ASAYİŞ - 07 Haziran 2025 Cumartesi 13:07

Başkan Zeyrek’ten umutlandıran haber

A
A
A

Elektrik çarpması sonucu kalbi duran ve yapılan kalp masajıyla 70 dakika sonra nabzı gelen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in son durumu hakkında CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu açıklamalarda bulundu. Özel yaptığı açıklamada her gelen haberin öncekinden daha iyi olmasının kendilerini umutlandırdığını söyledi.

Manisa’daki evinin havuz motorunda elektrik çarpması sonucu kalbi duran ve 70 dakikalık bir müdahalenin ardından hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in tedavisinin devam ettiği Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hastanesinde bekleyiş devam ediyor. Zeyrek’in son durumuyla ilgili olarak ve Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel ihtiyatlı ve umut veren açıklamalarda bulundu.

"Yoğun bakım tedavileri ileri şekilde devam ediyor"

Ferdi Zeyrek’in son durumuyla ilgili açıklama yapan Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Öncelikle tüm Manisa’da vatandaşlarımıza geçmiş olsun diyorum. Dün akşam itibariyle saat 00.11 civarı Ferdi başkanımız, acil servise getirildi. Evin de bulunan havuzun yanındaki motordan, motorun çevresinde bulunan sudan kaynaklanan kaçak elektrikten kaynaklanan bir elektrik çarpması nedeniyle 112 doktorlu ekibi tarafından evinde 20-25 dakika arasında yapılan müdahalesi sonrasında hastanemiz acil servisine temel yaşam desteği uygulanarak getirildi. Biz burada hastanede geldiği dakikadan itibaren sürekli kardiyak monitör resütasyon canlandırma işlemlerini devam ettik. Çok dirençli bir bünyesi vardı. Kalp durması vardı. Ama ısrarlı düzenli işlem sonrasında 50. dakikada yanıt aldık. Kalp ritminde bir dönüş sağlandı. Bu fazlasıyla bizlere memnun etti. Bu dönüş kaliteli bir dönüştü. Yani bir vücutta tansiyon oluşturabilecek, kalpte bir atım oluşturabilecek bir dönüştü. Sonrasında kendisini vakit kaybetmeden yoğun bakıma aldık. Yoğun bakım sırasında tabii bu arada kalp tansiyonu oluşturması için yine ilaçlarla bir şekilde destekler devam etti. Suni solunum cihazı ventilatöre bağlanarak tedavisi devam etti. Ama ilerleyen süre işte tedavinin kolaylaştırılması adına ve tansiyonlarda ya da oksijenizasyondaki bozulmalar nedeniyle daha ileri bir tedavi yöntemi olan ecmo dediğimiz vücut dışında vücuttaki kanın oksijenlenerek tekrar kana verilmesi esasına dayanan bir yöntem uygulamaya karar verildi. Sonrasında biz burada tüm hekimler, yoğun bakım uzmanları, anestezi hekimleri, kardiyologlar ve acil tip hekimleri birlikte takip ederek konsültasyon yaparak Ecmo uygulamasına karar verildi. Bunun için İzmir Şehir Hastanesi’nden eksik olan malzemeler temin edildi. Sabaha karşı da saat 5.00-5.30 arası ecmo uygulamasına başlandı hastamız. Hastamızın bu Ecmo’dan sevindirici bir şekilde iyi yanıt alındı. Orada yine oksijenizasyon kanlardaki oksijenlenme düzeldi ve güzel bir tansiyon basıncı oluşturabildik. Ama geldiğinden bu yana tabii ki bu süreçte, hipoksit kaldı ya da bu canlandırma olduğu süreç boyunca değişik organlarda hasarlar olabiliyordu. Onlardan bir tanesi de böbrekti. Yine idrar çıkışlarının yeterli olmaması nedeniyle yine ona benzer bir sistemde diyaliz ama diyaliz ama bildiğimiz diyaliz değil yatak başına yoğun bakımda uygulanabilen kontinin üreten replasman tedavisi dediğimiz bir sistemi burada yine kurduk. Ondan da yine şimdi aldığım son bilgilere göre son 2 saat içerisinde idrar çıkışlarında da düzelme olduğunu gördük. Şu an itibariyle başkanımızın tüm tedavileri, yoğun bakım tedavileri olması gerektiği gibi ileri şekilde devam ediyor. Yine bilgilendirme olursa, değişiklik olursa sizlerle yine bir arada oluruz" dedi.

