GÜNDEM - 08 Mart 2025 Cumartesi 15:49

Manisa Eğitim Bir Sen’den ’Güçlü Kadın Güçlü Aile’ vurgusu

A
A
A
Manisa Eğitim Bir Sen’den ’Güçlü Kadın Güçlü Aile’ vurgusu

Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla ilgili olarak, "Güçlü kadın, güçlü aile. Güçlü aile, güçlü toplum demektir" dedi.


Memur Sen Manisa İl Temsilcisi ve Eğitim Bir Sen Manisa 1 Nolu Şube Başkanı Ahmet Yasav, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı. Günün anlam ve önemine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yasav, "BM tarafından ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak kararlaştırılan 8 Mart, genelde bütün kadınların, özelde çalışan kadınların çalışma şartlarını iyileştirmek, sosyal, ekonomik, kültürel haklarını çoğaltmak, sorunlarını tartışmak, başarılar ve mağduriyetler üzerinden farkındalığı artırmak, maksadıyla kutlanır olmuştur. Ne var ki adeta insan soyuna pusu kuran kimi karanlık odaklar tarafından bu günün, maksadı dışına çıkarıldığını görmek üzücüdür. Dünyanın birçok mazlum coğrafyalarında terör, savaş, sürgün ve soykırımın ölümcül şartlarında her türlü mağduriyete maruz kalan milyonlarca kadının yaşam, hak, onur ve özgürlük mücadelesine sağır, kör ve dilsiz kalan bu odakların gerçek manada kadından yana olmadıkları, kadını yalan, talan ve bozgunculukları için istismar malzemesi olarak kullandıkları her geçen gün daha etkin ve yaygın anlaşılmaktadır. Aileden başlayarak toplumu sağlam, sağlıklı, güçlü kılan asıl aktör kadındır. Kadının hayat içinde konum ve saygınlığını muhafaza etmek önemlidir. Kadınlarını zelil eden toplumlar zillete duçar olur. Kadınlarını alçaltanlar yükselemezler. Kadınlara saygı, medeniyetin en temel göstergesidir. Bizim medeniyet hayatımızda kadın, erkekten farklı yaradılışı sebebiyle ne dışlanmış ne istismar edilmiştir. Biz kadın erkek ilişkisini toplumsal bütünlük, adalet ve hakkaniyet esası üzerine bina etmişizdir. Kadim dönemlerde kadını varlığın realitesine uzak konumlandıran Batı kültür ve uygarlığı, sanayileşme ve kentleşmeyle hız kazanan modern dönemde, sözde ‘değer verme’ yalanıyla kadını önce ucuz iş gücü olarak istihdam etmiş, emeğini sömürmüştür. Maddi kazançtan başka amacı, zevk ve hazzın üzerinde kutsalı olmayan kapitalizm, daha sonra ilkesiz ahlaksızlığına kadını alet ve aracı kılmış, duygu ve mecburiyetini talan ve istismar etmiştir. Kadını önce tüketimin kölesi sonra tüketim nesnesi olarak değersizleştirmişlerdir. Gelinen son aşamada kadının duygusu, sevgisi, şefkati, ruhu, onuru, ontolojik varlığı, ailesi ve en nihayet bütün naif fıtri değerleriyle varlığı, kendisinden ve bütün bir insanlıktan çalınmıştır. Toplumsal cinsiyet ve cinsiyetsizleştirmeyi özgürlük olarak piyasaya süren şeytani anlayış, sadece kadın için değil, insan için hiçbir ontolojik anlam ve amaç inşa edemediği gibi insan soyunu yok edecek evrensel bir fesat ve bunalım dünyası kurmanın çabası içindedir. Kadını veya erkeği toplumsal cinsiyet dayatması üzerinden nesilleri bozmanın objesi gören ideolojinin tersine kadın, toplumsal uyumun, saygı ve hürmetin, aile yapısının huzur ve güvenine dayalı