapan AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizmde artık nitelik ve özgün stratejilerin belirleyici olduğuna dikkat çekti. Kavaloğlu, "Artık turizmde ‘iyi olmak’ yetmiyor. ‘Ben de varım’ demek, ‘ben de aynı ürünü sunuyorum’ demek, rekabette bizi bir adım ileri taşımıyor. Başarı, fark sağlayan, kendi özgün hikâyesini cesurca anlatan destinasyonların elinde" dedi. Pandemi sonrası değişen seyahat motivasyonları, iklim krizi, yapay zekâ, jeopolitik belirsizlikler ve ekonomik dalgalanmaların sektörü yeniden tasarlamayı zorunlu kıldığını belirten Kavaloğlu, Antalya’nın sahip olduğu fiyat-kalite dengesi, hava yolu kapasitesi, konaklama altyapısı ve genç nüfusu ile rekabette öne çıktığını ifade etti. Kavaloğlu, "Bizim hedef rakiplerimiz Fransa, İspanya ve İtalya’dır. Yükselen sabit maliyetlerin döviz kurundaki artışın üzerinde seyretmesi ise fiyat-performans rekabetindeki avantajımızı azaltıyor. Tüm bu zorluklara rağmen, fayda-maliyet dengesini her zaman misafirlerimizin lehine korumaya devam ediyor, rakiplerimizle var gücümüzle yarışıyoruz. Ülkemizde 2025 yılının ilk 10 ayında gerçekleşen gecelemelerin yüzde 60’tan fazlası şehrimizde yapılmıştır. Bu yıl yakaladığımız güçlü performans, 2026 yılına da büyük bir umutla girmemizi sağlıyor. Önümüzdeki yıl, tüm zorluklara rağmen aşmamız gereken bir geçiş yılı olacaktır. Bizim rekabet modelimiz fiyat değil, değer rekabetidir. Bizim farkımız indirimli olmak değil, daha iyi olmaktır" sözleriyle konuşmasını tamamladı. "Antalya turizmi büyürken Antalya halkının refahı da büyümeli" Antalya Büyükşehir Belediye Başkanvekili Büşra Dirgen Özdemir, kentin ağırladığı misafir sayısının sürdürülebilirlik açısından taşıma kapasitesini zorladığına dikkat çekti. Özdemir, "Antalya olarak gecelemenin yarısından fazlasını üstleniyoruz. Bu yoğunluğun taşıma kapasitesinin üzerine çıkması doğal ve kültürel zenginliklerimiz açısından risk taşıyor" dedi. Yerel yönetimlerin turizmden aldığı payın artırılmasının önemine değinen Özdemir, "Gerçek başarı; turizmin gelişirken Antalya halkının memnuniyetinin, yerel esnafın kazancının, çiftçinin ürününün değerinin artmasıdır" ifadelerini kullandı. "Turizm çok krizli bir sektör, buna hazır olmalıyız" Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın her alanda Türkiye’nin en büyük turizm merkezi olduğunu, ancak bunun bir konfor alanı sağlamaması gerektiğini söyledi. Şahin, "Yeni rekabet alanları, yeni destinasyonlar geliyor. Çoklu krizlere hazır olmalıyız. Turizm sektörü krizlere şerbetli olmak zorunda" dedi. "2025 rezervasyonları olumsuzluklara rağmen güçlü ilerliyor" Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuşmasında 2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya-Ukrayna savaşının etkileri, 23 Nisan İstanbul depremi, Hindistan-Pakistan savaşı ve İsrail-İran geriliminin rezervasyon akışını yavaşlattığını hatırlatan Ersoy, buna rağmen hedeflerin tek tek aşıldığını söyledi. Türkiye’nin bu yılın ilk dokuz ayında 50 milyon ziyaretçi ağırladığını belirten Ersoy, gecelik turist harcamasının yüzde 9 artışla 116 dolara çıktığını, turizm gelirinin ise yüzde 5,7 yükselerek 50 milyar doları geçtiğini açıkladı. Arkeoloji çalışmalarının ulaştığı seviye, gece müzeciliği uygulaması, MICHELIN Guide genişlemesi, Neolitik Çağ keşiflerinin uluslararası etkisi ve turizm köyleri projelerindeki gelişmeleri detaylandıran Ersoy, 2026’da 800 arkeolojik çalışma yürütüleceğini söyledi. "Erken rezervasyon indirimlerini kapatmayın" Bakan Ersoy, hava yolu teşvikleri ve mevsim kaymalarıyla ilgili olarak sektöre kritik bir çağrı yaptı. Ersoy, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Özellikle biliyorsunuz bu sene itibarıyla bitmiş olan kış sübvanseleri var Devlet Hava Meydanı’nın havalimanlarında, Antalya’da, Dalaman Havalimanı’nda uyguladığı, öncelikle o uygulamayı tekrar