POLİTİKA - 31 Ekim 2025 Cuma 11:32

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz"

A
A
A
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz"

Manisa’da iş dünyasıyla buluşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin yeni bir eşikte olduğunu belirterek, "Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler ligine en alt basamaktan da olsa girmesini bekliyoruz" dedi.


Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa’da iş dünyasının temsilcileriyle buluştu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Manisa Valisi Vahdettin Özkan, AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Bahadır Yenişehirlioğlu, AK Parti Manisa milletvekilleri Mücahit Arınç, Murat Baybatur, Tamer Akkal, Manisa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Yılmaz, sanayiciler ve iş adamları katıldı.


Programın açılış ve selamlama konuşmasını yapan Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ı Manisa’da ağırlamaktan dolayı duydukları memnuniyeti ifade ederek, "Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız, değerli milletvekilleri, dünyamızın değerli temsilcileri, hepinizi saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Gerçekten şehrimiz açısından çok mutlu ve bereketli bir gün. Sayın Cumhurbaşkanı Yardımcımız bu yoğun memleket programı, bütçe görüşmeleri içinde üniversitemizin açılışına gelmişken sanayicilerimizle emek üreten, değer üreten emektarlarla buluşmamam mümkün değil şeklinde bir talimatları oldu. Ekibi aradılar. Bu vesileyle sizleri davet etmiş olduk. Gerçekten bizler açısından da şehir açısından da çok mutlu bir gün" dedi.


Dünyanın ekonomik olarak zor bir döneminde olduklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Gerçekçi bir şekilde bunları görmemiz, tespit etmemiz gerekiyor. Eski kurallara dayalı, daha istikrarlı, belirsizliklerin daha az olduğu dünya yok artık. Yeni şartlar oluşmuş durumda. Son 20 yıllık sürece baktığımızda dünyanın ortalama 3,5 büyüdüğünü görüyoruz. 2002’den bugüne söylüyorum. Hükümetlerimiz döneminde yani aynı dönemde Türkiye ekonomisi yıllık ortalama 5.4 büyüme kaydetmiş. Yani dünyanın 1.9 puan her yıl her yıl üstünde büyümüşüz. Bu da Türkiye’yi ciddi bir eşiğe getirmiş durumda artık. 2002 Avrupa Birliği’nin kişi başına gelirini 100 kabul ettiğimizde Türkiye 38 seviyesinde. Bugün 70’i aşmış durumda. OECD’de de tablo aynı. OECD’de kişi başına gelirin üçte biri civarında bizim bir gelirimiz vardı. Bugün üçte ikisi civarına gelmiş durumdayız. Yani son 22 yılda kim ne derse desin Türkiye önemli bir hamle yapmıştır. Önemli bir gelişim kaydetmiştir her alanda. Ekonomiden sosyal politikaya, hukuktan demokrasiye, uluslararası ilişkilere varıncaya kadar. Özel olarak bu dönemde ne oldu derseniz, Dünya Bankası sınıflandırmasıyla Türkiye alt orta gelir grubu bir ülke olmaktan üst orta gelir grubu bir ülke olmaya terfi etmiş oldu ve kalıcı bir şekilde bunu gerçekleştirdi. Bugün yeni bir eşiğe gelmiş durumdayız. Her yerde söylüyoruz. Bu bizim yaptığımız bir hesap değil. Dünya Bankası’nın Atlas yöntemi denen bir yöntemle yaptığı bir hesaplama. İlk defa bu yıl Türkiye’nin yüksek gelirli ülkeler liginde en alt basamaktan da olsa adım atması bekleniyor. Bunun gerçekleşeceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla yeni bir eşikteyiz. Eşikler her zaman önemlidir. Eşikleri atlamak her zaman önemlidir. Sadece bir rakamsal değişimi ifade etmez eşikler. Niteliksel bir değişimi de ifade eder. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde Türkiye’nin işte bu orta gelir tuzağı diyoruz, başka tartışmalar var, bunlardan çıkıp yüksek gelirli ülkeler liginde kalıcı hale gelmesi lazım. Önemli olan bu ligde kalıcı hale gelmek ve bunun gerektirdiği dönüşümleri, değişimleri sürdürmek. Dolayısıyla Türkiye bu noktaya gelmiş durumda" dedi.



