GENEL - 08 Mayıs 2023 Pazartesi 14:26

Gürkan, “Depremin üçüncü günü Malatya’ya şehir plancılarını getirdik”

A
A
A
Gürkan, “Depremin üçüncü günü Malatya’ya şehir plancılarını getirdik”

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya’da deprem sonrası iyi bir koordinasyon yürütüldüğünü hatırlatarak, “Depremin üçüncü günü Malatya’ya şehir plancılarını getirdik.

Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Malatya’da deprem sonrası iyi bir koordinasyon yürütüldüğünü hatırlatarak, “Depremin üçüncü günü Malatya’ya şehir plancılarını getirdik. Şu anda da neredeyse planlar tamamlama aşamasına geldi” dedi.


Gürkan, vatandaşlardan deprem raporları hakkında artan şikayetler üzerine üniversitelerden teknik eki, bakanlıktan ise müfettiş istediklerini açıklayarak, “Bu şartlarda bile fesatlık edenler oluyor. Biz bu şehri tekrar ayağa kaldıracağız. Buradaki manifestomuz da şudur, Bu şehir yerinde dönüşecek, yeni uydu kentler şehrimizin yapısına uygun olarak entegre edilecektir. Bütüncül plan yapılacak, lokal uygulamalarla bütüncül plana entegre olacak, yatay mimari ve şehrin seyrekleşmesi sağlanacak. Şehrin planını, omurgasını demografik ve sosyolojik yapısını bozmadan planımızı uygulayacağız.’” ifadelerini kaydetti.


14 Mayıs seçim çalışmaları çerçevesinde Bostanbaşı’nda düzenlenen toplantıda konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, “Malatya Büyükşehir Belediyesi ve diğer belediyelerimiz depremde büyük çaba gösterdi. Büyükşehir Belediyesi olarak ‘Acil Eylem Planımızı’ uyguladık ama bazen bazı yerlerde ‘Malatya neden televizyonlara çıkmıyor’ diyorlar. Çıkmaması daha iyi çünkü her şey koordineli bir şekilde ilerliyor. Depremle birlikte 100 bin vatandaşımızı Karayolu, 101 bin vatandaşımızı havayolu, 70 bin vatandaşımızı demiryolu ve yaklaşık 30 bin vatandaşımızı da feribotla transfer ettik. Daha sonra çadırlar, konteynerler geldi ve kalıcı konutların yerleri belirlendi. Depremin üçüncü günü Malatya’ya şehir plancılarını getirdik. Şu anda da neredeyse planlar tamamlama aşamasına geldi" ifadelerini kaydetti.


Gürkan, “Malatya’da depremin koordinasyonu Malatya Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi Dairesi Başkanlığında yürütülüyor. Bütün gıdalar yaptırdığımız Lojistik Depoda çıkıyor. Ekmekler ve yemekler Yeni ekmek ve Yemek Fabrikamızda çıkıyor ve yaptırdığımız binalar yaşam alanları olarak kullanılıyor. Onun için Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan en son Malatya ziyaretinde, beni yanına çağırdı ve ‘seni tebrik ediyorum, bu kadar öngörülü olduğun için’ dolayısıyla bazen zihnimizi bulandırmaya çalışanlar itibar etmeyelim" dedi.


"Deprem raporları için üniversitelerden ekip ve bakanlıktan müfettiş istedik”


