KÜLTÜR SANAT - 10 Ekim 2025 Cuma 10:28

Malatya Kültür Yolu Festivali’nde altıncı gün renkli etkinliklerle geçti

A
A
A
Malatya Kültür Yolu Festivali’nde altıncı gün renkli etkinliklerle geçti

Malatya Kültür Yolu Festivali’nin altıncı gününde, her yaş grubuna hitap eden birbirinden renkli etkinlikler sanatseverlerden yoğun ilgi gördü.


Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Fahri Kayahan Salonu’nda sahne alan sanatçı Eşref Ziya, tasavvuf müziğinin huzur veren ezgileriyle dinleyicilere maneviyat dolu bir gece yaşattı. Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenen "Öteki" adlı oyun ise Malatya Kongre ve Kültür Merkezi Kemal Sunal Salonu’nda tiyatroseverlerle buluştu. Ayşegül Çelik’in kaleme aldığı, yönetmenliğini İsmet Numanoğlu’nun üstlendiği oyun; yalnızlık, ötekileştirme ve insan olmanın anlamı üzerine düşündürdü.


İnönü Üniversitesi İletişim Fakültesi Konferans Salonu’nda ise "Belgesel Sinemacılar Birliği Anadolu Belgesel Atölyeleri" düzenlendi. Bahriye Kabadayı Dal, Dr. Semra Güzel Korver ve Ozan Turgut’un eğitmenliğinde gerçekleştirilen atölyede katılımcılar, belgesel sinemasına dair uygulamalı eğitim aldı. Festivalin mobil tırı "Sinema Yollarda" etkinliği kapsamında Yazıhan ilçesinde vatandaşlara açık hava sineması keyfi yaşattı.



Çocuk Köyü doyasıya eğlendirdi


Malatya 100. Yıl Kent Parkı’nda kurulan "Çocuk Köyü", festivalin altıncı gününde de minik misafirlerini ağırladı. Birbirinden eğlenceli atölye çalışmaları, sahne gösterileri, tiyatrolar ve oyun alanlarıyla dolu etkinlik alanında çocuklar, "Mirket İş Başında Çocuk Tiyatrosu" ile keyifli anlar yaşarken, "Aşuk ile Maşuk" gösterisinde geleneksel sahne sanatlarıyla tanıştı.



