ASAYİŞ - 01 Aralık 2011 Perşembe 09:47

MALATYA`DA 11 ÖĞRENCİYE TACİZ İDDİASI

A
A
A
MALATYA`DA 11 ÖĞRENCİYE TACİZ İDDİASI

Malatya’da bir öğretmenin 11 kız öğrenciyi, sözlü ve fiziki olarak taciz ettiği iddia edildi.
Edinilen bilgiye göre olay, Akçadağ ilçesi Kepez köyünde bulunan Mehmet Çelik İlköğretim Okulu’nda meydana geldi. İddiaya göre, 7.ve 8 .sınıf kız öğrencilerinden M.K. (12), A.A. (12) , F.A. (13) M.B.(13), Y.H. Ö. (12), E.A. (15), E.Ç. (11), M.K.(12), Z.Y.(13), B.K. (13) ve H.P (10) öğretmenleri A.B. ’ya, aynı okulda sınıf öğretmeni olan M.E.Ş.’nin ( 34) kendilerini sözlü ve fiziki olarak taciz ettiğini söyledi. A.B, durumu okul müdürüne bildirdi. Bunun üzerine M.E.Ş. hakkında idari soruşturma
başlatılırken, okul müdürü Akçadağ İlçe Jandarma Komutanlığı’na ihbarda bulundu. Akçadağ Cumhuriyet Savcısı’nın talimatı üzerine avukat ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü uzmanları eşliğinde öğrencilerin ifadeleri alındı. Şüpheli öğretmen M.E.Ş.’nin de İlçe Jandarma Komutanlığı’nda ifadesi alınırken, olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Gereksiz antibiyotik kullanımına dikkat: Yüzbinlerce insan dirençli enfeksiyonlar nedeniyle hayatını kaybediyor Antibiyotiğin etkinliğinin gereksiz kullanımdan dolayı ciddi bir tehdit altında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Yusuf Ziya Demiroğlu, "Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl 700 bin ile 1,5 milyon arasında insan, doğrudan dirençli bakteriyel enfeksiyonların tedavi edilememesi nedeniyle hayatını kaybediyor" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Yusuf Ziya Demiroğlu yaptığı açıklamada, tüm dünyada giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu haline gelen antibiyotik direncine karşı farkındalık çağrısında bulundu. Demiroğlu, "Antibiyotikler, modern tıbbın en önemli buluşlarından biri olarak insanlık tarihine damgasını vurdu. 1928 yılında penisilinin keşfiyle başlayan bu süreç, 1940’lı yıllarda klinik kullanıma girmesiyle birlikte milyonlarca insanın hayatını kurtardı. Ancak bugün, bu ilaçların etkinliği dünya genelinde ciddi bir tehdit altında" diye konuştu. Antibiyotiklerin bilinçsiz ve yaygın kullanımının, bakterilerde güçlü direnç mekanizmalarının oluşmasına neden olduğunu vurgulayan Demiroğlu, bu durumun özellikle Türkiye, bazı Akdeniz ve OECD ülkelerinde kritik seviyelere ulaştığını söyledi. Demiroğlu, "Bir bakteri belirli bir antibiyotiğe direnç geliştirdiğinde artık o tedavi yöntemi geçerliliğini yitiriyor. O ilacı kullanımdan kaybediyoruz ve tedavi edilemeyen enfeksiyonlar hasta kayıplarına yol açıyor. Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre her yıl 700 bin ile 1,5 milyon arasında insan, doğrudan dirençli bakteriyel enfeksiyonların tedavi edilememesi nedeniyle hayatını kaybediyor. Dolaylı etkilerle bu sayı 5 milyon kişiye kadar ulaşabiliyor" ifadelerini kullandı. "Gereksiz antibiyotik kullanımı direnci hızlandırıyor Demiroğlu, antibiyotiklerin yalnızca insan sağlığında değil, hayvancılık sektöründe de yoğun şekilde kullanıldığını belirterek dünyadaki antibiyotik tüketiminin yaklaşık yüzde 70’inin büyükbaş, küçükbaş, kanatlı hayvan yetiştiriciliğinde gerçekleştiğini vurgulayarak bu durumun çevresel ve tarımsal alanlarda da dirençli bakterilerin yayılımını kolaylaştırdığına söyledi. Dünya Sağlık Örgütü’nün antibiyotik farkındalığına yönelik