"Avrupa’nın en büyük 4. ekonomisi olacağız"


Türkiye’nin ekonomik büyümesini değerlendiren Yılmaz, "2002 yılında 238 milyar dolarlık bir ekonomimiz vardı. Bu yıl itibarıyla ekonomik büyüklüğümüzün 1.5 trilyon doları aşmasını bekliyoruz. 3 bin 600 dolar civarında bir kişi başına gelirimiz vardı. Bu yıl 17 bin doları aşan bir kişi başına gelir bekliyoruz. En son IMF’nin Dünya Ekonomik Görünümü raporu yayınlandı ekim ayında. Buradaki tahminlerin gerçekleşmesi halinde tüm Türkiye dünyadaki sıralamasını bir basamak üste taşımış olacak. Geçen yıl itibarıyla nominal dolar bazında dünyanın 17. büyük ekonomisiyiz. Satın alma gücü paritesine göre dünyanın 12. büyük ekonomisiyiz. IMF’nin bu yıla ilişkin tahminlerinin gerçekleşmesi halinde nominal dolar bazında dünyanın 16. büyük ekonomisi satın alma gücü paritesine göre ise 11. büyük ekonomisi konumuna yükseleceğiz. İlk defa İtalya’yı hacim olarak geçmiş olacağız. Bu tahminler gerçekleşirse Avrupa’nın da 4. büyük ekonomisi konumuna yükselmiş olacağız" diye konuştu.



"Türkiye, borçluluk açısından en düşük seviyede ülkeler arasında"


Zayıf dış talep koşullarına rağmen dünyanın bu zorlu siyasi ve ekonomik şartlarına rağmen ihracatın artmaya devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, "Geçen yıl 262 milyar dolar seviyesiyle önemli bir başarı sağlandı. Bu yılın eylül ayı itibarıyla 12 aylık yani geçmişe dönük yıllıklandırılmış de diyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatımız 270 milyar dolara Yaklaşmış durumda. Tam rakam söylersek 269,7 milyar dolar seviyesine gelmiş durumda ve bu yıl sonu itibarıyla bunun 274 milyar dolara ulaşmasını bekliyoruz. Turizmimiz gayet iyi gidiyor. Geçen yıl önemli bir performansla 60 milyar doları geçmiştik. Bu senede 64 milyar dolarlık bir turizm geliri bekliyoruz. Dünyanın yine 4. destinasyonu konumundayız turizmde. Hem mal ihracatında hem hizmet ihracatında sağlanan bu artışlarla ithalatın da kontrollü bir şekilde gelişmesi sonucunda cari işlemler açığımızda ciddi bir düşüş sağladık son 2 yıldır. Yani yüzde 4’ler seviyesinde olan cari açık bu yıl itibarıyla yüzde 1.4 seviyesinde. Dolayısıyla çok daha yönetilebilir, sürdürülebilir bir cari açık oluşturduğumuzu ifade etmek istiyorum. Bütçede sıkı disiplinli bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bütçe açığı ve borç stoku dikkate alındığında Türkiye en iyi performans gösteren ülkeler arasında. Depreme rağmen bakın son 3 yılda depreme 90 milyar dolar para harcadık. 3 trilyon TL civarında. Şimdi deprem gerçekleştiğinde tabii yıkıcı etkisi oluyor ama asıl mali etkisi depremlerin daha sonra gerçekleşiyor. Sadece konut inşa etmiyoruz. Altyapılar, okullar, hastaneler, organize sanayi bölgeleri, şehir altyapıları aklınızda ne gelirse şehirlerimizi yeniden imar ediyoruz. Sosyoekonomik olarak belli bir noktaya getirmeye çalışıyoruz. Bunun da tabii ki büyük bir yükü var. Son 3 yıldır bütçemiz bu yüke rağmen belli bir seviyede devam ediyor. Deprem harcamaları dahil bu sene bütçe açığının milli gelire oranı 3.6, deprem hariç 2.8 gerçekleşecek. Önümüzdeki dönemde de bu sağlıklı bütçe seviyesini korumaya devam edeceğiz. Borç stokumuzda düşük durumda. Kamu borcunun daha doğrusu genel yönetim borç stokumuzun milli gelire oranı Avrupa Birliği tanımlarıyla bunu söylüyorum yüzde 24,1 seviyesine gelmiş durumdayız. Borç stokumuz da bu süreçte düşmüş durumda. Avrupa’da bu oran 80’leri aşıyor. Türkiye gerçekten kamu borcu az olan ülkeler arasında. Geçici olarak bazen finansal problemler yaşanabiliyor. Birtakım rakamlar konuşuluyor ama stok olarak bakarsanız Türkiye gerek kamu sektörüyle, gerek şirketleriyle, gerek hane halkıyla dünyada borçluluk açısından en düşük seviyede ülkeler arasında. Bunu ifade etmek isterim. Bütün bunları topladığımızda yani kamunun borcu, hanelerimizin borcu işte 10-11 civarında milli gelire oranla, şirketlerimizin borçları, milli gelire bunların oranı yüzde 93. Toplam borcu. Kamu, hane halkı ve şirketler. Bu oran gelişmekte olan ülkelerde yüzde 245, dünyada ise yüzde 328. Dolayısıyla Türkiye düşük borçluluğu olan ülkelerden biri. Geleceğimiz açısından bu en büyük dayanaklarımızdan bir tanesi, fırsatlarımızdan bir tanesi diye ifade etmek istiyorum. Bankacılık sistemimiz güçlü, sermaye yapısı güçlü. Merkez Bankamızın rezervleri 185,5 milyar dolara gelmiş durumda 4 Ekim itibarıyla. İşte bundan bir iki sene önce 98,5 milyar dolarlara kadar düşmüştü. Ama bugün güçlü bir rezerv yapımız var ve bu da Türkiye’nin risk primini düşürmüş durumda. Hem istikrarlı portföy kalan, hem cari açığın düşmesi ve dış finansmana olan ihtiyacın azalması, hem de rezervlerimizin artması finansal riskleri azaltmış durumdayız. Bu da dış finansmanın maliyetini düşürüyor. CDS dediğimiz ülke risk birimimizde ciddi bir düşüş oldu ve şu anda 247 baz puan seviyelerinde. Bu bir tarihlerde 750-800’lere kadar gelmişti. Şimdi oldukça düşük düzeyde. Niye önemli bu rakam? Hem kamunun hem de özel sektörün döviz cinsi borçlanmalarındaki faiz oranları aşağıya gelmiş demektir. Maliyeti, finansmanın döviz bazlı maliyeti düşmüş demektir" ifadelerine yer verdi.



