GENEL - 05 Ekim 2017 Perşembe 15:55

Uluslararası Tıbbi Aromatik ve Boya Bitkileri Sempozyumu başladı

A
A
A
Uluslararası Tıbbi Aromatik ve Boya Bitkileri Sempozyumu başladı

İnönü Üniversitesi ve Arapgir Belediyesi tarafından Malatya ve ilçeleri ile civar illerde yetişen tıbbi ve aromatik bitkilere dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Uluslararası Tıbbi, Aromatik ve Boya Bitkileri Sempozyumu başladı.

İnönü Üniversitesi ve Arapgir Belediyesi tarafından Malatya ve ilçeleri ile civar illerde yetişen tıbbi ve aromatik bitkilere dikkat çekmek amacıyla düzenlenen Uluslararası Tıbbi, Aromatik ve Boya Bitkileri Sempozyumu başladı.


Sempozyumun açılış konuşmasını yapan, Prof. Dr. Ali Adnan Hayaloğlu, “Sempozyumu düzenlemeye bir yıl önce karar verdik. Sempozyumun ilham kaynağı Arapgir mor reyhanıydı. Sempozyumu düzenleme amacımız Malatya ve ilçeleri ile civar illerde yetişen tıbbi ve aromatik bitkilere dikkat çekmek. Bu alanda çalışan bilim insanlarını bir araya getirerek sahip olduğumuz bitki zenginliğini ortak akılla nasıl değerlendireceğimizi tartışmak ve konuşmaktır. Program vesilesiyle birlikte çalışmak, güç birliği yapmak,işbirliği yapmak ve bunun zeminini oluşturmak temel hedeflerimiz arasındadır” ifadelerini kullandı.


Arapgir’in ekoloji ile anılan ekolojik üstünlükleri tartışıldıktan sonra şifa ürünü olarak satılan bir çok ürünün membaı olduğunu belirten Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu ise," Beydağı’ndan, Yama Dağına, Sarı Çiçek Yaylasına, Göl Dağından, Munzura, Kozluk Çayına kadar olan coğrafya bir bütün olarak ele alındığında 2009’dan buyana keşfetmeye çalıştığımız ve her keşfettiğimizin de bir üstünlük vesilesi olan, aroması olan kokusu olan Anadolu Üniversitesinin tespit ettiği 700’ün üzerinde ürün çeşitliliği bulunan şifa cennetinden geliyorum. Yüzün üzerinde ürün geliştiriyoruz, yüz tane ürünü satır başı yaptık. Sözüyle,sazıyla mutfağıyla, hayatın tutunma değerlerini tespit ettik ve kendi bölgemizde çalışıyoruz. Her şeyi tüketen teknolojiye inat diyoruz ki: Allah’ın yer yüzündeki mucizesi kainattaki ekilip biçilebilen her şey bizim coğrafyamızda var. Her şeyden önemlisi ‘Malatya keşfedilmez ise olmaz diyoruz’ ve onun için Uluslararası Tıbbi, Aromatik ve Boya Bitkileri Sempozyumunu yapma gereğini duyduk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.


İnönü Üniversitesi Mühendislik Fakültesi, Arapgir Belediyesi ve diğer paydaş kurumlarla işbirliği yaparak Uluslararası Tıbbi, Aromatik ve Boya Bitkileri Sempozyumunu icra ettiklerini kaydeden İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay da, "Tıbbi, aromatik bitkileri tıp eğitim dışında eğitim almış insanların doktor rolüne soyunarak tedavi önerilerini görüp hep beraber izliyoruz, burada bir yanlışlık var. Doktorlar bu işe çok uzak. Doktor dışındakilerde bu işe sahip çıkarak doktor rolüne geçerek öneriyorlar, bir yanlışlık var bunu düzeltmemiz iki tarafı da değiştirmemiz gerekiyor. Konuyla ilgili üniversitemizde bir çalışma başlattık. Gıda Mühendisliği, Tıp Fakültesi, Eczacılık Fakültesi ve Ziraat Fakültemiz ile Battalgazi Meslek Yüksekokulu’nda hocalarımızın katıldığı bir grup oluşturduk. Üniversitemizde geleneksel halk ilaçları araştırma ve uygulama merkezimizi yeniden yapılandırdık. Hastanemizde geleneksel ve tamamlayıcı tıp ünitemizi açtık, bu alanda tıp hekimlerinin uygulama yapmalarını dolayısıyla merdiven altında bazı tedavilerin deneyimli ve tıbbi bilgiye sahip hocalarımızın elinde yapılmasını sağladık" dedi.