başlattık. İkinci olarak yüzde ellilik vergi indirim uygulamasını Nisan ve Mayıs’ı dahil edecek şekilde genişlettik. Eskiden sadece Kasım, Aralık, Ocak, Şubat, Mart aylarını kapsıyordu. Şimdi Nisan ve Mayıs aylarında kapsıyor. Aynı şekilde havalimanı otoriterleriyle, DHM operatörleriyle ve havalimanı işletmecileriyle konuşarak, uçakların Nisan ve Mayıs ayına denk gelen hizmet indirimlerinde yüzde onluk indirim yaptık . Ve uçaklar da bunların sonucu olarak Nisan ve Mayıs itibariyle bu iki ay için özellikle yüzde beşlik bilet fiyatlarını aşağıya çektiler. Tur operatörlerine de bilgi verildi. Bu noktada hepimizin taşın altına elini koyması gerekiyor. Nisan-Mayıs aylarında özellikle erken rezervasyon indirimlerini geçen sene olduğu gibi erkenden kapatmamamız gerekiyor. Rus bayramı için konuşmuyorum ama özel bayram dönemleri hariç. Rezervasyonlar dolana kadar indirimleri korumalıyız. Birden satışlar iyi gidiyor diye hızlı bir şekilde kapatmamamız gerekiyor. Hep birlikte bu manevraya sahip çıkarsak sonuç alırız ve önümüzdeki sene de dahil olmak üzere bu süreci uzatırız." Ersoy, mevsim kaymalarının devam edeceğini, rakip Körfez ülkelerinin turizm yatırımlarını artırdığını ve Türkiye’nin bu rekabete seyirci kalmayacağını da vurguladı. "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden güçlü değildir" Kongrede konuşan KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Rum yönetiminin yıllardır uyguladığı kısıtlamaların uluslararası seyahat özgürlüğü ve turizm etiğiyle uyuşmadığını belirterek, "Hiçbir ambargo Kıbrıs Türk halkının iradesinden, üretiminden ve turizm vizyonundan daha güçlü değildir" dedi. Direct uçuşların siyasi gerekçelerle engellenmesinin çağ dışı olduğunu ifade eden Üstel, buna rağmen KKTC’nin Akdeniz’in yükselen destinasyonlarından biri haline geldiğini söyledi.
Japon ailesinin dönüşümü konuşuldu: Tokyo hikayesi Sakarya’da izleyiciyle buluştu
20 Kasım 2025 Perşembe - 12:37 Japon ailesinin dönüşümü konuşuldu: Tokyo hikayesi Sakarya’da izleyiciyle buluştu Sakarya Büyükşehir Belediyesi kültür sanat etkinliklerinde Tokyo Hikayesi filmi gösterildi, ardından modernleşen Japonya ve aile yapısındaki dönüşümler üzerine Doç. Dr. Serhat Yetimova ile söyleşi gerçekleştirildi. Ozu’nun klasikleşmiş yapımının ele alındığı programda film estetiği, dönem okumaları ve günümüz dünyasına uzanan mesajlar konuşuldu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Kasım kültür sanat programı çerçevesinde, Yasujiro Ozu’nun şaheserlerinden Tokyo Hikâyesi filminin gösterimi Ofis Sanat Merkezi’nde izleyiciyle buluştu. Gösterimin ardından Sakarya Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serhat Yetimova, "Modernleşen Japonya ve Çözülen Aile Bağları" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi. Yetimova, konuşmasında bir filmin etkisinin perdede gördüğümüz hikayeyle sınırlı olmadığını vurgulayarak, "Asıl film, perdedeki hikaye bittiğinde başlar. Çünkü başlangıç noktası bizim algımızdır; duygularımızın o hikâyeyle birlikte çeşitlenmesi çok daha önemlidir. Film size bir şey anlatır ama mesele sizin ne anladığınız, hangi anlamları çıkardığınızdır. Biz bunu konuşmaya başladığımız anda ‘asıl film şimdi başlıyor’ derim" dedi. 1950’leri anlatan bir yapımın bugüne nasıl ışık tuttuğunu tartışmanın önemine değinen Yetimova, Ozu sinemasının zamansız bir derinlik sunduğunu belirterek, "Bir film, dönemi aşarak bugünle bağ kurduruyor, modern dünyayı yorumluyor ve yeni tartışma alanları açıyorsa amacına ulaşmış demektir" diye konuştu. Programda katılımcılar Japon sinemasının anlatım diline ve modernleşme sürecinin aile yapısı üzerindeki etkilerine dair kapsamlı bir perspektif edinme fırsatı buldu. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, kültür sanat etkinlikleriyle sinemaseverleri farklı coğrafyalardan önemli eserlerle buluşturmaya devam ediyor.