toplumsal ahlak ve dayanışmanın ana unsurudur. Millet varlığımız, tarihimiz boyunca kadın erkek birlikteliği ve dayanışmasıyla anlamlı olmuş, ideallerini gerçekleştirmiştir. Biz yaratılışımızdaki farklılıklarımızı, hayatı bozan, yıkan, yaralayan değil yapan, onaran, onurlu kılan imkan olarak değerlendiriyoruz. Bize göre kadın, bu bozulmaya ödün vermeksizin, değişen dünyanın zaruretleri ve hayatı kolaylaştırmanın gereği olarak çalışma hayatının her kademesinde yer almalıdır. Kadını korumak toplumu korumaktır; bugünü ve yarını korumaktır. Bizim değer dünyamızda kadın şu ya da bu düşüncenin ne aracı ne oyuncağıdır; yaşamın ana öğesi, kurucu ve koruyucu unsuru olarak evde, toplum, kültür ve çalışma dünyasında hayatın asıl paydaşı, ortağıdır. Ailenin temellerini, kutsiyetini sarsan ifsat ve şiddet hareketlerine müsamahasız bir tutum ve anlayışla karşıyız. Cinsiyet sebebiyle kadın emeğinin istismar ve sömürü konusu edilmesi ahlaksızca bir hak gaspıdır. Savaştan teröre, yokluktan göçe kadar tüm toplu felaketlerin ilk ve en ağır yükünü çocuklarıyla birlikte kadınlar çekmiştir, çekmektedir. Evliliğin gözden düşürüldüğü, çocuklu ailenin önemsizleştirildiği, buna mukabil her türlü gayrimeşru, sapkın ilişkinin her türlü sanat, kültür ve iletişim araçlarıyla yaygınlaştırılmaya çalışıldığı bir dönemde Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle 2025’in ‘Aile Yılı’ ilan etmesini takdir ediyor, ailenin korunması ve güçlendirilmesi amacıyla özellikle çalışan kadınlarımızın haklarını daha da genişleten yasal düzenlemelerin yapılmasını talep ve teklif ediyoruz. Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü aile güçlü toplum demektir. 28 Şubat’ta olduğu gibi darbelerin, gözü yaşlı, gönlü yaslı ilk mağduru kadınlarımız ve kızlarımız olmuştur. Özellikle yakın geçmişimizde Türkiye’yi ideolojik değiştirme, dönüştürme operasyonlarının kadınlar ve kadınlarımızın örtüsü gibi mahrem ve manevî simgeleri üzerinden yapılmak istenmesinin anlamını çok iyi bilen Eğitim-Bir-Sen olarak, başta şiddetten kaynaklı hiçbir mağduriyetin yaşanmaması dileği ile bütün kadınların kadınlar gününü tebrik ediyorum" dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Adana Adalet Bakanının faili meçhullerin üzerine gitmesi 9 yıldır çözülemeyen cinayet için umut oldu Adana’da 2017 yılında mezarlıkta öldürülen 3 kişinin failinin bir türlü bulunamamasına hayatını kaybeden Eser Binen’in annesi tepki gösterirken, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in faili meçhul dosyaların üzerine gitmesinin kendilerine umut verdiğini söyledi. Edinilen bilgiye göre, 26 Ocak 2017 tarihinde sabah saatlerinde merkez Yüreğir ilçesi Ali Hocalı Mahallesi’nde mezarlık görevlisi, kaza yapmış 01 ERG 36 plakalı otomobilin şoför koltuğunda bir kişi ile araç çevresinde 2 kişinin hareketsiz yattığını fark etti. Durumun bildirilmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, yaptığı incelemede cesetlerin bir gün önce evlerine gitmeyen ve sabah saatlerinde kayıp başvurusu yapılan oto tamircisi Ufuk Altun (38), Eser Binen (36) ve üniversite öğrencisi Refik Bingül’e (18) ait olduğunu belirledi. Olay yerini güvenlik şeridi ile çeviren ekipler, uzun namlulu silah ve tabancadan çıktığı değerlendirilen yaklaşık 30 adet kovanı tek tek toplayarak inceleme başlattı. Ancak aradan geçen 9 yıla rağmen olayın failleri tespit edilemedi. Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul dosyaları yeniden incelemeye alması ve kamuoyunda yankı uyandıran bazı olaylarda ilerleme sağlanması, hayatını kaybeden Eser Binen’in ailesini de umutlandırdı. Acılı anne Zöhre Binen (67), yaşadıkları acının ilk günkü gibi taze olduğunu belirterek, gözyaşları içinde şu ifadeleri kullandı: "Katiller bulunmadı, ben ona yanıyorum. Sanki yer yarıldı, içine girdiler. Olay mezarlıkta oldu. Benim oğlum hayatta bir yere gitmezdi. Nasıl olduysa Ufuk götürmüş. Her gün ölüp ölüp diriliyorum.Hastalandım, ne hallere geldim. Önce Rabbime, sonra Adalet Bakanı’na güveniyorum. İnşallah failler yakalanacak. Bazı olaylar çözüldü, failler yakalandığı için seviniyorum. İnşallah bizim failler de yakalanır. Televizyonda çıkan haberi gördük, ’inşallah bizim de katiller bulunur’ dedik. Rabbim oğlumun kanını yerde bırakmasın." Anne her gün mezara gittiğini belirterek, "Yaz kış demeden gidiyordum ama artık hastalandım, aşağıya bile inemiyorum. Hayalleri vardı; bir evi olsun, evlenip çocuk sahibi olmak istiyordu. Evini yaptırmıştı ama hiç oturamadı" dedi.
Hatay 1 metrekarelik ekmek teknesiyle nohut dürüm lezzetini vatandaşın ayağına götürüyor Hatay’da 1 metrekarelik ekmek teknesini motosiklet sırtında vatandaşların ayağına götüren Yasin Mansuroğlu’nun hazırlayıp satışa sunduğu nohut dürüm, tavuk dürümden sıkılan vatandaşlardan yoğun talep görüyor. Arsuz ilçesinde sokak sokak dolaşarak 1 metrekarelik ekmek teknesinde nohut dürüm ve tavuk kavurma satan Yasin Mansuroğlu, motosikletiyle lezzeti vatandaşların ayağına götürüyor. Tavuk dönerden sıkılan vatandaşlara nohut dürüm lezzetini tattıran Mansuroğlu, çalışma azmiyle de takdir topluyor. Dönerciler şehrinde Yasin Mansuroğlu geçimini sağladığı nohut dürümü 90 TL’den, tavuk kavurmayı ise 100 TL’den satışa sunuyor. "Dönercilerle yarışıyorum, dükkanda oturmaya benzemez bu işler" 1 metrekarelik alanda ekmek parasını kazanan Mansuroğlu, "Bir seneden beridir bu işi yapıyorum. Benimle birlikte 3 kişi seyyar satıcılık yapıyor. Karaağacın içindeyim ve esnaf ile dönercilerle yarışıyorum. Tahminen bir 20-25 kişi geliyor tavuk ve nohut 1 saatte gidiyor, daha çok tavuk gidiyor. Lezzetim şaşmıyor; yiyen şişman yemeyen pişman. Gelin deneyin, pişman olmazsınız. Herkesi bekleriz, nohut 90, tavuk 100 TL" dedi. "Çok lezzetli yapıyor, her gördüğüm de alıyorum" Tavuk dönerden sıkıldığı için nohut dürüm yemeyi tercih ettiğini ifade eden Serhat Ataş, "Ben nohut dürümü önceden beri yiyordum ve severek yiyorum. Ustamda da denedik çok lezzetli yapıyor, her gördüğümde alıyorum. Nohut dürümü herkese tavsiye ediyorum. Burada herkes dönerci olmuş, artık dönerden sıkıldık. Farklı lezzetlerin de denenmesini tavsiye ediyorum herkese. Uğraşmaya devam etsinler, en kısa sürede kendi dükkanlarını açıp dönercilerle yarışacaklarına inanıyorum" dedi.