EKONOMİ - 04 Ekim 2024 Cuma 10:15

Küresel ısınma hurma ağacının meyve vermesine neden oldu

A
A
A
Küresel ısınma hurma ağacının meyve vermesine neden oldu

Manisa’nın Alaşehir ilçesindeki Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü bahçesinde yetişen hurma ağacının meyve vermesi görenleri hayrete çevirdi. Küresel ısınma nedeniyle hurma ağacının meyve verdiğini düşündüklerini söyleyen Alaşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ziraat Mühendisi Mustafa Seyhan, ağacın inceleneceğini söyledi.


Manisa’nın Alaşehir ilçesindeki Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bahçesinde yıllar önce dikilen hurma ağacı küresel iklim değişikliğinden etkilenerek meyve vermeye başladı. Türkiye şartlarında meyve vermeyen ağacın bu yıl ilk meyvesini çıkarması hem vatandaşları hem de merkezde eğitim gören kursiyerleri hayrete çevirdi. Haber verilmesi üzerine ağaçta inceleme yapan Alaşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ziraat Mühendisi Mustafa Seyhan, hurmanın tadına da bakarak şartların uygun olup olmadığını değerlendirdi.


Sıcak iklimlerde yetişen hurma ağacının Manisa’nın Alaşehir ilçesinde meyve vermesi kendilerinde şaşkınlık oluşturduğunu söyleyen Alaşehir Halk Eğitim Merkezi kurisyerlerinden Hatice Değirmenci, "Sıcak iklimlerde yetişen hurmanın ülkemizde, Alaşehir’de yetişmesi çok güzel" derken kurisyerlerden Gülseren Tekin, "Gerçekten çok güzel. Çok sevdiğimiz bir meyve. Özellikle Alaşehir’de yetişmesi çok güzel" diye konuştu.


Alaşehirde ilk defa böyle bir meyveyle karşılaştıklarını söyleyen kursiyerlerden Nefise Ortaç, "Alaşehir’de ilk defa böyle bir meyve ile karşılaştık. Normalde bu meyveler bir dişi bir erkek olarak, eşleştiği zaman meyve verirmiş. Karşı tarafta bir hurma ağacı daha var. Büyük bir ihtimalle o erkek. Bu güzel meyveyi görmek ve tanımak çok güzel. Alaşehir’de bu meyve inşallah üzüm gibi üretimi olur. İnşallah çoğalır" dedi.



Meyve veren hurma ağacı için inceleme başlatıldı


Öte yandan, Alaşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Ziraat Mühendisi Mustafa Seyhan, ağaçta incelemelerde bulundu. Gelecekte tarımı yapılabilmesi amacıyla örnek bir olayın yaşandığını söyleyen Seyhan, "Alaşehir’de bu güzellikleri yaşamak çok güzel, Alaşehir Halk Eğitimi Merkezi bahçesinde hurma ağacı ve hurma meyvesi, hocalarımızın zamanında bahçeye dikmiş oldukları ve bu gün verime yatan meyveler bizim gurur kaynağımız oldu. Küresel ısınma ve iklimsel ısınmalar sonucu bu olay meydana gelmiştir. Bizim için bir ilktir. Şu anda ekonomik değeri olmayan bu meyve ağacımızın yarın neler getireceği belli olmaz, Alaşehir’imizin sultaniye üzümü var, ekonomik değeri onunla güzel. Ama küresel ısınmanın önümüzdeki günlerde nereye, nasıl , ne getireceği belli değildir. Kurak ve sıcak ,iklimlerde yetişen hurma ağacı artık Güney Doğu ve Akdeniz bölgelerimizde, muz gibi yetişmeye başladı. Beldi önümüzdeki günlerde bir örnek olabileceğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.