Antalya Edebiyat Günleri’nde "Sanat, Nereye?" sergisi açılacak
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:51 Antalya Edebiyat Günleri’nde "Sanat, Nereye?" sergisi açılacak Muratpaşa Belediyesi’nin 21-23 Kasım tarihleri arasında 10’uncusunu düzenleyeceği Antalya Edebiyat Günleri kapsamında "Sanat, Nereye?" sergisi açılacak. Küratörlüğünü İbrahim Karaoğlu’nun yaptığı sergi, 21 Kasım Cuma günü saat 19.00’da Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak. Sergi, 43 ressamın eserlerinden oluşuyor. Belediye Başkanı Ümit Uysal, Antalya Edebiyat Günleri’nin 10 yıldır kentin kültür ve sanat hayatına önemli katkılar sunan bir buluşma noktası haline geldiğini söyledi. Etkinliğin edebiyatı farklı sanat disiplinleriyle bir araya getirerek özgün bir paylaşım alanı oluşturduğunu vurgulayan Başkan Uysal, "Bu kapsamda düzenlenen sergiler, sanatçıların üretimlerini yalnızca okumakla değil, görsel olarak da deneyimlemekle mümkün kılıyor" dedi. Küratör İbrahim Karaoğlu ise farklı kuşaklardan sanatçıların katılımıyla hazırlanan serginin Antalya Edebiyat Günleri’nin son yıllardaki temasıyla bütünlük oluşturduğunu belirtti. Karaoğlu, "Sergi, sanatçıların hem bugüne hem de geleceğe dair izlerini yansıtan bir seçki sunuyor" dedi. "Sanat, Nereye?" sergisi, 21 Kasım-21 Aralık tarihleri arasında bir ay boyunca ziyarete açık olacak ve ücretsiz gezilebilecek. Edebiyat Günleri Kaleiçi’nde şairleri buluşturacak Diğer yandan Antalya Edebiyat Günleri, 10’uncu yılında yaşayan antik kent Kaleiçi’nde şairleri buluşturacak. Abdülkadir Budak, Ahmet Telli, Ali Cengizkan, aynı zamanda etkinliğin gönüllü sanat yönetmenliğini yapan Ferruh Tunç, Mawar Marzuki, Nazmi Ağıl, Neşe Yaşın, Yunus Koray, Tarık Günersel ve Tuğrul Keskin, Kaleiçi’nde şiirlerini seslendirecek. Hesapçı ve Hıdırlık sokaklarının kesiştiği noktada düzenlenecek "Şairler Kaleiçi’nde" adlı etkinlik saat 14.00’te başlayacak.
Osmangazi’de 7’den 70’e felsefe yolculuğu başladı
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:41 Osmangazi’de 7’den 70’e felsefe yolculuğu başladı Osmangazi Belediyesi, felsefenin her yaş grubundan insana ulaşabilmesi ve bu düşünce biçiminin önemini vurgulamak amacıyla anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. 1 yıl boyunca çeşitli konulara felsefi pencereden yaklaşımların ortaya konulacağı etkinliklerin ilki ‘Felsefe nedir?’ başlıklı panel ile gerçekleştirildi. Osmangazi Belediyesi, Osmangazi Kent Konseyi ve Bursa Felsefe Kulübü işbirliği ile ‘Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’, Dünya Felsefe Günü’nde başladı. Her ay farklı konuların felsefi bakış ile uzmanlar tarafından değerlendirileceği panelin ilki Şadırvanlı Han’da Bursalılar ile buluştu. Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Metin Becermen moderatörlüğünde felsefe öğretmenleri Nurcan Özdağlı ve Petek Tokyürek, ‘Felsefe nedir?’ sorusu etrafında önemli noktalara değindi. "Felsefe insanın olmazsa olmazıdır" Felsefenin her şeyden önce bir eleştirel düşünce biçimi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Metin Becermen, "Bir anlamda felsefe, olan bitene, sanatsal, bilimsel bakıştan farklı bir bakışı dile getiren bir düşünce biçimi olarak değerlendirilebilir. Felsefe, eleştirebilirliği ile birlikte bir anlamda yıkımı, diğer anlamda da bir düşünceyi inşa etmek demek" dedi. Felsefeyi hayatı anlamlandırma çabası olarak tanımlayan Nurcan Özdağlı da, "İnsan doğası gereği sosyal bir varlıktır. Felsefeyi kabaca düşünmek olarak görürsek, insanın olmazsa olmazıdır. Toplumsal olarak da olmak zorundadır. Çünkü kuralların nasıl konulacağı, yönetimin nasıl olacağı gibi her konuda felsefe vardır. Felsefe, topluma sevdirilmelidir" diye konuştu. Panelde görüşlerini paylaşan Petek Tokyürek ise, "Bunca kişinin burada toplanmasının tek bir sebebi var. Hala içimizde duyduğumuz sorulara bir cevap arayışı. İnanın, buradaki herkes