EKONOMİ - 21 Kasım 2025 Cuma 10:08

Zirai donun vurduğu coğrafi işaretli Malatya kayısısında hedef 300 milyon dolar gelir

A
A
A
Zirai donun vurduğu coğrafi işaretli Malatya kayısısında hedef 300 milyon dolar gelir

Avrupa Birliği’nden (AB) coğrafi işaret tescili alan ürün sayısı 42’ye ulaştı. Listenin üçüncü sırasında yer alan Malatya kayısısı, zirai don nedeniyle ihracatta düşüş yaşasa da dünya pazarında lezzetiyle adından söz ettirmeye devam etti.


Malatya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ramazan Özcan, coğrafi işaretli ürünler arasında kayısının kuru meyve grubunda prestij ürünü olduğunu söyledi. 12 nisanda yurt genelinde etkili olan zirai don hadisesinin kayısı ihracatını düşürdüğünü vurgulayan Özcan, buna rağmen her ay 3 bin ton ürünün tüketiciyle buluştuğunu belirtti.


Kayısının 2017 yılında coğrafi işaret belgesini aldığını belirten Özcan, "Malatya kayısısı marka değerini coğrafi işaret belgesiyle beraber arttırmaya devam ediyor. Sadece coğrafi işaretle belgesiyle değil, Malatya kayısı dünyada yaş ve kuru kayısı üretim miktarı başta olmak üzere kalite, besin değeri, kalori bakımından marka değerini gittikçe güçlendiriyor" dedi.



"En önemli şey duvarda tablo olmaktan çıkarmak"


Malatya kayısının kalitesinin tartışılmaz olduğunu ifade eden Özcan, AB coğrafi işaret belgesinin kullanımında henüz istenilen seviyede olunmadığını belirtti.


Başkan Özcan, "Coğrafi işaret belgeleri ürün için bir sigorta görevi görüyor. Bu belge ürünün raftaki değerini ve farklı bölgelerdeki ürünlerle kıyasını korumak için en önemli belgedir. Bu belgeyi aldıktan sonra yapılması gereken en önemli şey duvarda tablo olmaktan çıkarıp rafta koruyucu bir etken kılmak önemli. Avrupa Birliği coğrafi işaretli ürün sayısı arttıkça da bu kullanımı daha çok ön plana çıkıyor" şeklinde konuştu.


Malatya’da sanayiciden ihracatçıya herkesin bu belgeye sahip çıkması gerektiğini söyleyen Özcan, artık daha hızlı aksiyon alınması gerektiğini belirtti. Başkan Özcan, "Herkes üstüne düşeni yaparsa coğrafi işaretli ürün olmanın vermiş olduğu avantajları kullanırız. Artık coğrafi işaretli ürün olmaktan ziyade bunun faydalarına odaklanmalı" dedi.



Zirai don fiyatları yükseltti, ihracatı düşürdü


Bu yıl nisan ayında meydana gelen zirai don afetinin kayısıyı önemli ölçüde etkilediğini belirterek devam eden Başkan Özcan, ihracat rakamlarının düştüğünü söyledi. Kayısının son 150 yıldır ilk defa böyle bir krizle karşı karşıya kaldığını söyleyen Özcan, "Geçmiş dönemlerde aralıklarla kısmi zira don yaşıyorduk. Ama 2025 yılı nisan ayında yaşadığımız kısmi zirai dondan çıkıp Türkiye’nin tamamını etkiledi. Malatya kayısı yüzde 100 zarar gördü. Buna rağmen 2024 yılından stoklarımızda muhafaza ettiğimiz ürünü de periyodik olarak tüketiciye ulaştırmak için çalışmalarımız devam etti. Zira don kaynaklı olarak ihracat rakamlarında düşüş bekliyorduk. Çünkü fiyatın 12 Nisan kriziyle beraber çok sert bir makas değişikliğinden bahsediyoruz. Bunun etkileri olacak. Her ay ortalama 3 bin tonunun üzerinde bir ihracatla tüketicinin Malatya kayısısına olan özlemini anlayarak pozisyon aldık" ifadesine yer verdi.