Malatya Valisi Ali Kaban ise, "Bizim çocukluğumuzda kocakarı ilacı derlerdi. Biz uzun zaman bunun kocakarı ilacı olduğunu zannettik. Sonrada bir dostumuz bunu düzeltti, dedi ki: ’Kocakarya’ ilacıdır. Fark ettik ki üzerinde bulunduğumuz topraklar dünyada bazı bilim adamlarınca sayılan yedi temel medeniyetin belki üç buçuğuna merkezlik etmiş, onların doğuşuna tanıklık etmiş, onların yükselişini görmüş işte o medeniyetlerden birisi de karya medeniyeti.Uzun bir zaman bu ilaçların bu tarz da belki aşağılayıcı bir tarzda ifade edilmesinin arka planında belki de eğer felsefenin terminolojisi ile bakarak dünya tarihini bir ayrımlaştırmaya tabi tutacaksa oradan ontoloji çağından epistemoloji çağına geçişte kaybedilen bir çok bilginin ve epistemoloji çağına geçerken yeni bilgi türlerinin ortaya çıkışının etkili olduğunu söyleyebiliriz diye düşünüyorum. Ama çağımız içine girdiğimiz zaman dilimi artık epistemolojinin de aşıldığını ve fenomenolojinin etkisine girdiğimiz gösteriyor. Bu çağa girilirken bir şey daha oluştu, bunu da yaşayarak gördük oda fenomenin alabildiğine uçucu dünyasında insanlar ontolojinin, epistemolojiye geçerken kaybedilen bir kısmı değerlerini araştırmaya başladılar. İşte onlardan belki de günümüzde herkesi etkiyen ve bir şekilde herkesin haberdar olduğu konu bugün burada tartışılmaya başlanacak olan konudur. Zira insanoğlu öncelikle ihtiyaçları hiyerarşinde birinci sırada kendi varlığının devamını esas aldığından bu varlığının devamına esas oluşturacak olan sağlığını yitirdiğinde onun geri getirilme hususu büyük önem arz ettiğinden bu konuya tekrar girme ihtiyacı hissetti” şeklinde konuştu.


Geleneksel tıp uygulamalarının insanlara umduklarını verememesi üzerine modern tıbbın ortaya çıktığını belirten Vali Kaban şöyle devam etti: "Modern tıpta iki tane temel dinamik var: Tarih içerisinde incelediğimizde çok önemli iki buluş modern tıbbı modern tıp yaptı. Birisi: Kan dolaşımının diğeri ise: Mikrobun keşfidir. Ondan önce tıp üfürüğün dünyası idi. Ama üfürük deyip de geçmeyelim. Orada da bir başka realite var. Modern tıp krizi girdikten sonra insanlar geçmişin kaybolmuş bilgilerini ararken sadece bitkileri keşfetmediler doğanında gücünü de keşfettiler. Bu anlamda mistik dünyanın unutulmuş olan realitelerinin farkına vardılar. Bizim bilim ve tekniğe ihtiyacımız var, burada ömürlerine bu işlere vermiş olan bilim insanları bunu tartışacaklar ve bu Malatyamız ,Türkiyemiz ve Dünya’ya eminim ki güzel katkılarda bulunacaktır".


Yapılan konuşmaların ardından plaket sunumu yapıldı. Daha sonra Vali Kaban ve beraberindekiler, stantları gezerek ürünler hakkında bilgi aldılar.