bunun peşinde olduğu için, bu ortamların arayışı içerisinde" yorumunda bulundu. "Herkesin felsefe ile ilgilenebildiği, sevebildiği bir altyapı oluşturma amacındayız" Konferansın başlangıcının Dünya Felsefe Günü’nde yapıldığını ve etkinliklerin her ay olmak üzere önümüzdeki bir yıla yayılacağını kaydeden Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar, amaçlarının herkese felsefeyi sevdirmek olduğunu dile getirdi. Çınar, "Aralık ayında Dünya Hakları Günü’ne felsefi pencereden bakış ile devam edeceğiz. Ocak ayında da Dünya Mantık Günü’nde yine mantık yaklaşımına felsefi bir dokunuş ile sürecek. Bu etkinlikleri bir yıla yaymayı istiyoruz. Bunu yaparken de Osmangazi Belediyesi’nin geçmiş yıllarda yaptığı çocuklara felsefeyi sevdiren çalışmalar ile beraber 7’den 70’e herkesin felsefe ile ilgilenebildiği, sevebildiği bir altyapı oluşturma hedefindeyiz" açıklamasını yaptı. Bursa Felsefe Kulübü Başkanı Gürkan Kaya da, Osmangazi Belediyesi, Osmangazi ve Kent Konseyi işbirliği ile kent kültürü ve kentlilik bilincinin oluşması noktasında kentin böylesine bir tarihi dokusunda felsefenin yaşayan bir etkinlik olması için adımlar attıklarını dile getirdi. Felsefenin ortaya çıkışının, öneminin ve gerekliliğinin esas alındığı paneli Bursalılar da dikkatle takip etti. Prof. Dr. Metin Becermen, Sosyolog Mutlu Çınar, felsefe öğretmenleri Nurcan Özdağlı ve Petek Tokyürek ile kulüp başkanı Gürkan Kaya, etkinlik için Osmangazi Belediyesi’ne teşekkür etti.
Yozgat’ta 8 asırlık Çınçınlı Sultan Han ilgi bekliyor
20 Kasım 2025 Perşembe - 10:16 Yozgat’ta 8 asırlık Çınçınlı Sultan Han ilgi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde büyük bölümü yıkılan, duvar kaplamalarının söküldüğü ve içinin molozlarla dolduğu görülen 8 asırlık Çınçınlı Sultan Hanı ilgi bekliyor. Saraykent ilçesinde tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve ‘Eski Han’ olarak da bilinen 1240-1241 yıllarında Valide Sultan Melike Mahperi Hatun tarafından yaptırılan Çınçınlı Sultan Hanı, günümüzde harap haliyle dikkat çekiyor. Dikdörtgen planlı ve doğu-batı doğrultulu inşa edilen hanın batı duvarı tamamen ortadan kalkmış durumda. Mevcut izlerden yapının birbirine bitişik tonozla örtülü dört mekandan oluştuğu anlaşılsa da iç dolgulardan dolayı hanın gerçek mimarisi tam olarak seçilemiyor. Güneybatısında müştemilat kalıntıları bulunan yapının temel seviyesinin ise bugün görünen yüzeyden çok daha aşağıda olduğu tahmin ediliyor. Dron kamerasıyla görüntülenen hanın büyük bölümünün yıkıldığı, duvar kaplamalarının söküldüğü ve yapının içinin moloz taşlarla dolduğu görüldü. Bölge sakinlerinden Hüseyin Atak, hanın geçmişte yaşadığı tahribata dikkat çekerek, "Benim çocukluğumdan beri böyle duruyor. Bu taşları sökerlerdi. Hatta burada bir tarihi hamam vardı. Böyle mermer direkleri yatıyordu. Buradan taşları sökerlerdi, evlere, işte camiye taşırlardı. Yozgat’ın Kurşunlu Camii’ne bile gittiği söyleniyor o zaman ben çocukken. Bu taşları söktüler. Yoksa bu yüzeyler düzgündü. Eskiden de koruma yoktu ama şimdi tabii koruma altında. Kimse dokunmuyor şu anda. Sit alanı oldu zaten. Üniversiteden geldiler, buranın çatı katı olduğu, 3 kat olduğu söylendi. Aşağıda iki kat daha, hatta bozulmamış odalar da olabilir diyorlar. Ziyaretçileri oluyor. Normal vatandaş çok geliyor. Biz burayı merak ettik diyorlar" şeklinde konuştu. Kayseri’den ilçeye ziyarete gelen Ömer Faruk Deliküçük ise karşılaştığı manzaranın kendisini üzdüğünü ifade ederek, "Burada bir arkadaşı ziyarete geldim. Tabii buranın da tarihi eser olduğunu duydum kaplıcaların yanında, gezmeye geldim. Fakat böyle bir harabeye dönüştüğünü, böyle bir şeyle karşılaşacağımı hiç ümit etmiyordum. Yani böyle tarihi eserlerimizin yok olmasına inanın ki üzülüyoruz. Devlet büyüklerimize de buradan sesleniyoruz. İnşallah tarihimizi gelecek kuşaklara tanıtmak için buraya el atacaklarını düşünüyorum" dedi.
