EKONOMİ - 16 Ağustos 2024 Cuma 16:58

Ayakkabı alırken dikkat sağlıklı ayaklar için doğru tercihler

A
A
A
Ayakkabı alırken dikkat sağlıklı ayaklar için doğru tercihler

Türk markası North Wild, e-ticaret yoluyla ürettiği erkek spor ayakkabıları ve diğer ürünleri 30’dan fazla ülkeye ihraç ediyor. Bu marka, farklı bölgelerin ayak yapısına uygun ayakkabılar sunarak dünya çapında tüketicilere ulaşıyor ve aynı zamanda ülke ekonomisine katkı sağlıyor.


Yaz mevsimi devam ederken tüketiciler, alışverişlerini aşırı sıcakların etkilerini en aza indirmek amacıyla yapıyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde bini aşkın tüketiciyle gerçekleştirilen bir araştırma, bu eğilimi doğruluyor. Tüketiciler, özellikle yaz aylarında spor ayakkabı tercih ederken daha dikkatli davranıyor. Araştırma sonuçlarına göre, tüketicilerin bu yaz ayakkabı alışverişine geçen yıla göre daha fazla bütçe ayırdığı ve yüzde 61’inin alışverişlerini online platformlardan yaptığı ortaya çıktı. North Wild, e-ticaret yoluyla sunduğu erkek spor ayakkabıları başta olmak üzere, teknolojik ürünlerini 30’dan fazla ülkeye ihraç ederek dünya çapında nefes alabilen, dayanıklı spor ayakkabılar sunuyor ve ülke ekonomisine katkı sağlıyor.


“Ayakkabı seçerken rahatlık, esneklik ve sağlıklı materyal kullanımı önemlidir”


Ortopedi ve Travmatoloji uzmanı Operatör Doktor Selçuk Ercan, tüketici eğilimlerini değerlendirerek, “Sağlıklı ayaklar, tüm gün rahat hareket edebilmemize yardımcı olur ve bunu sağlayan en önemli etmen doğru ayakkabı seçimidir. Yanlış ayakkabılar, ayak parmaklarında şekil bozukluklarına, ayak bileği sorunlarına, basma bozukluklarına, ayak mantarı ve nasır gibi birçok soruna neden olabilir. Bilimsel araştırmalar da göstermektedir ki ayak sağlığının bozulması, başka hastalıklara davetiye çıkarırken yaşam kalitesini düşürür. Ayak sağlığı açısından uygun bir ayakkabı, ayağın şekline, genişliğine ve kemer yapısına uygun olmalıdır. Ayrıca taban desteği iyi sağlamalı, nefes alabilen ve esnek materyallerden yapılmış olmalıdır. Bu nedenle, North Wild ekibi nefes alabilir, iç taban desteği sunan hafızalı taban, darbe emici, su geçirmez gibi teknolojilere sahip ayakkabılar sunuyor” dedi.


“Her kıtadaki müşterilerimizin ayak ölçüsüne uygun üretim yapıyoruz”


North Wild Kurucusu Selim Demir, küresel erkek ayakkabı modasını Türk ayakkabı sektörüne uyarlarken, farklı ülkelerdeki müşterileri için bölgenin yaygın ayak ölçülerine uygun özel ürünler ürettiklerini belirtti. Demir, “Ayak prototipleri sadece bireylere değil, bölge veya kıtalara göre de değişiklik gösterebilir. Biz de her müşterimizin kendine en uygun ürünü bulabilmesi için özel tasarımlar gerçekleştiriyoruz. Örneğin, Asya ülkelerine sattığımız erkek ayakkabılarını 39 numaradan başlatırken, Avrupa ülkelerinde 41 numaradan başlatıyoruz. Bu yöntem, satış hacmimize katkıda bulunuyor. Toptan satış yaptığımız müşterilerimiz de koleksiyonlarını bu parametreye göre oluşturuyor” şeklinde konuştu.