İki gün sürecek olan sempozyumun açılışına, Malatya Valisi Ali Kaban, İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Arapgir Belediye Başkanı Haluk Cömertoğlu,Kale Belediye Başkanı Cemal Akdemir, Prof. Dr. Ali Adnan Hayaloğlu, İl Jandarma Komutanı Albay Şerafettin Yılmaz, 7. Ana Jet Üs Komutanı Kıdemli Albay Hasan Hüseyin Kanbur, TÖTM Başhekimi Hakan Parlakpınar ile çok sayıda yerli ve yabancı akademisyenler katıldı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Türk dünyasının çocukları Samsun’u renklendirdi Samsun, Türk dünyasının dört bir yanından gelen çocukların katılımıyla başlayan festivalle adeta kültür ve kardeşlik şölenine sahne oldu. Renkli yürüyüş ve gösterilerle start alan Türk Dünyası Çocuk Festivali, kentte büyük coşku oluşturdu. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından ikincisi düzenlenen "Türk Dünyası Çocuk Festivali", yürüyüşle başladı. 9 farklı ülkeden gelen 113 katılımcı çocuk ile yüzlerce vatandaş, bando eşliğinde İlkadım ilçesi Lise Caddesi’nden başlayarak İstiklal Caddesi, 19 Mayıs Bulvarı’nı takiben Onur Anıtı’na kadar yürüdü. Anıt önünde yapılan törende konuşan Samsun Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nihat Soğuk, festivalin taşıdığı anlamın altını çizerek, "Şehrimiz adına tarihi ve kültürel bir buluşmaya daha şahitlik ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan haftasında bu yıl ikincisini düzenlediğimiz Türk Dünyası Çocuk Festivali’ni gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Sokaklarımız bugün Türk coğrafyasının dört bir yanından gelen kardeşlerimizin neşesiyle şenleniyor" dedi. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal ise Türk dünyasının ortak geleceğine vurgu yaparak, "Türk dünyası bir sevdadır. Bu çocuklarımız Samsun’da bir hafta geçirecek, dostluklar kuracak ve hem şehrimizin kültürünü hem de Cumhuriyetimizin kuruluş ruhunu yakından tanıyacak" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından program İstiklal Meydanı’nda devam etti. Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan, KKTC, Kırım, Kosova, Özbekistan, Balkarya ve Gagavuzya’dan gelen çocuklar yöresel oyunlarını sahneleyerek izleyenlere renkli anlar yaşattı. Festival, farklı ülkelerden gelen 113 çocuğun katılımıyla Samsun’da kültürler arası kardeşlik ve dayanışma mesajlarının öne çıktığı etkinliklerle sona erdi.
İstanbul Kartal’da Milli Egemenlik Gururu ve Çocuk Bayramı büyük bir coşkuyla kutlanacak Kartal Belediyesi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106. yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, kentin dört bir yanındaki meydan ve parklarda düzenleyeceği görkemli şenliklerle kutlamaya hazırlanıyor. Milli iradenin yönetimde söz sahibi olduğu bu tarihi günün coşkusu, Kartal’ın park ve meydanlarında düzenlenecek olan mahalle şenlikleriyle tüm kenti saracak. Bayram heyecanı, 23 Nisan Perşembe günü saat 12.00’de Neyzen Tevfik Meydanı’ndan başlayıp Kartal Meydanı’na kadar uzanan büyük bayram yürüyüşü ile başlayacak. Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı bu anlamlı günün heyecanı, yürüyüş boyunca tüm Kartallıların katılımıyla tek yürek olarak yaşanacak. Çocukların bayram sevinci renkli etkinliklerle ikiye katlanacak Bu büyük buluşmanın hemen ardından, saat 13.00 ile 17.00 arasında dört farklı noktada mahalle şenlikleri gerçekleştirilecek. Kartal Meydanı, Uğur Mumcu Kültür Merkezi, Karlıktepe Mahallesi 19 Mayıs Spor Parkı ve Yakacık Çarşı Mahallesi Bayram Demirkol Parkı’nda kurulacak etkinlik alanlarında çocuklar, bayramın tadını doyasıya çıkaracak. Çocukların hayallerindeki bayramı yaşayabilmeleri için özenle hazırlanan şenlik alanlarında palyaço ve maskot gösterilerinden sihirbaz performanslarına, çeşitli yarışmalar ve bubble show etkinliklerinden dans gösterilerine kadar pek çok eğlenceli aktivite yer alacak. Minik Kartallılar, kurulan oyun alanlarında bayramın tadını çıkarırken, kum boyama ve çeşitli atölye çalışmalarında yeteneklerini sergileyebilecek. Gün boyu sürecek olan patlamış mısır, pamuk şeker, bayrak ve balon ikramlarıyla şenlik havası doruğa çıkacak. Başkan Gökhan Yüksel’den tüm kartallılara davet Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, halkın iradesinin temsil edildiği Meclisimizin açılış ruhunu, çocukların neşesiyle birleştirdiklerini belirttiği konuşmasında, "Sevgili Kartallı komşularım, gelin 23 Nisan coşkusunu, Kartal’ın parklarında yankılanan çocuklarımızın sesleriyle geleceğe taşıyalım" diyerek tüm çocukları ve komşuları ücretsiz düzenlenen bu anlamlı buluşmaya davet etti.
İzmir Aliağa Belediyesinden çocuklara 23 Nisan armağanı Aliağa Belediyesinin çocuklara yönelik yayınevi markası ’Aliağa Çocuk’ tarafından hazırlanan ’Ali ve Ece – Yaşasın 23 Nisan’ adlı resimli öykü kitabı yayımlandı. ’Ali ve Ece’ serisinin 3. kitabı olan eser, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinliklerinde Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar tarafından Helvacı, Şakran ve Aliağa merkezde düzenlenecek etkinliklerde çocuklara armağan edilecek. Çocuklara yönelik yayınevi olan belediye Aliağa Belediyesi, Aliağa Kent Kitaplığı ile sürdürdüğü kültür yayıncılığını çocuklara yönelik nitelikli eserlerle büyütmeye devam ediyor. Aliağa Belediye Başkanı Serkan Acar’ın Eğitim vizyonu kapsamında yayın hayatına kazandırılan ’Aliağa Çocuk’ yayınevi markası, Çocuklara Milli ve manevi değerleri, doğayı, hayvan sevgisini, yardımlaşmayı, kent kültürünü, yerel tarihi ve Aliağa’nın tarihî ile doğal değerlerini sevdirmeyi amaçlayan yayınlar yapıyor. Bayram coşkusu, okul ve Atatürk sevgisi Yazar Demet Bozkurt tarafından kaleme alınan ve 7 yaş ve üzeri çocuklara hitap eden ’Ali ve Ece – Yaşasın 23 Nisan’, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Aliağalı çocuklar Ali ve Ece’nin gözünden anlatıyor. Aliağa’da geçen hikâye, çocukların bayram heyecanını, arkadaşlığını, paylaşma duygusunu ve ortak değerlerini sade, sıcak ve öğretici bir anlatımla işliyor. 23 Nisan: Çocuklara duyulan güvenin simgesi Kitapta Ali ve Ece’nin bayram sabahı başlayan hikâyesi, okul yolculuğu, Atatürk İlkokulu’ndaki tören hazırlıkları, şiir okumaları, resim yarışmaları ve halk oyunları gösterileriyle devam ediyor. 