Malatya Kültür Yolu Festivali’nde altıncı gün renkli etkinliklerle geçti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri 25 yıllık usta, tarihi Osmanlı’ya dayanan güllaçın püf noktalarını anlattı Kayseri’de 25 yıllık yaş pastası ustası Ramazan Duran; yüzyıllardır Ramazan sofralarının vazgeçilmezi olan güllaç yapımının püf noktalarını anlattı. Ramazan ayının ortalarına yaklaşırken iftarın vazgeçilmezlerinden olan güllaç büyük ilgi görüyor. Kayseri’de 25 yıllıdır yaş pasta ustalığı yapan Ramazan Duran, güllaç yapımının püf noktalarını anlattı. Güllacın ham maddesinin mısır nişastası olduğuna değinen Duran, yapım aşamasında dökülen sütün ılık olması gerektiğinin altını çizdi. 10-15 dakika dinlendirildikten sonra afiyetle tüketileceğini söyleyen usta Duran," Güllaç Ramazan’ın vazgeçilmez tatlısıdır. Bu tatlının ham maddesi mısır nişastasıdır. Süt ne sıcak olacak ne de soğuk olacak, oda sıcaklığında olacak. Önce tepsimizin altını ıslatıyoruz. Güllaçlarımızı tek tek ıslatıp tepsimize diziyoruz. İsteğe bağlı içeresine ceviz, Antep Fıstığı gibi malzemelerimizi koyduktan sonra üstüne tekrar katlarımızı ekliyoruz. Güllacın üstüne sütünü döküp dinlenmeye bırakıyoruz. Dinlendikten sonra kesip servise sunuyoruz. Dilimlenmesi için 10-15 dakika dinlenmesi gereklidir. Antep fıstıklı, cevizli, muzlu, frambuazlı ve çikolatalı güllaç çeşitlerimiz bulunmaktadır. Ramazan’ın vazgeçilmezi güllaç, vatandaşlarımıza afiyet olsun" ifadelerini kullandı.
Hatay Depremde iş yerleri ve evleri yıkılan afetzede kadınlar, zanaatlarını kültür sanat çarşısında yaşatıyorlar Hatay’da depremde atölyeleri zarar gören depremzede kadın zanaatkarlar, valilik tarafından açılan Kültür Sanat Çarşısı’nda atölyelerine kavuşarak yeniden el sanatlarını yaşatma fırsatı buldular. Medeniyetler beşiği olan Hatay’da depremzede sanatçıları hayata tutundurmak ve sanatlarını yaşatmak için Hatay Valiliği tarafından Defne ilçesi Çekmece Mahallesi’ne Kültür ve Sanat Çarşısı kurulmuştu. Şehrin kültürünün ve el sanatlarının yaşatıldığı 82 iş yerinde; mozaiğinden ebru sanatına, ahşap yakma sanatından taş oymacılığına onlarca sanat dalı onlarca kadın sanatçının ellerinde hayat buluyor. Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın talimatıyla kurulan çarşıda açılan atölyelerde, kadın sanatçıların emek verip yaptıkları çalışmalar vatandaşların hizmetine sunuluyor. "Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak, sanat çarşısında dükkanın verilmesi, kendi mesleğimi icra etmek bize gerçekten terapi gibi geldi" Dedesinden aldığı ilhamla 30 yıldır kilim dokumacılığı yaparak kadının kendi ayakları üzerinde durabileceğini gösteren Ferdali Bostancı, "Ben 30 yıldır kilim dokuma ustasıyım. Dede mesleğini daha geniş çaplı nesillere aktarabilmek için 1994’te bu sanatın okulunu okudum. Dedem eskiden hasır işlerdi, biz küçükken merakla da onu sürekli izlerdik. Çocukluğumdan aklımda kalan bu mesleği ileride üniversitesini okuyup icra edeceğimi açıkçası düşünmemiştim. Depremden sonra tekrar mesleğime kavuşmak ve özellikle şu an sanat çarşısında küçücük de olsa bir dükkanın verilmesi kendi mesleğimi icra edip bunu gelecek nesillere aktarıp bunun için bir imkan sunulması için bize sunulduğundan kaynaklı gerçekten terapi gibi geldi. Kadın öncelikle her şekilde kendi ayaklarının üstünde durur. Bunu her şekilde görüyoruz ve aslında her kadın çok güçlüdür. Yeter ki hiçbir yerden kösteklenmesin ve kendi çabalarıyla düştüğü yerden tek başına kalkabilen bir güce sahiptir. Kadınlar çok zorluklar çekerek bugüne varabilir. Beni destekleyen bir eşim var. Ümit ediyorum ki bütün kadınlara da aynı şekilde belli bir yardım beklemeden kendi seslerini çıkarmak ve kendi güçleriyle ortaya koyabilmek" dedi. "Kadın olarak kendimi kanıtlamaya, kendinizi ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyoruz" Kadınların kafalarına koydukları her konuda başarılı olacağını söyleyen ve 41 yıldır ebru sanatını icra eden Durdunaz Günaydın, "Ben 41 yıldır bu işin içindeyim. Ben hem ressamım hem de ebru sanatçısıyım. Şu anda benim yaptığım meslek ressamlığın dışında Hatay ipeği üzerine ebru sanatçısıyım. Bu ipeğe yönelmem de buradaki ebru sanatçısı olduğum zaman dedim ki bu tek ebru yani kağıtlarda olmasın. Kağıttan çıkartıp seramiğe, ondan sonra işte ahşaba, taşa, deniz kabuğuna kadar her şeye ebru batırdım. Herkesin ebru sanatını tanıması lazım. Bu Hatay’ın ipeklerini, Samandağ ve Harbiye ipeklerini aldım. Onlara o ipekçilerimizi, onlar da bana yardımcı oldular. Onların ipeklerini ebru yaptım. Biz depremde çok kayıplarımız oldu, benim atölyem vardı ve yıkılmadı. Atölyemde kadın olarak benle oğlum beraber çalışıyorduk ve ayakta durmaya çalışıyorduk. Mesleğimi bu şekilde icra etmeye çalışıyorduk fakat depremde çok kayıplarımız oldu. Antakya’da evimiz olduğu halde evimiz yıkıldı. Burada Valimiz Mustafa Masatlı, sağ olsun bize yardımcı oldular. Buradaki sanatçılarımızı toparladılar. Ben de maddi manevi sıkıntıya girdiğim halde ayakta durmaya çalışıyorum. Yavaş yavaş kadın olarak kendimi kanıtlamaya, kendinize ve ailenize yardımcı olmak amacıyla çabalıyoruz. Kadınlar Günü esasında böyle bir günde anmak güzel oldu. Kadınlarımızın ne kadar güçlü ne kadar başarılı olduğunu isterse kadınların hani derler ya taşı sıksa suyunu çıkarırlar. Kadınlar kafalarına bir şey koydukları zaman yaparlar. Kadınlar Günü’nde bütün kadınlarımızın Kadınlar Günü’nü kutluyorum" ifadelerini kullandı.