GENEL - 26 Mart 2012 Pazartesi 19:02

AK PARTİ MANİSA MİLLETVEKİLİ UОUR AYDEMİR:

A
A
A
AK PARTİ MANİSA MİLLETVEKİLİ UОUR AYDEMİR:

AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir, "İş hayatında binlerce aynı işi yapacak insanlar olacak. Tercih sebebi olmak için diğerlerinden artımız olması gerekiyor" dedi.
AK Partili Aydemir, yaptığı yazılı açıklamada eğitim ve öğretimin önemine değinerek, şu ifadelere yer verdi:
"Özellikle üniversiteye giderken bağlı olduğumuz bölüm ne olursa olsun bilgimizi ve öğrenme sınırımızı sadece okuldan aldığımız eğitimle sınırlamayalım aynı zamanda okuldan aldığımız teorik bilgileri piyasada çabalarımız sonucunda pekiştireceğimiz pratik bilgilerle de ilerletelim. Ben İmam Hatip Lisesi mezunuyum ve o yıllarda muhasebecilikten de anlamadığım halde okurken ben Akhisar`a gideceğim muhasebeci olacağım kararını almıştım. Hem okumama devam ediyor hem de muhasebecinin yanında çalışmaya
başlamıştım. Okul bitiminde ise muhasebecilikten en azından alt yapısını almış bir mezundum. Benim öğrenci kardeşlerimize tavsiyem okurken aynı zamanda pratiğinizi de geliştirmeye çalışın. Sadece okulda alınan bilgiyle sınırlı kalınırsa mezun olan kardeşimiz iş hayatına atıldığında sadece öğretmeninin ona gösterdiği kadarını bilir. Bu yüzden teorikle pratik bilgi aynı oranda pekişmeli."
Sadece sınıfı geçmek ve sınavdan başarılı olmak için ders çalışılmaması gerektiğini vurgulayan AK Parti Manisa Milletvekili Aydemir, açıklamasına şöyle devam etti:
"Pratik ve teorik bir kuşun kanatları gibidir. Biri diğerinden eksik olursa olmaz. Okul bittiğinde uzun bir hayat öğrenci kardeşlerimizi bekliyor. İş hayatında binlerce aynı işi yapacak insanlar olacak tercih sebebi olmak için diğerlerinden artımız olması gerekiyor. Bu bilinçle okulumuza devam etmeli ve mezun olmalıyız. Mezun olan öğrencilerimiz hayata güvenle atılmış, kendi ayakları üzerinde duran öz güveni tam bireyler olmalıdır. Ayrıca üniversiteyi bulundukları kentle barışık halde tutmalıyız. Kent ve
üniversite birbirlerine sırtlarını dönmüş durumda olmamalıdır. Bunun için öncelikle üniversite yönetimine ve öğretim görevlilerimize çok önemli görevler düşüyor. Üniversitelerimizin ne kadar faydalı olduğunu, faaliyetlerini ve eğitim yapısını kentimizde yaşayan vatandaşlarımıza anlatmalı ve onların üniversitelerimize daha yakın olmalarını sağlamalıyız."
Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Glütensiz beslenme trendine profesörden uyarı: Teşhis yoksa sağlık riski var Ondokuz Mayıs Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Anıl, glütensiz beslenmenin son yıllarda moda haline geldiğini belirterek, herhangi bir hastalık teşhisi olmadan bu şekilde beslenmenin ilerleyen süreçte bazı vitaminler, mineral ve besin eksikliklerine yol açabileceğini söyledi. Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Münir Anıl, glütensiz beslenmenin son yıllarda bir trend haline geldiğini belirterek, bunun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Glütensiz beslenmesi gereken bireylerin büyük bir bölümünü çölyak hastalarının oluşturduğunu ifade eden Anıl, "Fbromiyaljide, bağırsak sendromlarında, otizmin bazı gruplarında, haşimatonun bazı durumlarında, glüten alerjilerinde ve sebebi açıklanmayan bazı özel durumlarda glütensiz beslenme gerekiyor. Ancak son dönemde sadece moda veya trend olduğu için glütensiz beslenmek isteyenleri duymaya başladık. Glüten, buğdayın