"Aldığı dualar olumlu gelişmeleri ortaya çıkardı"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Başhekimimizin şahsında Celal Bayar Üniversite Hastanesi’ndeki tüm sağlık emekçilerine teşekkür ediyoruz. 112 acil servisimize ve Manisa’daki tüm kamu görevlilerine Sayın Valimizin şahsında teşekkür ediyoruz. Dün olay gerçekleştiği andan itibaren Manisa’da herkes yüreği ağzında, gözü uykusuz Ferdi Başkan’ın sağlık durumunu takip ediyor. Sizler de izlediğiniz on binlerce kişi hastaneye doğru yöneldi. Hastane bahçesini sabaha kadar binlerce insan terk etmek istemediler. Manisa’nın bir evladı ve sevmeyeninin olmadığı, kendisine oy vermeyenin bile gelip özür dilediği, üzüntü beyan ettiği, herkesle barışık, özellikle de yoksullardan, toplumun bütün kırılgan kesimlerinden bugüne kadar çok dua almış ve emin olun yaşamakta olduğumuz olumlu gelişmenin bence en önemli sebebi de o. Öyle 70 dakika kalp masajı ve hiç cevap vermeyen bir kalbin 70 dakika sonra çalışmaya başlaması gerçekten olağanüstü. Ne oluyorsa vatandaşlarımızın, Ferdi Başkan’ın dokunduğu yoksulların, çocukların, garibanların duasıyla oluyor. O yüzden dualarını kimse eksik etmesin" diye konuştu.

"Her geçen saat daha iyi haber alıyoruz"

Her geçen saat Ferdi Zeyrek’in sağlık durumuyla ilgili daha iyi haber aldıklarını kaydeden Özel açıklamasını şöyle tamamladı: "Şunu söyleyebilirim hocanın tüm açıklamaları yanı sıra, yapılması gereken her şeyin yapıldığını ve en iyi şartların sağlandığını biliyoruz. Her birkaç saatte bir de daha iyi bir haber alıyoruz. Bu her şey yoluna girdi. Bundan sonra çok iyi olacak demek değil elbette. Orada ihtiyatlı konuşmak ve bir umudu muhafaza ederek beklemek durumundayız. Ama her gelen haber bir öncekinden daha iyi geliyor. Biz de Ferdi Başkan’ı tanıyoruz. Çocukluğundan beri bütün Manisa’nın tanıdığı arkadaşımız. Çok dirençlidir, çok inançlıdır, çok kararlıdır. Kolay kolay bir işin peşini bırakmaz. Sanki biz ilk kez böyle bir tablo yaşıyoruz ama Ferdi’nin tedaviye verdiği reaksiyon, doktorlarımızın verdiği bilgiler bizim normal hayatta yaşadığımız Ferdi’nin reaksiyon biçimleriyle uyumlu. O yüzden iyi olacak. Arayan soran herkese başta siyasi partilerin genel başkanları, sayın bakanlar olmak üzere arayan soran herkese yurt dışındaki ziyaretlerini, çalışma toplantılarını, tatillerini kesip Türkiye’ye dönenlere Manisa’ya Türkiye’nin dört bir yanından gelenlere, yolda olanlara ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Bu zor günü hep birlikte atlatacağımızı ümit ediyorum."