23 Nisan’ın, milli egemenliğin, Cumhuriyet bilincinin ve çocuklara duyulan güvenin de simgesi olan bir bayram olduğu vurgulanıyor. Eserde ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı, milli egemenlik kavramı, Atatürk sevgisi, tarih bilinci, okul hayatı, dayanışma, özgüven ve kültürel etkinlikler çocuklar için yalın bir dille aktarılıyor. ’Aliağa Çocuk’ yayınları büyümeye devam ediyor Aliağa Çocuk Yayınları tarafından hazırlanan ’Ali ve Ece’ resimli çocuk öyküleri serisi büyümeye devam ediyor. Daha önce ’Ali ve Ece Hippoterapi Merkezinde’ ve ’Ali ve Ece Patiparkta’ adlı kitaplarla çocuklarla buluşan seri, ’Ali ve Ece – Yaşasın 23 Nisan’ ile üçüncü kitabına ulaştı. Serinin yeni kitapları ’Ali ve Ece Yavru Flamingo’ ile ’Ali ve Ece Piknik Günü’ ise mayıs ayında yayımlanarak çocuklarla buluşacak. Aliağa Belediyesi tarafından 2023 yılında kurulan Aliağa Çocuk Yayınevi, çocuklara kitap sevgisi kazandırmak, yerel tarih ve kültürü erken yaşta tanıtmak, Aliağa’yı çocukların dünyasına onların diliyle anlatmak amacıyla yayın hayatına başladı. Altı kitaptan oluşması planlanan ’Ali ve Ece’ serisiyle çocukların hem kendi şehirlerini tanımaları hem de milli ve kültürel değerlerle büyümeleri hedefleniyor. Vatandaşlar Aliağa Çocuk Yayınlarını, Aliağa Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden edinebiliyor.
Muş Muş’ta akıl ve zeka oyunları heyecanı Muş’ta düzenlenen akıl ve zeka oyunları etkinliğinde 10 farklı kategoride ilçe birincisi olan öğrenciler yarıştı. Başarılı olan öğrenciler, Türkiye finallerinde Muş’u temsil edecek. Milli Eğitim Bakanlığı ile Tüm Akıl ve Zeka Oyunları Federasyonu iş birliğinde Muş Vahit Özmen Ortaokulu’nda öğrencilerin zihinsel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla akıl ve zeka oyunları etkinliği düzenlendi. Etkinliğe, farklı okullardan 10 ayrı kategoride ilçe birincisi olan öğrenciler katıldı. Öğrenciler, strateji, dikkat ve problem çözme becerilerini ortaya koydukları oyunlarda kıyasıya mücadele etti. Renkli görüntülere sahne olan yarışmalarda öğrencilerin heyecanı ve rekabeti dikkat çekti. Organizasyon kapsamında öğrencilerin analitik düşünme, hızlı karar verme ve odaklanma becerilerinin geliştirilmesi hedeflenirken, öğretmenler ve veliler de yarışmaları ilgiyle takip etti. Yarışmalar sonunda dereceye giren öğrenciler, Muş’u Konya’da düzenlenecek Türkiye finallerinde temsil etme hakkı kazandı. Başarılı öğrencilerin finallerde de önemli dereceler elde etmesi bekleniyor. Akıl ve Zeka Oyunları eğitmeni Sinem Kaşcı, Türkiye genelinde her yıl düzenlenen organizasyonun okul, ilçe ve il aşamalarının ardından final sürecine ulaştığını belirterek, "Bugün 10 kategoride birinciler belli olacak, ödülleri takdim edeceğiz. Daha sonra Konya’da düzenlenecek Türkiye finalleri için yarışacak öğrenciler belirlenecek; yani Konya yolcuları netleşecek. Akıl ve zeka oyunlarının öğrenciler üzerinde gerçekten çok önemli faydaları olduğunu görüyoruz. Hem stratejik düşünme hem de sosyal açıdan ciddi katkılar sağlıyor. Bu doğrultuda öğrencilerimizi bu tür etkinliklere yönlendirmek ve sosyal faaliyetlere katılımlarını artırmak istiyoruz. Turnuvaya toplam 45 öğrenci katıldı. Öğrenciler 10 farklı kategoride yarıştı. Bu 45 öğrenci arasından 10’u birinci olarak Konya’da düzenlenecek Türkiye finallerine katılma hakkı elde edecek. Turnuvada mangala başta olmak üzere Abluka, Equilibrium, Pentago, Küre ve Koridor gibi çeşitli akıl ve zeka oyunları yer aldı" dedi. Akıl ve Zeka Oyunları turnuvasına katılan öğrencilerden Rojbin Artun, "Zeka oyunları yarışmalarına katıldım, İlçe birincisi oldum. Buraya geldim, burada da İl birincisi oldum. Hedefim, Türkiye finallerine gidip orada da birinci olmak, ödüller kazanmak ve ailemi gururlandırmak. Şu an bu başarı beni çok gururlandırdı" ifadelerini kullandı.