çalışmalarının, FAO ve diğer çevresel paydaşlarla birlikte yürütüldüğünü belirten Demiroğlu, şöyle devam etti: "Bu iş birliğinin temel hedefleri gereksiz antibiyotik kullanımını azaltmak, farkındalığı artırmak ve küresel bir eylem planı oluşturmaktır. Ülkelerin "tek sağlık yaklaşımı" çerçevesinde tarım, gıda ve sağlık sektörlerini birlikte değerlendirerek ortak stratejiler geliştirmeleri gerekmektedir. Türkiye’de reçetesiz antibiyotik satışının yasaklanması bu amaç doğrultusunda atılmış önemli bir adım. Buna rağmen hâlâ gidilecek çok yol var. Özellikle bazı dirençli gram - negatif bakterilerde direnç oranları yüzde 60’ın üzerine çıktı. En güçlü antibiyotiklere karşı bile etkisiz hale gelen bakterilerle karşılaşıyoruz. Bu durum hastalar için hayat kaybettiren sonuçlar doğurabiliyor." "Antibiyotik ateş düşürücü değildir, gelişigüzel kullanılmamalıdır" Yanlış kullanımın en yaygın sebeplerinden birinin antibiyotiklerin ateş düşürücü veya ağrı kesici gibi değerlendirilmesinden kaynaklandığını belirten Demiroğlu, ,"Üst solunum yolu enfeksiyonlarının çok büyük bölümü viral kaynaklıdır. Gereksiz antibiyotik alımı vücuttaki yararlı bakterilerin yok olmasına, dirençli bakteri türlerinin çoğalmasına ve bu bakterilerin diğer kişilere bulaşmasına neden olmaktadır. Semptomları olan kişiler en az 3-4 gün sıvı desteği, istirahat ve destekleyici tedavilerle takip edilmesi gerekir. Ancak bu yaklaşım çocuklar, ileri yaşta olanlar ve kronik hastalığı bulunanlar için geçerli değildir" şeklinde konuştu. Antibiyotik kullanımında doktor önerisinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyleyen Demiroğlu, özellikle idrar yolu enfeksiyonu gibi durumlarda mümkünse kültür ve antibiyogram sonucuna göre ilaç başlanmasının önemine değindi. Demiroğlu, "Antibiyotik tedavisinin mutlaka doğru dozda ve önerilen sürede kullanılması gerekir. Hastaların, birkaç gün içinde kendilerini iyi hissettiklerinde tedaviyi yarıda bırakmaları ciddi bir direnç problemine yol açar. Ayrıca gereksiz antibiyotik kullanımının önüne geçmek, direnç gelişimini azaltmanın en güçlü yoludur. Her bireyin bu konuda sorumluluk taşıdığını unutmamalıyız" diyerek sözlerini tamamladı.
İstanbul TV+’tan Kerem Bürsinli yeni reklam filmi TV+’ın HBO Max ile gerçekleştirdiği iş birliğini duyurduğu yeni reklam filmi yayınlandı. Kerem Bürsinli filmde, HBO Max içeriklerinin TV+ kütüphanesinde eş zamanlı olarak yer alması vurgulanıyor. Platformun zenginleşen içerik dünyasını öne çıkaran reklam, eğlenceli sahneleri ile de dikkat çekiyor. Dijital içerik platformu TV+’ın yeni reklam filmi yayına girdi. Kerem Bürsin’in reklam yüzü olarak yeniden izleyicinin karşısına çıktığı bu filmde, HBO Max ile gerçekleştirilen stratejik iş birliğinin altı çiziliyor. Anlaşma kapsamında HBO Max’in tüm içeriklerini eş zamanlı kütüphanesine dahil eden platformun, herkese hitap eden geniş içerik evreni ekranlara taşınıyor. Reklam, TV+’ın ödüllü filmlerden dizilere, spor içeriklerinden 150’den fazla canlı TV kanalına uzanan dünyasını, Kerem Bürsin’in güçlü oyunculuğu ile birleştiriyor. "O koltuğa oturursan bir daha kalkamazsın" Filmde; HBO Max içeriklerini artık TV+’tan izleyebileceğini öğrenen Kerem Bürsin, platformun ikonik sarı koltuğuna atlamak ve bir an önce TV+’ı izlemek için heyecanla hamle yapıyor. Fakat dış sesin "O koltuğa oturursan bir daha kalkamazsın" uyarısıyla da aniden