Sadık Cangel - Aykut Yeniçağ

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Çanakkale Çanakkale’den Filistin’e destek Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısı yönelik basın açıklamasında Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar tespit edilebildiği kadarıyla 72 binin üzerinde insan katil İsrail rejimi tarafından şehit katledilmiş vaziyette. Buna ek olarak çeşitli raporlar özellikle batı kaynaklı birçok üniversite buradaki göçüğün kaldırması ve gerekli araştırmaların yapılması sonrasında bu rakamın yüz binlerle ifade edilebileceğini belirtiyor" dedi. Çanakkale’de İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısına yönelik protesto gerçekleşti. Basın açıklamasını gerçekleştiren Dr. Öğretim Üyesi Ufuk Necat Taşçı, "Şu ana kadar şehit edilen Filistinlilerin 21 bininden fazlası çocuk, bunların 450’si bebek, bin 29’u 1 yaş altında, 5 bin 31’i 5 yaş altında, toplam yaralı sayısının 170 bin üzerinde olduğunu biliyoruz. Yaralıların da 45 bininin çocuklardan oluştuğunu görüyoruz. İsrail saldırıları sonucu yaralanan çocukların 10 bin 500’ü kalıcı sakatlık yaşadılar. Aynı şekilde binden fazlası uzuv kaybı yaşadı. Gazze’de sağlık sistemi sistematik olarak hedef alındı ve soykırım amacı olarak İsrail tarafından sağlık, hastaneler, sivil altyapılar aktif bir şekilde kullanıldı. Bugün, sağlık sisteminin tamamen çökme noktasına geldiği görece ateşkese rağmen katil İsrail’in çocukları, kadınları hedef almaya devam ettiği bir süreçteyiz. Bu kırılgan ateşkes sürecinin içerisinde, İsrail’in ihlal ettiği kırılgan ateşkes sürecinde 4 bin çocuğun canları hala hazırda çok büyük risk altında. Gazze şeridinde 58 binden fazla çocuk, İsrail’in katliamı sonrasında ebeveynlerinden en az birini kaybetmiş durumda. Birleşmiş Milletler’in raporu sadece Şubat 2026’da 3 bin 700’den fazla çocuğun yetersiz beslenme nedeniyle hastaneye yatırıldığını ortaya koyuyor. Bunlardan 600’den fazla çocuk ağır yetersiz beslenme nedeniyle ve uzun vadeli gelişim riski gibi hastalıklarla yüzleşmek durumunda. Gazze’de çocukların yüzde 64’ü günde 2 veya daha az besin grubuna erişebilirken yüzde 90’dan fazlası yeterli derecede çeşitli besinlerle beslenememekte. Gazze’de 2026 yılı tahminlerine göre 37 bin hamile ve emziren kadın, 25 bin bebek, 101 bin 5 yaş 6 çocuk, 120 bin 5-17 yaş arası çocuk acil beslenme desteğine muhtaç durumda. Birleşmiş Milletler’in kendi raporlarına göre 100 okul direkt olarak İsrail tarafından hedef alındı. Öğretim yılına başlamış olan 700 bin öğrencinin eğitim hakkından eksik kaldığı ve 39 bin öğrencinin ise lise bitirme sınavlarına dahi giremediği günlerden geçiyoruz" dedi. Filistinlilere yönelik çıkarılan idam yasasının uluslararası hukuku ayaklar altına aldığını belirten Taşçı, "Batı Şeria’daki Filistinli esirlerin idam edilmesinin önünü açan yasa meclislerinde onaylandı. Katil, soykırımcı hükümetin, soykırımcı bakanı Itamar Ben-Gvir henüz dün ‘hayatlarını da ellerinden alacağım’ diye utanmadan açıklama yaptı dünyanın gözlerinin içerisine bakarak. İşgalci İsrail yönetiminin Filistinli siyasi tutukluları idam etmeye yönelik yeni yasası yalnızca tartışmalı bir düzenleme değil. Yine açık ve aleni bir şekilde uluslararası hukukun ve evrensel vicdanın zedelendiği ayaklar altına alındığı bir süreçtir. İsrail Meclisi, İran’a yönelik saldırıları fırsat bilerek Filistinli esirlere idam cezasını getirmiş, Netanyahu ve katil kabinesinin iktidar hırsı, siyasi ikbali sebebiyle İran saldırılarından bile adeta bir nebbaş ahlakıyla kendilerince ganimet üretmeye çalışmışlardır" ifadelerini kullandı. Taşçı, sözlerine şöyle devam etti: "Son 2,5 sene Gazze ödediği bedelle beraber bunu İsrail ve insanlık arasındaki bir çatışmaya dönüştürmüştür. O yüzden insanlığın ortak mirasına, vicdanına, ahlakına sahip çıkmak için daha önce çokça şehitler vermiş, yine ceberutlardan kendisini kurtarmış olan Çanakkale’den, bu şuheda şehrinden kardeşlerimize selamlarımızı, sevgilerimizi iletiyoruz. Onlar özgür kalana dek. Filistin kendi devletini kurana dek, uluslararası sistem bütün aktörler bu gerçekliği kabul edene dek hiçbirimizin susmayacağını buradan hepinize deklare ediyoruz." Basın açıklaması sonrasında Filistin halkına destek temalı kısa bir tiyatro gösterisi gerçekleştirildi.
