SAĞLIK - 04 Ekim 2024 Cuma 11:11

Anne sütü sadece bebeği değil anneyi de koruyor

A
A
A
Anne sütü sadece bebeği değil anneyi de koruyor

Manisa Celal Bayar Yenidoğan Uzmanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Tanrıverdi anne sütünün hem bebek hem de anne için tam anlamıyla bir koruma sağladığını belirterek, "Anne sütünün bebeğin üzerinde sonsuz, sınırsız faydaları var. Anne sütü çok faydalı, yaşayan bir sıvı, besin. Sürekli içeriği değişiyor. Aynı zamanda anne üzerinde de birçok faydaları var" dedi.


Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinin iş birliğiyle hastanenin poliklinik bölümünde stant açan sağlıkçılar yeni doğum yapan anneleri anne sütü konusunda bilgilendirdi. Anne sütünde ilk 6 ayın önemli olduğuna dikkat çeken ekip anne sütünün gelmesi için sürekli sağım yapılması gerektiğinin altını çizdi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı-Neonatoloji (Yenidoğan) uzmanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sema Tanrıverdi anne sütü ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu.



"Anne sütünün içeriği sürekli değişiyor"


İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Tanrıverdi, “Büyüme ve gelişmenin en hızlı olduğu, yaşamın ilk 6 ayında bebeğin tüm ihtiyaçlarını, fizyolojik, psiko sosyal ihtiyaçlarını karşılayan tek besin anne sütü. Anne sütünün bebeğin üzerinde sonsuz, sınırsız faydaları var. Besleyici özelliklerinin dışında bebeği enfeksiyonlara karşı koruyucu, ileride ortaya çıkabilecek, kanser, lösemi, diyabet, kardiyak hastalıklara karşı koruyucu özellikleri var. Aynı zamanda anne üzerinde de birçok faydaları var. Doğumdan sonra hemen emziren annelerde doğum sonrası kanamayı azaltıp, rahmin daha hızlı toparlanmasını sağlıyor. Aynı zamanda annede de ileriki dönemlerde ortaya çıkabilecek meme ve yumurtalık kanserine karşı koruyucu olduğu bilinmekte. Dünya Sağlık Örgütü gibi birçok dernekte doğumdan hemen sonra emzirmenin başlanması ve ilk 6 ayda sadece anne sütü verilmesini, 6. aydan sonra da tamamlayıcı uygun besinlerle birlikte 2 yaşına kadar anne sütünün devamını önermekte. Özellikle emzirerek öneriyoruz. Erken doğan çok düşük ağırlıklı bebeklerde, özellikle yoğun bakımdaki bebeklerde anne emziremediği durumlarda anne sütünün sağılarak verilmesi gerekiyor. Bu açıdan da anne sütünün sağılması, saklanması, yoğun bakıma taşınması konusunda ailelerin bilgilendirilmesi gerekiyor. Anne sütü çok faydalı, yaşayan bir sıvı, besin. Sürekli içeriği değişiyor. Bebeğin yaşına göre, gebelik haftasına göre, bebeğin fizyolojik yapısına göre değişiyor. Özellikle erken doğan bebeklerde, zaten gebeliğin son haftasında bebek gelişimini tamamlamadan doğduğu için yeteri kadar besin ve bağışıklık faktörlerini alamıyor. O yüzden burada daha da özel ve önemli oluyor. O yüzden ilk 6 ay sadece anne sütü verilmesini öneriyoruz” dedi.



“Anne bebek arasındaki bağı güçlendiriyor”


Anne sütünün faydalarının saymakla bitmeyeceğini kaydeden Tanrıverdi açıklamasını şöyle tamamladı: “Anne hangi doğumu yaparsa yapsın tabii ki normal doğum istiyoruz ama sezaryen doğum da olsa doğumdan hemen sonra ilk zamanlar anne ve bebeğin ten tene temas edilmesi ve ilk 30 dakikada bebeğin emzirilmesi gerekiyor. Anne sütünün içerisinde hem ağrıyı azaltıcı maddeler hem de anne ve bebek arasındaki bağın güçlenmesini sağlıyor. Bebeği de sakinleştirici maddeler var. Anneler korkuyor, bebeğin kan şekeri düşer mi, yetersiz gelir mi diye. İlk doğan bebeklerin ilk haftasında bebeğin midesi bir kiraz büyüklüğünde bunu da annelere anlatmak gerekiyor.”