Roman kahramanı değil, gerçek bir yiğit
20 Kasım 2025 Perşembe - 09:54 Roman kahramanı değil, gerçek bir yiğit Araştırmacı Taner Özdemir, Balkan Savaşları dönemine ait dikkat çekici bir belgeyi gün yüzüne çıkardı. Osmanlı arşivlerinde yer alan belge, Çatalca Muharebeleri sırasında şehit olan Topçu Yüzbaşı Mahmut Laçin Efendi’nin adının, yeni kurulan ağır bataryaya verildiğini ve birliğin resmî kayıtlara "Şehit Laçin Bataryası" olarak geçtiğini doğruluyor. 1912’de başlayan Balkan Savaşları, Osmanlı Devleti’nin askerî ve toplumsal yapısını derinden sarstığını hatırlatan Taner Özdemir , "Kırkkilise’den İstanbul kapılarına kadar uzanan bir savunma mücadelesi yaşanmıştı. Bu hat üzerinde görev yapan isimlerden biri de Erzurum’un Bakırcı Mahallesi’nden çıkan, 3. Nizamiye Fırkası’na bağlı Sahra Topçu 9. Alay’ın 2. Taburu’nda görev yapan Topçu Yüzbaşı Mahmut Laçin idi. Laçin, savaş boyunca hem topçu birliklerinde gösterdiği dirayet hem de askerî disipliniyle dikkat çeken bir subaydı" dedi. Tedaviyi Bırakıp Birliğine Dönen Bir Kahraman Özdemir, belgelerde yer alan ifadelerde, Yüzbaşı Mahmut Laçin’in Kırkkilise ve Vize muharebelerinde yaralandığını hatırlatarak; şöyle devam etti, "İstanbul’da tedavisi sürerken cephedeki ağır durum nedeniyle iyileşmeyi beklemeden görevine döndüğünü gösteriyor. Kısa bir süre sonra Çatalca Muharebesi’nde şehit düşen Laçin için komutanlık özel bir karar aldı: Birlik bölgesinde kurulacak ağır bataryaya onun adı verilecekti. Resmî belge bu durumu şöyle kayıt altına aldı: "Şehit olan Yüzbaşı Mahmut Laçin Efendi’nin hatırasının yaşatılması maksadıyla tesis edilen ağır batarya mıntıkasında ‘Şehit Laçin Bataryası’ adının kullanılması uygun görülmüştür." Savaşta iki paşanın önemi Balkan Harbi’nin kaotik günlerinde Osmanlı ordusunun yeniden toparlanma çabasında iki önemli komutanın öne çıktığını vurgulayan Özdemir, "Hafız Hakkı Paşa, Doğu Trakya savunmasında kritik görevler üstlenmiş, geri çekilme dönemlerinde ordunun moral düzenini korumaya çalışmış. Çatalca savunma hattının oluşturulmasında aktif rol almıştı. Subay kadrolarının disiplini büyük ölçüde onun sahadaki duruşuyla desteklenmişti. Hasan İzzet Paşa ise; Lüleburgaz ve Çatalca çevresinde ordunun savunma hatlarını kuran paşalardan biriydi. Geri çekilme ve karşı taarruz arasındaki dengeyi sağlayarak askeri birliklerin düzenli hareket etmesini mümkün kılmıştı. Bu iki komutanın oluşturduğu savunma omurgası, Yüzbaşı Mahmut Laçin gibi fedakâr subayların kahramanlıklarının sahnelendiği savaş hattını şekillendiren önemli unsurlar arasındaydı" şeklinde konuştu. Taner Özdemir: "Tarihî hafızaya düşen değerli bir not" Arşiv belgesini inceleyen TDED Yönetim Kurulu Üyesi Taner Özdemir, bu keşfin hem askerî tarih hem de edebiyat açısından kıymetli olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bu belge, Balkan Savaşlarının zor şartları altında görev yapan Erzurumlu bir subayın hem cephede hem de belgelerde onurlandırıldığını gösteriyor. Yüzbaşı Mahmut Laçin, fedakârlığı ve sadakatiyle örnek bir karakter. Adının bir bataryaya verilmesi, Osmanlı ordusunun ona duyduğu saygıyı yansıtıyor." Laçin’in adı edebiyatta da yaşatıldı: Aka Gündüz’ün Yayla Kızı Ortaya çıkan belgelerin yalnızca askerî kayıtlarla