Küresel ısınma hurma ağacının meyve vermesine neden oldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıldönümünde anma etkinliği Ankara’da, Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde anma etkinliği düzenlendi. Dönemin Sovyetler Birliği lideri Josef Stalin’in kararıyla, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türklerinin bir gece içinde insanlık dışı koşullarda kendi vatanlarından Orta Asya’ya sürgün edilişinin üzerinden 82 yıl geçti. Sürgünün yıl dönümünde Ulus Meydanı’nda düzenlenen anma töreninde bir araya gelen Kırım Türkleri, yaşadıkları durumu bir kez daha dile getirdi. "Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, Kırım Tatar halkının tüm zorluklara rağmen hala var olduğunu söyleyerek, "Bugün, 18 Mayıs 1944’ü anma günü. Halkımızın yok edilmek için hayvan vagonlarına doldurulduğu, Sibirya ve Özbekistan çöllerine sürüldüğü günün yıl dönümü. Bugün halkımızın, nüfusunun yarısını bir yıl içerisinde kaybettiği günün yıl dönümü. Bugün bizim için bir son değil. Bize uygulanan asimile sürecinin bir sonucuydu. Biz bunu 1944’ten öce de görmüştük. Eli kalem tutan bütün halkımızın kurşuna dizilerek yok edildiklerini görmüştük. Bu süreç çok uzun bir süre devam etti. O gün halkımız için bir son değil, yaşama iradesi için bir başlangıç günüydü. O gün başlayan milli hareketimiz daha sonra dünyada sesini duyurmaya başladı. Kırım Tatarları tekrardan ayağa kalkmaya başladı Sovyet Birliğinin en tehlikeli dönemlerinde sesini bütün dünyaya duyurmaya başladı. Bütün dünyada itibar kazandık. Sovyetler yıkıldı. Stalin yok oldu gitti. Bizi sürenler gitti ama Kırım Tatar halkı yaşadı. Sovyetler artık yok ama Kırım Tatar halkı hala var" dedi. "Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek" Kırım Tatar Türklerinin, vatanlarına olan sıkı bağını dile getiren Şahin, "Bize 1944’ü layık gören Rusya tekrardan vatanımızı işgal etti. Milli hareketimiz yok edilmek, kurultayımız ve meclisimiz terörist olarak kabul edilmek istendi. Halkımızın üzerindeki baskı bugün de devam ediyor. Kırım Tatarları 20 ülkede yaşıyor. Oradakiler vatanları olan Kırım’a bağını hiçbir zaman koparmadı. Her geçen gün de bu bağı güçlendiriyorlar. Milli hareketleri devam ettiriyorlar. Bizler her 18 Mayıs’ta yeniden yaşama irademizi, inancımızı ve imanımızı pekiştiriyoruz. Hiçbir zaman halkımız vatanından vazgeçmeyecek. Bir gün mutlaka dünyanın dört bir yanında yaşayan Kırım Tatar’ı, Ukrayna ile toprak bütünlüğü içerisinde medeniyetlerini ve kültürlerini tekrar ayağa kaldıracaktır" ifadelerini kullandı. "Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Dzhelialov ise törende, "Kırım Tatar halkına karşı gerçekleştirilen bu durum sadece yerinden etmek eylemi değildi. Yerli halkı vatanından, tarihinden, kültüründen ve geleceğinden mahrum bırakma girişimiydi. Aradan 82 yıl geçti ancak bu acı yalnızca tarihi bir sayfa olarak kalmadı. Ne yazık ki Kırım Tatarları için hala yaşamının bir parçası durumunda. Kırım’ın 2014’te işgal edilmesinden sonra Rusya, yarım adaya yeni bir baskı dalgası getirdi. Zulüm, siyasi nedenlerle gerçekleştirilen tutuklamalar, ifade özgürlüğünün bastırılması, Kırım Tatar halkının ulusal kimliğinin çarpıltılmasına ve siyasi temsilinin yok edilmesine yönelik girişimler yapıldı. Ancak ne 1944’teki sürgün ne de 2014’te işgal bu halkı yok edebildi. Kırım halkı kendi özüne bağlı kalmaya devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
Antalya Denizde can pazarı: Herkes seferber oldu ancak hastanede hayatını kaybetti Antalya’nın Alanya ilçesinde serinlemek için denize giren bir vatandaş, bir süre sonra gözden kayboldu. Cankurtaranların müdahale ettiği olayda denizden çıkartılan ve sağlık ekipleri tarafnıdan sahilde ilk tedavisi yapılan tatilci hastanede hayatını kaybetti. Boğulma tehlikesi geçiren tatilciye yardım etmek için denize giren bir vatandaş ta yine cankurtaranlar tarafından kurtarıldı. Olay, saat 11.00 sıralarında Alanya ilçesi İncekum Halk Plajı’nda meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, yaklaşık 40 yaşlarında olduğu değerlendirilen ve kimliği henüz öğrenilemeyen bir vatandaş serinlemek için denize girdi. Bir süre sonra denizde açıldığı belirtilen vatandaş gözden kayboldu. Durumu fark eden çevredeki vatandaşlar, 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen bölgede görevli cankurtaranlar, vatandaşı sudan çıkararak kıyıya getirdi. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından şahsa kalp masajı yapıldı. Daha sonra ambulansa alınan vatandaşa, hastaneye sevki sırasında da müdahalenin sürdüğü öğrenildi. Hastaneye kaldırılan şahıs, doktorların yaptığı tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Denizde boğulma tehllikesi geçin biri olduğunu duyup kurtarmak için denize giren bir vatanadaş ta yine cankurtaranlar tarafından sağ salim kıyıya çıkartıldı. "Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık" Vatandaşı denizden çıkaran cankurtaran Ahmet Payalıoğlu, "Burada vatandaşların bağırışlarını duyunca hepimiz yardıma koştuk ve vatandaşı denizden çıkardık. Aynı anda 3-5 kişi boğulma tehlikesi geçirdi. Daha sonra vatandaşa kıyıda solunum cihazı takılarak suni teneffüs yapıldı. Diğer boğulma tehlikesi geçiren vatandaşların durumu iyiydi ancak bir kişinin durumu ağırdı. Solunum cihazıyla hastaneye götürüldü, daha sonra da hayatını kaybettiğini öğrendik. Vatandaşları denize girmemeleri konusunda uyarmıştık. ‘Tamam’ dediler ancak biz ayrıldıktan sonra tekrar denize girmişler ve akıntıya kapılmışlar. Biz vatandaşlara denize girmemeleri gerektiğini söylüyoruz ama bazen bizi dinlemiyor, hatta tepki gösteriyorlar" dedi.