"Enflasyon en büyük meselemiz"


"Enflasyon en büyük meselemiz" diyerek konuşmasına devam eden Yılmaz, "Toplumumuzun da en büyük meselesi. Hükümet olarak biz hep şunu söylüyoruz. Cumhurbaşkanımız hep bunun altını çizer. Millet ne diyorsa biz rotamızı ona göre çizeriz. Milletin sorunu neyse Bizim de önceliğimiz odur. Esas politika çerçevemiz bu. Şu anda milletimizin, halkımızın en büyük meselesi enflasyon. Biz de politikalarımızda bunu önceliklendirmiş durumdayız. 2024 Mayıs ayında zirveyi gördü enflasyonumuz 75,5’a kadar çıktı. O tarihten bugüne bir dezenflasyon süreci devam ediyor ve en son eylül ayında 33,3 seviyesine gerilemiş durumda TÜFE. 42 puanlık aşağı yukarı bir düşüş var. Eylülde bir miktar beklentilerin üstünde geldi doğrusu. Ama ekim ayında yeniden bir normalleşme olmasını bekliyoruz. Özellikle eylülde eğitim harcamaları, don ve kuraklık yaşadık biliyorsunuz. Bir de fırsatçılık da var maalesef. Gıdadan kaynaklanan bir geçici yükseliş oldu ama ekim ayı itibariyle yine aylık bazda bir normalleşme bekliyoruz. Buna göre yıl sonunda bizim program hedefimiz yüzde 30’un altını görmek bu yıl sonu itibarıyla. Gelecek yıl yüzde 20’nin altına, bir sonraki yıl ise 2027 yılında tek haneli rakamlara ülkemizi tekrar kavuşturmak. Planımız yol haritamız esas itibarıyla bu. Bunu sağlamak için bir tarafta para politikaları var. Maliye politikaları az önce bahsettim disiplinli politikalar. Bir taraftan da yapısal reformlar. Bunların sadece enflasyonun sadece para politikalarıyla düşmeyeceğinin farkındayız. Bir bütüncül politika hayata geçiriyoruz. Arz yönlü politikaları da bu çerçevede çok önemli görüyoruz" şeklinde konuştu.