sınırlı olmadığını belirten Özdemir. " Araştırmalar, Aka Gündüz’ün ünlü romanı Yayla Kızında da Yüzbaşı Mahmut (Mahmud) Laçin Efendi’den bahsedildiğini gösteriyor. Balkan Harbi’nin toplumsal yıkımını edebiyata aktaran Aka Gündüz, Laçin’in hatırasını roman düzleminde de ölümsüzleştirmişti. Taner Özdemir tarafından ortaya çıkarılan bu belge ve Aka Gündüz’ün romanındaki referans, bir Erzurumlu subayın Balkan Savaşlarındaki kahramanlığının hem resmî kayıtlarda hem de Türk edebiyatında yer aldığını ortaya koyuyor. TDED Erzurum Şubesi’nin çalışması, kent kültürüne yeni bir tarihî değer kazandırırken, Balkan Savaşları döneminde gölgede kalmış birçok askerin yeniden araştırılması gerektiğini de gündeme getiriyor" diye konuştu.
Şener: "Kurslar kadınların üretim gücüne güç katıyor"
20 Kasım 2025 Perşembe - 09:23 Şener: "Kurslar kadınların üretim gücüne güç katıyor" Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, kursların özellikle kadınların üretime katılımında önemli bir rol üstlendiğini belirterek, "İlçemizdeki her kadının kendi yeteneğini keşfetmesini, bir beceri geliştirmesini ve bunu ister hobi ister gelir kaynağı olarak değerlendirmesini önemsiyoruz" dedi. Akdeniz Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğüne bağlı Kültür Sanat Evlerinde eğitim alan kursiyerler, düzenlenen kahvaltı programında bir araya geldi. Millet Bahçesi Sahil Etabındaki belediye kafesinde gerçekleşen buluşma, samimi atmosferi ve yoğun katılımıyla dikkat çekti. Belediyeye bağlı 10 Kültür ve Sanat Evinde açılan çeşitli kurslarda yeni döneme başlayan yaklaşık 400 kursiyer, aileleri ve eğitmenleriyle birlikte programa katıldı. Kursiyerler, evlerinde hazırladıkları yiyecekleri paylaşarak etkinliğe renk kattı. Programa; Akdeniz Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Zeyit Şener, belediye başkan yardımcıları, birim müdürleri ve kurs eğitmenleri katıldı. "Bu kurslar hem ev ekonomisine hem sosyal hayata katkı sağlıyor" Etkinlikte konuşan Başkan Vekili Zeyit Şener, kursların özellikle kadınların üretime katılımında önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Şener, "İlçemizdeki her kadının kendi yeteneğini keşfetmesini, bir beceri geliştirmesini ve bunu ister hobi ister gelir kaynağı olarak değerlendirmesini önemsiyoruz. El işi ve mesleki kurslarımız; dikişten takı tasarımına, ahşap işlemeciliğinden kuaförlüğe kadar geniş bir yelpazede eğitim sunuyor" ifadelerini kullandı. Kurslarda üretilen emeğin ekonomik değere dönüştüğünü kaydeden Şener, "400 kursiyerimizin bugün aynı sofrada buluşması, bu çalışmaların toplumda ne kadar karşılık bulduğunun göstergesidir. Üretime ve aile bütçesine katkı sağlayan tüm kursiyerlerimizi tebrik ediyorum" diye konuştu. Şener, eğitmenlere ve organizasyonda görev alan belediye personeline de teşekkür etti. Müzik eşliğinde eğlenceli anlar Kahvaltı sonrası müzik eşliğinde eğlenen kursiyerler, dans ederek keyifli anlar yaşadı. Etkinlikte çekilen hatıra fotoğrafları günün unutulmaz kareleri arasında yer aldı. Akdeniz Belediyesinin son yıllarda güçlendirdiği Kültür Sanat Evleri, onlarca branşta sunduğu eğitimlerle ilçede yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Yeni dönem kurslarına olan talebin her geçen gün arttığı bildirildi.
