EKONOMİ - 30 Ağustos 2024 Cuma 13:19

Manisalı domates üreticilerini sevindirecek gelişme

A
A
A
Manisalı domates üreticilerini sevindirecek gelişme

Manisa’da oldukça geniş bir alanda üretimi yapılan domates için Ticaret Bakanlığı tarafından alınan kararla ihracat iadesi yardımı yapılacak. Alınan kararla hem ihracatçılar ürünlerini yurtdışı pazarlara götürebilecek hem de salçalık domates üreticileri ürünlerini yüksek fiyatlardan satabilecek.


Manisa’da 2023 verilerine göre 104 bin 410 dekar alanda salçalık domates tarımı yapılıyor. 104 bin 410 dekardan 26 bin dekarı kurutmalık domates için ayrılan Manisa’da özellikle ihracata giden domates üretimi önemli bir kazanç kapısı haline geldi. Filipinler, Hollanda, Letonya, Litvanya, Tayland, Yunanistan başta olmak üzere çeşitli ülkelere ihracatı yapılan kurutmalık domates Sultani çekirdeksiz üzümüyle ünlü Manisa’da büyük önem taşıyor.


Ticaret Bakanlığı tarafından alınan kararla hem üreticiler hem de dış pazarlara açılmak isteyen ihracatçılar için sevindirici haber geldi. 15 Ağustos 2024 - 31 Temmuz 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilecek domates mamulleri ihracatında, kurutulmuş domatesler için ton başına 10 bin TL/ton, konserve domatesler (tüm veya parça halinde) için 7 bin 500 TL/ton, domates salça için 5 bin TL/ton, domates ketçabı için 4 bin 500 TL/ton, mahsup sistemi kapsamında ihracat iadesi yardımı sağlanacak. Öte yandan, ihracatçıların desteğin tamamından yararlanılabilmesi için, desteğe konu ihracatta kullanılacak domatesin 2,40 TL ve üzerinde tedarik edilmesi gerekeceği öğrenildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Kemik iliği nakli artık kardeş vericilerle sınırlı değil Kemik iliği naklinde verici bulma sorununu büyük ölçüde ortadan kaldıran yarı uyumlu akraba nakilleri, son yıllarda tam uyumlu kardeş vericilerle benzer başarı oranlarına ulaşarak hastalar için yeni bir umut kapısı araladı. Hematoloji uzmanı Prof. Dr. Mustafa Çetin, "Yarı uyumlu yakın akraba vericilerin kolay ulaşılabilir olması, hastaların uzun süre donör beklemesinin önüne geçiyor" dedi. Kemik iliği nakli, lösemi, lenfoma, aplastik anemi ve bazı kalıtsal kan hastalıkları başta olmak üzere birçok kan ve kemik iliği hastalığının tedavisinde hayati önemini koruyor. Geçmişte, kemik iliği nakline ihtiyaç duyan hastaların yalnızca yüzde 25-30’unda tam uyumlu kardeş verici bulunabilirken, son yıllarda geliştirilen yeni yöntemler sayesinde bu tablo büyük ölçüde değişti. Günümüzde anne, baba, çocuklar ve yakın akrabalardan elde edilen yarı uyumlu kan kök hücreleriyle yapılan nakillerin, tam uyumlu kardeş vericilerle benzer başarı oranlarına ulaştığı belirtiliyor. Bu gelişme sayesinde hastaların yaklaşık yüzde 90-95’i için uygun vericiye ulaşmak mümkün hale geldi. Hastalar hastalık ilerlemeden nakle alınabiliyor Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Bölümü’nden Prof. Dr. Mustafa Çetin, yarı uyumlu akraba vericilerin sağladığı avantajlara dikkat çekti. Prof. Dr. Çetin, "Yarı uyumlu yakın akraba vericilerin kolay ulaşılabilir olması, hastaların ulusal ve uluslararası donör bankalarında uzun süre verici beklemesini önlemektedir. Böylece hastalar, hastalık ilerlemeden ve olumsuz sağlık sorunları gelişmeden hızlı bir şekilde kemik iliği nakli tedavisine alınabilmektedir" ifadelerini kullandı. Genç yarı uyumlu vericiler öne çıkıyor Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların, vericinin yaşının da tedavi başarısında önemli bir faktör olduğunu ortaya koyduğunu belirten Prof. Dr. Çetin, bazı durumlarda yarı uyumlu fakat genç bir vericinin tercih edilebildiğini vurguladı. Çetin, "Yapılan çalışmalar, genç vericilerden yapılan nakillerin bağışıklık sisteminin yeniden yapılanmasını daha güçlü desteklediğini ve tedavi başarısını artırdığını göstermektedir. Bu nedenle bazı hastalarda, tam uyumlu ancak ileri yaşta bir verici yerine, yarı uyumlu fakat genç bir vericiden yapılan nakiller tercih edilebilmektedir" dedi. Tedavi sürecinde önemli avantajlar sağlıyor Yarı uyumlu akraba vericilerin, nakil sonrasında gerekebilecek hücresel destek tedavilerinin zamanında uygulanmasına da imkan tanıdığını ifade eden Prof. Dr. Çetin, bu durumun tedavi sürecini daha güvenli ve etkin hale getirdiğini kaydetti. Ayrıca bu yaklaşımın, donör bankalarından temin edilen hücresel ürünlerin yüksek maliyetini ve yoğun iş gücü ihtiyacını da önemli ölçüde azalttığını dile getirdi. "Daha ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir tedavi modeli" Tüm bu gelişmelerle birlikte kemik iliği naklinin daha fazla hasta için erişilebilir hale geldiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Çetin, "Bu yeni nakil yaklaşımı, hem sağlık sistemi hem de hastalar açısından daha sürdürülebilir bir tedavi modeli sunmaktadır. Yarı uyumlu akraba kemik iliği nakli, günümüz tıbbında hastalara umut veren önemli bir seçenek olarak öne çıkmaktadır" şeklinde konuştu.
