EKONOMİ - 11 Şubat 2026 Çarşamba 11:07

Manisa’daki tüm lokantalar Kent Lokantası sistemine dahil edilecek

A
A
A
Manisa’daki tüm lokantalar Kent Lokantası sistemine dahil edilecek

Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, sosyal belediyecilikte çıtayı zirveye taşıdı. Kent Lokantası modelini tüm şehre yayacaklarını müjdeleyen Başkan Dutlulu, esnafla iş birliği yaparak Manisa’daki lokantaları sisteme dahil edeceklerini, vatandaşın her mahallede ucuz, sağlıklı ve kaliteli yemeğe ulaşmasını sağlayacaklarını, fiyat farkını ise belediye olarak üstleneceklerini açıkladı.


Manisa Büyükşehir Belediye Meclisi Şubat Ayı Olağan Toplantısı, Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu başkanlığında gerçekleştirildi. Açılış konuşmasında 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü vesilesiyle hayatını kaybedenleri anan Başkan Dutlulu, deprem bölgesindeki gözlemlerini aktardı: "Deprem, her zaman gündemimizde kalması gereken bir konu. Geçtiğimiz hafta deprem bölgesindeydik. Bölgede ciddi bir yapılaşma ve çalışma var ancak ilçelere ve beldelere gidildiğinde tablo hâlâ hazin. Evler yapılıyor ama yol ve yeşil alan gibi altyapı eksikleri çok fazla. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak biz de elimizden geleni yapıyoruz. Adıyaman’da 4 bin metrekarelik bir alanda Ferdi Zeyrek Kreşi’ni hayata geçireceğiz. Ayrıca Malatya’nın 4 ilçesine 100 bin metrekareye yakın taş desteği sağlayacağız."



‘Pilot Afet Parkı’ kurulacak


Manisa’da iki adet pilot Afet Parkı kurulacağını müjdeleyen Başkan Dutlulu, bu alanların afet anında güvenli toplanma, barınma, yemek, temiz su ve sağlık koordinasyon merkezi olarak hizmet vereceğini belirtti. Normal zamanlarda ise bu alanların eğitim ve tatbikat alanı olarak kullanılacağını ifade etti. Başkan ayrıca, 2000 yılı öncesi yapı stokunun yenilenmesinin öncelikli hedefleri olduğunu vurguladı.



"Tüm personelimiz, iş makinalarımız vatandaşların hizmetinde olacak"


Kuraklığın ardından gelen yoğun yağışların derelerde taşkınlara sebep olduğunu hatırlatan Dutlulu, şunları söyledi: "Binin üzerindeki personelimizle sahadaydık. Artık sadece MASKİ değil, Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin tüm gücüyle sahadayız. Mevcut çalışmalarımız günü kurtarmaya yönelik olsa da yaz aylarında projelendireceğimiz yeni yağmur suyu hatlarıyla bu sıkıntıları kalıcı olarak minimuma indireceğiz."



Manisa’daki tüm lokantaların Kent Lokantası olması hedefleniyor


Sosyal belediyecilikte Manisa’nın örnek olduğunu belirten Başkan Dutlulu, yeni bir modeli hayata geçireceklerini açıkladı: "İstanbul’un ardından en çok Kent Lokantasına sahip şehiriz. Yeni hedefimiz, Manisa’daki yerel esnafla iş birliği yaparak tüm lokantaları birer Kent Lokantası formatına dahil etmek. Odalarla yapacağımız protokolle vatandaşımız uygun fiyata yemek yiyecek, aradaki fiyat farkını belediye olarak biz karşılayacağız. Bu destek zincirine ileride kasap, manav ve bakkallar da dahil olacak."


Manisa Şehir Kartı ihalesinin tamamlandığını belirten Dutlulu, sosyal yardımlarda yeni bir döneme geçildiğini ifade etti. Artık belediyenin toplu mal alıp dağıtması yerine, ihtiyaç sahibi vatandaşların kartlarına yüklenecek bakiyelerle mahalle esnafından alışveriş yapabileceğini, böylece hem vatandaşın hem de yerel esnafın kazanacağını vurguladı.