“Koleksiyonlarımızın yüzde 80’ini erkek spor ayakkabıları oluşturuyor”


Selim Demir, müşteri kitlesinin yüzde 80’ini erkeklerin oluşturduğunu belirterek, koleksiyonlarında hitap ettikleri kesimin demografik özelliklerine dair bilgiler paylaşarak, “Erkek tüketicilere hitap etmek, aslında bilinçli bir seçim değildi. Ancak, üretim kapasitemizin yüzde 60’ını oluşturan toptan ve perakende satışlarımızda erkek tüketicilerden daha fazla talep geldiğini gördük. Kusursuz müşteri memnuniyetini misyon edindiğimiz markamızla bu talebi göz ardı edemezdik” ifadelerini kullandı.


Demir, “North Wild olarak, inovatif bakış açımızla büyümeye ve gelişmeye devam ediyoruz. Yaklaşık 30 yıl önce küçük bir atölyede başlayan serüvenimiz, bugün toplamda 7 bin metrekarelik kapalı alanı ve 4 bin metrekarelik deposu bulunan İstanbul ve Ağrı’da iki uluslararası standarttaki fabrikamızda sürüyor. Şu an günlük 5 bin çift üretim kapasitesine sahibiz. Böylesi bir başarıyı tüm dünyaya ihracat yaparak taçlandırmaktan ve ülkemizi temsil etmekten mutluluk duyuyoruz. Bu motivasyonumuzla yalnızca online olarak yaptığımız satışlarımızı mağaza fikrine açtık. Yakın gelecekte 3 ayrı şehirde mağaza açılışlarımız olacak” diye konuştu.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın Eski Adalet Bakanı Tunç, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların , çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ Eski Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, memleketi Bartın’da katıldığı sahur programında yaptığı konuşmasında uluslararası kuruluş, mahkeme ve sözleşmelerin Filistin’deki soykırımı engelleyemediğini belirterek, ’’Maalesef soykırımı önleyecek, kadınların, çocukların katledilmesini engelleyecek bir sistem dünyada kurulamadı’’ dedi Önceki Dönem Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Bartın İli Dernekler Federasyonu (BİDEF) tarafından bir kafede düzenlenen sahur programına katıldı. Sahur yemeği öncesinde konuşan Yılmaz Tunç, ’’Gerçekten şu son çeyrek asırda ülkemizin başına gelmeyen kalmadı. Darbeler, muhtıralar, parti kapatma davaları, türlü türlü senaryolar. Bütün bu engelleri hep milletimiz sayesinde aşmayı başardık ve milletimize o nedenle biz borçluyuz. Milletimizden biz alacaklı değiliz, milletimiz bizden alacaklı. Dolayısıyla biz onlara ne kadar hizmet etsek azdır. Milletin hissiyatını anlayıp, yönetimde onları temsil edebiliyorsak, onların düşüncelerini icraata dönüştürebiliyorsak, iradesine uygun davranabiliyorsak, taleplerini yerine getirebiliyorsak, o zaman biz görevimizi yapmış oluruz’’ dedi. ’’Soykırımı önleyecek sistem dünyada kurulamadı’’ İsrail tarafından 2.5 yıldır Filistin’de gerçekleştirilen katliamları da hatırlatan Eski Adalet Bakanı Tunç, uluslararası kuruluş, mahkeme ile sözleşmelerin Filistin’deki kadın ve çocukların katledilmesini engelleyemediğini ifade etti. İsrail ve gerçekleştirdiği soykırımlara karşı uluslararası mekanizmaların çalışmadığını ifade eden Tunç, ’’Etrafımız bir ateş çemberi. Dünya önemli bir sınavdan geçiyor. Maalesef iki buçuk yılı aşkın bir zamandır, Filistin’deki soykırım devam ediyor. Ateşkese rağmen oradaki sıkıntılar devam ediyor. Maalesef