Denizli Dünya Kanser Gününde hastalar bir araya geldi 4 Şubat Dünya Kanser Günü etkinlikleri kapsamında Denizli’de kanser taramaları sayesinde erken evrede tespit edilen kanseri yenen kişiler, kanser taraması yaptıracak vatandaşlara hikayelerini anlatarak örnek oldular ve kanser taramalarının zamanında yapılmasının ne kadar önemli olduğunu vurguladılar. Denizli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından 4 Şubat Dünya Kanser Günü kapsamında ‘Benzersizliğimizle Biriz’ temasına uygun bir etkinlik düzenlendi. Pamukkale Sağlıklı Hayat Merkezinde düzenlenen etkinliğe; Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Aytekin Polat, Pamukkale ve Merkezefendi İlçe Sağlık Müdürleri, sağlık çalışanları, kanser atlatıp iyileşen hastalar ve tarama için Pamukkale Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM) gelen vatandaşlar katıldı. Etkinlikte; Denizli İl Sağlık Müdürlüğünün il geneli düzenlediği kanser taramalarında erken evrede kanser teşhisi konan ve tedavisi sonrası iyileşen hastalar, hiçbir belirtileri yokken kanser olduklarını öğrendiklerini ve tedavilerine erken başlanması ile de kanseri yendiklerini belirterek yaşadıkları süreçleri katılımcılara anlattılar. Düzenli kanser taramalarının hayat kurtarıcı önemine vurgu yapılan ve genel kanser ile ilgili bir bilgilendirme sunumunun da yapıldığı etkinlik sonrası İl Sağlık Müdürlüğü ekipleri tarafından katılımcılara kanserin rengi olan mor menekşeler hediye edildi, el baskısı ile kansere dikkat çekildi. Belirti Olmadan Muayene ve Taramalarımızı Zamanında Yaptırmalıyız Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, etkinliğin, kanser taramalarının zamanında ve aksatılmaması gerektiğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirterek kanseri yenen hastalar ile tarama için gelen tüm katılımcılara teşekkür etti. Öztürk; "Dünya Kanser Günü teması ‘Benzersizliğimizle Biriz’ kapsamında herkesin yolculuğu farklı olsa da, kanserle mücadelede çok önemli olan umut ve dayanıklılık tüm bireylerde ortak duygular olabilmektedir. Bugün burada dinlediğimiz vatandaşlarımızın çoğu, hiçbir şikayeti olmadığı halde kimi zaman sağlık ekiplerimizin kimi zaman ailesinin ısrarlarıyla taramalarını yaptırdıklarını belirttiler. Hiç ihtimal vermedikleri bir dönemde kanser teşhisi aldıklarını, ama erken tespit edildiği için güzel bir tedavi süreci sonrası hepsi de sağlıklarına kavuştuklarını söylediler. Vatandaşlarımızın bugün burada anlattıkları bu hikayelerin, kanserde erken teşhisin önemi konusunda empatiyi arttıracağına inanıyoruz. Biz her zaman vurguluyoruz, asla bir belirti olmasını beklememeli ve hem kendi kendine muayenelerimizi hem de yaş aralıklarımıza göre düzenli taramalarımızı zamanında yaptırmalıyız. Ülkemizde yürütülen Ulusal Kanser Tarama programımız kapsamında; 40-69 yaş arasındaki kadınlarımızı 2 yılda bir meme kanseri, 30- 65 yaş arası tüm kadınlarımızı 5 yılda bir rahim ağzı kanseri ve 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkekleri 2 yılda bir kalın bağırsak kanseri taraması için KETEM, Toplum Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezlerimizde ücretsiz kanser taramaları için bekliyoruz" diye konuştu. Kolon kanseri teşhisi sonrası iyileşen 63 yaşındaki Ramazan Orhun, eşinin KETEM’den getirdiği tarama kiti sayesinde kanser teşhisi aldığını belirterek; "Bir süre eşimin getirdiği kiti yapmak istemedim, oyalandım ama sonrasında testi yaptık. Kit testinde çift çizgi çıkınca önce telaşlandık, sonra Aile Hekimimize gittik, hemen tedaviye başlamamız gerektiği söylenince tedavi için hastaneye gittik. Ayrıntılı tetkikler ve sonrasında da tedavim gerçekleşti. Şu anda iyiyim ve 6 ayda bir kontrollerim devam ediyor. Vatandaşlarımız, ilk başta benim gibi duyarsız, aman