Konuşmasının son bölümünde Manisa’ya yapılan yatırımlar ve yapılacak olan yatırımlardan da bahseden Yılmaz, "Manisa çok önemli bir ilimiz gerçekten. Çok önemli kültürel değerleri olan bir ilimiz. Coğrafi olarak son derece önemli bir konuma sahip Ege’de ve son dönemlerde artık büyük bir sanayi üretim merkezine dönüşmüş bir vilayetimiz. Sanayide çok iyi bir noktaya geldiği gibi tarımda da yine son derece önemli bir konuma sahip. Gerçekten yatırım yapan, üreten, ihracat yapan tam da Cumhurbaşkanımızın dediği yatırım, üretim, istihdam ve ihracatla anabileceğimiz bir şehrimiz. Hizmet sektörleri biraz zayıf görünüyor. Yani rakamlara baktığımız zaman hizmet sektörlerinde henüz potansiyelini tam harekete geçildiğini ifade edemeyiz. Ama sanayisiyle, tarımıyla gerçekten çok önemli bir ilimiz" dedi.


Program Cevdet Yılmaz’ın konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam etti.



Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye olarak yeni bir eşikteyiz"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Bakan Gürlek: "Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ziyaretinde, "Sizden bir meslektaşınız olarak dosyalarınıza ihtimam göstermenizi rica ediyorum. Yargılama sürelerinin uzamamasını rica ediyorum. Biz büyük bir aileyiz. Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ni ziyaret etti. Bölge İdare Mahkemesi Daire Başkanları ve İdare Mahkemeleri Başkanlarıyla toplantıda bir araya gelen Bakan Gürlek, yaptığı konuşmada uygulamada yaşanan sorunları yerinde dinlemek istediklerini belirterek, "Sorunlarınızı dinlemek için geldik. Uygulamaya ilişkin karşılaştığınız sorunlar varsa bakan yardımcılarımızla birlikte buradayız" diye konuştu. Yargıya güveni etkileyen iki temel sorun olduğuna dikkat çeken Bakan Gürlek, adliyelere olan güven duygusunun istenilen seviyede olmadığını söyledi. Adalet Bakanı Gürlek, "Bunun iki temel sebebi var. Birincisi davaların, yargılamaların uzaması. İkincisi de adaletin güçlüden yana olduğu algısı var. Hepiniz çok yoğun çalışıyorsunuz. Bundan eminim ben. Evlerinize dosya götürüyorsunuz. İstanbul’da görev yapan bütün hakim, savcılar mutlaka ailesinden ödün veriyor. Kendinden ödün veriyor. Sizden bir meslektaşınız olarak dosyalarınıza ihtimam göstermenizi rica ediyorum. Yargılama sürelerinin uzamamasını rica ediyorum. Biz büyük bir aileyiz. Adalet güçlüden yana algısını hep birlikte kıracağız" dedi. Toplantıda yargı mensuplarına çağrıda bulunan Bakan Gürlek, davaların makul sürede sonuçlandırılmasının önemine dikkat çekti. Bakan Gürlek, "Dosyalarınıza sahip çıkmanızı istiyorum. Kendinizi vatandaşın yerine koymanızı istiyorum. İdari yargı olarak verdiğiniz bir yürütmeyi durdurma kararı anlık olarak sistemi kilitleyebiliyor" diye konuştu. Geciken dosyalar yakından takip edilecek Bakan Gürlek, yargıda hedef süreleri önemsediklerini belirterek, "Bir dava hedef sürede bitmezse bunun makul bir gerekçesi olmalı. Eğer iş yoğunluğu varsa yeni mahkeme kurulacak veya hakim ve personel takviyesi yapılacak. Ama hakimden kaynaklanan bir gecikme varsa gereği yapılacak" ifadelerini kullandı. Yargı teşkilatının büyük bir yapı olduğunu belirten Bakan Akın Gürlek, mesleğe zarar veren kişilerle de mücadele edeceklerini vurguladı. İstanbul’daki hakim ve savcılar için lojman imkanlarının artırılacağını belirten Bakan Gürlek, Anadolu yakasında yeni lojmanların alındığını, ayrıca Esenler’de de yeni bir proje planlandığını açıkladı. Bakan Gürlek, "Anadolu Yakası’nda yeni lojmanlar aldık. Esenler’de de yaklaşık 300 lojman almayı düşünüyoruz. Lojman problemini çözeceğiz" şeklinde konuştu. Bakan Gürlek, Hakimler ve Savcılar Kurulu ilke kararları kapsamında İstanbul’daki görev süresine ilişkin düzenlemeye de değindi. İstanbul’un doğu görevi kapsamında değerlendirileceğini belirten Bakan Gürlek, görev süresinin 10 yıl olarak belirlendiğini söyledi.