Sosyal projeleri sıraladı


Sosyal belediyecilik anlayışıyla gerçekleştirilen diğer çalışmaları sıralayan Başkan Dutlulu, "Emeklilere ilaç katkı payı desteği veriyoruz. Özellikle raporlu ilaçlarda çok ciddi fiyat farkları çıkıyor. Özellikle minimum maaş alan emekliler için Manisa Eczacı Odası ile güzel bir protokol imzaladık. Bu işe de başlıyoruz. Askıda faturaya aktif halde devam ediyoruz. Askıda fatura platformunda tam bir gizlilik esasıyla hayırseverlerce destek olunacak. Isınma desteği noktasında belediyemizin yaptığı budama faaliyetleri sonrasında çıkan odunları ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza dağıtımımız devam ediyor" ifadelerini kullandı.



"Çöp alanlarını rehabilite edip halkımıza kazandıracağız"


Eski çöp alanları olarak bilinen vahşi depolama alanlarında çok ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getiren Başkan Dutlulu, "Saruhanlı’da 18 adet düzensiz depolama alanını kapatıyoruz. 16.12.2025’te ihalesini gerçekleştirdiğimiz proje ile bu atıkları herkesten uzak ayrı bir noktaya taşıyacağız. Saruhanlı’da ilk uygulamaya başlıyoruz. Bundan sonra özellikle ilçe merkezlerinde çöplerin atıldığı, zaman zaman yangınların çıktığı, ciddi koku sorunlarının olduğu, birçok ilçede yerleşimin hemen yanında kalan çöp alanlarını rehabilite edeceğiz. Bu çöp alanlarını da yeşil alan olarak halkımıza kazandıracağız. Özellikle ilçelerde çok büyük sorun haline geliyordu. İnşallah eski çöp alanlarının hepsi temizlenecek. Atık pil ve atık ilaç kampanyamız da devam ediyor. 3 ton pil topladık ve bunun karşılığında zeytin fidanı dağıttık. Bunun yanında Eczacı Odamızla 14 ton atık ilacı bertaraf ettik. 30 Mart’ta ikinci atık pil kampanyamızı yapacağız. 31 Mart’ta ise Yunusemre’de atık yağ kampanyamızı başlatacağız" dedi.



"20 adet tam donanımlı yeni itfaiye aracını filomuza kattık"


Güçlü bir itfaiye yapısı kurmak istediklerini söyleyen Başkan Dutlulu, "İtfaiye gurur duyduğumuz birimlerimizden bir tanesi. 411 milyon liralık yatırımla 20 adet tam donanımlı itfaiye aracını filomuza kattık. 25.8 milyon lira bedelle de solunum setleri ve kompresör alımlarını tamamladık. Alaşehir itfaiye binamızın da projesi bitti. Yangın sezonu öncesinde 100 adet yangın tankerinin alımını yapıyoruz. Özellikle orman köylerine ücretsiz olarak dağıtacağız" diye konuştu.



Sosyal konut ve asfalt seferberliği


2026 yılında mevcut şantiye alanının şehir dışına taşınacağını ve boşalan araziye sosyal konutlar inşa edileceğini belirten Dutlulu, "Amacımız lüks konut değil, asgari ücretle geçinen vatandaşımızın ulaşabileceği kiralık ve satılık evler üretmek. Ayrıca Salihli’deki asfalt plentimiz faaliyete geçti, Mart ayında asfalt seferberliğimiz başlıyor. Ağustos ayında Akhisar’a, önümüzdeki yıl da Manisa merkeze kurulacak yeni tesislerle asfalt sorununu 25 yıllığına çözeceğiz" dedi.



