MAGAZİN - 27 Mart 2025 Perşembe 13:58

Tavşanlılı yönetmen Ömer Faruk Çetin’in belgeseli finalist oldu

A
A
A
Tavşanlılı yönetmen Ömer Faruk Çetin’in belgeseli finalist oldu

Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde sinema sanatçısı Ömer Faruk Çetin, 4 yıl ön hazırlığı süren ve çekimleri 2011 yılında boşaltılan Tavşanlı’nın Dulkadir köyünde gerçekleşen "Muzaffer bir kayboluş hikayesi" adlı belgeselin festival yolculuğuna çıktığını ve TAYF Uluslararası Kısa Film Festivali’nde finalist olduğunu duyurdu.


Çetin, belgeselin yapım sürecine ilişkin, "Dulkadir Köyü benim için her zaman özel bir yer oldu. Ahmet Uluçay’ın ’Bozkırda Deniz Kabuğu’ filmi için düşündüğü mekân burasıydı. O yıllarda henüz çok küçüktüm, gidemedim. Ancak yıllar sonra köyü ilk kez ziyaret ettiğimde, köye girmeden önce virane bir mezarlığın içinden geçmek zorunda kaldım ve ilerledikçe bu yerin terk edilmiş geçmişin sessiz tanığı olduğunun farkına vardım. Bu durum, belgeseli çekme kararımda belirleyici oldu," ifadelerini kullandı. Çetin, Belgeselin çekiminde görev alan ekipte; görüntü yönetmeni Mustafa Demiralp, sanat yönetmeni Aybike Yaşar, kurgu yönetmeni Sabri Eren Öztürk ses Yunus Emre Demiralp, ses tasarımcısı Arda Ertem ve görsel tasarımcı Muhammed Deniz’in yer aldığına dikkat çekti.


Belgeselde, Ahmet Uluçay’ın Dulkadir Köyü’ne dair izleri de yer alırken, yönetmen şu sözlerle duygularını aktardı:


"Ahmet Uluçay’ın ömrü vefa etseydi, belki de Dulkadir Köyü bugün sinema meraklılarının akın ettiği bir mekân olabilirdi. Fakat yıllar sonra burada Muzaffer Amca ile karşılaşmam, onun hikâyesini anlatma kararı almama neden oldu."


Çetin, "Dört yıldır emek verdiğimiz, her anına yüreğimizi koyduğumuz bu projenin izleyicilerle buluşacak olmasından dolayı memnuniyet duyuyorum. Bir filmin gerçek yolculuğu, izleyicilerin yüreğinde ve zihninde yankı bulduğunda başlar," diyerek projenin 24 Nisan’da İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde prömiyer yapacağını belirtti.



Tavşanlılı yönetmen Ömer Faruk Çetin’in belgeseli finalist oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Edirne 28 Şubat mağduru Gülsevin Kuzu, o dönem yaşadıklarını anlattı Edirne’de yaşayan Gülsevin Kuzu, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını anlattı. Kuzu, başörtüsü nedeniyle eğitim ve çalışma hayatında zorluklarla karşılaştığını belirtti. Ankara’da doğan 46 yaşındaki Gülsevin Kuzu, 28 Şubat dönemi sorası 1999 yılırnda Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde okuduğunu belirterek, o yılları "inancın sorgulandığı, başörtüsünün suç gibi görüldüğü zamanlar" sözleriyle anlattı. Kuzu, okul ortamında dini kimliğe yönelik olumsuz söylemlerle karşılaştığını, bunun kendisini inancını araştırmaya yönelttiğini ifade etti. Yaptığı okumalar sonrasında başörtüsü takmaya karar verdiğini söyleyen Kuzu, bu tercihin o dönem çevresi tarafından "radikal" olarak değerlendirildiğini dile getirdi. 1997 sonrasında baskının arttığını belirten Kuzu, özellikle kamu kurumları ve eğitim alanında başörtülü kadınlara yönelik kısıtlamaların günlük hayatın parçası haline geldiğini ifade etti. Üniversite hastanelerinde başörtülü ziyaretçilerin içeri alınmadığını, askeri törenlerde bazı ailelerin törenlere katılamadığını gördüğünü belirten Kuzu, bu dönemi "baskının sıradanlaştığı yıllar" olarak nitelendirdi. Sınav günü yaşadığını bir olayı da paylaşan Kuzu, sınava yetişmesine yardımcı olan polislerin aksine sınav salonunda bir görevlinin başörtüsü nedeniyle işlem yapmak istediğini söyledi. Kuzu, yaşanan tartışmanın ardından sınava girmesine izin verildiğini ancak zaman kaybı yaşadığını söyledi. Eğitim sonrasında iş başvurularında da benzer engellerle karşılaştığını ifade eden Kuzu, başörtülü kadınların kamu görevine alınmasının o yıllarda çok zor olduğunu kaydetti. Bugünkü şartları geçmişle kıyaslayan Kuzu, "Şimdiki özgürlük ortamı o dönem için hayal bile edilemezdi" dedi. Elinde bulunan resmi bir belgeyi kamuoyuyla paylaşmak istediğini belirten Kuzu, geçmişte yaşananların hatırlanmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu vurguladı. Açıklamasının sonunda farklı inanç ve yaşam tarzlarına saygı çağrısı yapan Kuzu, "Artık herkesin birbirine saygı duyduğu bir ortam istiyoruz" ifadelerini kullandı.