Kayseri AK Parti Genel Başkan Vekili Elitaş: "Kayseri her şeyin öncüsü oldu" AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, "Kayseri her şeyin öncüsü oldu. İlk defa Türkiye’de küçük sanayinin yapıldığı yer Kayseri sanayisidir. Yine Türkiye’de en büyük organize sanayi bölgelerinden birisi Kayseri’de kuruldu" dedi. Kayseri’de KUMSmall AVM’de düzenlenen iftar programına, Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Hacılar Belediye Başkanı Bilal Özdoğan, AK Parti Kayseri İl Başkanı Hüseyin Okandan, Kayseri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kurtuluş Karamustafa, KUMSmall AVM Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya, protokol üyeleri ve sanayiciler katıldı. İftarın ardından açılış konuşmasını yapan KUMSmall Alışveriş Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Sarıkaya, "Ramazan ayı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel hissedildiği zaman dilimlerinden biridir. Bu akşam aynı sofrada bir araya gelmiş olmamızın da bu ruhu daha da güçlendirdiğine inanıyorum. Bu şehir, üreten insanların şehridir. Bu şehir, birlik olduğunda neler olabileceğini defalarca göstermiş bir şehirdir. İnanıyorum ki Kayseri, birlikte çalıştığında büyümeye, ilerlemeye ve Türkiye’ye değer katmaya devam edecektir. Sizlerin desteği ve bu şehrin güçlü ruhuyla daha nice güzel projelerde birlikte olacağımıza yürekten inanıyorum" dedi. AVM’nin kuruluşunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteklerini anlatan AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, "Buradan Cumhurbaşkanımıza teşekkürlerimizi sunuyorum. O dönemde Türkiye’de ilk defa iş yerlerinin yapılmasını, AVM’lerin ortaya konulmasını TOKİ vasıtasıyla Kayseri gerçekleştirdi. 2009 yılında Ercan Bey, geldiler ve Cumhurbaşkanımıza bu konuyu arz ettik. Cumhurbaşkanımız dedi ki: ‘Konut yapıyoruz.’ ‘Cumhurbaşkanım, burada yapacağımız iş yerlerinde çalışacak insanlar TOKİ’nin evlerine talip olacak ve orada oturacaklar. Onlara ev alma imkânını elde edeceğiz’ dediğimizde ‘Tamam’ dedi. 15 yıl vadeli, Toplu Konut İdaresi tarafından yapılan ve Türkiye’ye kazandırdığımız en önemli tesislerden birisi bu oldu. Yine güneş enerjisini, yenilenebilir enerjileri hayata yeni geçirdiğimiz dönemlerde, KUMSmall yapılırken, ‘Üzerine de güneş panelleri koyalım’ dedik. Ama dükkânların hepsi ayrı ayrıydı. O dönemin Enerji Bakanına da teşekkür ediyorum. Türkiye’de yine ilk defa kooperatif olarak güneş panelinin olmasına, oluşmasına ve kooperatifler adına bu şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarından faydalanma imkânını sağlamış olduk. Ercan Bey bugün diyor ki: ‘AVM’nin en büyük sıkıntısı enerji.’ İnşallah bu binanın üzerine de 7,5 megavatlık bir enerji santralini, güneş panelini koyabilirsek ve bununla ilgili engelleri aşabilirsek, AVM’deki kardeşlerimiz de daha imkânlı ve daha verimli bir şekilde işlerini devam ettirecekler" ifadelerini kullandı. "Kayseri her şeyin öncüsü oldu" Kayseri’nin sanayi de öncü bir il olduğunu dile getiren Elitaş, "Yine bu dönem yapmaya çalıştığımız, Ankara ile Adana yolunun arasında bir arazi aldık. Toplam 2 milyon 700 metrekarelik bir arazi. Burada yolları ve sosyal donatıları ayırdıktan sonra, bin civarında 800 ile 1000 metrelik iş yeri ortaya çıkacak. İnşallah onunla ilgili çalışmalarımıza da devam ediyoruz. Umuyorum 3 yıl içerisinde o bölgede de mobilya üzerine yapılan bin metrelik bir sanayi sitesi ortaya çıkmış olacak. Son yıllarda Kayseri’ye önemli katkılar sağladık. Hakikaten yapılan eserler çok önemli. Kayseri her şeyin öncüsü oldu. İlk defa Türkiye’de küçük sanayinin yapıldığı yer Kayseri sanayisidir. Yine Türkiye’de en büyük organize sanayi bölgelerinden birisi Kayseri’de kuruldu. Türkiye’nin ilk OSB’si 1961 yılında kurulan Bursa Organize Sanayi Bölgesi’dir. Daha sonra gelen 3. veya 4. organize sanayi bölgesi de Kayseri’dedir. 1976 yılında faaliyete geçmiş ve bugün 1500 sanayi tesisinin bulunduğu bir OSB hâline gelmiştir. İlklerin şehri hep Kayseri’dir. Türkiye’de 3. serbest bölge Kayseri’de kuruldu. 1.’si Mersin Serbest Bölgesi, 2.’si Ege Serbest Sanayi Bölgesi, 3.’sü ise Kayseri Serbest Bölgesi’dir. Bu birlik ve beraberlik içinde yaptığımız, aynı hedef doğrultusunda koştuğumuz tüm siyasi partiler ile birlikte, özellikle son zamanlarda Cumhur İttifakı ile birlikte yaptığımız faaliyetler çerçevesinde tüm Türkiye’de olduğu gibi Kayseri’de de çok önemli hizmetlere imza atıyoruz" diye konuştu. Basın mensuplarının pastırma, sucuk ve mantıyla ilgili yanlış bir algı oluşturabilecek konuları gündeme getirmesinin vatandaşlık görevi olduğunu belirten Elitaş, "Değerli sanayiciler, yaptığımız iş önemli bir iş. Her şeyin kalitelisini yapmamız lazım. Bugün Türkiye nasıl dünyada kaliteli ürünleriyle başka ülkelerle rekabet edebilir hâle geldiyse; başka ülkelerde işçilerin aylık geliri ortalama 80 dolar iken Türkiye’de asgari ücret 650 dolar civarında olmasına rağmen onlarla rekabet edebiliyorsak, bu kalitemizin işidir. Ürettiğimiz ürünleri kaliteli hâle getirmemiz gerekiyor. Kayseri’nin en önemli değerlerinden mantısı, pastırması ve sucuğu geleneksel varlıklarımızdır ve yıllar itibarıyla örneklerimizdendir. Ne olur basınımız; kalitesiz iş yapanlar varsa, bizim haklı gururumuzu haksız hale getirecek bir durum ortaya çıkarsa, bizim ünümüzü, dünya çapındaki değerimizi, uluslararası normlara ulaşmış Kayseri pastırmamıza, sucuğumuza, mantımıza yanlış bir algı oluşturabilecek bir şey yapılırsa bunu gündeme getirsin. Bu bizim vatandaşlık görevimizdir, Kayseri olarak görevimizdir" diye konuştu.
Muğla Muğla MÜSİAD’dan ‘Geleneksel İftar Programı’ Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Muğla Şubesi tarafından Ramazan ayı geleneksel iftar buluşması Muğla Sanayi ve Ticaret Odası salonunda gerçekleşti. Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık ve MÜSİAD üyelerinin katıldığı iftar programı Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başladı. İftar programında konuşan MÜSİAD Muğla Şube Başkanı Nevzat Aykaç, mübarek Ramazan ayının bereketi ve huzurunu paylaşmak için düzenledikleri iftar programında birlikte olmaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Aykaç, "Ramazan; sadece oruç tuttuğumuz bir ay değil, aynı zamanda kalplerimizin birbirine daha çok yaklaştığı, paylaşmanın çoğaldığı, müstesna bir zaman dilimidir. Bu ay, bize dayanışmanın, kardeşliğin ve merhametin en güzel örneklerini hatırlatır. Bugün burada, kıymetli misafirlerimizle birlikte aynı sofrayı paylaşmanın mutluluğunu yaşarken, bu akşamın en kıymetli misafirleri ise Sevgi Evlerimizden gelen sevgili çocuklarımızdır. Sizler bizim geleceğimizsiniz, şunu bilmenizi