KÜLTÜR SANAT - 08 Mayıs 2025 Perşembe 11:31

Geçmişin sessiz tanıkları

A
A
A
Geçmişin sessiz tanıkları

Manisa’nın Akhisar ilçesinde bulunan tarihi Ulu Cami’nin haziresinde yer alan mezar taşları, görenleri hem şaşırtıyor hem de geçmişe doğru duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Kimi taşlar zarif süslemeleriyle, kimileri ise üzerlerindeki yazılarla mevtanın hayat hikayesini adeta günümüze taşıyor.


Manisa’nın Akhisar ilçesinde bulunan tarihi Ulu Cami’nin haziresinde yüzyıllardır ayakta duran taşlar, üzerlerindeki zarif süslemeler ve anlamlı yazılarla dikkat çekiyor.


Osmanlı döneminden kalma mezar taşları, sadece birer kabir taşı olmanın ötesine geçerek, dönemin estetik anlayışını ve yaşam tarzını gözler önüne seriyor. Kimi taşlarda ince ince işlenmiş motifler, kimilerindeyse vefat eden kişinin kimliği, mesleği ve hayattaki duruşu yer alıyor. Ulu Cami haziresinde yer alan bazı taşlar, zamanla yıpranmış olsa da üzerlerindeki yazılar hala okunabiliyor.


Caminin tarihi hakkında bilgi veren Akhisar Ulu Camii İmam Hatibi Osman Demirel, "Camimiz milattan önce hangi millet tarafından yapıldığı bilinmeyen bir ibadethane. İbadethane olarak yapılmış ama hangi millet yaptı, bilinmeyen. Ayasofya’da daha eski bir tarihe sahip bir yerdeyiz. Geçmişten günümüze, ben şöyle söylüyorum; insan dedelerimizin yapmış olduğu eserler bugün de burada cami olarak yaşattığımız bir medeniyetin ürünü burası." dedi.


Osmanlı döneminde önemli bir ilim yuvası


Akhisar Ulu Camiinin Osmanlı Döneminde önemli bir ilim yuvası olduğuna da dikkat çeken Demirel, "Osmanlı döneminde Daru’l Hadis ve Daru’l Tefsir dediğimiz iki ana bölümü var. Hadis Külliyesi bir de Tefsir bölümü olan bir yer. Fıkıh bölümü ise Kırkağaç’ta oluşturulmuş. Camimizin karşısında bulunan Kur’an Kursumuzun olduğu yer ise Mevlevi Tekkesi sonradan Nakşi Tekkesi olarak hizmet vermiş." şeklinde konuştu.


İncil’de adı geçen yer


Akhisar Ulu Camiinin İncil’de de adı geçen 7 kutsal kiliseden bir olduğunu belirten İmam Demirel, "İncil’de iki ayrı yerde bahsedilen bir yer Thyatira mektup. Thyatira kelime anlamı kutsal şehir olarak geçer. Kutsal şehir Hristiyanlık döneminde Yuhanna buradan İncil’i, İncil öğretilerini ve aynı zamanda bakır sanatını Yunanistan’a taşıdığı için ayrı bir önemi var buranın. İki bölümde yazılmış. Birisi bir bayan hakkında birisi de insanların sosyal yaşamında ahlaki zaaflarından bahsederek Cenabı Hakk’ın azabının yakın olduğu gibi uyarılarda bulunmuş." dedi.


Cami haziresi 1957’de tek bir yere toplanmış


Caminin eski haziresinin kilisenin apsis kısmından Kur’an Kursuna olan kısma kadar devam ettiğini ve çok büyük bir mezarlık olduğunu kaydeden İmam Demirel, "Caminin haziresi 1800’li yıllardan sonra yapılmış. 1957 yılına kadar caminin haziresi büyük bir alanı kaplıyor. 1957’den sonra bunların içinde en önemli taşları bu küçük kısma ayırmışlar. Diğerlerinin ise kemikleri alınarak başka yere nakledilmiş." şeklinde konuştu.


Cami haziresinde çok önemli taşlar ve hayat hikayeleri olduğunu kaydeden İmam Demirel bu hazirenin daha iyi sergilenebilmesi için caminin güney kısmında gül bahçesinin olduğu yere taşınmasının gelecek nesillere aktarılması konusunda daha faydalı olacağına olan inancını ifade etti.


Hazirede kendisini en çok etkileyen mezar taşlarından birinin 1311 yılında Afife isimli genç bir kıza ait olduğunu kaydeden İmam Demirel, mezar taşında Afife Hanımın kına gecesi geçirdiği karın ağrısı sonrası vefat ettiğinin anlatıldığını söyledi.