"Malatya kayısısı dünya pazarında yerini korumada ısrarlı"


12 Nisan krizinin zararının incelendiğine dikkat çeken Özcan, "Kısmî Pazar kayıplarından bahsediliyor ama biz bu pazar kayıplarını onaracağımıza eminiz. Malatya kayısısı dünya pazarında yerini korumada ısrarlı. 1 Ocak 2025 tarihinden bugüne kadar toplam 43 bin ton ihracat gerçekleştirdik. 260 milyon doların üzerinde bir gelir kaynağı sağlamış olduk. Geçtiğimiz yıllara baktığımız zaman ihracatta tonaj olarak yüzde 50 bir kayıp söz konusu. Yılı 50 bin ton ihracatla kapatmayı hedefliyoruz ama küçük sapmalarda olabilir. 300 milyon dolar ihracat geliri yakalamak için çalışmalarımız devam ediyor. 10 aylık ihracat rakamları beklentilerimizin dışında gerçekleşmedi" diye konuştu.



Zirai donun vurduğu coğrafi işaretli Malatya kayısısında hedef 300 milyon dolar gelir

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Başkan Künkcü: "Hüsnü başkanımıza sıkılan kurşun, birlik ve beraberliğimize sıkılmıştır" Aydın’ın Kuşadası ilçesinde eski oda başkanı Hüsnü Öten’e yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırıya AYESOB Başkanı Muhammet Ali Künkcü sert tepki gösterdi. Künkcü, "Hüsnü başkanımıza sıkılan kurşun, birlik ve beraberliğimize sıkılmıştır" diyerek saldırıyı en ağır ifadelerle kınadı. Kuşadası Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası önceki dönem Başkanı ve Şoför Esnaf Kefalet Kredi Kooperatifi Başkanı Hüsnü Öten’in uğradığı menfur saldırıya, Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (AYESOB) Başkanı Muhammet Ali Künkcü sert tepki gösterdi. Kadınlar Denizi Mahallesi Süleyman Demirel Bulvarı üzerinde, oda binası önünde gerçekleşen olayda H.C. isimli şahsın silahlı saldırısı sonucu bacağından yaralanan Öten, hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı. Saldırgan kısa sürede yakalanarak gözaltına alındı. Başkan Künkcü yaptığı yazılı açıklamada, "Kuşadası’nda yaşanan bu çirkin ve kabul edilemez saldırı, sadece Hüsnü Öten başkanımıza değil, tüm esnaf ve sanatkar camiamıza yapılmıştır. Hüsnü başkanımıza sıkılan kurşun, bizim birlik ve beraberliğimize sıkılmıştır. Bu tür zorbalıkları, silahı çözüm aracı olarak gören anlayışı asla kabul etmiyoruz. Şiddeti meşrulaştırmaya çalışan her zihniyetin karşısındayız" dedi. Esnaf teşkilatlarının kişisel husumetlerin, öfkenin ya da çıkar hesaplarının adresi olmadığını vurgulayan Künkcü, "Hiç kimse esnaf odalarımızı ve yöneticilerimizi hedef alarak korku iklimi oluşturamaz. Hukuk devletinde yaşıyoruz. Sorunu olan hukuk kapısını çalar, silaha sarılmaz. Bu saldırının takipçisi olacağız. Yargının en ağır şekilde gereğini yapacağına inanıyoruz" diye konuştu. Hüsnü Öten’e geçmiş olsun dileklerini ileterek, AYESOB olarak Kuşadası esnafının yanında olduklarını belirten Künkcü, "Değerli büyüğümüz Hüsnü Öten Başkanımıza acil şifalar diliyorum. Esnaf ve sanatkârlarımız bilmelidir ki; birlik olarak dimdik ayaktayız. Bu tür girişimler bizi yıldıramaz, aksine kenetler. Şiddeti protesto ediyor, saldırıyı en sert şekilde kınıyoruz" ifadelerini kullandı.
Muğla Muğla Büyükşehir’den temizlik seferberliği Muğla Büyükşehir Belediyesi, il genelinde başlattığı temizlik seferberliğinin üçüncü etabını Marmaris’te gerçekleştirdi. İlçede etkili olan fırtınanın ardından Yalancı Boğaz mevkiinde kıyıya sürüklenen atıklar, gençlerin katılımıyla düzenlenen etkinlikte toplandı. Muğla Büyükşehir Belediyesi, Marmaris Belediyesi ve Sosyal Gençlik Masası (SOGEM) iş birliğinde hayata geçirilen çalışma, hem kıyı temizliğini sağladı hem de çevre bilincinin artırılmasına katkı sundu. Çalışmalar kapsamında kıyı şeridinde biriken atıklar temizlenirken, çevre bilincinin artırılmasına yönelik farkındalık mesajları da verildi. Temizlik çalışmasına