Gürkan konuşmasını şöyle sürdürdü, “Depremin faturası büyük. Özellikle Yeşilyurt ilçesi ve Bostanbaşı Mahallesi’nde yıkım çok fazla. Biz bu konuyla ilgili de Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden, Bilkent Üniversitesi’nden ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Teftiş Kurulu’ndaki müfettişleri çağırdık. Çünkü vatandaştan bize şikâyet geliyordu, ‘gelen teknik eleman sadece dışarıdan baktı ve gitti’ diye. Yani bazı binalarda ağır hasarlı raporu alması gerekirken hafif hasar, hafif hasarlı olan bazı binalara ise ağır hasarlı raporu verilmiştir,’ denildi. Dışardan bakılmış, bir şey yok, ama binanın içerisine girildiği zaman kolanların kırıldığı tespit ediliyor. O nedenle bu kurullardan getirdiğimiz görevliler 25 büyük sitede 9 ayrı lokasyonda inceleme yaptılar. Gelen raporlara baktığımızda da sonuçları sizlerle paylaştık ve dedik ki; ‘Değerli hemşerilerim evlerinizi hurdacılara teslim etmeyin. İtiraz süresi başlayınca itirazlarınızı yapın, itirazdan sonra gerçek anlamda muayyene yapıldıktan sonra eğer kapı pencereniz sökülecekse ona göre sökün.’ Niye? Vatandaşımızın dişinden tırnağından artırdığı zarar etmesin diye. Bazen bakıyorum bu açıklamamı sanki ağır hasarlı binaları hafifi hasarlı gösterilmesi gerekiyor diye lanse ediyorlar. Bu şartlarda bile fesatlık edenler oluyor. Biz bu şehri tekrar ayağa kaldıracağız. Buradaki manifestomuz da şudur; ‘Bu şehir yerinde dönüşecek, yeni uydu kentler şehrimizin yapısına uygun olarak entegre edilecektir. Bütüncül plan yapılacak, lokal uygulamalarla bütüncül plana entegre olacak, yatay mimari ve şehrin seyrekleşmesi sağlanacak. Şehrin planını, omurgasını demografik ve sosyolojik yapısını bozmadan planımızı uygulayacağız.’ Malatya’ya gelen şehir plancılarına verdiğimiz talimatta budur. Çalışmalarımızda bu minvalle devam ediyor ve bu şekilde de çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Vatandaşımızı mutazarrır etmek veya yerinden yurdundan etmek gibi bir derdimiz yok. Şehrimizin yaraları sarılacak. Her zaman birlik ve beraberlik içerisinde olacağız.”



"Erdoğan’ın yanında Beydağı gibi arkasında olacağız”


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti için oy isteyen Gürkan sözlerini şöyle tamamladı:


“14 Mayıs’ta bir seçim var. Bu seçimde ya istikrarı onaylayacağız ya da istikrarsızlık durumu ile karşı karşıya kalacağız. Neticede 11 şehrimiz yıkılmış ve buralarda kalıcı konutların temelleri atılmış. O nedenle istikrarın devam etmesi lazım. Bütün bunları göz önünde bulundurarak ve büyük fotoğrafa bakarak, oyumuzu kullanacağız. Biz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında ve Beydağı gibi arkasında olacağız. 14 Mayıs’ta da oyunuzu AK Parti’ye vermenizi istiyorum.”

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Diyarbakır Geri dönüşümlü ambalajlar tercih edilerek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanıyor Diyarbakırlı iş adamı Volkan Beşenk, ambalaj sektöründe geri dönüşümlü ambalaj üreterek su, ağaç ve enerji tasarrufu sağlanmasına vesile oluyor. Dünyanın birçok ülkesine doğa dostu ürünler ile hitap eden Worldpack ambalaj firması, Türkiye’de de farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Doğada çözülebilen geri dönüşümlü ürünler ile Türkiye piyasasında kısa sürede doğa dostu ürünleriyle farkındalık oluşturdu. Worldpack Ambalaj Yönetim Kurulu Başkanı Volkan Beşenk, 2010 yılında ambalaj üreterek başladıklarını, daha sonra odak noktalarını gıda ambalajlarına yönelttiklerini söyledi. Gıdayla temas edebilen ambalajlar üretmeye başladıklarını belirten Beşenk, üretimlerinin şu anda bu alanda devam ettiğini ifade etti. Ayrıca ham madde imalatını da yaptıklarını aktaran Beşenk, "Yurt dışında fabrikalarla anlaşmamız mevcut. Ürettiğimiz ambalajlar yüzde 100 selülozdan imal edilmekte. Bu vesile ile direkt gıda ile temas edebilme özelliğine sahip. Ürünlerimiz tek kullanımlık. Kullanım yapıldıktan sonra geri dönüştürülüp gıda harici farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Örneğin tekstil, taşıma çantaları, elektronik eşya kutuları gibi ürünlerde geri dönüştürülmüş şekilde kullanılabiliyor" dedi. Ürünlerin, doğada birebir çözülebilen ürünler olduğunu kaydeden Beşenk, "Türkiye’de geri dönüşüm fabrikaları kuruldu. Ürünün niteliği değiştirilerek farklı sektörlerde kullanılabiliyor. Aynı üründen böylece daha fazla katma değer oluşturabiliyoruz. Geri dönüşüm yapan insanların çevre duyarlılığı biraz daha fazla oluyor. Ürünlerimiz ormanlardan elde edilen selülozla elde ediliyor. Geri dönüşüm yaptığınız zaman bu ormanlara dokunmuyorsunuz. Su, ağaç, enerji tasarrufları sağlıyorsunuz. Halkımızın ambalaj konusunda biraz daha bilinçlenmesini istiyorum" diye konuştu.
Kayseri Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.