ASAYİŞ - 09 Ocak 2019 Çarşamba 14:02

Malatya Valiliğinden ‘Sevkan Ordu’ açıklaması

A
A
A
Malatya Valiliğinden ‘Sevkan Ordu’ açıklaması

Ayrılmak istediği eşinin tehditleri ile sokağa çıkamadığını belirten Sevkan Ordu’nun açıklamaları üzerine Malatya Valiliği yazılı bir açıklama yaparak, “Bahsi geçen tüm olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısının talimatları doğrultusunda adli işlemler yapılmış ve önleyici tedbirler alınmıştır” denildi.

Ayrılmak istediği eşinin tehditleri ile sokağa çıkamadığını belirten Sevkan Ordu’nun açıklamaları üzerine Malatya Valiliği yazılı bir açıklama yaparak, “Bahsi geçen tüm olaylarla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısının talimatları doğrultusunda adli işlemler yapılmış ve önleyici tedbirler alınmıştır” denildi.


Malatya Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, ulusal ve yerel basında Sevkan Ordu’nun demeçleri ile ilgili çıkan haberler anımsatılarak, haberlere konu olan iddialarla ilgili açıklama yapılmasının gerekli görüldüğü belirtildi.


Valilik açıklamasında, Sevkan Ordu’nun eşi Ö.O. hakkında kasten yaralama, tehdit, hakaret, 6284 sayılı kanuna muhalefet, iftira, kişilerin huzur ve sükununu bozma gibi suçlardan Yeşilyurt İlçe Emniyet Müdürlüğünce gerekli adli işlemlerin başlatılmasının sağlandığı belirtildi. Ayrıca şüphelinin çocuğuna şiddet uyguladığı iddiası ile ilgili olarak Malatya Çocuk Şube Müdürlüğünce de işlem yapıldığı belirtilerek, Sevkan Ordu’nun babası olan Şevket Gül’ün iş yerinin kundaklanması olayı ile ilgili Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından başlatılan tahkikatın devam ettiği ifade edildi.


Yine Sevkan Ordu’nun ikamet ettiği apartmanın bulunduğu yere ses bombası atıldığı iddiası ile ilgili ise herhangi bir iz, emare ve delilin tespit edilememesi nedeniyle bir işlem yapılmadığı belirtilirken, ‘Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ çerçevesinde ise mağdur Sevkan Ordu hakkında 6 ay süre ile koruyucu tedbir kararı alındığı ifade edildi.


Açıklamada ayrıca, Sevkan Ordu’nun annesi ve babası hakkında da Yeşilyurt Polis Merkezi Amirliğince 3 ay süreli koruyucu tedbir kararları uygulandığı belirtildi. Şüpheli Ö.O.’nun tedbir kararlarına aykırı davranması nedeniyle Malatya Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosuna 6 kere suç duyurusunda bulunulduğu dile getirildi.