havada asılı kalıyor. The Sopranos, The Wire, Game of Thrones ve Prens gibi HBO Max’in sevilen yapımlarının yanı sıra tabii Spor kapsamındaki UEFA Şampiyonlar Ligi ve S Sport kapsamındaki La Liga, Serie A, EuroLeague, NBA gibi önemli spor organizasyonlarının da TV+’ta yer aldığını duyan Bürsin’in koltuğa oturma heyecanı film boyunca giderek artıyor. Ayrıca televizyon, tablet, telefon ve bilgisayar olmak üzere TV+’ın izleyicilere sunduğu çoklu ekran deneyimi de reklamda öne çıkarılıyor. "Marka ikonumuz haline gelen TV+ koltuğumuz, bu filmde yine hikâyenin merkezinde yer aldı" Turkcell Kurumsal İletişim, Medya ve Marka Yönetimi Direktörü Mustafa Alcan, yeni reklam filmine ilişkin şunları söyledi: "Yeni reklam filmimizde TV+’ın zengin ve çok katmanlı içerik evrenini, dinamik sahneler ile ekranlara taşıdık. Marka ikonumuz haline gelen TV+ koltuğumuz, bu filmde yine hikâyenin merkezinde yer aldı. Ayrıca marka yüzümüz Kerem Bürsin ile TV+ için ikinci kez bir araya geldik. Fikir aşamasından çekim sürecine kadar titizlikle yürütülen bu çalışma, yoğun bir emeğin ve güçlü bir ekip ruhunun ürünü. Bu sürece katkı sağlayan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum." Reklam filminin en göze çarpan anı, Kerem Bürsin’in TV+ koltuğuna atlama sahnesi oldu. Oyuncunun kendi performansı ile gerçekleştirdiği bu sahnede hi-speed kamera ile slow motion çekimler yapıldı. Böylece Bürsin’in havada kaldığı her an kaydedildi. Ayrıca aynı anda hem akıcı hem de stabil kamera hareketleri elde edebilmek için motion control tekniği kullanıldı. Böylece donmuş bir anın içinde hareket edebilen bir görsel dil kuruldu.
Ağrı Patnos’ta eğitimde sahada bir yönetim anlayışı Patnos İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak göreve başladığı günden bu yana Yüksel Zorlu, ilçede eğitimin niteliğini artırmak adına yoğun ve özverili bir çalışma yürütüyor. Makamdan yönetim anlayışını bir kenara bırakarak sahaya inen Müdür Zorlu, hemen her gün okulları ziyaret ederek öğretmenler ve öğrencilerle birebir temas kuruyor. Gerçekleştirdiği okul ziyaretlerinde sınıfları tek tek gezen Zorlu, öğretmenlerin talep ve önerilerini dinliyor, öğrencilerle sohbet ederek onların beklentilerini yerinde öğreniyor. Eğitimde karşılaşılan sorunların masa başında değil, yerinde tespit edilerek çözüme kavuşturulması gerektiğini vurgulayan Zorlu, imkânlar dâhilinde sorunlara hızlı ve kalıcı çözümler üretmeye çalışıyor. Özellikle okula kazandırılması gereken öğrenciler konusunda hassas bir tutum sergileyen İlçe Milli Eğitim Müdürü Zorlu, devamsızlık ve okul terklerinin önüne geçilmesi için öğretmenler, okul idareleri ve velilerle yakın iş birliği içerisinde çalışmalar yürütüyor. Eğitimin her çocuğun temel hakkı olduğu bilinciyle hareket eden Zorlu, hiçbir öğrencinin eğitimden kopmaması için yoğun çaba harcıyor. Yüksel Zorlu’nun bu gayretli ve samimi çalışmaları, yalnızca eğitim camiasında değil, ilçe halkı arasında da takdirle karşılanıyor. Veliler, öğretmenler ve öğrenciler; sorunlarını dinleyen, çözüm üretmeye çalışan ve eğitimi önceleyen bir yönetim anlayışının Patnos için önemli bir kazanım olduğunu ifade ediyor. Eğitimin geleceğe yapılan en büyük yatırım olduğuna inanan İlçe Milli Eğitim Müdürü Yüksel Zorlu’nun sahada aktif, çözüm odaklı ve kapsayıcı çalışmaları, Patnos’ta eğitim kalitesinin yükselmesi adına umut verici bir tablo ortaya koyuyor.