Ankara Bakan Göktaş: "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi inşa etmek" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, "Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir" dedi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un ev sahipliğinde, Çankaya Köşkü’nde gerçekleştirilen "Suça Sürüklenen Çocuklar Çalıştayı"na katıldı. Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulunca düzenlenen çalıştayı "kıymetli" bulduğunu belirten Göktaş, çalıştayda, suça sürüklenen çocuklar meselesini hukuk, sosyal politika, aile yapısı, eğitim, güvenlik ve dijital çevre boyutlarıyla ele alınacağını söyledi. Programda konuşan Bakan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir" dedi. Suça sürüklenen çocuklar meselesinin son dönemde "üzücü ve hassas" bir gündem başlığı haline geldiğini ifade eden Göktaş, kamu vicdanını derinden yaralayan olayların art arda yaşanmasının bunun temel sebebi olduğunu vurguladı. "Okuldan kopuş, akran zorbalığı, aile içi sorunlar ve suç çevreleriyle temas, bu süreci beslemektedir" TBMM’de bu konuda bir araştırma komisyonu kurulmasının, meselenin artık daha geniş bir çerçevede ele alındığını ortaya koyduğunu anlatan Göktaş, "Bugün artık biliyoruz ki çocuğun suça sürüklenmesi, birbiriyle bağlantılı birçok risk unsurunun aynı anda ortaya çıkmasıyla bağlantılıdır. Okuldan kopuş, devamsızlık, akran zorbalığı, aile içi sorunlar, sokak ve suç çevreleriyle temas, bağımlılık riski bu süreci beslemektedir. Özellikle dijital mecralardaki zararlı içeriklerin çocukların risk alanlarıyla temasını artırdığını vurgulamak isterim" diye konuştu. "Oyunları kapatmak, yasaklamak gibi bir gündemimiz yok" Çocukları ve gençleri daha güvenli bir dijital ortamla buluşturmayı amaçlayan sosyal medya düzenlemesini, "kritik bir adım" olarak gördüklerine işaret eden Göktaş, şöyle konuştu: "Bugün birçok ülke, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi ve kapsamlı tedbirler alıyor. Biz de ülkemize özgü, dengeli ve uygulanabilir bir model geliştirmek amacıyla bir yılı aşkın süredir bu konuya çalışıyoruz. Bu çalışmalar sonucunda 15 yaş altındaki çocuklara yönelik sosyal medya düzenlemesinin temel çerçevesini oluşturduk. Bu yeni düzenlemeyle, sosyal ağ sağlayıcılara ve oyun platformlarına çocukların korunmasını esas alan önemli yükümlülükler getiriyoruz. Dijital platformların sorumluluğunu artıran ve çocuklarımızı çevrim içi risklerden koruyan daha sağlam bir yasal zemin oluşturuyoruz." Temel yaklaşımlarının yasaklayıcı bir anlayış olmadığını vurgulayan Göktaş, "Oyunları kapatmak, toptan yasaklamak gibi bir gündemimiz yok. Amacımız, Türkiye’de faaliyet gösteren yurt dışı kaynaklı oyun platformlarında, ulaşılabilir bir yasal temsilciyle kullanıcı haklarını koruyan bir sisteme geçmek. Ayrıca oyunların uygun oldukları yaş grubuna göre sınıflandırılarak sunulmasını sağlamak. Böylece dijital dünyada belirsizliği değil, korumayı esas alan yeni bir dönemi başlatmış olacağız" diye konuştu. Riskin ilk işaretini okulda, mahallede ve aile içinde fark edecek erken uyarı mekanizmalarını güçlendirmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Göktaş, öncelikle çocuğun eğitimle bağını koruyan, aileyi destekleyen ve sosyal hizmet müdahalesini zamanında devreye alan yapıyı geliştirmeye devam etmeleri gerektiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirdikleri tüm politikaların merkezinde "Çocuğun iyilik halini koruma ve üstün yararını gözetme" ilkesinin bulunduğunu dile getiren Bakan Göktaş, bu anlayış doğrultusunda politika ve uygulamaları "Erken müdahale", "Aileyi güçlendiren koruyucu ve önleyici hizmetler" ve "Yoğun ve ihtisaslaşmış müdahale" olmak üzere üç aşamada hayata geçirdiklerini açıkladı. Çalıştayı, suça sürüklenmeyi üreten tüm faktörleri, toplumun vicdanıyla birlikte ele alan önemli bir platform olarak gördüğünü belirten Göktaş, şunları kaydetti: "Bu konu, tek bir kurumun, tek bir disiplinin ya da sadece bir mevzuat başlığının sınırları içinde değerlendirilemez. Burada konuştuğumuz mesele, doğrudan doğruya çocuğun korunması, toplum güvenliğinin güçlendirilmesi, adalet sistemimizin insan odaklı niteliğinin güçlendirilmesi meselesidir. Bu anlamda adalet ve güvenlik boyutunda yürüyen süreçlerle, sosyal hizmet müdahalesinin eş zamanlı ilerlemesinin önemli olduğuna inanıyoruz. Amacımız mağduru koruyan, adaleti geciktirmeyen ve suça sürüklenmeyi kaynağında durduran bir sistemi hep birlikte kurmak ve inşa etmektir."