Malatya İl Emniyet Müdürlüğü sorumluluk alanında bahsi geçen tüm olaylarla ilgili Cumhuriyet Savcısının talimatları doğrultusunda ivedilikle adli işlemlerin yapıldığı ve önleyici tedbirler alınarak hazırlanan tahkikat evraklarının Malatya Cumhuriyet Başsavcılığına iletildiğinin belirtildiği açıklamada “Tahkikat evrakları ile ilgili olarak adli makamlarca açılan davaların bir kısmı devam etmekte olup, bazı şikayetlerle ilgili olarak ‘kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” alındığı anlaşılmıştır” ifadelerine yer verildi.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Aci ailesi, Eylem Tok ve oğlunun yakalanmasının ardından konuştu: “Çok güzel bir bayram hediyesi, şimdi onlar düşünsün” Oğuz Murat Aci’nin ölümüne neden olan kaza sonrası kaçan Yazar Eylem Tok ile 17 yaşındaki oğlu T.C.’nin ABD’de yakalanması haberine ilişkin konuşan Oğuz Murat Aci’nin ailesi, “115 günde hiç sevinmedik, ilk defa sevindik, sevinç gözyaşı döktük, yangına bir nebze su serpildi. Bu bir başlangıç, asıl mücadele yeni başlıyor. Eninde sonunda gelecekler, oğluma gidip müjdeli haberi vereceğim. Havalimanında davul zurna ile karşılayacağım, çok güzel bir bayram hediyesi. Şimdi onlar düşünsün, biz çok düşündük” dedi. Yazar Eylem Tok ile Op. Dr. Bülent Cihantimur’un 17 yaşındaki oğlu T.C. iddiaya göre 1 Mart 2024’te Kemerburgaz’da kullandığı lüks otomobille bozulan ATV’lerini yol kenarına çeken kişilere çarpıp Oğuz Murat Aci’nin (29) ölümüne neden olurken annesi Eylem Tok tarafından Mısır’a oradan da ABD’ye kaçırılmıştı. Olayın üzerinden yaklaşık 3,5 ay geçerken kırmızı bülten de çıkartılan anne ve oğul ABD’de yakalandı. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, kazanın ardından ABD’ye kaçan anne oğulun Türkiye’nin iade talebi çerçevesinde ABD’de yakalandığını açıkladı. O haberin ardından Oğuz Murat Aci’nin annesi Pervin Aci, babası Özer Aci ve eşi Şükriye Aci duygularını anlattı. “Eşimle beraber ağladık, sevinç gözyaşı döktük” Yakalanma haberini uzun süredir beklediklerini söyleyen Özer Aci, "Sevindik, 115 gün içerisinde hiç sevinmediğimiz sürede hep ağladık, gözyaşı döktük. İlk sefer sevindik, eşimle beraber ağladık, sevinç gözyaşı döktük. Hak, hukuk istiyorum. Bu bir başlangıç, orada, burada yargılanır, fark etmez. Tutuklanması bile büyük bir olay, asıl mücadele yeni başlıyor. Eninde sonunda gelecekler, anne sonunda gelecek. 24 Kasım vizesinin son günü, ben sabırlı insanım, sabreden derviş muradına erermiş. Oğlumun mezarına bugün de gittim, oğlum mücadeleme devam ediyorum, ufaklığı söylediğin gibi sünnet yaptırdık dedim. O, 2 yaşını doldurmadan önce sünnet yapılmasını istiyordu. Bugün öğrendikten sonra en kısa sürede yine oğluma gidip bu müjdeli haberi vereceğim, bak oğlum, oğluyla beraber gelecekler diyeceğim. Gözyaşı dökeceğiz, muhakkak dertleşeceğiz. Acımız devam ediyor fakat yangına bir nebze su serperler ya o serpildi. Onu hissettim, acı söndü mü veya ateş döndü mü? Sönmedi, sönmeyeceğini biliyorum ama hafifledi. Her şeyden önce onun gözlerinin içine bakarak nasıl bir anne olduğunu yüzüne karşı söylemem lazım, ne hissettiğini görmek isterim. O gün gelecek, tekrar ediyorum; gelecek, eğer kaçırmazsam yoğun bir işim olmazsa havalimanında davul zurna ile karşılayacağım. Geç olabilir, eninde sonunda adaletin tecelli edeceğinden eminim. Avukatımla görüştüm; yargılama süresine kadar yakınen