oradaki soykırım önleyecek, çocukların katledilmesini, kadınlara katledilmesini önleyecek bir sistem dünyada kurulamadı. Uluslararası hukuk yok sayılıyoruz. Uluslararası sözleşmeler kağıt üstünde kalıyor. Uluslararası mahkemeler kuruluyor, kararlar alıyor ama uygulayan yok. Birleşmiş Milletler, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi mekanizmalar zaten hiç çalışmıyor’’ ifadelerini kullandı. ’’Hukukun gücü değil, gücün hukukunun geçerli olduğu devri yaşıyoruz’’ Tunç, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran ile Lübnan’a yönelik saldırıları ile ilgili ise ’’Hukukun gücü değil de, gücün hukukunun geçerli olduğu bir dönemi, devri yaşıyoruz maalesef. Bu anlamda Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde her türlü adaletin yanında, barışın, hakkaniyetin yanındayız. Diplomasiyle sorunların çözülmesi taraftarıyız. O anlamda dengeli bir dış politika, güçlü bir irade ortaya koyan bir Cumhurbaşkanımız var’’ şeklinde konuştu. ’’Teröre zemin teşkil eden tüm unsurları ortadan kaldırdık’’ Yılmaz Tunç, 41 yıldır Türkiye’de devam eden terör sorununa karşı son 23 yılda teröre karşı zemin, mazeret teşkil eden tüm unsurların birer birer ortadan kaldırıldığını vurgulayarak, ’’Yaklaşık yarım asırdan bu yana terör belasıyla meşgul olan bir ülkeyiz. Trilyonlarca lira kaybımız oldu. Teröre harcadı. Eğer harcamasaydık, bugün Türkiye her alanda, çok daha farklı, çok daha ileri bir noktada olurdu. Sadece maddi kayıplar değil, milletimizi huzursuz eden, acılara boğan, şehitler vermemize, gazilerimize neden olan terör belasından kurtulmanın mücadelesini yaptık. Bu mücadele kırk bir yıldan beri sürdü. Son 23 yılda da özellikle teröre zemin teşkil eden, mazeret teşkil eden bütün unsurları ortadan kaldırdı. Ayrımcılık yapmadık. Etnik ayrımcılık yapmadık, dini milliyetçilik yapmadık. Türkiye’de seksen bir vilayetine yatırım götürdük. Teröre zemin teşkil edecek her şeyi ortadan kaldırarak, işte son bir buçuk yıldır terörsüz Türkiye sürecini konuşuyoruz. Olağanüstü Hali 2002’de bir kaldırdık, ondan sonraki süreçte adım adım bugünlere kadar geldik ve terör örgütünün kendini feshiyle sonuçlanan bir noktaya geldik. Sadece Türkiye içerisinde değil, bölgede silahları bırakması ve terörün kendini feshetmesi süreci başarıya ulaştığında, Türkiye çok daha hızlı bir şekilde kalkınmasını, gelişmesini sürdürecek’’ ifadelerine yer verdi. ’’Savaşan tarafların ikisiyle de konuşabilen tek lider; Recep Tayyip Erdoğan’’ Eski bakan Tunç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dünya genelinde dengeli politika yürüttüğünü vurgulayarak, ’’Daha adil bir dünya için daha güçlü bir Türkiye gerekir. İşte bu güçlü Türkiye için de, birlik beraberliğimizi daha da kuvvetlendirmek gerekir. Bütün ülkelerle konuşabilen, savaşan tarafların her ikisiyle de konuşabilen, dünyada ikinci bir lider yok. O lider Recep Tayyip Erdoğan. O nedenle Sayın Cumhurbaşkanımız inşallah, bu dengeli politikasıyla hem ülkemizin güvenliğini, milletimizin güvenliğini koruyarak, hem de dünyadaki bu çatışmaların sona erdirilmesi, barışın hakim olabilmesiyle ilgili çabalarını sürdürmeye inşallah devam edecek’’ diye