Anne sütü sadece bebeği değil anneyi de koruyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bolu Denizi olmayan Bolu’da plaj voleybolu oynadılar Bolu’da Gençlik Haftası ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında kent merkezine kurulan sahada plaj voleybolu turnuvası düzenlendi. Bolu’da Gençlik Haftası ile 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri hız kesmeden devam ediyor. Etkinlik kapsamında Bolu Belediyesi tarafından kent merkezine kum dökülerek voleybol sahası oluşturuldu. İkişer kişilik takımların mücadele ettiği turnuva vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Sıcak havayı fırsat bilen vatandaşlar, kamp sandalyeleriyle sahayı çevreleyerek müsabakaları takip etti. Etkinliğe Bolu Belediyesi Başkan Vekili Tuna Özcan, CHP Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, sporcular ve çok sayıda vatandaş katıldı. "Bolu için gayet güzel bir organizasyon" Plaj voleybolunun Bolu için güzel bir organizasyon olduğunu belirten Safa Tutum, "Biz turnuvaya Bolu Arçelik olarak katılıyoruz. Bu organizasyonu düzenleyenlere teşekkür ederiz. Bolu için gayet güzel bir organizasyon. Deniz olmamasına rağmen plaj voleybolu bizim için güzel bir organizasyon. Turnuvaya katılan bütün arkadaşlara başarılar dilerim" dedi. "Plajı getirmişler" Denizin yokluğunu hissettirmediğini ve adeta plajı getirdiklerini ifade eden Nidanur Korkmaz, "Bolu’da okuyorum, 1. sınıf öğrencisiyim. İlk başta denizin olmadığını düşününce üzülmüştüm. Ama denizin yokluğunu hissettirmiyor. Plajı getirmişler. Çok güzel bir etkinlik, keyifle izliyoruz" şeklinde konuştu.
Erzurum Erzurum Kent Konseyi Başkanı Tanfer: ’’Engellilik toplumsal bir sorumluluktur’’ Erzurum Kent Konseyi Başkanı Hüseyin Tanfer, 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası dolayısıyla yayımladığı mesajda, engelli bireylerin toplumun ayrılmaz bir parçası olduğunu belirterek toplumsal duyarlılık çağrısında bulundu. ’’Duyarlılığımızı artırmak, hepimizin sorumluluğudur’’ Başkan Tanfer, mesajında, engelliliğin yalnızca bireysel ya da ailevi bir sağlık meselesi olmadığını, sosyal yönüyle tüm toplumu ilgilendiren önemli bir konu olduğunu ifade etti. Engelli vatandaşların yaşamlarını kolaylaştırmanın, sosyal hayata daha aktif katılımlarını sağlamanın ve karşılaştıkları sorunlara çözüm üretmenin herkesin ortak görevi olduğunu vurgulayan Tanfer, toplumsal farkındalığın artırılmasının büyük önem taşıdığını söyledi. ’Hepimize önemli görevler düşüyor’ Erzurum Kent Konseyi Yürütme Kurulu olarak engelli bireylerin hayatını kolaylaştıracak projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirten Başkan Tanfer, bu kapsamda engelli bireylerin sosyal yaşamda daha fazla yer almaları adına çalışmaların artarak süreceğini dile getirdi. Başkan Tanfer, mesajının sonunda şu ifadelere yer verdi: "Engellilik sadece bireylerin değil, tüm toplumun ortak meselesidir. Erişilebilirlik, eğitim, istihdam ve toplumsal katılım gibi alanlarda devletimizce yapılan iyileştirmeler, engelli bireylerin yaşam kalitesini artırırken toplumumuzu daha kapsayıcı hale getirmektedir. Unutmayalım ki, engellilik sadece bireylerin değil, tüm toplumun ortak meselesidir. Engellilik konusundaki duyarlılığımızı artırmak, hepimizin sorumluluğudur ve bu sorumluluğu birlikte yerine getirmeliyiz. Merhameti menşei kabul eden bir medeniyetin evlatları olarak engelli vatandaşlarımızın fiziksel ve ruhsal açıdan kendilerini güven ve huzur içinde hissettikleri bir toplumda beraberce yaşamamıza destek olmak hepimizin toplumsal sorumluluklarından biridir. Duyarlılığımızı artırmak, hepimizin sorumluluğudur. Engelliler Haftası’nda, tüm engelli vatandaşlarımıza ve her zaman yanlarında olan fedakâr ailelerine sevgi, saygılarımızı sunuyor; yaşamlarını kolaylaştırmak için elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğimizi belirtmek istiyorum. Engelli vatandaşlarımızın insan hak ve onuruna yakışır şekilde toplumsal hayata katılmalarını sağlamak, çalışan, üreten ve saygın bireyler olarak yaşamlarını sürdürebilmeleri adına hepimize önemli görevler düşüyor. Bu duygu ve düşüncelerle 10-16 Mayıs Dünya Engelliler Haftası’nı kutluyor, tüm engelli vatandaşlarımıza ve kıymetli ailelerine huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum."
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.