takip ediyoruz. Şu an orada avukatımız da var, avukatımız davaya girecek, yakından takip ediyoruz. Gelinim arayınca açtım, karşılıklı ağlaştık, ‘Doğru mu baba’ dedi, doğru olduğunu söyledim. İnsan nereye kadar kaçabilir ki, ilahi adalet yerini bulacak, bunun kaçarı yok. Ailesine, devletine iyi bir birey mi yetiştirdiğini sanıyor anne, hayır” dedi. “Çok güzel bir bayram hediyesi, oğluma müjdeyi vereceğim” Karar sonrası bir parça içinin ferahladığını söyleyen anne Pervin Aci, “Yakalandı haberi sonrası bir şey deyim mi; koskocaman bir dağ sırtımdan kalktı. Acı, yara dinmiyor, hiç dinmedi, omuzlarım çökmüş bir haldeydi. O kalktı, evladıma gidemedim, gidiyordum, geriye gönderdiler. Gidip de müjde edecektim, oğlum şimdi seninle baş başa kalacağım, senin katillerini artık yakaladılar. Şimdi acımı seninle paylaşacağım, dertleşeceğim. Her gittiğimde oğlum yine gelmedi, yine gelmedi diyordum. Ama merak etme, getireceğiz, bu davayı kazanacağız, hep böyle diyordum, şimdi diyeceğim ki oğlum sözümü tuttum. Mutluluk ağlayışı var, acı ağlayışı var. Nasıl olduğumu bilmiyorum. Sünneti çok güzel yapacaktı oğlum, hastanede nasıldık. Perişan halde sünnet ettirdim çocuğumu, çocuğum olsaydı neler yapmazdık. Bayram hediyesi, nasıl bayram hediyesi, çok güzel bir bayram hediyesi. Her zaman demiştim ki; Eylem Tok tutuklanırsa ağlamayacağım, o gün bayramımdır. Bugün gerçekten ağlamıyorum. O evlat, evlat acısı çok zordur, kendisine öyle bir kinim var, öyle kinim var ki niye böyle yaptı niye oğlumu bıraktı, kaçtı. Oğlumun yanına gidememiş, ayaklarıma diken batarmış, öyle bir şey denir mi? O babaya seslenmek istedim, 115 gündür buradayız, 115 gündür de bu evler dolup taştı. Bir seferde ya birazcık telefon et ya şimdi otursun, onlar düşünsün, ben çok düşündüm. Çok ağladım, şimdi onlar ağlasın” şeklinde konuştu. “Beklemiyordum, müthiş bir rahatlama geldi” Anne oğulun yakalanması kararına ilişkin konuşan Oğuz Murat Aci’nin eşi Şükriye Aci, “Şaşırdım, beklemiyordum, müthiş bir rahatlama geldi. Sünneti tek başımıza yaptırdık, eşim yoktu ama en azından maalesef içimiz rahatladı. Verdiğimiz mücadelede bir noktaya ulaştık. Buruk da olsa bir mutluluk var. Adalet arayışımız, beklediğimiz şekilde gerçekten hak ettikleri cezayı alacakları şekilde devam eder diye umuyoruz. En son mezarına sünnet olacağını söylemeye gitmiştim. Şimdi de güzel bir haber vermek için gideceğim. Verdiğimiz mücadelede sonuna kadar gideceğiz. Belki bir bayram hediyesi oldu bu haber ama bayramımız onsuz geçeceği için buruğuz. Babalar Günü de tabi ki oğlum hiçbir zaman kutlayamayacak, kutlamayacağız. Oğlum, babasının olmadığının, olmayacağının artık farkında. Çok mutsuzdum, son zamanlarda özellikle kırmızı bültenden sonra hiç haber çıkmaması mutsuzluğa sürükledi. Şu anda dedim ki boşuna değilmiş hiçbir şey, ne yaparlarsa yapsınlar, adaletten kaçamayacaklar. Bundan sonra aldıkları ceza daha önemli bizim için, ilk günden, o açıklamasından beri bana çok dokunan, ‘Annelik içgüdüsü ile yaptım’ diye savunduğu açıklamasına istinaden bir şeyler söylemek istiyorum. O kadar annenin canı yandı, ben de anneyim, eşimin annesi de ve diğer yaralıların; bir tanesi de benim annem. Hepimiz çok üzüldük, herkes anne, hiçbir anne, çocuğunu veya diğer çocuklara zarar gelmesini istemez. Bir annenin yapacağı bir davranış değildi, bununla ilgili çok şey söylemek istiyorum” şeklinde konuştu.