isteriz ki; sizler bu ülkenin sahipsiz değil, bilakis sevgiyle kuşatılmış evlatlarısınız. Sizlerin iyi şartlarda büyümesi, güçlü ve mutlu bireyler olarak hayata hazırlanması hepimizin ortak sorumluluğudur. Sizlerin gülümsemesi, bizim için en büyük mutluluktur. Bizler, iş dünyasının temsilcileri olarak sadece üretmeyi, çalışmayı ve büyümeyi değil; aynı zamanda paylaşmayı, toplumsal sorumluluğu ve dayanışmayı da görev biliyoruz. MÜSİAD ailesi olarak inancımız şudur ki; güçlü ekonomi güçlü toplumla, güçlü toplum ise birbirine sahip çıkan insanlarla mümkündür. Bu yüzden bugün burada kurduğumuz iftar sofrası, yalnızca bir yemek sofrası değildir. Bu sofra; gönüllerin birleştiği, kardeşliğin büyüdüğü, sevginin paylaşıldığı bir birlik sofrasıdır. Bu güzel akşamda teşrifleriyle güç ve destek veren Sayın Valimize, kıymetli Milletvekilimize, değerli üyelerimize ve Sevgi Evlerimizin kıymetli çocuklarına teşekkür ediyorum. Katılımlarınızla bu programı anlamlı kıldınız. Rabbim birlik ve beraberliğimizi daim eylesin. Ramazan ayının ülkemize, milletimize ve tüm insanlığa hayırlar getirmesini temenni ediyorum" dedi. Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık ülkemizin son yıllarda gerçekleştirdiği ekonomik ve sanayi hamlelerinde Türk iş adamlarının alın teri bulunduğunu belirtti. Vali Akbıyık, MÜSİAD’ın, ülkemizin ekonomik bağımsızlığı için Türk ekonomisinin lokomotifi durumunda olduğunu belirterek, "Yerli ve milli sanayimiz ile Türkiye yüzyılı hedefine ulaşmasında siz değerli işadamlarımızın katkısı çok büyüktür. Rahmet ve mağfiret ayı Ramazan ayı ve bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini içinde barındıran bu mübarek ayın hepimize hayırlar getirmesini dilerim" dedi.
Bolu Köpeği ezen sürücü serbest bırakıldı Bolu’da yolda yatan köpeğin üzerinden otomobiliyle geçen sürücü, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Olay, Bolu Organize Sanayi Sitesi’nde saat 16.00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, M.D. idaresindeki 14 ADC 529 plakalı otomobil yol kenarına yaklaşarak bir süre bekledi. Daha sonra hareket eden otomobil, yerde yatan köpeğin üzerinden geçti. Bir süre otomobilin altında sürüklenen köpek, aracın ilerlemesinin ardından bulunduğu yerden koşarak uzaklaştı. Otomobil sürücüsü ise olayın ardından bölgeden ayrıldı. Yaşanan o anlar, çevrede bulunan bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Serbest bırakıldı Olayın ardından köpeğin üzerinden geçen sürücü M.D., gece saatlerinde jandarma ekipleri tarafından gözaltına alındı. Jandarma eşliğinde hastaneye götürülen M.D.’nin sağlık kontrolü yapıldıktan sonra adliyeye sevk edildi. Adliyede hakim karşısına çıkan M.D., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Köpek tedavi altına alındı Öte yandan, otomobilin altında kalarak yaralanan köpek, Bolu Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri tarafından alınarak tedavi altına alındı. Yaralı köpeğin tedavisinin Köpek Rehabilitasyon Merkezi’nde sürdüğü öğrenildi. "Herhangi bir olumsuzluk yok" Köpek Rehabilitasyon Merkezi’nde köpeğin tedavisini gerçekleştiren Veteriner Hekim Hakan Doğan, köpeğin genel sağlık durumunun iyi olduğunu belirterek, "Ön iki ayağında sürtünmeye bağlı iki açık yara bulunuyordu. Yapılan röntgen muayenesinde herhangi bir kırığa rastlanmadı. Vücudunu detaylı şekilde inceledik. Operasyona alarak yaralarını temizledik ve dikiş attık. Köpeğimiz yavaş yavaş uyanmaya başladı. Şu an için herhangi bir olumsuz durum söz konusu değil" dedi.