ne olacak diye düşünebiliyorlar. Burada sağlık çalışanlarına daha fazla görev düşüyor, o kişileri biraz daha fazla uyarmalarını istiyorum. Vatandaşlarımız da bu konuda duyarlı olsunlar" şeklinde konuştu. Üçüncü evrede kanser tespit edilen 48 yaşındaki Fatma Kaygın ise kadınlara taramalarını yaptırmaları için çağrıda bulundu ve şöyle konuştu: "KETEM’de yapılan taramalarda üçüncü evre meme kanseri teşhisi aldım, başarılı geçen tedavi sürecinden sonra sağlığıma kavuştum. Kanser, korkulacak bir şey değil, belli bir yaşa gelen kadınlarımızın KETEM taramalarını yaptırmalarını rica ediyorum. Bu taramaların erken teşhis konmasında çok büyük bir faydası oluyor. Ben üçüncü evrede tedaviye başladım halde sağlıklı bir kadın olarak şu an hayatıma devam ediyorum" dedi.
Ankara 600 milyonluk lüks araç vurgununa darbe Ticaret Bakanlığı, Sarp Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri tarafından gerçekleştirilen operasyonda 600 milyon lira değerinde, 65 lüks araca el konuldu. Ticaret Bakanlığına Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri kaçakçılıkla mücadelesini sürdürüyor. Bu çerçevede Sarp Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğü ekipleri tarafından 18 aylık teknik ve fiziki takiple yapılan araştırmalar neticesinde yasa dışı şekilde yurda araç sokulduğu tespit edildi. Kemalpaşa İlçe Jandarma Komutanlığı ve Sarp Gümrük Muhafaza Kaçakçılık ve İstihbarat Müdürlüğünce müştereken gerçekleştirilen ve sahte emeklilik belgesi ibraz edilmek suretiyle yurda giriş işlemleri tamamlanan araçlarla ilgili başlatılan operasyonda, bahse usulsüzlüğe karışan 18’i kamu görevlisi 22 şüpheli, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununa muhalefet ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen rüşvet suçlarından göz altına alındı. Bakanlıktan yapılan açıklamada soruşturmanın Hopa Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam ettiği belirtilirken, Gümrükler Muhafaza Teşkilatı’nın Türkiye’nin ekonomik çıkarlarının ve güvenliğinin muhafaza edilmesi, haksız rekabetin önlenmesi ve dürüst ticaret erbabımızın haklarının korunması hedefiyle çalışmalarına devam edeceği de bildirildi.
Balıkesir Balıkesirli en çok kalpten ölüyor Balıkesir’de yapılan araştırma şehirde yaşayanların en çok kalp ve damar hastalıklarından hayatını kaybettiği gerçeğini ortaya koydu. İlk sırada yer alan kalp ve damar hastalıklarının ardından kanser ölümleri ise ikinci sırada yer aldı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan 2024 yılı Ölüm Nedeni İstatistikleri, Balıkesir’in sağlık tablosunu ortaya koydu. Verilere göre Balıkesir’de ölümlerin yüzde 43,9’u dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle gerçekleşti. Bu oran, Türkiye ortalaması olan yüzde 36’nın oldukça üzerinde dikkat çekici bir seviyeye ulaştı. Balıkesir’de iyi huylu ve kötü huylu tümörlere bağlı ölümler yüzde 14,4 olarak kayıtlara geçti. Bu oran Türkiye genelindeki yüzde 16,3’lük seviyenin altında kaldı. Uzmanlar, erken tanı ve düzenli sağlık kontrollerinin bu düşüşte etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Balıkesir’de solunum sistemi hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 17,1 ile üçüncü sırada yer aldı. Bu oran, hem Türkiye ortalamasının yüzde 15 ile birçok il ortalamasının üzerinde bulunuyor. Özellikle ileri yaş nüfus ve kronik hastalıkların bu tabloyu etkilediği görülüyor. Ölümlerin diğer nedenleri Balıkesir’de sinir sistemi ve duyu organları hastalıklarına bağlı ölümler yüzde 2,5, endokrin, beslenme ve metabolizma hastalıklarına bağlı ölümler ise yüzde 3,2 olarak açıklandı. Harici yaralanmalar ve zehirlenmeler yüzde 3,7 oranında gerçekleşirken, COVID-19 kaynaklı ölümler yüzde 0,02 ile yok denecek seviyede kaldığı açıklandı.