Tunceli Gülistan Doku soruşturmasında tutuklu başhekimin ifadesi ortaya çıktı Tunceli’de kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku soruşturması kapsamında tutuklanan dönemin başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir’in ifadesi ortaya çıktı. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku ile ilgili yürütülen soruşturmada cinayet şüphesiyle 11 şüpheli tutuklanırken, son tutuklanan isim ise dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Çağdaş Özdemir olmuştu. ‘Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek’ suçundan tutuklanan Özdemir’in jandarmadaki ifadesi ortaya çıktı. Özdemir, 2019 ve 2020 yıllarında kendisinin Tunceli Devlet Hastanesi Baş Hekimlik görevini, eşinin de Tunceli İl Sağlık Müdürlüğünde başkan olarak yani il müdür yardımcısı olarak görev yaptığını ifade etti. 3 yıl boyunca hem Tunceli Devlet Hastanesinde Başhekim ve hem de il sağlık müdürü olarak görev yapma sebebi sorulunca, "Ben bu görevi kendim istemedim, hatta o dönemin valisi olan Tuncay Sonel’e atamamın yapıldığı ilk aylarında kendi makamına gidip, sayın valim ben bu 2 görevi yapmakta zorlanıyorum diye 2-3 kez ifade ettim ancak pandemi sebebi ile olduğunu düşünüyorum, herhangi bir değişim olmadı" dedi. 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi’nde Sisoft isimli yazılım şirketi ile çalışıldığını ifade eden Özdemir, hastanede şirket çalışanı olarak 2 elemandan birinin Burçin Yerlikaya, asıl sorumlu olan diğerinin Yücel Erdem olduğunu ifade etti. Özdemir’e 2019 ve 2020 yıllarında Tunceli Devlet Hastanesi kayıtlarının silinmesi ve düzeltilmesi işlemlerinde kimin yetkili olduğu da soruldu. Özdemir, "Hastane kayıtlarının silinmesi, düzeltilmesi, eklenmesi hususlarında bu personeller ve firmanın kendisi yetkiliydi, benim yada başka bir hastane çalışanında böyle bir yetki yoktu. Yetki olmadığı gibi bilgi ve beceriside yoktu. Benim de bu konu ile ilgili yetkim olmadığı gibi becerimde yoktur. Silme işlemi ile ilgili şöyle örnek vererek anlatmak istiyorum; A isimli şahsın hastane müracatı alınıp TCKN’ den dolayı olası yanlış kaydedilmesi durumunda, bilgi İşleme kaydı açan poliklinik ya da acil sekreteri yazılı belgeyi 2 müdür yardımcısına imzalatıp, havalesini sağlayarak Yücel beye yazılı olarak dilekçesini verir, Yücel bey gerekli silme, düzeltme ve ekleme işlemlerini yapar, bu tarz konular benim bilgimi gerektirecek konular değildir, daha önce yapıldıysa da bilgim yoktur" diye konuştu. "Bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir" Gülistan Doku’yu tanımadığını, hiç görmediğini söyleyen Özdemir’e Gülistan Doku’nun 07.01.2020 tarihli POLNET sorgusu çıktısı doğrultusunda 31.12.2019 saat 09.09’da Tunceli Devlet Hastanesine giriş kaydının bulunduğu tespit edildiği halde, müteakip yapılan araştırmalar neticesinde bu kayıtlara ulaşılamamış olup bahse konu kaydın silinmesi de soruldu. Bahse konu "POLNET" çıktısı ve tutanak gösterilince Özdemir, "Bahse konu POLNET sisteminin Polislerin kullanmış olduğu sorgu sistemi olarak biliyorum. POLNET’ in de verileri Hastaneden aldığını biliyorum. 