konuştu. Konuşmalardan sonra okunan Kur-an-ı Kerim ve edilen duaların ardından ise sahur yapıldı. Programın son bölümündeki soru, öneri ve temenniler kısmında Tunç, sivil toplum kuruluşlarının dilek ve taleplerini dinledi. Program günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Ankara AK Parti Bursa Milletvekili Varank ve MİT Başkanı Kalın, sahurda vatandaşlarla bir araya geldi Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve AK Parti Bursa Milletvekili, Türkiye Büyük Millet Meclisi Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank Ankara’nın Çankaya ilçesinde sahurda vatandaşlarla bir araya geldi. MİT Başkanı Kalın ve AK Parti Bursa Milletvekili Varank Ankara’nın Çankaya ilçesinde sahurda vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Varank, "Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan bir Ramazan-ı Şerif ayının daha sonlarına yaklaşıyoruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları yaptığınız ibadetleri kabul eylesin. İnşallah en güzel şekilde Ramazan bayramına kavuşmayı tabii ki Kadir Gecesi’ni idrak edeceğiz. En güzel şekilde Kadir Gecesi’ni idrak etmeyi de bizlere nasip eylesin. Her sene Ramazan-ı Şerif ayında bir güzellik olarak vatandaşlarımıza çağrıda bulunuyoruz. Ben bir Bursa’da bir de Ankara’da bunu yapmaya çalışıyorum. Hemşerilerimizi sahura davet ediyoruz. Sağ olsun hemşerilerimiz de bizleri yalnız bırakmıyorlar. Bu güzel ortamı oluşturmak için, bizlerle beraber olmak için bizimle buluşuyorlar. Ben gelen her bir kardeşimize çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Ramazan-ı Şerif demek, birlik demek, beraberlik demek. Aslında aynı değerler etrafında buluşabilmek demek. İşte sahur sofraları da sahur birliktelikleri de aslında bu toplumun en güzel değerlerinden bir tanesi. İşte bu güzellikle de biz sizlerle beraber buluşmuş olduk. Rabbim inşallah bu güzellikleri yaşamaya devam etmeyi bizlere nasip eylesin" dedi. Coğrafyanın içinde bulunduğu zor şartlara değinen Varank, şunları kaydetti: "Tabii zor bir coğrafyada yaşıyoruz değerli kardeşlerim. Etrafımız adeta bir ateş çemberi ve bu ateş çemberi içerisinde Türkiye’yi salimen rotasında tutabilmek büyük mücadeleler büyük fedakarlıklar gerektiriyor. Hamdolsun Sayın Cumhurbaşkanımız da aslında Türkiye Cumhuriyeti’ni o rotada tutabilmek, tam bağımsız büyük Türkiye’yi inşa edebilmek için büyük bir mücadele içerisinde inşallah bizler de bir olursak, beraber olursak, hep birlikte birbirimize tutunursak işte Sayın Cumhurbaşkanımıza en büyük desteği vermiş oluruz. Biz öyle inanıyoruz ve biz bir olduğumuzda da Türkiye’nin üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey olmaz. Biz yeter ki beraber olabileceğimiz fırsatları çoğaltalım. İşte kendi değerlerimize sahip çıkalım. Bu Ramazan-ı Şerif’i çok farklı bir şekilde yaşıyoruz. Hepiniz etrafınızda görüyorsunuzdur. 7’den 77’ye adeta herkes bu Ramazan-ı Şerif’in havasını yaşamaya devam ediyor. İnşallah önümüzdeki Ramazanlar da böyle olsun diyoruz. Rabbim birlik beraberliğimizi daim etsin diyor. Geldiğiniz için tekrar teşekkür ediyor sizlere." Varank’ın konuşmasının ardından, MİT Başkanı Kalın ve vatandaşlar hep beraber sahur yaptı.