Manisa’daki tüm lokantalar Kent Lokantası sistemine dahil edilecek

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ordu Ordu 112 Acil Çağrı Merkezi’ne yapılan 482 bin çağrı ’asılsız’ Ordu’da, 2026 yılı Şubat ayı 112 Acil Çağrı Hizmetleri İl Koordinasyon Toplantısı gerçekleşti. 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Yeliz Çakar Güleş, toplantıda yaptığı konuşmada, 2025’te alınan yaklaşık 800 bin çağrının 482 bin 122’sinin asılsız olduğunu söyledi. Valilik toplantı salonunda, Vali Muammer Erol başkanlığında; Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Celal Tezcan, İl Emniyet Müdürü Ahmet Acar, İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Sadi Akman, 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Yeliz Çakar Güleş ile diğer komisyon üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda alınan kararlar ile 2026’da yapılması planlanan çalışmalar gözden geçirildi. Yılda iki kez gerçekleştirilen toplantıda, alınan kararların gözden geçirilmesinin ardından 112 Acil Çağrı Merkezi Müdürü Yeliz Çakar Güleş tarafından, 112 Acil Çağrı Merkezince yürütülen çalışmalar hakkında sunum yaparak Vali Muammer Erol’a ve toplantıya katılanlara bilgi verdi. Çağrı verilerinin değerlendirilmesi ile devam eden toplantıda 2024 yılına göre 2025 yılında yapılan çağrıların azaldığına dikkat çeken Güleş, 2024 yılında 976 bin 300 çağrı karşılandığını bu rakamın 2025 yılında 799 bin 928 olarak gerçekleştiğini söyledi. Yine 2024 yılında 309 bin 245 çağrının asıllı, 667 bin 55 çağrının ise asılsız olduğuna dikkat çeken Güleş, 2025 yılında ise bu rakamın 317 bin 806 asıllı çağrı, 482 bin 122 çağrının ise asılsız çağrı olduğunu söyledi. Güleş, 2026 yılında planlanan çalışmalar hakkında da bilgi vererek, vatandaşların birden çok numara yerine 112 tek numarasını benimsenmesi, olay anında kargaşanın önüne geçilmesi ve çağrı merkezine yapılan asılsız aramaların azaltılmasına yönelik tanıtım faaliyetlerine devam edilmesi, acil çağrı hizmetlerinin etkili, verimli, kesintisiz ve koordinasyon içerisinde yürütülmesini sağlamak açısından çağrı alıcı ve yönlendirici personele yönelik eğitim faaliyetine devam edilmesi ve tüm personelin uyumu ve motivasyonu için ortak sosyal faaliyetler düzenlenesinin amaçlandığını ifade ederek sözlerini tamamladı. Toplantı, görüş ve önerilerin dile getirilmesi ile sona erdi.
Ankara ASO Başkanı Ardıç: "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi" Ankara Sanayi Odası (ASO) Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, "2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" dedi. ASO 32 No’lu Taşocakçılığı Sanayi Meslek Komitesi ile Ankara Ticaret Odası (ATO) 30 No’lu Doğal Taş, Mermer ve Hazır Beton İmalatçıları Meslek Komitesi iş birliğinde ‘ASO-ATO Maden Zirvesi: Sektör Buluşması’ toplantısı düzenlendi. ASO ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda madencilik sektörüne yönelik kamu politikaları, güncel düzenlemeler ve uygulamalar hakkında plan ve programlar ele alındı. Toplantıda sektörde faaliyet gösteren işletmelerin karşılaştığı sorunlar, mevzuat kaynaklı uygulama farklılıkları, izin süreçleri ve sektörün geleceğine yönelik beklentiler masaya yatırıldı. Programda konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç, maden ve doğal taş sektörünün Türkiye ekonomisindeki stratejik önemine dikkat çekerek, sektörün sürdürülebilir büyümesi için politika yapıcılar, sanayi ve ticaret dünyası arasındaki koordinasyonun artırılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. ATO Başkanı Gürsel Baran ise, Türkiye’nin madencilik sektöründe 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek ekonomiye katkı sağladığını ve bu rakamın giderek daha da artacağını vurguladı. "Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir" Türkiye’nin önemli yer altı kaynaklarına sahip olduğunu ve özellikle 2040 yılına gelindiğinde bu yer altı kaynaklarının daha da önemli olacağını belirten Ardıç, "Madencilik artık yalnızca yer altı kaynaklarını üretime kazandırma faaliyeti değildir. Enerji dönüşümü; savunma sanayii, ileri imalat, elektronik ve batarya teknolojilerindeki ivme, ham maddeyi stratejik bir başlığa taşıyor. Veri merkezlerinin hızla artan enerji ihtiyacı da bu tabloyu daha da