7 Ocak’ ta böyle bir POLNET sorgusu yapılıp Tutanak tutulduysa herhalde böyle bir şey vardır. Sonrasında bu kayıtlara ulaşılamıyorsa silinmiştir. Başkaca bir açıklaması olup, olmadığı konusunda bir bilgim yok, bu konuyu bilişim uzmanlarının çözmesi gerekli. Tahminen silindiği yönünde görüşüm vardır" ifadelerini kullandı. "Bu imza başhekim yardımcılarıma ait olabilir" Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığına sunulmak üzere 08.01.2020 tarihli yazıyla Tunceli Devlet Hastanesinden "Gülistan Doku’nun son 1 yıla ait kayıtların çıkartılarak (Muayene olduğu poliklinikler vs.) gönderilmesi" ile ilgili yazıya cevabi olarak 09.01.2020 tarihli üst yazı ekinde kendisinin imzası bulunduğu halde, Gülistan Doku’ya ait Epikriz raporları içerisinde 31.12.2020 tarihli Epikriz raporuna rastlanmadığı da Özdemir’e soruldu. Özdemir, "Bu imza başhekim yardımcılarıma ait olabilir geçmişte de ben olmadığım zaman işler aksamasın diye atmış olabilirler. Ben bu evrak ile ilgili o dönemde Gülistan Doku hakkında bilgi istenildiğini biliyorum, başhekim yardımcılarım bana evrakı hazırlayıp gönderdiklerini söylemişlerdi, ama içeriğinin ne olduğunu bilmiyorum, eklerinde sunular epikriz raporlarının eksikliğinden de bir bilgim yoktur" diye kaydetti. "Benim meslek etiğime, kişisel karakterime yakışmayan durumdur" Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığınca Akgün yazılım şirketi ile yapılan yazışma sonucunda şirketten 16.04.2025 tarihinde gelen cevabi yazıda "Gülistan Doku’ya ait 31.12.2019 tarihli HBYS sisteminde yer alması gereken hastane kayıtlarının profesyonel ve detaylı bir çalışma ile kasıtlı bir biçimde silindiği değerlendirildi. Özdemir’e "Gülistan Doku’nun bahse konu hastane kayıtlarına silme talimatını size kim verdi? Siz bu silme işlemini kime yaptırdınız?" sorusu yöneltildi. Özdemir şöyle cevapladı: "Ben yukarıda da bahsettiğim gibi kimse ile bu konu hakkında ve Gülistan Doku hakkında hiç bir görüşmem olmadı, bahse konu Akgün firmasının yazısında belirtildiği hususlar yapıldı ise bunda benim bir sorumluluğum ve bilgim yoktur. Bu tamamen bilgi işlemciler ve yazılım şirketi olan Sisoft’ un sorumluluğunda ve kontrolünde olan işlemlerdir. Benim Kullanıcı yetkilerimde o dönem böyle bir yetkim yoktu. Firma ile hizmet sözleşmemiz vardır. Benim normal poliklinik hizmetleri ve hastane istatistikleri konusunda kullanıcı yetkim vardır. Bu konu hakkında bir bilgim olmadığı için silme işlemini de kimin yaptığını, ya da kimin yaptırdığını bilmiyorum. Bana kimse bu işlemi yapma konusunda talimat vermedi, veremez de çünkü ben böyle kötü bir işi yapacak değilim. Benim meslek etiğime, kişisel karakterime yakışmayan durumdur. Maddi, manevi bir problemim olmadığı için hiçbir vaatle kimse bana bu tarz yasal olmayan, yanlış işlemleri yaptıramaz" dedi.