Gölbaşı Belediyesi’nin düzenlediği ‘Çocuk Tiyatrosu Günleri’ne miniklerden yoğun ilgi
20 Kasım 2025 Perşembe - 09:21 Gölbaşı Belediyesi’nin düzenlediği ‘Çocuk Tiyatrosu Günleri’ne miniklerden yoğun ilgi Gölbaşı Belediyesi’nin ara tatil döneminde düzenlediği ’Çocuk Tiyatrosu Günleri’ büyük ilgi gördü. Gölbaşı Belediyesi’nin ara tatil döneminde düzenlediği ‘Çocuk Tiyatrosu Günleri’ne 4 bin 123 çocuk katıldı. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, yoğun katılımdan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Her oyun, onlara yeni bir dünyaya kapı aralıyor. Gölbaşı’nda yetişen her çocuğun kültür-sanatla iç içe büyümesi için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Gölbaşı Belediyesi, ara tatil döneminde çocuklara hem eğlenceli hem de öğretici bir tatil yaşatmak amacıyla etkinlik düzenledi. Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı’nın tatil hediyesi olarak hazırlanan ‘Çocuk Tiyatrosu Günleri’ kapsamında tiyatro oyunları, animasyon gösterileri, sihirbazlık performansları, kukla şovları ve ’bubble şov’ gösterileri sahnelendi. "Yaklaşık 5 bin çocuğumuzun etkinliklere katılmış olması bizi ayrıca mutlu etti" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, Çocuk Tiyatrosu Günleri’yle çocuklar için önemli bir kültürel etkinliğe imza attıklarını belirterek, "Ara tatiller, çocuklarımızın hem dinlenebileceği hem de sosyal ve kültürel olarak kendilerini geliştirebilecekleri çok önemli zaman dilimleri. Bu nedenle onlara sadece eğlendikleri değil, aynı zamanda dünyaya farklı pencerelerden bakmalarını sağlayacak etkinlikler sunmak istedik. Çocuk Tiyatrosu Günleri, bu bakış açımızın bir ürünü olarak ortaya çıktı. Tiyatronun çocukların hayal gücünü, ifade becerisini ve sosyal etkileşimini artıran çok güçlü bir araç olduğuna inanıyorum. Burada izledikleri her oyun, onlara yeni bir dünyaya kapı aralıyor. Gölbaşı’nda yetişen her çocuğun kültür-sanatla iç içe büyümesi için çalışmaya devam edeceğiz. Yaklaşık 5 bin çocuğumuzun etkinliklere katılmış olması bizi ayrıca mutlu etti. Bu ilgi, doğru yolda olduğumuzu gösteriyor. Gölbaşı Belediyesi olarak çocuklarımız için üreten, yenilikçi projeler geliştiren bir anlayışla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
Yozgat’ta 8 asırlık tarihi Çınçınlı Han Kervansarayı ilgi bekliyor
20 Kasım 2025 Perşembe - 09:16 Yozgat’ta 8 asırlık tarihi Çınçınlı Han Kervansarayı ilgi bekliyor Yozgat’ın Saraykent ilçesinde, Tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan ve ‘Eski Han’ olarak da bilinen 1240-1241 yıllarında Valide Sultan Melike Mahperi Hatun tarafından yaptırılan Çınçınlı Sultan Hanı, günümüzde harap haliyle dikkat çekiyor. Dron kamerasıyla havadan görüntülenen hanın büyük bölümünün yıkıldığı, duvar kaplamalarının söküldüğü ve yapının içinin moloz taşlarla dolduğu görülüyor. Dikdörtgen planlı ve doğu-batı doğrultulu inşa edilen hanın batı duvarı tamamen ortadan kalkmış durumda. Mevcut izlerden yapının birbirine bitişik tonozla örtülü dört mekandan oluştuğu anlaşılsa da iç dolgulardan dolayı hanın gerçek mimarisi tam olarak seçilemiyor. Güneybatısında müştemilat kalıntıları bulunan yapının temel seviyesinin ise bugün görünen yüzeyden çok daha aşağıda olduğu tahmin ediliyor. Bölgede yaşayan Hüseyin Atak, hanın geçmişte yaşadığı tahribata dikkat çekti: "Benim çocukluğumdan beri böyle duruyor. Bu taşları sökerlerdi. Hatta burada bir tarihi hamam vardı. Böyle mermer direkleri yatıyordu. Buradan taşları sökerlerdi. Evlere işte camiye taşırlardı. Yozgat’ın Kurşunlu camiye bile gittiği söyleniyor o zaman ben çocukken. Bu taşları söktüler. Yoksa bu yüzeyler düzgündü. Eskiden de koruma yoktu ama şimdi tabii koruma altında. Kimse dokunmuyor şu anda. Sit alan oldu zaten. Yani buranın üniversiteden geldiler de buranın çatı katı olduğunu, 3 kat olduğu söylüyorlar. Aşağıda iki kat daha hatta bozulmadık odalarda var olabilir diyorlar. Ziyaretçileri oluyor. Normal vatandaş çok geliyor. Biz burayı merak ettik diyorlar. İşte bazıları biliyor burada han varmış burası mı diye" şeklinde konuştu. Kayseri’den ilçeye ziyarete gelen Ömer Faruk Deliküçük ise karşılaştığı manzaranın kendisini üzdüğünü ifade ederek şunlar söyledi: "Burada bir arkadaşı ziyarete geldim. Tabii buranın da tarihi eser olduğunu duydum kaplıcaların yanında. Gezmeye geldim. Fakat böyle bir harabeye dönüştüğünü böyle bir şeyle karşılaşacağımı hiç ümit etmiyordum. Yani böyle tarihi eserlerimizin yok olmasına inanın ki üzülüyoruz. Devlet büyüklerimize de buradan sesleniyoruz. İnşallah tarihimizi geleceklerimize tanıtmak için buraya el atacaklarını düşünüyorum."