keskinleştiriyor. Sonuçta ham madde, ekonomik bir girdi olmaktan çıkıp güvenlik ve stratejik rekabet meselesine dönüştü. Yüksek teknoloji, dijital dönüşüm ve yapay zeka son dönemlerde hepimizin konuştuğu temel başlıklar ama bunları konuşurken, ayağımızın bastığı toprağı unutmamamız gerekiyor. Çünkü teknoloji sadece yazılımla, kodla üretilmiyor. O yazılımların çalışması için madenlere, metallere ve bu ham maddeleri işlemeye ihtiyacımız var. Sanayinin geleceği bulutta, yani bulut teknolojilerinde olabilir ama kökleri hala topraktadır. Uluslararası Enerji Ajansı projeksiyonları, bu dönüşümün ölçeğini çok net gösteriyor. Net Sıfır senaryosunda 2040’a kadar bakır talebi yüzde 50 artarken; nikel, kobalt ve nadir toprak elementleri talebi yaklaşık iki katına, grafit talebi 4 katına yükseliyor. Lityum ise 8 kat büyüme ile öne çıkıyor. Aynı çalışma, 2040’a gelindiğinde enerji dönüşümü minerallerinin toplam pazar değerinin iki kattan fazla artarak 100 milyarlarca dolarlık bir ölçeğe taşındığını da ortaya koyuyor" diye konuştu. "Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil" Türkiye’nin dünyadaki bor rezervlerinin önemli bir kısmına sahip olduğunu ve bu rezervin gelecekte önemli alanlarda potansiyel kaynağı olduğunu ifade eden Ardıç, "Madencilikte rekabet artık sadece ‘rezerv’ rekabeti değil; izin süreçleri, çevre performansı, iş sağlığı güvenliği, şeffaflık, izlenebilirlik, zenginleştirme ve rafinasyon kapasitesi rekabetidir. Bu nedenle bugünkü zirvemizin ana başlığı olan ‘kamu politikaları, mevzuat ve uygulamalar’ tam da işin kalbine temas ediyor. Burada bir başka küresel gerçeğin de altını çizmek gerekir. Avrupa pazarı, kritik ham maddelerde bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. 2030 için yerli üretim, geri dönüşüm ve işleme kapasitesine yönelik hedefler koyuyor. Ülkemizin bu noktada çok güçlü bir örneği var. Eti Maden verilerine göre dünya bor rezervlerinin yüzde 73’üne sahibiz. Bu rakam; camdan seramiğe, temizlikten tarıma, metalurjiden enerji teknolojilerine uzanan geniş bir sanayi ekosistemi potansiyeli demek. Öte yandan, madenciliğin ülkemiz ekonomisine döviz kazandıran önemli bir işlevi de var. 2024’te 6 milyar dolar olan toplam maden ihracatımız, 2025’te yüzde 3,4 artışla 6,2 milyar dolara yükseldi. Bu tablo hem pazar çeşitliliğinin hem de katma değerli üretime geçişin ne kadar kritik olduğunu gösteriyor" şeklinde konuştu. "Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor" Türkiye’nin yer altı kaynaklarının zenginliğine dikkat çeken ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ise, "Türkiye, jeopolitik yapısı itibariyle yer altı zenginlikleri bakımından avantajlı bir ülke. Dünyada ticareti yapılan yaklaşık 90 maden türünün 70’inin yer aldığı ülkemizde, 60’ının da aktif olarak üretim ve ticareti gerçekleştiriliyor. Türkiye, maden çeşitliliği açısından dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Bor, mermer, trona, feldspat, barit, alçı taşı ve krom gibi birçok endüstriyel ve stratejik madende dünya ölçeğinde güçlü bir konuma sahibiz. Bor madeninde küresel ölçekte lider konumundayız. Bunun yanı sıra altın, gümüş, bakır, nikel, demir ve çinko gibi stratejik madenler açısından da önemli bir potansiyelimiz söz konusu. Madencilik sektörü, 2025 yılı itibarıyla 6,2 milyar dolar ihracat gerçekleştirerek, ülkemiz ekonomisine katkı sağladı. Ekonomik büyüklüğü 2024 yılı itibariyle resmi verilere göre 400 milyar lirayı aşan, bugün ise 500 milyar lira seviyesine ulaştığı belirtilen sektör. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın (GSYİH) yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyor ve yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor. Yapılan hesaplamalar, Türkiye’nin ekonomiye kazandırılmayı bekleyen yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık yer altı kaynağına sahip olduğunu gösteriyor. Bu potansiyelin önemli bir kısmı henüz üretim aşamasına geçmemiş olsa da, bu veri, sektörün ulaşabileceği potansiyeli göstermek açısından önemli. Madencilik sektörünün GSYİH’deki payının düşük olmasının en önemli nedeni, madenlerimizin hammadde olarak ihraç edilmesi. Maden kaynaklarımızı mamul hale getirebilsek, katma değer kazandırıp ihracat gelirlerimizi artırabiliriz" dedi.