içinde bulunan bir proteindir ve teşhis konulan kişilerin tüketmemesi gerekir, aksi halde rahatsızlık verir" dedi. "Teşhis olmadan glütensiz beslenmek ileride sorunlara yol açabilir" Yaklaşık 15 yıldır glütensiz beslenme üzerine bilimsel çalışmalar yürüttüğünü belirten Prof. Dr. Anıl, bilinçsiz glütensiz beslenmenin tehlikelerine dikkat çekerek, "20 miligramlık glüten bile bu bireylerde zor anlar yaşatabiliyor ve hastalığı ilerletebiliyor. Ancak diyet yapmak isteyen bazı kişiler ‘glütensiz besleniyorum’ diyerek bunu bir trend haline getirdi. Bu çok sıkıntılı bir durumdur. Eğer herhangi bir hastalık teşhisi konulmadan glütensiz beslenmeye devam edilirse, bazı vitaminler, mineral ve besin bileşenleri gıdalardan alınamaz. Bu da uzun vadede sağlığa zarar verir" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Anıl, Samsun’un Atakum ilçesinde açılan özel glütensiz kafeterya ile Büyükşehir Belediyesinin glütensiz kafesinin ise teşhisli bireyler için önemli ve olumlu gelişmeler olduğunu söyledi. Bilimsel çalışmalar teşhisli bireyler için sürüyor Glütensiz ürün geliştirme çalışmalarına da değinen Prof. Dr. Anıl, "Bilim durmuyor. Bazı baklagillerden ve mısır unundan iki farklı tarhana geliştirdik. Glütensiz ürünlerde aynı lezzeti yakalamak zordur ama biz bunu bilimsel ortamda aslında uygun hatta daha üstün özelliklerde geliştirdik. Özellikle çocuklar için glütensiz cips ürettik. Ayrıca fonksiyonel özellikleri yüksek bir ürün elde ettik. Tatlı ihtiyacına yönelik olarak da bakla şekeri üzerinde çalışıyoruz. Bakla şekeri üzerine yüksek lisans tezinin tamamladık. Patent aşamasındayız. 9 farklı bakla şekerini bu hastaların faydasına sunacağız" diye konuştu.
Samsun Lavanta kadınların elinde çeşitli ürünleri dönüşüyor: Yağ, mum, kolonya Samsun’un Kavak ilçesinde lavanta yetiştiriciliği, kadınlar arasında rağbet görüyor. Kadınlar lavantayı işleyip yağ, kolonya, çay ve mum gibi ürünlere dönüştürüyor ve çeşitli etkinliklerde pazarlıyor. Samsun’un Kavak ilçesinde lavanta yetiştiriciliği, kadınlar arasında ilgi görmeye devam ediyor. Kadınlar, lavantayı işleyerek yağ, mum, kolonya ve çay gibi ürünlere dönüştürüyor, ürettikleri ürünleri çeşitli etkinliklerde ve fuarlarda satışa sunuyor. Kavak Kadın Kooperatifi Başkanı Hümeyra Çelik Uyanık, "Kavak’ta şu an 600 dönüm arazide lavanta yetiştiriliyor. Lavanta yağları yine mahallede çıkartılıyor. Bu tür fuarlarda ve çeşitli etkinliklerde pazarlanıyor. Kozmetikte kullanılabiliyor, çay olarak da değerlendirilebiliyor. Özellikle Kavak’ın iklimi Isparta bölgesine benzetildiği için çok verimli şekilde yetiştiriliyor. Şu anda yağı, çiçeği ve tonikleri üretiliyor. Kolonya da üretiliyor" dedi. "Lavantadan mumlar üretiyorum, lavanta çayı olarak satış yapıyorum" Lavanta üreticisi Melike Kurtoğlu, "Büyükşehir Belediyesinin hibe desteği ile bu işe başladım. Şu anda yağlık üretim yapıyorum. Lavanta yağlarını Kavak’ta yetiştiriyoruz. 11 dönümlük bir arazim var ve orayı değerlendiriyorum. Lavantadan mumlar üretiyorum, lavanta çayı olarak satış yapıyorum" diye konuştu. "Kavak’ta lavanta, kadınlara istihdam sağladı" Özden Özçelik ise, "5 senedir lavanta işi yapıyoruz. Hem turizme açık bir yer. Ziyaretçiler gelerek fotoğraf çekimi yapıyor. Bunun yanı sıra kendi ürünlerimizin üretimini yapıp satışını gerçekleştiriyoruz. Kavak’ta lavanta, kadınlara istihdam sağladı. Öncelik olduk. 5 senedir devam ediyoruz" şeklinde konuştu.