Erzincan’da el izleriyle yükselen "Şiddete Hayır" çağrısı
19 Kasım 2025 Çarşamba - 18:15 Erzincan’da el izleriyle yükselen "Şiddete Hayır" çağrısı Erzincan’da 50 metre uzunluğundaki bez üzerine el izleriyle "Şiddete Hayır" mesajı verildi; etkinlik geniş katılımla farkındalık oluşturdu. Prof. Dr. Mehmet Kavukçu’nun performansı ve vatandaşların el izleriyle destek verdiği etkinlik, şiddetsiz bir toplum için güçlü bir çağrı yaptı. Erzincan Dörtyol’da Prof. Dr. Mehmet Kavukçu tarafından gerçekleştirilen performans, öğrencilerden akademisyenlere ve vatandaşlara kadar geniş bir katılım sağlayarak şiddete karşı güçlü bir farkındalık oluşturdu. Şiddetin her türüne dikkat çekmek amacıyla düzenlenen etkinliğe Belediye Başkanı Bekir Aksun, Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanı Bilgehan Çağrı Özarslan, öğrenciler ve çok sayıda vatandaş katıldı. Ünlü performans sanatçısı Prof. Dr. Mehmet Kavukçu, "Şiddete Hayır" temalı çalışmasını meydanda sergileyerek katılımcıları farkındalık sürecine dâhil etti. Etkinliğin merkezinde yer alan 50 metre uzunluğundaki beyaz bez, katılımcıların el izleriyle renklendi. Belediye Başkanı Bekir Aksun ve Prof. Dr. Mehmet Kavukçu, renkli boyalara batırdıkları elleriyle beze "Şiddete Hayır" yazdı. Ardından öğrenciler, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar sırayla beze el izlerini bırakarak etkinliğe destek verdi. Kısa sürede rengârenk izlerle dolan bez, toplumun ortak tavrını sembolik olarak ortaya koydu. Performansla ilgili değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Mehmet Kavukçu, 24 Kasım’da düzenlenecek kadın ve aile temalı sempozyuma da dikkat çekerek şunları söyledi: "Bugün çocukların, öğrencilerin ve halkın katılımıyla önemli bir farkındalık oluşturuyoruz. Kadın ve aile üzerinden korunmanın gerekliliğine dikkat çekmek istiyoruz. Şiddete tümüyle hayır; her yönüyle şiddete hayır. Doğadaki her şey bize emanettir ve toplumsal bir duruş sergileyerek bunu korumalıyız." Başkan Aksun: "Şiddetin her türlüsüne karşıyız" Belediye Başkanı Bekir Aksun, etkinlikte yaptığı konuşmada toplumsal bilinç oluşturmanın önemine vurgu yaptı: "Mehmet Kavukçu hocamıza bu anlamlı çalışmadan dolayı teşekkür ediyorum. Bugün burada, şiddetin insan hayatında hiçbir yerinin olmadığını göstermek için bir araya geldik. Kadın-erkek ayırmadan, aile içinde ve toplumda her türlü şiddetin karşısındayız. Hep birlikte el izlerimizi bırakarak güçlü bir mesaj verdik." Aksun, etkinliğe katılan tüm vatandaşlara teşekkür ederek farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti. Etkinlik sonunda 50 metrelik bez, onlarca el iziyle adeta bir toplumsal tepki duvarına dönüştü. Hem sanatsal hem de sembolik yönüyle öne çıkan çalışma, şiddetsiz bir toplum için ortak iradeyi güçlü bir şekilde yansıttı.