katılan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğrencisi İclal Güneş, "Lütfen çöplerinizi çay ile atmayın. Çünkü atılsa kadar kolay olsa da temizlenmesi o kadar kolay değil ve doğada da bunlar çözülmüyor biliyorsunuz. Lütfen çevremizi temiz tutalım" dedi. Öğrenci Mertcan Teker, "Bu tür etkinliklerin daha fazla arttırılmasını ve insanların bilinçlendirilmesini istiyoruz. Bu farkındalığı oluşturduğumuzda daha kolay bir şekilde temizlik sağlayabiliriz. Aslında en güzeli kirletmemek. Bütün vatandaşlarımızdan da aynı duyarı bekliyoruz" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığında görevli Serkan Cengiz, "Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak il gelinde başlattığımız temizlik seferberliğine devam ediyoruz. Ekiplerimizle ve araçlarımızla birlikte Marmaris Belediyesi ve SOGEM işbirliğiyle Marmaris ilçemizinYalancı Boğaz mevkiinde çevre temizliği çalışması gerçekleştirdik. Kıyı şehri ve çevresinde biriken atıkları toplayarak gerekli araştırmaları yapıyoruz ve vatandaşlarımızı çevre temizliği konusunda farkındalık çağrısında bulunuyoruz. Herkesi çevremizi korumak konusunda daha duyarlı olmaya davet ediyoruz" dedi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla gibi bu güzel coğrafyayı korumak, herkesin ortak sorumluluğu olduğunu belirterek, özellikle gençlerin böylesine anlamlı bir etkinlikte gönüllü olarak yer almasının önemli olduğunu, yerel yönetimler olarak bu bilinci destekleyen, doğayı koruyan ve sürdürülebilir bir gelecek için çalışan projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini açıkladı.
Muğla Muğla’daki hastanede yeni tedavi dönemi Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, modern tıbbın en güncel cerrahi yöntemlerinden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostatektomi) yöntemini bünyesine katarak üroloji alanında yeni bir dönem başlattı. Halk arasında "iyi huylu prostat büyümesi" (BPH) olarak bilinen rahatsızlığın tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bu yöntemle ilk başarılı operasyon gerçekleştirildi. Özellikle büyük prostat hacmine sahip hastalar için geleneksel olarak uygulanan açık cerrahi, yerini tamamen kapalı (endoskopik) bir yöntem olan HoLEP’e bırakıyor. Prof. Dr. Hüseyin Tarhan ve Doç. Dr. İlker Akarken öncülüğünde gerçekleştirilen ilk ameliyatla birlikte, hastanenin teknolojik altyapısındaki güçlenme de gözler önüne serildi. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Üroloji Klinik Sorumlusu Prof. Dr. Hüseyin Tarhan, HoLEP yönteminin hastalara sunduğu kritik avantajları şu şekilde özetledi: "Karın bölgesinde hiçbir kesi yapılmadan, doğal idrar yollarından girilerek operasyon tamamlanır. Minimum Kanama Riski: Lazer teknolojisi, dokuyu ayırırken aynı anda damarları mühürlediği için kanama riski yok denecek kadar azdır. Bu durum, özellikle kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalar için büyük bir güvenlik sağlar. Hastalar genellikle operasyondan sadece bir gün sonra taburcu edilir; sonda kullanım süresi ise minimuma iner. Tekrarlama riski ortadan kalkıyor. Prostat dokusu kapsülünden tamamen sıyrılıp çıkarıldığı için geride parça kalmaz ve hastalığın nüksetme ihtimali neredeyse sıfırlanır" dedi. Hastanenin teknolojik gelişimine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, "Hastanemizin teknolojik altyapısını güçlendiren bu önemli cihazın temininde desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanlığımıza teşekkürlerimizi sunarız" açıklamasında bulundu. Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi yönetimi ise, başarılı geçen ilk operasyonun ardından emeği geçen tüm sağlık ekibini tebrik ederek, bölge halkına sunulan sağlık hizmeti kalitesinin artarak devam edeceğini belirtti.