Bursa Bursa Şehir Hastanesi taksi durağında dehşet anları: Güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı Bursa Şehir Hastanesi taksi durağında yaşanan saldırının güvenlik kamerası görüntüleri dehşete düşürdü. Taksiye alınmadığı gerekçesiyle sinir krizi geçirdiği öne sürülen sağlık çalışanı S.B. (32), durağı adeta savaş alanına çevirdi. Olayda yaklaşık 150 bin liralık maddi hasar meydana geldi. Edinilen bilgiye göre olay, Nilüfer ilçesi Doğanköy Mahallesi’nde bulunan Bursa Şehir Hastanesi taksi durağında yaşandı. İddiaya göre durağa gelen iki yolcudan erkek yolcu ilk sırada olduğu için gelen ilk araca alındı. Daha sonra gelen kadın yolcuya ise bir dakika içerisinde ikinci taksinin geleceği bildirildi. Ancak bu duruma sinirlenen kadın, durak görevlileriyle tartışmaya başladı. "Taksi beni sevmiyor" diyerek saldırıya geçti Güvenlik kamerası kayıtlarına yansıyan görüntülerde, kadının kısa süre içinde kontrolünü kaybettiği, durağa ait camları, bilgisayarları ve elektronik ekipmanları hedef aldığı görülüyor. Saldırı anları durakta görevli bir şoförün cep telefonu kamerasıyla da kaydedildi. Ayaklı seyyar küllükleri ve boya kovalarını kullanan S.B., taksi durağının camlarını kırdı, bilgisayar ekranlarına ve güvenlik kameralarına zarar verdi. Kırılan camlardan içeri atılan boya kovaları nedeniyle durağın içi tamamen boya oldu. "Bir dakikalık mesele, büyük zarara dönüştü" Bursa Şehir Hastanesi Taksi Durağı Başkanı Mustafa Turan, yaşananları şöyle anlattı: "Dün saat dört civarında durağımıza iki yolcu geldi. Erkek yolcu önce geldiği için araca alındı. Bayan yolcuya ise ikinci aracın bir dakika içinde geleceğini söyledik. Buna rağmen ‘Beni neden almıyorsunuz, beni beğenmiyorsunuz’ diyerek tepki gösterdi. ‘Taksi beni sevmiyor’ diyerek bir anda saldırıya geçti. Sakinleştirmeye çalıştık ama dinlemedi. Bayan olduğu için müdahale etmedik. Ancak durağımızı harabeye çevirdi. Camlarımız kırıldı, bilgisayarlarımız parçalandı, boya kovalarını içeri attı. Çok mağdur olduk." "24 saat hizmet veriyoruz, bir günde toparladık" Turan, durağın 24 saat hizmet verdiğini belirterek, gece çalışan şoförlerin mağdur olmaması için kısa sürede toparlanmaya çalıştıklarını söyledi: gececi arkadaşlarımız soğukta kalmasın diye bir günde toparladık. Ama maddi ve manevi olarak çok yıprandık. dedi "İlk kez yaşanmamış" Durağın bir diğer sorumlusu Adem Yılgın ise olayın ilk olmadığını söyledi: "İncir çekirdeğini doldurmayacak bir konudan dolayı bunlar yaşandı. Daha önce de aynı kişinin özel halk otobüsüne saldırdığı, cam ve kart mekanizmasını kırdığı söylendi. Yaklaşık bir aydır bizim durağın müşterisi. Son günlerde çalışanlara bağırıp çağırıyordu. Muhtemelen psikolojik sorunları var." Yılgın, olay sonrası ortaya çıkan zararın boyutunu da şu sözlerle anlattı: "Yaklaşık 150 bin lira masraf yaptık. Camlar, bilgisayarlar, monitörler, zemin, duvarlar, mobilyalar Hepsi kullanılamaz hale geldi. Boya her yeri mahvetti. Mecburen her şeyi yeniledik." dedi Polis soruşturma başlattı İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, şüpheli kadın hakkında işlem başlattı. Güvenlik kamerası ve amatör görüntüler incelemeye alınırken, olayla ilgili soruşturma sürüyor. (GÖ-