(SC-

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Sakarya Sakarya’nın 100 yaşındaki dönercisi 84 yıldır mesleğini sürdürüyor Sakarya’da yaşayan 100 yaşındaki Ömer Oğur, 84 yıldır sürdürdüğü dönercilik mesleğini ilerlemiş yaşına rağmen devam ettiriyor. Yaklaşık 50 yıldır oğluyla birlikte çalışan Oğur, her hafta cuma günleri dükkanına gelerek mesleki tecrübelerini aktarmaya devam ediyor. Sakarya’da ikamet eden asırlık çınar Ömer Oğur, meslek hayatına 1956 yılında başladığı lokantada halen aktif olarak yer alıyor. 80 yılı aşkın süredir dönercilik yapan Oğur, her cuma günü dükkanına gelerek işleyişi kontrol ediyor. Mesleğe olan bağlılığını dile getiren Oğur, 1976 yılından itibaren yetiştirdiği oğlunun ismini yaşatacağını ifade etti. "İşimi kontrol etmek için geliyorum" Meslek hayatına dair bilgiler veren Ömer Oğur, "1956 yılında bu lokantada çalışmaya başladım. O zamandan beri hala çalışıyorum. 80 yıldır dönercilik yapıyorum. İşimi kontrol ediyorum, onun için geliyorum. 76 yılından sonra oğlumu yetiştirdim. O da çok güzel çalışıyor ve çok güzel döner yapıyor. Benim ismimi yaşatacak" dedi. "Hala işine sahip çıkıyor" Babasının yanında 15 yaşında komi olarak işe başlayan ve 49 yıldır birlikte çalışan Metin Oğur, mesleğin inceliklerini babasından öğrendiğini belirtti. Babasının halen işine sahip çıktığını vurgulayan Metin Oğur, "Ben 15 yaşından beri bu işin başındayım ama ilk başlangıçta dışarıya yemek taşıyıp komilik mesleğine başladım. Sonra kasaya oturdum, hesap ve para işlerine baktım. Ondan sonra babam et almanın inceliklerini öğretti. Bu dönercilik mesleğini babamdan öğrendim. Babamın 80 yıllık bu işini devam ettirmek beni çok mutlu ediyor. Her akşam gittiğim zaman ’işler nasıl’ diye sorar, yani hala işine sahip çıkıyor" diye konuştu.
Konya Bozkır’da 13 dönümlük alanda dev ağaçlandırma projesi Konya’nın Bozkır ilçesinde Dedi bölgesinde bulunan 13 dönümlük arazi ağaçlandırılmak üzere hazır hale getirildi. Söz konusu bölge, fidanların korunması amacıyla tel örgülerle çevrelendi. Proje kapsamında işlevsel hale getirilen bu alanların geçmişi dikkat çekiyor. Yaklaşık 70-80 yıl önce tarım ve ekim dikim faaliyetlerinde kullanılan ancak aradan geçen sürede atıl kalarak kullanılmayan araziler, Mehmet Gün tarafından satın alınarak yeniden topluma kazandırıldı. Bu adım ile terk edilmiş araziler, tekrar yeşil birer vaha haline getiriliyor. Daha önce Dikilitaş Yaylasında ormanlık alan oluşturan ve Aygırpınarı bölgesine üç bin adet ıhlamur ağacı eken Mehmet Gün, bölgedeki yeşillendirme çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Çocukluğunun geçtiği topraklarda yürütülen bu yeni çalışmada ağırlıklı olarak ladin ve sedir fidanları tercih ediliyor. Projenin temel amacı, bölgenin bitki örtüsünü zenginleştirerek kuşlar, arılar ve diğer canlılar için doğal bir yaşam alanı oluşturmak ve ekolojik dengeyi desteklemek olarak açıklandı. Yürütülen çalışmaların sadece fidan dikimiyle sınırlı kalmayacağı, oluşturulan alanların kamera sistemleri ile güvenlik altına alınarak korunacağı belirtildi. Bozkır halkı tarafından memnuniyetle karşılanan bu çalışmaların, gelecekte farklı bölgelerde de devam etmesi planlanıyor. Proje hakkında bilgi veren Şeref Güven, "Almış olduğumuz bölgeleri tellerle koruma altına alıyoruz. Koruma altına aldıktan sonra çoğunluğu Ladin ve Sedir olmak üzere ağaçlandırmaya başladık. İlk proje olarak Mehmet Bey Dikilitaş yaylasında bir ormanlık oluşturdu. Biz akabinde 2-3 yıl önce Aygırpınar bölgesine de 3 bin ıhlamur ağacı ekmiştik. Biz bunun bakımını daha iyi üstlenmek adına Dedi bölgesinden kendisinin de çocukluğunun geçtiği bölgeden şu an gördüğünüz alan 13 bin metrekare hemen hemen bir fidanı biz şu an toprakla buluşturuyoruz. Mehmet Bey’in amacı memleketinin olabildiğince gücünün yettiği kadar ağaçlandırıp, yeşillendirmek. Ağaç, kuşlar, arılar, çiçek ve böceklerin yetişmesi ekolojik dengenin daha güzel bir şekilde devam etmesidir. Biz bu bölgeyle gördüğünüz gibi arkadaşlar yardımcı oluyorlar. Şu an fidanlarımızı dikiyoruz. Bundan sonra da dikmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda biz Mehmet Bey’e hem hemşerisi olarak hem bir köylüleri olarak kendisine bir teşekkürü borç biliyoruz. Bu projeler devam edecek" diye konuştu.